Ya Vatan Ya Ölüm

 ÖNCEKİ BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Kırım Tatarları’nın 1987 Temmuz’unda,  Kızıl Meydan’da  gerçekleştirdikleri demokratik kitle gösterisi, Sovyet devletinde ilk kez oluyordu.

KIZILMEYDAN MOSKOVA 6 TEMMUZ 1987 SAAT 11.00 

BEKİR ÖMER – Kırım Tatar Milli Hareketi Aktivisti-

“Kremlin’in tepesinde büyük bir saat vardı onda dakikalar saniyeler bir uzun göründü gözüme. Şimdi birkaç saniyede 11 olacak.  Baksam etrafımda kimse yok gibi. Heyecandan yanılıyordum besbelli. Sonra baksam bir saniye içinde etrafımda 40-50 adam birden peydah oldu. Tuttuk böyle kollarımızı birbirimize içeride kalanlar başladılar kağıttan, bezden pankartlar açmaya. Biz hevesle başladık bütün gücümüzle bağırmaya.”

6 Temmuz 1987 günü Moskova Kızıl Meydan’da 120 kadar Kırım Tatarı «Kırım Tatarlarını Vatan’a Döndürün» «Milletimizin Millî Haklarını Geri Verin», «Kırım Tatarları İçin de Demokrasi ve Berrak­lık» sloganları atıldı. Göstericiler arasında kadınlar, kızlar  küçük çocuklar da vardı. Sloganları ne kadar kararlı olduklarını gösteriyordu; ‘Ya Vatan Ya Ölüm”.  Bu gösteriler,  Sovyetler Birliği’nde ve Hür Dünya’da büyük yankı yarattı ve dikkatleri Kırım Tatar meselesine çevirdi. Onlar vatanlarına dönüş yolunda, şiddete, teröre başvurmadan, tek bir masum insanın kanını  akıtmadan  mücadele ediyorlardı.

AMET ASAN – Kırım Tatar Milli Hareketi Aktivisti-

“Eğer biz o zaman merkezi (Moskova) tekmeleyip Kırım’a gelmeseydik biz bugün burada olamazdık. Onu herkes anlıyor. 8 kadın 4-5 aylık çocuklarıyla geldiler. Onlar hazır idiler ölüme vatan için.”

Kırımoğlu Bir Halkın Mücadelesi _ Bölüm 8

Vatanlarına dönen, ancak tekrar tekrar Kırım dışına çıkarılan Kırım Tatar ailelerinin dramı. Vatanlarına dönmek için hükümetten ümidini kesen yüzlerce Kırım Tatar ailesi, 1988 yılından itibaren her geçen yıl artan sayıda dalgalar halinde  Kırım’a gelmeye başlamıştı. Mahallî Sovyet idarecileri bürokratik engellemeler, Kırım Tatarlarına ev satmamaları için Rus dilli halk üzerinde baskı kurmak, Kırım Tatarı karşıtı propaganda yaparak, milliyetler arasında gerginlik yaratmak gibi faaliyetlere başvurmaktaydı.

ANATOLİY GRİTSENKO-Kırım’da Yerel Yönetici (1989-1994) Kırım Parlamentosu Eski Başkanı-

“İdari engel olarak Kırım Tatarlarına oturum izni vermediler. Yetkililer sorunu çıkmaz bir hale getirdiler. İş bulabilmek için oturum izni      isteniliyordu, aynı zamanda oturum izni alabilmek için de iş bulmak gerekiyordu. Tam     bir çıkmaz yol.”

ALEKSANDR TARYANİK – Kırım-Bahçesaray Belediyesi Eski Başkanı

“Savaş Gazisi bir Kırım Tatarı uzak doğuda Japonya’ya karşı 1939 yılından 1946 yılına    kadar savaşmış. Çok sayıda nişanı madalyası vardı. Bu adam ailesi ile birlikte gelmiş   ve Bahçesaray’da ailesinin sürgün edildiği evi satın almış. Önüme madalyalarını, ödüllerini, takdir belgelerini döktü. Ve bana şöyle bir şey sordu: Evlat söyle bana, ben  karşında ne ile suçlanıyorum? İnanmazsınız az daha ağlayacaktım. Benim bu soruya verilecek hiç bir cevabım yoktu.

ENVER İBRAHİMOV – 8 kez  ailesi beraber evinden, vatanından  atılan ve buna rağmen 8 kere yeniden hayat kuran Enver İbrahimov’un hayat hikayesi insanın içine dokunuyor gerçekten:

1977 senesi göçüp geldik Kırım’a. Ev aldık birinci ev bir ay oturduk. Evi sardı polisler  sürgün ettiler. Bir ay içinde Sak’da ev aldık iki yıl yaşadık yine yazmadılar. İkamet yok, iş yok sen kimsin diyen yok. Gelip gelip “Sürgün edeceğiz” diyorlar. İki yıl sonra gene mecbur olduk çıkmaya. Kuban’a geldik dört yıldan sonra haber geldi “Kırım’da biraz kolaylıklar var” diye .Hemen evi sattık gene göç ettik, zaman değişti  yine yazmadılar. Geniçesk şehri var orada ev aldık. Azıcık ortam yumuşadı gene geldik. Çernomorsky’den ev aldık. Daha temelli evimiz yok. Allah kısmet ederse, bunu kurarsak bize kalacak.”

Bu evde de oturamadı Enver İbrahimov. Röportajdan bir ay sonra bu sefer Allah aramızdan aldı onu. Sanki evin sıvasında kaldı bedeninin bir yarısı.

Altıncı Tutuklanma – Kasım 1983- Taşkent-Yargılaması bu defa açık yapıldı.    Gelenlerin çoğunluğu üniversitede eğitim gören gençlerdi. Mahkemede sorulara   cevapları, Mustafa Kırımoğlu’nun savunmaları, genç, vatansever  Kırım       Tatarlarına adeta bir ders gibiydi.

ŞEVKET KAYBULLAH – (Kırım Tatar Milli Hareketi Aktivisti)

“O savunma  biz gençleri çekti. Musa Mahmut Teşkilatı her mahkemeye giderdi.      Köylerde vardı, biz kendimiz milli hareketimizde olan çeşitli yolları iyi öğrenmiştik.   Bize Mustafa Cemil’in tuttuğu yol pek yakındı.”

NASIR BEKİROV (Kırım Tatar Milli Hareketi Aktivisti)

“1944 senesinin suçlularını yargılayın sonra bizi yargılarsınız ‘dedi. Öyle davrandı ki  ara verildi duruşmaya, çıktık oturuyoruz, ağlıyoruz o adama.”

MİLARA SETTAROVA (Kırım Tatar Milli Hareketi Aktivisti)

“Bütün etrafı mahkemenin polis dolu. İtekleyerek girdik salona. Elbette öyle ruh     veriyordu ki gerçekten de hem kanunu biliyordu hem niçin mücadele ettiğini biliyordu. Konuşmasının sonuna gelince birden uzun boylular karanfilleri çıkarıp iskemlelere çıkıp bu karanfilleri Mustafa Cemil’e doğru atmaya başladı. Yanına bırakmıyorlardı. Askerler ayaklarıyla çiğnemeye başladı karanfilleri. Bu kızlar iskemlelere çıkıp pankartları açtı, askerler şaşırdı.”

Altıncı Mahkumiyet- Şubat 1984 Magadan-Ağır Şartlı Çalışma Kampı – Uptar           ağır şartlı çalışma kampındaki mahkumiyeti hayatının bıçak sırtında    olduğu en        zor, en sıkıntılı mahkumiyetlerinin başında geliyordu.

MUSTAFA A. KIRIMOĞLU

Çok tehlikeli zamandı. Hapishane yönetimi bazı kimseleri kendileri eliyle öldürmüyor, sakatlamıyorlar ama vazife veriyorlar bu mahpuslara. Bu adamı          böyle böyle yapacaksın diye. İşte beni böyle hücreye soktular. Anladım, tamam galiba sonum geldi burada…..

Yedinci Dava Ekim 1986 Magadan- Ceza müddetinin tamamlanmasına az bir     zaman kala Kırımoğlu aleyhine yeni bir dava açıldı.

11-12  Ekim 1986 İzlanda Reykjavik Hofdi House- Gorbaçov-Reagan zirvesinde, Reagan ön şart olarak aralarında Kırımoğlu’nun da bulunduğu hapisteki 5 insan hakları savunucusunun serbest bırakılmasını talep etmişti.

Yedinci mahkumiyet- 18 Aralık 1986 Magadan- 3 yıl hapis cezası alır ancak şartlı olarak serbest bırakılır.

Özbekistan’a dönünce, farklı şehirlerde faaliyet gösteren Kırım Tatar Millî Hareketi’nin Teşebbüs gruplarını birleştirmeye çalıştı.

Evimizi geri verin

Kırımoğlu Bir Halkın Mücadelesi _ Bölüm 9

Dönem: 1980 li yılların ortalarından günümüze kadar

Kırım Tatarları’nın, özellikle  1987’den sonra kitleler halinde vatanlarına dönmelerine rağmen, günümüze kadar baskılar ve engellemeler devam etti.  Kırım Tatarları oturum izni almak için yine mitingler, gösteriler ve açlık grevleri yapmak zorunda kalıyorlardı. Sürgün edildiklerinde ellerinden alınan evlerinde ise  Rusya ve Ukrayna’dan getirilmiş başka insanlar yaşıyordu. Vatanlarına yerleşmeye kararlı Kırım Türkleri boş araziler üzerine çadır şehirler kurmaya başladı.

Rüştü Battal 82 yaşında, 7 yıldır bir barakada yaşıyor. Hayattayken evini bitirip içinde oturmak istiyor.

Yer dibine çukur kazıp yaşarım Kırım’da yaşarım deyip geldim. Benim yaşayışımı görüyorsunuz gene de razıyım ben vatanımdayım. Bizim hakkımızı, hukukumuzu, hükümetimizi bilmeseler onlar bizi adamdan saymıyorlar. Bütün dünyaya çıkıp “Bu bizim yaptığımız şey yanlış” diye söylemeliler. Bizim bütün dinimizi, adımızı, milletimizi kaybettiler 15 dakikanın içinde. 66 yıldan beri güreşiyoruz biz kendi eski yerlerimize dönemiyoruz. Emekli maaşımdan yavaş yavaş para artırıp yemeyip buraların tepesini kapattım. Çatı malzemelerini değiştirdik.”

Elzara Muradasilova Eşi ve 3 çocuğuyla beraber 6 yıldır elektriği ve suyu olmayan bu barakada yaşıyor.

“Bu burada doğdu. Ben Belediyeye gittim. Ev için sıraya girmek istiyordum. Oraya buraya vardım çekiştim son buraya gelip buraya yerleştim. Hepimiz burada yaşıyoruz. Üç çocuğumla burada yaşıyoruz. Çocuklara yemek gerek, giyecek gerek, su yok, elektrik yok.

Birçok yerde polis ve askerler kışkırttıkları bölge halkından insanları da yanlarına alarak, bu  yerleşimleri güç kullanarak yıkar. Günümüzde Kırım Tatarlarının Kırım’daki nüfusu  toplamda 300 000’i  ancak bulabilmiştir. Ancak Kırım Tatarları inanılmazı başarmışlardı. Hem de örnek bir mücadele ile. Şiddete, teröre başvurmadan, barışçı  bir demokratik kitle mücadelesi gösteriyorlardı. Kırım Tatarları, 1991 yılında Ukrayna’nın bağımsız olmasından beri, haklarını tanıyan kanunun kabul edilmesi için mücadele ediyor. Değişen iktidarlara verilen sözlere rağmen bu gerçekleşmiyor. Eğitim, toprak, 18 Mayıs 1944’de ellerinden alınan haklarının iadesi, sürgün sonrası yok edilen, ağır tahribata uğrayan kültürlerinin,  dini ve milli medeniyetlerinin yok olmasına karşı mücadele ediyorlar.

Mustafa Abdülcemil KIRIMOĞLU– Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Ukrayna Milletvekili – (Kırım’da bizden sonra yerleştirilen Rus ve Ukrain halkına)

“Boşaltınız demedik çünkü birinciden bunlar kendileri gelip girmediler evlerimize. Sovyet rejimi getirdi, burada yaşayacaksınız dedile r. Yani insanların burada suçları yok. İkinciden boşaltınız diye, nereye gidecek bu insanlar? Sokağa mı atacağız onları imkanımız olsa bile? Biz yalnız dedik ki: biz vatanımıza geldik siz de bizim vatanımızda yaşıyorsunuz, biz muhabbet içinde yaşamak istiyoruz. Ama tek bir şey bizim haklarımıza saygınız olması lazım. Bizim sizin haklarınıza saygımız var ama sizin de bizim haklarımıza saygılı olmanız lazım. Bizim milli hareketimizin en önemli prensiplerinden birisi silah kullanmamak. Terör kullanmak İslam prensiplerine, İsmail Gaspıralı prensiplerine aykırıdır. Terör kullandığın zaman suçsuz insanların da kanı dökülüyor. Terörle hiçbir yere ulaşmak mümkün değil, hiçbir problemin çözülmesi mümkün değil. Yalnız çıkmaz yola sokmak mümkün bu problemi”

Hacı Emirali ABLAYKırım Müftüsü

“Çünkü bizim dinimiz buna müsaade vermiyor. Biz kimseye zarar, zulüm, tecavüz bilmem öyle bir şey yapmayız. Ama nasılda olsa bu denizin içindeki gemi tektir, Kırım’dır bu. Batarsak hepimiz batarız kalırsak hepimiz kalırız.”

Mustafa Abdülcemil Kırımoglu, mücadelesinden dolayı birçok ödüle layık görüldü. 1998 yılında, Halkını sürgünden  barışçı yollarla ve olağanüstü bir mücadeleyle vatanlarına döndürmeyi başardığı için  Birleşmiş Milletler Nansen Madalyası ile ödüllendirildi.

KAYNAK: Kırımoğlu, Bir Halkın Mücadelesi TRT belgeseli. Yönetmen Neşe Sarısoy Karatay. http://www.kirimoglu.org/

Bülent Pakman. Eylül 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Kırım ve Kırım Tatarları ile ilgili yazılarımız:
KIRIM TATARLARI
KIRIM HANLIĞI
KIRIM TATARLARININ GÖÇLERİ
GÖÇLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
KIRIM
Sivastopol
Yalta
Gözleve
Çibörek
MUSTAFA ABDÜLCEMİL KIRIMOĞLU
Sürgün (1) _ Can Pazarı (2)
Küllerinden Yeniden Doğmak (3) _ Sürgünde Yeşeren Vatan (4) _ Cesur insanlar Kremlin’e karşı (5)
Sovyet Hapishanelerinde Bir Kahraman (6)_ Sürgünlere Rağmen Yine Kırım Yine Kırım (7)
Ya Vatan Ya Ölüm (8) _  Evimizi Geri verin (9)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 1)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 2)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 3)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 4)
Kırım belgeseli
Karay/Karaim Türkleri

Twitter Widgets

IMG_2080Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Ya Vatan Ya Ölüm için 5 cevap

  1. sevil dedi ki:

    Rüştü Battal hakkında yazının tarihi nedir?

    • bpakman dedi ki:

      Yazı belgeselden alınmadır. Belgeselin kendi web sayfasında çekim tarihi yok. http://www.kirimoglu.org/kunye.html Belgeseli galası 28 Mart 2013 tarihinde gerçekleşmiş. 2012 de çekilmiş olabilir.

      • Sevil Sevdiyar dedi ki:

        Cevap için sağolun. Reşat beyin kapak resmi ilgimi çekti ve dolayasıyla araştırmamın yolu sizin blogunuza ulaştı. Malumat dolu blog, tebrik ederim. Sevil

  2. sevil dedi ki:

    Rüştü Battal hakkindaki yazinizin tarihini bilmek istedim. Hangi yil 82 yasindaydi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s