Mevlana Küçük Hüseyin!

Mevlana Küçük Hüseyin Kimdir?

Mevlana Küçük Hüseyin Efendi; Ankara’nın, Arslan Bey Mahallesinde, 1244 (1828) senesi dünyaya gelmiş. Babası, Katırcı Ali Abdullah Efendidir.

Gençlik yaşına kadar Ankara’da kaldıktan sonra, Ankara’yı terkederek Mihalıççık’a gitmek zorunda kalmış. Babasının vefatından sonra İstanbul’a gitmeye karar vermiş.

İstanbul’da Mevlevi tarikatına mensup bir ustanın yanında çıraklığa başlamış. Mevlevi usta; okuma – yazma öğrenmesi için, Küçük Hüseyin Efendi’yi, Bayezid Camii avlusundaki bir tesbihçinin yanına götürmüş. Tesbihçinin yanında iken, sabahları Süleymaniye Camii’ne gider, ders okurmuş.

Küçük Hüseyin Efendi’nin ilk şeyhi Hacı Feyzullah Efendi’dir. Onun vefatından sonra, Edirneli Mehmed Nuri Edirnevi Efendi’ye bağlanmış 8 yıl da bu Zat’ın eğitiminden geçmiş. Bir süre Hasan Visali Efendi ile sohbetlere devam eden Küçük Hüseyin Efendi, Hasan Visali Efendi’nin 1902 yılında vefatından sonra, 1902 yılında 76 yaşında iken şeyhlik ile görevlendirilir.

İrşad merkezi haline gelen evi; Kocamustafa Paşa’dadır. Çok talebesi olan Küçük Hüseyin Efendi, 397 gün hasta yattıktan sonra 14 Mart 1930’da ahırete göçmüş. Kabri, Eyüp Sultan’da; Karlık tepe (Gümüşsuyu) diye bilinen yerde ; ikinci şeyhi Mehmed Nuri Efendi’nin kabri civarındadır.

Küçük Hüseyin Efendi, 120 cm. boyunda, zayıf cüsseli, sol yanağında beni olup, sağ gözü ameliyatlıydı. Seyrek sakallı ve siyah beyaz karışımı idi.

KÜÇÜK HÜSEYİN’İN GERÇEK KİMLİĞİ

Küçük Hüseyin Efendi’nin kronolojik hayatından sonra şimdi de gerçek kimliğini bildirelim:

Küçük Hüseyin efendi, Nakşi değil Mevlevi idi.

O DEVRİ YAŞAYANLARIN DİLİNDEN KÜÇÜK HÜSEYİN

Şeyh Küçük Hüseyin’in İslamî kesimin dışında bazı kesimlerle bağlantıları ve yaşayışı zamanının alimleri arasında zaman zaman tartışmalara sebep oluyordu. O günün şartları icabı birçok şeyhe baskı yapılırken, bunun rahat bir şekilde hareket etmesi, tutuklanma, takip ve baskı gibi hallere maruz kalmaması da dikkat çekicidir. Bunun için zamanının gerçek şeyhleri, alimleri buna hep şüphe gözüyle bakmışlar, kendisinden uzak durmuşlardır. Cenazesine bile iştirak etmemişlerdir.

Örneğin, Şeyh Efendi vefat ettiğinde talebeleri, Eyüp’ün meşhur alimlerinden birine gidip, Şeyh efendinin telkinini vermesini isterler. Meşhur alim, ‘Böyle birinin telkini verilmez’ deyip teklifi red eder. Fasık yani günahkar da olsa, Müslümana telkin verilirken bu alim buna niçin vermedi?

Yine bu alim, Eyüp’e yeni geldiğinde, Küçük Hüseyin’in çok talebesi olduğunu öğrenince merak edip, evine ziyaretine gider.

Şeyh Efendi hasta yatağında yatmaktadır. Bir ara gözünü açıp şunları söyler: ‘Alacaksan al canımı. Niçin bana eziyet ediyorsun, nedir senden çektiklerim, yeter artık!…’ gibi serzenişlerde bulunur. Alim zat merak ettiği zatın, nasıl Cenab-ı Hakka karşı isyan halinde biri olduğunu anlar, oradan uzaklaşır.

Uzun süre Darüşşefeka’da öğretmenlik yapmış olan, Halid Turan Bey, kendine bir şeyh bulmak için yollara düşer. Tavsiye üzerine, Şeyh Küçük Hüseyin’in dergahına varır. Şeyh Efendi Müridleri ile oturmaktadır. Fakat Şeyh Efendi hiç konuşmuyor. Bu sessizlik dikkatini çeker. Bir ara mırıltı şeklinde birşeyler söylemeye başlar Şeyh Efendi. Konuştuklarına anlayamayan Halid Turan Bey, müridlerinden birine sessizce sorar: ‘Şeyh Efendi ne diyor?’ Mürid sus işareti yaptıktan sonra usulca cevap verir: ‘Sus! Efendi hazretleri Allah’la konuşuyor’ Halid Turan Bey yanlış adrese geldiğini hemen anlar, çıkıp gider.

KÜÇÜK HÜSEYİN’İN YAHUDİLERLE DOSTLUĞU

Gazetelerde, Küçük Hüseyin’in Üzeyir Garih’in babasının evine sık sık geldiği ve babası ile dost olduğu yazıldı. Bu haberin doğruluğunu, Yahudiler ile Mevlevilerin içli dışlı olduklarını Sabateist (Yahudiliğin bir kolu) Rıfat Zorlu da teyit etmektedir. Eğitim – Bilim dergisinin Kasım 2000 sayısındaki repörtajında Zorlu şunları söylüyor:

‘İttihat ve Terakki döneminde Sabetaycılığın fonksiyonunu üç yerde görüyorsunuz: İttihat ve Terakki, Mason locaları ve İslamî tarikatlar. Özellikle Melamilik ve Mevlevilik içinde yaygınlar. Bu üç ayrı grup Sabetaycıların siyasi yapısını belirliyor.

Türkleştirme politikalarında Ermeni ve Yahudilerin devlet kadrolarından çıkartılması ile bu mevkiler Sabetaycıların eline geçmiştir. Bu da gayet kolay. Çünkü, birkaç lisan konuşabilen, Avrupa ile ilişkisi olmuş insanlar Sabetaycılar arasından çıkmıştır.’

Sabetaycılar kendi din adamlarını İslamî tarikatlar içinde yetiştirmişlerdir. Bu çok ilginç, adam hahamdır, ama dışarıdan baktığınız zaman Melamilik, Mevlevilik ve Bektaşilik tarikatları içinde yetişmiş din adamı gibi görünür. Nitekim, Selanik’teki Şemsi Efendi Okulu’nun kurucusu hahamdı. Haham olduğu cemaat içinde belgelenmiştir. Böyle bir tuhaflık da vardır.

Aynı dergideki başka bir yazıda da şu ifadeler yer alıyordu: ‘Türk Ocaklarının kurulmasında en fazla maddi desteği veren kişi, Yahudi asıllıydı. Tekin Alp müstear ismiyle yazan Moiz Kohen de bir Yahudi idi ve Türk Milliyetçiği üzerinde etkili olmuştur’

KÜÇÜK HÜSEYİN’İN MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK İLİŞKİSİ

Mareşal Fevzi Çakmak’ın Küçük Hüseyin’in müridi olduğu kesin. Zaten, vasiyeti üzerine yanına defnedilmiş. Anıtkabir’de devlet mezarlığı açılınca oraya nakledilmek istenmiş yakınları razı olmamış.

Burada anlaşılamayan, bütün tarikatların kapatılarak, tarikat mensuplarının yakın takibe alındığı bir zamanda Fevzi Çakmak gibi devletin en üst düzeyinde 21 yıl kalmış birinin bu ilişkiyi sürdürmesi.

Bazı yazarların da değindiği gibi burada şu akla geliyor: Acaba bu tarikat, faaliyetlerini derin devletin kontrolünde mi yürütüyordu? Bu faaliyetlere göz mü yumuluyordu?

Bu endişeyi taşıyanlardan biri de Fehmi Koru. Bu endişelerini Yeni Şafak’taki 29.8.2001 tarihli yazısında şöyle dile getiriyor:

‘Profesör Toktamış Ateş, Mareşal Fevzi Çakmak’ın ‘Türk Musevilerinin hâmisi’ olduğunun anlaşılmasından hiç mutlu olmamış… Bu tespitin Jak Kamhi’ye ait olduğunu sanıyor… Oysa, CNN-Türk’e Vitali Hakko’ya atfen yansımıştı o iddia, doğru kaynağı burada ben yazdım: Türkiye Musevileri ile ilgili araştırmalarıyla tanınan Rıfat N. Bali…

Toktamış Ateş ‘Yok öyle şey’ dese de gerçek değişmiyor: 500 yıldır ülkemizde yaşayan Museviler, bir ara kendilerine karşı ‘kitlesel imha planları’ yapıldığını düşünmüş ve bundan vazgeçilmesini Mareşal Fevzi Çakmak’ın müdahalesine bağlamışlar…

En iyisi bu konudaki bilgileri kaynağından almak. Rıfat N. Bali’nin ‘Cumhuriyet yıllarında Türkiye Yahudileri: Bir Türkleştirme serüveni (1923-1945)’ adlı kitabına taşıdığı bilgi şöyle:

‘Azınlıklar arasında çok yaygın bir söylenti de neredeyse sarsılmaz bir kanaat olarak hepsinin ortak belleklerinde yer etti. Bu, ihtiyat olarak silâh altına alınmalarının nedeninin kitlesel olarak imha edilmelerinin önlenmesi olduğu söylentisiydi. İnanç haline gelen bu söylentiye göre azınlıkları kitlesel olarak imha etme tasarısı hükümetin bir planı idi. Genelkurmay başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, bu tasarıdan haberi olunca Nafia Vekâletine bağlı olarak askere alınan azınlıkları Milli Müdafaa Vekâleti emrine aldırarak kendi emir kumandası altına soktu ve böylece onları imha edilmekten kurtardı.’ (s. 419).

Jak Kamhi’nin adı, kitapta, ‘Diyebiliriz ki, Mareşal Fevzi Çakmak Yahudilerin en büyük müdâfiiydi’ cümlesinin sahibi olarak geçiyor.

Mareşal Çakmak’ın ‘Nakşi’ olması (Nakşi değil Mevlevi) gerçek bir sürpriz; çünkü onun en önemli askerî koltukta oturduğu dönemde tarikatlarla epey uğraşıldı. Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi’nin vefatından sadece sekiz ay sonra meydana gelen ‘Menemen Vak’ası’ yüzünden, aynı tarikatın büyüklerinden Şeyh Esat Efendi ve müritleri muhakeme edildi. Birçok kimse idam edildi…

Ne diyelim; Musevilere kol kanat germeyi başarmış Fevzi Çakmak’ın Nakşilere (müslümanlara) fazla bir yararı olamamış…’

Gerçekten garip bir durum değil mi? Yahudilere, Mevlevilere destek çıkan Fevzi Çakmak müslümanlara niçin kol kanat germedi? Bu hal birçok yazarın ifade ettiği gibi, yoksa bir danışıklı dövüş müydü?

MASON MUYDU

Bu konuda kafası karışanlardan biri de Akit’ten Hasan Karaya… 30.8.2001 tarihli yazısında şöyle diyor:

‘Bir yanda Şeyh Hüseyin Efendi’nin kabri, bir yanda ‘beni şeyhimin yanına defnedin’ diyebilecek kadar ona bağlı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kabri!.. Tam ortasında ise Üzeyir Garih!..

Öyle bir ‘tarikat’ şeyhi ki; bir ‘Müslüman Mareşal’ de, bir ‘Musevi işadamı’ da onun müridi!.. Gel de, çık işin içinden!.. Öyle bir ‘mareşal’ ki;

Bütün ‘şeyh’lerin, ‘derviş’lerin ve de onların ‘mürid’lerinin inim inim inletildiği, adeta ‘köklerinin kazındığı’ bir dönemde, o, ‘Ankaravî Şeyh Küçük Hüseyin Efendi’ye mürid olabiliyor!..

‘Şeyh ve derviş avı’nın amansızca sürdürüldüğü o dönemde, şeyh de hayatta, müridi de ayakta kalabiliyor!.. Gel de çık işin içinden!..

Acaba hangisi gerçek?.. Ya da; ‘Yalan’ olan hangisi?.. Şahsen ben, çıkamadım işin içinden!.. Öyle ya; Bir yanda ‘tarikat şeyhi’, öte yanda; biri ‘Müslüman’, öteki ‘Musevi’ iki mürid!.. Gelin de karışmasın kafanız… Gelin de sormayın:

Acaba Şeyh Hüseyin Efendi ve müridi Fevzi Çakmak da birer ‘mason’ muydu?’

NETİCE

Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Şeyh Küçük Hüseyin, muteber bir zat değildir; Osmanlı’nın yıkılmasını çalışan, Mevlevilik, Melamilik, Bektaşilik gibi bozuk tarikatlarla ve birçok karanlık güçlerle işbirliği içinde olmuştur. Yahudilerle dostluğu ve diğer tarikat mensuplarının ve alimlerin bu zata mesafeli olmaları bu görüşü kuvvetlendirmektedir.

[06.09.2001] [Makâleler] http://iktibas.net/metin.php?seri=359 sayfasındaki Şeyh Küçük Hüseyin ile ilgili bölümlerden “yorumsuz” olarak alıntılanmıştır. “Görüşler yazarına aittir“. Yazının tamamı verilen linkten okunabilir. Bülent Pakman. Mayıs 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

DİNLER ARASI DİYALOG, ILIMLI İSLAM ve TÜRKİYE ÜZERİNE OYNANAN OYUNLAR  İLE İLGİLİ SAYFALARIMIZ

Twitter Widgets
Facebook Widgets

Photo 08.07.2012 16 18 21Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s