Mançurya, Japon ve Kore Türkleri

Rus Çariçesi II.Katerina döneminde ticaret imtiyazlar elde eden  İdil Ural Tatarları, daha Rusya hakimiyetine girmemiş Orta Asya hanlıklarında, Kazak ve Kırgızlar arasında, İran, Hindistan ve Çin’de ticaret kolonileri kurdular. Özellikle Penza, Tambov taraflarından gelen Mişer  Tatarları Mançurya’da koloni kurarak yerleşiyorlardı. 1905 Rus Japon Savaşı’nda yenilen Rus Çarlığı, Mançurya gibi verimli toprağını Japonya’ya bırakmak zorunda kaldı.

1917 Bolşevik Devrimi sırasında birçok Tatar tüccar ve topluluklar da hayatlarını kurtarmak için Uzak Doğu ‘ya Mançurya’ya göç ettiler ve oraya yerleştiler. Sovyet döneminde de çeşitli işkence ve zulümlere maruz kalan Orta Asya ülkelerinde yaşayan Türkler Sibirya demiryolu ile Mançurya’ya gelerek yerleştiler.

Mançurya bölgesindeki Harbin şehri göçmen Tatarlar için bir buluşma noktası haline geldi ve Tatar Türkleri bu bölgede okullar, camiler ve matbaalar kurdular.

Rusya’dan kaçıp Mançurya’ya yerleşen sığınmacılar pasaportları olmadığından başka ülkelere gitmek için vize alamıyorlardı.

Öte yandan Rus-Japon Savaşı’nda kazandığı zaferin ardından Japonya, bölge halkları tarafından Asya’nın yükselen yıldızı olarak görülmeye başlanmış, güçlenen ekonomisi ve iş olanaklarıyla da göçmenler için yeni bir umut olmuştu. Japonya da kapılarını göçmenlere açmış ancak göç hareketlerini sıkı kontrol altında tutmuştu.

1919’da Japon hükümetinin 1.500 Yen teminat karşılığında vize vermeye başlamasıyla Mançurya’ya sığınan bazı İdil-Ural Tatar aileleri 1920’li yıllarda küçük gruplar halinde başta Yokohama, Tokyo, Nagoya ve Kobe olmak üzere Japonya’ya taşınmaya başladılar.

Tokyo da ilk yerleştikleri bölge ise Okuba semtiydi. İdil Ural-Türkleri, orada bulunan az sayıdaki Güney Asyalı Müslümanla beraber, bir İslâm Cemaatı oluşturdular.

Kazan Türkleri kısa zaman içerisinde Japonya’daki hayata ayak uydurdular. Özellikle Japonya’nın iklimi onlara hoş geldi. 1922 yılında Tokyo’da meydana gelen büyük depremden sonra, Amerikan Hükümeti Tokyo’daki yabancıları ülkesine davet etmesine, hatta Yokohama Limanı’na özel gemi göndermesine rağmen Kazan Türkleri bu daveti kabul etmediler ve Japonya’dan ayrılmayı istemediler.

Muhammed Abdulhay Kurbanali

1924 yılında İdil-Ural Türklerinin önderlerinden Başkurt kökenli Molla Muhammed Abdulhay Kurbanali davet üzerine Tokyo ‘ya geldi, Japon Ordu mensuplarının desteğiyle 1931 ‘de Tokyo’da Mahalle-i İslâmiye derneğini kurdu. 1953 yılında, bu derneğin adı Tokyo Türk Derneği olarak değişmiştir. Kurbanali’nin liderliği altında daha organize olmaya başlayan Japonya’daki İdil-Ural Türkleri yaklaşık 10 yıl boyunca Japonya’nın dış siyasetinde, özellikle Asya ve İslâm politikalarında önemli bir rol oynadılar.

Kurbanali, Rus iç savaşı sırasında Çar taraftarları arasında yer almış ve
Amiral Kolçak, Ataman Semenov gibi Bolşevik karşıtı Beyaz Rus (Menşevik) askeri liderlerle beraber Uzak Doğu’ya çekilmişti. 1920’de Japonlarla temas kurmasının ardından Mançurya’daki Japon istihbarat okulunda dil öğretmenliği yaptı ve Japon askeri personeline Arapça, Rusça ve Tatarca dersleri verdi. Kurbanali’nin Japon resmi belgelerine geçen anlatımında Japonya ile olan irtibatı şu şekilde yer alır;
“…Ben, 1917’de Rus Devrimi ile birlikte Hoten’e kaçtım. 1922’de Daıren’e geldim. Mançurya demiryoluna sözleşmeli olarak görevli girdim. İki sene çalıştım ama kendi amaçlarımı gerçekleştirmek için işten ayrıldım. 1924’de Tokyo’ya geldim. Dünya’nın çeşitli yerlerinde kötü durumda mülteci konumundaki Müslüman Rusyalıları birleştirip, Müslüman Federasyonunu ve Tokyo İslâm Derneği okulunu kurdum…”

Kurbanali’nin Japonya’ya gelişi aşırı milliyetçi Japonların ve dönemin
üst düzey ordu komutanlarının insiyatifi ile olmuştu. Bu durum hiç şüphesiz Japonya’nın Büyük Asyacılık idealiyle ilgiliydi. Buna göre askerî ve sivil Japon stratejistler Asya’da, daha dar tanımıyla Rusya, Çin gibi ülkelerin kontrolündeki topraklarda yaşayan Müslümanlarla Türkleri ayaklandırarak Japonya liderliğinde birleştirmeyi planlamışlardı. Bu fikrin gerçekleşmesi için de ticaret ağıyla tüm Asya’ya yayılmış olan ve Türk dünyası içinde kültürde, maddi zenginlikte daha önde bulunan İdil-Ural Türkleri aracı olarak seçilmişti. Bazı İdil-Ural Türkleri’nin Japonya’ya göç etmesine izin verilmesi ve Kurbanali’nin ülkeye getirilerek tüm Türk kökenli unsurları bir araya getirmek için Mahalle-i İslâmiye’yi kurdurması bu açıdan değerlendirilmelidir.

Kurbanali Japon Büyük Asya’cıların güdümünde Japonya propagandası ve bu yolda politik hamleler yaptı. Japonya’nın güdümünde, Doğu Türkistan’da Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’in torunlarından Abdülkerim Efendi’nin liderliğinde bir devlet kurmak için faaliyette bulundu.

II. Dünya Savaşı arifesinde Japonya’nın iç siyasetindeki değişimler ve  daha kalabalık durumdaki başta Hindistan olmak üzere Güney Asya Müslümanlarına ağırlık vermeye başlanması yüzünden  Muhammed Abdulhay Kurbanali önemini kaybetti, 1938 yılına gelindiğinde kuruluşu için çok uğraş verdiği Tokyo Camii’nin açılışını göremeden polis tarafından tutuklanarak sınırdışı edildi. Onun yerine dini liderliği 1933 yılında Japonya’ya yerleşen Kadı Abdürreşid İbrahim Efendi yürüttü, siyasi önderlik ise Ayaz İshaki’ye geçti. İshaki birçok ülkeye dağılmış Türk-Tatarları -dönemin de şartları doğrultusunda- daha Türkçü bir organizasyon altında toplayarak, Rusya’dan bağımsız İdil-Ural Devleti’ni kurmaya çalışan edebiyatçı ve fikir adamıydı.

Abdurreşid İbrahim

1933 yılında Abdurreşid İbrahim’in Japonya’ya gelmesi, Japonya’ya sığınan Kazan Türkleri için ikinci bir dönüm noktası olmuştu. Zira Abdurreşid İbrahim bu tarihten önce Japonya’ya yaptığı seyahatler esnasında bir çok Japon devlet adamıyla tanışmış ve dostluk kurmuştu. Bu ilişkiler çerçevesinde, Kazan Türklerinin hayatını daha da kolaylaşmıştı. Abdurreşid İbrahim 1944 yılında Tokyo da vefat etmiş, Tamareien Mezarlığı’na defnedilmişti. Abdurreşid İbrahim hakkında daha geniş bilgileri OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Türk okulu

Kazan Türkleri giderek artan çocukların eğitim ihtiyacını karşılamak için 1927 yılında Japon Hükümetine okul açmak için müracaat ettiler. Alınan izinden sonra, Shinokubo semtinde bir bina kiralayarak 1928 yılında Mekteb-i İslamiye adıyla bir okul açtılar. Ayrıca bu binanın bir bölümünü mescid olarak da kullandılar. 1931 yılında Tomigaya semtinde bir bina alınarak okul binası buraya taşındı. Mektebi İslamiye’de öğrenciler Türk ve Tatar hocalardan Türkçe, Tatarca, İngilizce ve Rusça öğreniyorlar, ilkokul müfredatındaki bütün dersleri de Japonca okuyorlardı. Okulda, milli ve manevi duyguların çocuklara aktarılması için çeşitli aktiviteler düzenliyorlardı. Tiyatro oyunları bu gaye ile gerçekleştirilen faaliyetlerin bir çeşidi idi.

Daha sonra birkaç Japon şirketlerinin yardımı ile Shibuya semtindeki bir arazi satın alındı ve bu araziye 1935 yılında okul binası yapılarak, okul Tomigaya’dan buraya taşındı.

Tokyo Camii

Türk okulunun yanındaki arazi üzerine camii inşa edilmesine karar verildi. Cami 1938 yılında tamamlandı.

Tarihçi Sinan Meydan’a göre: 1931 yılında Türkiye’ye gelip Atatürk’ü ziyaret eden Japon Elçisi Torijori Yamada, yaptığı görüşmede Atatürk’e Tokyo’ya bir cami yaptırmasını teklif etmiş. Atatürk’e daha önce kısa süre Japonca dersleri verdiği için O’nun “Hocam” diye karşıladığı Torijori Yamada, Ankara’yı ziyaretinden bir yıl sonra 1932 yılında vefat etmiş ama Atatürk verdiği sözü tutmuş ve Tokyo Camii’ni yaptırmış.  Ancak kimileri bu iddiayı reddetmektedirler.

Müslümanların dini ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan Tokyo Camii’nde zamanla çeşitle hasarlar meydana gelmeye başladı. 1986 yılında Cami binası yıkıldı. Daha sonra cami ve okulun bulunduğu arazi, cami yapılması şartı ile T.C. Devleti’ne hibe edildi.

Aynan Safa 1969-1983 yılları arasında Tokyo Cami imamlığını yaptı

 

Yeni cami

Arsa mülkiyetinin T.C. Devleti’ne geçmesinin ardından 1997 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nda bir çalışma başlatılarak Tokyo Cami Vakfı kuruldu. Vakıf Kurucuları arasında dönemin Diyanet İşleri Başkanı M. Nuri Yılmaz, Diyanet İşleri Bşk. Yrd. Sami Uslu, Diyanet İşleri Başkanlığı Emekli 1. Hukuk Müşavirleri Ahmet Uzunoğlu ile Şemsettin Yazırlı yer almıştı. Daha sonra 30 Haziran 1998 tarihinde caminin temeli atılarak, iki yılda tamamlandı ve cami 30 Haziran 2000 tarihinde ibadete açıldı.

Cami açılışını Devlet Bakanı Fikret Ünlü, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz ve Tokyo Büyükelçisi Yaman Başkut yaptı. Açılışa Japon hükümet temsilcisi, Shibuya Belediye Başkanı, İslam Ülkeleri Büyükelçileri, Türk ve Japon basın mensupları, Japonya’da İslami faaliyet gösteren dernek temsilcileri ve büyük bir cemaat topluluğu katıldı.

Koreye gidenler

1920’li senelerde Kazan Türkleri başta olmak üzere Türkmen, Özbek, Tacik, Kırgız ve Kazak Türk boylarından oluşan ve Mançurya ile Japonya’ya yerleşen 600 civarında bir göçmen kafilesinin bazıları da Kore’ye yerleşmişlerdi.

Ayrıca bu yıllarda, I. Dünya Savaşı sırasında Rus ordusuna alınan ve daha sonra da “Beyaz Rus Askerleri” safında kalan Türk asıllı askerler de Kore topraklarına sığınmaya mecbur olmuşlardı. Bunlardan başka Rusya’ya esir düşerek Sibirya’ya gönderilen ve daha sonra esirlikten kurtularak Mançurya üzerinden Kore’nin kuzey bölgelerine gelen Türk askerler de olmuştur.

Bundan sonra Japonya ve Mançurya’da bulunan Türklerin de Kore’ye geldiği görülmekte. Çeşitli vesilelerle Kore sınırından giren Rusya Türkleri, başlangıçta çok az sermayeler ile başta seyyar satıcı olarak şehir şehir ve köy köy dolaşarak hazır giyim, battaniye gibi manifatura eşyası satıcılığına başladılar. Zamanla belli bir miktar sermaye de biriktiren bu seyyar satıcılar Güney Kore’nin Seul, Pusan, Taegu, İnchon, Taejon, Mokpo; Kuzey Kore’nin Pyongyang, Siniyju, Konan ve diğer şehirlerinde de aileleri ile birlikte yerleşerek dükkanlar açmaya başladılar. Sonraları işler gelişince aralarında birkaç dükkan sahibi olarak ticarette başarılı olanlar da oldu.

Seul şehrinin dış mahallesinde bir arazi temin ederek orayı İslâm mezarlığı olarak kullanma izni aldılar. İslâm mezarlığı Japonların ölülerinin yakıldığı yerin karşısında olup, burada 20 kadar Müslüman mezarı meydana geldi. İslâm mezarlığı yalnız Seul’de mevcut olduğundan Kore’nin diğer semtlerinde ölen Müslüman Türkler de bu mezarlığa gömülürlerdi.

Kore’deki Türkler bu faaliyetlerini Seul Türk Müslüman Cemiyeti kanalıyla gerçekleştirdiler.

Kaynaklar:

Tokyo Camii’nin Tarihçesi. Tokyo Camii & Türk Kültür Merkezi http://www.tokyocamii.org/tr/about/history-tr

 Marmara Üniversitesi -Türklük Araştırmaları Dergisi, Sayı:4, 1988.

Tokyo Mahalle-i İslamiyesi ve Molla Muhammed Gabdulhay Kurbangali. Dr. A. Merdhan Dündar. Ankara Üniveristesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi http://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/DÜNDAR-A.-Merdhan-TOKYO-MAHALLE-İ-İSLAMİYESİ-VE-MOLLA-MUHAMMED-GABDULHAY-KURBANGALİ.pdf

Sinan Meydan.Tokyo Camii (Tokyo Jamii Mosque)  https://www.facebook.com/128818453835469/videos/2276109903810/

Atatürk camileri. Melih Aşık. Milliyet. 12.08.2011  http://www.milliyet.com.tr/ataturk-camileri/gundem/gundemyazardetay/13.08.2011/1426115/default.htm

Bülent Pakman. Mayıs 2015.  Ekleme Nisan 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets
Facebook Widgets

Photo 08.07.2012 16 18 21Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s