Kuveyt

Nuwaseeb, Suud-Kuveyt sınır kapısı

Suudi Arabistan’ın Nuwaiseeb sınır kapısından akşam karayolu ile Kuveyt’e geçiyoruz. Bir şirket çalışanı bizi arabasıyla karşılıyor. Önümüze düşüyor, bizi misafirhaneye götürecek. Ancak çok yavaş gidiyor. Uzun süre Suudi Arabistan’da oturan bizler ayrıca oradan 4 saat yolculukla gelirken herkes neredeyse 200 km/saat hızla gittiği için birden bu kaplumbağa hızına alışamıyoruz. Sonradan öğreniyoruz ki arkadaşın Kuveyt ehliyeti yokmuş, zaten hiçbir şirket çalışanın da yokmuş zira ehliyet almanın uzun, bir sürü bürokratik işlemi varmış. Ayrıca yolda kameralarla hız kontrolu yapılıyormuş. Bu nedenle olsa gerek herkes adam gibi araba kullanıyor, geldiğimiz Suudi Arabistan’ın Dammam bölgesinde hiçbir zaman görmediğimiz şey, adam gibi araba kullanan.

Kuveyt’te ilk etapta farkettiğimiz bir diğer şey Suud’da olmayan düzen. Yollar gerçekten yol gibi. Işıklandırmasıyla, işaretlendirilmesiyle, peyzajıyla, otokorkuluk, kaldırım gibi aksesuvarlarıyla. Suud’da para daha fazla ama görgü daha az diyoruz.

Sonunda Ahmedi semtine giriyoruz. Öyle harika bir yer değilse de Suud’un Al Khobar’ından sonra burası bize Miami gibi geliyor. Şirket’in beyaz yakalı Türk ve batılı çalışanlarının birlikte oturduğu apartmandaki misafirhane olarak kullanılan daireye yerleşiyoruz. Dairede daha önce bekarlar kalmış, belli. Kocaman bir daire ama mimarisi zevksizlik örneği. Apartman da öyle. Daireye girer girmez bir salon aynı zamanda antre. Penceresi aydınlığa bakıyor. Halbuki daire deniz görüyor ama yaşam yeri böyle hapishane gibi. Belli ki na-mahrem arap mentalitesine göre yapılmış yani erkek misafir gelirse burada oturacak, evin diğer bölümünden soyutlanacak, evin hanımını görmeyecek. Evde 2 wc-banyo var ama yanyana. Neden? Birisi ebeveyn banyosu herhalde ama girişi ebeveyn yatak odasından değil, diğer banyo gibi koridordan. Yahu diyorum burada evli, çocuklu ya da misafirli bir çift kalsa bu çiftin özel hayatı nasıl olacak? Tuvalete banyoya gittiklerini herkes görecek. Mecburen böyle durumlarda dahi giyinik olmak zorundalar. Ama bitmedi. Bu banyonun lambası yatak odasından açılıyor. Yani bu banyoyu mutlaka yatak odasından kullanmak zorundasınız.

Patron biraz sonra elinde koca sandviç ve kek paketiyle geliyor. Gece geç saatlere kadar şirket yetkilileri ve patronla sohbet ediyoruz.Yabancıların yoğun olduğu tüm Arap ülkelerinde olduğu gibi burada da kiraların çok pahalı olduğunu öğreniyoruz.

Kaldığımız yerden deniz manzarası

Sabah pencere ve balkondan bakıyorum. Çok güzel bir deniz manzarası – sea view. Ben eşimi evde bırakıp şantiyeye gidiyorum.

Ahmedi şantiye

Hava çok sıcak ve nemli, aylardan Haziran. Bu nedenle şantiye sabah 4 de iş başı yapıyor. Öğleden sonra tatil. Öğlen eve geldiğimde bakıyorum ki dairenin önünde çöp torba yığınları, ev bambaşka olmuş, zira eşim dayanamayıp temizlik yapmış.

Çıkıp arabayla geziyoruz. Ahmedi’de büyük bir rafineri, onun yanında Habour Mall var. Deniz kıyısından Kuveyt City’ye doğru gidiyoruz.  Kıyı boyu apartmanlar. Çok güzel bir kent, Bahreynden de güzel. Sürekli Saddam’ı anıyoruz. Adam haklıymış böyle bir yer işgal edilmez de ne yapılır? Buraları  kaybedince kahrından ölmesi gerekirdi diye gülüyoruz. Kuveytliler ancak Saddam idam edilince rahatlayabilmişler. Yatırımlar ondan sonra hızlanmış ama bu sefer de global krizden etkilenmişler. Nitekim bizim Şirket 9 aydır hakediş alamıyor.

Kuveyt’in sembolü Kuleler

Kuveyt sembolü kuleler her yerden görülüyor, her ne kadar kum fırtınası varsa da. Kuleler 3 adet, birinde döner lokanta var, diğeri su deposu, bir diğeri de aydınlatma kulesi.

Kuveyt küçük bir ülke. 3 milyona yakın nüfusu var. Bunun sadece üçte biri Kuveytli. Yabancı işçilerin çoğu Hintli. Hafta sonu tatili Cuma, Cumartesi. Öğleden sonra siesta yapılıyor, çarşılar kapalı. Biz yine de çarşıları şöyle bir geziyoruz, Hintlilerin açık tuttuğu bir iki dükkan görüyoruz. Saddam işgalinden önce Filistinlilerin epey etkin olduğu bir ülkeydi ve Filistinliler Kuveyt nüfusunun % 30’unu teşkil ediyordu. Ama Yasser Arafat’ın Saddam’ı desteklemesi Kuveyt’lileri hayal kırıklığına uğrattı ve bunu unutmadılar. Kuveytin geri alınmasından sonra 400 000 Filistinli ülkeden kovuldu. Bu kez Filistinliler bunu unutmadı ve ancak 2004 de Filistinli lider Mahmud Abbas Kuveyt’ten resmen özür diledi de konu kapanabildi. Bundan sonra 2006 da Kuveyt tekrar Filistinli kabul etmeye başladı. Ancak sayıları günümüzde sadece 40 000.

Çarşı – Suuk

Gece sohbet sırasında arkadaşlar kenti gezerken görürsünüz, limandan Irak’a her gün hala sevkiyat yapılıyor demişlerdi. Gerçekten de gözümüzle gördük. Tırlara yüklenmiş Amerikan zırhlı araçları, tanklar Kuveyt Limanından Irak sınırına hareket ediyorlardı. Kuveyt bu açıdan yani Irak’a ikmal için çok elverişli bir konumda. Hani Obama Irak işgaline son verecekti? Bu ne peki? diyoruz.

Kuveytliler eskiden gemi yapımı ve inci dalgıçlığıyla geçinirmiş. Şimdilerde gelir sadece petrol. Elektrik açığını taa Katardan kapatmaya çalışıyor. Kadın hakları konusunda Arap standardlarında iyi sayılırlar. Kadınlar araba kullanabiliyor, çalışabiliyor, sokakta gezebiliyor, Araplar dışında kıyafet serbest. Kuveytli kadınlar hala Arap erkek egemenliğinde, pek çalışanı yok, açık giyinemiyorlar. Ülkede içki yasak. Viski sadece karaborsada bulunuyor ama en az 70-100 dolar vermek gerek. Çalışan Kuveytli erkekler devlet dairelerinde ve aslında pek de çalıştıkları yok. Müzelerde Saddam yağmaladığı için pek bir şey kalmamış.

Dikkatimizi çeken bir olgu da trafik. Suudi Arabistanın tam tersi burada trafik oldukça düzenli, Araplar kurallara uyuyor, çılgınlık falan yok.

Dönüşte tekrar sınıra yani Nuwaiseeb’e geliyoruz. Aynen İstanbul’dan Ankara’ya dönüş gibi. Arabanın tekerlekleri geri geri gidiyor. Suud ülkesinde uzun bir yol, her taraf alabildiğine kum, çöl. Direksiyonda uyumamak için büyük gayret sarfediyorum. İleride önde bir araba aniden çöle sapıyor. “Allah Allah adam çölde nereye gidiyor” derken bende jeton düşüyor. Adamın uyuduğunu anlıyorum. Neyse ki deneyimliyim. Hemen frene basıp yavaşılıyorum zira adam uyanınca doğal olarak tekrar yola dönmek isteyecek tabi arkasını kontrol etmeyi düşünmeye fırsatı olmayacak. Nitekim öyle oluyor ben de biraz arkada kaldığım için kazadan kurtuluyorum. Adam emniyet şeridine girip duruyor. Geçerken moral vermek için el sallıyorum. Bu arada dikiz aynasından da izlemiştim, arkamdaki bir araba da beni görüp fren yapıyor o da böylece kazadan kurtuluyor.

Bunlar buralarda gayet olağan. Çölde giderken bakıyorsunuz ki ilerde kaza olmuş. Yanından geçerken görüyorsunuz ki bir tek araba veya kamyon, yeni devrilmiş veya takla atmış. Çarpışma falan yok, başka araba da yok. Belli ki şoför uyumuş. Yollarda temiz yiyecek içecek bir tesis yok ki durup uykunuzu açasınız. Sadece Riyad’dan Dahran’a gelirken bir drive-inn kahveciye rastlamış, arabadan inmeden kahve alıp içmiştik.

Kent merkezi

Bülent Pakman. Haziran 2009. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets
Facebook Widgets

Abu Dhabi 2013Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s