Hatice Büyükhız Olayı

ADANA (HA) – Sarı ipek saçları ve iri lacivert gözleri ile çok sevimli bir kız çocuğu olan Hatica Büyükhız konuşmaya başladığı günden beri ruhi bunalımlar geçiriyor ve yetim bıraktığı ikizleri Hasan – Hüseyin’in ardından hala gözyaşı döküyor!

Tıp otoritelerinin büyük ilgisini çeken ve tipik bir reenkarnasyon (ruhun öldükten sonra başka bir bedene girerek yaşamaya devam etmesi)  olayı olarak kabul edilen küçük kızın yaşantısını, buraya gelen Doç Dr. Recep Doksat, bütün detayları ile incelemeye başladı.

Küçük kız bir türlü üzerinden atamadığı birinci yaşantısı ile ilgili anılarını şöyle anlatıyor:

– Pembe boyalı küçük bir evimiz vardı. Kocam İzzet Güler marangozdu. 18 yaşında iki oğlum Hasan ve Hüseyin, babalarına yardım ederlerdi. Yeni doğum yapmış, bir kız çocuğu dünyaya getirmiştim. Lohusa idim. Bir gün çerçi geldi evimize. Bir terlik almak istedim. Param yoktu. Kayınbiraderim mehmedin ceketi duvarda asılı idi. Cebindem gizlice 5 lira aldım. Heyecandan titriyordum. Akşam kayınbiraderim eve gelince cebinden 5 lira alındığını farketti.  Çok sinirliydi, münakaşa sırasında tabancasın ı çekti ve bir el ateş etti. Sol kolumdan giren kurşun damarlarımı parçalamış oluk gibi kan akıyordu. Kundaktaki yavrum ağılyor, ikizlerim ne yapacaklarını bilemez halde sağa sola koşuşup duruyorlardı. Hastaneye kaldırılırken fazla kan kaybından yolda öldüm.

KONUŞTUĞU GÜN YAVRULARINI SORMUŞ

Hatice’nin annesi Hüsne ise, yavrusunun uzun süre kendisini anne olarak kabul edemediğini belirterek şöyle diyor:

– Birbuçuk yaşında idi. İlk defa konuşmaya başladığında, “Yavrularım nerede, kocam nerede?” diye sordu. Hem şaşırmış, hem de çok korkmuştuk.

– Bir süre önce babası öldüğü için dört kardeşi ile birlikte annesinin yanında güç şartlar altında öğrenimine başarılı bir şekilde devam eden Hatice Büyükhız, eski adıyla Ayşe Güler, “Yavrularımı bulmadan huzura kavuşamayacağım! Bana bu konuda yardım edin ne olur?” diye yalvarıyor.

(Hürriyet)   Sevgi Dünyası Sayı 17, Mayıs 1970.

Bülent Pakman. Şubat 2010.

İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Reenkarnasyonla ilgili yazılarımız:

Twitter Widgets
Facebook Widgets

OLYMPUS DIGITAL CAMERABülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Hatice Büyükhız Olayı için 6 cevap

  1. Leyla dedi ki:

    Reenkarnasyona inanmayan biri oldugumu pesinen soyliyeyim.
    Cevabini merak ettigim bir soru var, ger reenkarnasyon var ise, yeniden dunya hayatina geri donen insanlar ille de daha once ayni memlekette mi yasamis olurlar? Yani bir Izlanda vatandasi Afganistan’da tekrar dunyaya gelemez mi? Neden dunyaya gelen kiz gecmis hayatini da Turkiye’de gecirmis? Bana bu insan beyninin insanin kendisine oynadigi bir oyunmus gibi geliyor… Yani bir insan hem reenkaransyonla tekrar yasama geri donecek, tekrar kadin cinsiyetiyle ve tekrar daha once yasadigi topraklarda, ve buyuk bir ihtimalle de olumyle dunyaya donusu arasinda cok buyuk bir zaman farkindan da soz edilmesi de dogru degil (para birimi Lira olduguna gore cumhuriyet sonrasi bir donemde yasamis, ayrica evin pembe boyali olmasi da gene gectigimiz yuzyilin ikinci yarisindan sonraki bir doneme isaret edebilir, daha evvelki donemde bina dis cephelerininin cok da renkli olmadigini biliyoruz.
    Yani hikaye olarak ilgi cekici ama -reenkarnasyona- inandiricilik bakiminda bence degeri olmayan bir haber.
    Sizin fikirlerinizi merak ediyorum, paylasirsaniz sevinirim.

    • Şbpakman dedi ki:

      Rahmetli Dr. Recep Doksat çok dürüst ve takdir ettiğim bir insandı. Spiritüel olaylara daima bilim adamı duyarlılığı ile yaklaşırdı.
      Sorularınıza gelince:
      İzlanda vatandaşı olarak ölen daha sonra Afganistan’da reenkarne olabilir. Reenkarnasyonda yer, mekan, cinsiyet vb. herşey kişinin karması (kendi amelleri, kendi sebep-sonuç ilişkileri ile oluşturduğu kaderi) ile ilgilidir. Elbette şart değildir ama reenkarnasyon daha çok geçmişteki ülkede olmaktadır. Bunda yarım kalmış şeyleri tamamlama, kefaret ödeme, yapılan yanlışları düzeltme, sempati, alışkanlıklar, aile-sevgi bağları gibi faktörler etken olabilir. Ölümle reenkarnasyon arasındaki zaman farkı çok da olabilir hemen de. O da karmaya ve ahirette geçirilmesi gereken süreye bağlı. Hatice Büyükhız olayında Hatice tahminen 1960-62 de tekrar doğmuş, yani ana rahmine 1959-61 de düşmüş. Geçmiş hayatındaki ölümü de 1958-59 ya da daha öncesi olabilir. Ani ölüm, cinayet, kaza gibi ölümlerde ölümle reenkarnasyon aasındaki süre çok az olabilmektedir. Bu durumda lira para birimi mantıklıdır. 1950-60 yıllarında İskenderun’daydım. Çocukluğum Güneyde geçti. İlkokulu orada bitirdim. Evin renkli badanası o yörenin o zamanına çok uygun. Bence haberde hiçbir mantıksızlık yok.
      Çocuklukta geçmişi hatırlama yazımıza da bakın isterseniz: http://wp.me/PAexV-2gf
      İlginize teşekkürler.

  2. ercan255 dedi ki:

    Hocam ben de reenkarnasyona inanmıyorum ancak Kuran’da reddeden bir hüküm olmaması sebebiyle mümkün değil de demiyorum.Bu olayla ilgili burada şu soruları sormamız gerekiyor: Bu kadın nüfusa kayıtlı değil miymiş ? Veya hastaneye götürülürken öldüğü söyleniyor, bu durumda olayın adli merciilere yansımış olması gerekiyor böyle bir şeyin olup olmadığı bulunamamış mı hala? Benim şahsi düşüncem bu sorulara mantıklı birer cevap veremiyorsak bu olayı sanıldığı gibi reenkarnasyon olarak değil de beynin insana oynadığı bir oyun gibi düşünmemiz gerektiğidir.

    • Bülent Pakman dedi ki:

      Bilgiler bu kadar. Tahminlerimi söyleyeyim. Önceki gelişteki adıyla Ayşe Güler nüfusa kayıtlı değil miydi diye mi soruyorsunuz? Öyle ise 1970 da gidip nüfus nüfus dolaşıp 1950-1965 kayıtlarını araştırmak lazımdı. Tahminim önceki gelişinin nerede olduğunu hatırlamamış ya da tariften anlaşılamamış olabilir. Hangi nüfusa ya da nüfuslara gidilecekti iş güç bırakılıp o durumda? Muhtemelen Güneyde, Hatayda, Mersin, Tarsus, Adana’da araştırma yapmak demek anlamına geliyor. Üstelik günümüzdeki gibi kayıtlar mı vardı 1960 da? Var olanlar devasa klasörler, hepsi yıl yıl taranacak. Hangi karakola, karakollara gidip araştırılacaktı? 1960 yılları civarında kayıtlara bakılması gereken Karakolların da o yıllardaki hallerini bilirmisiniz? Ben gayet iyi bilirim yaşım icabı.
      Bu konuların zaten kanıt zorluğu olmasa bizim hiçbirşey tartışmamıza gerek olmazdı. Mantıken ölçüp biçtikten sonra neyi ne kadar ölçüp biçtiğinize bağlı olarak inanırsınız, inanmazsınız. Allah’a inanmak da öyle değil mi?

  3. Hüseyin dedi ki:

    Haberin Hürriyet gazetesinde yayımlanması benim için sorgulanır yapıyor olayı. Hürriyet, sizin de bizim de inandığımız dinimize düşmanlık yapan, mason yardakçısı bir gazete olmadı mı? Onların iyi gösterdikleri bizler için kötü olmaz mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s