Tekamül

Gelişim, olgunlaşma

Kelime anlamı olgunlaşmak, gelişmek olan tekamül bir Evrensel İlahi/Kozmik Yönetim yasasıdır.

EVREN

Evrenin % 4 ü gözle veya teleskopla görülebilen maddeden oluşur, kalan % 96 sı görünmemekte, tesbit edilememektedir. Bu % 96 mevcut bilimsel düzeyimize göre çekimsel gücüyle maddi evreni bir arada tutan  karanlık enerji ve karanlık maddedir. Buna madde dışı, madde ötesi alem de diyebiliriz. Varlıkların esas yeri yani anavatanı orasıdır. Böylece evrende her yer varlıkla ve hayatla dolu haldedir. Maddi alem ise evrende varlıkların tekamülü için bir süre misafir edildikleri yer olarak öngörülmüştür. Yaşadığımız gezegen de evrende bulunan tekamül okullarından biridir.

Her ortam (plan) bir tekamül yeridir ve varlıklar her planda yaşayarak bilgi ve tecrübe edinirler. Böylece tekamül sadece maddi evrende değil madde dışı evrende de devam eder. Ancak orada uygulama imkanı yoktur.

VARLIK

Varlık madde dünyasındaki faaliyetini maddi bedeni ve ruhu, şuuru vasıtasıyla sürdürür. Maddi bedeni ve ruhu arasındaki bağlantıyı zihni, bilinçaltı, 5 duyuları, 5 duyu ötesi hisleri  vb.  sağlar. Varlık madde dışı alemde ise faaliyetini ruhu, şuuru ve enerjisiyle sürdürür

RUH

Ruh,  öz olarak mükemmel yaratılmıştır. O, öz itibariyle kendi kendisinin aynıdır. Eşi ve benzeri yoktur. Parçalara ayrılmaz, azalmaz ve çoğalmaz. Şuur, irade ve tahayyül ruhun melekeleridir. Ruh, Tanrılık bilgiye sahiptir, ama Tanrı değildir. Ruh ölümsüzdür. Özü bakımından sonsuz güç sahibidir; bu güç asla azaltılamayacağı gibi yok da edilemez. Ruh hayattır, hayat da Ruh’tur. Ruh şuurludur ve bir maksadı vardır; yani Ruh’un bir amacı, bir vazifesi vardır. Ruh’u yöneten ve ona karışan bir makam yoktur.  Çünkü Allah’ın şuurlu ve idrakli yarattığı Ruh, kendini yönetebildiği gibi, maddeyi de yönetir. Ruhlar, Allah’ın Kanunları’na uygun olarak Evren’i sevk ve idaresinde rol alırlar. Evren’i sevk ve idare etmenin ve ruhsal tekamülün sonu yoktur.

ETE KEMİĞE BÜRÜNME

Neden  dünyaya geliyoruz, neden geldiğimizde tekamül ediyoruz, neden ölümle bedenlerimizi bırakıp gidiyoruz?

Madde dışı alemden gelen ruh, tüm evrenin % 4 ünün teşkil eden maddi evrene girerek, oranın bilgisini alıp deney yapar gibi uygulamaktadır. Yani maddi alemi laboratuar olarak kullanmaktadır. Bilgiyi arttırmak, tecrübelerle bilgiyi çoğaltmak gelişim-tekamül demektir. Varlıklar şuurlanarak, bilgilenerek, bunları yaşayarak, uygulayarak tekamül ederler.

Tekamül eden beyin değil ruhdur. Varlığın zihni, aldıklarını aynı varlığın ruhuna aktarır, beyin sonunda bedenle birlikte çürür gider. Ama ruh ebedidir. Ona gelen her şey kalıcıdır, silinmez.

Bütün  yaratılanlar tekamül eder. Bütün insanlar, bütün cisimler, bütün olaylar, kısaca  bütün yaratılanlar değişir, başkalaşır, çeşitli hallere girerek gelişir. İnsanlıkta temelde daima bir ilerleyiş ve gelişme vardır; bu, tekamülün gereğidir. Yaşama karışıklık değil, bir düzen ve ahenk hakimdir.

REENKARNASYON

Tekamül adım adım gerçekleşir, tek bir ömre sığmaz. Sadece dünya bilgi ve tecrübesini göz önüne alsak bile, bir insan ömrünün bu kadar bilgi, öğüt ve tecrübeyi elde etmesine  zamanı ve enerjisi yetmez. Böylesine kısa bir süre içinde yapılan faaliyetler ise beden, toplum ve tabiat tarafından sınırlandırılır. Bu yüzden reenkarnasyonlarla yeni imkanlar sağlanır, tekamül hızlandırılır. Dünya okulundan diploma alana kadar tekrar tekrar doğulur. Reenkarnasyon (tekrardoğuş) tekamül için gerekli Evrensel/İlahi kuraldır. Ruh varlığı maddi evrenlerdeki bilgi ve deneyimini tekrar tekrar doğuşlarla artırarak yavaş yavaş sonsuz tekamül yolculuğunu sürdürür. Ve varlık öyle bir tekamül seviyesine ulaşır ki, artık bedende doğmak mecburiyetinden kurtulur.

SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİ (KARMA)

İlahi (evrensel, kozmik) düzen, mükemmelen işleyen kanunlarla sağlanır. Bu kanunların dışında hiç bir varlık, hiç bir harekette bulunamaz. O halde tesadüf olmadığı gibi saçma ve abes bir iş de yoktur. Bilelim ya da bilmeyelim, her hareketin bir sebebi ve sonucu vardır. Bu sonucun ise evren ahengine uygun olmamasına imkan yoktur. Varlık ne yaparsa yapsın, tekamül eder; ancak yaptıklarının sonuçlarıyla karşılaşmaktan kaçınamaz. Buna Hinduizm, Budizm, Jainizm, Sihizm ve Teozofi’de “karma” denilmektedir. Karma; hem fiziksel hem de zihinsel her türlü eylemin sonuçlarının kaçınılmaz olduğunu, düşündüğümüz her şey ya da yaptığımız her eylemin sonuçlarının, bizi bu yaşamımızda, bu yaşamımız içinde görmememiz durumunda, sonraki yaşamımızda etkileyeceğini belirten bir evren yasasıdır.

Seçim insana kalmıştır, çünkü o, düşüncelerinden, hareketlerinden sorumlu bir varlıktır. Allah bu hareketlere mükafat ve ceza müeyyidesini getirmiştir. Varlık iradesi dışında yaptıklarından sorumlu olamayacağına, yanlış amellerinden dolayı cezalandırılacağına göre kendi kaderini, karmasını kendi çizmektedir.

DİĞER VARLIKLAR DA TEKAMÜL EDER Mİ?

Bitkilerle, hayvanlarla şuur iletişimimiz olmadığından bunun cevabını sadece akıl yürüterek bulabiliriz. Tekamül evren yasası  olduğuna göre her varlık mutlaka tekamül etmektedir. Varlığın maddi alemde yaşama ortamına önce basit şekilde alışması gerekir. Bedenlenme en basitinden başlar. Bitkilerin tekamülü maddi dünyanın güç alanından sağladıkları şuur gelişmesiyle olur. Bitkiler kendi aralarında iletişim kurabilirler, etraftaki tesirlerden mesela müzikten etkilenebilirler. Bunun yanında bitkiler tohumdan çıkarak, nefes alarak, gıdasını gün ışığından ve topraktan üreterek, büyüyerek, kök vererek, kışın öz suyunu çekerek, baharda çiçek açarak, polen, meyve vererek yani yaşam mücadelesiyle de tekamül ederler. Bitki yapraklarını birbirlerini kapamayacak şekilde dizer. Bu düzen bitkinin güneş ışığını ve yağmur damlalarını eşit biçimde alabilmesi için çok önemlidir. Yapraklarda, çam kozalaklarında, kaktüslerde, ayçiçeklerinde ve diğer bitkilerde görülen bu spiral düzen matematikte ‘Fibonacci dizini’ ismi ile tanımlanır.

Hayvanlara zeka gelişimi şuura ilave olarak yüklenir. Mesela sivrisinek, insanı gözünün görmeyeceği bir yerden ısırır. Gelip de burnundan elinin, kolunun üzerinden değil, kolunun arkasından, bacağından ısırır. Isıracağı yeri önce salgısıyla uyuşturur. Bunları yapmazsa telef olur gider. İnsan gözünün nereleri görmediğini nereden bilmektedir? Hadi diyelim bazı hayvanlar bir çok şeyi annelerinden görerek öğrenir. Sivrisinek öyle değildir ki, larvadan çıkar, annesini bilmeden görmeden tek başına büyür. Karga ağzına cevizi alır. Yüksek bir yerden beton, asfalt gibi sert bir yere atar, gider kırılan cevizin içini yer. Karga familyası, saksağan dahil kabile mensuplarından birine saldıran hayvan ya da insanı hiç unutmaz. Yani kuş beyni bile gayet iyi çalışmaktadır. Afrika’da yaşarken karıncaların yuvalarını taşımalarını gözlemlemiştim. Afrika’da mevsimler yağışlı, yağışsız diye ikiye ayrılır. Yağışlı mevsimde göl suları yükselir, yağışsız mevsimde alçalır. Göl kenarında yaşayan karıncalar güvenli buldukları yerlerdeki yuvalarını bu kotlara göre her mevsim öncesi taşımak zorundadırlar. Bu taşıma inanılmaz bir organizasyonla gerçekleştirilir. Her karıncaya görev verilir. En önemlisi insan ya da hayvanlardan gelecek ezilme tehlikesidir. Bu yüzden taşıma tam göl suyu üzerine yakın bir kottan yapılır. Taşıma yolunu karıncalar set kurarak oluştururlar. Diğerleri yiyecekleri bu set üzerinden taşır. Bir de en önemlisi güvenlikçiler vardır. onlar yaklaşan insanların paçalarından girerek bacaklarını ısırır ve böylece orada uzaklaşmalarını sağlar.

Dünyada binlerce yıldır yaşayan ilkel mikroskobik bir organizma, hayvan, bitki ya da mantar olarak değerlendirilemeyen “ökaryot” bir canlı türü (hücrelerinde bir çekirdek ve başka organeller içeren bir canlılar grubu, bilimsel sınıflandırmada arkeler ve bakterilerle beraber tüm canlıları kapsayan üç ana gruptan biri) olan “amipimsi” bir kökbacaklı, beyni olmadığı halde kendisine zarar verebilecek ışık ve nem gibi stres kaynaklarından uzak kalırken, bir labirentte besine giden en kestirme yolu bulabiliyor, en kestirme yolu seçerek besine ulaşıyor. Çürüyen yapraklarda ortaya çıkan ve buralardaki bakterileri yiyerek beslenen bu canlının mayonez görünümündeki bazı türleri, mikroskop kullanmadan da gözlenebiliyor.

Dünyada binlerce yıldır yaşayan ilkel mikroskobik bir organizma, hayvan, bitki ya da mantar olarak değerlendirilemeyen “ökaryot” bir canlı türü (hücrelerinde bir çekirdek ve başka organeller içeren bir canlılar grubu, bilimsel sınıflandırmada arkeler ve bakterilerle beraber tüm canlıları kapsayan üç ana gruptan biri) olan “amipimsi” bir kökbacaklı, beyni olmadığı halde kendisine zarar verebilecek ışık ve nem gibi stres kaynaklarından uzak kalırken, bir labirentte besine giden en kestirme yolu bulabiliyor, en kestirme yolu seçerek besine ulaşıyor. Çürüyen yapraklarda ortaya çıkan ve buralardaki bakterileri yiyerek beslenen bu canlının mayonez görünümündeki bazı türleri, mikroskop kullanmadan da gözlenebiliyor.

Bitkiden hayvan boyutuna geçen artık gıda üretimini kendi yapamayacak, arayıp bulmak zorunda kalacak, barınmaya ihtiyacı duyacak,  ya kendine in bulacak ya da yuvasını kendisi yapacak, içgüdüsel, duygusal ve fiziksel enerjisiyle çoğalacaktır vb. Yani maddi hayat hayvanlarda bitkilere göre çok daha fazla zorlaşmıştır. Zorluklar varlıkları zekalarını çalıştırarak yaşam mücadelesi vermeye mecbur bırakır, bu da gittikçe tekamül etmelerine sebep olur. 

Bitki ve hayvanların madde dünyasındaki varlıkları, bir yandan varlık tekamül kademelendirmesine diğer yandan doğal dengeyi ayakta tutmaya yaramaktadır. Arının bal yaparken polen taşıması, ineğin süt, tavuğun yumurta, ağacın meyve vermesi gibi.  Kozmik yasalarda görevi yerine getirmenin mutlaka getirisi vardır. Yani bitkiler, hayvanlar bu açıdan da şuur ve enerji seviyelerini dolayısıyla tekamüllerini ayrıca artırmaktadırlar.

SONU NERESİ

Kimi görüşe göre varlık ne kadar gelişirse gelişsin, tekamülünün sonuna varamayacaktır. Kimi görüşe göre ise tekamül Nirvana (Hinduizm, Budizm ve Yoga’da kişinin yeryüzünde tekrar doğma ihtiyacından kurtulacak derecede gelişmesi, olgunlaşması) Fena-fillah (Tasavvuftaki en son mertebe) gibi bir noktada, mükemmelliğin en üst noktasında, o mekanla bütünleşerek son bulacaktır. Bütünü görmeden anlamak mümkün değildir. Her varlığın bilgi düzeyi bütüne yakınlığı ile sınırlıdır.

Devamını okumak için lütfen tıklayın: YOL HARİTASI

Bülent Pakman. Temmuz 2012. Güncelleme Mayıs 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Reenkarnasyonla doğrudan ve dolaylı ilgili yazılarımız:

 

Tekamül için 2 cevap

  1. marsephina dedi ki:

    Merhaba. Bitkiler hayvan boyutuna tekamül edebiliyorsa, hayvanlar nsan boyutuna tekamül edebilir mi o zaman? Yoksa devamlı hayvan olarak yaşamaya devam mı ederler?
    Saygılar..

    • bpakman dedi ki:

      Elbette hayvandan da insan boyutuna tekamülle geçilmekte. İslam bilgini İbni Miskeveyh kitabında bu geçiş bitkisinin hurma olduğunu yazmıştır. Arada cin gibi bir bedensiz varlık geçişi de olabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s