Azerbaycanda kadınların tek başına ev kiralaması

Amerika’da eğitim gördükten sonra Bakü’ye geri dönen Günel İsakova 8 yıldır, kiralık tuttuğu evlerde yaşıyor. O, bir müddet evleri diğer hanımlarla paylaşsa da, çok zaman tek yaşadığını, bu yüzden de yıllar boyu bir çok zorluklarla karşılaştığını ifade ediyor.

Azerbaycan’da kadının tek başına ev kiralamasının ağır süreç olduğunu sadece Günel değil, röportaja katılanlar diğerleri de onaylıyorlar.

az-kizlarOnlar hem taşınmaz emlak emlakçilerinin, hem ev sahiplerinin, hem de komşuların ilişkisinden şikayet ediyorlar.

Emlakçiler çok kişisel sorular soruyorlar, ev sahipleri tek hanıma ev vermeye razı olmuyor, komşular ise izliyorlar, röportaja katılanlar böyle diyorlar.

Ev alış satışı ve kiralama işi ile meşgul olan emlakçiler ise diyorlar ki, ev sahipleri ekseri hallerde tek kadına kiraya vermekten imtina ediyorlar.

Emlakçilerden bazıları “kadın tek yaşamaz” dese de, bazıları ev sahiplerinin taleplerine uygun davrandıklarını bildiriyorlar.

Kişisel sorular

Ev aramak sürecinin zor olduğunu vurgulayan Günel İsakova diyor ki, 8 yıl evvel vaziyet daha da ağır idi.

Onun sözlerine göre, son yıllarda sırf ev kiralaması, alış satışını kolaylaştıran web sayfaları daha çok popülerleşti. O zamanlar ise, küçük emlakçi ofislerine başvuruluyormuş.

Her defa tek yaşayacağımı işittiğinde ya evi vermiyorlardı, ya da çok kişisel, kendilerini ilgilendirmeyen sorular soruyorlardı. Bazı emlakçiler alçaltıcı sorular sorarlardı, biliyor musun eve hiç kimseyi getiremezsin, diyorlardı“.  Günel ev sahiplerinin çalışan kadınlardan daha çok talebe hanımlara daha kolay ev kiraya verdiklerini açıklıyor.

Günel’e göre ev tuttuktan sonra problemler yine de bitmiyor. Günel diyor ki: “Ev sahipleri garip oluyorlardı. Tek kaldığımı bildiklerinde her ne bahane ile olursa olsun aylık parasını almaya akşam saatlerinde gelenler vardı. Öyle bir ev sahibim oldu ki, içkili halde telefon ederdi bana , ya da gelip kapıyı döverdi. Ertesi gün ise özür dilerdi ki, kendinde olmadığı için“.

Öyle bilirler ki, tek yaşıyorsan, ailen yoktur, seni koruyan veya seven insanlar mevcut değil“, diyen Günel son yıllarda bu sürecin bir az düzeldiğini de ilave ediyor.

Günel düşünür ki, emlakçi ve ev sahiplerinin böyle ilişkisi kadınlara karşı toplumda olan ayrımcılığın neticesidir. Günel diyor ki: “Toplumda önyargı var ki, kadın tek başına yapamaz. Kadın paralıysa, serbest yaşıyorsa, düşünürler ki, mutlaka onu birisi “himaye ediyor”. Başka insanları ile evi bölüşmek istemediğimi diyende, o dakika sebebini sorarlar. Onlar anlamıyorlar ki, insana kişisel alan lazımdır“.

Şimdilerde çok iyi bir emlakçiyle çalıştığını ve yaşadığı evin güzel bir sahibi olduğunu anlatıyor.

Günel 21. asırda bu halin müzakere edilmesini “gülünç ve manasız” olarak adlandırıyor. Yılların bu problemin halledilmesine yardım edeceğini hesap ediyor.

“Kadına fert gibi yanaşmıyorlar”

Üniversiteyi bitirdikten sonra Bakü’de çalışmaya başlamış İlknur Selamova da benzer hallerle karşılaşmış. O da 8 yıldır kiralık evlerde yaşıyor.

Azerbaycan’da bir kadın için en zor şey rahatlık arzulamaktır“, diyen İlknur üniversite zamanı ev bulmakta problem olmadığını ekliyor.

Çünkü kızlarla kalırdım, ailemin gönderdiği para ancak buna kifayet ederdi. Bütün ev sahipleri de kız talebelere evlerini severek açarlardı. Ancak öyle ki, üniversite bitti ve çalıştığımı, tek veya bir kız arkadaşımla yaşayacağımı dediğimde emlak komisyoncularının, ev sahiplerinin yüzündeki o ifadeyi görmek başka mesele idi“, İlknur böyle diyor.

İlknur hesap ediyor ki, emlakçilerin ve ev sahiplerinin % 99u bir kaç talebe hanımın bir yerde, sık sık ailesinin nezaret etmesi şartı ile kirada kalabileceğini düşünüyor. Eğitimi sona erdikten sonra onlar ya evlenmeli, ya da baba evinde oturmalıdır.

Bir kadın tek başına yaşamak istiyorsa, demek ki sağlam ayakkabı değildir. Bu fikirde oldukları için emlak komisyoncularının seninle konuşma tarzı değişir, hatta 5 dakika önce hiç yüzüne bakmayan adam bir anda aşk ilanı da edebilir. Tabii ki, böyle vaziyette ne kadar feminist olsanız da, eve taşındığınızda kardeşinizin geleceğini ve ya bir akrabanızla birlikte eve bakacağız diyerek “sahipsizolmadığınızı vurgulayamak zorunda  kalıyorsunuz“, diyor.

İlknur geçen yıl birkaç defa böyle sevimsiz tecrübelerinin olduğunu da ilave ediyor. Ona göre,  normal bir ev sahibi bulup eve taşındıktan sonra da problemler bitmiyor.

Şimdi de komşular seni izlemeye başlayacak. Eve kim girer, kim çıkar, binaya saat kaçta girip, kaçta çıkıyorsun – hepsine dikkat edecekler. Eğer hoşlarına gitmeyen bir şey olursa, ev sahibine şikayet etmekte gecikmeyecekler”, diyor. Ev sahiplerinin buna da karıştığını kaydediyor.

Öyle olur ki, bazen babam veya kardeşim beni görmeye geldiğinde önceden ev sahibine telefon edip haber vermişim ki, komşuların gazına gelip beni sinirlendirmesin“.

İlknur bu problemlerin Azerbaycan’da kadının fert gibi kabul edilmemesinden kaynaklandığını vurguluyor.

Azerbaycan toplumunda “Kadın kiminin kızı, kiminin anası, kiminin bacısıdır. Ancak asla özgür fert değil. Onun şahsi hayatı, arzuları, ihtirasları olamaz“, diyor.

Yasaklar

Şebnem Sabirli önce yüksek tahsil için, sonra iş için altı yıldır Bakü’de yaşıyor. O, emlakçilerden daha çok ev sahibi ve komşuların davranışından rahatsız olduğunu ifade ediyor.

Bazı ev sahipleri sırf evi hanımlara kiraya verdiği için çoğu zaman problemlerle ilgilenmiyor” diyor

Büyüğünün olmadığını varsayarak evdeki problemi halletmiyorlar“, diyen Şebnem bu meseleleri kendinin hallettiğini de kaydediyor.

Aynı zamanda bazı ev sahiplerinin hanım kiracılara sınırsız yasaklar koyduğunu da ifade ediyor.

Bezen gözdağı verirler ki, eve ancak kendiniz girersiz, dostlarınızı, oğlan tanıdıklarınızı veya akrabalarınızı getiremezsiniz. Bir nevi diyorlar ki, biz evi “ancak terbiyeli kızlara” veririz“, diyor.

Şebnemin sözlerine göre, oğlan kiracılarda bu kadar problem olmuyor ve onlar daha serbesttirler.

Bu cemiyette kız “temiz, başı aşağıda” olmalıdır. Hanımın hiç bir sosyal faaliyeti olamaz, eve geç gelmemelidir. Bu asırlar boyu erkeklerin kadına koyduğu sınırlardır“, diye kaydediyor.

Korku

Son bir yılda Şebnemle aynı evi paylaşan Zülfiye Safkanova başına gelen bir hadiseyi anlatıyor: “Daha evvel selam verdiğimiz komşulardan biri bir gece kapıyı dövdü. Açtığımda içkili olduğunu gördüm. O, kapıyı kapatmaya müsaade etmiyordu ve ev arkadaşımın numarasını istiyordu. Bağırdım ve bir süre sonra komşular geldi“, diyen Zülfiye bu hadiseden çok korktuğunu ve hiçbir zaman unutmadığını ilave ediyor.

Zülfiye diyor ki, aynı evde korka korka bir ay yaşayıp, daha sonra yeni eve taşınmışlar, ve ekliyor: “Tek yaşadığında adama sahipsiz gibi yaklaşırlar. Anlamıyorlar ki, kendi rahatlığın için, tek yaşamak istiyorsun. Ev sahibi kiraya ev vermekle bir tür hizmet takdim ediyor ve bunun karşısında para alıyor. Kiracı evi temiz tutmak, komşuları rahatsız etmemek gibi görevleri yerine getirmelidir, ancak kalan hiç bir şey ev sahibini ilgilendirmemelidir“.

“Kadın niye tek yaşasın?”

BBC Azerbaycancaya konuşan emlakçi faaliyeti ile meşgul olan şahıslar da tek kadına ev kiraya verilmediğini tasdikliyorlar.

Emlakçi Mehriban hanım tek yaşamak isteyen kadınları genelde “hafif hayat süren” olarak adlandırıyor ve “kadın niye tek yaşamalıdır” sorusunu soruyor.

Kadınlar niye tek yaşamak istiyor? Kadın niye tek kalsın, erkeği, kardeşi, anası, babası yok  mudur?!”, diyor.

Creative Group Taşınmaz Emlak ofisinden Dedecanov Tebriz’e göre, bu talepleri genelde ev sahipleri koyuyor. Sebebi ise “bazı hanımların gayrı kanuni hayat yaşamasıdır“. “Kiralık ev arayan ve onların şirketine başvuran hanımlardan, nerde çalıştığı, nerde yaşadığı, ailesinin olup olmadığı sorulur” diyor ve “Kadın da, erkek de insandır. Ancak ev sahiplerine hak veriyorum, ev sahibi eziyet çekiyor ev alıyor. İstemez böyle maksatlara istifade olunsun“,  diye kaydediyor.

Siyasi dikkat ayrılmalıdır

Kadın hakları savunucusu Leyla Hasanova’ya göre tek ev kiralamak sadece kadınların değil, evli olmayan çok adamın da yaşadığı problemdir. Gerçi bu problemler fertlerin cinsiyetleri ve cinsi yönelimlerine göre de farklılık gösterir, diye  ilave ediyor.

Onun sözlerine göre, Azerbaycan cemiyetinde tek adama karşı “ihtiyatlı olmak” hali var ve tek adam tehlike gibi görülür.

Kadınlara tek yaşaması için ya kiraya ev verilmiyor, ya da 100 tür şartla veriliyor. Çünkü ev sahipleri, dolayısı ile ataerkil zihniyet için “tek kadın olmak” normal olmayan hayat tarzıdır“, diyen Leyla ekseri hallerde kadına ancak ya aileli, ya da ailesindeki bir erkek, yani kardeş, baba referansı ile ev kiralamaya izin verildiğinden bahsediyor. “Aileli, “erkek referanslı” olmayan kadının başına bin tür kötü hadise gelebilir. Onu tek kabul etmemekle güya, böylece korumuş olurlar. Ancak bu “koruma üsulu” özü ataerkil kanunlara dayandırılıyor onu besliyor” diyen Leyla’ya göre, diğer sebep kadının “problem çıkarmasına karşı” ihtiyatlı olmaktır. Onun sözlerine göre, ev sahipleri kiracı hanımın ev sahibinin, komşuların, cemiyetin ideal kadın tipine uygun hayat tarzı olmaması, yani seks işçisi, yahut sevgilisinin olması gibi bir mesuliyeti üzerine almak istemiyorkar.

Ona göre, kadınların yaşadığı problemlere devlet de dikkat ayırmalıdır. Azerbaycan’da kadın problemine dair herhangi bir siyasi dikkat yoktur. Bütün kadın problemleri sosyal problem gibi kodlanır, ancak sosyal problem gibi kategorize edilir.

Eğer kadın problemleri, buna şiddet ve şiddet türleri aynı zamanda suçlar dahil olarak siyasi alanda değerlendirilirse, problemin hal yolu için bir adım olur“, Leyla Hasanova böyle diyor.

Azərbaycanda qadınlar niyə tək kirayə ev tutmaqda çətinlik çəkir? Günel Səfər BBC Azərbaycanca 10 Ekim 2016  http://www.bbc.com/azeri/azerbaijan-37610121?ocid=socialflow_facebook sayfasından çeviren Bülent Pakman. Ekim 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Bu konudaki diğer yazılarımız:

Twitter Widgets

Al Khobar Ofis

Bülent Pakman kimdir?  https://bpakman.wordpress.com/pakman/