Kur’an’daki Tekrar Geliş İşareti

Allah Kuran’da en çok Rahman, Rahim, yani  Esirgeyen, Bağışlayan olarak adlandırılır. Kullarına  olan bu merhametinden dolayıdır ki, Allah’ın insanları işledikleri  günahlar yüzünden hemen cezalandırmayacağına işaret edilmiştir:

Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen birşey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Süreleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler.” (Nahl 61).

Bu ayeti anlayabilmek için önce zulümün ve kul hakkının ne olduğunu irdelemek gerekecektir. Zulüm, bir kimsenin başkasına yaptığı haksızlık, eziyet, cefa, başkasına verdiği zarar, başkasını uğrattığı kötü durum demektir.

Öteki tarafa kul hakkıyla gidenler

Dünyada başkalarına “zulüm” veren, dünya yaşamında bunu telafi etmemişse, bunlar için helallik almamışsa ya da zulüm gören, hakkı yenen hakkını yiyeni, kendisine zulüm yapmış olanı (zalimi) affetmemiş, hakkını helal etmemişse öteki alemde neler olur?

İnkar edip zulme sapanlar var ya, Allah onları affetmeyecek, onları hiçbir yola kılavuzlamayacaktır.” (Nisa 168)

Dilediğini rahmetinin içine sokar. Zalimlere gelince, onlar için korkunç bir azap hazırlanmıştır.” İnsan 31

Aleyhlerine yol aranacak olan şu kişilerdir ki, insanlara zulmederler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlıklar sergilerler/saldırılarda bulunurlar. İşte böyleleri için acıklı bir azap vardır.” Şura 42

Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez.” (Şura 40)

Sırtında kul hakkı kamburuyla ahirete intikal edeni büyük azaplar beklemektedir. Zira Allah böylelerinin affını tamamen hakkı yenen, zulüm gören kula bırakmıştır. Hakkı yenen dünya hayatında ya da spatyomda hakkını yiyeni affetmedikçe, “ona helallik vermedikçe” kul hakkı yiyen ızdıraptan kurtulamayacaktır. Ama hakkı yenen de bu imtiyazını bir yere kadar kullanabilir. Yoksa tekamül edemez, olduğu yerde kalır.

Allah çözümü çok güzel göstermiştir. Affedeni büyük mükafatlar beklemektedir. Affeden o kadar ulvi bir davranış göstermiş olur ki neredeyse ışık hızı ile tekamül eder.

Zulme uğratılışı ardından kendini savunana gelince, böyleleri aleyhine yol aranamaz.” (Şura 41)

Öç alma haktır ama hiçbir getirisi yoktur, tekamülün önüne duvar örer.

Sabredip bağışlayan bilsin ki bu, işlerin en zorlularındandır.” Şura 43 “Eğer affeder, ellerini tutar, hatalarını görmezlikten gelirseniz, kuşkusuz Allah da affedici, merhamet edici olur.” Tegabün 14

Af ise büyüklüktür, ulvidir, tekamülün önünü açar.

Bu arada Prof. Yaşar Nuri Öztürk dünyada kul hakkının ödenmesi konusunda “Sizde hakkı olan kişi ortada yoksa o hakkı onun adına yoksullara ödeyerek görevinizi yapabilirsiniz” demektedir. Ancak bu Allah’ın kabulüne bağlıdır, sonucunu biz bilemeyiz, helalleşmenin gerçekleşmesi gereken öteki tarafa gidinceye kadar dünya yaşamı ağırlığına hafifletici etkisi olur mutlaka, yapılması hiç yoktan iyidir.

Peki diyelim ki hakkı yenen kul hiç bir zaman affa yanaşmazsa ne olur?

Şu bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, onun dışında kalanı dilediği kişi için affeder.” Nisa 48

Böyle durumda hatalı olan ahirette azabını çektikten sonra ceza olarak geçmiş hayatını hatırlayacak şekilde reenkarne olacaktır. Yeni hayatında sürekli olarak vicdan azabı ile yaşamaya göğüs germek zorunda kalacaktır. Yani hem yeni hayatının hem de geçmiş hayatlarının bütün yükü altında kalacaktır. Bu tasavvur edilemeyecek kadar zor bir şeydir. Şüphesiz  nihai affetme iradesi Allah’a aittir herşeyin doğrusunu Allah bilir.

Kul hakkı miras yoluyla intikal eder mi?

Evet eder. Evlat ebeveynlerinden intikal eden paranın, malın mülkün tertemiz olmasından sorumludur. Aksi takdirde onun vebalini aynen kul hakkının cezasını çeker gibi çeker. Benim haberim yok, bilmiyorum, bilmiyordum diyemez. Her evlat ebeveynin servetini nereden, nasıl kazandığından haberdardır. Çok ekstrem durumlarda, mesela ebeveyn öldüğünde aklı ermeyecek yaşta olmuş olabilir, o zaman aklı erdiğinde sorup, soruşturup o servetin nasıl kazanılmış olduğunu öğrenmek zorundadır. Ebeveyn o serveti kazanırken ondan çok uzakta yaşamış olabilir. Bu durumda da yine servetin kaynağını öğrenmek için her türlü yola başvurmak zorundadır. Hiç kimse Allah’ı aldatamaz. Ebeveyn(ler)den hakları olan kulları bulamazsa soruşturmalar sonucu hesaplayacağı miktarı ihtiyaç sahiplerine dağıtmak zorundadır. 

Kul hakkını bu şekilde irdeledikten sonra şimdi tekrar konumuzla ilgili ayete dönelim:

Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen birşey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Süreleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler.” (Nahl 61).

İnanan kendisine yapılan kötülüğe karşı çıkarken en fazla kendisine yapılan kadar eziyet verebilir (kısas – yapılan kötülüğü kötülüğü yapana aynı biçimde uygulayarak cezalandırma).  Allah kul hakkını kullanmayarak af yolunu seçenleri ödüllendirecektir. İnsanların yaptığı hataları mazur gören ve affedenler Allah katında itibar görecektir:

Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez.” (Şura 40)

Aleyhlerine yol aranacak olan şu kişilerdir ki, insanlara zulmederler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlıklar sergilerler/saldırılarda bulunurlar. İşte böyleleri için acıklı bir azap vardır. Sabredip bağışlayan bilsin ki bu, işlerin en zorlularındandır.”  (Şura 42-43)

Ey iman edenler! Şu bir gerçek ki, eşlerinizin ve evlatlarınızın içinden size bir düşman vardır; onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, ellerini tutar, hatalarını görmezlikten gelirseniz, kuşkusuz Allah da affedici, merhamet edici olur.” (Teğabun 14)

Kuran’da,  kulların affedici olmalarının önemi yanında, Allah’ın affedici olduğu, yukarıda olduğu gibi birçok ayette  bildirilmiştir. Birkaç örnek verelim:

Artık elde ettiğiniz ganimetlerden helal ve temiz olarak yiyin; Allah’tan sakının! Allah çok affedici, çok merhametlidir.” (Enfal 69)

Ey Peygamber! Elinizde esir olarak bulunanlara de ki: ‘Eğer Allah, kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse size, sizden alınandan daha değerlisini verir ve sizi affeder. Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.’” (Enfal 70)

Sizin lütuf ve imkan sahibi olanlarınız; akrabaya, çaresizlere, Allah yolunda hicret edenlere birşey vermemeye yemin etmesinler, affetsinler, hoş görsünler. Allah’ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah çok affedicidir, çok esirgeyicidir.” (Nur 22)

Ayetlerimize iman edenler sana geldiğinde şöyle söyle: “Selam size! Rabbiniz, benliği üzerine rahmeti yazmıştır. İçinizden her kim bilgisizlikle bir kötülük işler de ardından tövbe edip halini düzeltirse, hiç kuşkusuz Allah çok affedici, çok merhametlidir.” (Enam 54)

Haber ver kullarına: Hiç kuşkusuz benim, evet benim, affedici ve merhametli” (Hicr 49).

Kim zulmünden sonra tövbe eder, halini düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir. (Maide 39)

Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak bağışlayıcı, mutlak merhametlidir.” (Zümer 39).

Ve ben, tövbe eden, inanan, hayra ve barışa yönelik iş yapıp sonra da düzgün bir biçimde yol alan kimseye karşı, gerçekten çok affediciyim, bağışlayıcıyım.” (Taha 82).

Özetle Kur’an yeryüzünde barışın, huzurun ve refahın kaynağı olarak bağışlayıcılık, merhamet ve hoşgörüyü öne çıkarır, Allah’ın bağışlayıcı,  esirgeyici, merhamet edici, tövbeleri kabul edici olduğunu sürekli vurgular, insanları da, zulme, haksızlığa uğramış olsalar bile yine de böyle hareket etmeye  teşvik eder. Buraya kadar sorun yok. Ancak bir ayet var ki Kur’an’ın bu önemli lafzına, yani bildirmek istediği anlamıyla çelişkili görünmektedir:

İnkar edip Allah yolundan döndüren, sonra da küfre saplanmış olarak ölenler yok mu, Allah onları asla affetmeyecektir.” (Muhammed 34)

Kur’an saptırıcı ve inkarcı olarak ölenlerin asla bağışlanmayacağını kesin bir dille açıklıyor. Peki böyle insanlar, diyelim ki ahirette hatalarını anlasalar, pişman olsalar, tövbe etseler de Kur’an’da yer yer ifade edilen Allah’ın bağışlayıcılığına hiç bir zaman mazhar olamayacaklarsa (erişemeyeceklerse) bu Kur’an’ın yukarıda açıkladığımız lafzına (bildirmek istediği anlamına) aykırı düşmeyecek mi? Yani Allah hem bağışlayıcıdır hem de bağışlamayıcıdır, böyle bir çelişki olabilir mi? Elbette olmamalıdır, olamaz. Bunun yanıtını her zaman olduğu gibi akıl yürüterek bulabiliriz.

İnkar edip Allah yolundan döndüren, küfre sapıp ahirete yani öteki aleme intikal etmiş biri tövbe edip ve Allah’tan bağışlanmasını istese dahi “bu bağışlamanın ahirette olması” yukarıdaki ayete göre mümkün değildir. Diğer yandan da Allah bağışlayıcıdır. Kimin gerçekten aklının başına geldiğini, pişman olduğunu, içten tövbe ettiğini, Allah’a kul olur hale geldiğini elbette O bilir. O halde nedir çaresi? Eğer Allah isterse ona yeni bir şans verebilir. Bu da öteki alemde olamayacağına göre ancak madde dünyasında olabilecektir. Yani açıkçası böyle bir şey tövbe edenin “reenkarne olması” yani yeni bir beden ile Dünya’da tekrar doğması ile mümkün olur. Yeni hayatında verilen şansı iyi kullanır, sınavlarını başarı ile verebilirse bağışlanma hakkını elde edebilir, tabii ki Allah’ın kabulüne bağlı olarak.

Evet, Muhammed suresi 34. ayet dolaylı olarak reenkarnasyona işaret etmektedir. Kime mi? Tabii bilgi sahibi olup düşünenlere.

Peki, bunlar, Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var? (Muhammed 24).

Bülent Pakman, Nisan 2010. Güncelleme Haziran 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Reenkarnasyonla ilgili yazılarımız:

Twitter Widgets
Facebook Widgets

OLYMPUS DIGITAL CAMERABülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Kur’an’daki Tekrar Geliş İşareti için 33 cevap

  1. muaz dedi ki:

    Öncelikle sizler Allah’ı hakkıyla idrak edememişsiniz. Sizi yaratan O dur. Ona adaletsiz veya merhametsiz deme hakkına sahip değilsiniz. Tabii ki Allah kullarından birçogunu cehennemle dolduracak. Çünkü onlar kendilerini yaratan Allah ı inkar ederler. Ona; reenkarnasyon yoksa Allah adaletsizdir derler. Halbuki o bencil, kızgın, öfkeli, saçıp savuran, sebep yokken kainatı paramparça eden bir ilah değildir. Kısacası insanlar gibi aciz ve kusurlu değil. Tam anlamıyla kusursuz ve mükemmel, hatta mükemmeli dahi yaratandır. Subhanallah.

    • bpakman dedi ki:

      Yani özetle “Allah’ın adaletsiz olması mümkün olamayacağı için reenkarnasyon vardır”. Ben bunu demek istemiştim ama siz beni idrak edememişsiniz.

  2. muaz dedi ki:

    O zaman şu ayetleri de gün yüzüne çıkarmak gerekir ki okuyanlar yorumlarımızın etkisinde kalmasınlar. Gerçi bu ayetler sizin o özet cümlenize göre Allah’ın merhametsizliğine delil olabilir. Veya adaletsizliğine. Reenkarnasyonun Kuran’da (İslam dininde) olmadığına delalet eden ayetler.

    36. İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. İşte biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandırırız.

    37. Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine İYİ işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ÖMÜR vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur. (FATIR SURESİ)

  3. Bülent dedi ki:

    Konuyu saptırmaya çalışıyorsunuz ama boşuna. Allah merhametsiz, adaletsiz olamaz.

    Verdiğiniz ayetlere göre reenkarnasyon yok diyorsunuz. Birincisi öldürülmezler ki ölsünler diyerek madde dünyasından sonra yaşamın devam ettiğini ve orada cezalandırma olacağını açıklıyor. İkincisi ise tam tersi reenkarnasyona işaret ediyor.
    “Sizi biz öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi?” Fatır 37. Kur’an’ın bu ayetine göre ömür kavramı tekamülün bir evresinin tamamlanması için gerekli olan süredir. Doğduktan hemen sonra ölen bir bebek bir dakikada ne öğüt alabilir? Allah’ın ayeti yanlış olamayacağına göre madde aleminde öğüt alacak kadar süre alamayanlar bunu başka sefere alacaklar,süre alıp da bunu gerektiği gibi kullanamayanlara da Allah’ın iradesine bağlı olarak yeni süre verilebilecektir.

    Bu arada neden panik yapıyorsunuz ki? Reenkarnasyonu anlayan Allah’ın adaletine olan inancından artık hiçbir kuşku duymaz, çok daha inaçlı olur.

  4. Bülent dedi ki:

    Reenkarnasyon yok diyen dinciler otomatik olarak Allah’ın adaleti de yok demiş oluyorlar ama bunu pişkinlikle reenkarnasyona inananların üzerine atıyorlar.

    • Murat dedi ki:

      Eger reenkarnasyon vardir, iddasinda olanlar sunlari ispat etmekle mükelleftirler. 1- Bu reenkarnasyon nereye kadar devam edecektir. 2- Su an yasayan milyarlarca insan ,daha önce hangi asirda ve nerde vede kim olarak veya ne olarak yasamis, hayat macerasi nasil gecmis ,bunlar hakkinda konusan kac kisi taniyorsunuz.Mesela siz gecmisinize ait böyle maceralariniz var mi ? Hatirliyormusunuz ? Eger öyle olsaydi herkes birbirine askerlik hatiralari gibi ” ben fi tarihinde filan yerde filan kisi idim ,sonra bu oldum sonra bu oldum diye anlata anlata bitiremezdi ve bunun nihayeti olmazdi yani sonsuz olurdu. Halbuki bu dünya ve üzerindekiler “Külli nefsin zaikatül mevt “hitabindan kurtulamazlar.

      • bpakman dedi ki:

        Reenkarnasyonda esas olan hatırlamamak, yeni hayata sıfırdan başlamaktır. Tekamül açısından ise kalınan yerden başlanacaktır. Hatırlamak demek tüm kötü, olumsuz anılardan kurtulamamak demektir. O nedenle hatırlamalar çok istisnaidir. Hatırlamalar olsaydı dediğiniz gibi olurdu. Onun için olmuyor,istisnalar dışında.
        Reenkarnasyon tekamül tamamlanıncaya kadar devam edebilir. Tekamül ise madde dünyasında olabileceği gibimadde ötesi dünyada da devam eder. Ama uygulamasız tekamül olmaz. Uygulama ise sadece madde dünyasında olur. Önemli olan, esas olan, amaç olan tekamüldür, reenkarnasyon ise araçtır. Bir boyutta tekamülünü tamamlayan üst boyuta geçer. Yani diyelim ki içinde bulunduğumuz dünya boyutunda tekamülünü tamamlayan bir başka, tekamül açısından daha ileri bir sisteme, boyuta geçer.

  5. muaz dedi ki:

    Reenkarnasyona inanan dinciler diyecegim ama onlarda otomatikman musrik oluyor. Cunku Allah in acik bir sekilde ayetleriyle reddettigi bir seyi sanki Allah onlara bildirmis gibi savunuyorlar.

    • bpakman dedi ki:

      Ellerindeki rantı kaybetmemek için Allah reddediyor deyip Allah ile aldatanların Allah’a hesap vermeleri mümkün değildir.

      • muaz dedi ki:

        Bulent bey benim anlamadigim; neden hakkinda kesin delil bulunmayan bir seyin pesine israrla dusmeniz. Ben size kuran ve sunnet diyorum siz ranttan bahsediyorsunuz. Bizim amacimiz Allahi kendi dusuncemize gore sekillendirmek degil. O nasilsa oyle inanmaktir. Allah boyleyse adaletsizdir. Soyleyse comert degildir gibi dozler muslumanlarin agzindan dokulmez

  6. bpakman dedi ki:

    Allah böyleyse adaletsiz diyen yok, bunu demek de mümkün de değil zaten. Reenkarnasyon yok diyenler otomatik olarak Allah’ın adaletsiz olduğunu da kabul etmiş oluyorlar. Benim dediğim bu.

  7. muaz dedi ki:

    Ben diyorum ki reenkarnasyon yoktur. Ancak Allah noksan sifatlardan uzaktir. Mukemmeldir. Siz kesin bir bilgiye dayanmayan seyi savunuyorsunuz. Tipki tasavvufcularin kendi uydurduklari seyleri koru korune diger muslumanlara karsi savunmalari ve kabul etmediklerinde dinden cikardiklari tavrin aynisini sizde goruyorum. Allah ne mubarektir. Adaletlidir. Size tavsiyem omrunuzun sonundasiniz. Boyle Allah hakkinda uydurulmus seyleri reddederek Allaha hakkiyla iman etmenizdir. Ama siz ben reenkarnasyon urunuyum. Ikinci kez bu dunyadayim ve size gercekleri anlatmak icin mucadele veriyorum diyorsaniz bunu da reddederiz. Cunku bize kitap ve sunnet hak olarak yeter.

    • bpakman dedi ki:

      Tavsiyelerinize teşekkürler. Allah pisliği aklını kullanmayanların üzerine bırakır. Yunus 100. Allah’ın gösterdiği bu yoldan gidiyorum. Size de tavsiye ederim.

  8. bpakman dedi ki:

    Özellikle sünni ekolde reenkarnasyonu kabul etmeyenlerin kaygısı şudur: biz bu reenkarnasyonu kabul edersek ahiret, haşir inancı zarar görür, güme gider. Halbuki gitmez. Tenasühe inandığın zaman gider. Reenkarnasyon da haşir’e inanır. Tenasüh gibi değildir. Ahiret inancı reenkarnasyona inananlarda vardır. Madem ki ahiret alemi müteşabih, biz bunları bilmiyoruz. Reenkarnasyonla bunu izah edenlere ne hakla “siz yanlış yapıyorsunuz” diyorsunuz, diyeceğiz? “Ha biz böyle alıştık, bize böyle söylendi”. Bize şöyle söylendi diye birşey yok. Kardeşim Kur’an’ın verileri ortada. Bırak herkes düşünsün, düşündüklerini söylesin. Ahirete inanmıyorsa bir adam, “ben ahirete inanmıyorum” der. O zaman da biz ona “sen İslam dininden çıktın” deriz. Reenkarnasyona inananlar böyle demiyor ki? Onların ahiret inancıyla bir alışverişi yok, bir sıkıntısı yok. Bir izah tarzıdır diyorlar. Bu da ahiretin bir izah tarzıdır. Şimdi Süleyman Ateş sayfalar yazmış bu konuda. ve ahireti, cenneti, cehennemi reenkarnasyon ile izah ediyor. Koca bir ilim adamı. Sen şimdi “Süleyman Ateş ahirete inanmıyor, inkar etti” mi diyeceksin? Diyor ki “Kur’an’ın verileri bunları konuşmamıza müsait”.

    • muaz dedi ki:

      Simdi kuranda ve sunnet bulunmayan bir seyi su adam var demis diye kabul mu edecegiz. Bazi adamlarda kuranda dunyanin yuvarlak oldugu ve yercekimine sahip oldugu anlatiliyor derler. Biz bunlara reddetmiyoruz ancak kuranda bu soylediklerinizden bahsedilmiyor diyoruz. Aslinda kurani asil haliyle okusaniz reenkarnasyonun yer almadigini gorursunuz. Suleyman Ates zaten kendisi Kurana tam manasiyla iman etmis biri degil.

  9. bpakman dedi ki:

    Şimdi siz yoktur dediğiniz için biz de yoktur mu diyeceğiz? Size öyle söylenmiş. Aslında Kur’an’ı asil haliyle okursanız reenkarnasyonun yer aldığını görürsünüz.

    • muaz dedi ki:

      Ben size kitap ve sunnet diyorum. Siz baskasinin adini soyluyorsunuz. Ayrica Kuranin asıl hali derken neyi kastediyorsunuz. Bizde olmayip sizde olan bir Kuran mı var? Ben reenkarnasyon yoktur derken Kuran’da yoktur diyorum. Ama siz kelime oyunlarini seviyorsunuz.

      • bpakman dedi ki:

        Yani siz bir şeye yok dıyorsanız o yok demek. Ôğrenmiş olduk. İş hayatında sizinle ortak olmak lazım.

      • muaz dedi ki:

        Ben demiyorumki yoktur. Getirin Kurandan acik ayeti bizde hemen teslim olalim. Is hayatinda ortaklik icin tekrar donmeniz lazim Arabistana cunku ben orada yasiyorum. Suanda Istanbul da olsam bile cok yakinda donecegim.

      • bpakman dedi ki:

        Hepsini sayfalarımda verdim. Yaşar Nuri hoca 30 a yakın ayet var diyor. Neyse korkmayın reenkarnasyon Allah ve ahiret inancını sağlamlaştırır.

  10. barış dedi ki:

    Kılavuzunuz yaşar nuri ise siz daha çoook reenkarne olmayı hayal edersiniz🙂

    • bpakman dedi ki:

      Kılavuzum dediğiniz şahıs değil. Reenkarnasyonu ondan öğrenmedim muhtemelen ondan önce anlamışımdır.

  11. Hüseyin dedi ki:

    Bülent Bey, ben dinci değilim. Hiçbir ‘şey’ değilim. Allah’ın kuluyum sadece. Bu bana yetiyor da artıyor. Ancak, reenkarnasyona inanmıyorum. Bir kez daha düşünün, eminim çok düşündüğünüze ama. Olsun, samimi söylüyorum, bir kez daha düşünün.

    • bpakman dedi ki:

      Yıllardır düşünüyordum ama artık düşünmüyorum. Zira eminim. Siz istediğinize inanabilirsiniz.

  12. muaz dedi ki:

    Bulent bey hala vazgeçmemiş reenkarnasyondan, pekiyi bir şey sorsam, buna inanmayanlar müslüman olabiliyor mu? Yani buna inanmak zorunlu mu yoksa inanmadan müslüman veya mu’min olunur mu?

    • bpakman dedi ki:

      Reenkarnasyona inanmak Müslüman olup olmamayı değiştirmez ama Allah, ilahi adalet ve ahiret inancını daha da pekiştirir. Varsayalım böyle birşey yok. Ne kaybedecek buna inanan?

  13. sercan dedi ki:

    Merhaba,

    Bülent bey bu bloğunuza 3. yorumum. reenkarnasyona niçin inanmadığımı düşündüm ve aklıma bu ayet geldi;

    “Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.” (Bakara/134)

    Bu ayette her ruh’un öznel olduğu hissiyatı var. Sizin fikriniz nedir?

    saygılarımla,

    • bpakman dedi ki:

      Her ruh özneldir demekle her ruh kişiye özeldir demek istediyseniz buna cevabı her ruhun kendi hesabını kendisi verecek olmasında bulunabilir. Aklını kullanmayıp, hesap gününde “Ne yapayım bana öyle dediler” diyerek kurtulmak mümkün değildir.

      • sercan dedi ki:

        Her ruh’un hesabını kendisi vereceği başka ayetlerde açıkca ifade ediliyor.
        Bu ayetteki vurgu, ve benim dikkatimi çeken “onlar” ve “siz” ifadeleri.

        Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir

        Onlar kim, biz kimiz? Şayet bu benim reenkarnasyonla tekrar vücud bulduğum bir yaşamım ise, “onlar” ve “siz” tanımlarından ikisi de ben olmaz mıyım?

        O halde ben iki ruh muyum? Önceki yaşantımdaki ruhumun kazandığı kendine, bu yaşamımdaki ruhumun kazandığı bana mı olacak? Ruh’um ikiye mi bölündü?

        Saygılarımla,

      • bpakman dedi ki:

        “Onlar” ifadesi çok geçer, kim oldukları önceki ayetlerde verilir. Vahiyden önce yaşamış olanlar “onlar” olarak ifade edilmişse ise, Vahiy zamanı yaşamakta olanlar ya da vahiyden sonra dünyaya gelip Kur’an ayetlerini okumakta olanlar “siz” ise, bu sizler daha önceki “onlar” olabilir.

        Yani açıkçası “siz” geçmişte de yaşamış olabilirsiniz. Ama geçmişte kazandığınız kendinizindir yani siz o zamanki yapıp ettiklerinizden sorguya çekilmeyeceksiniz, onun sorgusu hesabı öteki alemde yapılmıştır.

        Şimdiki hayatınızda kazandıklarınız da sizin olacaktır. Yani onun hesabını bu hayatınız sonunda öteki aleme intikal ettiğinizde vereceksiniz. Önceki hayatınıza ait defter tekrar açılmayacak.

        Bu şekilde yorumlanabilir.

      • sercan dedi ki:

        Bu yorumunuzdan iki şey çıkardım, yanlış anladı isem lütfne beni düzeltin.

        1. Önceki yaşantıma ait hesabım zaten görüldü.

        2. Daha önceki yaşantımın hesabı zaten daha önce görüldüğü için, ben yalnızca şuanki yaşantımın hesabını vereceğim.

        Burada şu sorular ortaya çıkıyor,
        1.Daha önceki yaşantımın hesabını nerede verdim?
        2. Eğer o hesapta günahkar çıktı isem cezam ne zaman verilecek?
        Mesela günahkar çıktı isem cehenneme mi atıldım, şuan aynı ruh isem cehennemden çıkıp ya da iyi bir ruh isem cennetten inip geri mi geldim? Allah bana (inşallah lütfolunursak) cennetten hiç çıkarılmayacağımı vadediyor, o halde cennetten çıkıp tekrar aynı ruhla başka bir bedene dünyaya nasıl gönderilebilirim?
        3. Şuanki ruhumun hesabını ne zaman vereceğim? Rabbimiz hesap gününde insanları diriltip sorgulayacağını söylüyor. Ama sizin ifadenize göre hesap “günleri” olması gerekmez mi o halde?

        Şahsım adına niçin inanmadığımla ilgili aklıma gelen ikinci bir bulguyu sizinle paylaşmak istiyorum Bülent bey;

        Allah, kıyamet günü için inkarcıların halini tasvir ederken, “Peygamberlerin bize vadettiği hakikaten gerçekmiş, biz inanmıyorduk” ve “Bugün size pişmanlığınız fayda vermez” ifadeleri kullanılır. Hatta “Rabbimiz bizi geri gönder de rızanı kazanacak hayırlı işler yapalım” dedikleri ifade edilir Kur’anda. Ve bunlara cevap “Hayır, artık buna imkan yok.Size düşünecek bir insanın düşünebileceği kadar süre vermedik mi?.”
        Ve bence en önemlisi ” Zaten geri dönseler bile aynı şeylere devam edeceklerdi” mealinde ayetler mevcut.

        Bu ayetlere topluca baktığımda, insanın ölümünden sonra 1 kere uyandığını/dirildiğini anlıyorum. Çünkü “Hakikaten bunlar gerçekmiş” ifadesi kuran’da mevcut biliyorsunuz. Bu ifadeyi insan ilk kez karşılaştığı bir durum için kullanır yanılıyor muyum? Ve bunun ardından insan kendine dokunacak azabı gördüğü için, dünyaya geri gönderilmek istiyor;
        ancak Allah açık bir dille bunun imkanı olmadığını, artık kendisini razı edecek işleri yapmanın çok geç olduğunu, zaten döndürülseler bile aynı şeyleri yapacaklarını ifade ediyor.

        O halde reenkarnasyona bağlı olarak bir önceki yaşantımın hesabının öteki alemde görülmüş olmasını mantıklı bulamıyorum. Çünkü Kur’an -benim için- çok açık ve net olarak hesabın 1 kere görüleceğini, ikinci bir şansın olmayacağını ifade ediyor.

        Benim için geriye ikinci seçenek kalıyor, geçmiş ruhun hesabının görülmediğini, tüm ruhların hesaplarının kıyamette topluca verileceği.

        Bu tez de “..onların hesabı onların, sizin hesabınız sizindir..” ayetindeki ifadeyle ters düşüyor. Gayet tabii olarak bu ayeti okuduğumda, onlar benden başka insanlardı, ben onlardan başka biriyim, ikimiz bir değiliz fikrine ulaşıyorum.

        Yine sizin haklı olduğunuzu düşünerek mantıklı bir açıklama bulmaya çalıştığımda elime kalan tek açıklama, birden çok ruh ile kıyamette Allah’ın karşısına çıkacağım oluyor. Ki bu da benim birçok alt ruh taşıdığım gibi bir anlama gelir ki konu artık iyice saçma bir noktaya ilerliyor.

        Yukarıda ifade ettiğim düşüncelerim dolayısı ile; reenkarnasyonun yokluğu tüm birikimim doğrultusunda inanması daha tabii gelirken, varlığına inanmam daha zorlama bir şey geliyor. Kesin olarak yok diyebilir miyim? Hayır. Ama akıl ve vicdanımın buna sıcak bakamadığı ortada.

        Bu sebeple aklımı ve kalbimi zorlamam gerekir reenkarnasyona inanmak için. Yaptığınız açıklamalara hayır yanlış diyemem, ama söylediğim gibi akıl ve mantığıma ermediğinden kabul de edemiyorum. Hissiyatlarımın gerekçelerini de yukarıda maddeler halinde ifade ettim. İnşaallah yeterince açık ve doğru anlaşılacak biçimdedir.

        Saygılarımla,

      • bpakman dedi ki:

        Sorularınızın hepsinin cevapları yazılarımda var. Bu konudaki yazılarım birden fazla ve birbirlerini tamamlar nitelikte. Buna rağmen sorularınızı tırnak içine alarak teker teker cevap vereceğim:
        “SORU 1. Önceki yaşantıma ait hesabım zaten görüldü.” CEVAP: İnsan öldüğü zaman varsa mutlaka hesabını verecektir. Ama bazen o hesap ölmeden önce de verilmiş olabilir. Diyelim ki birileri vardır ki dünyaya çok bağlıdırlar ve öldükten hemen sonra tekrar dünyaya gelmek isterler. Bunlar kötü insanlar değildirler ama dünyaya boş gelmiş ve boş yaşamışlardır. Kimseye zararları olmamıştır ama faydaları da olmamıştır. O yüzden bunların hemen reenkarne olmalarına izin verilebilir. Verilebilir diyorum çünkü herkesin hesabı var mı yok mu varsa ne hesabı var onu sadece Allah bilir.

        “SORU 2. Daha önceki yaşantımın hesabı zaten daha önce görüldüğü için, ben yalnızca şu anki yaşantımın hesabını vereceğim.” CEVAP: Daha önceki yaşamların hesabı ölünce öteki tarafta verilir ama işin bir de madde dünyası hesabı vardır. Yani maddi dünyada oluşmuş kefaret maddi uygulama ile ödenecektir. Mesela önceki hayatta başkalarına yapılan bir haksızlık bu hayatta ona yapılacaktır ki öyle bir eylemin yanlışlığı ruhun içerisine işlesin idrak etsin. Belki de önceki hayatta işlenen kul hakkının hesabı, bu seferki hayatta o kul tarafından istenecek ve bu hayatta o haksızlığın karşılığı verilecektir. Önceki cevapta olduğu gibi bu maddi hesap önceki hayatta ölmeden önce verilmiş de olabilir. O zaman tekrar madde dünyasına kefarete için reenkarne olmaya gerek kalmaz.

        Öte yandan şu andaki yaşamımız sonunda önceki hayatımızın kefaretini tam olarak ödemiş olacak mıyız, olmayacak mıyız bunu bilemeyiz. Her kulun hesabını sadece Allah bildiği gibi bunu da Allah bilir. Belki de çok çok ağır bir hesap bir kaç defa gelinerek ödenecektir. Bunu bilemeyiz. Mesela toplama kamplarını kuran binlerce insanı orada katledenlerin hesabı gibi.

        “SORU 1.Daha önceki yaşantımın hesabını nerede verdim?” CEVAP: Yukarıda açıklandığı gibi hem öteki alemde verilmiştir hem de bu dünyada verilmektedir. Ancak kefaretin ağırlığını Allah takdir eder ve hesabın sadece iki dünyanın birinde verilmesini yeterli de görebilir. İlahi adalet öteki dünyada ve madde aleminde bir defada verilmesini de yeterli görmeyebilir. Bunu bilemeyiz. Bilmemiz de önemli değildir. Şunu bilmek yeter: NE EKERSEN ONU BİÇERSİN. ALLAHIN ADALETİNDEN KURTULAMAZSIN. Önemli olan budur.

        “SORU 2. Eğer o hesapta günahkar çıktı isem cezam ne zaman verilecek?” CEVAP: Cevabını yukarıda verdim. O hayat içerisinde madde dünyasında verilmiş olabilir. Kefaret ağırsa öteki dünyada cehennemde ödenmiş olabilir. Ondan sonra Allah affetmiş olabilir ya da yetmemiş bir de yeni bir veya birden fazla maddi kefaret ödenmesi gerekmiş olabilir. Hangisi/hangileri olduğu Yüce İradenin takdiridir.
        SORU: iyi bir ruh isem cennetten inip geri mi geldim?” İyi bir ruh ta tekrar bedenlenebilir. Ya görevli olur ya da kendisi tekamül düzeyini artırmak isteyebilir. Yazımın birinde bunun ayrıntısı var.

        “SORU: Allah bana (inşallah lütfolunursak) cennetten hiç çıkarılmayacağımı vadediyor, o halde cennetten çıkıp tekrar aynı ruhla başka bir bedene dünyaya nasıl gönderilebilirim?” CEVAP: Bunun cevabı önceki soruda var. Şunu ilave edeyim. Varlığın cennetten çıkmayacağı zaman da gelecektir. Bu kendine bağlıdır. Cennet ve cehennem varlığı tekamül düzeyine göre öteki dünyada bulunacağı yerlerdir.
        SORU: 3. Şu anki ruhumun hesabını ne zaman vereceğim? Rabbimiz hesap gününde insanları diriltip sorgulayacağını söylüyor. Ama sizin ifadenize göre hesap “günleri” olması gerekmez mi o halde?” CEVAP: Kur’an dünyada yaşayan insanlara hitap ediyor o an yaşadıkları hayata atıf yapıyor. Hesabınızı vereceksiniz diyor. Ya ne diyecekti? Siz daha 80 kere gelecek 80 defa hesap vereceksiniz mi? İnsanların içinde bir daha gelmeyecek olanlar da var.

        “SORU: “Rabbimiz bizi geri gönder de rızanı kazanacak hayırlı işler yapalım” CEVAP: Bunu kuran-reenkarnasyonu-red-mi-eder başlıklı yazımda çok ayrıntılı anlattım. Şuara 102 ve Bakara 167 ayetleri. İddia edildiği gibi Şuara 102 de dünyaya dönüş diye bir şey yok. Bakara 167 de yok. Ayrıca dünyaya dönüş başka şey reenkarnasyon başka şey. Adam ölmüş ve pişmanlık içinde keşke imkanım olsa da kaldığım yerden hatalarımı telafi etsem diyor. Hani zaman makinesi vardır ya onunla zamanın gerisine gitsem gibi birşey. Bu eski bedenine eski hüviyetine geri dönme. Burada doğum falan yok. Yeniden bedenlenme, yeniden doğuş olan reenkarnasyonla hiç ilgisi yok. Üstelik her iki ayette de hayır siz dönemezsiniz denmiş mi? Denmemiş. Nerede denmiş? Muminun 99-100 de. Bu ayetlerde ölüler değil, öleceğini anlayan inançsızlar anlatılıyor. “…hattâ izâ câe..mevtu” ölüm geldiği zaman denilmiş, öldükten sonra denmemiş. Bu ayette ayrıca reenkarnasyon var. Ölenin günahları varsa hemen reenkarne olması söz konusu değil, önce ahirette amellerinin muhasebesini yapacak, kefaretini ödeyecek ondan sonra yeniden dirilecek (beas olunacak – kıyam değil).

  14. Geri bildirim: Kur’an Reenkarnasyonu red mi eder? | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s