Molla Nasreddin Dergisi

Çarlık Rusyasında yaşayan müslümanların sadece Kur’an okumaya dayalı eski medrese usülü eğitimi onları dünyadan soyutluyor ve cahil bırakıyor bu da Rusların işine geliyordu.

Rusya Türklerinin ilk liderlerinden seyyah, yazar, fikir adamı Abdürreşid İbrahim Efendi’ye göre:

Öğretim usulü berbat, bir kitabın mukaddimesini beş senede tahsil ederler. Yirmi otuz sene medrese odasında oturur, bütün ömrünü lisan tahsilinde geçirir. Tahsil sonunda iki kelime Arapça konuşamadığı gibi, bir satır da Arapça bir şey yazmaktan âcizdir. Bütün medreseler, bütün Buhara talebesi bu kapsamlı ümitsizlik hâline bakarak lisan-ı hâl ile feryat eder ki; “Bizim hücrelerimizde oturarak zayi etmiş ve etmekte olduğunuz ömürlerin hesabını kıyamet gününde vakıf sahipleri huzurunda nasıl vereceksiniz?”

19. yüzyılda Rusya Müslüman Türkleri

19. yüzyılda Müslümanlar _ Molla Nasreddin Dergisinden

Durum tahammül edilmez hal alınca harekete geçen Tatar reformcular önce eğitim alanına yenilikler getirdiler. Tatar okullarında “Usul-i Cedid” yani yeni eğitim sistemini benimsendi.  Yazı tahtası, öğretmen kürsüsü, öğrenci sıraları olan sınıflarda eğitime başlandı. Bu yüzden onlara “Ceditçiler” (Yenilikçiler) dendi. Yenilikçilerin kültür ve eğitim faaliyetleri sayesinde oluşan siyasi uyanışa “Tatar Uyanışı” adı verildi ve hareketlenme diğer Türk halklarını da etkiledi.

1828 yılından beri Çalık Rusyasının tahakkümü altında olan Kuzey Azerbaycan’da da Abbasqulu Ağa Bakıxanov, Mirze Feteli Axundzâde, Mirze Cafer Topçubaşı ve Hasan Bey Zerdabî  gibi şuur sahibi aydınlar tarafından millî  eğitim için çalışmalar  başlatıldı.

Bu aydınlardan biri de Celil Memmedquluzâde idi. 1866’da doğan, Gürcistan’ın Gori şehrindeki Transkafkas Muallimler Semineryasından mezun olan Nahçıvanlı Celil Memmedquluzâde öğretmenlik yıllarında köylü kızların okula yönlendirilmesinde, Nehrem Köyü’nde çalıştığı okulda tarih müzesi kurulmasında, Nahçıvan Ulusal tiyatrosunun kurulmasında emeği geçti. Memmedquluzâde Yeniyol gazetesinde yayınlanan “Çare Lazım!” isimli yazısında “Milletimiz savadsızdır (cahildir), çare lazım. Yazımız yok, okumağımız yok, matbuatımız yok, çare lazım” diye feryad ederken, bunun sebebinin “okuma hevesinin olmaması, savadın (okuma yazmanın), ilmin, maarifin, hörmetinin olmaması, medrese ve kitaba şevkin olmaması” olduğunu söylüyor ve çözüm olarak da “Firengistan`ın, Almanya`nın, İngiltere’nin bir kasabasında olan kadar kitap bizim Azerbaycanda yoktur. Onların bir kasabasında eli kalem tutan şakird (öğrenci) mikdarınca bizim Azerbaycanda eli kalem tutan Müselman tapılmaz (bulunmaz) … Lazımdır ki onların ahz ettikleri maarif ve medeniyet yolunu tutalım. ” diyerek yeni usul tahsil sisteminin gerekliliğini vurguluyordu. Memmedguluzade meşhur “Ölüler” komedisinin yazarıdır. 1909’da yazdığı eser ilk defa 1916’da Bakü’de sahnelendi. Eserin başkahramanı ayyaş bir ateist olup  9 yaşındaki kızların 50 yaşındaki adamlarla evlenmeye zorlandığı kendi geri kalmış toplumu hakkında doğruları söylediği için delinin biri olarak muamele görür. Memmedguluzade Sovyet döneminde “Lal“, “Danabaş Kendinin Mektebi“, “Oyunbazlar“, “Lanet” gibi dram eserlerini de yazmıştır.

1903’te Tiflis’te yayımlanmaya başlayan ünlü Türkçe “Şarki-Rus” gazetesinin 1905 yılında kapatılmasıyla boş kalan Gayret Matbaasını Ömer Faik Nemanzade ile birlikte satın alan Celil Memmedguluzade, önceleri farklı gazete ve dergiler çıkarmak için çeşitli teşebbüslerde bulunmuştu ancak Azerbaycan’da mizah dergisinin yokluğu onu böyle bir dergi çıkarmaya itmiştir.

1905 Rus ihtilâlinden sonra ortaya çıkan geçici hürriyet havasında merkezin belirlediği bir program dahilinde derginin çıkmasına izin verildi. İzin verilen yayın programına göre dergi şunları içerebilirdi: “Sohbetler, Atmacalar, Eleştiriler, Mizahi Şiirler, Mizahi Telgraflar, Komik Hikâyeler, Şakalar, Posta Kutusu, Komik İlanlar, Kişisel İlanlar, Karikatür ve resimler

Böylece Molla Nasreddin (Azerbaycan Türkçesiyle Molla Nəsrəddin) dergisi, Azerbaycan Türkçesi ile yayımlanmasına izin verilen birkaç dergi ve gazeteden birisi oldu ve yayın hayatına 1906’da Tiflis’te başladı. Adını hazırcevaplığı ile tanınan fıkra tipi Nasreddin Hoca’dan aldı. Molla Azerbaycan Türkçesinde müslüman din adamı (ruhani) demektir. Eski dilde dini okullarda ders veren yani hoca anlamına da gelmekteymiş.

Derginin yaratıcısı ve editörü yazar Celil Memmedguluzade devrin Tiflis’teki önemli yazar, şair ve ressamları derginin çatısı altında topladı. Şarki-Rus gazetesinin yazar ve şair kadrosunda bulunan edebiyatçıların büyük kısmı  Molla Nasreddin’in çekirdek kadrosunu oluşturarak Azerbaycan edebiyatında ve basınında Molla Nasreddin Edebi Ekolü adı verilen yeni bir ekolü başlattılar.

Derginin ilk sayısı 7 Nisan 1906’da çıktı. 1000 adet basılan ilk sayıdan itibaren halktan büyük ilgi gördü. İlk sayının ön kapağında, uyuyan Müslümanları uyandırmaya çalışan Molla Nasreddin tasvir edilmekteydi. Celil Memmedguluzade’nin “Molla Nasreddin” takma adı ile yazdığı “Sizi Deyib Gelmişem” başlıklı yazıda derginin varoluş gayesi açıklandı. İlk sayıda şu tekerleme de yer aldı:

Tərpənmə amandır bala, qəflətdən ayılma! (Aman kımıldama çocuk, aymazlıktan ayılma)
Açma gözünü, xabi-cəhalətdən ayılma! (Açma gözünü, cehalet uykusundan uyanma)
Laylay, bala, laylay! (Ninni, çocuk, ninni)
Yat, qal dala, laylay! (Yat, geride kal, ninni)

Dergide Celil Memmedguluzade “Molla Nasreddin”, Ömer Faik Numanzade ise Ümidvar, Dermend, Hayrani müstearlarıyla yazılar yayımladı. Sekizinci sayıda ilk mısrası “Ol gün ki halıg eder bir övlad” olan şiiri ile ilk defa dergide yer alan Mirza Ali Ekber Sabir, Molla Nasreddin’in en etkin isimlerinden biri oldu. Dergide en çok Hophop, Ağlar Güleyen, Ebuneser-Şeybani ve Cingöz Bey imzalarını kullandı.

Azerbaycan’da yayımlanan ilk mizah dergisi olan Hoca Nasreddin Azerbaycan’da mizah sanatının ve mizah edebiyatının öncüsü olan karikatür sanatının ortaya çıkmasında önemli rol oynadı. Tifliste yaşayan Alman Oskar Schmerling, derginin ilk karikatüristiydi. Josef Rotter, E. Eminzade, Azim Azimzade dergide ün kazanmış karikatürist ve ressamlardandı.

Derginin Tiflis’te çıkmasının bir sebebini Memmedguluzade şöyle açıklar: “Dergiyi Tiflis’te değil de Bakü ya da Erivan’da çıkarmış olsaydım ofisimi tahrip eder beni de öldürürlerdi“. O zamanlar Azerbaycan Türkleri Erivan’da nüfusun çoğunluğunu teşkil ediyorlardı. Tiflis ise Güney Kafkasya’nın kültür başkenti sayılıyordu. Buna rağmen Memmedguluzade Tiflis’te de saldırıya uğradı ve sürekli tehdit edildi. Sonunda 1914’te Çarlık yönetiminin baskısı ile Molla Nasreddin yayınını durdurmak zorunda kaldı. 1917’de Bolşevik devriminden sonra Tiflis’te yeniden çıkmaya başladı. I. Dünya Savaşından sonra ağırlaşan baskılar üzerine 1918’de dergiyi kapatmak zorunda kalan Mirza Celil Memmedguluzade, Bolşevikler’in iktidara gelmesi üzerine 1920 Nisan’ında İran’a geçti.  Ocak 1921’de Molla Nasreddin’i yeniden Tebriz’de yayımlamaya başladı. Ne var ki İran hükümetinin baskılarının gittikçe artması ve mollaların katli vaciptir diye fetva vermeleri üzerine, Azerbaycan SSCB Devrim Konseyi Başkanı Neriman Nerimanov’dan da resmi davet alınca, 24 Mayıs 1921’de Bakü’ye döndü. Kasım 1922’de aydınların baskısı ile Molla Nasreddin’i çıkarmasına izin verildi ve dergi yayın hayatına Bakü’de tekrar başladı.

Dergi Rus Çarlığı, İran Şahlığı ve Osmanlı Devleti’nin son zamanlarını mizahî bir dil ve anlatımla yerdi; sıklıkla anadil, özgürlük, din, eğitim, köylü ve işçi hakları konularını işledi, din adamlarını hedef aldı, Avrupa emperyalist devletlerini eleştirdi. Dergi yazarları din adamlarını eğitim ve laik toplum düşmanları olarak görüyordu. Merkezi yönetimle, insanların dinî duygularını sömüren mollalarla, ahlaksızlarla mücadelede hiciv ve kara mizah ön planda idi.  Atasözlerinin, bilmecelerin, manilerin anlam değiştirerek veya farklı şekillere sokularak halkın geri kalmışlığının nedenleri, yöneticilerin zulümleri ve mollaların dinî duyguları sömürmeleri eleştirilmekteydi.

Memmedkuluzade Molla Nasreddin`de neşrettiği “Bakılılara” (Bakü’lülere) makalesinde satirik üslubuyla mektebin ve muallimlerin durumunu “Vallah meettel (şaşırıp) galmışam: bilmirem yazım ya yox (yazayım mı yoksa yazmayayım mı). Yene yazmamak meslehettir (iyi olur)” demesine rağmen bir bir sıralar.

Dergi Azerbaycan Türklerinin millî ve siyasî benliklerine kavuşmalarında, halk kitlelerinin cehalet ve fanatizmden uzaklaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Derginin etrafında toplananlar arasında Ebdurrahim Bey Hagverdiyev, Eli Nezmi, Üzeyir Hacıbeyov gibi demokratlar, Neriman Nerimanov, Semed Ağa Ağamalıoğlu, Memmed Memmedyarov gibi Bolşevikler, Salman Mümtaz, Eyneli Sultanov gibi liberalizm eğilimliler; Abdullah Şaik, Firudunbey Köçerli, Yusuf Vezir Çemenzeminli, Mirzeli Mö’cüz, Memmed Said Ordubadi gibi aydınlar vardır. Ebdurrahim Bey Hagverdiyev derginin ilk çıkışını şöyle anlatır: “Bomba gibiydi, mollalar dergi hiçbir müslümanın evine giremez, girmişse maşayla tutulup tuvalete atılmalı diyorlardı“.

Dergi ilk Türk Cumhuriyeti, Doğu’daki ilk Cumhuriyet, özellikle de laik olan 1918 Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin teşkilinde ve kadınların Amerika’dan önce 1918’de seçme ve seçilme hakkı elde etmesinde de rol oynadı. Azerbaycan medya uzmanı Zeynal Memmedli’ye göre bakanların çoğu Derginin okuyucusuydu. Azerbaycan’ın ilk üniversitesi Bakü Devlet Üniversitesi, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminde 15 Kasım 1919 tarihinde kuruldu. Dergi Azerbaycan’ın dışında Fas’tan İran’a kadar geniş alanda okuyuculara ulaştı; birçok ülkede demokratik düşüncenin gelişmesinde etkisi görüldü.

Derginin yayın felsefelerinden biri, ana dilde yayındı. Celil Memmedgülüzade pek çok yazısında “ana dili” vurgusu yaparak, Farsça ve Rusça yazanları eleştirmiş; edebî dilin geliştirilmesi ve konuşma diline yakınlaştırılması konusunda son derece duyarlı bir tavır sergilemiştir. Derginin en önemli isimlerinden Ali Ekber Sabir de gücünü aynı duyarlılıktan almaktaydı. Gerek Memmedkuluzade’nin gerekse Sabir’in edebi dil konusunda sergiledikleri bu tavır, başta Eli Nazmi olmak üzere, hemen hemen bütün Molla Nasreddin yazar kadrosu tarafından benimsenmiş bir tavırdır. Böylece derginin kendine özgü atasözleri ve bilmeceleri oluştu. Ayrıca “Molla Nasreddin Lügati” başlıklı yazılarda kelimelerin anlamları mizah unsuru oluşturacak şekilde değiştirilerek verilmiştir.

Molla Nasreddin Dergisinden

Molla Nasreddin Dergisinden

Toplumun büyük bir kısmı okuma yazma bilmediği için Molla Nasredin dergisi yazarları edebi dilin geliştirilmesinde halk diline yönelme gereğini savunmuşlardır. Dergi, ülkenin geleceği açısından Molla Nasreddin ile pek çok konuda amaç birliği içerisinde olan Füyûzat ile dil meselesinde ayrılmıştır. Füyûzat Arapça- Farsça tamlamalarla ve zaman zaman ağdalı bir Osmanlı üslubuyla seçkin bir kesime hitap ederken, Molla Nasreddin tamamen açık, duru bir Azerbaycan Türkçesiyle ve sade bir üslupla topluma yönelik yayın yapmıştır.

Molla Nasreddin’in 340’ı Tiflis’te, 8’i Tebriz’de 400’ü Bakü’de olmak üzere 748 sayısı yayımlandı.

Birçok ideolojik ortamda yayınını sürdürmeyi başaran dergi Komünizme yaranamadı. Ocak 1932’de materyalizmin değerlerini yansıtmadığı gerekçesiyle derginin ismi Sovyet rejimi tarafından “Allahsız” olarak değiştirildi; Veli Huluflu derginin editörlüğüne atandı.  Böylece Molla Nasreddin’in yayın hayatına son verildi. Allahsız dergisi ise, Molla Nasreddin kadar yaygınlık kazanmadı; 1935’ten başlayarak 5000 nüshayla basılan Allahsız gazetesine dönüştürüldü, fakat halkın tepkileri sonucunda gazete kapatıldı.

Derginin sayıları Bakü’deki Azerbaycan Milli Kütüphanesinde muhafaza edilmektedir.

KAYNAKLAR:

When Satire Conquered Iran. NYRDaily. September 18, 2012. http://www.nybooks.com/daily/2012/09/18/when-satire-conquered-iran-molla-nasreddin/

How Muslim Azerbaijan had satire years before Charlie Hebdo. 28 February 2015 http://www.bbc.com/news/world-europe-31640643

Azerbaycan Tahsilinin Temelleri: Çarlık Rusyası Devrinde Maarifçi Aydınların Faaliyetleri. Ahmet Çamalan. AMEA Tarix İnstitutu Bakü / Azerbaycan. Journal of Qafqaz University.   http://bit.ly/2gVOlQO

Azerbaycan’ın İlk Mizah Dergisi: Molla Nasreddin. Güncel Tarih. Eylül 2012. http://www.gunceltarih.org/2012/09/azerbaycann-ilk-mizah-dergisi-molla.html

Celil Memmedguluzade. Vikipedi https://tr.wikipedia.org/wiki/Celil_Memmedguluzade

Molla Nasreddin (dergi). Vikipedi https://tr.wikipedia.org/wiki/Molla_Nasreddin_(dergi)

Bülent Pakman. Mart 2016. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets

IMG_1345Bülent Pakman kimdir?  https://bpakman.wordpress.com/pakman/

 

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir