İzmir’in kurtuluşu _ Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Mustafa Kemal ile mülakatı

Öncesi için lütfen tıklayın

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Gazi Mustafa Kemal ile İzmir’in kurtuluşundan sonra İzmir’de mülâkatı

– Paşa hazretleri, Dumlupınar meydan muharebesi kazanıldıktan sonra, ordulara ilk hedefin Akdeniz olduğunu söylemiştiniz, ”ilk hedef” tâbirini kullanmakla tâkibi lazım gelen ikinci ve üçüncü hedefler mevcut olduğunu zımnen ihsas ettiğiniz anlaşılıyor. Lütfen bu hususta biraz malumat verir misiniz?
Bilâ tereddüt cevap verdiler, dediler ki:
Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının vazifesi ”Misak-ı Millî” ahkâmını temin etmektir. Türkiye halkı mütevazı, millî hudutları içinde bütün medenî insanlar gibi tam mâna ve şumuliyle hür ve müstakil yaşayacaktır. Fakat bilirsiniz ki, hareket-i askeriye, faaliyet-i siyasiyenin ümitsiz olduğu noktada başlar. Ümidin emniyetbahş bir surette avdeti orduların hareketinden daha seri hedeflere muvasalatı temin edebilir.
Başkumandanın şu son cümlesi bana âtideki suali iradetmek cesaretini verdi:
– Herhalde dedim, bu hedeflere ordu ile veya diplomasi tarikiyle vâsıl olmak hususlarındaki nokta-i nazarınızı bilmek pek faideli olur zannındayım.
Paşa hazretleri, aynı kati eda ile:
Hiçbir vakitte fuzuli yere kan dökmek istemedik ve istemeyiz, dedi. Milletimizin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin hakiki zihniyeti böyledir. Şimdiye kadar dökülen kanların mesulleri cihan- ı medeniyetçe tanınmış ise facianın devamına mahal yoktur.
Mustafa Kemal Paşa hazretlerine tasavvur ettiği sulhün nevi ve mahiyeti hakkında bir sual daha sormak istedim, dedim ki:
– Yunan ordusunu, senelerce kendi topraklarını bile müdafaadan âciz bırakacak bir surette müzmahil ve perişan ettiniz. Böyle büyük ve kahhar bir zaferden sonra sulhun tesisinde müzakerat- ı siyasiyeyi çetinleştirecek bazı yeni şartlar mevzuubahs olacak mıdır?
Başkumandan tebessüm etti:
Bu suali sormakla faideli bir iş yaptığınızı zannederim. Yalnız sizin değil, bütün dünyanın bize böyle bir sual tevcih etmeye hakkı var ve siz alacağınız cevapta bütün dünyayı tatmine delâlet etmiş olacaksınız. Evvela herkesin katiyetle bilmesi lazımdır ki, Türkiye, halkın mukadderatına bizzat vaziülyed olması suretiyle teessüs etmiş bulunan Türkiye BM Meclisi Hükümetidir. Ve yine herkesin sarih olarak bilmesi lâzımdır ki, bugün Türkiye halkı asırlarca kendi iradesini ve kendi idaresini başkasının elinde görmeye tahammül eden halk değildir ve asıl bilinmesi lâzım gelen cihet de, bugünkü Türkiye halkının ve hükûmetinin tûl-i emel peşinde koşup kendi evini unutan ve harap bırakan sergüzeştçi insanlardan olmadığıdır. Binaenaleyp, kemal-i katiyetle beyan edebilirim ki, hükûmetimiz neşve-i zaferle menafi-i hakikiye ve hayatiyesini unutacak kadar mahmur olmamıştır. Biz yalnız hukuk-u sarihamızı emniyetle istihsal etmekten ibaret olan esasları takip ederiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi teessüs ederken hangi hususları hayatî ve lâzım-üttemin görmüş ise, bugün dahi yine aynı şeyleri mevzuubahis eder.

Bunun üzerine nasıl oldu bilmiyorum, bahsimiz birdenbire ordularımızın istihsâl ettiği harikulâde zafer ve bu zaferi temin eden muazzam muharebeye intikal ediverdi. Başkumandanımız, bazılarının zan ve iddia ettiği gibi taarruzumuzun nâgihani bir baskın şeklinde inkişaf etmediğini söylüyor. Ona göre bu taarruz, geçen sene Sakarya’da yapılan mukabil taarruzun devamı gibidir. Ordumuz o zamandan beri faaliyetine bir an sekte vermemiştir ve bütün harekât ve istihzaratını düşmanın gözü önünde açıktan açığa yapmıştır. Yine bazılarının zannettiği gibi, düşmanın kuvvetlerinden bir kısmını Trakya’ya çekmiş olması da taarruza geçişimize bir vesile teşkil etmemiştir, zira Paşa hazretleri, bu kuvvetlerin hesaba katılacak derecede mühim bir kemmiyet olmadığı fikrindedir. Bundan anlaşılır ki, ordularımız bir seneden beri, her an için vatanı düşmandan tathir edecek bir kudreti haiz bulunuyordu ve şimdiye kadar bu kudreti istimal etmemesinin yegâne sebebi, millî davamızı belki siyaseten hallolunabilir, telakki etmesinden ibaretti. Nitekim taarruzdan evvel yapılan siyasi teşebbüsler de bunu ispat eder.

Mustafa Kemal Paşa hazretleri, zaferimizin büyük büyük süratle istihsal edilmiş olmasına rağmen pek o kadar kolay ve zahmetsizce inkişaf ettiğini de söylemiyor.
Düşman, son derece şiddetle ve pek anûdane muharebe etmiştir, diyor.

Kaynak: turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/kitap/agustos.pdf

Bülent Pakman. Eylül 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Devamı için lütfen tıklayın

Twitter Widgets

Viyana Parlamento Binası

Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Youtube video kanalım