Protokol Öncesi Tepkiler

ÖNCEKİ YAZIYI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN: TÜRKİYE’NİN ERMENİSTAN AÇILIMI

AZERBAYCAN’IN PROTOKOL ÖNCESİ TEPKİLERİ

Abdullah Gül’ün Eylül 2008 de başlattığı ve hızlı şekilde ilerlettiği futbol diplomasisi Azerbaycan’da ilk kırıklığı yarattı. Bu arada Azeriler Türkiye Ermenistan sınırının Nisan 2009 sonunda açılacağı istihbaratını aldılar.

Azerbaycan Express Gazetesi 4.4.2009 tarihli sayısında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, 2. Medeniyetler İttifakı Forumu’na katılmayı reddettiğini açıkladı. 5 ülkenin Devlet Başkanı ve Başbakan, 31 ülkenin de Dışişleri Bakanı düzeyinde temsil edildiği Türkiye’de düzenlenen foruma Azerbaycan’dan sadece İlham Aliyev’in en büyük kızı Leyla Aliyeva `Gençlik Komitesi Başkanı` sıfatıyla katıldı.

Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Araz Azimov 9.4.2009 tarihli açıklamasında, “Türkiye-Ermenistan sınırlarının ancak Azerbaycan topraklarındaki işgalin sona erdirilmesinden sonra açılabileceğini düşündüklerini” söyledi. Azimov, “Türkiye-Ermenistan sınırına ilişkin müzakerelerin, Ermeni işgali altındaki ‘Dağlık Karabağ’ sorunundan ayrı ele alınmasını kabul etmeyeceklerini” ifadeyle, gelişmelerden duyulan kaygıları dile getirdi.

Ermenistan sınırının açılmaması için temaslarda bulunmak üzere 11.4.2009’da Türkiye’ye bir Azerbaycan heyeti geldi. Heyeti, bir üyesi dışında, kadın parlamenter teşkil etmekteydi. Heyette Gültekin Hacıbeyli, Genire Paşayeva, Güler Ahmedova, Aynur Guliyeva, Lale Abbasova, Melahat İbrahimkızı, Ekonomi Bakan Yardımcısı ve Azeri Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı uzmanı Rena Mirzazade, Azerbaycan Tüm STK Federasyonu Başkanı Rauf Zeyni bulunuyordu.

Bizzat Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından gönderildiği ileri sürülen bu heyet, Dışişleri Bakanlığı ve AKP ve CHP, MHP parti yöneticileriyle de temaslarda bulundular, televizyonlardaki söyleşilere katıldılar.

Heyet üyeleri Ermenistan’ın oyununa gelindiğini, coğrafi-nüfus ve ekonomik açıdan kıyaslanamayacak derecede gücü az olan Ermenistan’ın iki kardeş milletin arasına “nifak sokma” aşamasına geldiğine, bu hassasiyetin dikkate alınması lazım geldiğine vurgu yaptılar.  Türkiye’deki Türk milletinden asla kuşku duymadıklarını ancak, hem Türkiye’de, hem de Azerbaycan’da iki ülkenin “kardeşçe” ilişkilerini bozmaya çalışanların var olduğuna dikkat çeken Azerbaycan-Türkiye Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı, Biz istiyoruz ki Türkiye sınırın açılmasına cevaz vermesin. Dostunun düşmanına dostum demesin!” dedi.

Heyettekiler arasında en çok ilgi gören ve Türkiye Türkçesini oldukça düzgün konuşan Azerbaycan milletvekillerinden Genire Paşayeva Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasına dair çeşitli kesimlerden gelen açıklamaların kendilerini üzdüğünü ifade etti, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal ettiğini hatırlattı. “Azerbaycan topraklarında soykırım yapılıyor.” diyen Paşayeva; Türkiye-Ermenistan sınırının, bu işgale bir tepki olarak kapatıldığına dikkat çekti. Türkiye’nin bu meselede bugüne kadar izlediği politikanın bundan sonra da devam etmesi ümidi içinde olduklarını kaydeden Paşayeva, “Azerbaycan toprakları Ermenistan işgalinden kurtulamazsa Ermenistan sınır kapısı açılamaz. Biz bunun böyle olacağını ümit ediyoruz.” diye konuştu. Sorunun çözümü için ilk adımı atması gereken ülkenin Ermenistan olduğunu dile getiren Paşayeva, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’ye baskı yapılıyor, ‘kapılar açılsın, ilişkiler kurulsun’ diye. Bu baskının ilk önce Ermenistan’a yapılması gerekiyor. Ermenistan, Karabağ’daki işgali sona erdirsin, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanısın, sözde soykırım iddialarından el çeksin. Ermenistan bunları yapmayacaksa kapılar niye açılacak, bunu anlamıyoruzKarabağ sorununda çözümsüzlüğü Ermenistan dayatıyor. Çözümü isteyen ise Türkiye ve Azerbaycan. Çözüm üretilirken ülkemizin milli çıkarlarının göz ardı edilmemesini istiyoruz“.

İşin en ilginç tarafı bu heyet olmasa susturulmuş, tırstırılmış Türk halkı olup bitenlerden, kendisinden saklanan gerçeklerden bihaber olacaktı. Bu heyetin Türkiye ve Azerbaycan TV’lerinde oluşturdukları kampanya arı kovanına çomak sokarak Abdullah Gül’ün başlattığı ve AKP’nin sürdürdüğü Ermenistan açılım planına büyük darbe indirdi.

O sırada Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev 16-18 Nisan 2009 tarihlerinde Rusya’ya gitti. Aliyev Azerbaycan gazının Rusya’ya satılmasında herhangi bir kısıtlama görmediğini ifade ederek ”Rusya bizim stratejik ortağımızdır” diyerek   Nisan sonunda açılması planlanan Türkiye – Ermenistan sınırı ile ilgili olarak Azerbaycan’ın eksen değiştireceği şeklinde Türkiye’ye sert mesaj vermiş oldu.

Uzmanlar, bundan kastın yılda 14-16 milyar metreküp doğalgaz üretme kapasitesindeki Şahdeniz-2’nin Rusya’ya kaydırılabileceği anlamına geldiğine işaret ediyordu. Aliyev, Bakü-Novorossisk boru hattına verilen Azeri petrolünün artırılabileceğini de söyledi.

İlham Aliyev’in Moskova ziyareti öncesinde çeşitli Azeri yorumcular ve strateji uzmanları, Türkiye-Ermenistan normalleşme girişimlerinin Bakü’nün çıkarlarını göz önüne almadığı takdirde, İlham Aliyev’in bölgenin (yani Güney Kafkasya’nın) “mevcut jeopolitik ve ekonomik dengelerini havaya uçuracak” adımlar atabileceğini ileri sürüyorlardı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 21 Nisan 2009 da yaptığı Parti Grup toplantısında konuşmada Türkiye’nin Ermenistan’la sürdürdüğü müzakereleri “Cumhuriyet tarihinin en büyük diplomasi hatası” olarak niteledi. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bir çağrı yaptı ve “Cumhuriyet tarihinin en büyük diplomasi hatası içindeyiz. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanına ’Derhal Bakü’ye gitmesi gerektiği’ çağrısını yapıyorum. Aliyev’le bir araya gelmelidir. Ortada bir yanlış anlaşılma varsa bu giderilmelidir. Türkiye Somali’ye, Bahreyn’e gösterdiği ilgiyi Azerbaycan’dan saklayamaz. Türkiye Ermenistan’la bir görüşme götürebilir. Ama Azerbaycan da bu müzakerelerin bir parçası olmalıdır. Üzerime düşen görev olursa gereğini yaparım. Azerbaycan’ın kızgınlıkla Rusya ile girdiği ilişki tehlikeli bir flörte dönüşüyor. Buradan NABUCO’nun yatması; Türkiye’nin enerji koridoru olma özelliğini kaybetmesi ve Rusya’nın bölgede tek güç olması; Karabağ’da da mevcut statükonun korunması sonucu çıkar. ” dedi.

Aynı gün TBMM grup toplantısında konuşan Tayip Erdoğan sertleşerek bu konunun “Türkiye için çok hassas bir meselenin istismar konusu haline getirildiğini” söylerken “Böyle bir konuda bile menfaat devşirme yoluna girdiler. Burada Azerbaycanlıların tavrı da yanlış oldu. Biz Azerbaycan’ı gittiğimiz her toplantıda kolladık. Biz, onları onlardan daha çok düşündük. Hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Davulu, zurnayı, tokmağı eline alanlar yanlış yapıyorlar. Bu, hiç kimseye bir şey kazandırmaz” dedi.   Başbakan Tayip Erdoğan’ın Azerbaycan Türk heyeti hakkında da ““Azerbaycan’dan buraya gelip, burada yanlış politikalar üretenler için de söylüyorum. Onlar da yanlış yaptılar. Azerbaycan’dan buraya gelerek yanlış şeyler söylüyorlar” demesi Azerbaycan’da büyük tepki aldı.

24 Nisan 2009 da Bakü’de Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptırdığı Şehitlik Camisi restorasyon gerekçesiyle kapatıldı. Ayrıca Bakü Devlet Üniversitesindeki İlahiyat Camii de kapatıldı. Azerbaycan’da gazetecilik eğitimi almış ve Bakü’de Azerbaycan ajansında bir süre görev almış olan TVNET Politika Editörü Cahide Hayrunnisa Yağcı Azerbaycan’da bu konuda yaptığı görüşmeleri TVNet’de yayımlanan Gündüz adlı programda aktardı. Türkiye Diyanet Vakfı’na ait olan Şehitlik Cami’nin stratejik açıdan büyük önem taşıdığını belirten Yağcı, bu caminin Azerbaycan Milli Meclisi’nin tam karşısında yer aldığını ve oldukça kalabalık bir cemaatinin bulunduğunu da dile getirdi. Yağcı, orada bulunan Türk yetkililerinin tadilat nedeniyle kapatılan Şehitlik Camisinin tamire ihtiyacı olmadığını kendi izlenimleri ışığında gördüğünü anlattı. Cumhurbaşkanı yardımcılarından Guliyev ile görüşen Yağcı, caminin tadilat nedeniyle değil de “olası terör saldırıları” nedeniyle kapatıldığı bilgisine ulaştığını anlattı.  Şehitlik Camiinin yapıldığı dönemlerde orada Din Hizmetleri Müşaviri olan Dr. Abdulkadir Sezgin ise programa telefonla bağlanarak “Fırsat bu fırsat Azerbaycan Şeyhülislamı unvanını taşıyan Sovyetler Birliği’nin eski KGB ajanı Allahşükür Paşazade Türkleri sevmiyor. Dolayısıyla Azerbaycan ile Türkiye’nin arasının iyileştiği günlerde bir kirli el olarak uzandılar, ‘Türkiye’de Azerbaycan aleyhine nasıl bir hava estiririz’ diye baktılar ve bu camilerin kapatılmasına el attılar. Allahşükür, arkasında duran İranlılar ile işbirliği yaparak Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmak istiyor. İlham Aliyev’in böyle oyunlara gelmesini izah edemiyorum. Türk halkı kırılırsa Azerbaycan yok olur” dedi.

Bu arada  söz konusu “olası terör saldırıları“nın neyin nesi olduğunu Bakü’de yaşayan hangi Türkiyeli Türk’e sorsanız “sen ne diyon ya?” cevabını alacağınızdan eminim.

AKP hükümetinin Ermenistan’la normalleşme politikası Rusya taraftarı Azerbaycanlı politikacıların seslerini yükseltmelerine neden oldu.  Türkiye’yi Rusya’ya değişmeli mi? Tartışmaları başladı. Ancak Azerbaycanlılar bir taraftan da Moskova rotasının sonunun vahim olacağını  düşünürler. Bağımsızlıklarının temel öğesi olan enerji kaynaklarının anahtarını Kremlin’de bırakmanın hiç iyi olmayacağını ifade ederek “Gürcistan’da 2008 Ağustos’unda meydana gelen savaştan ders çıkarmalı ve Kremlin’in Karabağ sorunu dahil tüm konulardaki önerilerini dikkatlice değerlendirmeli. Moskova ile Ankara arasında doğru ayar yapmalıyız.” derler.

Avrasya Gazeteciler Derneği’nden 12 kişi  “Meydana gelmiş olan olumsuz havanın giderilmesi, Türkiye’nin gerçek görüşlerinin anlatılması, bilgi kirliliğinin önlenmesi,  iki ülke arasındaki kardeşlik ve dostluk duygularının pekiştirilmesine katkıda bulunacaklarına inanarak Azerbaycan’da başta hükümet yetkilileri, konu ile ilgili sivil toplum kuruluşları ve basın-medya temsilcileri ile bir araya gelerek tarihi dostluk bağlarının zedelenmesini önlemek amacıyla” 10 Mayıs 2009 da Bakü’ye gittiler.

Bülent Pakman. Ekim 2010. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN:TAYİP ERDOĞAN’IN VERDİĞİ SÖZ

YARARLANILAN KAYNAKLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

Arama motorlarında bulunabilmesini kolaylaştırmak için yazılarımızda arada Azerice ve Azeri kelimeleri kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da Türk milleti vardır, dilleri Türk dilidir

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ

Twitter Widgets
Facebook Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s