Prof. Yaşar Nuri Öztürk’e Göre Reenkarnasyon (Ruh göçü – Tekrar doğuş) _ Bölüm 1

Not: Reenkarnasyonla (ruh göçü) ilgili tüm sorulara cevap veren, dünyaya nereden, neden gelindiği, nereye gidileceğini açıklayan  REENKARNASYON HAKKINDA ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ HERŞEY‘i  de okumanız tavsiye olunur.
————————————————————————————————
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 16.12.2011 tarihinde ShowTV‘de “Saba Tümer İle Bugün” programında reenkarnasyon hakkında bakın neler diyor:

Reenkarnasyon, dünya boyutunda, dünya planında tekamülünü tamamlamamış ruhun veya benliğin taşıdığı bedenden ayrıldıktan, öldükten sonra tekrar başka bir bedende tekamülünü tamamlamak üzere dünya planına gelmesi, gönderilmesi inancıdır. Ama bunda geriye gidiş yoktur, yani insan olarak gelmiş bir varlık reenkarne olduğu zaman hayvan olara, papatya olarak veya yılan olarak gelmez, insan olarak gelir. Geriye adım atma yok. O tenasüh inancında var. Daha aşağı varlık olarak dönmek Hint sisteminde. Reenkarnasyonda yoktur. O insan olarak gelmiş, kendisine verilen krediyi layıkıyla değerlendirememiş, tekrar gelecek, tabi o geliş keyif yapmak için değil. Izdırap çekerek onu tamamlayacak. Bunda din de renkarnasyon inancı da müttefiktir. İnsan tekamül etmeye mecbur ve mahkum bir varlıktır. O tekamül tamamlanacaktır. Büyük Sufi Kuşadalı İbrahim diyor ki “sen bu alemda  dik yokuşta bir yere geliyorsun rahatlamak için geriye dönüyorsun, yanlış yapıyorsun, tahammül et, yokuşu çık, geriye gittin mi bir daha çıkacaksın o yokuşu. Keyif yapayım diye geriye yürüme. O yokuşu sana tamamlatacaklar.” Reenkarne olanlar o yokuşu bitirememiş. Bir zirve koymuş yaratıcı. “Buraya geleceksin” diyor. Geliyor, olmamış, ölüyor, gidiyor alem-i berzaha, ara aleme, bakıyor ki vaziyet kötü, bir daha bir iki, mesela bir ayette diyor ki “iki defa geldik tamamlayamadık, bir kere daha bizi gönder de tamamlayalım”. “Yok gidemezsiniz daha” diyor. İşte haşir inancı burada devreye giriyor. (Not: haşir veya haşr kıyamet gününde toplanma inancı. B. Pakman) Reenkarnasyon da haşir’e inanır. Tenasüh gibi değildir. Ahiret inancı reenkarnasyona inananların büyük kısmında vardır. Ne diyor? “1 defa, 3 defa geldi, opsiyonların hepsini berbat etti, fırsatları.” Bu defa bunu cehenemde tamamlayacak. Cehennem de tekamülü tamamlamanın  bir aracıdır. Allah kimseye azap ederek  zevk almıyor. Bir defa gelmiş, bir daha gelmiş, belki bir daha gelmiş, bilmiyoruz. Olmamış. İnat. O inadı Cehennemle kılacaklar. Cehennem de Allah’ın bir tekamülüdür.

Bölüm 1

Kur’an da reenkarnasyona olumlu bakan 30 a yakın ayet var. Reenkarnasyona inananlara göre tekamülde reenkarnasyonun yeri çok büyük, daha doğrusu reenkarnasyon tekamülün bir aracı. Sistem böyle kurulmuş. Hem İlahi Adalet, yaratıcı Adalet hem de insanın tekamülü bu sisteme ayarlanmış reenkarnasyona inananlara göre. Tabi müslüman dünyada da buna inananlar var, çok büyük düşünce alimleri. Özellikle sünni ekolde reenkarnasyonu kabul etmeyenlerin kaygısı şudur: biz bu reenkarnasyonu kabul edersek ahiret, haşir inancı zarar görür, güme gider. Halbuki gitmez. Tenasühe inandığın zaman gider. Kaldı ki bazı müfessirler var, ki Süleyman Ateş bunlardan biridir, Kur’an’daki ahiret ve haşr inancını reenkarnasyonla izah ediyor. Yani bırakın reenkarnasyonun ahiret inancını reddetmesini tam tersine renkarnasyona inananlara göre reenkarnasyon ahiret ve haşr inancını takviye ediyor. Müteşabih konular hüküm vermeye müsait değildir (Not: müteşabih; yorumlanmaya ihtiyaç duyulan. B. Pakman). Herkes düşüncelerini söyler. Düşünme egzersizi yapacaksınız, ama hüküm vermeyeceksiniz. Ahirete ilişkin bütün meselelerde bu böyledir. Nereye hüküm veriyorsun? Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği gibi: “Kim gitti geriye döndü ki bize anlatsın?” Ama iman konusu olarak ölümden sonra dirilme var. Biz buna inanacağız. Nasıl? Bilemiyoruz. Bilemeyiz. Kur’an diyor “buna bir iman konusu olarak inanıyoruz”, reenkarnasyon da bunun içinde. Madem ki ahiret alemi müteşabih, biz bunları bilmiyoruz. Reenkarnasyonla bunu izah edenlere  ne hakla “siz yanlış yapıyorsunuz” diyorsunuz, diyeceğiz? “Ha biz böyle alıştık, bize böyle söylendi”. Bize şöyle söylendi diye birşey yok. Kardeşim Kur’an’ın verileri ortada. Bırak herkes düşünsün, düşündüklerini söylesin. Ahirete inanmıyorsa bir adam, “ben ahirete inanmıyorum” der. O zaman da biz ona “sen İslam dininden çıktın” deriz. Reenkarnasyona inananlar böyle demiyor ki? Onların ahiret inancıyla bir alışverişi yok, bir sıkıntısı yok. Bir izah tarzıdır diyorlar. Bu da ahiretin bir izah tarzıdır. Şimdi Süleyman Ateş sayfalar yazmış bu konuda. ve ahireti, cenneti, cehennemi reenkarnasyon ile izah ediyor. Koca bir ilim adamı. Sen şimdi “Süleyman Ateş ahirete inanmıyor, inkar etti” mi diyeceksin? Diyor ki “Kur’an’ın verileri bunları konuşmamıza müsait”. Ben de diyorum ki hüküm vermeden bunları konuşabiliriz. Ne diyeceksin başka? Ömer Rıza Doğrul aynı şeyi söylüyor. Geriye gidin, koca İhvan-ı Safa insanlığın düşünce tarihinde muhteşem bir ekol. İnanıyorlar. Sufi sistemlerin bir çoğunda var. Tasavvuftaki devir nedir? Neden devir nazariyesi? Bir başka ifade şekli. Mevlana’da da reenkarnasyon var. Hatta bir yerde diyor ki: “İnsanoğlu bir kere doğar. Nihayet 2 kere doğar. Ben defalarca doğdum.” Tekamülde çektiği ızdırabı, katettiği berzahı, katettiği mesafeleri kasdediyor. Yani ben şimdi ilmihal kitabına öyle koymuş diye siz asırlar ve asırlar boyu insanlığı buna mı talim ettireceksiniz? Adam “ben ahirete inanıyorum”. Amenna. Bunda benim hiçbir tereddütüm yok. Ama nasıl? Nasıl konuşulduğu zaman “reenkarnasyonu da konuşuruz” derse ne diyeceksin? Bırak konuşsun.

Ahirette hesap konusunda hayat nimetinin karşılığını verdin mi? Ana soru bu. Hayat nimetinin karşılığını vereceksin. Bunu vereceksin. Bu öyle iki rekat namazla veya efendim, akşama kadar tesbih çekmekle, böyle olmaz. Hayat nimetinin karşılığını vermek bir bütündür. Eee şimdi adam hayat nimetinin karşılığını bırak sahip olduğu mülkün asgari paylaşımını ifade eden zekatını vermiyor….

Soru: Reenkarnasyonu yaşayan bir insan önceden erkekse reenkarnasyon ile bayan olabilir mi? Cinsiyet değişir mi?

YNÖ: Olabilir. Cinsiyet önemli değildir. Ruhta cinsiyet yok. Ama tekamülün seyri bakımından büyük moranda aynı cinste gelinir ki kaldığı yerden devam etsin. Yani bıraktığı eksiğe göre cinsiyet değişebilir.

Amerika’da bir hanımefendi şey bakmıştı, el şeylerinde, zorla tuttu yakaladı bakacağım dedi. E bak bakalım dedim. Benim bundan önceki hayatlarımdan birinde ben Suriye dolaylarında bir kumandanmışım. Bakar mısın? Üç tane hatunum varmış ama birini hep savaşlarda yanımda taşırmışım. Bakar mısın? … Savaşlarda bile. Nerde o hatun şimdi merak ediyorum ben. Şimdi o mesela reenkarne olup gelmişse, e neler vermem ben onu görmek için… Üçüncü gelişim olduğunu öğrenince falcıdan, bayağı şey yaptım, yahu biz de kendimizi zeki sayardık yani bir defada tamamlarız bu işi diye…Ben şu geldiğim planda, şu gün insan olarak misyonumu, görevlerimi nasıl yerine getiririm onu düşünüyorum. Ama tabi kafama o takıldı. Şimdi o savaşlarda yanımda taşıdığım hatun neyin nesidir, nerdedir?  Onu taktım kafaya… Esmer, çukulata rengi dedi. Suriyeden bahsediyoruz: Ne olacaktı?…Yani merak ediyor insan… Anlatan Morgan diye bir zenci ama çok meşhur birisi…

Soru:..Artık bir daha gelmezsiniz siz belki de.

YNÖ: Bilmiyorum. Bana sorsan gelmem. Dünyada bu kadar rezillik varken. Bundan sonra daha rezil olacak bu dünya. Niye geleyim?

Bölüm 2

Twitter kanalıyla gelen soru: Bir ana rahminden önceki durumu bir de kabirdeki hali, hepsi iki ölüm iki diriltmedir, reenkarnasyon yoktur.

YNÖ: Ben onun neyi sakız gibi çiğnediğini anladım. Güzel ifade edememiş. Şimdi Kur’an’da “Rabbimiz bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Bir üçüncüsüne imkan yok mu?” diyorlar. Cenab-ı hak da “Hayır bu kadar” diyor. “Bundan  sonrasını cehennemde tamamlarsınız” O ayette diyor ki ordaki ölüm, işte bu Bakara 28 dekini, oradaki ölüm dünyaya gelmeden önceki haldir.

(Notlar. Soruyla ilgili Kur’an ayeti:  Dediler: “Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?Mümin 11.    

Bakara 28. ayet: “Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz?! Siz ölülerdiniz, O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Nihayet O’na döndürüleceksiniz.” B. Pakman).

Bu tam bir saçmalıktır. Bunu nasıl söylüyorlar? Ayıp diye bir şey var. Bir defa ölümden söz etmek için hayata gelmiş olmak lazım ki öleceksiniz. Dünyaya gelmemiş bir varlığın ölümünden hem de iki defa, üç defa söz edilir mi? Yahu bunlar kafayı mı yemiş?  “Emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni – bizi iki defa öldürdün iki defa dirilttin” diyor. Dünyaya gelmemiş varlığın ölümünden söz edilir mi? Dünyaya  gelecek, ölecek, bir daha gelecek, bir daha ölecek, onu diyor Kur’an. “O ana rahmindeki durumudur da ordan değil”. Ana rahmindeki cenin ölü müdür ya? ölümden söz etmek için dünyaya gelmek lazım. Bu saçmalığı bir matahmış gibi habire tekrarlayıp durmasınlar. Ayıp oluyor…Kur’an’ı Kerim reenkarnasyona açık ifadeler taşımaktadır, otuza yakın ayet var. Ama hüküm veremeyiz çünkü müteşabihtir (Not: Müteşaibih: Yoruma açık. B. Pakman). Ahiret inancını bir iman olarak koruruz, onun izahı sadedinde reenkarnasyon da devrede olabilir bir ihtimaldir deriz. Bu kadar.

Twitter kanalıyla gelen soru: Zaman zaman dejavu yaşamak reenkarnasyon alameti midir? (Not: Dejavu: Bir yeri daha önce görmüş olma veya bir olayı daha önce yaşamış olma duygusu. B. Pakman)

YNÖ: Olabilir. Dejavu değil transa veya hipnozla bilincin alt, aşağı kademelerine indiriliş insanlar fotoğraf verir gibi milimetrik ayrıntılarına kadar önceki hayatlarında yaşadıkları şeyleri anlatıyorlar. Literatürde bunlar doludur. Doludur. Mesela denizden korkuyor adam. Niye korkuyor? Suya girmekten korkuyor. Karadenizli. Denizin kenarında doğmuş, büyümüş. Babası, anası, yedi sülalesi. Suya sokamıyorsunuz ayağını. “Bana Hazreti Süleymanın hazineleri şurada var deseniz” diyor adam, ben bunu bizzat dinledim, “diz kapağımdan yıukarı geçen bir suya ben girmem”. Şimdi hipnozla indiriyorlar şuuraltına, arka dönemlere geçiriyorlar. Bir yere geliyor, feryat, figan. Boğularak ölmüş. Boğularak ölmüş. Oraya geldi mi onu yaşıyor ve aynen yaşıyor onu. Yaşıyor yani kapı numalararına kadar eşiklerin mermerlerine kadar, kapının tokmağına kadar, yüz sene, yüzelli sene geçmişi, oraya indiriyorlar hipnozla, veriyor bunları sana. Bunları kaldırıp atamazsınız.

Soru: İlk kayıtlardan itibaren bir de, oralara falan da gidebiliyorlar. Değil mi?

YNÖ: Tabi ki daha gerileri de olacaktır bunun ama bunu hipnozla ne kadar temin edersiniz? Bunlar kolay işler değil. Ben ona bakmıyorum. Ben kutsal metnin verilerine bakıyorum. Kutsal metin bunun mümkün ve muhtemel olduğunu en azından veriyor. Ben şimdi seleflerimin olmaz diyenlerine de hakaret eder gibi “yok efendim onlar yanlış demişler vardır bu” böyle bir edepsizlik yapmam. Kur’an bunu en azından muhtemel olduğunu bizim önümüze koyuyor. Herkes birbirine saygılı olsun. Ahiret inancını koruyan insanlar reenkarnasyondan bahsedebilirler ve onları da dinlemek lazım. Bu da fasafiso değildir. Bu kadar. Ama hüküm-müküm olmaz.

Soru: Peki bütün dinlerde reenkarnasyon inancı var mı?

YNÖ: Hayır. İslamiyette resmi akide reenkarnasyonu kabul etmez. Hıristiyanlıkta da kabul etmez. Ama bütün dinlerin mensupları içinde reenkarnasyona inanan büyük bir yekun var. Ama Hint sistemlerinde reenkarnasyon hem de tenasüh mertebesinde kabul edilir. Hayatın esasıdır. Ha o tenasuh dedik. Onu da bir kurcalayalım. Yani Kur’an’da nelerin olduğunu herkesin bilmesi lazım. Kur’an bizim bildiğimiz. bize belletilen yedi sekiz ayetten ibaret değildir. Kur’an 6300 küsur ayetten ibarettir. Onların hepsinde ne olduğunu herkesin bilmesi lazım. İlmini yapmak ayrı birşey ama konu olarak bilecek. Mesela Kur’an kötülükler, aşırı kötülükler, zulümler yaparak lanetlenmiş insanların maymuna, domuza döndürüleceğini söylüyor. Al bakalım şimdi. Nerde reenkarnasyon? Çıplak baktığınız zaman bu doğrudan doğruya tenasuhdur. Hint sistemindeki tenasuhun Kur’an’daki ifadesidir. Ben tenasuha hiç inanmadığım için bu ayetleri ben de “bunlar mecazi manadadır” diye tevil etme yönüne gidiyorum ama birisi çıkar da “kardeşim ne zorluyorsun sana bunları tevil etme yetkisini kim veriyor, ben tevilsiz kabul ediyorum”. Mesela demin şeyden bahsettik ki o bağlamdadır. Maun suresinde o ayeti değerlendiriyorum. Hükmi domuzlar dedik. Hükmi domuz insandan olur. Domuz zaten domuzdur. Allah’ın zavallı hayvanı. Ne suçu var. Hükmi domuz dikkat çelicidir. Çünkü o insandan oluyor. Diyor ki, bak bak bak, tabire bak. “Allah kimi lanetlemişse, işte şu şu kötülüklerinden dolayı, ona gazap etmişse onlardan” diyor “maymunlar, domuzlar ve firavun uşakları yaratır”. Bu Kur’an’da ayet bunu ordan yok edemezsin. Şu şu şu melanetleri işleyen ve Allah’ın lanetine çarpılan hükmi domuzlar diyor, hükmi domuzlar, Allah tarafından maymuna ve domuza tebdil edilir. Diyorlar ki bunla roldukları yerde domuza döndürülmüştür. Eski devirlerde vardır. Ne eski devirleri? Ya, şimdiki insanlardan bahsediyor. Yalan söyleyerek zorla Kur’an ayetini saptırmayın. Eski, meski yok. Şimdiden bahsediyor. Bugün geçerli o ayet. Bugün biz durup durken bir adamın maymuna, domuza döndüğünü görüyor muyuz? Birden domuzlaşırmış o. Taşlaşarak domuz olurmuş. Hayır böyle birşey yok. Bu doğrudan doğruya, ha ben de zorlayarak diyorum ki onlarda domuz ve maymun huylarını geliştirir. O manadadır. Ama Allah biliyor benim de içime sinmiyor. Hükmi domuzlar gerçekten domuz olarak dünyaya gelsin, benim içime sinen bu. Ama ben bunu bir hükme dönüştürerek Kur’an tenasuhe de cevaz verir demiyorum. Seleflerime saygım yüzünden demiyorum. Ama Kur’an ayeti  orda. Şu şu şu kötülükleri yapmış hükmi domuz olmuş adamları diyor Allah maymuna ve domuza döndürürüm. Biz bu alemde Sünnetullaha değişmez olan Sünnetullahın değiştiğini ve bazı insanların durduğu yerde domuza ve maymuna döndüğünü hiç görmedik. Tarih böyle bir şeyi kaydetmiyor… Maide’de sanki tenashühü doğrudan tarif eder gibi.  Şu şu şu kötülükleri yapanlar diyor. Sonra diyor ki onlardan daha beterini size haber vereyim. Maide suresi 59 dan 62 ye kadar okumak lazım. 60 ayet şöyle: “De ki, Allah katında ceza olarak bundan da kötüsünü size bildireyim mi?” Kötülük yapanların cezalarından bahsediyor, geçiyorum onları, bundan daha kötüsü var diyor. Bakın cezadan celandırmadan bahsediyor. Mecaz, mecaz. Zaten şu ifade bu ayeti  mecazi manaya almaya engeldir. “Allah’ın lanetlediği üzerine gazap indirdiğidir o.” Şimdi açıyor bunu. Allah’ın lanetleyip üzerine gazap indirdikleri kimlerdir? Şimdi Maun suresine ben bunu niye koydum? Çünkü orada da lanetlenmiş bir güruhtan bahsediyor. Allah’ın lanetlediği insanların nasıl bir akıbete uğrayacaklarını hükmi domuz haine geldikleri için bu ayet o müfesser ayetleri burada müfessir olarak tefsir ediyor. Kur’an’ın bazı ayetleri bazı ayetlerini tefsir eder. Bu da müfessir bir ayettir. Bak ne diyor? “Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır. İşte bunlardır yer bakımından aha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha sapık olanlar.” Siz şimdi bu kitabın, “efendim  reenkarnasyona nasıl bakıyor?”u soruyorsunuz. Şunu çıplak okuyan bir adam ne diyecektir? Evet Kur’an’ı okumak lazım. Bizim küçücük zavallı hafsalamıza Kur’an’ı sıkıştırmaya kalkmayalım. Musa Carullah’ın muhteşem bir sözü var. O da büyük İslam alimidir. Diyor ki “Bazı insanlar kendi hafsalalarını büyüterek İslamı kavramak yerine İslamı kendi küçük hafsalalarına sığdırmak için küçülttüler. Başımıza ne geldiyse bu yüzden geldi” diyor. Adam ezberlemiş, bir at gözlüğü takmış, ağzını açtın mı “künahdur”. “Ağzını açtın mı künahdur”.  Künahdur, künahdur, künahdur, künahdur.  İslam dinini bir künahtır at gözlüğüne döndürdüler. Kim müslüman olursa o gözlüğü takacak ve ondan sonra da Kur’an ne olacak peki? 

Soru: Kur’an’da bir surede ilk ölümden bahsediliyor. Bu ne demek?
YNÖ: Bu bana göre reenkarnasyon.

Soru: İlk ölüm?
YNÖ: İki defa ölmek iki defa dirilmek. Defalarca ölmekten dirilmekten bahsediliyor. Kur’an’da bunlar var.

Soru: Peki bunlar varsa mesela, kimileri niye reenkarnasyona inanmıyor?
YNÖ: O, o da bir tür tabuculuk. Yani bir defa şurda bir karıştırma var. Bu Hintteki tenasuh. Yani insan öldükten sonra ceza olarak hayvana döner. Yılan olur, böcek olur falan. Bunla, ki orda ahiret inancı da yok, reenkarnasyona inananlar ahirete inanır, reenkarnasyon ahiret inancını reddetmiyor, apayrı bir kavram o, Hint tenasuhu ile bunu karıştırıyorlar.

Soru: Hayır şimdi mesela bu bahsettiği sure hangi sure bilmiyorum da siz muhakkak, belki anlatırsınız, biliyorsunuzdur, ne deniyor orada, ilk ölümden…
YNÖ: İllâ mevtetenâl ûlâ ve mâ nahnu bi muazzebîn. Sadece bizim ilk ölümümüz var. Bir daha biz azba uğratılmayız. Ha gayet açık ki ikinci bir ölüm de olacak. Bir başka yerde de diyor ki: Kâlû rabbenâ emettenâsneteyni ve ahyeytenâsneteyni. Rabbimiz bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Fe hel ilâ hurûcin min sebîl. Bir üçüncü dirilme olacak mı? Eksiklilerimizi düzeltelim. Veriyor. Efendim işte o ilk ölüm ana rahminde…Ana rahminde ölüm. Ölümden söz etmek için bir defa hayata gelmesi lazım. Hayat sahnesine çıkması lazım ki onun ölmesinden söz edelim. Ana rahmindeki ceninin ölmesinden söz edilebilir mi? Herneyse. Yani Kur’an’ı Kerim reenkarnasyona mesnet olacak onlarca ayet barındırmaktadır. Ama bütün bunlardan sonra bu bir müteşaibih alan olduğu için biri çıkar hayır yok efendim onlar mecazdır tevil edilir..şöyle..benim ona da bir itirazım yok. Ne olacak şimdi ben bunda ısrar edersem? Şişlide bana apartman mı tahsis edecekler veya öbürüne? Yoksa yok kardeşim. Yani Süleyman Ateş hoca bunu tefsirinde, ilk, bak burda ilklik onun hakkıdır, ilk bunu çok geniş ve çok mukni ve çok geniş şekilde bunu gündem yaptı. Ona da çok sataştılar filan, ama, sataştılar ama aşamadılar ve dediği hala ilmi manada inandırıcılığını koruyor. Süleyman Ateş Hocaya göre ahiretin müteşaibih olmasının bir manası da bu. Reenkarnasyon bu müteşaibih ahiret inancının bir tür yorumudur, işleyişidir. Ahiret hayatı müteşaibihdir. E işte biraz müteşaibihini çözdün mü bu diyor, çıkar karşına. Cennet cehennem hep bu reenkarnasyonla izah edilir. Ne var bunda? Bundan yararlanmak lazım. En azından müsaade edin. İlmihal kitabına yaz diyen yok size. Ama bırakın bu fikrî temrinleri bu tefekkür cimnastiğini Müslüman düşünürler, aydınlar yapsın. Sen niye hemen aforoz ediyorsun? Senin babanın tapulu malı mı? Tabii bunlar…şimdi bakın bunların içinde inancının icabı bunlara tahammül edemeyip eleştiri getiren… onlara saygı duyuyorum. Öyle görmüş ve inancı buna zorluyor. Tamam. Ama bir de namussuzlar var. Kendi dediği gibi demedin mi, ne olursa olsun, hemen aforoza giriyor. Bir namussuz bana mail yazmış geçenlerde, diyor ki sen Kur’an… bunlar tamam ama bunları diyor sen bir tür paravan gibi kullanarak dini tahrip ediyorsun. Yani ben Trabzon’un Sürmene kazasının bir dağ köyünden ve annem itibariyle de Bayburt’un bir dağ köyünden bir insan. Babasının dizinin dibinde üç yaşında Kur’an okumuş, sekiz-dokuz yaşında Kur’an ezberlemiş, hayatı Kur’an kursundan, medrese eğitiminden, imam hatipten, klasik liseden, ilahiyattan gelmiş, New York Üniversitesinde hocalığa kadar gitmiş bir adamım. Dedelerim İslam alimi büyük dedelerim, yedi sülalem geriye doğru on batın git öyle. Şimdi bütün biz bütün bu işleri büyük dedelerimden, babamdan, sahib-i tertip babamdan bana kadar İslam’ı tahrip etmek için bu din hizmetlerini, bunları maske…Şerefsiz, namussuz onun bunun çocuğuna bakar mısın? Bunların müstehak olduklarını ifade edecek ben altı dilde okuyan bir adamım, hiçbir bildiğim dilde, okuduğum dilde kelime bulamıyorum. Ne demek lazım bunlara? Bulamıyorum. Bulsam hiç acımadan söyleyeceğim. Ya, namussuz diyorum, onun bunun çocuğu diyorum…

Soru: Engellilerle ilgili bu tarz sorular çok geliyor hocam. Onların bir sorumluluğu olmayacak mı? Yani hani sonuçta varıcağımız..
YNÖ: Hayır nasıl sorumluluğu olur ya..Çünkü maluliyetleri var. Sorumluluk kullanılacak güce göre belirlenir…onları Allah münasip bir şekilde belki de yeniden reenkarne olup başka şartlarla sorumluluk yüklenecek kıvama gelecekler. Bilemiyorum.

Soru: Gerçekten hemen hemen reenkarneden bahseden ender insanlardan birisiniz. Helal olsun Hocam.
YNÖ: Reenkarnasyon insanlara garip geliyor. Ya ben illa ısrar etmiyorum. Belki de yok. Ama bana öyle geliyor ki hayatın en önemli realitelerinden biridir reenkarnasyon ve Kur’an’a Kur’an imanına dokunan hiçbir yanı yoktur. Müteşabih olan ahiret meselelerinin bu müteşabih yanlarından birine getirilmiş bir izahtır. E doğru değil. Doğru değilse doğru değil kardeşim. Benim bir kaybım olmaz. Ama ben önemsiyorum.

SÖYLEŞİNİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

————————————————————-

REENKARNASYON (yeni bir bedenle dünyaya tekrar gelme) konusunun gündeme geldiği her yerde şunun altını mutlaka çizmişizdir: Reenkarnasyon anlayışı, Kur’an’ın Ahiret ve haşir inancını en küçük anlamda zedeleyecek bir şekle dönüştüğünde onu kaldırır atarız. O halde, reenkarnasyonun Kur’an’ın verileri açısından kabul veya reddi, bu kavrama yüklenen anlama bağlı olacaktır.

Biz burada üç noktaya değineceğiz!

Birincisi şudur:

İslam din bilginleri, reenkarnasyon konusunda üçe ayrılmışlardır:

1. Kavramı tümden reddedenler,

2. Herkes için işleyen bir kural olarak benimseyenler,

3. Bazı insanlar için işleyen istisnaî bir reenkarnasyonu kabul edenler.

Tümden reddedenlerin şöyle bir gerekçeleri vardır: Böyle bir kabulün, Hint sistemlerindeki tenasüh anlayışına kapı aralayarak Kur’an’ın haşir inancını zedeleyeceği endişesi… Onlar, böyle bir endişenin varlığı yüzündendir ki Kur’an’ın reenkarnasyona işaret eden ayetlerini tevil (Not: Tevil; Bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme. B.Pakman) ile şu hükümde birleşirler:

‘Kur’an, reenkarnasyon düşüncesine kapalıdır.’

Onlar bazen şöyle de derler:

‘Bu mesele setredilmiştir, açmayın!’

Kavramı kabul edip herkes için sürekli işlediğini söyleyenlere göre, tekrar bedenlenme süreklidir ve bunun, ahiret inancını zedeleyen bir yanı da yoktur. İslam düşüncesine damga vurmuş bulunan İhvanussafa ekolü, safî düşüncenin önemli bazı temsilcileri ve bazı gelenekçi müfessirler bu anlayışı paylaşmaktadır.

Müfessir Süleyman Ateş’le bizim de katıldığımız bir grup ise şu görüşün Kur’an’a uygunluğu kanısındadır:

Reenkarnasyon konusu Kur’an’ın ‘müteşaibih’ (yoruma açık) dediği alana giren konulardandır. Yani bu konuda kesin ve tartışmasız hüküm verilemez. Sadece ihtimaller sıralanır.

‘Kesin doğruyu Allah bilir’ diyerek ihtimalleri sıraladığımızda biz şu ihtimali öne çıkarıyoruz:

Reenkarnasyonun kabulü, eğer mahşer inancını başka gerekçelerle reddetmiyorsa, Ahiret inancıyla çelişmez. Ahiretteki dirilme (ba’s), son hesap günü için bir dirilmedir.

Kur’an, mahşerle dünya arası bir devreden söz ediyor. Bu devre, berzahtır. (bk. Müminun, 100)

(Not: “Döndürün ki, o arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım.” Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Ötelerinde, dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.” Müminun 100. B. Pakman)

Reenkarnasyon, şöyle veya böyle, berzah sürecinde söz konusu olur. Ruh, bir yerine birkaç kez bedenlenmekle berzahın dışına çıkmaz. Mahşer ve hesap, tüm ihtişamıyla bakidir. Ve herkes haşrolacaktır. Dünyaya ister bir kez gelin, ister beş kez, sonunda bedenlenip hesaba çekileceksiniz.

Beden birkaç kez değişebilir ama, ruh ve şuur birdir ve son hesap, ruhun mahşerdeki son bedenlenmesi üzerine ve o ‘son bedenle’ olacaktır.

İkinci nokta:

Kur’an’da reenkarnasyona işaret eden yirmiye yakın ayet vardır. Bu ayetlerin, geleneksel kabullere mahkum olmadan değerlendirilmesiyle şu sonuçlara ulaşılabilmektedir:

Herkes tekrar tekrar bedenlenmez. Ruh, tekamülüne genellikle dünya ötesi alemlerde devam eder. Ancak bazı ruhlar, dünya boyutuna tekrar indirilir ve tekrar bedenlenirler. Bu bedenlenme, Allah’ın lanetini gerektiren büyük kötülüklere bulaşmış olanlar için domuz, maymun veya zalimlerin uşağı haline getirilme şeklinde olabilir.

Bu son şekle Kur’an ve hadis dilinde ‘mesh’ (noktalı Hı ile) yani hayvana çevirme denmektedir.

Meshin, insanı olduğu yerde ve anında hayvana çevirme şeklinde değerlendirilmesi müfessirlerin tevilidir. Kur’an böyle bir şey söylemiyor. Bu yolda ileri sürülen bazı rivayetler ise, Yahudi mitolojisi İsrailiyat’tan İslam’a sızmış söylentilerdir. Varlık kanunlarına da aykırıdır.

Hadisler, meshin kıyamete kadar süreceğini ve Muhammed ümmeti için de söz konusu olduğunu açıkça bildirmektedir. (Bu konuyla ilgili hadisler ve açıklamaları için bizim, Son Peygamber adlı kitabımıza bakılabilir.)

Üçüncü nokta:

Konunun dayandığı ayetlerin döküm ve açıklamasını ‘Kur’an’daki İslam’ adlı kitabımızda yapmış bulunuyoruz. Ayrıca bilgi edinmek isteyenlere rahatça başvurabilecekleri bir kaynak olarak Süleyman Ateş’in Kur’an Tefsiri’ni öneriyoruz.

Ateş, Kur’an’ın şu ayetlerinin reenkarnasyona işaret ettiğini, açık bir biçimde ifadeye koymuştur: Bakara, 28; Nisa, 56; Furkan, 13-14; Fatır, 16; Vakıa, 60-62; Mülk, 1-2; Nah, 18; İnsan, 28; A’la, 12-13; Abese, 21-22.

Ateş, Tefsiri’nin ilk baskısının 8. cilt 318. sayfasında, reenkarnasyona işaret eden ayetleri değerlendirdikten sonra, bunları açık anlamlarının dışına çekenlerin durumunu şöyle ifadeye koyuyor:

‘Ayetlerin zahirinden de bu mana anlaşılmaktadır. Ancak insanlar, belli yönde şartlanmış olan kamunun tepkisinden çekindikleri için bazı ayetlerin açık anlamlarını tevil etme yolunu tutmuşlardır.’   (Not: Tevil; Bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme. B.Pakman)

Özetleyelim:

Kur’an’ın, Hint düşüncesi ve spiritüalist felsefede yer alan reenkarnasyonla eşitlenmeyecek, kendine özgü bir yeniden bedenlenme anlayışı vardır ve bunun, ondaki haşir inancını zedeleyen hiçbir yanı yoktur. Ancak şunu da unutmamak gerekir:

Kur’an’ın dediğini anlamak ehliyet ve emekle, kabul etmekse tabulardan kurtulmuş olmakla mümkündür.

Yaşar Nuri ÖZTÜRK
Star, 27.07.2003

Video alternatif linkleri

Bölüm 1

Bölüm 2

DEVAMINI OKUMAK İÇİ TIKLAYIN

Bülent Pakman Eylül 2009. Söyleşiler eklendi Aralık 2011, Haziran 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Not: Reenkarnasyonla (ruh göçü) ilgili tüm sorulara cevap veren, dünyaya nereden, neden gelindiği, nereye gidileceğini açıklayan büyük ilgi görmüş bütün yazıların birleştirilmiş versiyonunu REENKARNASYON HAKKINDA ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ HERŞEY‘i  de okumanız tavsiye olunur.

Yazılarımda anlaşılmayan bir husus olduğu takdirde  sormaktan çekinmeyin. Ancak bizi okuyan, takip eden değerli insanlara saygımız gereği:

Lütfen forum, Facebook grubu gibi açık tartışma ortamında değil, sayfa sahibinin kendi dünyasını anlattığı özel bir yerde olunduğu unutmamalı.  Görüşleri beğenmeyen X tuşuna basıp çıkabilir. Çok ender de olsa, düşünceye saygısızlık yaparak sayfa sahibine yanlışlığını ifade etmeye, direktif, akıl vermeye kalkanlar, karşı görüşlerini empoze edenler, doğrudan ya da aklınca yemlik sorularla başlayıp ardından sayfayı sabote etmeye, sulandırmaya çalışanlar kendilerini belli etmektedirler.
Yine arada da olsa yasalara-etiğe aykırı, terbiye sınırları dışına çıkan, uygun üslupta olmayan, nefret duyguları, yalanlar, iftiralar içeren, inançlara saygı duymayan, yorumculara sataşan-direktif-akıl veren, karşılıklı suçlamalara, kişisel tartışmalara-gerginliğe yol açacak nitelikte olan, kes-yapıştır, izinsiz-kaynaksız alıntılar, kişisel-siyasi-mezhep-misyoner-tarikat-cemaat propagandaları, maksatlı sitelerin tanıtımları, reklam- amaçlı, konularla ilgisiz, maksatlı, çelişkili, tekrarlayan yorumlara da rastlanmaktadır.
Bunlar anında ve gerektiğinde geriye dönük olarak moderasyona uğramaktadır. Aşırı uzun olanların değerlendirmesi uzun sürebilir. Sayfa reorganizasyonlarında yorumlar otomatikman silinebilir.

Ruh göçü – Tekrar Doğuş – Reenkarnasyonla doğrudan ve dolaylı ilgili yazılarımız:

Bülent Pakman’ın Youtube video kanalları/arşivi:

https://www.youtube.com/user/aliant28

http://www.youtube.com/user/pakman

Twitter Widgets

OLYMPUS DIGITAL CAMERABülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Prof. Yaşar Nuri Öztürk’e Göre Reenkarnasyon (Ruh göçü – Tekrar doğuş) _ Bölüm 1 için 66 cevap

  1. Geri bildirim: Reenkarnasyon Sorular Yanıtlar « Pakman World

  2. sergul dedi ki:

    hocam sizin cok özledik inş tekrar ekranlarda görürüz sizi saygılarımla…

  3. Hasan-ı Basri dedi ki:

    Nevet tekrar geliş vardır ve haca giderek aradığınız ama bulamadığınız peygamberimiz ve sahabesi Türkiye’den tekrar soylarını devam ettirmektelerdir. Siz insanların kalbini ve gerçek özüne inanmıyorsunuz sadece kendi inanmak istediğiniz şeylere odaklanıyorsunuz. Örnek vereyim size Şemsi Tebriz-i özünde Peygamberimizdir , farklı hallerde farklı şekillerde tecelli etmektedirler. Fakat bu gerçekleri bilmekten uzak olanlar Peygamber derler ama Tebrizli Şemsi ve mevlanayı inkar ederler, sizin yaptığınız ikilikten ve şekilcilikten öteye gitmez. Allah insanı öyle bir sınarki insanın hiç bir iradesinin olmadığını görürsünüz.

    • bpakman dedi ki:

      Azerilerin deyimiyle “başa düşmedi”🙂

    • Necdet Yıldız dedi ki:

      hakkında kesin bir bilgiye sahip olmadığınız halde o kadar çok zanla hükümler çıkarıyorsunuz ki artık sizlere acımakta gelmiyor içimden

      • bpakman dedi ki:

        Haklısınız reenkarnasyon yok diyenler aynen dediğiniz gibi yapıyorlar.

      • Arkadaşım reankarnasyon vardır.. Bence siz kendinize acıyınız.. Hala inanmıyorsanız Ayahuasca çayını deneyimleyip.. Manevi aleme geçerek orda tekrar doğmak için beklediğiniz yeri görünce hatırlarsınız.. Tabi ayahusca çayını içmek başlı başına cesaret ister.. Bana gelince tecrübelerimle konuşuyorum. Mevlananında dediği gibi ”Benim sana anlatacaklarım senin anlayabileceğin kadardır..”

  4. Ömer dedi ki:

    1400 sene geçti hala yüzlerce ayeti binlerce kişi farklı yorumluyor ve ortaya karman çorman arap saçı gibi bir din çıkıyor. Artık kime inanacağımı şaşırdım. Bide diyolar ki bazı ayetlerin anlamını ancak Allah bilebilir. Allah
    kendinemi indirdi bu dini bu ne saçma bişeydir. Ne karışık bir din yahu Tevrat’ı bile Kur’an dan daha iiyi anlıyorum !

    • bpakman dedi ki:

      Haklısınız. Özellikle Allahın kitabının içine parantez koyanlar hesabını nasıl verecekler?

  5. bpakman dedi ki:

    Hakaret içeren yorumların yasal ve etik açıdan yayınlanması mümkün değildir. İsteyen kendi bloğunu düzenleyip istediğini yazabilir.

  6. Cengiz dedi ki:

    42- Allah, canları,(Fiziksel olarak iflas etmiş beden) ölümleri sırasında alır, (Fiziksel olarak sağlam olanları da) ölmeyenleri de canlarını uykuları sırasında alır. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar(ölüm); ötekileri(Ölüm takdir edilmeyenler), belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

    • bpakman dedi ki:

      Sayın Cengiz bey. Teşekkürler.
      Hangi Sure olduğunu yazmamışsınız. Ayrıca parantez koyarak kendi açınızdan tefsir yapmışsınız. Yanlış anlama olmasın diye tefsirsiz mealini yazayım:
      Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” Zümer 42.
      Benim anladığım: Burada en önemlisi alıkonanlar ve serbest kalanlar şeklinde ikiye ayırma söz konusu. Bunu anlarsak önceki bölümde neden canın alınmasının da ikiye ayrıldığını anlayabiliriz. Sonuçta iki türlü ölüm söz konusu.
      Birinci grup geriye dönmeyecekler yani reenkarne olmayacaklar. Ölümleri sırasında can verecek, yani maddi bedenlerini verecek olanlar. Onlar için ayette belirtildiği gibi “ölüm hükmü verildiği” için artık tekrar bedenlenme söz konusu değildir. Ya da uzun bir süre tekrar bedenlenmeyeceklerdir, ya da ileride başka boyutlarda, sistemde bedenleneceklerdir. Ayette bu husus açık değil.
      İkinci grup geriye dönecekler yani reenkarne olacaklar. Onlar geçici olarak bedenlerini kaybedecekler, sanki uykuda rüya görüyor gibi öldüklerini farketmeyecekler, can vermenin hemen akabinde serbest bırakıldıkları için şahit oldukları bir cinsel ilişkinin çekiciliğine kapılıp döllenme gerçekleşirken yeniden madde dünyasına geri ama bu kez başka bedende dönecekler ama bunu da farketmeyecekler. Sanki herşey bir rüyada olup bitmiş gibi.
      Sonunda ne olacağı, yani reenkarnasyonun bir yerde son bulacağı da 44. ayette verilmiş:
      De ki: “Şefaat, tümden ve sadece Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O’nundur. Sonunda O’na döndürüleceksiniz.” Zümer 44

      • Ayhan dedi ki:

        Sayın pakman uyurken ruh bedenden ayrılır. Bu konularda bilgiliyimdir. Ruhu bilincinizi kaybetmeden ayırırsanız bu astral seyahat olur. Ruh ile beden arasında kordon bir bag vardır. Gerçek ölüm gerçekleşmeden bu bag asla kopmaz. Astral seyahat hakkında internette ve kitapçılarda bol miktarda kaynak bulabilirsiniz.
        Saygılar

      • bpakman dedi ki:

        Bu konularda bilgim var. Teşekkürler.

  7. mutlu dedi ki:

    bence vardır televizyon programlarında olmadığını idda edenler çokda akıllı cevap veremiyorlar hatta delil olarak okudukları ayetler daha çok reenkarnasyonun olduğuna işaret ediyor örneğin Onlardan birine ölüm gelince: “Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim” der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.MÜMİNUN 23/99-100.neden kişi ölüm anın da beni geri gönder diye yalvarıyor insan öldüğünde korkusundan şuursuzca sadece af diler eğer daha önce tekrar tekrar dünyaya gelmemişse ve sonra Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.sözündeki Tekrar diriltilecekleri gün ahiret hayatı oldugunu kim söyleyebilir belkide bu Tekrar dirilmek yeniden dünyaya gelmek olabilirmi teşekkürler.

  8. Elif dedi ki:

    Reenkarnasyon diye bir şey yoktur ki buna inanlar dinden çıkmış sapıtmış olarak kabul edilirler. Evet öldükten sonra dirilme vardır fakat bu reenkarnosyon değildir. Reenkarnasyon öldükten sonra ruhun başka bir bedene girip tekrar dünyada insan olarak dirilmeyi anlatıyor. Fakat böyle birşey olamaz. Kuran’da geçen öldükten sonra dirilme ahirette dirilmeyi söyler. Yani hepimiz şuanki bedenimiz ve ruhumuzla ahirette tekrar dirileceğiz. Cezamız varsa çekeceğiz yoksa Rabbimiz bizi cennetine koyacak. Yani demem o ki reenkarnasyona inanıp dinden çıkmaya lüzum yoktur. Ama Öldükten sonra ahirette dirilmeye inanmak şarttır.

    • bpakman dedi ki:

      Reenkarnasyona inanan dinden falan çıkmaz. Bunun en yakın örneği benim. Hangi hoca bunu size söylediyse onun Allah belasını versin.
      Reenkarnasyonun dinsizlikle imansızlıkla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Tam tersine inancı, imanı sağlamlaştırır. O zındık hocanın korkusu da odur. Rantını yitirmekten ödü patlar.

      • Elif dedi ki:

        Herhangi bir hoca söylemedi bunu bana sayın Pakman.🙂 Dini kitaplarda en önemlisi kutsal kitabımız Kuranı Kerimde reenkarnasyonun olmadıgı ve her türlü şekilde reddedildiği bazen acık bazen kapalı bir üslupla dile getirilmiştir. Hiç bir hocanın söylemesine gerek yok yani. Zaten din hacı hocayla ögrenilebilecek bir şey değil. En iyisi Kuranı Kerimi anlayarak okuyup dini öğrenmektir. Yani uzun lafın kısası bence katiyen böyle bir inanış islamiyette yoktur. Yanlışsa (ki yanlış olmadıgına tüm kalbimle ve imanımla inanıyorum) öbür tarafa gittiğimizde reenkarnasyon inancının yanlış mıı doğru mu oldugunu göreceğiz.

      • bpakman dedi ki:

        Kur’an’da reenkarnasyona işaret eden 30′ yakın ayet var. Kanıtları bulmak o kadar da zor değil. Mesela sakat doğan bir bebeği Şura süresi 30. Ayetle başka türlü bağdaştıramazsınız.

    • furkan dedi ki:

      ben elif’i doruluyorum. gerci herkes kendine yapar ama bencede reenkarnasyon die birşey yoktur. öldükten sonra dünyada deil mahşerde dirileceyiz

      • bpakman dedi ki:

        Bu kolay. Daha doğrusu hacı, hoca, şeyh, efendi takımının empozeleri. Diğeri ise uzun yıllar akıl yürütme, zor süreç gerektirir. Birincisi hiçbir şeye açıklık getiremez, ikincisine tam vakıf olunduktan sonra her şeyin izahı mümkün olur.

  9. Özgür Özkan dedi ki:

    Peki bu ayet, gerçekten reenkarnasyona delalet ediyorsa, uyku meselesi neden bahsedilmiş. Sadece, “hakkında ölüm hükmedilenler alıkonur, diğerleri salıverilir” denirdi.
    Burada sizce ibret gösterilen şey uyku mudur reenkarnasyon mu?
    Malum ve maruf şeyler ibret gösterilebilir. Uyku malum ve maruftur. Bunu bir ölüm simülasyonu olarak algılayabilir ve bundan ölümle ilgili ibret ve sonuç çıkarabiliriz. Kuran’da hiçbir yerde “dünyaya tekrar dönüş olarak” tam manasını karşılayacak şekilde telaffuz edilmemiş, dolayısıyla ne Kuran’da ne de yaşam deneyimlerinde malum ve maruf, tartışmasız olamamış ve olamayacak bir kavram neden ibret gösterilsin.
    Sayın Yaşar Nuri Öztürk, ruhun reenkarnasyon aracılığıyla tekemmülünden bahsediyor.
    Olgunlaşma, ham kalmış şeyin ham kaldığı noktadan ele alınarak bir ileriki seviyeye taşınmasıdır. Sıfırdan başlatarak olgunlaşmadan bahsedilemez. Bu sınavın tekrarı anlamına gelir. Ben eğer reenkarne edildiydiysem, önceki yaşamımdaki günahlarımı hatırlamadan onları nasıl düzeltebilir, nasıl olgunlaşabilirim.
    Kıyamet gününden, ALLAH’ın “tekrar diriltileceğiniz gün” ifade biçimiyle, Kuran’ın çeşitli ayetlerinde bahsettiğini biliyoruz. Cehnnem ateşinden ölümle kurtuluş olmayacağının uyarısı olarak, tekrar tekrar deriler verileceği ve her yakılışın ardından tekrar cisimlendirileceği yine malumken. Bu durumlarla anlam kargaşası oluşturacak ifadelerle reenkarnasyon neden anlatılmak istensin anlayamıyorum. Üstelik bu, “ANLAŞILMASI İÇİN KOLAYLAŞTIRILMIŞ ve öğüt alınması ALLAH tarafından amaçlanmış Kuran söz konusuysa…
    Ayrıca, reenkarnasyon, kulun dünyevi bağlılığını artırmasına neden olacak suistimal vasıtası olmayacak mıdır? Nasıl olsa bir sonrakinde düzeltilebilecek günahlar veya ihmaller için… Hatta dünya hayatına sarılmış kimseler için, tekemmül halkasını yarım bırakmak, dünyada kalmak için bir araç haline gelmeyecek midir?
    Bunlar benim sadece kendi fikirlerimdir. Bu blogda fikir beyan etmiş herkese saygı duyuyorum.
    Ama bu kadar önemli bir konuda, tebligat niteliğinde bir uyarıcı olan Kuran-ı Kerim’de müphem ifadelerle değil açıkça anlatılırdı eğer var olsaydı diye düşünüyorum.
    Ve bu yazıyı yazdığım gün içinde birden fazla yalan söylemiş, bir kez gıybet etmiş ve yarının kaç günah tuzağına düşeceğinden korku duyan 32 yaşında bir kul olarak ALLAH’tan bu konuda dileğim şudur ki: ALLAH beni bir kez daha bu gurbet diyarında debelendirmez İnşallah.

    • bpakman dedi ki:

      Zümer 42 de uykudan bahsedilmiş olmasının bir sebebi vardır. Kimileri öldüklerini farkedemezler. Uykuda olduklarını rüya gördüklerini zannederler. Sanki uykudayken Allah canlarını almış gibi. Allah kimilerin canlarını da gerçekten uykudayken almaktadır. Öldüklerini anlamayanlar, uykuda olduklarını zannedenler bir süre, ki bu süre bizim zaman anlayışımıza göre yıllar, asırlar da sürebilir çok kısa da olabilir, spatyomda yani öteki dünyada dolaşacaklardır. Hatta bunların bir kısmı dünyaya hala bağlı kalmak istedikleri için insanlara hayalet olarak görünebilmektedir. Bunlar ölümü idrak edemedikleri için tam ölü sayılmazlar, ruhen arada kalmışlardır. Dünya hayatının muhasebesinin yapılabilmesi için önce ölüm idrak edilmelidir. Ayette belirtilen süre sonunda ruh ölümü idrak edecek ki hayatının muhasebesinin yapılabilsin. Ya da o süre sonunda hala öteki dünyayı kabullenemeyen ya da ne olduğunu anlayamayanların bir kısmı bir başka bedende reenkarne olabilir. Sonunda kararı elbette ki Allah verecektir.

      Bu ayette ibret olarak gösterilen şey ne uyku ne reenkarnasyondur. İbret olan ölümdür. Ölümün idrakidir. Beşer olarak idrak etmek ya da uykuda olduğunu zannetmek, belki de ölümü kabullenmemek hatta kabul etmemektir.

      Bunlar akıl yürütmedir. Kimse gaybı bilemez. Ne ben ne başkası. Bu nedenle yürüttüğü aklın % de 100 doğru olduğunu kimse iddia edemez. Ama bu gerçek Muhammed 24 de ifade edildiği gibi Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmeye engel teşkil etmez.

      Kur’an’ın bazı ayetlerinde dönüş ifadeleri mevcuttur. Bazıları yanlış şekilde dünyaya dönüş olarak çevrilmiştir. Ancak bunlar yaşanılan hayattaki yaşanmış noktaya geri dönüştür, aynı bedenle aynı kimlikle, kaldığı yerden, ki bu zaten mümkün değildir ve reenkarnasyonla ilgisi yoktur. Reenkarnasyon kelime ifadesinden de anlaşıldığı gibi yeniden doğmaktır. Ölümü idrak edenlerden bazıları keşke dönüp hatalarımızı telafi etsek diye düşünürler. İstedikleri şudur: keşke kaset geriye sarılsa, ölümden önceki ana dönsem ve yaşamaya oradan devam etsem yaptıklarımı düzeltsem. Bunun da reenkarnasyonla ilgisi yoktur. Kur’an ölümden sonra ruhun aynı bedene girip dirilemeyeceğini zikreder ki mantıken de tıbben de bu zaten böyledir.

      Ruh elbette her reenkarnasyonda sıfırdan başlayarak olgunlaşmaz/tekamül etmez. Ruhun tekamülü kesintisizdir, sonsuzdur. Beden yani madde ile ruhu karıştırmayın. Yeni bir beden/madde, yeni bir beyin demektir. Beyin de maddedir. Her reenkarnasyonda beyin doğal olarak sıfırdan başlar. Ama ruh kaldığı yerden devam eder. Daha doğrusu ruhun kaldığı yer yoktur. Önceki maddi bedenlenmiş hayatlarında, bedenden ayrıldıktan sonra spatyomda geçirdiği süre, yeni bedenleneceği maddi ortamda geçireceği süre hepsi kesintisizdir. Önceki tüm maddi, madde dışı süreler ruhta kalır, bir yere gitmez. Yeni hayatında da bu ruhsal etkilerle bu süreklilikle yaşar. Ruh sıfırdan başlayarak olgunlaşmaz.

      Önceki hayatlardaki günahları reenkarne olduktan sonra hatırlamaya gerek yoktur. Zira o günahlar aynı zamanda sevaplar da yeni hayatında insanın başına gelecekleri zaten belirlemiştir. Şura 30 da belirtilen insanın “elleriyle kazandığı” yani karma yeni hayatta yaşanacaktır. Allah bir fırsat daha verirken yeni bir sayfa açmakta ama insan omuzuna geçmişten gelen karmasını da yüklemiş olarak dünyaya gelmektedir. Bu yüzden geçmişi hatırlamanın bir önemi yoktur böylece gereği de kalmamakta, sakıncaları da olduğu için Allah tarafından yeni beyne yüklenmemektedir. Çok ender de olsa vakalarda kısmen hatırlama olmaktadır. Bu Allah’ın bizlere ibretidir.

      Başka tarafa çekmeye çalışmak beyhude. Deri maddedir. Ruhun derisi yoktur, bedenin vardır. Kur’an deri demişse böyle anlamak durumundayız. Ruhun eti, kemiği yoktur ki derisi olsun. Yeni deri edinmek ruhun yeni elbise giymesidir. Yeni maddi beden üzerine elbise giymek, yeni ete kemiğe bürünmek. Yeni deri verilmesi yukarıda anlattığım gibi bedene karma yüklenmesidir. Maddi alemde işlenen günahların verdiği suçluluk madde dışı alemde yaşanacak ama kefareti sonunda maddi alemde çekilecektir. Özellikle bir kulun diğer kula bu dünyada çekdirdiği ızdırabın kefaretinden bu dünyada aynı acıyı bizzat yaşamadan kurtulması mümkün değildir. Nisa 56 da kasdedilen budur.

      Doğru. Reenkarnasyon dünyevi bağlılığı artırabilir. Ama bu herkes için geçerli değildir. Kimileri madde dünyasının hayranı değildir. Hatta hiç sevmemiş, sevmemektedir, esas geldiği yeri özlemektedir, tıpkı Mevlana Celaleddin-i Rumi gibi. Ancak tekamül için madde dünyasına gelmek yani bedenlenmek olmazsa olmazdır. Deneyimler sadece orada elde edilecektir çünkü. Tıpkı bir laboratuvar gibi. Okulu örnek alalım. Teorik dersler bir yere kadardır. Sonunda girersiniz gerçeği uygularsınız, öğrenirsiniz. Bunu bir kerede yapabiliyorsanız ne ala. Reenkarnasyona falan gerek olmaz. Ancak hangimiz bir dünya bedenlenmesinde neyi ne kadar yapabiliriz? Neyi ne kadar alabiliriz sonunda?

      Ben de aynen sizin gibi düşünüyor, madde dünyasını hiç sevmiyor, doğmadan önce geldiğim yer, benim asıl vatanım olan yere dönmek istiyorum. Ancak bir an önce değil. Katiyetle değil. Madem geldik sonuna kadar her anını tekamül açısından değerlendirip alacağım kadar çok şey alıp, hatalarımı telafi edip öyle gitmek istiyorum. Allah beni bir daha reenkarne olmayacak tekamül seviyesine gelmemde bana yardımcı olsun. AMİN

  10. Özgür Özkan dedi ki:

    Kimse yanlış anlamasın, külliyen yoktur demiyorum. Öyle olsa hala blogda yazıları eviriyor çeviriyor olmazdım.
    Ama kafamda şu var ki: Neden Kuran’da açık olarak tebliğ edilmiyor da, (hayli) mecazi yorumlarla var olabileceği düşünülüyor.
    Ayrıca, ömürle ilgili 1000’i mi, yoksa Tâhâ Suresi 103 ve 104. Ayetlerdeki on günü (ki metinde sadece 10 diyor gün kelimesi Diyanet’in parantez eklemesi) ve ya 1 günü (yevmen yani gerçekten birgün) mü esas alacağız?

    Bunlar “cevabını biliyorum da hadi bakayım bir de sizden duyalım” tarzı ukalalık sorusu değildir. Cidden cevap aradığım sorulardır.

    • bpakman dedi ki:

      Reenkarnasyona haksızlık etmeyelim. Kur’an’da açık olarak tebliğ edilmeyen sadece o mu? Bazılarına bakalım:
      – Meryem 16-22 de Hz. Meryemin hangi metodla hamile kaldığı açıklanmıyor. Mesela “bizim vazifelendirdiğimiz uzaylılar yapay döllenme ile Meryemi hamile bıraktılar” diyebilirdi. İyi ama böyle dese 1400 yıl önce bunu kim nasıl anlayacaktı?
      – Nisa 158 de Allah’ın Hz. İsa’yı göğe yükselttiği tebliğ ediliyor. Hangi vasıtayla? Yok. Uzay gemisi denemez miydi? Öyle dense bunu 1400 yıl önce kim nasıl anlayacaktı?
      – Buna paralel olarak Maide 117 de Hz. İsa Allah’a diyor ki “..sen beni vefat ettirince..”.. ya da “sen beni aralarından alınca..”. İkisi de olabilir. Ama hangisi bu çok önemli. Kur’an’da Hz. isa göğe yükseltildikten sonra ne olmuş, ölmüş mü, ölmüşse ne zaman ne şekilde? Bunlar neden açık tebliğ edilmemiş?
      – Ali İmran 46, 48, Zuhruf 59-61, Nisa 159 da Hz. İsa sanki ölmemiş, dünyaya dönecekmiş (reenkarnasyon değil, yanlış anlaşılmasın, bizzat kendi bedeninde) gibi ifadeler var. Neden bunlar daha açık ifade edilmemiş?
      – Örtünme-ziynet konularında ayetler neden açık değil? Neden Kur’an açık açık kadınlara: “başınızı örtün”, “saçınızın bir teli görünmesin”, “göğsünüzü örtün”, “bacaklarınız kapansın” vb. tebliğlerini göndermemiş?
      – Kıyamet ne zaman, nasıl kopacak? Kıyamet öncesi belirtiler nelerdir? Bunlar ne zaman olacak. Yani kıyametle ilgili bilgiler neden açık açık verilmemiş?
      – Uzayda başka akıllı varlıkları var mı? Hangi yıldızlarda yaşıyorlar. Dünyaya gelmişler mi? Gelmişlerse neler yapmışlar?
      – Neml 65 de gayb bilinmez denileceğine gaybın ne olduğu tarif edilemez miydi?
      – Maide 90 da neden sadece “hamru” denmiş. Bütün alkollü içkileri kapsayacak bir ifade neden açıkça tebliğ edilmemiş.

      Daha dünya kadar örnek verebiliriz. Bunların cevabı elbette var, ben de biliyorum ama sizin sorunuzun konusu değil. Ayrı bir yazıya konu teşkil edebilir.

      Kur’an’da yıl hesabının hangi takvime göre verildiği “şimdilik” bilinmiyor. Mesela Nuh Peygamberin yaşının 950 olması gibi.

  11. bpakman dedi ki:

    Kes-yapıştır alıntıların, siyasi ve tarikat propagandalarının yayımlanması mümkün olamamakta, bloke amaçlı olanlar geri dönüşüm kutusuna gitmektedir. İncelenmesi fazla zaman gereken aşırı uzun yorumlar, bekletilmek durumunda kalabilir. Herkes kendi blogunda istediklerini, istediği biçimde rahatça yayımlayabilir.

  12. vefa erdem dedi ki:

    Arapça “mate” fiili ölmek değildir. Arapça ölmek, yok olmak “mhv (imha)” dır. Mevt, geçici olarak ayrılmaktır. Mesela satrançta şah mat, fil mat vs deriz, bu taşlar imha olmaz, geçici olarak tahtadan ayrılır. Mate (mevt) nin zıddı hayy ise tekrar geri geliş, diriliştir. Imhanın zıttı ise vcd, mevcud olmaktır. Öyleyse Bakara 28 şudur: Berzahta mevt idiniz sizi dünyada hayy eyledim. Dünyadayken ikinci kere mevt olacaksınız, ahirette ikinci ve son kere hayy edeceğim. Çünkü bir önceki 27. ayette, Berzah’ta kendisine verdiğimiz misak yani yeminden söz ediyor. Bu kadar basit, nerden bulaşmışsınız reenkarnasyon garabetine!

    • bpakman dedi ki:

      İyi de sizinki meal değil Arapçayı latin harflerle yazmak olmuş. Zorlamaya çalışmayın emvaten = ölüler. Meallerde de böyle. Ölü olmak için daha önce canlı olmak gerekir. Ancak canlı ölebilir Diyelim ki sizinki doğru. Daha önce geçici olarak ayrılmıştınız. Allah sizi tekrar gönderdi. İşte reenkarnasyon. Asıl garabet reenkarnasyon yok diye zorlayınca oluyor.

      • vefa erdem dedi ki:

        Fakat reenkarnasyon bu dünyaya başka başka biyolojik bedenlerde sürekli gelip gelip gitmektir. Mevtin (bedenden ayrılış) zıddı hayy (diriliş) dir. Ayette bahsedilen ve sadece iki kere gerçekleşecek mevt/hayy döngüsü ile Hint zırvası olan reenkarne olayı asla aynı şey değildir. Berzah ve Ahiret inancına karşı tehlikeli bir yaklaşım.

      • bpakman dedi ki:

        Ayet hakkında sizin görüşünüz size, benim ki bana ait. Aynı olmak zorunda değil. Siz de blog açın fikirlerinizi anlatın. Hint zırvası dediğiniz tenasühdür. reenkarnasyon değildir. İkisinin ilgisi yoktur. Bilmeyenler veya bildiği halde kasden tevil eden dincilerin klasik tutumudur bunu öyle göstermek. Reenkarnasyona inanmayanın reenkarnasyonda ahiret inancı yok demesinin hiçbir geçerliği yoktur, haber değeri sıfırdır. Önemli olan reenkarnasyona inananların ne dediğidir.

  13. ali dedi ki:

    benim anlamadığım dünyaya en fazla 2 kez gelebiliyormuşuz. fakat 3. 4. defa gelmelerden mesela mevlananın insanın dünyaya 2 defa geldiğinden kendisinin ise sayısız kez gelmesinden söz ediliyor. Bazı insanlar sayısız kez mi geliyor ?

  14. h.reşit erduran dedi ki:

    yaşar nuri hoca gibi zeki bir insan herhalde nefsine yeniliyor.bundan 10 yıl önce biri yaşar hocaya bunları anlatsa( yani şu anda yaşar hocanın anlattıklarını) hadi ordan bunlar safsata derdi.dediğim gibi yaşar hoca nefsine yeniliyor …saçmalamaya başlamış

    • bpakman dedi ki:

      Hocanın kitaplarını okumamışsınız. 10 yıldan daha önce yazdığı kitaplarında var bunlar.

  15. h.reşit erduran dedi ki:

    peki hoca on yıl önceki kitaplarında neden komutan olduğundan bahsetmedi yada üç eşli biri olduğundan yada papazlar la mücadelesinden bu olaylar yeni mi gelişti bunu anlatırmısınız

  16. Bülent Pakman dedi ki:

    Bu dediklerinizi Amerika’da bir falcı anlatmış. Galiba 10 yıl öncesinden yakın bir tarihte. Hoca reenkarnasyon hakkında kitap yazsa, ya da yazarsa eminim bundan da bahsedecektir. 10 yıl önceki kitapları reenkarnasyona ait değil. Sadece konuyla ilgisi olduğunda reenkarnasyona da kısaca değinmişti. Bu arada Hoca sadece falcının dediklerini aktarmıştır. Doğru olduğunu iddia etmemiştir ki zaten kimse öyle bir şey iddia edemez. Yani hoca ben daha önce şuydum, buydum demiyor, bana birisi öyle dedi diyor.

    • h.reşit erduran dedi ki:

      peki hoca falcının etkisinde kalmış olabilirmi ? yada falcıya inanmış.hoca falcıyımı bulmuş, falcı hocayımı bulmuş.

    • h.reşit erduran dedi ki:

      peki hoca falcının etkisinde kalmış olabilirmi ? .hoca falcıyımı bulmuş, falcı hocayımı bulmuş.

  17. Bülent Pakman dedi ki:

    Dediğine göre falcı hocanın kendi isteği dışında bakmış. Aslında falcı değil medyummuş. Hoca ona inandım demiyor. Ben de olsam öyle derdim. Böyle şeylere kuru kuru inanılamaz.

  18. h.reşit erduran dedi ki:

    bakmış derken …. hocanın falına mı?

  19. h.reşit erduran dedi ki:

    hoca ona İNANMADIM da demiyor….

  20. h.reşit erduran dedi ki:

    ben demiyorum bizzat hoca diyormuş..

  21. Bülent Pakman dedi ki:

    Hocanın ne dediklerini videoda dinleyebilirsiniz.

  22. MaMaLi dedi ki:

    Kuran-ı kerim den örnekler veriyorsunuz!anlamadığım şu,kuran-ı kerim,gerçekden Allah kelamımı?bunda ciddimisiniz?eğer Allah kelam’ı ise,şu soruma cevap verin ltfn.Fatiha suresi bilindiği gibi 7 ayet’den oluşuyor, bu 7 ayet’de dua eden,kim?Hz muhammed’mi Allah’mı?Kuran eğer Allah kelamı ise, Allah başka Allah’a neden dua ediyor?saygılarımla.

    • bpakman dedi ki:

      Fatiha kanımca çok güzel bir dua metni. İnsanlara dua amacı ile gönderilmiş bence. Nitekim, gördüğüm kadarıyla, en çok okunan dua.

  23. serdar dedi ki:

    Konuyu baştan sona okudum fakat aklıma da ısrarla bir şey takıldı.Şimdi insanlar enkarne oluyorlarsa; Ahiret inancımıza göre hesaba çekileceğimiz aşikar hal böyleyken hesaba çekilecek olan ruhmudur yoksa bedenler mi? Tabii bir de şu var zannımca ruhun hesaba çekileceği ihtimali bende daha ağır basıyor,öyleyse ruh farklı karakterlere bürünebilir mi? Bürünüyorsa hangi ruh nasıl hesaba çekilecek? Örnek verecek olursak bir bedende çok iyi olan bir insan diğer bedende çok kötü biri olabilir. Bunları nasıl bir hesap bekliyor olabilir?

    • bpakman dedi ki:

      Beden sadece elbise gibidir. Eskiyen, çıkarıp attığımız elbise gibi. Aslolan ruhtur. Bir varlığın tek bir ruhu vardır. Ruh öteki dünyaya her intikal edişinde sorguya çekilir. Kabahat işleyen eliniz midir? Ona o talimatı veren beyniniz mi? Bir sefer çok iyi bir insan bir dahaki sefer kötü olamaz. Zira tekamül diye birşey var. İnsan Üniversitede okurken birden bire ilkokul eğitimine dönebilir mi? Tekamülde gerileme yoktur. Bu yüzden insan olarak bedenlenen tekrar geriye dönüp hayvan olarak da bedenlememez. Her bedenlenmede tekamül ettikçe öteki aleme intikalde verilecek hesabın yoğunluğu da gittikçe azalır.
      Bu güzel sorular için teşekkürler. Başkalarına da yardımcı olur umarım.

      • serdar dedi ki:

        Pekala bu ilahi adalete uygun mu sizce? Zira her tekamülde iyiye doğru bir gidiş varken ve verilecek olan hesabın yoğunluğu gittikçe azalıyorken herkes sırasıyla cennete girecek demektir bu. Oysa ki Ayet-i kerimede Allah bize cehennemde sürekli olarak kalacaklardan bahsediyor (Bakara 39) Bu ayete göre reenkarnasyona dayalı bir tekamülden söz edebilir miyiz? Ayrıca şunu da öğrenmek isterim; Her ruh enkarne olacaktır diye bir şey söz konusu mu? Eğer değilse; Bu enkarne inancına göre Allah’ın (Hâşâ !) adaletsiz olduğu anlamına gelmez mi? Zira kötü bir ruh tekamül edemez anlamı taşıyor zannımca.

      • bpakman dedi ki:

        Herkese eşit, adil fırsat verilir. Alan alır, almayan almaz, kredisini kullanan kullanır, kullanmayan kullanmaz. Her varlık özgür iradesi ile hareket eder. Tekamül etmemekte direnenler Allah’ın varlığını, ilahi kanunları inkar edenler, günahkarlar, yetim, kul hakkı yiyenler vb. elbette cehennem azabı çekecekler. Kimin nereye kadar ne miktarda, derecede azap çekeceğini Allahtan başka kimse bilemez. İlahi kanunlar mükemmel şekilde işler. Dediğiniz, yani ebediyete kadar cehennemde kalma ihtimali bu açıdan akla uygundur.

        Ruhun insan olarak ilk kez dünyaya geldiğinde tekamülünü tamamlayıp bir daha gelmeme ihtimali teorik olarak vardır. Ama bana çok uzak ihtimal gibi geliyor. Yazılarımda bahsettiğim gibi reenkarnasyon sadece tekamül için olmayabilir. Şu yazımdaki: https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/kurandaki-isaret/neden-ben/hayatin-oncesi-sonrasi/ Neden Reenkarnasyon (Tekrar Doğuş)? bölümü okuyun lütfen.

        Benim mantığıma göre bedenlenmenin sadece bu dünya gezegeninde değil başka planlarda da olması gereklidir.

        Ruhun reenkarne olması kendi isteğine bağlıdır. Hayatının geri kalanını 40 katlı bir apartmanın kapıcı dairesinde mi, giriş katında mı, orta katında mı, kral dairesinde mi geçireceğine kendi karar verecektir. Bunu da yazılarımda anlattım. Yukarıda linkini verdiğim yazımdaki “Reenkarne olmak zorunda mıyız?” bölümününde.

        Bu gibi konuları insan aklının alabileceği kadarıyla çözdüğüme inanıyorum. Sayfalarımla bunları aktardım. Buna rağmen yazılarımda açık olmayan noktalar varsa yine de cevap verebilirim.

      • bpakman dedi ki:

        Tekamülde gerileme yoktur demiştim ama bu ilerleme mutlaka olacak demek de değil elbette. Varlık geldi, kötü olarak öteki dünyaya gitti. Bir fırsat daha verildi. Onda da yine kötü birisi oldu. Yani tekamül edemedi. Sıfır tekamül teorik olarak mümkündür. Ama eksi tekamül olmaz. Benim demek istediğim bu. Varlık istese de eski hayatından daha kötü biri olamaz. Olsa olsa aynı düzeyde biri olur, ama büyük ihtimalle kırıntı da olsa birşeyler öğrenecektir. Belki de çok şeyler. Boş gelip boş gidebilir ama dolu gelip boş gidemez.

  24. Geri bildirim: Kur’an Reenkarnasyonu red mi eder? | Pakman World

  25. Geri bildirim: İslam’da reenkarnasyon | Sosyal Yazılar

  26. Arkadaşlar öncelikle herkesi sevgiyle selamlıyorum. Çok ciddi bir konu üzerinde tartışıyoruz ve herkes kendi inancını savunuyor. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim bütün âlemlerin kitabıdır. Bu konuda herkesin bir fikri var fakat kimse Ayahuasca çayından bahsetmemiş. Bu iksir birçok İslam âliminin sırrı olup, Mevlânâ Celâlettin-i Rûmî Hz. de hocası Şems-i Tebriz’i tarafından öğretilmiş ve oda bu aşk şarabını tecrübe etmiş diğer âlemleri gezmiştir. Bu konu çok geniş olup araştırmanız gerçek ışığı kendiniz bulmanız gerekmektedir. Şuan yaşadığımız maddi âlem bizi git gide maneviyattan uzaklaştırmış olup inanıyorum ki söylediklerim birçoklarına delice gelmektedir. Dostlarım ayahuasca manevi âleme açılan bir kapı olup iki ucu keskin bir bıçak gibidir. Asla bilgisizce kullanılmamalı ve ALLAH TEÂLÂ anın bize aydınlanması gereken herkese bir hediyesidir. Tecrübelerime dayanarak reenkarnasyonun var olduğunu belirtmek isterim. Bülent beye de bu güzel blok için teşekkür eder onu desteklediğimi açıkça söyleyebilirim. Sevgiyle kalın dostlarım içinizdeki gücün farkına varmanız dileğimle.🙂

  27. Merih dedi ki:

    Peki bir insan reenkarne olduğuna kesin olarak inanıp dünya hayatını tam da Allah’ın dilediği gibi yaşarsa, o kişi Allah’ı kandırmış olmaz mı? Reenkarne olacağını bilmeyen bir kişi ile bilen bir kişi arasındaki ilahi adalet nasıl sağlanabilir?

    • bpakman dedi ki:

      İnsanın bu hayatında reenkarne olduğuna inanması için geçmiş hayatını ya da öteki dünyadaki gördüklerini, başına gelenleri hatırlaması lazım. Reenkarnasyona inanmak başka şey reenkarne olduğuna inanmak başka şeydir. Bu arada anlayamadım dünya hayatını tam da Allah’ın dilediği gibi yaşayan insan Allah’ı nasıl aldatmış olabilir?

  28. Merih dedi ki:

    Aslında ne anlatmak istediğimi tam olarak ifade edemedim. Biraz karmaşık bir konu bu yeterince derin düşünenler için.

    Kur’an da geçtiği anlamıyla reenkarnasyona inanan bir kişi kendi hayatındaki sıkıntıların haliyle daha önceki hayatındaki hataları yüzünden olduğuna “kanaat getirebilir”. Bu durumda böyle bir kişi “Ben demek ki daha önceki hayatımda başarısız oldum ve ruhlar aleminden dünyaya bu hataları telafi için yeniden gönderildim. O halde bundan sonra başıma her ne gelirse hepsini kabullenmem gerek.” gibi bir düşünceye kapılabilir. Yani kişi bu hayattaki başarısızlıklarını veya talihsizliklerini -yanılıyor dahi olsa- daha önceki hayatına atfedebilir. Böylesi bir durumda bu kişide ağır psikolojik rahatsızlıklar meydana gelmez mi?

    Reenkarnasyonun bilincine varmak bile insanın hayata bakışını oldukça değiştirebilir. Mesela bir kişi günahlara batmış bir şekilde yaşayıp “Allah nasıl olsa bu dünyadaki hatalarımdan arınayım diye beni bir kaç kez daha bedenlendirebilir. O halde dilediğim gibi yaşabilirim” gibi tuhaf bir hezeyana kapılamaz mı? Elbette ki kimse bundan kesin olarak emin olamaz. Ancak insanın düşünen bir canlı olması ve böyle bir fikri beyninde yeşertmesi tuhaf sonuçlar doğurabilir.

    Ayrıca reenkarnasyon inancı sanki özgür iradeyi tümüyle yok ediyor gibi geliyor bana. Misal ben evlendim ve bir çocuğum oldu. Bu çocuk daha önceki günahlarını telafi için yeniden bedenlenen biri olsun diyelim. Ben çocuğumu ne kadar iyi yetiştirirsem yetiştireyim o kendi yaşayacaklarını benim irademi hiçe sayarak yine yaşamaz mı? Yani bu kişi önceki hayatını mahvetmiş biri olsun diyelim. İkinci fırsatında bu kişi benim oğlum oluyor. Ben ne yaparsam yapayım benim oğlum hayatını önceki yaşamındaki hataları yüzünden keder içinde geçiriyor. Yani reenkarnasyon düşüncesinde ilahi yapılanma nasıl oluyor? Ruhların nereye ve hangi şartlarda gönderilecekleri konusu izah gerektirmez mi? Ruhların yeniden bedenlenmelerinde nasıl bir adalet sistemi vardır ve insan iradesi bunun neresindedir?

    • bpakman dedi ki:

      “…Böylesi bir durumda bu kişide ağır psikolojik rahatsızlıklar meydana gelmez mi?” sorunuzun cevabı: Tam tersine reenkarnasyon inancı böyle durumlarda psikolojik rahatsızlık olmasını engeller, rahatsızlık varsa giderir. Yani “neden ben” sorusuna cevap bulmuş olur. “Önceki hayatımda birşey vardı ki bu hayatımda bu başıma geldi, bu hayatımda böyle oldum” demek büyük rahatlık sağlar, isyanı söndürür. Yani insan niye benim param yok, evim yok, kocam yok, karım yok, çocuğum yok, ailem yok, işim yok, neden bacağımı mayın patlamasında ya da kazada kaybettim vb. sorularını sormuyorsa zaten reenkarnasyona inansa ne olur inanmıyorsa ne olur. Konumuz böyle soruları soranlar içindir. Yani “neden ben” sorusunu.

      “Allah nasıl olsa bu dünyadaki hatalarımdan arınayım diye beni bir kaç kez daha bedenlendirebilir. O halde dilediğim gibi yaşabilirim” diyen elbette olabilir. Bunu dese de demese de bu gibi insanlar vardır. Bu insanlara bakıp yorum yapsak ne olur yapmasak? Bu insanlar reenkarnasyona inansa ne olur inanmasa?

      Allah beni hatalarımda arınayım diye bir kez daha bedenlendirmiş bu fırsattan faydalanayım diyen var mıdır? Elbette vardır. yani fırsat verilir, fırsatı değerlendiren de olacaktır değerlendirmeyen de.
      Bizim çocuğumuz oldu. Biz o çocuğun babasıyız elbette. Ancak bu o çocuğun daha önce başka babaları olduğu gerçeğini değiştirmez. Aynen bizlerin daha önce bu dünyada birçok mezarımız olduğu gerçeği gibi. Ben ne yaparsam yapayım diye birşey yok. Benim yapacaklarım da yaptıklarım da benim karmamın sonuçlarıdır çocuğumun yapacakları da yaptıkları da kendisinin karmasının sonuçlarıdır. İlahi adalet ikimizi bir noktada kestirmiştir, birleştirmiştir. Yani benim karmamda bir çocuk olması gerekiyor, o çocuğun şöyle şöyle olması gerekiyor, çocuğun karmasında da bir baba olması gerekiyor o babanın da şöyle şöyle olması gerekiyor.

      Mesela biri içki içmiş arabasını çılgın gibi sürüyor. Gidiyor kendi halinde giden birine çarpıyor. Sonuçta ikisi de ölüyor. Diyeceksiniz ki ötekinin ne kabahati var. Ancak onun karmasında da kaderinde de hayatının o anda sona ermesi var. Neden? Bunu bilmemize imkan yok. Bunlar gayba giriyor. Ama mutlaka bir nedeni var. İnsanlar bir şekilde ölecek. Ya öyle ya böyle. Her insan kendine özgü bir günde, saatte ölecek. Neden? bunu bilmemize imkan yok. Bundan sonrası gayba giriyor. Bunu bilmemiz için o insanın bütün geçmişini incelememiz gerekir ki bunu madde alemindeki bilgi düzeyimizle yapamayız. Anlayabileceğimiz tek şey ilahi idare mekanizmasının ikisinin kaderini o anda birlikte kestirmiş olması.

      İşte ilahi nizam/kozmik idare mekanizmasının o mükemmel düzeni mükemmel bir bilgisayar gibi bütün bunları ince ince planlıyor, programlıyor, kestiriyor.

      Varlıklar kendi iradeleriyle kendi geleceklerini yani kaderlerini oluşturuyorlar. Kozmik düzene kalan bunun planlaması oluyor. Herkes kendi ediyor, kendi buluyor.

      Ruhların yeniden bedenlenmesinde mükemmel bir plan vardır. Bu tamamen adaletlidir. İlahi düzenin adaletinden şüphe edilemez. O bize şah damarımızdan daha yakındır. İlahi zeka tasavvur edilemeyecek kadar mükemmeldir.

  29. Merih dedi ki:

    Cevaplar için teşekkürler.

    Bir insanın karması sonucu başına gelen tüm olumsuzlukları olduğu gibi kabullenmesi mi iyidir yoksa bu olumsuzluklardan kurtulmak için mücadele etmesi mi? Ben şöyle bir anlayışın oluşmasından endişeliyim açıkçası: “Bütün bu başıma gelenleri hak ettim. Ben lanet olası adamın tekiyim. Hatta ben en aşağılıklardan da aşağıyım. Belki de ömrüm boyunca bu acıları tadacağım. Benden adam olmaz. Bundan böyle pes ediyorum artık.” Böyle düşünen bir insan sizce sağlıklı bir psikoloji içinde olabilir mi? Bu şekilde düşünen bir insan basit hatalar karşısında bile kendini suçlar bir hale gelmez mi? Hayatta başına gelenlerden ötürü hayat mücadelesini kaybetmek insanı ye’se düşürmez mi?

    Aklıma başka sorular geldikçe yazacağım. Teşekkürler.

    • bpakman dedi ki:

      İnsanın başına gelenleri kabul edip etmemesinin reenkarnasyona inanıp inanmamasıyla ilgisi yok. Reenkarnasyona inanıyorsa neden başıma geldi sorusuna cevap vermiş olur. Zira kadere inanmış olur. Reenkarnasyona inanmadan da insan kadere inanabilir. Hani deriz ya hayır da şer de Allahtan diye. Reenkarnasyona inanmayan kadere de inanmayan doğal olarak isyan edecektir. Başıma gelenleri hak ettim diyemeyiz. Başımıza gelenler ille de geçmiş hayatımızdaki hatalarımızdan kaynaklanmayabilir. Belki de tekâmülümüz için olmaktadır. Hazreti Eyüp olayını örnek alalım. Peygamber bile büyük bir sınavdan geçmiş. Geçmişe bakınca biz de geçirdiğimiz sınavları tek tek idrak edebiliriz. Başarılı olamadıysak hatırlanabilir üzülebiliriz. Bu gayet normaldir. Bize düşen bunlardan ders almak be bundan sonra hata yapmamaya çalışmaktır. İnsan pes de edebilir. Ama bunun reenkarnasyona inanıp inanmamakla ilgisi yoktur. Dediğim gibi kadere inananlar sadece reenkarnasyona inananlar değildir.

      • bpakman dedi ki:

        Düzeltiyorum. Başarılı olamadıysak hayıflanabilir, üzülebiliriz.

  30. aylin dedi ki:

    Reenkarne olmak okadar da negativ Bakilacak bir inanc degildir düsünenler icin elbette bundanda ders cikarilabilir Bir söz vardir Hergünü sonmus diyerek degerlendirirsek her verilen ömürüde sonmus diyerek iyi insanlar olmaya gayret gösterebiliriz reenkarneyi dogru anlarsak bu bizim dini inancimizi positiv etkiler misal ben ölücem ve birkackez dünyaya gelicem zaten simdi istedigim gibi yasayimda diger gelisimde Iyi insan olurum demek cok büyük aptallik olur fakat bu gelisim hadi son sansimdi belki diyerek bakarsak ozaman reenkarne nin dince bir zarari yoktur hatta kendi adima söylemem gerekirse din düsüncelirimi iyi anlamda dahada etkiledi reenkarne olabilme ihtimalinin var olabilecegini düsündükce daha dikkatli olmam gerektini ögrendim nasil bakarsan öyle görürsün derer ben kendi adima yanlis yaptimi düsünmüyorum reenkarne olmaya ihtimal verdigim icin dinimide zedelenmez allahin kullari imtihan edecegi var kuranda da yer almakta oyüzden bir imtihan sekli olabilir sonucta allaha inaniyorum ahirete inaniyorum ölüpte dirilecegime baskalari birkezinanir ben birkac kez dirilecegime inaniyorum bazilarida hic inanmiyor kötü olan ney sayin Prof süleyman Atesinde dedigi gibi biz bazilarini birkez olsun dirileceklerine inandiramadik siz birkac kez dirileceklerine inandirabiliyorsaniz buyrun hodri meydan “demis sadece birsey inancim disinda bazilarinin hatirliyorum deyip filimcilik sunmasi reenkarneyi bence oldugunun disina cikarilabilir örnegin bu ilahi adaletsizlik olur neden ben degil de baskasi hatirliyor yüce Allah eger insanlari reenkarne olarak imtihan etse bile obeyinlere format atmayi unutmus olamaz veya bazilarina ihmallik etmis sözkonusu degildir hypnoz vakalari bile kanitlandi veya kücük cocuklarin anne baba yada ortamdan etkilenerek kendi fantazilerini bu bicimde ortaya cikartmak gibi vakalar olusuyor. ….Neden ben degilde reenkarneye egilimli ülkeler veya türkiyedeki bu inanca sahip olan kisiler hatirliyor cvp cok kisa bu inancla dogup bu inanc la yogruluyorlar duygu bakimindan zayif yapiya sahip olup fantazilerede acik olan cocuklar böyle masallar anlatiyorlar akli basinda insanlarin da buna inanmasi biraz tuaf helede türkiye leb demeden leblebiyi kapmak bu olmali sanirim reenkarneye sözüm yok hatta inancimda var ama vakalar no saygilarimla

    • bpakman dedi ki:

      Kesin bir hükme varamıyoruz ancak hatırlama herkes için geçerli ve büyük çoğunluğu çocuklukta unutuyor. Büyük ihtimalle bazıları ceza olarak hatırlıyor, bazıları da insanlara ibret/örnek olsun diye. Ayrıntıları sayfamda var.

    • bpakman dedi ki:

      Bir de şu var. Olması gereken hatırlamamak veya unutmak. Yoksa olumsuz etkiler devam eder. İnsanların kaderi de istisnalar dışında bu sebeple unutmaya/hatırlamamaya göre programlanmış.

  31. Geri bildirim: Reenkarnasyon hakkında öğrenmek istediğiniz herşey | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s