Arşın Mal Alan Opereti

Ünlü  besteci Azerbaycan Türkü Üzeyir Hacıbeyli tarafından Azerbaycan’ın Çarlık Rusyası hakimiyetinde olduğu yıllarda Ekim Devriminden önce bestelenmiş 4 perdelik bir operet. Eserin librettosu da Üzeyir Hacıbeyli tarafından 1913’te Sankt Petersburg′da yazılmıştır. Operetin prömiyeri Baküde “Hacı Zeynelabidin Tagiyev Tiyatrosunda”‘da 25 Ekim, 1913′te yapılmıştır.

Üzeyir Hacıbeyli kimdir? OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Önemli kelime anlamları:
Arşın mal: kumaş (arşınla satılıyor)
Arşın mal satan, arşın malcı: bohçacı, seyyar kumaş satıcısı, kumaşı arşınla ölçüp satarmış
Arşın mal alan? Var mı kumaş alan?
Hala: Teyze

Hazırlanışı

Bu operetin hazırlanışı Üzeyir Hacıbeyli’nin kızı olan Rashide Behbutova ile bir Rus dergisi tarafıdan yapılan bir ropörtajda şöyle anlatmıştır:
Büyük babam Macid bey Beybutalı’nın çok güzel sesi vardı ve popüler olan şarkıların hepsini çok güzel hiç hatasız söylerdi. Ama ilk işi olarak “arşın malcı” dediğimiz babasına yardım ederdi. Babası güzel kumaşları ipekten bir bohça içinde mahalle mahalle sokak sokak gezdirerek seyyar satıcılık yapmakta ve malların bakmalarını sağlamak için “arşın mal alan” diye çok gür ve güzel sesle müşteri çekmeye çalışmakta idi. Bu bohçacı esnafının bu hayali, çocukluğundan beri besteci Üzeyir Hacıbeyli’nin aklında kalmıştı. Hazırladığı operette bu imajı canlandırmıştır.
Bu operette tek bir popüler şarkı bulunmakta olup diğer şarkılar Üzeyir Hüseyin tarafından özel olarak bu operet için hazırlanmıştır. Müzik, tamamen Azerbaycan’ın folklorik motifleriyle bezenmiştir.
Bu operet için hazırlanan besteler ve şarkıların bir diğer niteliği ise Üzeyir Hüseyin’in bestelediği her müzik parçası için “Azeri” muğam müziğinin temelinde bulunan 7 “esas muğam” ve 3 “yan muğam” kurallarına uyarak ve her parçayı belirli bir “esas muğam” veya “yan muğam” kaidelerine göre bestelenmesidir. Örneğin Asker’in söylediği lirik arya “șuștar esas muğamı””; Cihan’ın şarkıları “șür esas muğamı” kaidelerine göre bestelenmiştir.

Operet görücü usulu ile evlenmeye karşı olan bir eserdir ki o dönemde gençleri kötü yola saptırıyor gerekçesi ile epey eleştirilmiştir. Arşın Mal Alan’ın bir tek ‘kötü kahramanı’ yok.  Kahramanların kişilik ve çıkarları birbiriyle pek kesişmiyor. Aralarındaki ufak tefek pürüzüler de fazla uzun sürmeden halloluyor. Yani Türk motifleriyle bezenmiş bir müzik eşiliğinde son derecede relax bir şekilde arkanıza çekilip seyredeceğiniz bir eser. Sanki sıkıntılı günlerinizde videosunu izleyerek herşeyi unutabilmeniz için yaratılmış.

Bu eserin önemini şurada: O zamanın Osmanlısını düşünelim. Opera-mopera nerede? Ne operası? Muhafazakar, bağnaz bir toplum, halk kara cahil. Okuma yazması yok. Aynı adetlere, geleneklere sahip, aynı muhafazakarlıkta olan Azerbaycanlı kardeşlerimiz ise böyle bir eser yazmış, bestelemiş, sahneye koymuşlar. Mustafa Kemal’in Sofya’da hayatında ilk defa opera ile tanıştığı ve bu yüzden Bulgarlara imrendiği yıllarda.

“Arşın Mal Alan” dört kez filme çekilmiştir. 1945 filmi yabancı ülkelerde (Avrupa ve Asya ülkelerinde) başarı ile satılırken “Eksportfilm” (SSCB’de yabancı ülkelerle film ticareti yapan kurum) yeni “Arşın Mal Alan” için sipariş vermiştir.

Karakterler:
Asker: Genç bir zengin tüccar – (tenor)
Gülçehre: Sultanbey’in kızı – (mezzo-soprano)
Sultanbey: Fakirleşmiş bir bey – (bas)
Cihan: Asker’in dul teyzesi – (mezzo-soprano)
Süleyman: Asker’in arkadaşı – (bariton)
Asya : Sultanbey’in yeğeni – (soprano)
Telli: Sultanbey’in hizmetçisi – (soprano)

Konu Özeti

I. Perde

Olay 20. yüzyıl başlarında Azerbaycan’ın Şuşa bölgesinde geçmektedir. Uvertür Oyunda iki ev vardır. Birinde Asker, teyzesi, hizmetkar Veli yaşamakta. Asker’in arkadaşı Süleyman’da eve gelip gitmektedir. Asker bekar ama evlenme çağı gelmiş zengin bir tüccardır. Dul teyzesi Cihan’la birlikte oturmaktadır. Yaşadığı dönemde evliklerin görücü usulüyle yapılması gelenekti. Kızı ancak anneler hamamda görebilirdi. Fakat Asker, seçimini kendisi yapıp beğendiği bir kızla evlenmek istemektedir. Dul teyzesi Cihan’a bu isteğini bildirince o yeğeninin bu düşünceleri karşısında şaşırıp kalır ve ona böyle bir şeyin imkansız olduğu yanıtını verir. Asker’in yakın arkadaşı olan Süleyman akıllı, neşeli ve kurnaz bir kişidir. Arkadaşı Asker’in düşüncelerini ve teyzesinin buna aksi reaksiyonu öğrenince, ona endişelenmemesini ve başka uygun bir yol bulunabileceğini söyler. Süleyman arkadaşı Asker’e, seyyar kumaş satıcısı (Azerice: “arşın malcı” ve Türkçe karşılığı:”bohçacı”) kılığına girmesini; sokak sokak dolaşarak “Arşın mal satarım” diye bağırarak bu yolla kapı kapı dolaşarak evlenme yaşındaki kızları görmesini ve sonunda bunlardan beğendiği varsa onu seçip ailesinden istemesini tavsiye eder. O zaman ‘arşın malcı’ denen, şimdiki bohçacılar gibi seyyar satış yapan kişiler evlerin avlularına mal satmaya girerlerdi ve evin kızı onlaın yanına peçesi olmadan çıkabilirdi. Asker bu fikri çok güzel bularak hemen uygulamaya karar verir. Diğer taraftan Süleyman da daha bekardır. Verdiği fikirle önce arkadaşı Asker’i sonra da kendini evlendirmeyi düşünmektedir. Diğer taraftan Asker’in dul teyzesi Cihan’ın da yeniden evlenmesi istenmektedir.Süleyman, Cihan, Veli’nin şarkısı

Öyren bu keleyi, get arvad al, tez toy ele, (öğren bu oyunu)
Bil kim düşmeyecek, böyle kelek bir de ele.
Amma bak unutma sen, unutma sen, bizleri sen,
Görende kaşı kara, gözü kara kızları sen.
Amma bak unutma sen, unutma sen, bizleri sen,
Görende kaşı kara, gözü kara kızları sen.
O gün ola balam, toy edesen, kız alasan, (toy: düğün)
Evlenmek işini aramıza deb salasan (bize de evlenme yolunu açarsın)
Bize de sen kur kelek, sen kur kelek, sen kur kelek;
Belke biz de gün görek, bir gün görek, bir gün görek.
Bize de sen kur kelek, sen kur kelek, sen kur kelek;
Belke biz de gün görek, bir gün görek, bir gün görek. Düş bazar, şehere sat arşın mal, Esger ağa
Ahtar, bak, kızı tap, tez arvad al, Asger ağa. (ahtar : ara, tap: bul)
Derdine tapdın elac, tapdın elac, tapdın elac, (derdine ilaç bulunca)
Bize de tez bir yol aç, tez bir yol aç, tez bir yol aç.
Derdine tapdın elac, tapdın elac, tapdın elac,
Bize de tez bir yol aç, tez bir yol aç, tez bir yol aç.

II. Perde
Oyunda geçtiği diğer evde Gülçehre, babası Sultanbey, Gülçehre’nin amca kızı Asya ve hizmetkar Telli yaşamaktalar.  Perde açıldığında Gülçehre  Asya ile oturmakta bir yandan nakış işlemekte diğer yandan da yarenlik etmektedirler. İki genç bekar kızın konuştukları bir konu evlenme hakkındadır. Gülçehre evleneceği erkeği görmeden evlenmeyeceğini belirtir. Asya bunun mümkün olmadığını ve bunda diretirse evde kalacağını bildirir. Gülçehre kendiyle evlilik yapmak isteyen adayı kesinlikle görmek istemektedir ve bunu yapamazsa evde kalmayı tercih edeceğini açıklar. Sohbete evin hizmetçisi Telli de katılır
Sert otoriter bir kişiliği olan Sultanbey evinde öğle uykusundan yeni kalkmıştır. Şehre ineceğini, evi kızlara emanet ettiğini söyleyerek evden ayrılır.
Asker, kumaş satıcısı kılığı ile üç gündür sokak sokak kapı kapı dolaşmıştır ve beğendiği bir kızı hala görememiştir. Sultanbey’in evine gelir. Sattığı kumaşlara ilgi gösteren kızlara mallarını gösterir.Bu arada Gülçehre’yi görmüş, beğenmiştir. Gülçehre de Asker’i beğenmiştir. Asker, Gülçehre’ye onunla evlenmek istediğini söyler. Öyrenib pürfend oldum. (ustalaştım -[bohçacılığı öğrenip ustalaştım])
Görene rişhend oldum. (görene alay konusu oldum)
Her bir derde men doldum – 2
Seni gördüm, bend oldum. (vuruldum)
Ele bend oldum, ele bend oldum, (ele: öyle)
Ele bend oldum, dilber.
Durabilmem yar sensiz.
Heç kesi men görmezdim – 2 (Heç kesi: hiç kimseyi)
Sirrimi söylemezdim. (sir: sır)
Nedir aşiq bilmezdim
Seni gördüm, bend oldum,
Ele bend oldum, ele bend oldum.
Ele bend oldum, dilber,
Durabilmem yar sensiz.
Kömek etdi çün ol beht. (yardım etti çünkü o kader )
Geldi çatdı ahır vakt.
Özümü bildim hoşbeht, (kendimi mutlu bildim)
Seni gördüm bend oldum,
Ele bend oldum, ele bend oldum

Ama Gülçehre babası Sultanbey’in Asker’i seyyar kumaş satıcısı olması dolayısıyla kızına uygun görmeyeceğinden çekinmektedir. Asker, dul teyzesi Cihan’a beğendiği kızı göstermek ister ve onu Sultanbey’in evine getirir. Sultanbey ve Cihan karşılaşırlar. Sultanbey de tekrar evlenmek istemektedir ve Cihan’ı beğenmiştir. Asker’e teyzesiyle evlenmek istediğini söyler. Fırsattan yararlanan Asker, Gülçehre’ye talip olduğunu açıklar. Asker’in seyyar kumaş satıcısı olduğunu sanan Sultanbey onu bir damat olarak kızına uygun kişi olarak görmez ve bu isteğe sinirlenir.

III. Perde
Gülçehre üzgündür. Asya onu teselli etmeye çalışır. Bu olaylar yaşanırken Asker’in uşağı Veli, Sultanbey’in hizmetçisi Telli’yi görmüş ve Veli ile Telli birbirlerinden çok hoşlanmışlardır.
Asker’in arkadaşı Süleyman, Gülçehre’yi Asker’e istemeye gelir. Sultanbey’i zengin bir tüccar olan arkadaşını kızına almaya ikna eder. Sultanbey Gülçehre’ye talibinin çıktığını, onu zengin bir tüccarla evlendirmek istediğini söyler. Fakat Gülçehre Asker’i beğenmiştir; başka bir tüccarla evlenmek istemediğini bildirir. Bu Sultanbey’i çok öfkelendirir; çünkü kızını evlendirirse, dul Cihan’a talip çıkıp onunla evlenmeyi düşünmektedir.
Kızına mutlaka bu yeni zengin tüccar talip ile evlenmesi gerektiğini söyler.
Süleyman Sultanbey’in evine geldiğinde Asya’yı görür. Onu arkadaşının beğendiği kız sanir. Fakat Asya’dan çok hoşlanmıştır. Asya da Süleyman’ı beğenmiştir.

IV. Perde
Sultanbey, Gülçehre’yi razı edemeyeceğini anlayınca, kızını hemen isteyen kişiyle zorla o gece evlendirmeye karar verir. Gülçehre bundan hiç memnun kalmamıştır ama babasına karşı gelmeyi düşünemez.
Bu sırada Asker onların evine gelir. Baba kız ona tüm olanları anlatırlar. Bunun üzerine Asker de sevdiği kıza her şeyi açıklar.
Ahtarıb tapdım seni, (aradım buldum seni)
Sendemi sevdin yar meni,
Gör ne haldır görmür gözüm
Şadlığımdan dünyanı.
Gör ne haldır görmür gözüm
Şadlığımdan dünyanı.
Gel, gel, maralım gel,
Gel, gel, ceyranım gel, (ceylanım)
Seni sevdim, yar seni sevdim
Gözüm görmez özgeni. (başkasını)
Halal olsun Süleyman, -2
Sen ne kelekbazsan şeytan (düzenbazsın)
Öyredib meni yola saldın, (öğretip beni gönderdin)
Mene rast geldi yar can.
Gel, gel, maralım gel,
Gel, gel, ceyranım gel,
Seni sevdim, yar seni sevdim,
Gözüm görmez özgeni.
Seni sevdim, yar seni sevdim.
Olabilmem yar sensiz

Sultanbey de bundan sonra Cihan’la evlenmeye hazırdır. Süleyman da Asya’yı Sultanbey’den ister. Veli de Telli´ye talip olur. Dört çiftin düğünü bir arada yapılır.

Eserin tamamı – Azerbaycan Türkçesiyle

KAYNAKLAR:

Vikipedia Arşın Mal Alan https://tr.wikipedia.org/wiki/Arş1n_Mal_Alan

Arşın Mal Alan Opereti. Bülent Pakman. Kasım 2015. https://www.youtube.com/watch?v=Yhx9f-0YklA

Arşın Mal Alan. Fonetika. http://arshin.musigi-dunya.az/az/fonoteka.html

Arşın Mal Alan opereti, Ankara’da Azerice sahneleniyor. Işık Orsel. Sanathaber. 21.1.2003.http://www.sanathaber.net/haber.asp?HaberID=518&KategoriAdi=Tiyatro-Sahne

Üzeyir Hacıbeyli. Bülent Pakman. Ocak 2011. https://bpakman.wordpress.com/baku-2010-fotograflar/azerbaycan-muzigi/azerbaycan-ulusal-marsi/uzeyir-hacibeyov/

Bülent Pakman. Kasım 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets

Photo 08.07.2012 16 18 21Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın video arşivi:

Bülent Pakman video kanalı 1

Bülent Pakman video kanalı 2

Bülent Pakman video kanalı 3

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir. Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler.
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU: “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

Arama motorlarında bulunabilmesini kolaylaştırmak için yazılarımızda arada Azerice ve Azeri kelimeleri kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da Türk milleti vardır, dilleri Türk dilidir

Azerbaycan coğrafyası ve Azerbaycan Türkleri aşağıdaki günlüklerde anlatılmaktadır. Okumak için lütfen tıklayın:

Parçalanan Azerbaycan

Kuzey Azerbaycan