Türklerin başlangıcı

Atatürk’e göre Türklerin ilk soyu

Türklerin kökenini ortaya çıkarmak Atatürk’ün en büyük isteklerinden biriydi. Atatürk’ün 1922′de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 130. toplantısının birinci oturumunda yaptığı konuşma:

Efendiler, bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih alanında da bir derinliği vardır. Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh’un oğlu Yafesin oğlu olan kişidir.

Konuşmanın orijinal metni: “Efendiler! Bu dünyayı beşeriyette asgari yüz milyonu mütecaviz nüfustan mürekkep bir Türk Milleti azîmesi vardır. Ve bu milletin sahai arz­ daki vüsati nispetinde sahai tarihte de bir de­rinliği vardır. Türk Milletinin ceddi âlâsı olan Türk namındaki insan, ikinci eblülbeşer Nuh Aleyhüsselâmın Oğlu Yafes’in oğlu olan zattır.”       1. Dönem, 3. Yasama Yılı,130. Birleşim, 1 Kasım 1922 (1.11.1338) https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d01/c024/tbmm01024130.pdf

Nuh’un çocukları

Hz. Muhammed’den nakledilen bir rivayete göre, Nuh’un üç oğlu olmuş ve bu oğullarının her birinden farklı insan soyları türemiştir. Nuh’un bu oğullarından birisinin adı Sam’dır ve onun soyundan Araplar, İranlılar ve Rumlar geldiler. Diğer oğlunun ismi ise Yafes’tir ve onun soyundan ise Türkler, Sekalibeler, Yecüc ile Mecücler (Çinliler) geldi. Üçüncü oğlunun adı ise Ham’dır ve onun soyundan ise Kıbtıler, Sudanlılar ve Berberiler geldiler. Yafes Arapça eserlerde Yafes bin Nuh (Nuh’un oğlu) diye geçer. „Yafes İncil’de de Nuh’un oğullarından biri olarak geçer. Bazı Türk kaynaklarında Yafes “Bulca Han” olarak adlandırılmıştır.

Asya kökenli dinî mitolojide, insanlar tufan sonrasında Hazreti Nuh’un üç oğlundan türemişlerdir. Adları Yafes, Ham ve Sam’dir.

Bazı tarih kitaplarında Yafes’in tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerleştiği, Türk soyunun atası olduğu kaydedilmektedir.

Yafes’in oğulları

Yafes’in oğullarına gelince, bu konuda birbirine çok yakın kaynaklar görmekteyiz.

Bütün insanları Nuh’a bağlayan rivˆayetin en ayrıntılı bilgilerini veren, yazarı bilinmeyen, 520 hicri/1126 miladide telif edilen el yazması “Mücmel’üt-Tevarih ve’l-Kısas“daki (Müc’mel el-Tevarih. Yayınlayan A. Ramazâni. Tahran, Şemsi. Yıl 1318) Türkle ilgili  bilgileri Ramazan Şeşen çevirisinden okuyalım:

Türklerin nesebi hakkında……Nuh Peygamber Tufandan sonra yeryüzünü çocukları arasına paylaştırınca, Ceyhun tarafını Yafes’e verdi… Yafes’in yedi oğlu vardı: Çin, Türk, Hazar, Saklab, Rus, Yecuc-Mecuc’un babası olan Misek ve Bulgar ve Burtasların babası Kemˆari. Bu çocukların herbirinin nesli ve sülalesi oldu. Her birinin bir çeşit dili vardı. Doğu taraftaki toprakları kendi aralarında paylaştılar.
Bu oğulların huylarına gelince, Çin çok akıllı ve terbiyeli, Hazar sakin ve az konuşurdu. Rus hilekaˆr ve ihtiyatlı biriydi. Saklap yumuşak kalpli olub Misek çok yaşamamıştı. Onun oğlu olan Guz hileci ve kurnazdı. Dedesi Yafes onu oğullarından daha çok severdi. Kemaˆri oyunu seven ava ve işrete düşkün biriydi. Türk edepli, akıllı ve doğru kalpliydi.
Türk (kendisine yarar bir yerleşme bulmak ümidiyle), bütün doğu ülkelerini gezdi ve kendisine uygun bir yer buldu. Hoşlandığı bu yerin adına Issık göl adını verdi ki Türkçede ıssı (sıcak) göl demektir. Burada küçük bir deniz vardı, suyu sıcaktı. Çeşmeler çoktu, etrafı dağlarla çevrilmişti. Otu bol, suyu da çok hoştu.

Türk Tanrı’ya şükretti ve burasını kendisine yurt etti. Yafes’in oğulları arasında Türk ve Hazar akıl sahibi idiler. Fakat diğer oğullarından hayır yoktu. Geceleyin yanındaki dağın üzerinde ateş görüldü. Ertesi günü ortalık aydınlanınca Türk o dağın tepesine çıktı. Fakat ateşten hiçbir eser görmedi. Fakat Türk orasını hoş buldu; yayla ve meralarını hoş ve sevindirici buldu. O dağa Iduk-art adını verdi ki bugün dahi aynı adı taşımaktadır. Sonra ağaçtan ve otlardan evler yapmayı emretti. Bundan evler (khargah) yaptılar. Barınmak için koyun derisinden kaban-üstlük ve börk yapılmasını buyurdu, bu adet bugüne kadar gelir. Kitaplardan okuduğuma göre Türk’ün bu memlekette yerleşmesi anında talihi Esed yıldızı olmuş ve o saatin sahibi Merih’in ayla, Zühre yıldızının kavsle bulunduğu dakika olmuştur Türk’ün hem kan dökücü, hem de güzel yüzlü olmasının sebebi bundandır.
Türk’ün çocukları oldu ki Tutel, ǁigil, Barshan ve İlak. Bugünkü Barshanlılar, İlaklılar ve Çigiller bunların çocuklarıdırlar. Derler ki Tutel, bir gün avlanmaya gitmişti. Birşey yemek istedi; yerler tuzlu imiş. Elindeki lokmayı düşürdü, yeniden aldı. Yediğinde daha hoş buldu. Buradan tuz getirip yemeğe koymayı emretti”. (Ramazan Şeşen, İslâm Coğrafyacılarına göre Türkler ve Ülkeleri, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yayınları, Ankara 1985).

Bu bilgiler sonradan, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan ve 2000 yılında tıpkıbasımı yapılan tarihi şahsiyetlerin seceresini listeleyen 1094 hicri / 1682 miladi tarihli “Haza-Kitab-ı Silsile-Name” gibi, başka müelliflerin yazdıklarına ve Atatürk’e de kaynaklık etmiştir.

Bundan önce, Kaşgarlı Mahmut Bağdat’ta 1072-1074 yılları arasında yazdığı Türkçe-Arapça sözlük olan Divanü Lügati’t Türk kitabında Türklerin kökünün Nuh oğlu Yafes oğlu Türk’e dayandığını belirtmektedir:   “Türkler aslında yirmi boydur. Bunların hepsi Tanrı kutsal kılası Yalavaç Nuh oğlu Yafes oğlu “Türk”e dek ulanır. Bunlar –Tanrı kutsal kılası Yalvaç İbrahim oğlu İshak, İshak oğlu Iysu, Iysu oğlu “Rum”u andırır. Bunlardan her bir boyun birçok oymakları vardır ki sayısını ancak Ulu Tanrı bilir

“…. Allah onlara Türk adını verdi. Ve yeryüzüne hâkim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları Türklerin eline verildi. Türkler Allah tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Hak’tan ayrılmayan Türkler, Allah tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi. Türkler ile birlikte olan kavimler aziz oldu. Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri, kötülerin şerrinden korudular. Cihan hâkimi olan Türklere herkes muhtaçtır, onlara derdini dinletmek, bu suretle her türlü arzuya nail olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir..”

Oğuz Kağan Destanı  Yafes’in Türk oğlundan bahseder. Yafes’in Türk adında bir oğlu olduğunu iddia eden daha başka isimler de var. Mesela 17. yüzyıl Çağatayca’sının parlak temsilcisi, Ebu’l Gazi Bahadır Han‘ın 1660 yılında tamamladığı Şecere-i Terakime adlı eserde Nuh’un 0ğulları anlatılmaktadır:

Yerden su çıktı gökten yağmur yağdı, yeryüzündeki canlıların hepsi gark oldu. Nuh Peygamber, üç oğlu ve iman getiren seksen kişi ile gemiye bindi. Bir nice aydan sonra yer, Tanrı Teâlâ emri ile, suyu kendisine çekti. Gemi, Musul denilen şehrin çok yakınında Cûdi denilen dağdan çıktı. Gemiden çıkan insanların hepsi hasta oldular. Nuh Peygamber üç oğlu ve üç gelini ile iyileştiler. Onlardan başka insanların hepsi öldüler. Ondan sonra Nuh Peygamber, üç oğlunun her birini bir yere gönderdi. Ham adlı oğlunu Hindistan ülkesine gönderdi. Sam adlı oğlunu İran memleketine gönderdi ve Yafes adlı oğlunu Kuzey Kutbu tarafına gönderdi. Ve üçüne dedi ki: İnsanoğullarından siz üçünüzden başka kimse kalmadı. Şimdi üçünüz üç yurtta durun. Ne zaman çoluk çocuğunuz çoğalırsa, o yerleri yurt kılıp oturun, dedi. Yafes’e bazıları peygamber idi demişler ve bazıları peygamber değil demişler. Yafes babasının emri ile Cudi Dağı’ndan gidip Itil ve Yayık suyunun yakasına vardı. İkiyüzelli yıl orada durdu, sonra vefat etti. Sekiz oğlu var idi. Çocukları pek çok olmuştu. Çocuklarının adları şunlardır: Türk, Hazar, Saklap, Rus, Ming, Çin, Kimeri. Yafes öleceği sırada büyük oğlu Türk’ü yerine oturtup, diğer çocuklarına dedi ki: Türk’ü kendinize Padişah bilip, O’nun sözünden çıkmayın, dedi. Türk’e Yafes oğlu diye lâkap takdılar. Çok edepli ve akıllı insan idi.. Babasından sonra bir çok yerleri gezdi ve gördü. Sonra bir yeri beğenip orada oturdu. Bu gün o yere Isığ Köl derler. Çadır evi (otğaı) o çıkardı. Türkler’in içindeki bazı adetleri var, ondan kaldı. Türk’ün dört oğlu var idi. Birinci Tütek, İkinci, Çiğil (Çekel), üçüncüsü Barsçak (Berseçar), dördüncüsü Amiak (Emlak). Türk ölecegi sırada Tütek’i kendi yerine padişah kılıp uzak sefere gitti. Tütek, akıllı ve devletli iyi padişah idi. Türk içinde çok adetleri o peydaladı. Acem padişahlarından ilki Keyumers ile muasır idi. Günlerden birgün ava çıkıp, geyik öldürüp, kebab kılıp, yiyip oturmuştu. Elinden bir doğram et yere düştü. Onu alıp yiyince ağzına çok hoş tad geldi. Çünkü o yer tuzla idi. Yemeğe tuz koymağı o çıkardı bu tuz adeti ondan kaldı. İkiyüz kırk yıl ömründen geçtikten sonra oğlu Amılca Han’ı kendi yerine oturtup gidilse gelinmez denilen şehre gitti”. Not: Bu ve benzer eserlerde geçen Nuh ve ailesine ilişkin ömürler kameri (ay) takvime göre verilmektedir mesela 240 yıl yaklaşık 240/12= 20 miladi yıla karşılık gelir.

Tevrat rivayetlerinde ise Nuh tufanından sonra Nuh peygamber dünyayı üç oğlu arasında pay etmiş. Yafes’e Orta Asya ve Çin ülkeleri düşmüş, Yafes ölürken tahtını sekiz oğullarından biri olan “TÜRK”e bırakmıştır. Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, “Türk Adı, Türk Soyu, Türler’in AnaYurdu ve Yayılmalan” adlı makalesinde şöyle demektedir: “… bilindiği üzere Tevrat’ta nakledilen eski ananelerde Türk soyu Ham ve Sam‘dan değil, Yafes’den türemiş olarak beyaz ırktan gösterilmiştir. Turan tipine örnek olan Orta Asya, Maveraünnehir ve diğer Yakın-Doğu Türkleri beyaz tenli, koyu parlak gözlü, değirmi yüzlü ay yüzlü, badem gözlü, endamlı, sağlam yapılı erkek ve kadınları ile Gök-Türk Prensi Kül Tegin‘in büstü Orta çağ kaynaklarında güzelliğe misal olarak gösterilmiş, hatta İran edebiyatında “Türk “sözü güzel insan” manasında alınmıştır.”

Türk tarih profesörü Bahaddin Ögel, Türk soyunun beyaz ırka mensup olduğunu belirtmektedir. İslam Ansiklopedisi’nde , Türklerin beyaz tenli, koyu parlak gözlü, ay yüzlü, badem gözlü, endamlı, sağlam yapılı erkek ve kadınları ile Orta Çağ kaynaklarında güzelliğe misal olarak gösterildiği belirtilmiştir. Türk tarih profesörü Osman Turan, Çin kaynaklarının Türklerden, Kırgızlardan bahsederken kumral saçlı, mavi gözlü ve uzun boylu olarak ifade etmektedir. İslam, Ermeni ve Bizans kaynakları Türklerin Kuman, Peçenek ve Bulgar Türklerinin sarışın, beyaz tenli ve uzun boylu olduklarını belirtmektedir. Ruslar ve Almanlar, Kumanları sarışın anlamlarına gelen “Polovtsi” ve “Falben” biçiminde adlandırmışlardır. Tüm Avrupa, Rusya, Kızılderililer ve kuzey Hintliler dahil, 1 milyardan fazla insanın atalarının Türkler olduğu bir başka yazımızda irdelenmektedir OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Bütün bunlar gösteriyor ki Türkler günümüzde Kafkasyalı  denen yani Avrupalı beyaz ırka mensuptur ve bu ırkın atalarıdır.

İran Kültürüne göre

Türk kimliğinin farklı bir inşası çalışması da İran kültürü içerisinde görülmektedir.   Bazı İran tarihçileri, İran tarihinde çok önemli bir yer tutan Feridun’un Nuh olduğunu ileri sürmüşlerdir. Nuh’un/Feridun’un yeryüzünü Salm, Irak ve Turak (Türk) adlı üç oğluna pay etmesinden hareket edilerek böyle bir iddiada bulunulmuş olması muhtemeldir. Firdevsi’nin Şehname’sine göre Feridun’un payından Salma’a bugünkü İran ve havalisi, Irak’a bugünkü Irak ve havalisi, Turak’a ise Orta Asya ve Çin havalisi  düşmüştür. Feridun ölünce Irak, Salm’a saldırarak İran ve havalisini almış, daha sonra Turak’a saldırmıştır. Irak, Turak’ı yenememiş, savaş bunların torunlarına uzanan dek senelerce sürmüştür. Bunlar rivayetlerde İran-Turan savaşları olarak geçer. Sonunda  Turak’ın torunu “Afrasyap” Irak’ın torunun “Muncihir”i mağlup ederek Ceyhun nehri sınır kabul edilen bir anlaşma yapmış. Bu tarihten sonra Ceyhun nehri doğusunda “Turan“, batısına da “İran” denmiş.

Eski İran inancı olan Zerdüştçülüğün kutsal kitabı Zend-Avesta’ya göre de Feridun’un üç çocuğundan birisinin ismi Tur’dur ve bazılarına göre Türk isminin kökeni buna dayanmaktadır (Tur, Turac, Turc).

Kaşgarlı Mahmut’a göre

M.Ö. 7.-6. yüzyılda Kang-kü veya Kengeres diye adlandırılan bölgenin Türk hükümdarı olarak gösterilen Afrasyab’dan, Alp Er Tunga gibi büyük bir Türk Başbuğu-Turan hükümdarı ve Saka (İskit) İmparatorluğu Kağan’ından bahsedilmektedir. Karahanlıların, Uygurların, Selçukluların soyundan geldiklerini kabul ettikleri Afrasiyab’ın İskitleri Devlet haline getirdiğine inanılır.

Kaşgarlı Mahmut da Türklerin büyük hakanı Afrasyab’ın Türk adı Tonga Alp Er’dir diyerek Alp Er Tunga’yı Turan Hükümdarı ile yani İran Destanı Şehnamedeki Nuh’un oğlu Turak’ın Turan Hükümdarı torunuyla birleştirmiştir.

Yafes’in oğlu Gomer

Bazı kaynaklara göre ise Türkler Yafes’in oğlu Gomer’den  (Gomar-Kemari-Kimmer) gelmektedir.

The Imperial Dictionary’de, Türkmenlar (Turkomans) Gomer’in soyundan gelen Türkler olarak zikredilmiştir.

Yafes’in torunu Togarma

Nuh’un oğlu Yafes soyu Tevrat’ta şu şekilde geçer: “Yafes’in oğlu Gomer’den üç çocuk olur: Askenaz, Rifat ve Togarma” (10. bölüm).

Hazar Yazışmaları, 954 – 960 yılları arasında, Endülüs Emevi Başkenti Córdoba halifesi III. Abdurrahman’ın (III. Abdül-Rahman) dışişlerinden sorumlu sekreteri İspanya Yahudilerinden Hasday bin Şaprut (Hasdai İbni Şaprut) ile Hazar Kağanı Yosef (Joseph) arasında gerçekleşen mektuplaşmalardır. Hazarlar tarafından yazılıp da günümüze kadar gelen az sayıdaki belgelerden biri olup Hazar tarihi hakkında bilgi sunan ender “İbrani” kaynaklardandır. Arthur Koestlerin “13. Kabile” kitabında bu yazışmalar ayrıntılı olarak verilmektedir. Hazar Kağanı ve çok  ateşli bir  Yahudi milliyetçisi olan Joseph Hazarların sonradan Yahudi dinine döndükleri hakkında bilgiler verir, kendi halkının ırk  kökenlerini Nuh’un oğlu Sam’a dayandırmaya  kalkışmaz.  Hazarların Sam  soyundan değil, Nuh’un  üçüncü oğlu  Yafes’in soyundan geldiğini, daha açık   konuşmak gerekirse, Yafes’in torunu ve  bütün Türk boylarının atası olan Togarma’nın  soyundan geldiklerini anlatır.  Kesin  bir  ifadeyle şöyle  der:   “Atalarımızdan kalan soy  kayıtlarımızdan öğrendiklerimize göre, Togarma’nın  on oğlu  vardı. Bunların  soylarından Uygur, Dursu, Avar, Hun, Basili, Tarniak,  Hazar, Zagora, Bulgar ve  Sabirler gelmektedir. Biz yedinci oğul  olan Hazar soyundan geliyoruz.”

Hazarların atası Togarma kabilesi/sülalesi yani Togarlar, Doğu Asya’da üstün askeri nitelikleri ile bilinen bir Türk kavmidir.

Yazışmalarda adları İbranî alfabesiyle yazılmış diğer boyların bazılarının kimliği kesinlikle anlaşılmış sayılamaz, ama bunun da pek bir önemi yoktur.  Türk kavimleri oldukları diğer kaynaklarda doğrulanmaktadır.

Gomer soyu Kimmerler

Prof. Yusuf Ziya Yürükoğlu’na göre Gomerler, Ön Türk kavmi olan Kimmerlerdir. (Prof. Yusuf Ziya [Yürükoğlu], Dil Tetkiklerinden Samiler-Turaniler, C.2, Birinci Kısım, Marifet Matbaası, İstanbul 1934).

İskitler gibi Türk oldukları iddia edilen Kimmerler MÖ. 714’te Sakaların saldırılarından kaçarak Urartu sınırını aşmış ve Orta Anadolu’ya girmişlerdir. Daha sonra Karadeniz’in güney kıyısı boyunca ilerleyerek Sinop’ta üslenirler, Orta Karadeniz’de uzun bir dönem egemen olurlar. Ünye’de bulunan bir gümüş kap Ekrem Akurgal (Akurgal 1969: 224vd. P1.67) tarafından M.Ö. 6. yüzyılın sonuna tarihlendirilmekte ve Kimmer sanatının son yapıtlarından biri olarak nitelendirilmektedir.

Prof. Dr. Taner Tarhan bir makalesinde şöyle yazar: “Kimmerler ve İskitler Eskiçağ’daki ‘Türk Kültür Tarihi’nin, daha genel bir deyişle de ‘Millî Tarihimiz’in ilk temsilcileridir. Büyük tarihçi Prokopius, Kimmerleri doğrudan Bulgarlar’ın atası olarak gösterir. İran-Hazar rivayetleri de Bulgarların atası olarak ‘Kimarî’den (Kimmer) bahseder. ‘Mücmel el-tavarih’te Yafes’in yedinci oğlu ‘Kemari’nin (Kimmer) Bulgarların babası olduğu yazılıdır.

Macar mitolojisinde, “Vaktiyle Kimmer kralının Kutirgur ve Utirgur adlı iki oğlu varmış” şeklinde Kimmerlerin Kutirgur ve Utirgurların (Bulgarların) ataları olduğu ifade edilmektedir. Bulgarlar Hazar Türklerinin yakın akrabaları sayılmaktadırlar.

Bunlardan çıkarılabilecek ortak sonuç Türklerin soyunun Nuh’un oğlu Yafes’in oğlu Türk’ten geldiği, Kimmerler, İskitler, Bulgarlar, Sabirler, Avarlar, Hazarlar, Uygurlar, Hunların Türk soylu oldukları şeklindedir. Bazı soy kaynaklara bakılırsa Türk, Turak, Gomer ve Kemari (Kimeri) aynı şahıstır.

Kur’an’a göre Nuh’un gemisinin yeri

Ve su çekildi. İş bitirilmişti. Gemi, Cudi üzerine oturdu ve haykırıldı: ‘O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!‘” HÛD 44.

Cudi, Güneydoğu Anadolu’da, Şırnak ve Silopi ilçe merkezleri arasında yer alan 2.114 m’lik yüksekliğe sahip dağ. Şırnak ismi, “Şehr-i Nuh” anlamında çok eski bir isimdir. Arapça yazılmış Al-Muncitte lügat ve ansiklopedide de Cudi, Cizre şehrinin (bugünkü Cizre ilçesi) Kuzey Doğusunda Cizre’ye 45 km mesafede bir dağ olarak belirtilir.

Cudi Dağı’nın eteğinde ismi “seksenler” anlamına gelen Heştan Köyü bulunmaktadır. Heştan köyünün Nuh tarafından kurulduğuna inanılır, ve köyün ismi Nuh’un Gemisi’nde bulunduğuna inanılan seksen kişiye atfen böyle anılmaktadır. Tarih boyunca bölge halkı Şırnak merkez, Silopi ve Cizre ilçesi ve köyleri birlikte her yıl yaz aylarında Cudi dağına ziyaretler düzenler ve çeşitli etkinlikler yaparlar. Kimilerine göre Heştan değil Cizre, Hz. Nuh ve oğulları tarafından kurulmuştur.

Tevrat’ta Nuh’un gemisinin oturduğu yer eski yazıyla ” r  r  t ”  olarak yazılıdır. Baş, son ve aralardaki ünlü (sesli) harfler yazım dilindeki kelimelerde yer almaz, okunurken ve günümüz dillerine çevrilirken konulur. Bu çeviriler de Ararat olarak  yapılmıştır. Halbuki kelime Urartu  olarak da okunabilir. Urartu Cudi dağını da içine alan günümüz Doğu Anadolu bölgesi. Böylece Tevrat’ta Kur’an’da ve eski eserlerde aynı bölgeye işaret edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Kur’an’ın yanlış, Tevrat ve Eski Ahit’li İncil’in doğru olduğunu kanıtlamak için Nuh’un gemisinin Ağrı Dağında olduğunun empoze edilmek istendiği bir başka yazımızda ayrıntılı olarak açıklanmıştır. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Sonuç

“Türk” ismi ilk olarak Nuh’un oğlu Yafes’in oğlu ve soyunda ortaya çıkmıştır. Devamını OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Bülent Pakman. Haziran 2014. Son güncelleme Nisan 2016. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

Türklerin başlangıcı, Öncü Türkler, Proto Türklere ait herşey aşağıdaki ve bağlı yazılarımızda açıklanmaktadır. Okumak için lütfen tıklayın:

Twitter Widgets

IMG_1345Bülent Pakman kimdir?  https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Türklerin başlangıcı için 1 cevap

  1. Geri bildirim: Etrüskler Türk müydü? | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s