Kuran’da Kadına Dayak Var mı?

Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden kuşku duyulan evli hanımlara karşı takınılacak tavırla ilgili Kuran Ayeti:

Er ricâlu kavvâmûne alân nisâi bi mâ faddalallâhu ba’dahum alâ ba’dın ve bi mâ enfekû min emvâlihim. Fes sâlihâtu kânitâtun hâfizâtun lil gaybi bi mâ hafizallâh(hafizallâhu). Vellâtî tehâfûne nuşûzehunne fe ızûhunne vahcurûhunn (vahcurûhunne) fîl medâcıı fadrıbûhunne, fe in ata’nekum fe lâ tebgû aleyhinne sebîlâ(sebîlen). İnnallâhe kâne aliyyen kebîrâ(kebîran).” Nisa 34

Diyanet İşleri mealine göre:

Allah’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce’dir, Büyük’tür.” (Nisa 34).

Prof. Yaşar Nuri Öztürk mealine göre:

Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah’ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.” (Nisa 34).

Yukarıdaki iki mealdeki tek önemli fark üçüncü emirdedir.  Kur’an’da üçüncü sırada “fadribûhunne” emri konmuştur. Emrin kökü olan “darb” Kur’an dilinde dövmek, dolaşmak-dolaştırmak, evden çıkarmak anlamlarına gelmektedir. Erkek egemen toplumda fırsat bu fırsat denilip genelde bunlardan birincisi dövme anlamı tercih edilmiş, daha sonra bu kasıt ya da yanlışlık ortaya konulunca “hafifçe vurma” olarak hafifletilmeye çalışılmıştır.

Prof. Yaşar Nuri Öztürk “Kur’andaki İslam” Kitabında konuya bu üç anlamdan bakmaktadır (sayfa 553-554):

Bu ayetteki “fadribu” kelimesi Kuran’da kullanılan anlamlarından yalnız bir tanesiyle kayıtlanmış ve emirden hep dövmek çıkartılmıştır. Bütün tevillerini ve yorumlarını kadın aleyhine yapan yaklaşımlardan zaten başka bir şey beklenemezdi. Oysa ki, kelimenin diğer anlamları ayetin amacını ve düzenlenen konunun maksadını çok daha doyurucu biçimde önümüze koymaktadır. İşin esası şu ki, Kuran birçok yerde sergilediği kelam mucizesini burada da sergileyerek, bir tek kelimeyle birkaç alternatifi birden vermiştir.

Biraz teknik detay verirsek şunları söyleyeceğiz: “Fadribu” emrinin kökü olan “darb” kelimesinin 30’a yakın anlamından en önemlileri “vurmak, dövmek, huruc (çıkmak), zehab (gitmek) ve dolaşmaktır”. (bakınız İbn Mansur, Lisanul Arab, Darb Maddesi) ve darb kelimesi Kur’an da bu anlamların hepsinde kullanılmıştır (bakınız 2/60, 73, 273; 3/156; 4/101; 7/106; 8/12; 50). Durum bu olunca konumuz olan ayetteki emri bu anlamların muhtemel olan herbiriyle değerlendirmek gerekmektedir. Buna göre emri aynı zamanda if’al kalıbından da anladığımızda ifade ettiği manalar şunlar olur.

1. Onları evden çıkarın.

2. Onları bulundukları yerin dışına gitmek zorunda bırakın.

3. Onları dövün.

Kuran böylece içinde bulunulan duruma ve karşılaşılan şartlara göre bu üç seçenekten birinin kullanılmasını istemektedir. Ve dikkat edilirse ilk iki seçenek düzenlenen konuda sonuç almak bakımından hem insan psikolojisine hem de hukuk mantığına daha uygundur.

Emri dövmek anlamında almamız durumunda ise şunları söylememiz gerekiyor:

Ayet aile düzenini, toplum ahengini bozucu davranışlar içine giren kadınları düzeltmek için üç aşamalı bir çare getirmiştir. Bunların ilk ikisi (öğüt, yatakta yanlız bırakma) bireysel ve psikolojik, üçüncüsü (dövme) ise maddi yaptırımdır. Burada dikkat edilecek nokta “dövün” emrinin muhatabını iyi belirlemektir. Kadına zulmetmeyi bir tür meziyet gibi gören anlayış, bu emri her kocanın karısını dayağa çekmek serbestisi gibi yorumlamıştır. Bu asla doğru değildir. Çünkü burada darb (dövme) gibi bir maddi yaptırım vardır. Yani bir had söz konusudur. Hadlerin uygulanması ise kamu otoritesinin işi ve hakkıdır. Buradaki beyanı kocanın karısını dövmesi anlamında almak bir saptırmadır. Kur’an, bozuk düzen giden kadını hizaya getirmek için önce kocayı seferber etmiştir. Koca, kadına öğüt verecek, sonrada onu yatağında yanlız bırakarak dikkatli olmaya zorlayacaktır. Bu iki aşama bireyseldir. Bu aşamalarda başarı sağlanamamışsa, kamu otoritesi devreye girecek ve insan için en ağır ve aşağılayıcı cezalardan biri olan dövme uygulanacaktır.  Bunun nasıl ve hangi ölçüler içinde, hangi şartlarda uygulanacağına kamu otoritesi karar verecektir. Kur’an’ın genel ruhu ve hukuk mantığı bunu başka türlü anlamamıza müsade etmez.”

Hocanın yorumunda ifade ettiği cezanın kamu otoritesince hükmü ve uygulanması yasalarda  böyle bir cezanın öngörülmüş olmasına bağlıdır, yani günümüzde olanağı yoktur ama eski çağlarda kamu otoritesinin yani kadıların bu şekilde dövme cezasına hükmetmesi ve zabitlerce uygulanması kolaydı.

Prof. Yaşar Nuri Öztürk Show TV de 8 Mart 2013 tarihinde yayınlanan Saba Tümer ile Bugün programında bu konuda geniş açıklamalar yapıyor, İZLEYİN:

Aşılmazsa alternatif video

Darb kelimesinin Kur’an da her yerde dövme anlamında kullandığımızda garipliklerle karşılacağımızı, “darb”ın kimi yerde yola “çıkmak”, kimi yerde boyun “vurmak”, kimi yerde karanlığa “bürümek”, kimi yerde parmakları “doğramak”, kimi yerde örnek “vermek”, kimi yerde verilen bir şeyi geri “almak”, konulan bir şeyi “kaldırmak”, birini “dövmek”, birini “yatırmak”, “uyutmak”, “örtmek” vb anlamına geldiğini,  Nisa 34 deki karşılığının “çıkarmak, uzaklaştırmak” olduğunu bunun da evden çıkarmak, uzaklaştırmak, ondan ayrılmak olarak anlaşılması gerektiğine Hoca’dan başka işaret edenler de olmuştur. Kimilerine göre de dövme son çaredir ve ancak kadın kötü yola düşmüşse ve tüm uyarılara rağmen bundan vazgeçmiyorsa onu kurtarmak için uygulanabilir. Ancak kötü yola düşmüşlük, aşağıda belirtildiği gibi  bu ayetin kapsamına girmemektedir. Sonraki ayet (Nisa 35) de göstermektedir ki, “dövme” olarak çevrilen kavram eşlerin “uzaklaşmaları”, ayrı yaşamalarıdır:

Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından endişe ederseniz, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse Allah, kadınla erkeğin aralarını düzeltmede onları başarılı kılacaktır. Allah Alim’dir, herşeyi bilir; Habir’dir, herşeyden haberdardır.” Nisa 35.

Akıl yürüterek varacağımız sonuç şu olacaktır: Kocasına sadakatsizlik ve iffetsizliğinden kuşku duyulan kadınlara önce nasihat edilmesi, bu sorunu çözmezse yatakların ayrılması yani cinsel ilişkiden uzak durulması, bu da sorunu çözmezse evlerin ayrılması,  kadının her durumda iyi hal göstermesi halinde de konunun kapatılması salık verilmektedir. Ayet kötü yola düşmüş, kocasını aldatmış kadınla ilgili değildir, o ayet “Nur 2” olup (BAKINIZ BU KONUDAKİ AYRI BİR AÇIKLAMAMIZ) orada zaten hem erkek hem de kadına verilecek ceza  belirtilmiştir. Bu da dövme cezası olup Kur’an bir ayette zina gibi ağır olarak nitelendirilebilecek bir suç  için dövme cezasına hükmederken başka bir ayette çok çok daha hafif olarak nitelendirilebilecek iffetsizlik kuşkusu için de aynı cezayı öngörmüş olduğunu düşünmek dahi mümkün değildir. Kocasını aldattığı belli olmamış, sadece kuşku duyulan bir eşe dayak atılması gibi ağır ve adaletsiz bir davranış Kur’an’a hiç bir bakımdan uygun değildir. Çoğu zaman olduğu gibi Kuran ortadayken söz konusu “dövme” cezası hadislere (sahih olmayan) dayandırılarak gerekçelendirilmiştir.

Kuran’dan çıkartılacak sonuç kadına her şekilde cezayı ancak ve ancak kamu otoritesinin verebileceğidir.

Bülent Pakman, Ocak 2010. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets

kara 2Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın video kanalları/arşivi:

https://www.youtube.com/user/aliant28

http://www.youtube.com/user/pakman

Din, inanç ve buna dayalı siyaset ile ilgili yazılarımız

Kuran’da Kadına Dayak Var mı? için 7 cevap

  1. mustafa dedi ki:

    yaşarnuri öztürk bir insandır namaz kılmaz oruç tutmaz! onları geçtim, reformcu islamcıdır, kaldıki bu trihe kadar kimse o ayetin anlamını döğün dışında bir anlamda kullanmadı elmalılı hamdi dahil.

    Er olanlar kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kerre Allah birini diğerinden üstün yaratmış bir de erler mallarından infak etmektedirler, onun için iyi kadınlar itaatkârdırlar, Allah kendilerini sakladığı cihetle kendileri de gaybı muhafaza ederler, serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince: evvelâ kendilerine nasıhat edin, sonra yattıkları yerde mehcur bırakın, yine dinlemezlerse döğün, dinledikleri halde incitmeye behane aramayın, çünkü Allah çok yüksek, çok büyük bulunuyor..

    onlarca meale bakarsan farklı bişey göremezsin.elmalılı ömer nasuhi, hasan basri muhammed esed ve daha niceleri, hepsi gerizekalıydı bir yaşar zekiydi diyorsun.. bence inanmak istediğine inanıyorsun! kaldıki anadili arapça olan araplarda bile aksi yok döğmektir kurandaki anlamı!. bu dövmeme hikayesi tamamen yaşar nurinin uydurması

    • bpakman dedi ki:

      1. Yaşar Nuri hoca kendi deyimiyle namaz kılar, oruç tutar. Bunların hesabını Allah’a kendisi vermekle yükümlüdür. Siz 24 saat kendisiyle birlikte değilseniz bu dedikleriniz iftiradan başka bir şey değildir. Hem size ne onun namazından orucundan? Birinin orucundan, namazından başkasına ne?
      2. Yaşar Nuri reformist değildir. Dinde reform olmaz. Bunu diyen de kendisidir. Onun yaptığı yozlaştırılan bir dini Kur’an’a geri döndürmek.
      3. Bu şekildeki yorum sadece Yaşar Nuri Hoca’ya ait değildir.
      4. Ben de size aynı şeyi söylesem. inanmak istediğiniz şeye inanıyorsun. Gördüğünüz gibi böyle ifadelerle bir yere gidilemez.

  2. Metin Özelgin dedi ki:

    Dünyadaki bütün cevirilerde “dövün” yaziyor, ve bundan cikan anlam “Kuran’da kadina dayak yok”, öyle mi? Vallahi bravo.

  3. ezgi dedi ki:

    artık dinden çıkmak üzereydim ve günlerdir sorguluyordum nasıl dövün yazar diye Allah yarattığı kuluna nasıl dövün emri verir nasıl kadını bu kadar aşağlar 2 şahitliğide buradan okudum ama hep aklımdaydı beynini çalıştıran herkes zate arapça kelimenin türkçe bir çok karşılığı olduğunu neye göre o karşılığı eklendiğini araştırır körü körüne bağlılıkla bu hale gelindi zaten.!! eğer dövmek olsa Allah’ın Adil sıfatını yok saymış olunacaktı..Yaşar nuri’nin mealini okudukça dine geri döndüm 1 haftadır ateis ateist geziyordum sırf kadına yapılan haksızlık yüzünden bu arada bu insanlar ne kadar meraklıymış kadının dövülmesinden güzelce kabul etmek yerine karşı çıkıyorlar anlamıyorum ! ve ona buna çamur atanlar önce kendi ellerine baksın lütfen temiz mi diye ! şiddet yanlısı erkekler tarafından zaten kadın bukadar sindirilmek istenmiş ki o kadar kelime içinde bu karşılığı konulmuş..!yazık insanları yanlış düşünmeye sevk edip dinden çıkarıyorlar çok insan bu ayet yüzünden eşitsizlik yüzünden dinden çıktı. birde iftira atanlar nasıl müslümansınız siz zinaya bile 4 şahit gerekiyor siz görmeden duyduğunuzla nasıl yargılarsınız Allah’ın anında yafta yapıştırmadığına siz nasıl yapıştırırsınız kimsiniz!! yaşar nuri hocaya binlerce teşekkürler ve dualarımda yer vereceğim acımasızca yapılan meallere karşı yumuşak daha islama uygun daha islamın hoşgörüye dayandığı din olduğunu bize gösterdiği için Allah razı olsun ! diğer insanlarda körü körüne bağlılığı bırakıp Allah’ın ADİL SIFATI olduğunu hatırlayıp araştırarak bilerek inanmalarını tavsiye ediyorum..Çok şükür bu siteyi gördüm

  4. tumsa63 dedi ki:

    hocam guzel ornekler vermissiniz lakin gondermek kelimesi kuranda bi cok yerde (ersel erselne erselu erseluhu erselne) diye gecer ama ne hikmetse (edrubu) ayetin den once hep ersele kullanmis ama kadina gelince edrubuhun diye bahsetmis varsayalim ki gondermek anlaminda kullanilmis peki neden gondermek le ilgili ayetlerde hep ersel demis ilgili konuya gelince edrub ifadesi yer almis ve eger ersel kelimesini baslik olarak yazalim 4 anlamlarda anlatalim (gonder gonderdik gondermek iletmek), yani ileti ulastirma altinda kullanildigi ni diyebiliriz simdi de +(edrubu) kelimesini yazalim 4 anlamda aciklayalim (vurmak dovmek ates etmek yollamak) simdi kelimelere bakarsak (edrubu) siddet kelimesidir (ersel ) ise iletmek kelimesi dir sozluk ten bakabilir herkes tabiki siddet son care olmali ama dinimizde hosumuza gitmese de var olan seyleri yok saymak kufre dusmektir en dogrusunu tabiki allah bilir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s