ABD’de İsrail Lobisi

ABD’de İsrail Lobisi ve Büyük Tasfiye Operasyonu

Ramazan K. Kurt – Ortadoğu Gazetesi

http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?makale=amerika-39da-israil-lobisi-ve-buyuk-tasfiye-operasyonu&id=559

ABD derin devletinin iki büyük kâbusu vardır. Amerikan vatandaşı Yahudilerin İsrail, Çinlilerin Çin lehine casusluk yapmaları.

19 Kasım 1985’te ortaya çıkarılan Jonathan Pollard hadisesi Amerikan derin desvletini iliklerine kadar titretmişti.

Bizde siyasal İslamcı ve aşırı sol bazı unsurların, “Amerikan derin devleti Yahudilerin kontrolünde” söylemi gerçeği yansıtmaz. Amerikan derin devleti Anglo Saksonların kontrolündedir ve bunlar Kabala kökenli ezoterik felsefe ile Tevrat ve Talmud’dan etkilenirler.

Jonathan Pollard, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a bağlı Donanma İstihbarat Teşkilatı’nın (NIS) Anti-Terör Uyarı Merkezi’nde istihbarat analisti olarak çalışmaktaydı. İsrail lehine casusluk yapıyordu. İsrail bağlantısı FBI tarafından ortaya çıkarıldı ve müebbet hapisle cezalandırıldı.

30 Eylül 2003’te örtülü CIA ajanı Valerie Plame’in isminin basına sızdırılması ile ilgili FBI bir soruşturma başlattı.

Ekim 2003- Haziran 2004 arasında FBI’ın soruşturmaları sonucunda CIA ajanı Valerie Plame’in ismini basına sızdıranın Dick Cheney’nin milli güvenlik konusunda başdanışmanı olan “Scooter” Lewis Libby olduğu anlaşıldı.

Libby Amerikan Yahudi’siydi.

21 Mayıs 2004’te neoconların has adamı Ahmet Çelebi’yi Irak’ta görevli Amerikan askeri birlikleri gözaltına aldı. Çelebi, ABD’nin milli güvenliğini ilgilendiren gizli bilgileri İran istihbaratına vermekle suçlandı.

CBS televizyonu 27 Ağustos 2004 akşam haberlerinde FBI’ın ABD’nin Savunma Bakanlığı’nda İsrail adına casusluk yapan bir köstebek hakkında soruşturma yaptığını duyurdu.

İran’la ilgili Amerikan gizli bilgilerini Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) aracılığıyla İsrailli diplomat ve ajanlara sızdıranın Pentagon’da görevli, Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ve siyasi konulardan sorumlu müsteşar Douglas Feith’e bağlı birimde görev yaptığı anlaşıldı.

Daha sonra Dünya Bankası Başkanlığı da yapan Paul Wolfowitz ve Douglas Feith, her ikisi de Amerikan Yahudi’siydi. Artı su katılmamış birer neocondular.

Ekim 2004’de Pentagon’daki İsrail adına casusluk yapan kişinin Albay Larry Franklin olduğu kamuoyuna duyuruldu. Albay Franklin ABD’deki Yahudi kuruluşu AIPAC isimli lobi kuruluşunun dış ilişkiler direktörü Steve Rosen ve yardımcısı Keith Weissman Albay Franklin’den aldıkları İran’la ilgili gizli bilgileri Washington’daki İsrail Büyükelçiliği’nde görevli MOSSAD ve AMAN ajanlarına iletmişlerdi.

“Scooter” Lewis Libby, CIA ajanı Valerie Plame’in ismini basına sızdırmaktan, yalan ifade vermek ve adaleti yanıltmaktan 30 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Yukarıda kısaca özetlediğim, birbirinden farklı gibi gözüken hadiselerin aslında birbiriyle bağlantılı olduğu anlaşılıyor.

Amerikan derin devletinin temel unsurlarının içinde yer aldığı NSA, CIA, DIA, Pentagon ve FBI gibi kurumları, Pentagon ve Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin ofisindeki neoconlara (yeni muhafazakârlar) karşı ABD tarihinin en büyük tasfiye operasyonunu yürütüyor.

Hadisenin perde arkasındaki tetikleyicisi, Irak’ın işgaline giden süreçteki düzmece istihbarat raporları.

20 Mart 2003’te Basra Körfezi’ndeki uçak gemilerinden gerçekleştirilen füze saldırılarıyla başlatılan Irak Savaşı, Bush yönetiminde görev alan, danışmanlık yapan ve çoğunluğu Yahudi olan yeni muhafazakârlar diye adlandırılan dar bir kadronun eseridir. Destekçileri ise İsa Mesih’in yeryüzüne döneceğine iman etmiş ve kolay cennet hayali kuran fundamantalist Evanjelist Hıristiyan liderlerdir.

Yeni muhafazakâr kliğin içinde yer alan kadroda çok sayıda Yahudi lobi kuruluşu ile İsrail yanlısı gruplarla derin bağları olan isimler var.

Bernard Lewis, Donald Rumsfeld, Richard Perle, Paul Wolfowitz, Elliot Abrams, John Bolton, Douglas Feith ve William Kristol bu isimlerden bazıları. Yukarıdaki isimlerden ikisi hariç diğerleri Yahudi asıllı.

Yahudi lobi kuruluşu, Milli Güvenlik İşleri Yahudi Enstitüsü (JINSA) Cumhuriyetçi Parti’ye çok yakındır. Amerikan Girişimciler Enstitüsü (AEI) ve Washington Yakındoğu Politika Enstitüsü (WINEP) ise İsrail lobisi gibi çalışır.

Yukarıda yazdığımız isimlerin de içinde yer aldığı bir grup yeni muhafazakâr 1998’de Başkan Clinton’a hitaben yazdıkları mektupta Saddam Hüseyin’in devrilmesini ve rejimin değiştirilmesini istemişlerdi.

Yeni muhafazakârlar 1996 yılında da aşırı sağcı Likud Partili İsrail Başbakanı Netanyahu için “Clean Break” raporunu hazırlamışlardı.

Rapor İsrail’in güvenliği için, “barış için toprak” ilkesinden vazgeçmeyi ve Ortadoğu’da rejimlerin değiştirilmesi ile İsrail’in “güç dengesi” temeline dayanıyordu.

Yeni muhafazakâr hareket DİN-FELSEFE-POLİTİKA temeline oturur.

Bu hareketin ideologları Endülüslü Yahudi, Tevrat tefsircisi İbn Meymun (Moşe ben Maimonides 1132-1204) ile 1937’de Nazi Almanya’sından Amerika’ya göç eden Yahudi bir aileye mensup, Chicago Üniversitesi’nde SİYASET FELSEFESİ dersleri veren Lewi Strauss’tur. (1899-1973)

Strauss’a göre, “kralın danışmanı kraldan daha önemlidir.” Bu iki isme 9 Ocak 1995’te “Neo Conservatism: TheAutobiograpy of an Idea” adlı kitabını yayımlayan Irving Kristol’ü de eklemek gerekir. Kristol 1965’te The Public Interest adlı dergiyi yayınlamaya başladı.

Eski Savunma Bakan Yardımcısı ve Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz, Irak işgalinin Pentagon’daki planlayıcılarından Özel Planlar Dairesi Başkanı Abram Shulsky, Strauss’un öğrencisi olmuşlar. Yine onun gözetiminde 1972’de doktoralarını tamamlamışlardı. Her ikisi de Yahudi asıllıydı.

Yeni muhafazakâr hareket 1980’lerden itibaren Amerikan Evanjelist Hıristiyanların da desteğini alarak hızla güçlendi.

Yeni muhafazakâr hareketin önderlerinden olan Irwing Kristol adına her yıl verilen ödül 2007 yılında Yahudi asıllı İngiliz vatandaşı Ortadoğu tarihçisi 91 yaşındaki Bernard Lewis’e verildi.

Amerikan Enterprise Institute (AEI) adlı neo-konservatif think-tank kuruluşunun gerçekleştirdiği etkinlikte Bernard Lewis 7 Mart 2007 günü “Avrupa ve İslam” başlıklı bir konuşma yaptı.

Bu konuşma baştan aşağı Müslümanları aşağılamakta, Hıristiyan dünyasını İslam dünyasına karşı kışkırtmaktadır.

İşte söz konusu konuşma metninden iki yorumsuz kısa alıntı:

“Müslümanların bağnaz ve azimli bir azınlığın gözlerinde, Avrupa’ya üçüncü saldırı dalgası açıkça başlamıştır. Bunun ne olduğunu ve ne anlama geldiği konularında kendimizi kandırmamalıyız. Bu kere saldırı farklı biçimlere bürünmektedir. Özellikle de iki biçime: “Terör ve göç “

“Kudüs’te Kubbetüs Sahra denilen mabet Yahudi-Hıristiyan geleneğinin kutsal saydığı bir yerde kurulduğu için çok ilginçtir.

Mimari üslubu en eski Hıristiyan kiliselerine özgüdür. 7. Yüzyılın sonlarında Arabistan’ın dışındaki en eski camidir. Kubbesinin içinde, ‘O Allah’tır, birdir, hiçbir dengi yoktur. Doğurmamıştır, doğmamıştır’ yazar. Bu, Hıristiyan inancının temel ilkelerine bir karşı çıkıştır.”

Bay Lewis’in hezeyanları Müslümanlara karşı kışkırtıcı bir üslup taşıyor.

Kubbetüs Sahra Camisi, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in miraca yükselirken üstüne bastığı kayanın üzerine yapılmış bir camidir.

Yahudiler için Kral Davud soyundan kurtarıcı Yahudi Mesih’in gelmesi, başta Evanjelistler olmak üzere Hıristiyanlar için İsa Mesih’in ikinci ve üçüncü kez yeryüzüne gelmesi için bu caminin yıkılarak yerine kutsal Yahudi tapınağı Süleyman Mabedi’nin üçüncü kez inşa edilmesi “gerekiyor”.

Bay Lewis şunu söylemek istiyor: Tek başına İsrailliler bu İslam mabedini yıkarsa Yahudiler Müslümanlarla baş edemez, gelin Yahudiler- Hıristiyanlar elbirliği ile bu camiyi yıkalım. Sonrası mı? Üçüncü Dünya Savaşı. Kaos, kaostan Yeni Dünya Düzeni?

The Forward dergisine göre, yeni muhafazakârların önderlerinden eski Savunma Bakan Yardımcısı Yahudi asıllı Paul Wolfowitz “Bush yönetimi içindeki en şahin İsrail yanlısı ses” ti.

Nitekim JINSA, Wolfowitz’e “Seçkin Hizmet Ödülü” (Distinguished Service Award) verdi.

Ünlü İsrail gazetesi Jerusalem Post 2003’de Paul Wolfowitz’i samimi İsrail yanlısı” olarak “yılın adamı” seçmişti.

Yeni muhafazakâr kliğin, Irak’ın işgal edilmesi fikri Bush tarafından önceleri kabul görmedi.

11 Eylül 2001’deki şaibeli saldırılar yeni muhafazakâr kliğe aradıkları fırsatı fazlasıyla vermişti. 20 Eylül 2001’de Bush’a bir mektup gönderdiler. Bush 21 Kasım 2001’de Irak’ın işgali için gerekli hazırlıkların yapılması yönünde Savunma Bakanı Rumsfeld’e talimat verdi.

Türkiye’nin 1998’de Milletlerarası Barış Ödülü’ne layık görerek madalya verdiği Prof. Bernard Lewis ve John Hopkins Üniversitesi’nden Şii Arap asıllı Fouad Ajami gibi isimler Bush’un yardımcısı Dick Cheney’yi Irak’a karşı en iyi stratejinin SAVAŞ olduğuna ikna etmişlerdi.

Bu isimlere Cheney’nin ekibinde yer alan Eric Edelman (eski ABD Ankara Büyükelçisi), John Hannah ve Lewis Scooter Libby hararetle destek vermişlerdi.

Yeni muhafazakârlardan Robert Kagan ve William Kristol Weekly Standard’da, Afganistan’da Taliban’ın işi bitirilir bitirilmez Irak’ın işgal edilmesi çağrısında bulundu.

Bir başka yeni muhafazakâr ideolog, Charles Krauthammer Washington Post gazetesinde, Afganistan’dan sonra sırayla Suriye, İran ve Irak’ın hedef alınarak “terörizme karşı savaş, dünyadaki en tehlikeli terörist rejimin işini bitirdiğimizde, Bağdat’ta sona erecek” diye yazmaktaydı.

Afganistan ve Irak’ta Nisan 2008 itibariyle durum ortada. “Terörizmi önleyeceğiz” diye yola çıkanlar milyonlarca masum sivil Müslüman’ı soykırıma tabi tuttular ve halen trajedi devam ediyor.

Irak’ın işgali için, ABD tarihinde İkinci Dünya harbi esnasında “Pearl Harbour” sonrasını egale eden Amerikan kamuoyuna yönelik psikolojik harekât başlatıldı.

Düzmece istihbarat raporları basına sızdırıldı: “Saddam Hüseyin kitle imha silahı üretmek üzereydi.”

Başta “Scooter” Lewis Libby adlı Yahudi asıllı yeni muhafazakâr olmak üzere CIA analistlerine baskı yapıyorlar, düzmece “belgeler” hazırlıyorlardı. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’in BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşma metnini bu klik hazırlamıştı. Bildiğiniz gibi Powell’in bu konuşmasının yalanlarla dolu olduğu sonradan anlaşılmıştı.

11 Eylül 2001 “saldırılarından” hemen sonra Paul Wolfowitz ve Douglas Feith Pentagon bünyesinde “Terörle Mücadele Politika Değerlendirme Grubu” (The Policy Counterterrorism Evaluation Group) kurdu.

Bu birimin görevi, CIA, NSA, DIA’dan gelen istihbarat raporlarını değerlendirmek, Saddam ve el-Kaide arasındaki “gözden kaçan” bağları bulmaktı . Birimin başına da yeni muhafazakârların üslerinden biri olan Amerikan Girişimciler Enstitüsü’nden (AEI) bir başka Yahudi asıllı Dawid Wurmser getirildi.

Wurmser, Pentagon’da İslam uzmanı olarak görev yapan Harold Rhode tarafından tavsiye edilmişti. Rhode, Bernard Lewis’in manevi oğluydu ve Pentagon’a Karanlıklar Prensi Richard Perle tarafından yerleştirilmişti.

Birimin bir diğer üyesi de Perle’ün yakın dostu Lübnan asıllı Amerikalı Michael Maloof’tu.

Birim üyelerinin ne istihbarat geçmişleri vardı ne de istihbarat teknikleri konusunda bir bilgileri. Yeni muhafazakâr ve Yahudi olmaları ortak özellikleriydi.

Nitekim Ocak 2002’de Maloof’un gizli belgelere ulaşmasına izin veren güvenlik kleransı iptal edildi. O da AEI adlı düşünce kuruluşuna geri döndü. Wurmser ise Dışişleri Bakanlığı’nda Yahudi olmayan yeni muhafazakârlardan John Bolton’un yardımcılığına atandı. Birim Ağustos 2002’de lağvedildi.

Wolfowitz-Feith ikilisi İsrail’e hizmet için yanıp tutuşmaktaydı. Feith daha 1990’larda “İsrail’in işgal ettiği toprakları elinde tutması” gerektiğini yazmıştı.

İki kafadar Amerikan kamuoyunu Irak’ın işgaline razı etmek için “Özel Planlar Dairesi” adlı bir manipülasyon-psikolojik harekat merkezini Pentagon’un içinde kurarak başına kendileri gibi yeni muhafazakar Yahudi Abram Shulsky’i getirdiler.

Skulsky sıkı bir Endülüslü Maimonides ve Levi Straus hayranıydı. Yaklaşık 30 yıl ABD istihbarat ve milli güvenlik birimlerinde görev yapmıştı. Richard Perle ve Elliot Abrams’la beraber 1970’lerde Demokrat Parti senatörü yeni muhafazakâr Henry “Scoop” Jackson’un danışmanlığını yaptı.

1980’lerde Senato İstihbarat Komitesi’nde danışman olan Shulsky, Richard Perle’ün savunma bakan yardımcısı olduğu dönemde Pentagon’da görev yaptı. Daha sonra da CIA ve Amerikan askeri istihbaratının kontrolündeki düşünce kuruluşu RAND Corparation’a geçti.

Shulsky’nin istihbarattaki uzmanlık alanı Sovyet istihbaratının dezenformasyon teknikleriydi.

Özel Planlar Dairesi Başkanı Abram Shulsky, Pentagon’da istihbarattan sorumlu müsteşar yardımcısı William Luti’ye bağlı olarak çalışmaktaydı. Özel Planlar Dairesi İsrail yanlısı düşünce kuruluşlarında görev yapan uzmanlarla dolduruldu.

William Luti sıradan bir yeni muhafazakâr değildi. Dick Cheney ile birlikte çalışmıştı.

Düzmece istihbarat raporlarının ana kaynağı Iraklı Şii’lerden, sözüm ona Irak Milli Kongresi (INC) Başkanı Ahmet Çelebi’ydi. Yeni muhafazakârların ve Yahudi grupların has adamı olan Çelebi’ye ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA asla güvenmiyordu.

Düzmece istihbarat raporları önce Yahudi bir aileye ait The New York Times gazetesinin Pulitzer ödülü sahibi, yeni muhafazakâr Judith Miller vasıtasıyla Amerikan kamuoyuna servis edildi. Miller seksapeli hayli yüksek bir dişiydi ve Karanlıklar Prensi Richard Perle’ün eski sevgilisiydi.

Amerikan kamuoyuna yönelik psikolojik harekât böyle yürütülürken ABD Kongre üyesi milletvekili ve senatörlere yönelik ikna operasyonu için devreye İsrail’in Amerika’daki tabii müttefikleri Yahudi lobi kuruluşları sokuldu.

Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) Temsilciler Meclisi ve senato üyelerini Irak’ın işgaline ikna için üzerine düşeni layıkıyla yapıyordu. AIPAC tarafından Kongre üyelerine sunulan raporlar MOSSAD kaynaklı istihbarata dayanmaktaydı. Elbette Irak’ın kitle imha silahı yaptığına dair MOSSAD manipülasyonlu raporlar düzmeceydi. Ancak bu raporlara pek çok Kongre üyesi tarafından CIA raporlarından daha fazla değer atfedildi. ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA Irak’a yönelik bir askeri operasyona karşıydılar.

CIA Pentagon’a yuvalanmış ağırlıkla kadrosu Yahudilerden oluşan “Özel Planlar Dairesi” ve “Terörle Mücadele Politikaları” birimlerinin hazırladığı Saddam-El Kaide bağlantısı ile Irak’ın kitle imha silahı yapmak üzere olduğuna dair raporların güvenilir olmadığını yüksek sesle dile getirmişti.

CIA ve Dışişleri Bakanlığı’na göre, Pentagon’daki iki birimde yuvalanmış “çete” Irak’ın işgaline çoktan karar vermişti ve bu maksatla uydurma gerekçeler hazırlamaktaydılar.

ABD devlet aygıtı tam anlamıyla ikiye bölünmüştü. Bir yanda Amerikan derin devleti ve WASP merkezli Amerikan milliyetçileri, diğer yanda Evanjelist Hıristiyan destekli Yahudi ağırlıklı yeni muhafazakâr klik. Bunlar Başkan Bush’un yardımcısı Dick Cheney’nin liderliğinde örgütlenmişlerdi.

Dick Cheney’nin ekibinden Lewis Libby, Beyaz Saray’da Milli Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Hadley, Pentagon bünyesindeki “Terörle Mücadele Politika Değerlendirme Grubu”ndan Dawid Wurmser ve Michael Maloof gibi isimler tam kanka olmuşlardı. CIA, NSA, DIA gibi istihbarat örgütlerini devreden çıkarmışlardı.

Bu ekip 1 Mart tezkeresinin TBMM’den geçmemesinin faturasını ABD Dışişleri Bakanlığı bürokrasisine kesti. Ankara Büyükelçisi Robert Pearson’un “kellesi alınarak” yerine Dick Cheney’nin bürosundan Yahudi yeni muhafazakâr Eric Edelman Ankara’ya büyükelçi olarak gönderildi.

Yeni muhafazakâr klik tam anlamıyla “back yard” diplomasisi yürütüyordu. Türkiye’de ise Cüneyt Zapsu, Egemen Bağış, Ömer Çelik ve Ahmet Davutoğlu Türk Dışişlerini “by pass” ederek yeni muhafazakârlarla aynı tarz içinde “diplomasi” yapmaktaydılar. Sonucu malum. Türkiye’nin Irak’ın kuzeyindeki kırmızı çizgileri yeşile dönüştürüldü ve Türk Özel Kuvvetleri subaylarının başına çuval geçirildi.

Bütün bunlar olurken Savunma İstihbarat Teşkilatı (DIA) Ortadoğu operasyonları biriminin başkanı Pat Lang bu durumun kanunlara aykırı olduğunu bağırarak söylüyordu ama işiten olmamıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA’nın başını çektiği istihbarat birimleri mücadelenin kaybeden tarafı olurken, Cheney’nin bürosu ile Pentagon’da örgütlenen klik kazanan taraf oluyordu.

Ancak ABD derin devleti bir dosya açtı ve üzerine şunları yazdı: As soon as UNCLASSIFIED Cheney’nin ofisindekiler, Pentagon’daki çete, AIPAC, Çelebi ve MOSSAD işbirlikleri.

Amerikan derin devleti kenara çekilir gibi yaparak beklemeye başladı. Yeni muhafazakâr klik ve işbirlikçileri tasfiye edilecekti.

ABD birlikleri 9 Nisan 2003’te Bağdat’ı ele geçirerek işgal sürecini tamamlamıştı. Irak’ın her yerinde, Babil’in Asma Bahçeleri’nin kalıntılarının altında bile Saddam’ın kitle imha silahları arandı. Ancak ya karınca yuvaları bulundu ya da akrep. Evanjelist destekli Yahudi-neoconlar ABD’yi akıl almaz yalanlarla bataklığa sürüklemişlerdi. İsrail için ABD kurban edilmişti.

Amerika tarihinde görmediği kadar dışarıda düşman edinmişti. Türkiye ve dünyanın her yerinde-İngiltere dâhil- ABD aleyhtarlığı pik yaparken Amerikalı vatanseverlerin başını çektiği halk da sokaklara dökülmüştü. 2007’nin sonuna gelindiğinde Irak ve Afganistan işgalinin maliyeti üç trilyon dolardı. Amerikan ekonomisi mortgage kredilerinin tetiklediği bir yıkımın eşiğindeydi.

CIA ajanı Valerie Plame’in isminin basına sızdırılması ve Pentagon’daki İsrail köstebeği Albay Larry Franklin’in FBI tarafından ortaya çıkarılması Amerikalıları çok kızdırmıştı. Zaten Amerika’da patlamaya hazır ama üstüne sürekli şal örtülen Yahudi düşmanlığı İsrail aleyhtarlığı olarak patladı.

Amerikan derin devleti düğmeye basmakta hiç tereddüt etmedi. Çoğunluğu Yahudi asıllı olan yeni muhafazakârlar birer birer avlanmaya başlandı. İşte avlananlardan bazı isimler:

Donald Rumsfeld: ABD savunma bakanı 2001-2006.

Paul Wolfowitz: Savunma bakan yardımcısı 2001-2005.

Douglas Feith: Pentagon’da müsteşar 2001-2005.

Harold Rhode: Pentagon’da İslam uzmanı.

I.Lewis “Scooter” Libby: Cheney’nin başdanışmanı 2001-2006.

Eric Edelman: ABD Ankara büyükelçisi.

David Wurmser: Cheney’nin danışmanı

Michael Rubin: Pentagon’da İran-Irak uzmanı 2002-2003.

Albay Larry Franklin: Pentagon’da İran masası sorumlusu. İsrail lehine casusluktan 20 Ocak 2006’da 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

AIPAC’dan Steve Rosen ve Keith Weissman’da casuslukla suçlanıyor. Rosen 20, Weissman için 10 yıl ceza isteniyor. Bu arada AIPAC’ın İcra Direktörü Howard Kohr, 21 Nisan 2005’te Rosen ve Weissman’ı işten attıklarını duyurdu.

İsrail’in ünlü gazetesi Haeretz’e göre Albay Franklin ve AIPAC bağlantısı sebebiyle İsrail’in ABD dış politikasını belirlediği yönündeki “KOMPLO TEORİLERİ” devreye girecek. ABD’de anti-semitizm canlanacak, Amerikalı yetkililer İsrail’e karşı çekingen davranacaklardı.

Albay Franklin olayı 1985’deki Jonathan Pollard hadisesine tuz biber ekmişti.

CIA-MOSSAD savaşı patlamıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA yeni muhafazakârları hızla karar mekanizmalarının başından uzaklaştırıyordu.

AIPAC, casusluk skandalı sebebiyle umduğu desteği kongre üyelerinden bulamamıştı. Sadece birkaç kongre üyesi Amerikan yönetimine kem-küm eden mektuplar yazmışlardı.

AIPAC’ın 22-24 Mayıs 2005’te Washington Kennedy Center’da yaptığı yıllık toplantıda Amerikan Yahudi kuruluşları kesenin ağzını sonuna kadar açtılar. Yüklü bir bağış kampanyası gerçekleştirdiler. Öyle ya mahkeme süreci ve Amerikan halkı nezdindeki prestijlerini düzeltmek için büyük paralara ihtiyaçları vardı.

Bu toplantıya zamanın İsrail Başbakanı Ariel Şaron ile ABD’nin Dışişleri Bakanı “Kara Dul” Condaleezza Rice de katılmıştı.

Ve Amerikan derin devletinin tasfiye ettiği diğer bazı yeni muhafazakâr isimler: Richard Perle, Michael Ledeen, Monocher Ghorbanifar, Ahmet Çelebi, Bernard Lewis, Steve Rosen (AIPAC), Keith Weissman (AIPAC), Martyn Indyk, Morris Amitay, Mike Amitay, Elliot Abrams?

Karanlıklar Prensi lakaplı Rus Yahudi’si Richard Perle 18 Şubat 2004 tarihinde Pentagon’daki görevinden istifa ettiğinde pek çok kimse bunun ne manaya geldiğini anlayamamıştı.

Ama Richard Perle durumun vahametini çoktan kavramıştı: Amerikan derin devleti Irak’ın işgalini sağlayarak ABD’yi bataklığa saplayan çoğunluğu Yahudi yeni muhafazakâr kliği tasfiye edecekti.

Türkiye’de neler olacak dersiniz?

Amerikan dış politikasında İsrail lobisini merak edenler için, Harvard Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Stephen M. Walt ile Chicago Üniversitesi’nden Prof. John J. Mearsheimer tarafından ortak kaleme alınan “İsrail lobisi” (Profil Yayıncılık 0212-514 45 11, Faks: 0212- 514 45 12) adlı kitabı mutlaka okuyunuz.

Hamaset değil, bilgi dolu bu kitapçık Türkiye’nin geleceğine yön verecek politikalar için temel kaynak niteliğinde.

Makalelerinde İsrail’i, ABD ve müttefikleri için stratejik bir yük olarak tanımlayan John Mearsheimer ve Stephen Walt, Amerika’daki Yahudi lobisinin ABD politikalarındaki etkisini özetle aşağıdaki argümanlarla ortaya koyuyor:

· İsrail devleti ABD’nin demokratik değerleriyle uyuşmuyor. İsrail bir Yahudi din-şeriat devleti, Amerika ise demokratik bir devlet.

· ABD yönetimi, İsrail’e her yıl 3 milyar dolar karşılıksız yardım yapıyor. Paraların nereye harcandığı sorulmuyor.

· ABD, NATO müttefiklerine vermediği istihbaratı İsrail’e vermekte, nükleer silahlarına göz yummaktadır.

· ABD’nin İsrail’e verdiği destek yüzünden Amerika’nın İslam dünyasıyla ilişkileri bozuluyor

· İsrail, İsrail sınırları içinde yaşayan 1.3 milyon Arap kökenli vatandaşlarına ikinci sınıf muamele yapıyor.

· İsrail ABD’ye karşı casusluk yapan devletlerin başında geliyor.

· Amerika’daki Yahudi lobisi, siyasiler, gazeteciler ve akademisyenlerden oluşan ağı kullanarak ABD politikalarını yönlendiriyor.

· Yeni muhafazakâr (neo-con) akım içinde yuvalanmış olan Yahudilerden oluşan İsrail lobisi, Evanjelist Hıristiyanlardan yani Hıristiyan Siyonistlerden destek görüyorlar.

· ABD yönetimindeki birçok isim (Libby, Wolfowitz?) İsrail yanlısı.

· Amerika’daki en güçlü ikinci lobi grubu AIPAC bir “de-facto İsrail casusu” olarak faaliyette bulunuyor.

· İsrail’i tenkit edenler anti-semitik, Yahudi düşmanı olmakla suçlanarak susturuluyor.

· ABD’deki önemli basın organlarında yer alan İsrail yanlısı yazar sayısı 61 iken İsrail karşıtlarının sayısı sadece beş kişi.

· Az da olsa CNN’de İsrail’i eleştiren bir haber çıktığında 6 bin protesto, elektronik posta mesajı yağıyor.

· 300 milyonluk ABD nüfusunun yüzde 3’nü oluşturan Yahudiler, Demokrat Parti’nin kampanya gelirlerinin yüzde 60’ını sağlıyor.

· Amerikalıların yüzde 73’ü İsrail’e karşı tarafsız politika istemesine rağmen Washington D.C’deki yönetimler İsrail’in güdümünde hareket ediyor.

· İsrail lobisi Irak’ın işgalini tezgâhladı. Suriye ve İran’a da saldırmaya teşvik ediyor.

Bir dipnot olarak belirtelim, Mearsheimer ve Walt’in makalesi 23 Mart 2006 tarihinde İngiltere’de yayımlanan London Review of Books dergisinde ilk kez yayımlandı.

Tahmin edebileceğiniz gibi bu iki Amerikalı akademisyenin makalesi “modern anti-semitizmin yeni versiyonu” olarak ağır bir dille suçlama kampanyasına tabi tutuldu.

İki hocaya Amerikan halkı ile Amerikan derin devleti sahip çıkmış durumda.

Bülent Pakman. Eylül 2010. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Facebook Widgets

Photo 08.07.2012 16 16 29Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.