Mehmet Akif’in Türkçe Kur’an meali

Tarih 21 Şubat 1925. Kuruluşunun henüz ikinci yılında Diyanet İşleri Reisliğinin bütçesi TBMM’de görüşülmektedir. İlmiyeden Eskişehir Mebusu ve aynı zamanda Şeriyye ve Evkaf Vekili Abdullah Azmi Efendi ve 53 arkadaşı meclis gündemine bir önerge taşırlar. Önerge Kur’an’ın âsân (kolay) bir lisan ile Türkçemize tercüme ve tefsirinin yapılmasını ve bu iş için Diyanet’in bütçesine bir ödenek konulmasını, Riyasetin bu önemli vazife ile tavzif edilmesini (görevlendirilmesini) teklif ederler. Teklif oy birliğiyle kabul edilir. Kararın akabinde Diyanet İşleri Riyaseti bu büyük vazifeyi deruhte edecek ehil insanları tespit için uzun bir uğraş verir. Ve sonunda Elmalılı Hamdi Efendi’ye Kur’an Tefsiri, Mehmet Akif Ersoy’a da Kur’an Meali vazifesi tevdi edilir.

Akif meali (tercümeyi) yapmaya başlar. Ancak epey bir süre sonra bırakır. Güya Akif, Türkiye’deki camilerde namaz kıldırılırken Kur’an’ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayiaları kulağına gelince, yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından endişelenmiş. Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçmiş. Bu iddia külliyen yanlış. Bir kere, Akif tercümeyi bitirmemiş. Sebebi de şu: Akif ilahiyatçı değil, veteriner, o zamanki deyimiyle baytar.  Arapça bildiği, Kur’an mümini ve edebi açıdan kuvvetli olduğu için bu görev kendisine tevdi edilir. Görevi kabul eder, avansı alır, Meali yazmaya başlar ancak aradan epey bir zaman geçtikten sonra bu işe ehil olmadığımı anladım, benim vukufumun buna yetmediğini gördüm der. Bunu dedikten sonra o karakterde bir insanın devam edip meali bitirmiş olması mümkün değil. Zaten bitirmediği de biliniyor.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Akif’in tercümesinin namazda okunacağı korkusundan meali yazmaktan vazgeçtiği iddiasını alçak bir yalan olarak niteliyor.

Yaşar Nuri Öztürk’e göre

Birileri Mustafa Kemal’e ve Cumhuriyetçilere sövme aracı yapılsın diye bunu ortaya attı. Tercümesinin böyle bir işe, “şerre” alet edileceğini Akif düşündüyse niçin bu teklifi kabul etti? Üstelik Mısır’a giderken. Zaten çekip giderken niçin o avansı aldı? Akif bu işi bıraktı. Bıraktığı yerden Elmalılı aldı, tamamladı. Elmalılı Akif’in alet olmadığı şerre bile bile alet olacak kadar iman zaafı, şahsiyet zaafı olan bir adam mıydı? Öyle birşey olsa o da bırakırdı. Ama bırakmadı. Elmalılı Tefsiri yapacaktı, tercümeyi yapmayacaktı ama tercümeyi de yaptı.

Peki Akif’in yaptığı çalışma ne olmuş?

Bu eksik meal çalışmasının Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, babasının vasiyeti üzerine yaktığına dair bir söylenti var. İhsanoğlu 2004 de Tempo Dergisine verdiği beyanatta bu yakma olayını doğrulamış ve demiş ki: “Rahmetli babam Mehmet İhsan Efendi, Akif’in çok yakın dostu idi. Akif, son İstanbul yolculuğu öncesi meali babama verdi: ‘Ben sağ olur da gelirsem, eksikliklerini tamamlar, meali basarız; şayet ölürsem meali yakınız’ dedi. Daha sonraları, babam vefat etmeden önce beni çağırdı: ‘Evladım! Masanın sağ gözünde bir takım defterler var. Ben vefat ettikten sonra, o defterleri yakacaksın’ dedi. Babamın vefatından (1961) bir süre geçtikten sonra, durumu İbrahim Sabri Efendi’ye bildirdim. Daha sonra masanın gözündeki mealleri aldık. İ. Hakkı Şengüler’in Abbasiye’deki evinin balkonunda büyük bir leğen içinde mealleri teker teker parçalayıp yaktık. Babamın, dolayısıyla da merhum Akif’in vasiyetini böylece yerine getirmiş olduk…

Birşey ortaya çıkıyor

Öte yandan Mahya Yayıncılık 2012 yılında bu eksik ve yok edilmiş meali “Kur’an Meali. Mehmet Akif Ersoy” kapağıyla yayınlıyor. Yani yakılmış olduğu bilinen bir meali. Bu Meâlin, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası İhsan Hoca’nın talebesi, Diyanet’te önemli vazifeler gören ve 1988’de vefat eden Mustafa Runyun’un evinde bulunduğu iddia ediliyor. Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’na göre Mehmed Akif’in meâli imha edilmişti, yayınlanan bu üçte birlik meâl Mehmet Âkif Ersoy’a ait olamazdı ve Mustafa Runyun’un Diyanet’te vazifede bulunduğu sırada hazırladığı metin olması ihtimali yüksekti! Ekmeleddin İhsanoğlu, bu beyanı akabinde sorulan “imhadan önce kopyesi alınmış mı idi?” sorusuna cevap vermemiş sadece metnin imha edildiğini ve bu konuda söyleyecek başka sözü olmadığını tekrarlamıştır.

Sorular

Ekmeleddin beyin yaktığı kağıtlar Mehmet Akif Ersoy’un ne seviyede bir çalışmasıydı? Akif, neden çalışmasını devam ettirmemiş, neden tamamlamamış? Devam etmediği bir çalışmayı, neden kendisi imha etmemiş? Tamam, imha edilmesini vasiyet etmesine etmiş ama her ihtimale karşı birilerinin kopyasını çıkarabileceğini neden düşünmemiş?

Hadi bunlar olabilir diyelim ama olmayacak bir şey var ki o da şu: Akif 1936 da, İhsan Hoca 1961 de ölmüşler. Arada 25 yıl var. Neden İhsan Hoca vasiyeti kendisi uygulamamış da 25 yıl bekleyip oğluna devretmiş. Bir vasiyeti 25 yıl boyunca yerine getirmemek ve üzerinde kalan ahde vefasızlıkla ahirete intikal etmek ne demek? Dindar bir Hoca bunu nasıl ve neden yapabilir?

El cevap

Soruların cevabı aslında parçaları toplayınca basit. Akif’in yarım bıraktığı meal çalışmaları önem arzetmiyor. Bunu zaten Akif’in kendisi de anlamış ve daha başlarda çalışmasını sonlandırmış. Biz de anlıyoruz. Nasıl mı? Akif’in denilerek piyasaya çıkan eksik meâlin seneler boyu tartışılan ve metnin ortada olmamasından dolayı hep hayıflanan çevrelerde öyle fazla bir heyecan yaratmaması; sadece gazetelerde birkaç gün boyunca yazılıp çizilmesinden.

Akif çalışmalarını, sonra muhtemelen isteği/ısrarı üzerine belki bir faydası olur diye İhsan Hoca’ya vermiş. Ama verirken de demiş ki aman benden sonra bunlar hiç kimsenin eline geçmesin, ben ölürsem bunları yok et. İhsan hoca belki manevi değeri var diye Akif’in ölümünden sonra 25 yıl boyunca bunları yok etmeye kıyamamış, belki de zaman buldukça bunları okumuş değerlendirmiş, belki de çeşitli açılardan değerli bulmamış.

Sonuç

Bu konuyu bir zamanlar dinciler Atatürk’e saldırma amacıyla gündeme getirmişlerdi. Geçtiğimiz günlerde ise Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını sulandırmak için konu “İhsanoğlu Kur’an mealini yakmış” diye tekrar ısıtıldı.

Dincilerin sayısız geri zekalılığını sayfalarımızda sıkça kanıtlıyoruz. Burada da öyle yaptık. İlginç olanı bazı ulusalcı denenlerin politik mülahazalarla onlara alet olmaları.

Akif’in Mısır’a gidiş sebepleri bir başka yazımızda açıklanmıştır. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Kaynaklar:

Sokak TV’de 27 Haziran 2014 tarihinde yayımlanan Ceviz Kabuğu Programı

Diyanet İşleri Başkanlığı açıklaması 25.01.2014 http://www.diyanet.gov.tr/tr/icerik/yuzyilin-islam-kultur-hizmeti-odulleri-sahiplerini-buldu%E2%80%A6/12665?getEnglish=

Akif’in Kur’an meali yakılmadı. Soner Yalçın. ODATV http://www.odatv.com/n.php?n=akifin-kuran-meali-yakilmadi-2906141200,

Âkif’in meâli muamması. Murat Bardakçı. Habertürk.19 Ağustos 2013 http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/870107-akifin-meali-muammasi

Kur’an Meali. Mehmet Akif. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=629658

Bülent Pakman. Haziran 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılamaz.

Twitter Widgets

Facebook Widgets

kara 2Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Mehmet Akif’in Türkçe Kur’an meali için 2 cevap

  1. Geri bildirim: Atatürk’e bu iftiralar neden? | Pakman World

  2. Geri bildirim: Mehmet Akif’ten Sultan 2. Abdülhamid’e salvolar | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s