Azerbaycan Tarihi

Türkler öncesi

Azerbaycan, MÖ VIII. yüzyılda kurulan Manna İmparatorluğundan günümüze kadar pek çok kavmin denetiminde bulunmuş, birçok medeniyete beşiklik etmiş ve büyük mücadelelere sahne olmuş bir ülkedir. Bölgede sırasıyla Urartular, Medler, Persler, Atropatene Krallığı, Romalılar, Ermeniler, Parthlar, Sâsâniler, Bizans, Emeviler, Abbasiler, Şirvanşahlar, Sacoğulları, Revvâdîler, Sellârîler, Şeddâdîler ve Ahmedîliler egemen olmuşlardır. Bu devletlerin egemenlikleri esnasında bölgeye Türk göçleri de olmuştur.

Türklerin Azerbaycan’a ilk gelişleri

Türklerin Azerbaycan’a geliş tarihlerinin Milattan önceki zamanlara, Saka-İskit dönemine tesadüf ettiği sanılmaktadır. 

İskitler/Sakaların büyük göçleri sırasında  ilk kez Kıpçak, Bulgar ve Oğuz boylarından değişik Türk oymakları bu topraklara yerleşirler. Bulgarlar, Hazarlar, Sâbirler ve Uygurlar daha sonraları gelip Azerbaycan’a yerleşen Türk boylarıdır. M.S. 395-96 yıllarında Hun Türklerinin bir kısmının Balkanlardan Trakya’ya ilerlerken, bir kısmının da Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya indiklerini, İç Anadolu bölgesine kadar geldikten sonra Azerbaycan-Bakü yoluyla kuzeye, merkezlerine döndükleri bilinmektedir. Bu Hun akınları sırasında Hazarlar da bölgeye gelen Türk boyları arasındadır.  Hun, Kuşan ve Sâbirlerin akını ise MS 486’ya rastlar. VII. yüzyılda oluşan göçler Orta Asya’dan batıya doğru yönelince, Hazarları ve Sâbirleri iterek Azerbaycan’a gelmelerini sağlamışlardır.

Arap hakimiyeti

VII. ve VIII. yüzyılın sonuna kadar Araplar, birçok doğu ülkesi gibi Azerbaycan’a da hâkim olmuşlardır. Ancak bölge halkını Araplaştıramadıkları gibi, kendileri de o bölgede yaşayan halk ile kaynaşarak erimişlerdir. Bunun en güzel delili, Azerbaycan’daki bazı yer adlarıdır. Arapların hâkimiyeti sırasında da çeşitli Türk boyları gelip bu bölgeye yerleşmiştir.  VII. yüzyılda Oğuz ve Peçenek göçleri daha da kalabalıklaşmıştır.

Selçuklu dönemi

Selçuklu  Türklerinin Azerbaycan’da ilk görülmeleri,  1015-1021 yılları arasında  Selçuk Bey’in torunu Çağrı Bey  tarafından bölgeye yapılan akınlarla başlar. Çağrı Bey, Azerbaycan’ı alır ve bazı Oğuz boylarını bölgeye yerleştirir. Tuğrul Bey’in 1054’de Gence’yi kurtarmak için Bizans’a yapmış olduğu sefer, Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu’ya olmuştur. Selçuklu akınları sonucunda bölge tamamen Türkleşir. Alparslan’ın seferi ile 1064 yılında Azerbaycan kesin biçimde Selçuklular’ın eline geçer ve Büyük Selçuklu Devleti’nin bir eyaleti olur. Sultan Alparslan zamanında Azerbaycan bölgesindeki diğer krallıklar tamamen etkisiz hale getirilmiş ve bu yüzden Alparslan’a Ebu’l-feth unvanı verilmiştir. Melikşah dönemi ise, Azerbaycan’ın Türkleşmesinin son safhasını oluşturur. 1086 yılında Türklerin Azerbaycan’daki durumunu belirten Nesevî Muhammed bin Ahmed (XIII. yy.): “Azerbaycan düzlüklerinde, dağlarında ve kalelerin-de Türkler çekirge gibi yayılmışlardı.” demektedir. Bu ifadeler, söz konusu tarihlerde Türk nüfusunun bu bölgedeki kesafetini göstermesi bakımından önemlidir.

İldenizliler

Büyük Selçuklular’dan sonra Azerbaycan Irak Selçukluları’nın (1118-1194) ve İldenizliler Hanedanı’nın (1137-1225) idaresine girer. Gence’de  Selçuklu Devleti’nin bir valisi olan Şemsettin İldeniz’in 1146’da bölgeye hakim olması ile Atabegler dönemi, daha doğrusu İldenizliler devri başlamıştır. Yine bu zamanda, Şamahı’da Şirvanşahlar sülalesi hüküm sürüyordu.

Moğollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular

1231’de Celalettin Harzemşah’ı takip eden Moğol kuvvetlerinin bölgeye gelmesi ise İlhanlılar döneminin başlangıcını teşkil eder. Azerbaycan, İlhanlılar’dan  sonra kısa bir süre Altınordu’nun hakimiyetinde kalmış, 1358’den  itibaren de Celayirlilerin egemenliğine girmiştir. Fakat bu durum Timur’un 1383’de Azerbaycan’ı emirliğine katmasına kadar sürmüştür. Timur’un 1405’de Çin seferine çıktığı sırada ölmesiyle Azerbaycan’da yine Türkmen boylarından Karakoyunlular (1380-1468)  ve Akkoyunlular (1340-1514) devri başlamıştır. Bu Türkmen devletleri zamanında Azerbaycan Türk nüfusu bakımından en yoğun dönemini yaşamıştır.

Safeviler

Safevi hanedanlığının siyasi olarak kuruluşu 1502’de Şah İsmail’in Nahçıvan’da Akkoyunlu ordusunu yenmesiyle başlar. Safevi tarikatının şeyhi Şah İsmail’in bu denli güçlenmesinin   en önemli sebebi Türkmen boy ve aşiretlerine son derece güvenmesi ve Türk unsuruna değer vermesinden  kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki, bundan sonraki tarihimiz asıl unsurlarını Türkmen  boylarının oluşturduğu iki Türk devletini; Safevi ve Osmanlı Türk devletlerinin karşı karşıya geldiğini gösteren hadiselerle  doludur.

15. yüzyılın sonlarında Safeviler ile Osmanlı İmparatorluğu arasında başlayan savaşlar halkın refahında yeniden gerilemeye yol açtı. Bu savaşlar Osmanlı padişahları Yavuz Sultan Selim, Kânûnî, IV. Murâd, III. Ahmed dönemlerinde aralıklarla yaklaşık 150 yıl (1514 – 1747) devam etti ve Azerbaycan toprakları kimi zaman Osmanlı, kimi zaman Safevi idaresine girdi. Şii-Sünni mücadelesinin en yoğun olduğu dönemde, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i Çaldıran’da yenilgiye uğratarak Tebriz ve Güney Azerbaycan’ı Osmanlı topraklarına kattı. 

1524’te Şah İsmail’in ölümüyle Tahmasb, 10 yaşında tahta çıktı.  Azerbaycan’ı tekrar ele geçirmesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman, batı seferlerine ara vererek Azerbaycan üzerine 3 sefer yapmıştır. Kanuni’nin 1534 yılında gerçekleştirdiği Irakeyn Seferi ile Azerbaycan’ın tamamı Osmanlı Devleti idaresi altına girmiştir.  Daha sonra Şirvan, Dağıstan ve Tiflis hanlıklarının Safevilere karşı isyan etmeleri ve Osmanlı Devleti’nden yardım istemeleri üzerine Osmanlı-Safevi mücadelesi yeniden başlamıştır.

Safevî şehzadesi Elkas Mirza’nın 1547’de Osmanlı’ya sığınması İran’ı tekrar gündeme getirir. 1548’deki İran Seferi, Azerbaycan Seferi olarak da bilinir. Tebriz’e giren ve burada birkaç gün kalan Kanunî’nin asıl amacı Elkas Mirza’yı İran tahtına geçirmekti. Ancak uygun ortam bulamayınca Van Kalesi’ni fethedip geri dönmüştür.

1552’de İran seferine çıkan Sadrazam Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa’nın asker arasında taraftarının çok olduğunu söyleyince, Kanunî veziriazamı geri çağırnıştır. Kanunî 1553’te ordusuyla Üsküdar’dan hareket etmiş, Ordu 5 Ekim’de Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konaklamıştır. Burada Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinden sonra Osmanlı ordusu İran’a sefere devam etmiştir. Kış Halep’te geçirildikten sonra 1554’te Karabağ’a girilmiş ve daha sonra Revan ve Nahçıvan Osmanlıların eline geçmiştir. Nahçıvan Seferi’yle Kars ile Arpaçay’a kadar uzanan saha Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Özdemiroğlu Osman Paşa

1578’de Osmanlı’nın Diyarbakır Beylerbeyi Özdemiroğlu Osman Paşa Çıldır Muharebesi’nde Safeviler tarafından işgal olunmuş Şirvan’ı kurtardı.  Bu başarısından dolayı  yeni  kurulan Şirvan Beylerbeyliği görevi verildi.

Bundan sonra beş yıl bu idari görevle Kafkasya’da İran Şahları orduları ile mücadelelerde uğraştı. Şirvan, Azerbaycan, Dağıstan ve Gürcistan’da Osmanlı egemenliğini kurup güçlendirdi. Şirvan beylerbeyi iken cesareti ve yüksek ve komuta ve kontrol becerisi ile İran Şahlığının kendine karşı gönderdiği büyük orduları yendi. 9 Eylül 1578’de İran birliklerini Koyun Geçidi Muharebesi’nde büyük bozguna uğrattı.

Kırım Hanı Mehmed Giray’ın yardımı ile Karabağ, Mugan ve Kızılağaç’a kadar bütün Kuzey Azerbaycan’ı işgal etti. Kırım Hanı Mehmed Giray’a daha ileri gitmeyi teklif ettiyse de Mehmed Giray, bunu kabul etmeyerek Kırım’a döndü. Şirvan, İranlıların eline geçti. Kefe Beylerbeyi Cafer Paşa kumandasında yardımcı kuvvetler gelince İmam Kuli Han’ı Meşale Savaşı’nda yendi. Bu savaştan sonra Şirvan kesin olarak Osmanlı egemenliği altına geçti.

8 Mayıs 1583’te yetmiş bin kişilik İran ordusunu Meşaleler Muharebesi’nde bozguna uğrattı.

27 Ekim 1585’de hastalığı nedeni ile Tebriz’den ayrıldı. Şenb-i Gazan’a kadar ağır hastalığı dolayısıyla tahtırevanla taşındı. Bu mevkide üzerine bir Safevi ordusu geldi. Burada yapılan Şenb-i Gazan Muharebesi’ni de Osmanlı ordusu kazanıp İran ordusu püskürtüldü.

Osmanlı’nın son dönemi

Özdemiroğlu’nun  Aralık 1585’de ölmesinden sonra Osmanlı Devleti iç meseleleriyle fazlaca meşgul olduğundan, bölgedeki Osmanlı hakimiyeti kesintiye uğramış ve bölge zaman zaman Safevilerin yönetimine geçmiştir. Bununla birlikte Safevi Devleti Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi ödemek şartıyla elindeki topraklarda hakimiyetini devam ettirmiştir. 1590’da imzalanan Ferhat Paşa Antlaşması ile  Tebriz, Karabağ, Gürcistan, Dağıstan ve Şirvan Osmanlılara bırakılmış böylece Osmanlı toprakları ilk kez Hazar denizine kadar genişlemiştir. Ancak 1603-1618 savaşları sonucunde bu topraklar tekrar Safevilerin eline geçmiştir. V. Murat döneminde 1623-1639 arasında Osmanlı’nın Azerbaycan’ı tekrar ele geçirmek gibi bir girişimi olduysa da, bölgeyi Safevi idaresinden geri almak mümkün olmamış  17 Mayıs 1639 da Kasr-ı Şirin Anlaşmasıyla Osmanlı- Safevi savaşları sona ermiştir.

Afşar dönemi

Afşar Türklerinden olan Nâdir Şâh, 1735’te Kuzey ve Güney Azerbaycan’da İran hâkimiyetini kurmuştur. Avşarlar, günümüzde Türkiye’de Kayseri, Adana, Ankara, Kahramanmaraş; İran’da Urmiye, Horasan, Tebriz, Tahran; ayrıca Azerbaycan, Suriye, Irak, Afganistan ve Balkanlar’da yaşamaktadırlar.

Hanlıklar

1747’de Safevi hükümdarı Nadir Şah’ın ölümü ile Azerbaycan’da Safevi hakimiyeti sona ermiş ülke yönetimi hanlıklar arasında bölünmüştür. Azerbaycan hanlıkları kuzey ve güney diye iki grupta toplanabilir. Kuzeyde; Şeki, Gence, Bakü, Derbent, Kuba, Nahçıvan, Talış, Revan. Güneyde; Tebriz, Urumiye, Erdebil, Hoy vs. Bundan sonraki 50 yıl boyunca Azerbaycan siyasi çekişme ve iç savaşlara sahne olmuş, birbirinden bağımsız farklı hanlıklar bölge topraklarını paylaşma konusunda mücadele etmiştir.

Ruslar

16 ve 17. Yüzyıllarda Türk topraklarını işgale başlayan Rusya 17. Asra gelince Kafkasya üzerine seferlere başlamıştır. Tek başlarına Ruslara karşı mücadele etmenin zor olduğunu anlayan Azerbaycan hanlıkları Ruslara karşı, beraber hareket etmeyi denemişler, 1794 de Tahran merkezli olarak Kaçar hanedanı tarafından kurulan İran devleti de bugünkü Azerbaycan ve Gürcistan topraklarında Rus işgaline karşı koymaya çalışmıştır. Ancak 1801’de Gürcistan, 1804’de Gence Rusların eline düşmüştür. 13 Eylül 1813’te Gülistan Antlaşmasıyla Kaçarlar Gürcistan ve Kuzey Azerbaycan’ı Ruslara vermiştir.  Kaçarlar 1813’den itibaren de Karabağ’da tutunmaya çalışmışlardır. 1828’e kadar Karabağ Rusya ile İran (Kaçar hanedanlığı) arasında  çekişme konusu olmuştur. Sonunda Azerbaycan, 1828 Türkmençay Anlaşması’yla Aras nehri sınır olmak üzere, Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak ikiye ayrılmıştır.  Kuzey Azerbaycan yani Karabağ’ın da  içinde olduğu Aras’ın kuzeyinde kalan Revan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, Gence ve sair hanlıklar Rusların eline geçmiştir.  Aras nehrinin güneyinde kalan ve Azerbaycan topraklarının üçte ikisini  oluşturan kısım da İran’a bırakılmıştır.

Bağımsızlık

27 Şubat 1917 Devrimi ile Rusya’daki Çarlık rejiminin yıkılması sonucu Rus birlikleri bölgeden ayrılırken silahlarını Ermeni ve Gürcüler’e dağıtmışlardı.  2 Kasım 1917 tarihinde Bakü’de Daşnak Stepan Şaumyan başkanlığında Bolşevik yanlısı Bakü Sovyeti hükümeti kuruldu. Gence’de ise yıkılan Çarlık Rusyası’ndan bağımsızlığını kazanmış olan vilayetlerin birleştirilmesiyle 28 Mayıs 1918 tarihinde “Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti” olarak kurulmuş ve Cumhurbaşkanlığı’na da Mehmet Emin Resulzade getirilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından derhal tanınmıştır. Şaumyan bağımsızlık ilan eden Azerbaycan Türklerine Rus silahlarıyla saldırmaya başlamıştır. Bakü, Quba katliamlarından sonra Azerbaycan Türklerinin yardım istemesi üzerine Azerbaycan, Dağıstan ve Kerküklü gönüllülerle takviye edilen Osmanlı ordusu  Gence, Göyçay, Şamahı, 15 Eylül 1918 de Bakü’yü sonra da Quba, Derbent ve Mahaçkale’yi kurtarmıştır BAKINIZ: https://bpakman.wordpress.com/dunya/baku-2010-fotograflar/kafkas-islam-ordusu/

İlk Bağımsız Azerbaycan Devleti Türk tarihi boyunca adı “Demokratik Cumhuriyet” olan ve Latin alfabesine ilk benimseyen Türk Devleti olması bakımından önem taşımaktadır.

2. Rus dönemi

Azerbaycan’ın bu bağımsızlığı ancak 23 ay devam etmiş, 1920 yılında 27 Nisanı 28 Nisana bağlayan gece Sovyet Ordusunun Azerbaycan’ı işgali ile Bağımsız Azerbaycan Devleti sona ermiştir. Bu tarihden sonra başlayan 70 yıllık bir sürede “Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” olarak Sovyetler Birliğine bağlı 15 Cumhuriyetten biri olmuştur. Azerbaycan Sovyetler Birliğine katıldıktan sonra sürekli toprak kaybetmiştir. 1920 yılında 114.000 km2 olan yüz ölçümü bugün 86.600 km2’ye düşmüştür. Stalin zamanında yapılan düzenlemelerle Ermenistan Azerbaycan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ve Türkiye arasına uzatılarak bir yandan Azerbaycan’la Nahçıvan’ın, bir yandan da  Anadolu Türkleriyle,  Azerbaycan Türklerinin ve Türkistan Türklerinin  arasındaki irtibat kesilmeye çalışılmıştır. Ancak Mustafa Kemal Atatürk İran’dan satın aldığı arazi koridoru ile Türkiye’nin Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile komşu olmasını sağlamıştır.

1920’den itibaren 70 yıllık süreyle Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Azerbaycan 1990’da Sovyetler’in dağılma sürecine girmesiyle bağımsızlık hareketlerine sahne olmuştur. Azerbaycan Halkının bağımsızlık isteği 19-20 Ocak 1990 tarihinde Sovyet ordusu tarafından kanlı bir şekilde bastırılmışsa da, bağımsızlık hareketinin önüne geçilememiştir. BAKINIZ: https://bpakman.wordpress.com/dunya/baku-2010-fotograflar/baku-katliami/

Yeniden bağımsızlık

Bu olaylardan sonra bağımsızlık hareketleri daha da hızlanmış, ülkede geniş bir taban desteği bulan Halk Cephesi Hareketi’nin baskısıyla 31 Ağustos 1991 tarihinde Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmiş, 18 Ekim 1991’de Milli Meclis Bağımsızlık Kanunu kabul etmiştir. 70 yıllık aradan sonra 7 Haziran 1992 tarihinde ilk defa yapılan demokratik Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Halk Cephesi Lideri Ebulfez Elçibey Cumhurbaşkanlığına getirilmiştir.

Ermenistan saldırıları karşısında zor durumda kalan ve darbe girişimi ile çekilmesi istenen Elçibey Nahçıvan Milli Meclis Başkanı Haydar Aliyev’i göreve davet ederek kendisi Nahçıvan’a çekilmiştir. BAKINIZ: https://bpakman.wordpress.com/dunya/baku-2010-fotograflar/ebulfeyz-elcibey/

Yönetime gelen Haydar Aliyev önce Azerbaycan Milli Meclis Başkanlığına getirilmiş, 3 Ekim 1993 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise 5 yıllığına Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, 11 Ekim 1998 tarihinde yapılan seçimlerde ikinci defa Cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiştir. 15.10.2003 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı  seçimlerine  sağlık nedenleriyle katılamayan  Haydar Aliyev’in yerine  oğlu İlham Aliyev  katılarak Azerbaycan’ın  yeni Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Bülent Pakman. Şubat 2011. Son güncelleme Kasım 2016. izin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

Arama motorlarında bulunabilmesini kolaylaştırmak için yazılarımızda arada Azerice ve Azeri kelimeleri kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da Türk milleti vardır, dilleri Türk dilidir

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com

Bülent Pakman’ın video kanalları/arşivi:

Bülent Pakman youtube video kanalı 1

Bülent Pakman youtube video kanalı 2

Bülent Pakman dailymotion video kanalı

Azerbaycan coğrafyası ve Azerbaycan Türkleri aşağıdaki günlüklerde anlatılmaktadır. Okumak için lütfen tıklayın:

Parçalanan Azerbaycan

Kuzey Azerbaycan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s