Kafkas İslam Ordusu

KAFKAS İSLAM ORDUSU VE AZERBAYCAN DEMOKRATİK CUMHURİYETİ

ÖNCESİ

Yirminci asra girerken Çarlık Rusyası dünyanın en büyük devletlerinden
biriydi.  Batıdaki devrimci ve değişimci çevrelerden etkilenenlerin arzuladığı düzen anlayışı eski kurumlarının varlığını sürdürme çabalarıyla çatışmaktaydı. 17 Ekim 1905’de Rus Çarı II. Nikola reform beyannamesini bütün Rus imparatorluğuna duyurdu. O yıllarda Kafkaslar Rus işgali altındaydı. Yıllar süren Rus işgali sırasında İran’da bulunan Ermeniler anlaşma sonucu Kafkasya’ya göç ettirilmişler ve artan Ermeni nüfusu Ruslar tarafından himaye görerek müslüman nüfusa göre onlara önemli avantajlar sağlanmıştı.  Böylece Ermenilerle Müslümanlar arasında bir rekabet ortamı ve sevimsizlik oluşmuştur.

6 şubat 1905’de Bakü’de bir Müslüman’ın Taşnaklar tarafından öldürülmesi ile Ermeni – Müslüman çatışmaları başladı ve giderek nerdeyse bölgenin bütün şehir ve köylerine sıçradı. 1905-1906 yılları boyunca süren çatışmalarda her iki taraftan da binlerce insan ölür.  Bu çatışmalarda Rus kumandanlar Ermenilere yardım etiler. Liberalleşmenin başladığı bu dönemde Müslümanlar arasında Zeynelabidin Tagıyev, Ali Merdan Topçubaşı, Ahmed Ağaoğlu, Ali bey Hüseyinzade, Haşim bey Vezirov, Üzeyir Hacıbeyli, Celil Mehmetkuluzade, Neriman Nerimanov, Mehmet Emin Resulzade, Feridun bey Köçerli  isimleri sivrildi. Temmuz 1907 de Rusya’da  liberal hava giderek sönmeye başlamıştı. Hükümet bütün Rusya’da denetimi yeniden ele geçirmiş, bu arada Müslüman İttifak’ı da dağılmıştı. Ancak 1906 İran devrimi ve 1908 Jön Türk devrimi bu ülkelerle yakın bağları olan Azerbaycan Türk aydınlarını heyecanlandırmış ve onlar için yeni bir motivasyon kaynağı olmuştu.  İran devriminin aktif üyeleri arasında  Mehmet Emin Resulzade de vardı. Ahmed Ağaoğlu, Alibey Hüseyinzade, Muhammed Hadi, Yusufbekov ve Karabey Karabeyov’un da aralarında bulunduğu çok sayıda aydın ise Jön Türk devriminden sonra İstanbul’a göç ettiler. 1912 senesinde Rusya’nın isteği ile İran’dan sınırdışı edilen Mehmet Emin Resulzade de İstanbul’u seçmişti. 1913 senesinde Çar yönetiminin çıkardığı bir af dolayısıyla artık Osmanlı siyasal hayatına girmiş bulunan Ahmed Ağaoğlu ve Hüseyinzade dışında aydınların büyük bir kısmı geri döndü. Aydınlar Müsavat partisine girdiler.  İstanbul’daki milliyetçilik akımlarından, özellikle de Ziya Gökalp’tan etkilenen Resulzade parti başkanı oldu, 1914 de milliyetçi görüşlerini Azerbaycan basınında yayımladığı makaleleri ile yaymaya başladı.

Birinci Dünya savaşı sırasında  Rus ve Ermeni güçlerinden oluşan Rus Kafkas Ordusu Doğu Anadolu içlerine kadar girdi. Kars, Ağrı, Doğubayazıt, Trabzon, Bitlis, Muş, Van, Hakkari, Bayburt, Erzincan, Erzurum Rus-Ermeni ordusu tarafından işgal edildi. Türkler, Kürtler, kadınlar, çocuklar, karındaki ceninler topluca katledildi. Urfa, Adana, Maraş yörelerindeki Ermeni isyanları ise ancak Osmanlı Devletinin tehcir kararı ile bastırılabildi.

27 Şubat 1917 Devrimi ile Rusya’daki Çarlık rejiminin yıkılması sonucu Rus Kafkas Ordusu dağıldı. Devrim sonrasında Osmanlı ve Rus Ordusu arasında çatışma olmadı, Rus birlikleri bölgeden ayrılırken silahlarını Ermeni ve Gürcüler’e dağıtarak Osmanlı Ordusu ile mücadeleyi onlara devrettiler. Bu sırada Kafkasya Müslüman halkı arasında yoğun bir işbirliği ve fikir teatisi sürecinin başladığı görülmekteydi.

15-20 Nisan 1917’de Bakü’de Kafkasya Müslümanlarının geleceğini belirlemek amacı ile bir kurultay yapıldı. Bu kurultayda Müsavat Halk Partisi ile Türk Ademî Merkeziyet Partisi’nin, ağırlıklı hakimiyeti altında gelişen tartışmalardan sonra şu kararlar alınmıştı:

1 . Kafkasya Müslüman Kurultayı millî, siyasî maksatlar hakkındaki konuları tartışarak, Müslüman milletlerin menfaatlerini en fazla temin edecek olan idarecilerin, mahallî federasyon esası üzerinde kurulu cumhuriyet idaresi fikrini kabul edecektir.

2. İslam dininde olan bütün milletlerin ruhanî ve medenî irtibatını dikkate alarak, Kafkasya Müslüman Kurultayı bütün Rusya Müslümanları’ndan aldığı güçle genel bir idare teşkilini lüzumlu görmektedir.

Kurultay görüşmelerinden sonra, islamcılar, sosyalistler ve milliyetçiler arasındaki görüş ayrılıkları iyice açığa çıktığı için milliyetçi ve islamcıgörüşleri savunan “Müsavat Halk Partisi” ile “Türk Adem-i Merkeziyet Partisi” birleşmişti. Kurultayda yoğun fikir ayrılıkları ortaya çıkmış bile olsa, her kesimin birleştiği husus, bağımsızlığın mutlaka kazanılması gerektiğiydi.

26 Ekim 1917 de Bolşevikler Rusya’da iktidarı ele geçirdiler.

2 Kasım 1917 tarihinde Bakü’de Daşnak Stepan Şaumyan başkanlığında Bolşevik yanlısı Bakü Sovyeti hükümeti kuruldu.

11 Kasım 1917 de Tiflis’te Gürcü, Ermeni ve Azerbaycan Türklerinin temsilcilerinden oluşan Bolşevik karşıtı Transkafkasya Komiserliği, (Maveray-i Kafkas Konfederasyonu) Transkafkasya Sejmi (Meclisi) karma hükümetini kurarak ve Bakü dışında tüm Transkafkasya’da egemenliği ele aldı.

18 Aralık 1917 de Osmanlı Devleti Erzincan Mütarekesi’ni imzalayarak Transkafkasya Sejmi’ni tandı. Aynı tarihte 18 Aralık 1917’de Lenin bu gelişmelerden tedirgin olduğu için  Bakü Sovyeti Lideri Stepan Şaumyan’ı Kafkasya Fevkalade Komiserliğine tayin etti. Lenin  Osmanlı Devletini de yakından ilgilendiren bir beyanname yayınlayarak, Osmanlı Ermenistanı olarak kabul ettirmeye çalıştıkları bölgedeki Ermeni halkının istiklâlini temin hususunda yardımcı olunacağını ilan etti. Lenin, bu beyanname ile Doğu Anadolu ve Kafkasya’da nasıl bir politika takip edileceğini alenîleştirmiş olduğu için Osmanlı’nın karşı tedbirler alması gerekli hale gelmişti. Aynı zamanda Kafkasya’da giderek artmakta olan Ermeni tedhiş ve mezalimine karşın da kayıtsız kalınması mümkün görünmemekteydi.

Rus ordusundan kalan 120 000 kadar Ermeni asker  ve Ermeni milisleri (çeteleri) güçlerini birleştirerek Kafkasya’da yeni kurulan Ermeni ordusunu teşkil ettiler ve Rus Bolşeviklerden de destek gördüler. Amaçları Kafkasya ve Doğu Anadolu’da Rusya’ya bağlı Büyük Ermenistan Özerk devletini kurmaktı. 1917 sonlarında Gürcüler Posof-Kobliyan tarafında, Ermeniler de Erzurum-Kars-Ardahan taraflarında askeri faaliyetlere başladılar.

Kafkasya'da 1918 Osmanlı ileri harekatı

O sıralarda Osmanlı ordusunun doğu cephesinde  18 Aralık 1917’de yani Lenin’in beyanname tarihinde Ruslarla Osmanlı’lar arasında Erzincan’da mütareke imzalandı.

29 Aralık 1917`de Rus esaretinden kurtulup Türkiye’ye geçen Avusturyalı bir subay  6. Ordunun Kumandanı Halil Paşa ile görüşerek Kafkasya’daki duruma ilişkin olarak kendisine bilgi verdi. Halil Paşa o subayı Enver Paşa ile de buluşturdu. Avusturyalı subay ile yaptığı görüşmeden sonra Enver Paşa`da hem Kafkasya’daki din ve kan kardeşlerinin onlara duyduğu ihtiyaç, hem de bölgedeki mevcut ortamın yardım etmek için uygun olduğu konusunda ciddi kanaat oluştu.

Osmanlı 3. Ordusu  Vehib paşa komutasında Ermenilerin Türklere karşı saldırı ve katliamlarına son vermek amacıyla 7 Şubat 1918 de harekete geçerek 8 Nisan’a kadar Kelkit, Erzincan, Bayburt, Tercan, Vakfıkebir, Akçaabat, Trabzon, Erzurum, Oltu, Hasankale, Horasan, Malazgirt, Hınıs, Adilcevaz’ı geri aldı. 23 Şubat 1918’de Tiflis’te Transkafkasya Seym’i toplandı Türkiye ile derhal müzakerelere başlanması gerektiği kararını aldı.

3 Mart 1918 de imzalanan Brest-Litovsk Anlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum  (Elviye-i Selâse) Osmanlı Devleti’ne verildi. Bu Gürcistan’ın yoğun tepkisine sebep olmuş, fakat Türk askerî harekâtı üzerine 28 Mart 1918’de antlaşmayı tanımak mecburiyetinde kalmıştı. Akabinde de taraflar arasındaki ihtilaflı konuları çözümlemek için Trabzon Konferansı düzenlendi. Türk ordusunun ileri harekatı ile telaşa düşen Transkafkasya Seym’i, Türk tarafı ile barış müzakerelerinin bir an evvel başlamasını istemiş ve karşılıklı heyetler 14 Mart – 14 Nisan 1918 tarihleri arasında Trabzon’da çeşitli görüşmeler yapmışlardı. Seym temsilcilerinin, Türk tarafının kabul etmeyeceği tekliflerle Trabzon’a gelmiş olması neticesinde, yapılan müzakerelerden olumlu bir sonuç alınamadı.

Doğu Cephesinde Yakup Şevki Paşa (Subaşı) kumandasında hazırlanan (dört tümen kadar) özel grup Romanya’dan getirilen 6. kolordu karargâhı emrine verilen iki tümen ile birlikte 30 Mart 1918 de 3. ordu karargâhının bulunduğu Erzurum’a geldi.

Aynı zamanlarda Gürcüler  26 Mart 1918 de Batum’da Alman himayesini kabul ederek Almanlarla anlaşma yaptılar; önce Osmanlı Ordusunun  hizmetinde bulunan general Von Kress Tiflis’e geldi ve iki Alman alayı da Poti’ye çıkarılarak bazı istasyon ve önemli yerler işgal edildi. Böylece Almanlar yalnız Gürcistan bölgesini değil bütün Güney Kafkasya’yı, Bakü dahil, Gürcistan hesabına ele geçirmeye teşebbüs etmişlerdi.

Doğu cephesinde Yakup Şevki Paşa ordusu Sarıkamış, Kars ve Ardahan bölgesinde 37. Kafkas Tümeni de Batum’a ilerlemeyi planladı. Ermeniler ise Novo Selim’e çekilmişlerdi. Van 2 Nisan, Ardahan 3 Nisan 1918 de 3. Ordu tarafından ele geçirildi fakat Batum’un işgali Almanların Gürcülere destek vermeleri yüzünden uzun sürdü.

Diğer yanda bugünkü Azerbaycan topraklarında yabancılar arasında “March Days” Mart Günleri denilen 30 Mart – 3 Nisan 1918 tarihleri arasında Bakü ve civarında Bolşevik Bakü Sovyeti ve Stephan Şaumyan komutasındaki Ermeni Devrimci Federasyonu kuvvetleri arasında meydana gelen çatışmalar sırasında Azerbaycanlı  sivillere yönelik katliamda, Azerbaycan Türkü ve diğer müslüman halk mensupları katledildi. Ölü sayısı 15 000 olarak belirtildi.  Azerbaycan tarihine “Mart Kırgını” olarak geçen bu hadise, Kafkasya Müslümanları’nın kendi başlarına bağımsızlıklarını kazanmalarının mümkün olmadığını göstermişti. Bundan sonra Bakü Sovyeti Bakü Komünü (Azerbaycan Türkçesinde: Bakı Kommunası; Rusça: Бакинская Kоммуна – Bakunskaya Kommuna) olarak tanındı. Daha geniş bilgi için lütfen TIKLAYIN

7 Nisan 1918 de Ermeni Daşnak birlikleri bugünkü Azerbaycan topraklarında bulunan Şamahı’ya girdiler.

Kafkas Cephesinde 5 Nisan 1918’de Sarıkamış, 7 Nisanda Van ve 8 Nisanda Kağızman, 14 Nisan 1918 de Batum ve Çürüksu Osmanlı kuvvetleri tarafından zaptedildi.

22 Nisan 1918 de Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan topraklarında federatif bir yönetim altında Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti (Maverai  Kafkas) kuruldu. Ancak Osmanlı Ordusuna karşı nasıl bir politika izlemesi gerektiği konusunda fikir ayrılığı yaşandı. Osmanlı Devleti ile sınır ihtilafları devam eden Gürcü ve Ermeni temsilciler silahlı mücadele kararı verirken, Azerbaycan temsilcileri dostane politika izlenmesinden yana oldular. Ermeniler bloktan ayrıldı ve Azerbaycan’ı işgale devam ettiler. 23 Nisan 1918’de Daşnak Stephan Şaumyan Quba’yı ele geçirdi ve katliam yaptı. Bu katliamdan 80 yıl sonra Quba’da stadyum inşaat kazısı sırasında bulunan kurbanlar anısına dikilen bir anıt bulunmaktadır.

Kafkas Cephesinde Türk ordusu  25 Nisan 1918 Kars’a girdi. Arpaçay’a kadar olan bölge işgal edildi. Böylece 1877 – 1878 Osmanlı Rus savaşında Rusların ele geçirdiği üç sancak da geri alınmış oldu.  Güneyde İran topraklarına girilerek Ermenilerin elindeki Makü ve Hoy bölgeleri; kuzeyde de Ahıska, Ahilkelek ve Çürüksu ele geçirildi.

AZERBAYCANLI TÜRKLERİN OSMANLILARDAN YARDIM İSTEMESİ

Bolşevik Rus ihtilalini müteakip, Çarın hakimiyeti altındaki bütün esir milletler bağımsızlıklarını kazanmak için harekete geçerken, Kafkasya’daki Müslüman halk da teşkilatlanma çabası içine girmişti. Gürcüler ve Ermeniler amaçlarına ulaşma hususunda daha avantajlı konumdaydırlar. Rus ordusu ve devlet kademelerinde görev yapmış oldukları için ordu ve devlet teşkilatı örgütlenmesinde daha tecrübeli hareket etmekteydiler. Türk-İslam toplulukları ise özellikle bu tarz görevlerden uzak tutulmuş oldukları için acil yardıma ihtiyaç duymuşlardı. Tek yardım makamı ise Osmanlı olduğundan Azerbaycanlı Türkler Osmanlı Devleti’ne bir heyet göndererek yardım istemeye karar verdiler.

Osmanlı’dan yardım isteyecek Azerbaycan Türk heyetinin başkanlığa Nağı Şeyhzamanlı getirildi. Şeyhzamanlı, Gence’de bulunan Türk subayı Hüsameddin (Tuğaç) Beyle buluşarak gizlice Batum üzerinden İstanbul’a gitmeyi, Osmanlı yöneticilerden Azerbaycan halkına askerî yardım talebinde bulunmayı planladı. Hüsameddin Bey, I. Dünya Savaşına katılmış ve Kafkas cephesinde Ruslara esir düşmüş bir subaydı. O sıralarda Azerbaycan yurtseverleri, birkaç esir Türk askerini kurtarmış ve Hüsameddin beyin de dahil olduğu bu askerler Azerbaycan’ın bağımsızlık savaşında faal rol almışlardı.

Bir ay içinde İstanbul’a varan Şeyhzamanlı, “Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Hatıraları” adlı kitabında, Osmanlı Devleti’nin Harbiye Nazırı Enver Paşa’yla görüşmesiyle ilgili olarak şunları yazıyordu: “Bâb-i Âli’ye gittik ve saat beşte Osmanlı Hükûmet Başkanı Tal’at Paşa’nın huzurunda bulunduk. Sevincim ve heyecanım karışmıştı. Tal’at Paşa, masa arkasında oturmuştu. Sağında Enver Paşa, solunda Adliye Bakanı Halil Bey. Bana da oturmayı teklif ettiler. Ben vekâletnamemi Tal’at Paşa’ya sundum.”

Şeyhzamanlı, Azerbaycan’ın büyük bir süre Rus esaretinde bulunduğundan, halkın askerlikten uzak tutulduğundan ve ordunun halka yabancı gibi gözüktüğünden bahisle, Osmanlı’ya yardım başvurusunda bulunmak zorunda kalındığını ifade ediyordu. Askerî yardım dışında Osmanlı ordusunun subaylarınca Azerbaycan halkına askerî eğitim verecek bir ekibin görevlendirilmesi talebi de gündeme gelir. Osmanlı yöneticileri, Azerbaycan’dan gelen temsilcileri dinledikten ve durumu değerlendirdikten sonra Azerbaycan’a derhal gerekli yardımların yapılmasının önemini ve gereğini kabul ettiler. Kurulacak ordunun yerel ordu olarak varlığını sürdürmesi planlandı. Öte yanda Çarlık Rusyası döneminde Azerbaycan’ın askeri birlikleri yoktu. Çarlık Rusyası`ndan Azerbaycan’a sadece 300 civarında iyi eğitim almış subay kadroları kalmıştı. Ama küçük subay kadrosu olmadan onlar genel ordu oluşturulması için yeterli değillerdi. Bu yüzden Azerbaycan’a Türk askeri birliklerini göndermeye karar verildi.

Şeyhzamanlı devamla: “Enver Paşa’nın sıcak ilgisinden cesaret alarak Kafkasya’ya gönderilecek askerî birliklere Nuri Beyin atamasını rica ettim. Enver Paşa “Nağı Bey, Nuri çok gençtir, ne yapalım?” diye sordu. Nuri Beyin komutanlığı ile ilgili Rus matbuatında çok haber okudum ve teferruatlı bilgi sahibiyim. Onun komutan olarak atanmasını ısrarla rica ederiz, dedim. Enver Paşa bizi kırmadan Nuri Paşa’nın komutanlığını kabul etti.”

KAFKAS İSLAM ORDUSUNUN KURULUŞU

Almanya, Filistin Cephesi’nde hayati önemde çarpışmaların yapıldığını öne sürerek, bu yardımın yapılmasına karşı çıktı. Enver Paşa bu sıkıntının aşılabilmesi için kardeşi olan Libya’da Missurata’da İtalyanlara karşı savaşmış, 29 yaşındaki  Nuri (Killigil) Paşa’nın komutanlığında, Azerbaycanlı ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti vatandaşı Dağıstanlı gönüllülerden oluşan bir  Kafkas İslam Ordusu kurulmasına karar verdi. Kısa bir süre içinde Kafkas İslâm Ordusunun kurulmasına başlandı. Ancak Kafkas İslâm Ordusunda görevlendirilen birçok subayın Nuri Paşadan daha kıdemli olması sıkıntı yarattı. Bu dengesizliği gidermek için Padişah, Nuri Beye Ferik (Tümgeneral) rütbesi verilerek Kafkas İslâm Ordusu Komutanlığına getirildi.

İslam Ordusu denilmesinin nedeni askerlerin tamamen müslümanlardan oluşmuş olması, Kafkas İslam Ordusu denilmesinin sebebi ise müttefik Almanların harekata engel olmalarını önlemek için  Osmanlı Ordusu  görünümü verilmemek istenmesidir.

Nuri Paşa Musul’dan 149 subay ve 488 askerle birlikte yola çıktı. 9 Mayıs’ta Tebriz’e geldi. Yol boyu birkaç yerde (özellikle Urmiye`de) Ermeni katliamlarının önlenmesi için çarpışmalar yaşanmıştı.

Diğer taraftan 11 Mayıs 1918 de Osmanlı Devleti ile Transkafkasya Federasyonu arasında Batum Konferansı başldı. Batum Konferansı görüşmeleri esnasında, ilginç bir gelişme oldu. Osmanlı Heyeti Başkanı Halil Bey ilhak edilmek isteği ile gelen bir Azerbaycan Türk grubunu  kabulünde, “… biz süngümüz ile Kafkasya’ya dahil olduk. Siz bize ilhak olmak istemeseydiniz de, biz süngü ile ilhak ederdik. Ancak buna imkan yoktur. Bizim birleşmemizi ne düşman ne de dost devletler kabul eder. Biz size yardım ediyoruz ve edeceğiz. İstiklâlinizi elde edip, müstakil yaşamanız için ne kadar lazım olsa asker göndereceğiz. Her taraflı kömek (yardım) edeceğiz. Öz vatanımız gibi sizin vatanınızı da koruyacağız. Evlerinize gidin ve kurulacak istiklâli müdafaa edin.” diyerek Osmanlı Devleti’nin emperyalist olmadığını ispat ediyordu.

Prof. Hanım Halilova 70 yıllık tarihi anlatıyor.

Kafkas Cephesinde  Ermenileri barışa zorlamak için 12 Mayıs 1918 de Yakup Şevki Paşa komutasındaki Türk ordusunun Tiflis’e ilerlemesi emri verildi. Ordu 15 Mayısta Gümrü’yü ele geçirerek Erivan’a doğru demiryolu boyunca ilerlemeğe ve istasyonları işgal etmeğe başldı. 26 Mayısta Karakilise ele geçirildi. Bu durum karşısında Nazarbekof kumandasındaki Ermeni kolordusu da doğuya çekildi.

Kafkas İslam Ordusu Kazak'ın Yukarı Salahlı köyünden geçerken

Kafkas İslam Ordusu Kazak’ın Yukarı Salahlı köyünden geçerken

Aynı sıralarda  Tebriz’den hareket eden Nuri Paşa  20 Mayıs`ta Aras nehrini geçerek Zengezur`a ulaştı. Nuri Paşa bu bölgedeki Ermeni katliamları karşısında dehşete kapılmıştı. Subaylarından bir bölümünü bu bölgede bıraktı, birkaçını ise Nahçıvan bölgesine gönderdi. 24 Mayıs`ta Yevlah`a, 26 Mayıs 1918 de Gence’ye erişti. Nuri Paşa hatıralarında şunları yazmaktadır: “20 subaydan oluşan bir ekiple derhal hazırlığa başladık. Birçok zorluklardan sonra 12 Mayıs’ta Azerbaycan’a vardık. Bulunduğum her yerde halk beni severek karşıladı. Ermeniler silâhlı teşkilâta sahip olduğundan buradaki Müslüman ahali  zayıf durumdaydı. Halkın içinden gençleri seferber etmek amacıyla bulunduğum yerlerde Türk subayları onları hem seferber ediyor hem de eğitim veriyordu.”

Azerbaycan’ın lideri Mehmet Emin Resulzade askerleri Gence’ye gelişleri için: “O zaman müdhiş bir anarşiye maruz, diğer taraftan da Bolşevik tecavüzü ile tehdit olunan Gence Nuri Paşa’yı ve askerini gökden inmiş halaskâr bir melek gibi telakki etmişdi.” der.

Prof. Hanım Halilova anlatıyor

Azerbaycan Türkü şair Talman Hacıyev’in  başlarındaki fes ve fesin ucundaki gelinciğe (Azerbaycan dilinde “lale” Türkçe’deki “gelincik” anlamındadır) benzetilen püskülle binlerce Türk askerinin Gence’ye yaklaşmasıyla ortaya çıkan manzarayı aşağıdaki şiiriyle sembolize eder:

Yazın evvelinde Gence çölünde
Çıhıblar yene de dize laleler
Yağışdan ıslanan yaprağlarını
Seripler dereye düze laleler
Hayalimden neler gelib ne geçer
Yaz gelir ellere durnalar göçer
Bulağlar semaver ağ daşlar şeker
Benzeyir çemende köze laleler
Meylim üzündeki gara haldadır
Hicranın elacı ilk vüsaldadır
Ne vakittir aşığın gözü yoldadır
Bir gonağ gelesiz bize laleler
Talman Hacıyev

Azerbaycan Türkçesinde “çöl” dışarı anlamına gelir. Bu şiir meşhur Laleler şarkısının güftesini teşkil etmektedir. Dinlemek için tıklayın:

AZERBAYCAN SAVAŞLARI

Osmanlı Devleti ile sorunu olmadığı halde Konfederasyon üyesi olarak soruna ortak olmak zorunda kalan Azerbaycan’ın Osmanlı Devleti ile ile yakın siyasî ilişki kurabilmesi için konfederasyondan ayrılması gerekiyordu. Beklenen fırsat kendiliğinden zuhur etti ve 26 Mayıs 1918 de Gürcistan “Gürcistan Demokratik Cumhuriye’tini” ilan ederek  konfederasyondan ayrıldı. Bunu Ermenistan takip ederken 26 Mayıs 1918 de Transkafkasya Federasyonu fesholundu.

Gürcistan Osmanlı’ya karşı 28 Mayıs’ta Almanya ile Poti anlaşmasını imzaladı ve Almanya’nın himayesini temin etti. Osmanlı ile zaten müttefik olan Almanya’nın Kafkaslarda etkin olabilmesi için geriye Bolşeviklerle anlaşması kalmıştı.

Bu arada Ermeni birlikleri, Gence’ye taarruza başladılar. Amaçları, Azerbaycan’ın son kalesi olan Gence’yi ele geçirerek bütün Azerbaycan’ı kontrol altına almak ve Azerbaycan’ın millî birliğini yok etmekti.  Ordunun gelişiyle eli güçlenen Azerbaycan Cumhuriyeti konfederasyonun dağılmasından iki gün sonra Tiflis’ten Genceye geçerek 28 Mayıs 1918 de Musavat Partisi lideri Mehmet Emin Resulzade’nin liderliğinde Gence’de bağımsızlığını bir bildirge ile ilân etti. İstiklal Beyannaməsinin ilan olunduğu toplantıya Azerbaycan Milli Şurasının başkan yardımcısı Hasan bey Ağayev başkanlık etmişti. Mustafa Mahmudovun katib olduğu toplantıya Feteli Han Hoyski, Halil bey Hasmemmedov, Nesib bey Yusifbeyli, Mirhidayət Seyidov, Heybetkulu Memmedbeyov, Neriman bey Nerimanbeyli (bolşevik Neriman Nerimanov değil), Mehdi bey Hacınski, Elesger bey Mahmudbeyov, Aslan bey Qardaşov, Sultanməcid Qenizade, Ekber Ağa Şeyhülislamov, Mehdi bey Hacıbababeyov, Memmed Yusif Cəferov, Hudadat bey Melik-Aslanov, Rehim bey Vekilov, Hemid bey Şahtahtinski, Firudin bey Köçerli, Cemo bey Hacınski, Şefi bey Rüstembeyov, Hosrov Paşa bey Sultanov, Cefer Ahundov, Mehemmed Meherremov, Cavad Melik-Yeqanov ve Hacı Molla Selim Ahundzadə katıldılar. Azerbaycan Millî Şûrası’nda başta Müsavat Partisi mensupları olmak üzere Tarafsız Demokratlar Bloğu, Müslüman Sosyalistler Bloğu, Sosyalist Demokratik (Menşevik) ve Himmet Partisi grubu ile İslamî İttihat Partisi mensupları bulunmaktaydı. 28 Mayıs Azerbaycan’da bugün  milli bayram olarak kutlanmaktadır. Bakü’nün önemli bir semtine de (28 May) adını vermiştir. Azerbaycan’ın bağımsızlık ilanı üzerine Daşnak komutan Şaumyan, Kürdemir-Yevlakh ve Göyçay olmak üzere iki taraftan Gence’ye saldırı hazırlığına başladı.

Mehmet Emin Resulzade, “Azerbaycan Cumhuriyeti” adlı eserinde, Azerbaycan’ı ve Azerbaycan halkını şöyle tanıtır: “Azerbaycanlılar milliyet bakımından Türk, din bakımından İslam, uygarlık bakımından da Doğuludur! Kendisine mahsus lehçesiyle, Anadolu Türkçesine yakın bir şiveyle konuşan Azerbaycan Türkü, çeşitli şivelere sahip ve bulunduğu yerlere göre çeşitli isimler taşıyan büyük Türk ağacının bir dalıdır. Azerbaycan milletinin bugün oturdukları yerler, eskiden beri Türk halkının yaşadığı yerlerdir… Başta kahraman Cevat Han’ın destanlara sığmaz savunması olmak üzere, Azerbaycanlılar yiğitçe topraklarını Rus ordusuna kadar savunmuş ama sonunda yenik düşmüşlerdir…

Nuri Paşa, Gence’de durumun vahametini görünce Osmanlı Devleti’nin Kafkasya cephesindeki 3. Ordu Komutanı Vehib Paşa’ya başvurarak Azerbaycan’daki durumu anlattı ve acil olarak askerî yardım gönderilmesini istedi.

Kafkasya Cephesinde 4 Haziran 1918’de Batum’da Gürcülerle Osmanlı heyeti arasında barış anlaşması imzalanırken aynı gün Azerbaycan Cumhuriyeti Osmanlı devleti tarafından tanınarak iki Devlet arasında da bir anlaşma imzalandı.  Anlaşmaya göre;
1. Azerbaycan ile Osmanlı Devleti arasında daimî bir dostluk ve barış olacaktır,
2. Azerbaycan, Osmanlı Devleti, Gürcistan ve Ermenistan arasındaki sınırlar belirlenmişti. Bu durumda Osmanlı Devleti ve Azerbaycan arasında geniş bir sınır
komşuluğu tesis edilmiş oluyordu,
3. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasındaki ihtilaflı sınır konusu çözümlenecek ve Osmanlı Devleti ‘ne bildirilecektir,
4. En önemli madde olup, Azerbaycan huzur ve istikrarını, güvenliğini temin edebilmek için ihtiyaç duyması halinde Osmanlı Devleti’nden askeri yardım talebinde bulunabilecektir,
5 . Sınırları içindeki silahlı çetelerin bertaraf edilmesi sorumluluğu Azerbaycan’a aittir.

Enver Paşa ile Mehmet Emin Resulzade arasındaki görüşmede Azerbaycan’a ilk yardım olarak 2 milyon Türk Lirası tutarında borç verilmesi de karara bağlandı. Enver Paşa bu Anlaşma uyarınca, Nuri Paşa’nın talebi ile Enver Paşa Şark Orduları Grubundan donanımı en iyi olan 15. Tümeni ile Şark Orduları Komutanlığı bünyesinde bulunan beşinci Kafkas Piyade Tümeninin Kafkas İslam Ordusunun arasına katılması emrini verdi.

Bu arada Ali İhsan (Sabis) Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu Van’dan sonra  8 Haziran 1918’de Tebriz’i aldı.

Osmanlı Devletinin Kafkas Cephesindeki 9. Ordusunun 5. Kafkas Fırkasından 9. Kafkas Alayı ve 2. Süvari Alayı, 9 Haziran’da Azerbaycan’a hareket ettiler.  Kafkas Cephesi Türk askeri birlikleri Gümrü’den, Azerbaycan topraklarından Kazak, Tovuz bölgelerinden geçerek yol boyunca halkın sevgi gösterileri ile karşılandılar. 10 Haziranda Gence’ye ulaşarak Kafkas İslam Ordusu’nun emrine girdiler. 5. Kafkas Fırkası Mürsel Paşa’nın kumandanlığına geçti. Osmanlı-Azeri anlaşması, Türk ordusu mensuplarının Gence’ye gelmesi, Kafkas İslâm Ordusu’nun teşkil edilmesi Ermenileri rahatsız etti. Bu nedenle Ermeni komutan Stepan Şaumyan Gence’ye saldırı emri verdi. 12 Haziran 1918 de ilerlemeye başlayarak aynı ay içinde Ermeni birlikleri Gence’ye kadar bütün bölgeyi kontrol altına aldılar. Nuri Paşa, taarruz eden düşmanı durdurmak amacıyla tedbir plânı hazırladı. Her şeyden önce Gence’de yaşayan Ermeni asıllı nüfusun silâhlarını alma emrini tebliğ etti. Silâh teslim etmeyeceklerini beyan eden Ermenilere karşı harekât başladı. 11-12 Haziran tarihinde 9. Piyade Alayı ve 2. Süvari Alayı Komutanları ile görüşmek isteyen Ermeni temsilcileri, silâhları teslim edeceklerine dair söz verdilerse de bunu yapmadılar. Mucib Kemalyeri’nin bölüğü, taarruza geçti ve Ermenilerin ciddî savunmasıyla karşılaşınca mevzilerine döndü. 12 Haziranda yapılan başarılı taarruz sonucunda Ermeniler, silâhlarını teslim etmek zorunda kaldılar.    Kafkaslarda Mehmetçik ilk kez Gence‘de şehit düşmüştür.

Nuri Paşa, Gence’ye doğru yürüyen düşmanı durdurmak emrini verdi. 16 Haziranda Kürdemir etrafında Ermeni birlikleri ile Kafkas İslâm Ordusu’nun 10. Alayı arasında cereyan eden muharebede Kafkas İslâm Ordusu, ciddî kayıplar verdi. 16-18 Haziran savaşında gerek Türk Ordusundan yardıma gelenler ve gerekse Kafkas İslâm Ordusu’ndan 122 şehit verildi ve 121 kişi yaralandı. Bundan sonra taraflar savaşa ara verildi. 27 Hazirana kadar Osmanlı’dan hayli yardım gelmiş ve civar arazilerde yaşayan yerli halk da Kafkas İslâm Ordusu’na katılmıştı.  Üç Osmanlı tümeninden (12,000 – 14,000) oluşan orduya Dağıstanlı (4. tümen) ve Azerbaycan Türkleri (5. tümen) gönüllülerinin katılımıyla toplam 20,000 civarında bir güce erişilir. Azerbaycanlıların komutanı Ali Ağa Şıhlinski dir. Osmanlı ordusunda ise 5. Kafkas fırkasının başında önemli bir komutan Mürsel Paşa bulunmaktaydı.

27 Haziran’da Ermeni birlikleri, ansızın taarruz ettiler. Karameryem-Göyçay karayolu boyunca Kafkas İslam Ordusu ile yüz yüze geldiler. Türk birlikleri hücuma geçerek düşmanı 3 km geriye atıp bozgun şekilde doğu istikametinde kaçmasını sağladılar. Panik içinde kaçan düşman askerleri karşılarına çıkan Aksu (Ağsu) kasabasını tamamen yakıp yok ettiler. Gökçay Savaşı, Türk Kafkas İslam Ordusu için ve Azerbaycan için çok önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştı. 29 Hazirandaki savaş ise bu başarıyı daha da artırdı. 30 Haziranda Ermeniler Karameryem ve Göyçay’dan tamamen çıkarıldı. 1 Temmuzda sona eren bu savaş, Kafkas İslâm Ordusunun ilk ciddî başarılı harekâtı olarak kabul edilir.

Kafkas İslam Ordusu Şamahı'dan geçerken

Kafkas İslam Ordusu Şamahı’dan geçerken

Bakü’ye doğru yürüyüşe devam eden Kafkas İslâm Ordusu, 5 Temmuzda Ağsu etrafında düşmanı bir daha yıldırarak geri çekilmeye mecbur etti. 10 Temmuzda Kafkas İslâm Ordusu’ndan yeni darbe alan Bolşevik-Daşnak birlikleri, Kürdemir’i terk ederek  Şamahı’ya doğu yürüdüler. Düşmanı takip eden Kafkas İslâm Ordusu, 22 Temmuzda Şamahı’yı da düşmandan temizlediler. 30 Temmuza kadar birkaç savaş yapan Kafkas İslâm Ordusu, Bakü yakınlarına kadar geldi.

Ermeniler Bakü'yü terk ediyorlar

Ermeniler Bakü’yü terk ediyorlar

Kafkas İslâm Ordusu’yla Bolşevik-Daşnak birlikleri arasında en önemli muharebeler, Gence-Bakü arasında bulunan arazide olmasına rağmen Azerbaycan’ın güney bölgesi de önemini kaybetmemiştir. Kür Nehri sahilinde bugün Neftçalan adıyla anılan bölgede Salyan muharebeleri yaşanmıştır.

Bu muharebelerde şehit olan dokuz Türk askeri burada gömülmüş ve onların adına bir anıt yapılmıştır.

Bakü Tatar Pazarı semtinde çatışmalar

Kafkas İslâm Ordusu’nun baskısı sonucunda Bolşevik-Daşnak birlikleri ve Bakü’de yönetime sahip olan Sentrokaspi (Merkezi Hazar-Centrocaspian) hükûmeti, Bağdat’tan İran’da geçmiş bulunan İngiliz birliklerinin komutanıyla anlaşarak Bakü’yü Türklere karşı savunmak için Britanya İmparatorluğunun Dunsterforce elit kuvvetini Azerbaycan’a gönderilmesini sağlamayı başardı.

İngiliz ordusu Bakü yolunda

İngiliz ordusu Bakü yolunda

Bakü'de talim yapan Ermeni güçleri

Bakü’de talim yapan Ermeni güçleri

Amaç, bağımsızlık ilân etmiş olan Azerbaycan Millî Hükûmetine Bakü’yü başkent yapma imkânı vermemekti. İngilizlerin Lionel Dunsterville komutasındaki Dunsterforce adı verilen ordusu 4 Ağustosta Bakü’yü işgale başlar. Orduda 1000 piyade, 1 topçu bataryası, 1 makineli tüfek kolu, 3 zırhlı araba, 2 uçak bulunmaktaydı. İngilizlerin Bakü’ye girmesi, yeni hükûmetin direnişini artırdı.

İngiliz ordusunun arabası çatışma sahasında

İngiliz ordusunun arabası çatışma sahasında

               5 Ağustosta Kafkas İslâm Ordusu’nca Bakü’ye yapılan ilk taarruz teşebbüsü, başarısız oldu. Kafkas İslâm Ordusu bu muharebede dokuz subay ve 139 er şehit verdi, 444 de yaralı vardı. Nuri Paşa, bu başarısızlıktan sonra muharebelere bir süre ara vermeyi ve son harekâta hazırlanmayı plânladı. Bu arada Şark Cephesi Komutanlığı ve bu komutanlığa bağlı Kuzey Grubu tamamen lağvedilerek bütün birlikleri Nuri Paşa’nın emrine verilmiş oldu. Osmanlı’dan yeni yardımlar alan Kafkas İslâm Ordusu, Bakü çevresinde hazırlığa başladı.

17 Ağustosta Albay Stapanov komutasındaki Ermeni ordusunun Bakü’nün kuzeyinden harekatı başarısızlıkla sonuçlandı.

Türk ordusunun Bakü'ye saldırı planı

Türk ordusunun Bakü’ye saldırı planı

Bu arada dinlenmiş olan Osmanlı ordusu, 23 Ağustosta Bakü girişinde taarruza başladı. Mürsel paşa komutasındaki kuvvetler 26 Ağustos’ta Kurt Kapısına ve Binegadi tepesine saldırdı.

Bu sırada Almanya, Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye girmesine engel olmak için harekete geçti. Osmanlı’nın müttefiki ve dostuyken Bakü petrollerinden pay kapmak istiyordu. 27 Ağustos 1918 de Almanya ve Sovyet Rusya gizli bir anlaşma imzaladılar. Almanya Sovyet Rusya’ya “Bakü sancağına ve ona bitişik Cevat, Şamakı ve Kuba sancaklarına üçüncü bir ordunun girmesine izin vermeyeceği” yolunda söz verdi. Almanya’nın Osmanlı ordusunu durdurması karşılığında Bakü petrolünün dörtte  biri Almanlara verilecekti. Almanya, müttefiki Osmanlı’yı böylece sırtından hançerlemekten çekinmedi. Türk kuvvetleri Bakü’ye girme hazırlığındayken  Almanya bu anlaşmanın bir suretini Babıali’ye sunarak İstanbul’dan saldırıyı durdurulmasını istedi ancak Enver Paşa bunu reddetti.

Osmanlı ordusu 28-29 Ağustos’ta Bakü’yü şiddetli top ateşine tuttu ve tekrar Binegedi tepesine saldırdı. 29 Ağustos-1 Eylül arasında Binegedi tepesi ve Diga’yı ele geçirdi.

Osmanlı topçu ateşi altındaki petrol kuyuları

Türk topçu ateşi altındaki petrol kuyuları

Bu taarruzlardan sonra, 1-13 Eylül arasında ordu saldırı yapmadı, mevkilerde son taarruz hazırlıklarına başladı. Dunsterville’in hatıralarında bu süre içerisinde Ermenilerin Müslüman halka yaptığı iğrençlikler  anlatılmıştır. Dunsterville çekilme kararı alır ancak yakın zamanda yönetimi darbe ile ele geçirmiş olan Merkezi Kafkasya Diktatörlüğü bunu kabul etmedi. Bakü’de İngiliz ordusundan başka Grigory Korganov komutasında 6000 askerden oluşan düzenli Bolşevik ordusu, General Dokuçaev – Ermeni Albay Avetisov komutasında 6000 piyadeden oluşan 40 uzun menzilli silah sahip çoğunlukla Daşnak Ermenilerden oluşan Ermeni-Rus Bakü ordusu bulunmaktaydı. Daşnak komutanların en meşhuru “her müslüman düşmandır, düşman olması için müslüman oluşu yeterli nedendir” felsefesine sahip Azmasp bulunmaktaydı. Son dakikada Biçerakov komutasındaki 600 kazakdan oluşan Rus ordusu da yardıma geldi.

Türk ordusunun Bakü’ye girişi

13 Eylül 1918’de Bakü üzerine son taarruz kararı alındı. Gece saat 03.00’te Kurt kapısına karşı başlayan taarruzda Bakü’nün giriş kapıları alındı. 14 Eylül 1918 sabaha karşı Kafkas İslâm Ordusu’nun bütün topları düşman mevkilerini ateşe tuttu. Bu ateş karşısında tutunamayan Bakü Ordusu ve İngiliz Ordusudan kalanlar mevkilerini terk  ederek Enzali’ye doğru kaçmaya başladılar. 15 Eylül 1918’de, Kafkas İslâm Ordusu’nun piyade ve süvari birlikleri Halil (Kut) Paşa komutasında Bakü’ye girdi. Böylece şehir düşmandan temizlenmiş oldu.

Kafkas İslâm Ordusu, zaferden sonra 16 Eylül 1918 günü, Bakü’de düzenlenen törende halkın önünde resmî geçit yaptı.

Aynı gün Bakû’nün kurtarılmasını, Nuri Paşa Harbiye Nazırı ve Başkomutan vekili abisi Enver Paşaya telgrafla bildirdi. “Allah’ın yardımı ile Bakû şehri otuz saat şiddetli muharebeden sonra 15.09.1918 tarihinde düşmandan tamamıyla temizlenerek zapt olunmuştur. 54. Alayın kahramanlığı zikredilmeye değer. Tafsilat arz olunacaktır.

Türk Ordusu Bakü'de

Türk Ordusu Bakü’de

Nuri Paşa’nın telgrafına ağabeyi Enver Paşa’dan cevap gelir.  “Büyük Turan İmparatorluğu’nun Hazar Denizi kıyısındaki zengin bir konak yeri olan Bakü şehrinin zaptına ilişkin haberi büyük sevinç ve mutlulukla öğrenmiş bulunuyorum. Türk İslam Tarihi sizin bu hizmetinizi unutmayacaktır. Gazilerimizin gözlerinden öper, şehitlerimize Fatihalar ithaf ederim.” Enver Paşa. Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili.

image12_20130619173714Feteli Han Hoyski yönetimindeki Azerbaycan Devleti Hükümeti 17 Eylül 1918’de Gence’den Bakü’ye taşındı. Böylece Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu sivil işlere karışmadı.

Bu harekât boyunca Türk ordusu, Azerbaycan’ı kurtarmak için 1130 şehit vermiştir! Bu şehitler Bakü “Şehitler Hıyabanı”nda (Şehitler Ağaçlıklı Yolu), Bakü Merkez Hastanesinde, Şamahı, Fatmayı, Göyçay, Maştağa, Neftçalan, Novhani,  ve Şeki yakınlarında yatmaktadırlar. Azerbaycan’ın her cihetinde şairin söylediği gibi, ‘sarmaşıklı bir mezar bulunur. Taşlarda  Maraşlı, Karslı, Çorumlu, Adanalı, Konyalı, Diyarbakırlı, Balıkesirli Bosna’lı, Bulgaristan’lı, Kırım’lı şehit isimleri yer alır. Bakü’deki şehitlikte ayrıca Türk Hükümetince yaptırılan ve 1995 de açılan bir Cami de bulunmaktadır. ŞEHİTLİĞİN İLGİNÇ HİKAYESİ VE RESİMLERİ İÇİN TIKLAYIN:   https://bpakman.wordpress.com/dunya/baku-2010-fotograflar/kafkas-islam-ordusu/baku-sehitler-hiyabani/ . Şehitliğin ihtişamına karşın Bakü Milli Meclis yakınındaki Merkezi Hastanesinde yatan Sivaslı Halil Oğlu Mustafa ile Sivaslı Osman Oğlu Ahmet’in mezarlarını pek bilen hatırlıyan çıkmaz.

Bakü - Nuri Paşa mimberi

Bakü – Nuri Paşa mimberi

Kafkas İslam Ordusunun, uzun bir sefer ve zorlu savaşların ardından Bakü’ye girmesi ve burayı Ermeni ve Bolşevik çetelerinden temizlemesinin ertesi gününde 16 Eylül’de, Tezepir Camisi imamı Ahund Ağa Alizade, Nuri Paşa’yı camiye davet eder, ünlü komutan camiye gelerek buradaki minberden halka hitap eder.

Azerbaycan’da, Kafkas İslam Ordusu komutanı Nuri Paşa’nın (Killigil) 1918’de halka hitap ettiği minber, Türk askerine şükran misali olarak bir emanet gibi korunup saklanılıyor. Başkent Bakü’de bulunan Tezepir Camisi’ndeki eski minber, “Nuri Paşa minberi” diye anılıyor.

Stalin zamanında şehit edilen büyük Azeri şairi Ahmet Cevat’ın 15 Kasım 1914 de yazdığı “Çırpınırdın Karadeniz” diye başlayan aşağıdaki ünlü şiiri ünlü Azerbaycan bestecisi ve fikir adamı Üzeyir Hacıbeyli tarafından, Nuri Paşa komutasındaki Türk Ordu’sunun Bakü’ye girmesi anısına bestelenmiştir. Dinlemek için lütfen tıklayın:

Çırpınırdın Karadeniz

Çırpınırdın Karadeniz
Bakıp Türk’ün bayrağına
Ah diyerdin, hiç ölmezdin
Düşebilsem ayağına!

Ayrı düşmüş dost elinden
İller var ki çarpar sinem
Vefalıdır geldi giden
Yol ver Türk’ün bayrağına

İnciler dök gel yoluna
Sırmalar düz sağ soluna
Fırtınalar dursun yana
Selam Türk’ün bayrağına

Hamidiye ve Türk kanı
Hiçbirinin bitmez şanı
Kazbek olsun ilk kurbanı
Selam Türk’ün bayrağına

Dost elinden esen yeller
Bana şiir selam söyler
Olsun bizim bütün eller
Kurban Türk’ün bayrağına

Ahmet Cevat

Şiirde adı geçen Kazbek 1. Dünya Savaşında Amiral Rauf Bey (Orbay) komutasındaki Hamidiye kruvazörünün Odesa limanında batırdığı Rus kruvazörünün adıdır. Genceli Muallim Ahmed Cevad bu şiiri yüzünden Stalin’in gazabına uğramış ve 1937 de Pantürkizm suçlamasıyla kurşuna dizilerek idam edilmiştir.

Şamahı Türk Şehitliği

Şamahı Türk Şehitliği. Şehit Yzb. Kadir Efendi

Yolun kenarında tenha bir mezar
Üstünde ne adı ne soyadı var
Yolcu arabayı durdur bu yerde
Bir sor kimdir tenha kabirde
O bir Türk askeri kahraman metin
O, öz kardeşine yardıma geldi
Kurşuna dizilen milletimizin
Haklı savaşına yardıma geldi
Uzaktan ses verip sesine geldi
O dönmedi ülkesine
Düşman sağlarını o soldan sağa
Biçti dostlarıyla cepheyi yardı
Toprağın yolunda düştü toprağa
Senin toprağın sana geri verdi
Kendi koruduğu hem can verdiği
Yolun kenarında defnedildi o
Uğrunda canını kurban verdiği
Toprağı kendine vatan bildi o
Yolcu, arabayı bu yerde eğle
O mezar önünde sen tazim eyle
El aç, dua eyle onun ruhuna
Ayak bastığın yer borçludur ona

Bahtiyar Vahapzade

Ekim 1918 başında bir başka Osmanlı müfrezesi kuzeydeki Derbent’e ve Mahaçkale’ye girer.  Öncesinde Osmanlı Ordusu’nda görevli Çerkes Subaylardan İsmail Berkok, Mithat Şhaplı ve Muzaffer Beyler teşkilât taburları ile dağ yolundan Kafkasya’ya ulaşmışlar, bu genç subaylar, yerli kuvvetleri organize etmeye başlamışlardı. Yeni kurulan Kuzey Kafkasya Ordusu’na komutan tayin edilen Met Çunatıko Yusuf İzzet Paşa, Kafkas İslâm Ordusu Kumandanı Nuri Paşa ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Devlet Başkanı Abdülmecid Çermoy düşmandan temizlenen Derbent’te bir araya gelirler. 13 Ekim 1918 günü yapılan büyük merasimden sonra top sesleri arasında Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yedi yıldızlı bayrağı şehrin burçlarına çekilir.

Mehmet Emin Resulzade  “Azerbaycan Cumhuriyeti” adlı kitabında “Kardeş Türkiye’nin İmdadı” başlığı altında bölümde Bakü’nün geri alınmasını “Mehmetçiğin tarihe altın harflerle yazılacak bir fedakarlığı” olarak anlatır. Daha birkaç gün önce Almanya’nın, petrol imtiyazları karşılığında Ruslar’a terk ettiğini öğrenmiş olan, Orta Avrupa Devletleri Konferansına katılmak için İstanbul’da Resulzade başkanlığında bulunan Azerbaycan heyeti “Baküsüz Azerbaycan başsız bedendir” açıklamasını yapmıştı gazetelere.

Osmanlı’nın bölgeyi terki

Ancak Osmanlı Ordusunun Azerbaycan ve Dağıstan’daki varlığı fazla uzun sürmedi. I. Dünya savaşında Osmanlı İmparatorluğu İtilaf Devletleri’nden mütareke isteğinde bulundu.

Enver Paşa, Şark Orduları Grup Kumandanı Halil Paşa’ya gönderdiği ayrı bir emirde de; Nuri Paşa’nın orada kendisi ile çalışmak üzere kalacak subay ve askerleri belirleyerek ona göre faaliyette bulunmasını istemişti.
Henüz mütareke imzalanmadan önce 16 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı Hükümeti (Ahmet İzzet Paşa Hükümeti) Brest-Litovsk Antlaşması ile kazanılan yerler dışındaki toprakların boşaltılması kararını almıştı. 21 Ekim 1918 günü Kafkasya’daki IX.Ordu Komutanlığı’na verilen emir ile 24 Ekim tarihinden itibaren 6 hafta içinde de bölgenin terki istenildi. Yani Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) hariç, Azerbaycan, Dağıstan ve Nahçıvan dahil tüm bölge terk ediliyordu.

30 Ekim 1918’deki Mondros Ateşkes Anlaşması ile güçlü ve disiplinli Osmanlı askeri varlığı bu cephede resmen sona erdi. Ancak başlatılacak geri çekilme harekatı öncesinde bölgedeki Türk komutanların bazı çekinceleri mevcuttur. Geri çekilme işlemini lojistik, askerî, güvenlik ve stratejik noktalardan değerlendiren komutanlar düşüncelerini merkeze çeşitli telgraflarla bildirmişlerdir. Türk komutanların öngörülerince geri çekilme işlemi en az bölgeye düzenlenen ileri harekat kadar zor olacaktır. Belirli bir araziye yayılmış kuvvetlerin erzak ve malzemelerinin taşınması bile sadece 3 aylık bir zaman dilimini kapsayacaktır. Aynı şekilde bölgede Türk birliklerinin çekilmesi ile başlayacak göç dalgası için olası güzergahlarda iaşe ve güvenlik tedbirleri alınması gerekmektedir. Boşaltılacak yerleşim yerlerine hemen gelmeleri beklenen Ermeni ve Gürcü kuvvetlerinin gerçekleştireceği faaliyet ve olası zulümler de önceden öngörülmeli ve önlemlerin alınması gerekmektedir. Ayrıca bölgede güvenlik de önemli bir problemdir

15. Piyade Fırkasından ibaret Türk kuvvetleri Bakü’yü merkez alarak Kuzey Kafkasya’da birtakım harekatlar yapmaktaydılar. Aynı kuvvetler 8 Kasım 1918 tarihinde Petrovsk şehrini ele geçirmişlerdir. Bu tarihten itibaren Enzeli’de bulunan İngiltere’nin bölge komutanı Thomson ile Nuri Paşa arasında çeşitli defalar farklı şekillerde iletişim kurulmuştur. İngiliz komutanın Bakü’nün boşaltılması ve İngilizlerce işgal edileceğini söylemesinin ardından Nuri Paşa, çekilme takviminin Thomson’un beklediği hızda olamayacağını kendisine iletmiştir. Neticede ikili arasında Türk kuvvetlerinin çekilmesinin nasıl olacağı konusunda anlaşmaya varılmıştır.

9 Kasım 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Hükümeti tarafından üç renk üzerine ay ve sekiz köşeli yıldızdan oluşan Azerbaycan bayrağı kabul edilir. Bu renkler üstte Türkçülüğü temsil eden mavi, ortada çağdaşlaşmayı temsil eden kırmızı, ve altta İslamcılığı temsil eden yeşilden oluşmaktadır.

Osmanlı Genel Kurmayı Mondros gereği Azerbaycan’daki Türk ordusunun çekilmesi kararını değiştiremez ve 1918 Kasım ayında Osmanlı Ordusu geri dönüşe başladı. 16/17 Kasım’da Nuri ve Mürsel Paşalar dahil olmak üzere Ordu Bakü’yü terk etti. Bazı Türk subayları Azerbaycan ve Kafkasya’da kaldılar. Ancak Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin sonunu getiren süreç başlamıştır. 17 Kasım 1918’de General V.M. Thomson’un kumandanlığındaki İngiliz, Fransız ve Amerikan birliklerinden, Ermeni ve kazak askerlerden de oluşan müttefik askeri güçler, Bakü’yü işgal ettiler.  İngilizler 14 Eylül’de kaçtıkları gemilerden biriyle dönmüşlerdir.

18 Kasım 1918 de merkezi Iğdır olan Nahçıvan’ı da kapsayan Aras Türk Hükümeti kuruldu. Aynı gün Tebriz; 4-5 Aralık’ta Ahıska, Ahılkelek kısaca tüm Azerbaycan ile doğu, güney ve kuzey Kafkasya’yı terk eden Türk kuvvetleri, 4 Aralık’ta Arpaçay üzerindeki 1877 sınırına 5 Aralık’ta da daha önce belirlenen Van-Beyazıt hattına ulaşmışlardı.

Türkiye’nin göndermiş olduğu siyasî ve askerî yardım, bölgenin Müslüman ahalisi,
bütün Azerbaycan halkı ve aynı zamanda Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti yöneticileri tarafından yeteri derecede değerlendirilmiştir. Feteli Han Hoyski, 17 Kasım 1918’de Azerbaycan Parlamentosunun açılışında, bu konuda şunları söylemiştir: “İçişlerimizin çok düzensiz olduğu bir zamanda hükümet asayişi sağlamada aciz bir durumdaydı; ne askerî gücümüz vardı, ne de silahımız, böyle olunca durum içte düzeltilemezdi. Dış bir güce ihtiyaç duyularak Türkiye’ye müracaat edildi. Türkiye-Azerbaycan Anlaşmasının bir maddesine göre memleketimize gerekli olduğu durumda düzenimizin korunması için Türkler bize asker vermeliydiler. Biz bazı şartlardan dolayı dışarıdan yardım almak için başka millet ya da devlete müracaat edemezdik. Etsek de bir sonuç alamazdık. Onun için de aynı din ve milletten olduğumuz Türkiye’ye müracaat edildi

1 Aralık’tan itibaren Nahçıvan’ı terk etmeye başlayan IX. Kafkas Tümeni, 11 Aralık’ta Kağızman üzerinden Sarıkamış’a gelmişti. 17 Aralık’da Azerbaycan tümüyle terk edilmişti. Ancak, daha önce de olduğu gibi bölgede kalmak isteyen terhis olmuş askerler ile silah ve mühimmat bölgede bırakılmıştı.

7 Aralık 1918 de Hacı Zeynelabidin Tağıyevin kızlar mektebinin binasında (halihazırda Füzuli  Elyazmalar Enstitüsünün olduğu bina) Azerbaycan Parlamentosu açılır, Alimerdan Topçubaşov Azerbaycan Parlamentosunun ilk başkanı, Hasan Ağayev yardımcısı seçilir. İngiltere Savunma Bakanlığı, 3 Ocak 1919′da İstanbul, Bağdat ve Kahire’deki İngiliz Başkumandanlıklarına uzunca bir şifre tel çeker. Cezalandırılmak üzere aşağıdaki paşaların ismini verir:

Nuri Paşa: Kafkasya İslam Ordusu komutanı; Azerbaycan‘a asker sokmak, Ermenilere zorbalık etmekten suçlanır.

Mürsel Paşa (General Mürsel Bakü): Kafkasya’da Azerbaycan Kuvvetleri Komutanı. Nuri Paşa’yı desteklemek, Türk Ordusunun geri çekilmesini geciktirmekle suçlanmaktadır.

Şevki Bey (Yakup Şevki Subaşı Paşa): Kafkasya’da 9. Ordu Komutanı. Ermenilere, Ukraynalılara zorbalık etmek ve geri çekilmeyi geciktirmekle suçlanmaktadır.

DEVAMI AŞAĞIDAKİ YAZILARIMIZDA:

Osmanlı Ordusunun Kafkasya’yı terk süreci
Osmanlı Ordusunun Kafkasya’yı terk süreci Sorular Cevaplar
Milli Mücadelenin başlarında Kızıl Ordu’nun Kafkaslarda ilerleyişi
Milli Mücadelenin başlarında Kızıl Ordu’nun Kafkaslarda ilerleyişi Sorular Cevaplar
Kızıl Ordu’nun Azerbaycan’a girişi
Kızıl Ordu’nun Azerbaycan’a girişi Sorular Cevaplar
Milli Mücadelede Doğu Cephesi ve Moskova ile ilişkiler
Milli Mücadelede Doğu Cephesi ve Moskova ile ilişkiler Sorular ve Cevaplar

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

Kafkas İslâm Ordusunun Zafer Yürüyüşü (1918) Nazım Kahramanov, Bizim Ahıska, 3 aylık Kültür Dergisi Sayı 14  http://www.ahiska.org.tr/?p=850 Yazı metninde belirtilen referanslar:
1  Nağı Şeyhzamanlı, Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Hatıraları, Bakü, 1997.
2  Nuri Paşa, Kafkas İslâm Ordusu Harekâtı Hatıralar, İstanbul, 1936.
3  Nasır Yüceer, I. Dünya Harbi’nde Osmanlı Ordusu’nun Azerbaycan ve Dağıstan Harekâtı, Genelkurmay  Matbaası, Ankara, 2002.
4  Mucip Kemalyeri, Çanakkale Ruhu Nasıl doğdu ve Azerbaycan Savaşı/1917-1918, İstanbul, 1972.
5  Yavuz Özgüldür, Türkiye-Azerbaycan İlişkileri (1918-1922), Genelkurmay Matbaası, Ankara 2001.
6  Nuri Paşa, Kafkas İslâm Ordusu Harekâtı Hatıralar, İstanbul, 1936.
7  Süleyman İzzet, 15. Piyade Tümeninin Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya’daki Harekâtı ve Muharebeleri, İstanbul, 1936.

Diğer Kaynaklar:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kafkasya Cephesi

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kafkas İslam_Ordusu

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Kütüphanesi http://yordam.manas.kg/ekitap/pdf/Manasdergi/sbd/sbd21/sbd-21-03.pdf

Bakü’de Türk Şehitliği. Salih Zeki Meriç. Altınoluk dergisi. 2009 – Aralık, Sayı: 286, Sayfa: 056 http://dergi.altinoluk.com/index.php?sayfa=yillar&MakaleNo=d286s056m1

Şamahı Türk Şehitleri Anıtı projesi http://www.utm.com.tr/tr/projeler/16_Samahi.htm

http://www.antoloji.com/cirpinirdin-karadeniz-siiri/

http://www.yoremizden.com/cirpinirdi-karadeniz/

http://www.ismayiltunc.com/nuri/bigirkendi.html

Laleler. Bakü’ye Azatlık.15 Eylül 2010. http://nuripalta.blogspot.com/2010/09/laleler.html

http://www.tarihistan.org/yazar.asp?yaziID=788

http://www.geliboluyuanlamak.com/makale_detay.php?haber_id=234&baslik=Sava%FElar%20da%20S%F6yler%20%28%20Cengiz%20Demir%20%29

http://www.qafqaz.edu.az/journal/20031223%20Azerbaycan%20siiri.pdf

Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluşunda Türkiye’nin Yardımları İlhak Amacına mı Yönelikti? Yrd. Doç. Dr. Selma YEL. Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Ensitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S 24, Kasım 1999-2003 s. 563-578

http://www.1news.com.tr/azerbaycan/kulturyasham/20121029095941578.html

http://haber.stargazete.com/yazar/kafkas-islam-ordusu-ve-baku/yazi-749460

Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti 1918. Aziz Üstel. Star. 27 Nisan 2013 http://haber.stargazete.com/yazar/bagimsiz-azerbaycan-cumhuriyeti-1918/yazi-749032

Azerbaycan Devlet Başkanlığı arşivi http://presarchive.gov.az/az-multimedia/image-12.html

Esin Derinsu Dayı 2013. T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-64-65-66/milli-mucadele-doneminde-elviye-i-selase-ve-nahcivan

Bülent Pakman. Eylül 2010. Son güncelleme Ocak 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden yayımlanamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen beyaz yakalı Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Yazılarım sadece buradadır.

Azerbaycan coğrafyası ve Azerbaycan Türkleri aşağıdaki günlüklerde anlatılmaktadır. Okumak için lütfen tıklayın:

Parçalanan Azerbaycan

Kuzey Azerbaycan

Twitter Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın video arşivi:

Bülent Pakman youtube video kanalı 1

Bülent Pakman youtube video kanalı 2

Bülent Pakman dailymotion video kanalı

Kafkas İslam Ordusu için 3 cevap

  1. Geri bildirim: 2. Dünya Savaşındaki Türkler | Pakman World

  2. Geri bildirim: Milli Mücadelenin başlarında Kızıl Ordunun Azerbaycan’a girişi | Pakman World

  3. Geri bildirim: Mustafa Kemal Azerbaycan’ı sattı mı? | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s