Borç sarmalı

Bayram değil, seyran değil, Moody’s durup dururken Türkiye’nin kredi notunu neden çöp seviyesine düşürdü?

Önüne gelen böyle yazıyor, ya cari açıktaki kırılganlığı sebep gösteriyor ya da  Moody’s’e yüklenerek kararın siyasi olduğuna değiniyor. Moody’s yatırım yapan finansal kuruluşlara analiz hizmeti sunmakla iştigal eden bir kuruluş. 23 Eylül 2016 gecesi Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılamaz bir ülke seviyesine düşürdü.

Elbette ki cari açık, kapanması beceriksiz yönetimle mümkün olmayacak düzeyde ama Moody’s in söz konusu kararı da siyasi, zira dış borçlandırmanın özünde dış siyasi amaçlar yatıyor. Bunu daha iyi anlayabilmek için önce Cumhuriyetin borç tarihine kısaca göz atalım.

Kurtuluş savaşında Buhara Türkleri 100 bin altın rubleyi yardım olarak Sovyetler aracılıyla Ankara’ya göndermişler, Lenin Hükümeti bunun 18 binini yani % 18 kadarını “3 yılda” nakit olarak Türkiye’ye teslim etmiş, bir bölümünü Türkiye’ye verdiği silah ve cephaneye mahsup etmiş, kalan büyük bölümüne el koyarak kendi ihtiyaçlarına harcamıştır. Aynı dönemde Türk soylu Hindistan Müslümanlarından toplam 1 055 000 lira, Azerbaycan Hükümetinden de 500 kilo altın yardım gelmiştir. Atatürk bu yardımların “Yunanı yenecek ve İstanbul’u kurtaracak kadarını” Kurtuluş Savaşına harcamış, kalanını Cumhuriyet döneminde ülkenin onarımına, tarıma, sanayiye, İş Bankasının kuruluşuna kullanmıştır. 1934-35 de Osmanlı’dan miras kalan 700 bin altın Türk lirası dış borç ödenmiştir.

Atatürk döneminde 1930’da ABD’den 10 milyon dolar, 1934’de Sovyetlerden 8 milyon dolar, 1938’de İngiltere’den 16 milyon sterlin dış borç alınmıştır. Bunlar ve 1939’da alınanlar 1946 yılına kadar geri ödenerek “kapatılmış”, Osmanlı’dan miras kalan borçların taksitlerinin ödenmesine devam edilmiştir.

“2. Dünya savaşı buhran dönemine rağmen sıfır dış borçla” gelinen 1946 yılında ve sonrasında Stalin Rusyasının tehditleri yüzünden tamamen askeri amaçlı alınan dış borç stoku 775 milyon lira 1950 de Demokrat Parti hükümetine devredilmiştir.

Dış güçler Demokrat Partinin iktidara gelmesiyle Türkiye Cumhuriyetini borç tuzağına düşürme fırsatını yakalamışlardır. Böylece Demokrat Parti döneminde dış borçlar daha önce görülmemiş bir hızla artmaya başlamıştır.

Son olarak AKP iktidarı 129.6 milyar $ olarak devraldığı toplam dış borcu % 312 artışla 2016 Haziran sonunda 405.2 milyar $’a çıkarmıştır.

Dış güçler AKP iktidarını sıcak para ve borçla ayakta tutmuşlardır. Borçları ve borç faizlerini ödemek için AKP devletin elinde ne var ne yoksa satmaya başlamıştır. Satıp savma da yeterli olmamış, ülkeye giren para çıkandan az olunca döviz eksiği cari açık dış borçla ve sıcak parayla kapatılmaya çalışılmıştır. Son açıklanan verilere göre 2016 Temmuz ayı cari açığı 2.6 milyar $ dır. Devlet yatırımları kaynak olmadığı için yapılamıyor, piyasa Hazine gelir garantili Yap İşlet Devlet projeleri ile, düşük kredi faizli konut inşaatlarıyla sürdürülmeye çalışılıyor. Bu arada Türkiye büyümek zorunda.

Uzun lafın kısası Türkiye sonunda emperyalizmin kucağına oturmuş ve onlar ne derse yapmaya mecbur bırakılmıştır. ABD’nin Truva atı Feto’ya yıllarca ne istediyse verilmiş, BOP’unAtatürk ilkelerinden vazgeçilmiş, eğitimde geriye gidilmiş, NATO’nun orada ne işi var denilen Libya’ya karşı NATO koalisyonuna katılınmış, Kuzey Irak Kürdistanı tanınmış, bölücülerle masaya oturulmuş, Kuzey Suriye’deki kırmızı çizgiler unutulmuştur. Göçmenlerin Batıya geçmesine artık izin verilmemekte, statüsü dondurulmuş Ege adalarına Yunan bayrağı çekilmesine ses çıkarılamamaktadır. Ege kıta sahanlığı iddiası artık bahis konusu bile edilmiyor. Kıbrıs verilmek üzere. Son olarak Türk ordusunu Suriye’ye girmeye, IŞİD’e saldırmaya zorlayan ABD orada TSK eliyle PYD’nin önünü açmaya çalışmaktadır.

Dönelim ekonomide bu aşamada ne değişti ki, neden Moody’s bu zamanda böyle bir karar aldı sorusuna. Bu soruya Erdoğan neden ABD’ye gitti sorusuyla cevap verelim. Erdoğan ABD’ye elbette ki BM’in boş koltuklarına söylev vermeye gitmedi. BM’de kendisini kimsenin dinlemeyeceğini gayet iyi biliyordu. ABD’ye gidiş sebebi kendisine biraz daha nefes aldırmalarının sağlanmasıydı. Girdiği Suriye batağında ABD ile anlaşma zemini aradı. O yüzden kalabalık bir heyetle gitti. Görüşmeler yaptı. New York’da ikisi de Yahudi olan Henry Kissinger ve James Rothschild ile toplantıya girdi. Toplantıyı Michael Bloomberg ayarladı. Moody’s bu görüşmelerin sonucunu bekledi ve değişen bir şey olmadığını gördü, Erdoğan ABD’den ayrılırken kararını açıkladı.

ABD’nin BOP çerçevesinde Türkiye’nin Güneyinde Kürdistan kurulması projesi adım adım gerçekleşiyor. Ardından yerinde yönetim kamuflajıyla, eyaletlerle Güney Doğu Anadolu dahil olmak üzere Türk-Kürt federasyonu tuzağı gelecek. Onun da ardından bölünme ve Büyük Kürdistan.

Bunlar için Erdoğan’ın yerinde kalması gerekiyorsa hiç merak etmesin onu sağlarlar ama ikide bir masa altından beyzbol sopası göstererek. Erdoğan’ı gözden çıkarıldılarsa sıcak para musluklarını kestirmeleri yeterli. Yapma muhalefet liderleriyle siyasi alternatiflerin özellikle oldurulmadığı, Atatürk ilkelerinin rafa kaldırıldığı, ordunun zayıflatıldığı mevcut ortama ekonomik çöküntünün yaratacağı kaos da eklenince Erdoğan olsa da olmasa da zaten Kürt kalkışmasına ve ayrılmaya engel olunamayacaktır.

Haçlı emperyalizminin Lozan’da kararlaştırdığı dış borç tuzağına girmenin bedelidir bu durum. Hatırlayalım Lord Curzon, Lozan’da İsmet İnönü’ye ne demişti: “Siz reddediyorsunuz ama bunları karşınıza çıkaracağım.” Yani diyordu ki bu geçici bir olaydır. Bir gün gelecek bizim istediklerimizi yapacaksınız. İnönü’ye neden Menderes’in aksine dış borca girmediği sorulunca bu olayı anlatırdı. Maruz kaldığı tehditin arka planını anlamıştı. Türkiye’nin eninde sonunda ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalacağından eminlerdi.

97 yıl önce de Türk milletini aynı duruma düşürenler o zaman hiç hesap etmedikleri Mustafa Kemal Atatürk deneyimini yaşadıklarından onu kötüleyerek, gözden düşürmeden, devreden çıkarmadan başarılı olamayacaklarını biliyorlardı. Bunu da dinciler ve içerdeki hainler kanalıyla yaptılar ve yapmayı sürdürüyorlar.

Bülent Pakman. Eylül 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com