Uygurlar _ Doğu Türkistan

Uygurlar Türklerin yönetme ve devlet olma geleneğini  değiştiren bir topluluk olarak biliniyorlar. Bunun en önemli nedeni yerleşik düzene geçen ilk Türk Devleti olmalarıdır. Bir başka önemli özellikleri de artık taş üzerine yazılmış belgeler yerine kağıtlar üzerine yazılmış belgeler bırakan ilk Türk topluluğu olmalarıdır.

  Kök Türkçe kitabelerden ve Çin kaynaklarından öğrendiğimize göre, Uygurların tarih sahnesine çıktıkları ilk yurdun, Selenge (Selenga) Nehri’nin doğu kısımları olduğu görülmektedir. Uygurlar Baykal Güneyindeki Orhun, Selenge ve Tuul (Tola) nehri çevresinde, Aral Gölü çevresine kadar  ilk önce Çinlilerin Hsiung-nu dedikleri Hunların, daha sonra da Juan-juanların hakimiyetleri altında dağınık yaşarlarken  7. yüzyılın sonuna doğru Tongra, Ediz, Uygur gibi oymaklardan oluşan “Tölös” ismi ile anılan kabileler topluluğu Göktürk (Kök Türk) Devletinin kurucu ortağı oldu.  Tölös topluluğu içinde zamanla kuvvetlenen Uygurlar M. S. 743-745 yıllarında Basmil, Yağma ve Karluk Türklerinin yardımıyla önce Kök Türklerin son kaganı olan Ozmış Kagan’ı yenerek Göktürk Devletini yıktılar, sonra Karlukların yardımıyla Basmılları yenerek sonra da Karlukların ortaklığına nihayet vererek 748’deki kurultayda kendi devletlerini kurdular. Devletin inşaasında 9 Oğuzlar olarak bilinen boylardan büyük destek gördüler.

Uygur adının manası ve etimolojisi hakkında çeşitli görüşler mevcuttur. Bazı kaynaklara göre bu şekilde çevre topluluklarla işbirliği (ittifak) yapmalarından dolayı müttefik anlamına gelen Uygur adıyla adlandırıldılar. Bunlardan Fazlullah Reşidedin’e göre, Türk dilinden olan Uygur sözünün manası “birbirine karışmak ve yardım etmek”. Farsça manası oda “bizimle birleşti, yardımda bulundu”. Uygur’un manasının “şahin gibi hızla hücum eden, orman halkı”, “çukur” ve Nemeth’e göre de “takip etmek”ten türemiş olduğu; Ebu’l-gazi “uymak, yapışmak” fiillerine dayandığı; Kaşgarlı’da ise, “kendi kendine yeter” manasında kullanıldığı gibi çeşitli rivayetler de vardır. Genellikle, Uygur’un Uy+gur şeklinde geliştiği, “akraba, müttefik” ve On-
Uygur adının da “On Müttefik”ten türemiş olduğu yolunda açıklamalar da
bulunulmuştur. Uygur adının siyasi bir addan daha ziyade, kabile ve bölge adı olarak
kullanıldığı yolunda da görüşler vardır. Uygur etnik adı, Bilge Kagan yazıtında ilk defa 716 yılındaki olaylar sırasında, Uygur İlteberi’nin ismi vasıtasıyla zikredilmiştir.

Kutluk Bilge Kül (Kutlug Bilge Köl) Kağanın önderliğinde kurulan ilk Uygur Devletinin başkenti bir süre Göktürklerin başkenti de olan Ötüken idi. Daha sonra başkenti o zamanlar “Ordu Balık” denen ve Hunlar zamanından beri bilinen, yukarı Orkun Nehri üzerinde bulunan Karabalsagun’a taşıdılar. T’ang sülalesi tarihçileri, Kutluk Bige Kül Kagan zamanında Uygurların, Altay Dağlarından, Baykal Gölü’ne kadar uzanan bir bölgede hüküm sürdüklerinden bahsetmektedirler.

Benimsedikleri Mani dinince et yemek yasak olduğundan Uygurlar tarım sektörüne yöneldiler ve yerleşik düzene geçtiler. Uygurların savaşçı boyu Karluklar 751 yılında Talas’ta Araplarla Çinliler arasındaki savaşta Arapların yanında yer aldılar. Çinliler savaşı kaybedip geri çekilince Uygurlar bugünkü yerleşimleri olan Tarım havzasına (Doğu Türkistan’a) yerleştiler. 752’de Çin’de çıkan isyanları bastırdıktan sonra  Çin’de Mani mabetlerini kontrol eden  Uygurlar yavaş yavaş Çin’e yerleşerek Uygur kolonileri kurdular.

Uygurlar 840 yılına kadar Orta Asya’nın en büyük gücü oldular. Bu tarihte Kuzeyden gelen ve bir başka bir akraba topluluk olan Kırgızlar tarafından egemenlikleri sona erdirildi. Ötüken Uygur Kağanlığı’nın yıkılışının sebepleri olarak; Çinlilerin umumen göçebe veyahut yarı-göçebe kavimlere uyguladıkları siyaset gereği, çeşitli topluluklar içindeki bir grubu destekleyip, topluluğun kendi içinde parçalanmasını sağlamak; Uygurların idareci sınıfı arasında başlayan geçimsizlikler, Uygur ülkesinde görülen şiddetli kış nedeniyle pek çok hastalığın ortaya çıkması, hayvanların telef olması, ayrıca Maniheizmin de, Uygurları askeri yönden zayıflattığı görüşleri savunulmaktadır.

Uygur İmparatorluğu Bölünmeden sonra Turfan Uygurları- Sarı Uygurlar

Uygur İmparatorluğu (sarı renkli). Bölünmeden sonra Turfan Uygurları-(kavuniçi sınırlar) Sarı Uygurlar (mor sınırlar)

Uygurlar 9. yüzyılda yoğun bir şekilde Kuzey topraklarını terk ederek Güneydeki Kansu, İç Asya/Tarım havzası’nda tutunmaya çalıştılar. İkiye ayrılan Uygurlardan 10. yüzyılın ilk yarısında Kansu bölgesine yerleşerek devlet kurdular. Kansu’da Uygurlarla birlike Tatarlar da bulunmaktaydı. Kansu bölgesi Uygurlarının eski dini Maniheizm burada daha fazla yaşamamış ve Uygurlar yeniden Budizme bir dönüş yapmıştır. Sarı Uygurlar  önce Çin’de bir hanedan kuran Kıtanların (907-1211), daha sonra 1028’lerde Tangutların nüfuzları altına girdiler. 1209’da Cengiz Han’ın hakimiyetine giren Uygurlar, o zamanlardan beri Sarı Uygurlar diye tanınmakta ve hala Çin’in batı taraflarında yaşamaktadırlar.

Doğu Türkistan’dakiler de Turfan Uygur (Karahoca) Devleti’ni kurdular.  Turfan, Kaşgar, Beşbalık, Kuça, Hami şehirlerinde önemli bir uygarlık oluşturdular. Moğol Hitaylılar, Çinliler ve Tibetlilerle savaşmak zorunda kaldılar. 1206’da Kara Hıtay devletine bağlanarak Uygur alfabesinin Hıtay Devleti’nin resmi yazısı olmasında  büyük etkileri oldu. Hıtay Devleti’nin ileri gelenleri arasında da bir çok Uygur vardı. Uygurlar 1209 da da Cengiz Han’a bağlandılar. 18. yüzyıla kadar Turfan ve Tarım havzasında bölgesel hanlıklar tarafından yönetildiler. 1760 dan itibaren Çin hakimiyetine girmeye başladılar. 1911 de özerk bölge oldular ama nasıl bir özerklikse, Çine bağlı valilerin yönettiği bir özerklik. Zaten 1949 da Çin’e bağlı eyalet oldular. Çinliler buraya Şinjan yani yeni eyalet adını verdiler. Biz de teselli olarak Sincan diyoruz. Diğer sayfalarımızda anlattığımız gibi Uygurlar yıllardır korkunç baskı altında yaşıyorlar. Okumak için lütfen tıklayın: UYGURLARA BASKI VE ASİMİLASYON  ve UYGUR ANA

Uygurlar çeşitli tarihlerde Budizm, Maniheizm (mani dini) ve Şamanizm ile beraber Nesturi Hıristiyanlığını da benimsemişlerdir. Orta Asya’da yapılan kazılar sonucu; Nesturilik ile ilgili Uygurca vesikalar bulunmuştur. Alman sefer heyeti âlimleri Turfan da, Nesturilere ait mabetler bulmuşlar, harabelerinde Uygurca yazılmış el yazmaları çıkmıştır. Turfan havalisindeki Uygurlar arasında Nesturilik mevcut idi. Bu Nesturiler 845 yılında büyük din baskılarından dolayı ortadan kalkmışlardır. Uygurlar 10. yüzyılın sonlarına doğru Karahanlı hanedanının önderliğinde İslamiyete geçtiler.

Uygurlar Soğd alfabesinden uyarlanma 14-18 harfli bir Türk alfabesi geliştirdiler, ahşap harfli matbaalarla kağıtlara kitap baskıları yaptılar. Astronomi ve tıpta önemli buluşları oldu, 12 hayvanlı geleneksel Türk takvimini geliştirdiler. Ziraat, bakır, demir, gümüş, altın, kömür gibi madenleri işletme ve inşaat alanında ustalaştılar. Amonyak gibi kimyasalları ürettiler. Planlı olarak Karabalasagun, Beş-Balık, Karahoca, Karaşar, Hotan, Yarkent, Turfan, Kaşgar, Kamal, Kulca, Urumçi, Aksu, Suço, Kanço, Çerçen gibi büyük şehirleri kurdular. Kamu hukuku ve özel hukuk sistemi geliştirdiler. Trampa, satış, kira, faiz, vasiyet, yarıcılık, özel sözleşme gibi birçok ticaret kavramını kullandılar. Minyatür sanatı ve orta oyunu benzeri sanatlarda ileri gittiler. Dilimizdeki “uygarlaşma” kelimesi Uygurların çağdaşlaşma kültüründen gelmektedir.

Doğu Türkistan’da Uygurlarla birlikte Kazaklar, Kırgızlar, Salurlar, Tatar ve Tacikler de yaşıyor.  Bölgede 2 bin civarındaki Salurların dili kadim Oğuzcanın bir lehçesi. Doğu Türkistan’da Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde İli Özerk Bölgesinde Uygurlar, Kazaklar, Kırgızların yanına Doğudan Devlet yönetimine hakim olan Han Çinlileri, Mançu asıllı Şibolar, Müslüman Çinli Hualar getirilip Türklerin aleyhine etnik denge sağlanmış. 1764’de aileleriyle birlikte 4 bin Şibo Mançurya’dan Türklere ve Ruslara ileri karakol teşkil etmek üzere Doğu Türkistan’a getirilmiş ve İli çevresine Çapçal Özerk Bölgesine yerleştirilmiş. Böylece Doğu Türkistan’da Çin’in hakimiyetini sağlamlaştırmışlar. Okçuluklarıyla meşhur Şibo’lar da kadim Türkçenin lehçelerinden birini konuşuyorlar.

Kaşgarlı Mahmut’a göre Türk illerinin Ceyhun’u olan İli Nehri, Kazakistan ve Uygur Özerk Bölgesi’nin batı bölümlerinden geçen bir nehir. Yaklaşık yarısı Kazakistan’da. Bulca (İli) büyük kentlerden biri. Burada 7 Ağustos 1944’de  yeni bir Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edildi. Bu bağımsız Cumhuriyet Sovyetler Birliği ve Çin devletlerinin ortak kuvvetleriyle 1945’de ortadan kaldırıldı.

Bulca aynı zamanda Türklerin Yafes’e yani Nuh’un oğluna verdiği ad. Bir başka yazımızda Türklerin kökünün Nuh’un oğlu Yafesin Oğluna dayandığını anlatmıştık OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Kaynaklar:

Ahmet Yeşiltepe’nin NTV’de yayınlanan Zaman Yolcusu – Türklerin İzinde belgeseli.

İslamiyet öncesi Türk destanlarının tarihi açıdan değerlendirilmesi.  Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih (Genel Türk tarihi) Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. Gülşen İnci Yılmaz. 

v.b.

Bülent Pakman. Haziran 2014. Güncelleme Kasım 2015. İzin alınmadan, aktif link verilmeden  alıntı yapılamaz, yayımlanamaz.

Bülent Pakman’ın Youtube video kanalları/arşivi:

https://www.youtube.com/user/aliant28

http://www.youtube.com/user/pakman

Twitter Widgets

kara 2Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s