Ne Mutlu Türküm Diyene

Cidde’ye ilk seyahatim 1979 daydı. Bugün Balad (kent merkezi) o günlerde Suuk (Souk) denilen çarşıda gezerken bir ayakkabıcı tabelasında “Bedrettin Akhunbay” adını gördüm. Merakla içeri girdim. İnonü zamanında Çin işgali yüzünden Türkistandan kaçanların Türkiye’ye alınmadığını onların da hacca gidip orada kaldıklarını duymuştum. İçerde yüzlerinden Türkistan asıllı oldukları aşikar olan 3 yaşlı oturuyordu. Türkçe “Merhaba ben Türküm, siz de Türksünüz” dedim. İçlerinden birisi “Siz Türksünüz, biz Töröküz” diye cevapladı.

Osmanlı’da vatandaşlar envai çeşit milletlerden oluşuyordu. Ama bazı yabancılar Osmanlı Devletine Turkey, Turkiya diyorlardı. Eskiden Türkmen de denildiği için 12. asrın İtalyanları Anadolu’ya “Türkmenya”, “Turkia” veya “Türkmeniya” diye  ad koymuştur.

Osmanlı yıkıldıktan, tarihe karıştıktan sonra misaki milli sınırları içerisinde artık eskisi gibi çok sayıda millet kalmadı. Örneğin Sırp, Hırvat, Romen, Bulgar gibi. Lozan’dan sonra ise mübadeleden dolayı sadece İstanbul’da kalan Rumlar, Selanik ve Beyrut’un misaki milli sınırları dışında kalmasından dolayı İstanbul’da kalmış Ermeniler ve Yahudiler, Güneydoğu’da  Kürtler ve Araplar ile çok az sayıda başka etnik gruplar. Bunların bir kısmı ile bunlar dışındaki millet genelde Türkmenler ile Anadolu’ya Orta Asya’dan  gelmiş olan diğer boy ve aşiretlerin, Kafkasya, Kırım, Balkanlardan göç edenlerin Anadolu halkıyla kaynaşması sonucunda oluşan bir mozaikti.

Osmanlı’dan sonra kurulan devlete bu nedenlerle Türkiye,  halkına da Türk denildi. Türkiye böylece bir memleketin adı oldu. “Türkler’in ülkesi” anlamına geldi. Bir bakıma devlet adını halkına verdi. Yani Devletin adı Türkiye olunca vatandaşlarının adı da Türk oldu. Türkiyeli denemezdi zira coğrafi bölgenin adıyla halkın adlandırılması yanlış olacağı için bu tercih mümkün olamazdı. Sonuçta daha kolayı varken ve tarihte adı Török gibi benzer formlarda da geçtiği için Türk denildi. Osmanlının Türkmeni, Özbeki, Tatarı, Nogayı, Çerkezi nasıl Türk olduysa Ermenisi, Yahudisi, Rumu, Kürdü, Arabı, Nusayrisi, Zazası, Süryanisi de Türk oldu. Örneğin Lefter Küçükandonyadis kendisine “kefere” denmesine çok kızar, o zamanki adıyla Mithatpaşa stadında tribünden kendisine “haydi kefere” diye bağrıldığında kızgınlığından topu bırakırdı. Sorulduğunda “Ben Ortodoks Türküm” derdi. 50 den fazla Türk milli olan Lefter daha sonra Atina’da AEK’da futbol oynarken o zaman kısıtlama olmamasına rağmen Yunan Futbol Federasyonundan gelen ısrarlı davetleri reddetti ve ayrıca Yunan milli takım formasını giymedi. Lefter Türk değil Rum hatta Türkiyeli olduğuna inansaydı hiç düşünmeden Yunan milli formasını giyerdi.

Türk adı Misakı Milli sınırları içerisinde Türkiye Cumhuriyetini kuran insanlara verilmiştir. Milletin adının Türk olarak seçilmesi bu nedenlerle Misaki Milli içerisinde birleştirici olacağı düşüncesiyle yapılmıştır. Atatürk’te ırk yoktur. Atatürk ırk adamı, bir ırkın temsilcisi değildir.

Türk, Osmanlı da kullanılmayan, unutulmuş  bir millet kavramı olduğundan bunu kabul ettirmek için Atatürk 10. yıl nutkuyla “ne mutlu Türk’üm diyene” sloganını ortaya attı. Misaki Milli sınırları içerisinde kalan halkın önemli bir bölümünü teşkil eden “Türkmen” milletinin Osmanlı’da küçümsendiğini, Türkmen sıfatının neredeyse köylü, basit halk anlamında kullanıldığı da düşünüldüğünde “ne mutlu Türküm diyene”  sloganının gerekliliği ayrıca önem arzeder. Bunu Atatürk’ten yıllar sonra Kanada ancak uyanıp yapmak zorunda kaldı. Elbette burada da büyük dehanın eşsizliğini görüyoruz. Daha önce biz çeşitli halkların kültürlerinden oluşmuş bir mozayiğiz diyen, bunu teşvik eden Kanada, milli takımının birkaç yıl önce Toronto’da Hırvatistan ile yaptığı basket maçını adeta deplasmanda oynadığını farkedince aklı başına geldi ve “I am Canadian” “ben Kanadalıyım” sloganını ortaya atmak ve kendini Kanadalı olarak görmeyen halkına empoze etmek zorunda kaldı. Ben oradayken TV’lerde yayınlanan ve yasal nedenlerle reklam kisvesi altına gizlenen bu propaganda klipleri, sonunda “I am proud to be Canadian” “Kanadalı olmaktan gurur duyuyorum” haykırışıyla sona eriyordu. Bu klipler reklam adı altında yayınlanmasına karşın çoğu göçmenlerden oluşan halk bunu yutmadı ve ülkede büyük tepki ve tartışmalara neden oldu.

“Ne mutlu Türküm diyene” sadece Türk’üm diyene hitap eder. Türk’üm demeyene değil. Yani burada zorlama yoktur. Diyen der, demeyen demez. Diyene de kimse karışamaz.

Bir hukuk devleti olan Türkiye Anayasasındaki ulus devlet yapısı içerisinde her alt kimlik eşit statüye sahiptir ve hiç bir alt kimliğe ayrıcalık tanınamaz. Türkiye’de ulus devlet olduğu için devletin adındaki Türk ismi her bir vatandaşın üst kimliğinin tanınmasıdır. Bir alt kimliğin diğer alt kimliklere üstünlüğü söz konusu değildir. Örneğin Türkmen ismi bir alt kimliğin adıyken Türklük devletin adı olarak bütün vatandaşların üst kimliğinin hukuki tanımlamasıdır. Bu yapı herhangi bir alt kimlik lehine bozulursa diğer alt kimlikler de tıpkı Yugoslavya’da olduğu gibi,  ulusal yapıyı bozabilecek yeni hak talepleri ile ortaya çıkabileceklerdir.

Entel-dantel liboşların, bölücülerin, onların yandaşları, ortakları dincilerin başka birşey bulamayınca yaptıkları gibi söz konusu deyişi sulandırmak, dolandırmak, ırkçılığa, faşitliğe, darbeciliğe bağlamak, “Ulus Devlet” açısından ele alarak saptırmak da mümkün. Ama ben yukarıdaki basit düşünce tarzını tercih ediyorum.

Bülent Pakman 5 Aralık 2009. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets
Facebook Widgets

kara 2Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Ne Mutlu Türküm Diyene için 17 cevap

  1. Geri bildirim: Ne Mutlu Türk’üm Diyene « Pakman World

  2. FATİH dedi ki:

    Küçük !!! bir ayrıntıyı unutuyorsunuz..Ben Amerikalıyım veya kanadalıyım diyen ve bununla övünen kimse kendini bir kavme millet bağlamaz..ama bir çerkesin kürdün arabın ben türküm demesi kendi kavmini red anlamına gelir ..çünkü Türk bri kavmin adıdır..efendim Türk kavramının içine kürdü lazı çerkesi girermiş bunlar komik şeyler..Türkiyede yapılmak istenene asimilasyondur.ve büyük oranda başarıda sağlanmıştır..

    • bpakman dedi ki:

      Örnek verelim. Futbolcu Mesut Özil Alman Vatandaşıdır, Alman Milli Takımında oynamaktadır. İsterse:
      *Ben Alman’ım
      *Ben Türk asıllı Alman’ım diyebilir.
      Bunlardan birini söyleyebilir. Seçim onundur. Alt kimliğini isterse kullanır isterse kullanmaz ve yok sayabilir. Ama sadece “ben Türk’üm” derse Almanlığını yani üst kimliğini göz ardı etmiş olur.
      Alman da bir kavmin adıdır. Ama aynı zamanda üst kimliktir. “Ben Alman’ım” diyen Türk asıllı ise aslını inkar etmiş olmaz. Ancak Almanya’da Alman olarak kabul edilmiyorsa o zaman iş değişir.

  3. Latif Sırat dedi ki:

    Türk kelimesine birbiriyle kaynaşmış, doğal konfederatif mantıkkla bakılmalı ve algılanmalıdır. Ülke coğrafyasındakileri kapsar. Ve “doğana” değil “diyene” vurgusuda çok önemli olmalıdır, kanımca.

  4. gürsel başdemir dedi ki:

    ne mutlu türküm lafını ilk kullanan mustafa kemalin bakanlarından dr reşit galip sabatay kökenli olduğu ifade ediliyor herkesi araştırıyorsunda bunu neden araştırmıyorsun

    • bpakman dedi ki:

      Herşeyi araştırıyorsun diyerek iltifat etmişsiniz, teşekkürler zira herşey sonsuz miktarı ifade eder. İşgalci Yunana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin de sabetayistti.

    • bpakman dedi ki:

      Bunları bana değil Dinde zorlama yoktur ayetini inkar ederek Sabetay Sevi’yi kılıç zoru ile dininden döndürerek sabetayistler denilen dönmeleri vareden Osmanlı’ya anlatacaksın.

  5. İbrahim GÜL dedi ki:

    Merhabalar Sayın PAKMAN

    Blogunuzu bir inşaat mühendisi öğrencisi olarak zevkle takip ediyorum gerçekten güzel yazıyorsunuz fakat bu konuda söylemek istediklerim var. Şimdi bu söylediğiniz türkiyede yaşayan bütün milletleri tek bir ” ırk ” (zira türklük bir ırk ismidir kanadalı olmakla aynı değildir) altında toplamak sizlere göre kağıt üstünde hoş gözükebilir fakat bu uygulamaya geçince hiçde böyle olmamakta, milletleri birleştireceğine birbirinden ayırmaktadır. (Bkz. Günümüz Türkiyesi) Devletin zamanında sırf bu ideoloji uğruna Türk olmayanları asimile ve hatta ” katletmesi ” bunun göstergesidir. Belki bir türk olarak Ne mutlu Türküm diyene demek sizin için zararsız gözükse de bunu bir bir Kürt Arap vs. olarak demenin aynı şey olmadığını tahmin edebilirsiniz. Bu sebeptendir ki ben kavim-devlet politikasının devleti bir arada tutmak için gerekli olmadığını düşünüyorum çünkü eğer böyle birşey olsaydı amerika diye bir ülkenin varlığından bile söz edilemeyebilirdi.

    Blogunuzu okuduğum kadarıyla hümanist bir kişiliğiniz var fakat neden böyle düşündüğünüzü anlamış değilim. Neden insanlar bir ülkenin tek bir ırk olup kültürel zenginlikten mahrum kalmasını ister ki ?

    • bpakman dedi ki:

      Türklüğün, Türkiye kurulana kadar ırk olduğu kimsenin aklına gelmemiştir. Nitekim en son olarak Osmanlı devleti halkına Türk denmemiştir. Bu yüzden Türklük anayasada tarif edilmiştir. Bu tarifin de ırkla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu nedenle ne mutlu Türküm diyene demenin de ırkçılıkla ilgisi yoktur. Osmanlı’da asimile edilen ırk olsaydı Osmanlı herhalde bölünmezdi. Mesela Kürtler asimile olsaydı şimdi durum böyle mi olurdu? Katledilenler hep Türk olmuştur. Mesela Arapların Talkan ve Culcan katliamları, mesela Balkanlar’da ve son olarak da Doğu Türkistanda katledilen Türkler…

  6. İbrahim GÜL dedi ki:

    Merhaba

    Cevabınız için teşekkür ederim. Kürtler asimile olsaydı böyle mi olurdu demişsiniz bunu tahmin etmesi zor fakat şu bir gerçektir ki cumhuriyet tarihinden beri devlet kürtlerin asimilasyonu için uğraşmıştır. İsmet inönünün şark raporu, ordunun doğudaki kürtleri “kendini kürt sananlar” diye nitelendirmesi vs. – Aslında benden yaşça büyüksünüz ve bu tür olayları kendi gözlerinizle gördügünüzü tahmin ettiğimden bunları söylemek bana düşmez diye düşünüyorum.- Bunlar da gösteriyor ki ülkenin bu halinin sebebi asimilasyonun tam anlamıyla başarılamamış olduğudur.

    Katledilenler hep tükler oldu demişsiniz. Evet belki Türklerde katledilmiş olabilir fakat bu asimilasyonu meşru kılacak bir durum değildir. Sonuç olarak bu bir kan davası değil ve geçmişten ders alıp geleceği yönlendirmek gerekir. Bu ülke kurulduğu yıldan beri milliyetçilik konusunda sıkıntılar çekmiştir. Sizce de yetmezmi artık ?

    • bpakman dedi ki:

      Kürtlere o zamanlar bakış açısı sık sık isyan etmelerinden dolayıdır. Isyan yakın zamanda tekrarlanmıştır. Milliyetçilik değil ulus devlet politikasıdır geçmişte uygulanan. Devlet ulus devlet olmazsa bölünür gider. Türkiye’de bölünme bu yüzden başlamıştır.

      • İbrahim GÜL dedi ki:

        Bu olaylara bakış açısı demek biraz “farklı” geldi bana ama yine de sizin tabirinizi kullanarak söyleyeyim; acaba kürtler sık sık isyan ettiğinden mi bakış açısı değişmiştir yoksa bakış açısı değiştinden mi kürtler isyan etmiştir ?

        Son sözlerinize ithafen size M.A. Ersoy’un şiirinden bir kesit sunuyorum
        “Birbirinden müteferrik bu kadar akvâmı

        Aynı milliyetin altında tutan İslâm’ı,

        Temelinden yıkacak zelzele kavmiyyettir

        Bunu bir lâhza unutmak ebedî haybettir.”

        Son olarak size şunu sormak istiyorum; Eger ülkedeki Türk-Kürt nüfus oranı tersine olsaydı ve Kürtçülük adında ülkedeki bütün milletleri kapsayan bir kavram türetilseydi bunu kabul edermiydiniz ?

      • bpakman dedi ki:

        Kürtleri kim isyan ettirdi? Mesela Kurtuluş Savaşından sonra İngilizlerle Misakı Milli sınırları içerisindeki Musul’un durumu müzakere edilecekten çıkan isyanı?

  7. İbrahim GÜL dedi ki:

    İsyan etmek-çıkarmak kolay birşey değildir elbette göründüğünden fazla sebepleri vardır mesela gezi olayları ? Bahsettiğiniz Şeyh Sait isyanının çıkış sebebi kürt milliyetçiliği değil de saltanatın geri getirilmesi amacıyla ingilizler tarafından çıkarılmıştır. Yaşanılan bütün kürt isyanlarını kürtler devlet kurmak istiyor diye yorumlamak yanlış olur…

    • bpakman dedi ki:

      Demek gezi olayları ülkeyi bölmek be bit bölgenin ayrılması için çıkarılmış bir isyan. Sizinle neyi tartışıyorum, kusura bakmayın bundan sonrası takipçilere ayıp olacak. Burada kesmek zorundayız.

      • İbrahim GÜL dedi ki:

        Beni yanlış anladınız ben gezi olaylarının ağaç kesilmesi olarak lanse edilip hükümetin bütün eksikliklerinin eleştirildiği bir isyan olduğundan dolayı örnek verdim. Yani gezinin tek sebebi ağaç kesilmesi değildir, tıpkı diğer bütün isyanlar gibi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s