Kuran’da Hava Saldırısı

Habeş komutan Ebrehe, filleri de kullandığı güçlü ordusuyla Yemen’i ele geçirmiş Habeşistan Krallığı’nın Yemen valisi olmuştu. Ebrehe, milâdî 570 yıllarında San’a şehrinde, ‘Kulleys’ adı verilen muhteşem bir kilise yaptırmıştı. Maksadı, Kâbe ziyaretine rağbet gösteren Arapların ziyaretlerini oraya çevirmekti. Bu duruma tepki gösteren bir adam da, gecenin birinde Kulleys’e girip içine pislemişti. 

Bu hakarete çok öfkelenen ve koyu bir hıristiyan olan Ebrehe, gidip Kâbe’yi yıkmaya karar verir.  Hz. Muhammed’in doğduğu yıl 571 de topladığı onbinlerce asker (altmış bin olduğu söylenir), Mahmud adlı büyük bir fil ve daha başka fillerle Mekke’ye doğru yola çıkar. Önüne çıkan bazı kuvvetleri de mağlup ederek ilerler. Taif şehrine gelince askerlerin bir kısmını Mekke’ye gönderir.  O sırada Mekke’nin lideri Hz. Muhammed’in dedesi Abdulmuttalip idi. Mekke’ye giden Ebrehe’nin askerleri Hz. Peygamber’in dedesi ve Kureyş’in reisi Abdülmuttalib’in ikiyüzü aşkın devesiyle ahalinin hayvanlarını sürüp götürürler. Ebrehe bundan sonra Mekke’yi kuşatır. Abdulmuttalip Ebrehe ile görüşmeye gittiğinde teslim olmayı talep etmek şöyle dursun daha önce Ebrehe’nin ele geçirdiği bir deve sürüsünün geri verilmesini ister.

Sen ne biçim adamsın. Ben koca Kabe’yi yıkmak üzereyim, onu önlemeye çalışacak yerde benden develerini istiyorsun” diyerek gülen Ebrehe’ye Abdulmuttalip’in kendinden çok emin olarak verdiği yanıt: “Ben sahip olduğum develeri korumakla görevliyim. Kabe’ye gelince, onu sahibi olan kudret korur“. Mekke halkı bu güçlü orduyla savaşamayacağı için, dağlara çekilir. Bundan sonra ne olduğunu Kur’an açıklıyor:

Görmedin mi ne yaptı Rabbin fil ordusuna. Kurnazca planlarını boşa çıkarmadı mı onların? Gönderdi üzerlerine bölük bölük uçan varlıklar. Atıyorlardı onlara kurumuş çamurdan damgalı taş. Nihayet onları yenik ekin yaprağına çevirdi. E lem tere keyfe feale rabbuke bi ashâbil fîl (fîli). E lem yec’al keydehum fî tadlîl (tadlîlin). Ve ersele aleyhim tayren ebâbîl (ebâbîle). Termîhim bi hicâretin min siccîl (siccîlin). Fe cealehum keasfin me’kûl (me’kûlin).” (Fil 1-5)

Kabe’ye saldıran ordu uçan nesnelerin gönderdiği mermilerle delik deşik oldu. Ordu dağıldı, geri döndü, Ebrehe de yolda öldü.

Namazda dua olarak sıkça okunan bu Sure’de adı geçen Tayren Ebabil  ile ilgili tefsirlerde çeşitli yorumlar yapılmıştır. Çoğu meallerde “tayren” kuşlar, bazılarında “uçan”, “uçan varlıklar” olarak Türkçe’ye çevrilmiştir.  Mesela: “Üzerlerine kalabalık sürüler halinde uçan varlıklar saldı” (Muhammed Esed). Ebabil ise bazı meallerde nedense çevrilmeyip ebabil olarak bırakılmış, diğerlerinde ise Arapça anlamı olan “bölük bölük” ya da sürü olarak çevrilmiştir.

Tayren ebabile, ebabil kuşları mıdır yoksa “bölük bölük gelen uçan nesneler” midir?

Elbette Allah her şeye kadirdir ve kuşlara da uçaklar gibi hava saldırısı yaptırıp mermi, füze attırabilir. Ama aynı zamanda bunun mantıklı bir açıklaması da olmalıdır. Diğer sayfalarımızda çokca söz konusu ettiğimiz gibi herşey Allah’ın iradesiyle İlahi İdare Mekanizması yönetiminde bir takım vasıtalarla meydana gelir. Örneğin en basit bir yağmurun yağması sirkülasyon sürecinde buharlaşma, yoğunlaşma olayıdır ve açıklaması vardır. Yukarıdaki olayın da akla uygun bir açıklaması olan bitenin vasıtaları olmalıdır.

Burada sembolik ya da direk bir anlatım ile karşı karşıyayız. Sembolik anlayışla ve yanlışlıkla kuş diye çevrilen kelime Sure aslında, görüldüğü gibi, “Tayr” (tayren çoğul) olarak geçmektedir. Hatırlanacağı gibi eski Türkçe’de uçağa “Tayyare” denirdi. Azerbaycan Türkçesinde günümüzde uçağa tayyare denilir. Arapça’da da öyle. “Tayr” “uçan” varlık ve nesneleri kapsamaktadır. Kuştan önce  “uçan” anlamındadır. İster tam anlamda, isterse sembolik anlamda olsun Sure’de uçan nesnelerin bir şeyler attıkları açıktır. Ancak atılanlar öyle basit şeyler, çer çöp değildir. Koskoca güçlü bir ordunun askerlerini yenilmiş ekin yaprağına çevirmiştir. Doğada kurtlar, kuşlar tarafından yenilen bir yaprağı göz önüne getirin. Öyle bir yaprak delik deşiktir. Ebrehe’nin askerleri de böyle delik deşik olmuştur. Neyle? Uçan nesnelerin attığı “kurumuş çamurdan damgalı taşlarla”. Burada da sembolik, o zamanın insanlarının anlayacağı bir başka ifade ile mi karşı karşıyayız? Bilindiği gibi demir topraktaki cevherden fırında oluşturulmaktadır. “Kurumuş çamur” önce topraktan çıkarılmış, çamur gibi eritilmiş, çamur haline getirilmiş demir cevheri eriyiğini sonra da bu eriyiğin fırında kurutulmasını yani demiri sembolize etmektedir. Ayrıca “damgalı” sembolü de yapay, işaretli bir nesneyi ifade etmektedir. Bu nesne insanları delip geçen, delik deşik eden bir nesnedir. Bu da tıpkı “MERMİ” yi tarif etmektedir. İlginçtir ki günümüzün silahlarında, mermi ve füzelerinde de damga vardır.

Sure’de bir başka önemli ifade daha vardır. Uçan nesneler özellikle ebâbîl (ebâbîle) halinde yani “bölük bölük” saldırmışlardır, rastgele değil. Günümüzde hava saldırıları da böyle olmaktadır. Planlı şekilde. Bir filo yani bölük saldırmakta, yakıt ve mermi-füze ikmali için geri dönerken bir başka bölük yani filo müteakip saldırıda onların yerlerini almakta böylece düşmanın toparlanmasına, kaçmasına fırsat verilmemektedir. 60 binlik bir ordu da ancak böyle yok edilebilir.

Diğer yandan Abdülmuttalip’in sözlerinden Kabe’nin kozmik bir merkez olduğu ve onu korumakla kozmik güçlerin görevlendirildiğini anlıyoruz. Nitekim Kabe’deki Hacer-ül Esved yani Karataşın göktaşı olduğu bilinmektedir. Hz. Muhammed tüm putları kırdığı halde Hacer-ül Esved’e dokunmamıştır.  Hz. Muhammed’den sonra Hz. Ömer’de Peygamberin bu davranışında bir anlam olduğunu söyleyerek taşa dokunmamış “aksi halde seni söker atardım” demiştir.

Sonuçta Ebrehe ordusunu delik deşik eden kozmik bir filonun mermileridir. “Peki o zamanlar filonun oralarda ne işi vardı?” diye soracak olanlar böyle olayların o zamanlar çok meydana geldiğine işaret eden diğer sayfalardaki açıklamalarımızı okuyabilirler, örneğin:

https://bpakman.wordpress.com/dunya/uzaylilar/1608/

https://bpakman.wordpress.com/dunya/uzaylilar/hezekiel/

https://bpakman.wordpress.com/dininanc/isa/

Yukarıda sayfalarda yorumladığımız olaylar da o çağlara ve o topraklara aittir. Nitekim Abdulmuttalip böyle bir gücün varlığından ve Kabe’yi koruyup olaya müdahale edeceğinden çok emindir. Onun için de Ebrehe’ye Kabe’yi koruyacak sahibi vardır demiştir. O yüzden sadece develeri düşünmekte ve develeri geri almanın peşindedir.

Bir başka önemli nokta da bu olaydan sonra Arabistan’da o zamana kadar hiç görülmeyen kızamık ve çiçek salgınının çıkmış olmasıdır (Bkz. İbn İshak, Muhammed; Kitabu’l-Megazi, M. Hamidullah Neşriyatı, Konya 1981). Bu da  sözkonusu mermilerin içeriği yoluyla yeni bir virüsün (virüslerin) gelmiş olduğunu akla getirmektedir. Oluşan hastalık o zamanın bilgi ve anlayışıyla kızamık, çiçek zannedilmiştir. Belki de bilinmeyen bir hastalık veya radyasyon söz konusu olmuştur. Hal böyleyse mermiler kesinlikle extra terrestrial yani dünya dışıdır. Yine bir başka kaynağa göre bu mermiler Ebrehe’nin askerlerine her isabetinde vücutlarından çiçek çıkmaktaymış (Bakınız Taberi, Muhammed b. el-Cerir; Camiu’l-Beyan (Tefsir), Mısır 1968). Buna göre de saldırıda nükleer veya kimyasal silah ve mermilerin kullanılmış olması da söz konusudur.

Tekrar Kur’an’a dönelim:

Andolsun, biz, Ademoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” İsra 70.

İnsan Allah’ın yarattıklarının “birçoğundan” üstün. Demek ki hepsinden değil. İnsan evrenin en üstün varlığı değil. Daha üstün varlıklar var. Nerede bu varlıklar? Dünyada yok bunu biliyoruz. Demek ki başka dünyalardalar.

Kimileri bu üstün varlıkların melekler olduğunu öne sürmektedir. Bunun cevabı yine Kur’an’da veriliyor:

Hani Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin. Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.” İsra 71, 72, 73. (Not: Benzer başka birçok ayetler de var) 

Ademoğlu’na toptan secde eden melekler Ademoğlundan nasıl üstün olabilir?

Kuran’ı sadece bir namaz duası, mevlüt kitabı olmaktan çıkarıp, anlamak için okumaya ve üzerinde akıl yürütmeye ve Kur’an’ın gerçekten mucizevi bir kitap olduğunu gözlemlemeye devam ediyoruz.

Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.” Sad 29.

“...Eğer aklınızı işletirseniz Allah size ayetlerini açık-seçik göstermiştir.” Ali İmran 118.

Daha ne diyebiliriz?

Not: “İbn İshak” ve “Taberi” kaynakları Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an’daki İslam” kitabından alınmıştır.

Bülent Pakman. Ocak 2009. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

One Response to Kuran’da Hava Saldırısı

  1. İsmail Tekin dedi ki:

    Babil üzerinden uçuşan E-Kuş’lar (tayren E-Babil) .. Uçuş istikameti? Fil-Sahiplerine doğru (ashabı Fil) .. Ne ki, bu FİL’ler; Sapık Hadisçilerin uydurduğu Abdülmuttalip zamanındaki Habeş-Filleri felan değil ve Ebrehe / Mebrehe Put’ları ile hiç alakası yok.

    Çünkü o zamanlar Petrolü FİL gibi emerek püskürten Petrol-Pompaları (ELEFAN’T / Elephand) henüz bilinmiyordu. Demek ki, bu Fil-Sahipleri; Petrol-Tulumbaları sahipleri (ashabı FİL) olan ve Kuran’ı arabi sapık yorumlarla TAHRİF eden hampacı petrol zengini Putperest Araplar’dır (Anadili Arapça olan Petrol Renkli İsrailoğulları = 2/40-41 Bakara 47-56 +//+
    17/4 İsra 7 …).

    ABD’nde bilmem ne Partisinin ambleminin / bayrağının (altı ok gibi) FİL olduğunu, TV kanallarında bilgiççe açıklayan meşhur Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk hoca, Körfez Savaşlarında Haci Saddam’ın galip geleceği mucizesini(!) bekleşen düdük-makarnaları Kuran Uleması saflarındaydı. Halbuki FİL-Suresinde anlatılmak istenen Kuran-Hakikatleri, daha pekçok saptırılan Muhkem-Ayetlerle ve Hakiki Muhkem Kuran olan “O KİTAP ( 2/2 Bakara 146)” ile bağlantılı anlayış bütünlüğüdür.

    Körfez Savaşlarındaki Elektronik E-Babil Kuş’larında “Ay-Yıldız” yoktur, fakat Haram-Mescitleri (Mescidi-Haram) biçilmiş ekin gibi efsaneye dönüştürecek hakiki E-Babil Kuş’larında “Ay-Yıldız” vardır. Ne ki, bu Babil de bildiğimiz Saddam’ın Babili değil, Alpha Centauri’deki Ay-Yıldızlı Babil UFO Üssü’dür.

    Şimdi, Sonpeygambere hiçbir Melek gönderilmediğine dair tekrarlanan ayetler var mıdır? Hem de Kapı gibi sağlam (muhkem). Peki, Melek gönderildiğine / indirildiğine dair bir tane olsun ayet var mı? Hiç yok. (3ooo-5ooo Savaş Melekleri konusu UFO’larla ilgili bilisel gelecek zaman bilgisidir ve “61/6 Saf” ayetindeki Ahmet-Elçi’ye taalluk eden farklı bilgidir) Beşeri Mescit / Cami’leri yasaklayan ve tarümar edileceğini apaçık tebliğ eden tekrarlanan Muhkem Ayetleri var mı ve Sonpeygamber tarafından da Tebliğ edilmiş midir?? Evet, ayniyle vaki. Peki, şimdi nasıl olurda peygamberliği mafiş konumunda Militanlık ve Şirk İlahlığı taslayıp, Sonpeygamber Mescit / Cami inşasına kalkışabilir??? Üstelik Nuh’a Gemi inşasına yetki verenin benzeri, Cami/Mescit inşası için Ruhsat veren hiçbir ayet yoktur.

    Konuyu daha iyi açıklamak için, daha uzun açıklama gerekmekte ise de, sanırım anlayış sahibi kimse için, Türban’la uyutulan Türk Milleti’nin Din Şarlatanları Allahsız / Kitapsız Madrabazlar tarafından nasıl uyuşturulup arabi din narkozu’yla sömürülerek aldatıldığı (enayi Koyun / Keriz yerine konulduğu) hakkında yeterli açıklamadır.

    Esenlikle (tütenpüren) **

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s