28 Ağustos 1922

ÖNCESİ

Öğleye doğru Başkumandanlık karargâhı Afyon’a geldiğinde şehrin görünümü içler acısıydı: Şehrin önündeki savaş iki gün kesintisiz sürmüştü.

Muhacir Mahallesi ile istasyon ve okul gibi binalar tamamen ateşe verilmiş yanmakta iken, erzak, teçhizat vesaire olduğu gibi durmaktaydı.

Manzara, düşmanın panik ve telaşa düştüğünün resmi gibiydi. Kısa sürede yangınlar söndürüldü, erzak ve değerli malzeme emniyet altına alındı ve şehirde güvenlik tam manasıyla sağlandı.

Afyon’un önemi

Afyon’un yeniden özgürlüğüne kavuşmasının Büyük Taarruz’un seyri açısından da çok büyük önemi vardı. Bu sayede düşman kuvvetleri cephenin kuzeyinde sıkışmışlar, daha da önemlisi Uşak yolundan uzaklaşmışlardı.

En önemli ulaşım ve nakliye aracı olan demiryolu de ellerinden çıkmıştı. Yunan Ordusu’nun Dumlupınar mevkiine çekilmek ve bir anlamda İzmir yolunu kesmek çabası içinde olduğu anlaşılmıştı. Bunun üzerine 1. Ordu bütün kuvvetini Dumlupınar istikametine yöneltmişti.

Sabahın erken saatlerinde ileri karakolları dolaşan 23. Tümen Kumandanı Yarbay Ömer Halis, Köprülü Deresi’nde yürüyüş kolunda duran bir birlik gördü. Ne var ki söz konusu birliğin dost ya da düşman kuvvetlerinden hangisi olduğu kestirilemiyordu. Gönderilen keşif koluna ateş edildiğinde ise durum anlaşılmıştı. Kısa sürede verilen karşılığın ardından müthiş bir savaş başladı. 31. Alay’ın 3. Tabur’una bağlı bölük kumandanı Yüzbaşı Neşet’in birliği sayılarının azlığına bakmaksızın düşmanın üzerine hızlı bir şekilde inmişti. Yunanlılar dağınık bir halde kuzey taraftaki Resulbaba mevkiine doğru kaçıyordu. Kısa sürede anlaşıldı ki bu birlik 4. Yunan Tümeni idi!

Takip devam ediyor

Daralan çemberle birlikte cephedeki birliklerin önemli bir bölümü artık takip ve kovalama ile görevliydi. Öyle ki 1. Ordu Karargâhı sabah erken saatlerde Afyon’a, öğleden sonra ise Balmahmut’a intikal ettirilmişti. Ordu orada da çok durmadan Dumlupınar istikametine yönlendirilmişti. Yollar terk edilmiş motorlu araçlar, toplar ve ordunun işine yaracak eşyalardan geçilmiyordu. Birliklerin bir kısmı Afyon içinden geçerek askerî öneme sahip Hamam mevkiine konuşlanırken 11. Tümen gibi bazı birlikler de takip ettikleri düşmanla sıcak temas sağlayıp taarruza devam ediyorlardı. Cephenin genişlemesi, düşmanın düzensiz ve panik içinde çekilişi ile bazı teknik sorunlardan dolayı haberleşmenin kesintiye uğraması yüzünden sık sık emirler güncellenmekteydi.

2. Ordu

Kocatepe’de portatif bir tahta masaya serilmiş harita başında Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet paşalar ile Garp Cephesi Kurmay Başkanı Albay Asım (Gündüz) Bey, durumu görüşüyorlar. Cephe yarılmıştı ve Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki 1. Ordu batıya doğru çekilen Yunan kuvvetlerini hızla takip ediyordu. Yakup Şevki Paşa Komutasındaki 2. Ordunun karşısındaki Yunan cephesinin Afyonkarahisar kesimi boş kalmıştı. Buradaki Yunan kuvvetlerini geri püskürtmek için 2.Ordu’nun biraz ilerlemesi yetecekti.

Durumun Yakup Şevki Paşa’ya telefonla bildirilmesi kararlaştırıldı. Albay Asım Bey arayıp durumu anlattı. Yakup Şevki Paşa itiraz etti: “Benim cephemden çekilen yok. Yunanlılar yerlerinde duruyorlar. Harekete geçemem.” dedi. Güneyinde geçilemez denilen Afyonkarahisar müstahkem mevkiinin 1-2 günde yıkılabileceğine inanmadığı için durumu kabullenemiyordu. Ordusunun Kurmay Başkanı Albay Hüseyin Hüsnü (Erkilet) Bey’e döndü: “Güya Yunanlılar Afyonkarahisar’dan çekiliyormuş. Yalan!”

Yakup Şevki Paşa’nın cevabı İsmet Paşa’yı kızdırdı. Mustafa Kemal Paşa: “Kolayı var. Hareket emrini doğrudan kolordu komutanlarına ver. Yakup Şevki Paşa da ordusunun peşine takılsın.”dedi.

Fevzi Paşa: “İşte bu kadar” diye bir kahkaha attı.

Böylece 2. Ordu  kolorduları Şükrü Naili Albay’a ve Kazım (İnanç) Paşa emirleriyle batıya doğru harekete geçti. Yakup Şevki Paşa da harekata katılmak zorunda kaldı. Cephenin güneyinin yarıldığı ve Yunanlıların hızla geri çekildikleri günde karşısındaki Yunan kuvvetleri azdı ve çok geniş bir cepheye yayılmışlardı ayrıca geceden beri mevzilerini boşaltıp, geri çekilmeye başlamışlardı. Batıya doğru hiçbir çatışma olmadan yirmi kilometre yol yürüyerek Kazuçuran ve Gazlıgöl bölgelerine ulaştılar. Bu yürüyüş sırasında hiçbir Yunan kuvvetine rastlamadılar. Hâlbuki on kilometre daha yürümüş olsalardı, Resulbaba Dağı kuzeyinde Yunanlılara yetişecekler ve önlerini keseceklerdi. Bu durumda ertesi gün yani 29 Ağustos 1922 günü Yunan kuvvetleri doğudan 2. Ordu, güneyden 1. Ordu tarafından kuşatılacaklar ve belki zafer bir gün önce gerçekleşecekti.

Kocaeli Grubu, Porsuk ve İnhisar müfrezeleri

Çete savaşının önemli birimlerinden olan grup ve müfrezeler de kendilerine verilen görevleri başarıyla yerine getirmekteydiler. Bunlardan Kocaeli Grubu, bulunduğu mevzide gün boyu ateş ile hem düşmanı meşgul etmiş hem de çıkardığı keşif kollarıyla bilgi toplamıştı. Aynı şekilde Porsuk Müfrezesi de düşmanla sıcak teması korurken bulunduğu bölgedeki düzenli birliklere de destek oluyordu. Müfreze aynı gün 3. Kolorduya bağlı Albay Alaaddin komutasındaki 41. Tümen’in emrine girmişti. Yetmiş gönüllüden oluşan İnhisar Müfrezesi Sakarya Nehri’ni güneye doğru birkaç yerden geçerek buradaki köylerle temas kurmuş ve cephedeki son durumu bildirmişti.

İstanbul habersiz

Ankara’dan, resmî tebliğler de dahil olmak üzere, hiçbir haber alamayan İstanbul basını, okuyucularına söylenti ve tahminlerin ötesinde yeni bir haber veremiyordu. Örneğin ordumuzun çoktan taarruza geçtiği, Yunan Ordusu’nun bozulup çekilmeye başladığı, hatta Afyon’un kurtarıldığı saatlerde Tevhid-i Efkâr gazetesi “Milli Ordu”nun taarruza geçtiği haberini yeni yeni veriyordu.

Son durum

Mustafa Kemal (Atatürk), Fevzi (Çakmak) ve İsmet (İnönü) paşaların ortak görüşü 28 Ağustos 1922 tarihinde yapılan savaşlarda Yunan Ordusu’nun yedi-sekiz tümeninin mağlup edildiği, işgalci ordunun bu haliyle kritik öneme sahip Resulbaba bölgesini bile savunamayacakları yönünde idi. Birliklerden henüz akşam raporu gelmediği halde ordumuzun çekilmekte olan düşmanı sert ve kararlı bir şekilde takip ederek herhangi bir mevkide tutunmasına meydan vermedikleri anlaşılıyordu. Sona yaklaşılıyordu… DEVAMI

Kaynaklar: (Büyük Taarruz günlükleri yazı dizisine ait)

Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler. Bilgi Yayınevi 1.8.2016.

Kocatepe’den Dumlupınar’a Cengiz Çetintaş http://www.cengizcetintas.com/bölüm9.html

Büyük Taarruz. Doç. Dr. Hüner TUNCER. Cumhuriyet 26 Ağustos 2009. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/82742/26.html#

Zaferin yolunu Dumlupınar açtı.  Ömer Türkoğlu Cumhuriyet 28 Ağustos 2017 http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yazi_dizileri//.html#

Kurtuluşa doğru. Ömer Türkoğlu Cumhuriyet 29 Ağustos 2017 Kurtuluşa doğru

Zaferin ilk işareti: Afyon kurtarılıyor Ömer Türkoğlu Cumhuriyet 27 Ağustos 2017 Zaferin ilk işareti: Afyon kurtarılıyor

Ufukta görünen zafer. Ömer Türkoğlu Cumhuriyet 28 Ağustos 2017 Ufukta görünen zafer

Başkomutanlık Meydan Muharebesi. Vikipedi. http://www.wikiwand.com/tr/Başkomutanlık_Meydan_Muharebesi

Yakup Şevki Subaşı Vikipedi http://www.wiki-zero.co

Büyük Taarruz Vikipedi http://www.wikizero.co/index.6

Bülent Pakman. Eylül 2018. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

kara 2

Bülent Pakman kimdir?