Peygamberin hırkası, sakalı var mı?

Türkiye’de bulunan 1818 adet Sakal-ı Şeriflerin, Topkapı Sarayında muhafaza edilen Kutsal Emanetlerin  Hazreti Muhammed’e kadar uzanması mümkün değildir. Karbon-14 veya DNA testi yapıldığı takdirde bunların gerçek yaşları ortaya çıkacaktır. Ama nedense böyle bir test yapılmaz, belki de yapılmış ama sonucu açıklanmamıştır? 2006 yılında zamanın Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu  yaptığı açıklamada, sakal-ı şeriflere DNA testi yapılmasına yönelik herhangi bir plan ya da program bulunmadığını belirtirken, “Öyle bir aidiyet konusunda çalışma yapmayı doğrusu şık bulmuyorum” demişti. 

Bu konudaki bazı görüşler:

“Bizim Peygamberimiz bunlardan münezzehdir. Elini öpenlere bu ilerde putlaştırmaya gider diye izin vermeyen bir Peygamber sakalının kıllarını kime dağıtmış da bunlar pazarlıyorlar camilerde? Sakal- ı Şerif diye bir şey yoktur, putperestliğin lüzumu yok. Bu tabir bile putperestliktir. Peygamberimiz kime sakalını verip de “bunu saklayın” demiştir? Bu şirkin en büyüğüdür. Peygamberi bu konuya alet ettikleri için. Yok böyle bir şey. Peygamberin bıraktığı tek mucize kutsal Kur’an-ı Kerim’dir. En büyük mucizesi de budur. Hatta tek mucizesi budur. ‘Her peygambere mucize verildi diyor bana da Kur’an verildi’ diyor. Gerisi hikaye, sakalı, ne sakalı. Fetişist mi peygamberimiz sakallarını versin de bunu kutsal yapın desin. Bir de şerif ekliyorlar ona Sakal-ı Şerif. Kimin kılı olduğu belli mi o da belli değil. Bunlar bu lakırtılar pis pis şirk koşuyor.” Prof. Yaşar Nuri Öztürk. 30 Mayıs 2013

……………………………….

Gazetelerde, TV’lerde bir “sakal” davası sürüp gidiyor. 21. yüzyılda hâlâ -ilkçağın insanları gibi- totem peşinde koşuyoruz! Hz. Muhammed, bunu önlemek için, “Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!..” demiş.

Bu hadis, peygamberin ağzından çıktığını bütün hadisçilerin kabul ettikleri 17 hadisten biridir. Bu sözü söyleyen Hz. Muhammed, tıraş olurken kıllarını toplattırır mıydı?

Dünyada yüzlerce “Sakal-ı Şerif” diye tanımlanan kıl var.
Hepsi uydurma. Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki “Kutsal Emanetler” diye saklanan birçok eşya, onun-bunun saraya bahşiş almak için getirdikleri nesneler.

“Fatıma Anamız”ın seccadesi denen seccade, 17. asır halısı, Peygamber’in teyemmüm taşı olarak saklanan taş ise bir Asur tableti!? Bunun gibi daha birçokları var… Bunları bir kitap halinde toplayan ilk Müze Müdürü Tahsin Öz’ün 1953 yılında basılan kitabı, ne yazık ki zamanın yönetimi tarafından
hemen toplattırıldı ve o günden bugüne de ülkeyi aynı kafada olanlar idare etti! Uydurulmuş şeylere inanmak, doğruları araştırmaktan daha kolay geliyor insanımıza…

Bu sakal olayı, bana başka bir olayı hatırlattı: 1970-78 yılları arasında, eşim Kemal Çığ Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü idi. Daha önce de -1944′ten beri- Müdür Yardımcısı ve Kitaplık Şefi olarak çalışıyordu müzede. Müdürlüğü esnasında, o zamanın Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan, “Kutsal Emanetler”i
ziyaret etmek için randevu istiyor. Kemal Çığ, gazetecileri getirmemek koşulu ile halka kapalı olan bir günde randevuyu veriyor.

Kararlaştırılan günde büyük bir cemaat akın ediyor “Kutsal Emanetler Salonu”na. Peygamberin hırkası olarak tanımlanan hırka çıkarılıyor. Gelenler büyük bir huşu içinde dualara, kuran okumalara başlıyorlar ve sonunda her ay bu ziyareti yapmaya karar veriyorlar…

Salonda iş bitince, eşim, baştakileri odasına kahve içmek için davet ediyor.
Tam kahveler bitmek üzere iken Kemal Çığ, “Hazır bütün din büyüklerimiz burada iken kafamı kurcalayan bir soruyu sormak istiyorum.” diyor ve sorusunu soruyor:

“Benim bildiğime göre, Hz. Muhammed’in ağzından çıktığından bütün muhaddislerin hemfikir olduğu 17 hadisten biri, ‘Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!..’dır. Şimdi sizin hırka’ya ve diğer eşyalara dualar yapmanız bu hadise karşı değil midir?”

Bu söz üzerine, gelenlerin hepsi birden yerlerinden fırlarlar ve bir şey söyleyemeden oradan ayrılırlar! Fakat, her ay gelmeyi istedikleri halde bir daha uğramamaları da Kemal Çığ’ın sorusunun yanıtı olmuştur…

Şimdi ben de bugünkü hocalarımıza soruyorum:
Böyle bir hadisi biliyor musunuz? Biliyorsanız, neden bir sakal kılı, bir hırka peşine düşenleri ve onlara dua edip onlardan medet umanları uyarmıyorsunuz? Neden?” Muazzez İlmiye Çığ 12.10.2005

…………………

Dün akşam ‘Sakal-ı Şerif ziyaret edilecek’ dediler, ben de ilk kez bir Sakal-ı Şerif’in ziyaret edileceği böyle bir programa Eskipazar’da katıldım… Daha sonra indirdiler bir yerden, çok da kalabalıktı, özellikle hanımlar çok ilgi gösterdi.…Daha sonra ilçemizin müftüsüyle çay içerken kısa bir değerlendirme yaptım, içimdekileri ona söyleme gereği hissettim. Çünkü Türkiye’nin muhtelif yerlerinde Peygamberimize ait olduğu iddia edilen sakalın veya sakalından bazı parçaların kılların muhafaza edildiği, müslümanların da onu ziyaret ederek bir noktada bir kutsiyet atfedildiği şeklinde bir izlenim edindim. Biraz da büyüteç gibi bir şeyin içine konulmuş pek de fark edilmiyor. Ancak şunu biliyorum ki, Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed “Ben iki şey bırakıyorum” demiştir. Biri Kur’an-ı Kerim diğeri de sünnet. Yani Kur’an-ı Kerim’in açıklaması anlamına gelen sünnet

İlçemiz müftüsüne, ‘Hocam gerçekten Peygamberimize ait midir bu? Bunun bir araştırılması lazım, hatta bu konuda anayasal bir kuruluş olan ve halkımızı din konusunda aydınlatmakla sorumlu olan Diyanet İşleri Başkanlığı bir araştırma yapmalı. Milletimizi bu konuda aydınlatmalıdır. Sevgili Peygamberimiz vefatından sonra asırlar sonra, kendi sakalından olduğu iddia edilen o kıllara böyle bir saygı gösterileceğini bilseydi kesinlikle yasaklardı. İslam dininde böyle sembollere aşırı bir ilgi göstermek, kutsiyet atfetmek yoktur… Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamıza da çağrıda bulunuyorum; bu Sakal-ı Şerif konusu nedir? Yani biz topraktan geldik toprağa gidiyoruz önemli olan İslam Peygamberinin getirmiş olduğu ilahi mesajdır, İslam’dır. Bunun dışında efendim şu parçası, bu parçası, sakalı bunun İslam ile pek bağdaşır yanı olmadığını ifade etmek istiyorum” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin 05.08.2013

…………..

“Sakal-ı Şerifler’in tarihi gerçekliği konusunda elimizde kesin bilgiler yok. Gerek Sakal-ı Şerif’ler gerekse Hırka-i Şerif Hz. Muhammed’e mi ait yoksa değil mi bilmiyoruz. 1517 yılından sonra halifeliğin Osmanlı’ya geçmesiyle bazı kutsal emanetler İstanbul’a getirtildi. Burada hassas olan nokta şu. Sakal-ı Şerifler’in gerçekten Hz. Muhammed’e ait olup olmadığını bir kenara bırakalım. Toplum bu Sakal-ı Şerifler’i Hz. Muhammed’in bir hatırası olarak görüyor. Eğer böyle ise bunda bir sakınca yok. Ama bu tür emanetlere kutsiyet atfediliyorsa, bir tapınma aracı haline getiriliyorsa o zaman sorun vardır.”  Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem:

………..

“Sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde Sakal-ı Şerifler belli dönemlerde halka açılır. Örneğin Pakistan ve Afganistan’da sadece mevlit kandillerinde Sakal-ı Şerifler açılır. Asırlardır Türkiye’deki camilerde de Hz. Peygamber’in bir hatırası olarak bu Sakal-ı Şerif’ler saklanmış. Peygamberimiz tıraş olurken bazı sahabiler hatıra kalması nedeniyle Sakal-ı Şerifler’i saklamış. Gerçek kabul etmemek için elimizde bir neden yok.” M. Üni. İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ramazan Ayvallı

Not: Gerçek kabul etmek için hangi nedenler var acaba sayın Ayvallı? B. Pakman

………….

“Sakal-ı Şerifler’in Hz. Muhammed’den intikal edip etmediği bir tartışma konusu. Hz.Muhammed’e saygı, onun hatırasına da saygıyı gerektirir. Ama biz her konuda olduğu bu konuda da abartıyoruz. Yapılan ritüelleri de göz önünde bulundurduğumuzda İslam’da bunun yeri yoktur! Hz. Muhammed’e ve hatırasına elbette saygımız var. Ama onun hatırası ilkeleridir, ne olduğu belli olmayan eşyalar ya da sakallar değildir. Sakal-ı Şerif dinin özüyle bağdaşmaz.” Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakkı Önkal

……………………………………

Sakal-ı Şerif ve Hırka-i Şerif-i şerifi ziyaret edenler, onlardan bir şey beklemiyorlar. Yani onları bir tanrı gibi Allah ile kendi aralarında aracı yapıp ondan şefaat ve yardım beklemiyorlar. Bu sebeple onları ziyarette bir sakınca yoktur. Fakat her şeyde olduğu gibi bu konuda da aşırılıkları tasvip etmek mümkün değildir. Kişinin bunlardan bir şey umması, beklemesi ve istemesi gibi durumlarda şirke düşmesi söz konusu olur.” Süleymaniye vakfı. Prof. Abdülaziz Bayındır

Not: Sayın Bayındır ziyaret edilenlerin gerçek olup olmadığı hususuna nedense hiç değinmemiş. B. Pakman

……………………

Peygamberimizden kaldığı söylenen sakal (lihye), Hz. Peygamber’in, özellikle ömre ve hac sırasında traş olurken kesilen sakal ve saçlarıdır. Bunları bazı sahâbîler saklamışlar, onlardan sonra öğrencilerine kalmış, sonra bunlar çeşitli yerlerde camilere konmuştur. Bunlar aslında Peygamber’in sakalından ziyade saçlarıdır. Peygamberimizin saçları uzun­du ki bunları örerdi. Sonra bu örükleri kestirmiştir. İşte bunlar, bu arada kısalttığı sakalından düşen tüylere hep lihye-i saadet (sakal-ı şerîf) denmiştir. Camilerden gösterilenlerin hepsinin gerçekten Peygamber’in saçı veya sakalı olduğu kuşkuludur. Herhangi bir şeyin putlaştırılmasını şiddetle meneden Hz. Peygamber’in, saç ve sakallarının toplanmasına razı olduğu da gerçekten kuşkuludur. Kendisinin resmi dahi olsa yırtılıp atılmasını emreden Peygamber, saç ve sakalının toplanmasına nasıl mü­sâade etmiştir? Bu bakımdan, Peygamber’in sakalı diye gösterilen tüylerin, gerçekten ona âidolduğu kuşkuludur. Buhârî ve Müslim’in rivayetlerine göre Hz. Âişe, Peygamber kabrinin mescid yapılması (kabre doğru namaz kılınarak kabre tapılması) korkusu olmasaydı, Peygamber, odasına gömül­mez, kabri, herkesin görebileceği şekilde açıkta olurdu.

Bunlar, gerçekten Peygamber’in saçı veya sakalı olsa bile dinen bir anlam ifade etmez. İslâm’a göre Peygamber’in ruhu, fiziksel cismini bırakarak fiziksel dünyadan ayrılmıştır. Peygamber de dahil herhangi bir fizik varlığı kutsamak tevhîd inancına aykırıdır. Peygamber, kendi resminin dahi yırtılıp atılmasını istemiştir. Çünkü Peygamber’in resmi olsaydı önce sadece anımsamak için ona bakılır, zamanla da bu saygı tapınmaya varırdı.

Sakal diye gösterilen şeylerin, gerçekten Peygamber’in sakalı olduğu kuşkuludur. Onun sakalı olsa bile bunlara aşırı saygı, Allah’tan başkasına tapınma anlamına gelir ki haramdır. Bu, putataparlığa yol açar. Ama gösterilen sakala, uzaktan bakıp Peygamber’i anımsamak ve ona salât ve selâm getirmekte bir sakınca yoktur. Fakat herkesin kuyruğa girip o sakalın bulunduğu şişeyi öpmesi harama yakın bid’attir. Bundan kaçınmak gerekir. Ayrıca insan sağlığı bakımından da bu zararlıdır. Çünkü o şişeyi öpenler içinde geçici hastalığı olanlar bulunabilir, onun öptüğü yeri bir başkası da öperse sağlamlara hastalık bulaşır. Dinde yeri olmayan ve sağlık açısından da zararlı olan bu bid’atten kaçınmak gerekir.”  Süleyman Ateş, Kur’an Ansiklopedisi, Sualler ve Cevaplar

……………….

Kimileri sakal-ı şerif’ten rahatsızlık duyuyor. İyi ki rahatsız olanlar vardır, iyi ki bir sakal için ömrünü feda edecekler vardır. Ben Resulullah’ın bir damla teri için Resulullah’ın bir sakalı için bütün kainatımı feda ederim, bunun adı aşırılıksa evet aynen öyledir, bunun adı fedakarlıksa evet aynen öyledir, bunun adı Muhammed Nebi yüceltmekse evet aynen öyledir adı neyse o olsun kimse umurumda değil zerre kadar. Hayatım boyunca Muhammed Mustafa’nın kapısının eşiğinde olsam başıma basarak geçse bundan en büyük şeref ve en büyük rahmet adlederim..” Nihat Hatiboğlu

Not: Peki Sayın Hatiboğlu bütün ömrünüzü kainatınızı feda edeceğiniz o sakal ya uyduruk bir sakalsa? Allah size aklınızı bunun için mi vermiş? Hatiboğlu ziyaret edilenlerin gerçek olup olmadığı hususuna nedense hiç değinmemiş.

Genel not: Hazreti Muhammed gibi bir Peygamberin traş olurken sahabelere HAŞA ” saçımı sakalımı toplayın saklayın”  demiş ya da toplanmalarına müsaade etmiş olması mümkün değildir. B. Pakman

Kaynaklar:

http://www.ahmetakyol.net/sakal-i-serif/

Show TV. Saba Tümer ile Bugün Programı. 30 Mayıs 2013

http://www.cnnturk.com/2013/guncel/08/06/sakal.i.serif.peygambere.mi.ait/718510.0/

http://www.haber3.com/yasar-hocadan-bomba-iddialar-haberi-1998391h.htm

http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/sakali-serif-ve-hirkai-serifi-ziyaret-etmekte-bir-sakinca-var-midir.html

http://www.erdemyolu.com/sakal-i-serif/sakal-i-serif-prof-suleyman-ates.html

http://www.birlesikbasin.com/nihat-hatipoglu,-mehmet-ali-sahine-ne-cevap-verdi..-24292h.htm?interstitial=true

Bülent Pakman. Kasım 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Din ve inanca  ilişkin yazılarımız:

Twitter Widgets

Abu Dhabi 2013Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın video arşivi:

Bülent Pakman video kanalı 1

Bülent Pakman video kanalı 2

Bülent Pakman video kanalı 3

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s