Azerbaycan’da Nevruz

Türk dünyasının en büyük bayramı olan Nevruz, Azerbaycan’da da her yıl büyük bir coşku ile kutlanıyor. Azerbaycan halkı, Nevruz kutlamalarına kendi geleneklerini de eklemiş ve onu daha özgün ve çekici bir şölen haline getirmiş.

Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar bütün Türk halkları tarafından kutlanan Nevruz, baharla beraber bolluk ve bereket döneminin gelişini, doğanın uyanışını, bir başka deyişle yeni bir bereket yılının başlangıcını simgeliyor. Nevruz’un kutlandığı 21 Mart tarihi hem baharın ilk günü, hem de gece ile gündüzün birbirine eşitlendiği gün. Bu tarih, 2010 yılında Birleşmiş Milletler tarafından da “Dünya Nevruz Bayramı” olarak ilân edilmiş.

Azerbaycan lehçesinde “Novruz” olarak telâffuz edilen bu renkli bayram, her yıl 19-20- 21 Mart’ta büyük törenlerle ve keyifle yaşanıyor. Kutlamalar, tazeliğini ve orijinalliğini koruyarak binlerce yılın süzgecinden geçip bu günlere ulaşan oynak ve şirin türküler, oyunlar, adetler ve geleneklerle süslü.

Hazırlıklar

Eskiden, bayram günü herkesin güzel giyinmesi ve sofraların dolu olması için Nevruz hazırlıkları çok erkenden başlarmış. Yayıklar çalkalanıp yağ yapılır, ellerine kına yakan kadınlar rengârenk iplikler eğirip elbiseler diker, bayram için halılar, kilimler dokurlarmış. Bugün, yine Nevruz öncesinde bir hazırlık dönemi yaşanıyor. Her şeyden önce, Nevruz’un simgesi olan “semeni”nin birkaç hafta önceden hazırlanması gerekiyor.

Semeni, çimlendirilmiş buğday anlamına geliyor. Bir avuç buğdayın, bir kabın içinde her gün ılık suyla ıslatılmasıyla elde ediliyor. Türk kültüründe “yaşam otu” sayılan semeni’nin Nevruz’a kadar yeşermiş olması gerekli. Öte yandan, bayram gelmeden evlerin temizlenmesi, ağaç diplerinin bellenmesi, bağlardaki kıştan kalma sararmış yaprakların yakılması ve ağaçların kurumuş dallarının kesilmesi de diğer hazırlıklardan bazıları.

Adetler, Törenler, Oyunlar

Ama, asıl ilginç olanı, Nevruz öncesindeki “Son Çarşamba” günü yapılanlar. O gece, evin bereketinin de onunla birlikte gideceği inancıyla, komşuya elek verilmiyor. Mumlar sürekli yanar halde tutuluyor. Akrabalar ve komşular ziyaret ediliyor veya misafir ağırlanıyor, hediyeler veriliyor. O gece dedikodu yapılmıyor, küsenler barışıyor. Kapılara torba atılıyor, içlerine bayram şekeri doldurularak geri veriliyor. Dilek tutuluyor, ateş yakılıp üzerinden atlanıyor. Yeni giysiler alınıyor, yumurtalar boyanıyor.

Son Çarşamba’ya özel oyunlardan biri “Lal Su”. Bu oyunda bir kişinin testiyle su getirmesi ve suyu taşırken kesinlikle konuşmaması gerekiyor. Zaten bu oyuna “konuşmaz su” diyenler de var. Getirilen su bir kaba dökülüyor, ipliğe geçirilen iki iğne farklı taraflardan suya daldırılıyor. İğnelerin su yüzünde birbirine doğru yaklaşması hayra alâmet sayılıyor. Son çarşamba gecesi gençler özellikle geç yatar, yatmadan önce tuzlu ekmek yer ama su içmezlermiş. Rüyalarında onlara su veren kimse rüya görenin kısmeti, yani evleneceği kişi olarak yorumlanırmış. Bazılarıysa niyet ederek yatar, gece yarısı kalkıp mum yakarmış. Mumu alıp aynaya yaklaşan kimse aynada evleneceği kişiyi görürmüş. Aynaya bakan kişi korkarsa niyeti gerçekleşmezmiş.

En sevilen oyunların başında ise “Köse” oyunu geliyor. Çevik bir gence kürk ve şapka giydirilip, yüzü una bulanıyor, boynuna zil takılıp elbisesinin altından karnına yastık bağlanıyor, eline de bir kepçe verilip şarkı eşliğinde kapı-kapı gezdirilerek Nevruz hediyesi toplanıyor.

Nevruz sofraları

Nevruz bayramının kendine özgü, nefis bir sofrası var. Sofrada, yemek ve tatlıların yanı sıra badem, fıstık, fındık, ceviz, kuru üzüm gibi çerezler yer alıyor. Son çarşamba akşamında çoğu zaman “yedi sin” sofrası hazırlanıyor, yani “s” harfiyle başlayan yedi ürünün mutlaka yer aldığı sofra. Sofrada, sağlık simgesi olan “sarmısak”, tat ve zevke işaret eden “sirke”, insanlara ümit veren “sebze”, bereket getiren “sumak”, zenginlik göstergesi olan “sikke”, uzun ömür simgesi “saat” ve aydınlığın belirtisi “su” sofrada bulunduruluyor. Bu sofraya “honça” deniyor.

Nevruz tatlılarından en önemlileri şekerbura, baklava ve şeker çöreği; en yaygın olanı da baklava. Yine Nevruz akşamı geleneklerinden biri de her evde pilav pişirilmesi: döşemeli pilav, çığırtma pilav, sebzeli kavurma pilav ya da sütlü pilav. Hangisini beğeniyorsanız onu seçebilirsiniz.

http://www.diplomat.com.tr/atlas/sayilar/sayi19/sayfalar.asp?link=s19-12.htm sayfasından yorumsuz olarak alıntıdır. Ayrıca Türklerde Nevruz yazımızı OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Bülent Pakman. Temmuz 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

alternatif link

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets

IMG_1345Bülent Pakman kimdir? 

https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s