Tabular

ÖNCESİ İÇİN TIKLAYIN: https://bpakman.wordpress.com/dunya/baku-2010-fotograflar/genc-kizlar-kadinlar/

Eskiden kadınlar arabanın önünde oturmazlarmış. Bu çoktan tarihe karışmış. Eskiden evin bekar kızları kaşlarını aldırmaz, arada fark olsun diye evin gelinleri aldırırmış. Bu gelenek artık kalmamış.

Tabuların yıkılmakta olduğuna başka bir örnek: Eskiden kadınlar cafelerde, pastanelerde kendi kendilerine oturamazmış, hatta eşleriyle bile. Öyle ki cafelerde zaten oturacak yer öngörülmezmiş, ki bizim Bakü’ye ilk geldiğimiz zamanda bile Türk ve modern cafeler dışında oturmak için yer ayrılmamıştı. Eskiden Türkiye’deki gibi sadece erkeklerin gittiği kahveler varmış. Ama bu gerilerde kaldı.  Erkek kahvelerine yine sadece erkekler gitmeye devam ediyor ama artık Azerbaycanlı kızlar, kadınlar modern cafelerde, pastanelerde istedikleri gibi oturuyorlar. Azerbaycanlı dostlarımıza göre bunda Türk dizileri, Bakü’de açılan Türk pastaneleri ve Bakü’de sayıları artan Türk bayanlar çok etkili olmuş.  Eskiden çok ender görülen parklarda karşı cinslerin sarmaş dolaş oturmaları artık olağan sayılıyor ama hala öpüşmeler pek görülmüyor. Nişandan ayrılmış bir kızın evlenmesi eskiden epeyce zormuş. Eskiden evde boşanmış kardeşi olan bir kızın da evlenmesi hayli zormuş. Azerbaycanlı dostlarımıza göre rayonlarda ve Bakü’de rayondan gelenler arasında bu adetler devam ediyor.

Bu konuda son sözü Hazar Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Psikoterapi Merkezi Müdürü Ülker İsayeva’ya bırakalım: “Eski dönemlerde ülkemizde “Azerbaycan kadını” klişesi, bir kadının 18-19 yaşlarında evlenmesini, namusunu koruması için illa da ev hanımı olmasını ve her konuda eşiyle uzlaşmasını öngörmekteydi. Üstelik önceleri bir kadının kariyerini ve evliliğini birlikte yürütmesinin mümkünsüz olduğuna dair beyinlerimize kazınmış görüşler de bulunuyordu. Oysa bugün Azerbaycan’da, özellikle de başkent Bakü’de yaşayan ve çalışan kadınlarımız kendileri ile ilgili yeni ve daha olumlu klişeler oluşturmaya başlamışlar. Çağdaş Azerbaycan kadını, sürekli kendini geliştirebilen, iyi bir aile ve başarılı bir kariyer sahibi olabilen kadındır.” Kaynak: http://www.1news.com.tr/roportajveyorumlar/20120416053909312.html

Çok uzun yıllar süren Rus işgalinin bazı yaşam tarz etkileri ne de olsa kendini gösteriyorsa da Azerbaycanlı aileler kendi kültürlerini, ailevi geleneklerini oldukça muhafaza etmişler.

Sigara içen, gece sokakta tek başına olan bayana iyi gözle bakılmıyor. Bu yüzden sigara içen Azerbaycanlı bir kadın henüz göremedim.  Bunu yazdım diye bazı yorumlardan bayanların sigara içmemesi yanlış bir şeymiş gibi mütalaa ettiğim zannedilmiş. Tam tersine müzmin bir sigara düşmanı olarak ‘keşke Türkiye’dekiler de böyle olsaydı‘ diyorum.

Azerbaycan erkeklerinin namus anlayışı tipik Anadolu erkeğinkinden farklı değil.  Örneğin bir toyda (düğünde) bekar-dul, yalnız gelmiş kadınlar erkeklerle birlikte katiyen dans etmiyorlar. Kadın-erkek karışık dans edenler sadece evli çiftler, akrabalar. Aynı şekilde bekar gelen erkekler de bu karışık danslara katılmıyorlar. Azerbaycanlı erkeklerin namus anlayışında aynen Anadolu’daki gibi evlilik öncesi bekaret de çok önemli. Kız isteme söz konusu olduğunda soruşturma yapılması, kız olmadığına kanaat getirilen yeni gelinin babasının evine geri getirilmesi  de Anadolu adetleriyle uyuşuyor.

Dışarda göze çarpan kadın özgürlüğünün, evlendikten sonra bazı ev ortamında geçerli olmadığını söyleniyor.  Kimi kocaların, kaynanaların eşlerinin, gelinlerinin çalışmasını istemediklerine müşahade ediyoruz. Çocuk doğurmada zaman kaybetmeme adeti de çok yaygın. Kocasının qıraqda (kenarda) bayan dostu varsa, gece yarısından sonra eve içkili geliyorsa, eve para getirmiyorsa, ki bunlar epey yaygınmış, kadının yapabileceği sadece evde bağırıp çağırmaktır deniliyor. Karşılığında dayak yiyeceklerini bile bile kadınların kışkırmasını (bağırmasını) önlemek mümkün değil. Azerbaycanlı kadınlar özgürler dedik ama özgürlükleri sonsuz değil ve yine de bazıları dayaktan  kurtulmuş değiller. Daha önce açıkladığımız gibi Azerbaycanlı erkekler oldukça muhafazakarlar. ‘Erkektir yapar, erkeğin elinin kiri’ anlayışı Türkiye’de olduğu gibi Bakü’nün erkeklerinde de hakim.  Sabaha karşı eve gelen bitişik komşumuzun karısının kışkırmalarına (bağırmalarına)  karşı attığı periyodik dayaklardan bunları bizzat müşahade ettik. Öyle ki bu komşu çiftimizin tartışmaları gece yarısı yerine akşam saatlerinde olduğunda üzüntümüzün yanında “neyse bu gece uyuyabileceğiz” diye  teselli buluyorduk. O arada devamlı yüksek sesle tartıştıklarından anlaşmazlıklarının ne olduğunu en ince ayrıntısına kadar öğrenmiştik. Aynı konuda bir Azerbaycanlı kadın bakın ne yorum yapmış “Benim kocam bana vurarsa ben de vurarım. benim kocam sevgili bulursa kendini kapının önünde bulur“. 

Kadın dayak yese bile geri adım atmıyor,  tutumundan taviz vermiyor, zira kadınlar daha kolay iş bulabiliyorlar ve hemen hepsi çalışıyor. Kadınlar erkeklerden bu muameleyi görebilirken bir taraftan da otobüste erkekler otururken kadınların ayakta durması, erkek dururken kadının yolda poşet taşıması da erkeklerin ayıbı olarak kabul ediliyor. Asansörde de tek  kadın varsa erkek(ler) binmiyor.

Bizi en çok şaşırtan şey ve öğrenme çabası içine girdiğimiz konulardan biri, Rusun döneminin ardından, kadınların bu kadar yüksek eğitim ve çalışma oranının mevcut olduğu bir ülkede nasıl oluyor da aile içindeki konumları  diğer geleneksel Müslüman toplumlarla oldukça benzerlikler gösterebiliyor?  Bunun sebebi Rusun döneminde kreşlerin azlığı yüzünden çocukların evde nineler tarafından geleneklere uygun yetiştirilmesi olarak gösteriliyor. Toplumun ataerkil yapısında kadınların ev işleri görevlerini sürdürmeleri yanında diğer bir neden akrabalık ve ahbaplık ilişkilerinde bağlayıcı görev yapan ve Azerbaycan toplumunun en temel değerlerinden olan qonaqperverlik (konukperverlik) geleneği olabilir. “Geniş aile” içerisinde yaşayan Azerbaycanlı kadınlar çalışsalar da çifte yük altında yaşamayı sürdürmektedirler. Kadınların çalışmaları ev işlerinde iş yüklerini azaltmamaktadır.  Yoğun şekilde gelinlerin kaynanaları ile birlikte yaşadığı ailelerde ev halkına ve misafire saygı gösterilmesini ve yiyeceklerin cömertçe ve en güzel şekilde sunulmasını gerektiren geleneğin sürdürülebilmesinde annelerden devralınan, kaynanalarla devam ettirilen incelikli kadın becerileri çok önemli. Dolayısıyla bu  konuda kadınlar merkezi konuma sahipler. Qonaqperverlik geleneği sadece akrabalık ve ahbaplık ilişkilerinin, dolayısıyla da sosyal kontrolün sıkı şekilde sürdürülmesine hizmet etmiyor, aynı zamanda Azerbaycanlıların kendilerini Ruslardan ayırdıkları kültürel gurur olarak da gösteriliyor.

Siyah, gri ve benzerlerinden başka ‘renkli, gösterişli giyinmek ayıptır’ tabuları olan  Azerbaycanlı erkekler kadınların görünümlerine tezat teşkil ediyor. Kravatlı erkek görmek de hayli zor. Ama üstleri başları her zaman temiz ve en sıcak günlerde bile ter kokmuyorlar. Erkek tabuları da yıkılıyor gittikçe. Yakın zamanlar erkeklerin “cins şalvarla” (kot pantolonla), şortla, açık sandaletlerle gezmeleri, kızlarla ele ele tutuşmaları ayıp sayılırmış. Ancak artık hiçbiri değil. Bakü bunun gibi birçok özellikleriyle doğu değil daha çok bir Batılı şehir görünümüne yaklaşıyor, Türkiye’ye benzeyen taraflarını saymazsak.

Bu konudaki diğer yazılarımız:

Bülent Pakman. Kasım 2012. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz. 

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Yazılarım sadece buradadır.

Azerbaycan coğrafyası ve Azerbaycan Türkleri aşağıdaki günlüklerde anlatılmaktadır. Okumak için lütfen tıklayın:

Parçalanan Azerbaycan

Kuzey Azerbaycan

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Tabular için 1 cevap

  1. Geri bildirim: Azerbaycanda kadınlar tek başına ev kiralayabiliyorlar mı? | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s