Türkiye Şamanları

3 bin yıllık ateş: Yeni şamanlar

Üç bin yıllık bir gelenek. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan, zamanla unutulan en eski inanış. Türkiye’de son dönemde şamanizme artan bir ilgi var. Sibirya’da üç buçuk yıl eğitim gördükten sonra Türkiye’de bu geleneği devam ettiren Altay Kurt Şamanı Cenk Sertdemir’in düzenlediği sonbahar ayinine katıldık. Şamanların gizemli dünyasının kapılarını araladık.

Gizli ayin: Dünyanın kalbine yolculuk


P

İstanbul’un yanı başındaki bir dağın zirvesine doğru yol alıyoruz. Yuvacık Barajı’nı aştıktan sonra yukarıya doğru kıvrılan daracık yolda, mümkün olduğunca hızlı ilerliyoruz.
Güneş, dağın ardında devrilmeden zirvede olmamız şart. Aksi takdirde biraz sonra tanık olacağımız tören için tam bir yıl beklememiz gerekecek…
Bir tarafta trafiğin yarattığı zamanında yetişme stresi, diğer taraftaysa daha önce hiç görmediğim bir ritüele katılmanın heyecanı var.


Şamanların Sonbahar Khamlaniyesi’ne yani sonbaharı karşılama törenine katılacağız. Türkiye’deki az sayıdaki şamanın bildiği bu tören, eski inanışa göre dünyanın uyku haline geçmesinden -ki bu kış ayları demek- önce atalara bir saygı duruşu anlamına geliyor.
İşte buna tanık olacağız. Tabii geç kalmazsak. Çünkü modern hayat zamanı dakikalarla ölçüp, toplantı saatlerini trafiğe göre ayarlarken, doğada böyle bir lüksünüz yok.

Gün doğar, güneş yükselir, güneş batar. Sonbahar karşılama töreni de gün battığı an, dağın en yüksek noktasında başlıyor. Yani güneş battıktan sonra tören yerine ulaşırsak her şeyi kaçırmış olacağız.

Bize söylenen yerde aracımızı park ederken, zirveye giden yolu yürümemiz gerektiğini öğreniyoruz. Önce alışkanlıkla saate, sonra havaya bakıyorum. Güneş dağın ardında devrilmek üzere… Koşar adımlarla tırmanışa geçiyoruz.

Soluk soluğa zirveye ulaştığımızda, büyüleyici bir manzarayla karşılaşıyorum. Bir tarafta irili ufaklı üst üste dizilmiş taşların ortasında dikilmiş büyükçe bir ağaç dalı duruyor. Dalın üzerinde kırmızı, beyaz, yeşil bez parçaları bağlanmış.

Öte yanda ise düzgün bir şekilde dizilmiş, tutuşturulmayı bekleyen odunlar…

ESKİ ÇAĞLARDAN ÜÇ KİŞİ

Tören başlamamış. Yakılacak ateşin başında son hazırlıklarını yapan üç kişi var. Başlarında kuş tüylerinden bir taç, sırtlarında kurt postları, çeşitli kolye ve renkli kumaş parçalarının sarktığı tuniklerle bambaşka bir zaman diliminden gelmiş gibiler.
Töreni yöneten Altay (Salçak)  Kurt Şamanı Cenk Sertdemir, katılımcıların yanına geçmemizi istiyor. Yaklaşık yirmi kişi, yere serilen brandanın üzerine oturmuş vaziyette. Nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatıyor. Her hareket bir düzene dayanıyor. Bu ritüellere uymak zorundayız.


Ateş yakılırken yüzüme önce beyaz kül sürüyorum. Ardından siyah kül… Sonra ayağa kalkıp, kollarımı iki yana açıyorum, buhurdanla bir güzel tütsüleniyorum. İyi ve kötü ruhları ayırmak için yapılan bir hazırlık bu.
Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan ama zamanla unutulan 3 bin yıllık bir gelenek İstanbul’un yanı başında bir dağın zirvesinde yeniden canlanıyor.
Güneş battığı an ateşin alevleri yükseliyor ve şaman düngürlerinin (bir nevi def) tok sesi duyulmaya başlıyor. Biraz ürpertici bir manzara…

Cenk Sertdemir, şaman mitolojisinin yedi önemli atasının adını söylüyor ve düngürler giderek hızlanan bir tempoyla çalmaya devam ediyor. İnanışa göre düngürün ritmi dünyanın kalp ritmiyle uyumlu olmalı.
İyice bastıran karanlıkta, düngürlerin üzerindeki insan ve hayvan figürlerinin gölgesi, alevler sayesinde sağa, sola vurunca bulunduğumuz mekân gerçeküstü bir hal alıyor.


Çevremdeki insanlara bakıyorum. Yanımda düngürün temposuna ayak uydurmuş sallanan bir kadın var, hemen önünde gözlerini kapatmış huşu içinde başka birisi. Bazıları trans haline geçmiş, bazıları dikkatle törene odaklanmış insanlar…
10 dakika sonra yanan odunlar birden olduğu yere çöküyor ve düngürler susuyor. Ardından 5 dakika süren mutlak bir sessizlik… Cenk Sertdemir törenin sona erdiğini söylüyor. Çevremde ağır bir uykudan uyanmışa benzeyen insanlar görüyorum.

ÇILGAMAK
Sonbahar ayini ataların uykuya yatmasından önce gerçekleştirilen, senede bir kez yapılan bir tören. Tıpkı nevruz gibi mart ayında yapılan ilkbahar töreni de ‘ataların kahvaltı’ töreni olarak kabul ediliyor. Şamanların yılbaş kutlaması 21 Aralık’ta gerçekleşiyor. O törenin adı ise çılgamak.

HER HASTALIK RUH KAYNAKLIDIR

Şifacı olarak bilinen şamanlar her hastalığın ruh kaynaklı olduğuna inanıyor. Onlara göre en ufak bir nezleden büyük hastalıklara kadar her sağlık sorunu kişinin ruhuyla ilgili. Hastalık, kabaca ruhun bir bölümünün vücuttan kaçması gibi bir şey. Cenk Sertdemir şöyle açıklıyor: “Diyelim ki bir kişinin ruhu, sünesi kaçmıştır. O insanın vücudu paslanmaya başlar. Bu da bir hastalığa yol açar, kansere ya da başka bir şeye çevirir. Aslında grip olan vücut değildir. Sıkıntıyı çeken ruhtur ve bedeni bunu yansıtır. Biz sadece ruhu şifalandırırız. Ve ruh bunu otomatikman bedene yansıtır. Ben 18 yıldır doktor yüzü görmedim, görmeyeceğim de… Ama bize gelen çok doktor var.”

ŞİFA VE KEHANET DAĞITICILAR


Şamanlar kotaz adı verilen, muskaya benzer kolyeler takıyor. Bu kolyeler özel taşlardan yapılıyor.

Cenk Sertdemir, sahne eğitimi okumuş. 23 yaşında bir Sibirya turuna çıkmış. Turist olarak Tuva’da kaldığı 10 günde bir şifa merkezindeki şamanlarla tanışmış. Tuva, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan küçük bir cumhuriyet. Ülkede, şamanlara sadece bir hastalık, bir kehanet ya da hayatında bir tıkanıklık varsa gidiliyor. Şamanların hastane gibi resmi merkezleri var. Sertdemir, “Ayrılırken benden bir daha geldiğimde daha uzun kalmamı istediler” diyor. Daha sonra 3,5 sene eğitim alarak Altay Kurt Şamanı olmuş. Sibirya’daki klasik gelenekle eğitilen Türkiye’deki ilk şaman olduğunu söylüyor.

ESKİ TÜRK MİTOLOJİSİ

Bilinenin aksine Tengricilik inanışı çoktanrılı bir din değil. Mutlak bir Yaradan’ın yanı sıra insanlarla Yaradan arasında bağ kuran atalar (Tengriler) bulunuyor. Şamanlar bu inançta atalarla bağ kurabilen aracılar olarak kabul ediliyor. Cenk Sertdemir bu inanışın İslamiyet’i dışlamadığını, zaten Türklerin bu sayede kolayca İslam’a geçtiğini söylüyor.

ŞAMANİZM BİR DİN Mİ?

Şamanizm diye bir din yok. Şamanlar, Türklerin Tengricilik ya da Törek inancında atalarla tinsel bağlantı kurabilen kişiler. Ak ve kara şaman olarak bilinen iki tür şaman bulunuyor. İnanışa göre ak şamanların aidiyeti göklere, kara şamanların aidiyetiyse yeraltına, yani şeytana. Biri iyilik, diğeri kötülük yapıyor. Cenk Sertdemir bir ak şaman.  “Bizim işimiz göklerle” diyor. Peki Türkiye’de kara şaman var mı? “Büyücü diye bilinenler arasında kara şamanlar var” diyor Sertdemir.

UYUŞTURUCU İÇİN GELEN DE VAR
Son dönemde şamanizmle ilgilenenlerin sayısında ciddi bir artış olduğu söyleniyor. Cenk Sertdemir de bunu doğruluyor fakat insanların daha çok uyuşturucuyla ilgili olan Peru şamanizmiyle ilgili olduğunu belirtiyor. Birçokları “Törenlerde ayahuaska, oluyor mu” diye soruyormuş. Sertdemir, “Şamanizm dediğimizde insanlar ‘Burada ayahuaska mı içeceğiz’ diye geliyorlar. Türk geleneğinde uyuşturucu yoktur.  Alkol de yoktur. Arı kalmalıyız ki insanları arı tutabilelim” diyor. Ama alkol alan Türk şamanlar da varmış. Sertdemir, “Mesela kötü ruhları çıkarma ayinlerinde o kadar yoruluyorlar ki orada gördüğü korkunç manzarayı unutmak için içiyor bazı şamanlar. Pek desteklemiyorum. Bence zayıflık” diyor.

HEPİMİZİN ŞAMAN GELENEĞİ VAR

Törenin ardından Cenk Sertdemir ile konuşuyoruz. Son anda yetiştiğimiz için görememişiz. Meğer üzerine bez parçaları bağlanan ağaç dalının altındaki o taşlar, katılımcılar tarafından yukarıya çıkartılmış.
Herkes zirveye elinde bir taşla çıkıyor ve bu taşı tören alanına bırakıyor. Tören alanını ‘oba’ yapmaya yarayan bu ritüele taş üstüne taş koymak deniyor. Kulağa hiç de yabancı gelmeyen bir deyim. Zaten günlük hayattaki pek çok inanış eski şaman geleneklerinden geliyor.
Mesela kötü bir şey duyduğunuzda elinizi kulağınıza götürüp tahtaya vuruyorsanız, korktuğunuzda başparmağınızla damağınızı kaldırıyorsanız, iyi bir şeyden bahsederken dilinizi ısırıyorsanız ta Orta Asya’dan bugüne taşınan inançlara sahipsiniz demektir.

Hürriyet Kelebek 20 Ekim 2014 Gökçe AYTULU / Fotoğraflar: Murat ŞAKA http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hayat/27409093.asp

Not: Yazıdaki “Tuva, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan küçük bir cumhuriyetifadesi doğru değil. Tuva Rusya Federasyonu içerisinde özerk bir Cumhuriyet. Tuva ayrı bir sayfamızda anlatılmıştır. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN Bülent Pakman. Ekim 2014

Twitter Widgets Facebook Widgets

IMG_2080Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s