Konya fıkraları

Gerçektir, rahmetli dayımdan:

Eskiden mahkemeler Konya Hükümet binasındaydı. Bir gün bir ailenin mahkemeye işi düşer. Oğlanın yaşını büyütmek gerekmektedir. Hakim akraba olmayan şahit ister. Sağa sola sorarlar. “Merak etmeyin her zaman bu işleri yapan biri var şimdi burada, onu şahit olarak mahkemeye sokarız” derler. Mahkeme biter, baba yalancı şahide sorar:
Oğlum ihtiyaç olursa seni nerede bulabiliriz?
Amca hiç endişelenme, beni ne zaman ararsanız Kapı Camiinde imamın arkasındayım.
———————————————————–

Bir aile Konya Lale Bahçedeki bağ evlerine göçerken Aydoğdu da şimdiki tapu dairesinin yanından geçiyorlarmış. Adam at arabasını sürüyor, hanımı ile çocukları yürüyor zira at arabasında yük dolu. O zaman yani tapu dairesinin olduğu yolun iki tarafında da askeriye var. Askerler sabah talimindeler. Ama duvarın iç tarafındalar, sadece sesleri duyuluyor. Askeriyenin içinden bir ses duyulur sert bir komut “Bölük dur”. Kadıncağız hemen durur. Oğlu bakar, “Niye durdun ana?” “Baban dur dedi ya oğlum” der, oğlan “Ne babası ana, o askerlere dir gomutanları, babam değel” deyince kadın. “Vurgunu yiğin gelesice herif bende akıl mı godu bana höllük höllük  diye diye”. 

Meğer kadın biraz uzun ve kilolu imiş kocası her zaman çağırırken höllük dermiş.

Gonyayı bilmeyenlere açıklama: höllük (gibi) = uzun boylu (Anadolu lehçesi) Alıntıdır, editlenmiştir.
_______________________________________________

Bir evin yeni evlenmiş oğlanı ile gelinin yarıştırması (ardından söylenme):

Kaynana (oğlan anası) “Aman bıktım valla şu gelinden, ha bir sabah da erken galk ta şu dişimi gırayım gız, alıştılar anam öğlene kadar yan gelip yatmaya, ‘bir tarla bostan yan gel yat Osman hisabı’ ne olacak bunların hali gıız?

alıntıdır
______________________________________________

Konyalı bir teyze otobüse binmiş yanında torunu. Önlerinde uzun saçlı bir genç birşeyler yiyor. Çocuk tutturmuş bende isterim, bana da al diye.Teyze öndekini dürtmüş. “Age gızım şo piskividen bizim torunada vir“.

Oğlan gülerek.”Teyze ben kız değilim.” diyince. Teyze 

Ana gızım ben senin yini gelin olduğunu nerden bileceğdim”.

alıntıdır
_____________________________________________

Tamamen gerçektir, bir akrabamdan:

Konyalı bir teyze nefesi kuvvetli bir hocaya gider, içeri alınır  ama içerisi kadınlarla doludur, otur sıranı bekle seni çağırırız derler.

Otururken zaman geçsin diye kaçınılmaz olarak sohbete katılır, diğerleri neden geldiğini sorarlar, cevap:

Ana, bizim oğlan sası gibi durur, ne dirlerse hee dir”.

Gonyayı bilmeyenlere açıklamalar: Kadıncağız yeni evli oğlunun hanım köylü hale gelmesinden kuşkulanmış, kız tarafı çaktırmadan oğlanı okutturmuş mu acaba? diye hocaya bir baktırmaya gelmiş. Bu Hoca ve kaynana konuları Konya’nın önemli bir gerçeğidir. Oğlan anası oğlunun evliliğinde kendisinin mutlak söz sahibi olmasını, gelinin pervane gibi ona hizmet etmesini ve saygı göstermesini ister. Bunu sağlamak için de  elinden ne gelirse yapar.
_____________________________________________

Rahmetli babamdan:

Osmanlı döneminde iki Gonyalı’nın sohbeti:

– Ülen padişah ne yir?

– Ne yisin, soğanın cücüğünü yir.

O zamanlar Anadolu böylesine ihmal edilmiş. Soğanın cücüğü = soğanın göbeği
——————————————————————————-

Rahmetli anneannemden:

Adam uzun yıllar sonra gurbetten evine döner, karısı karşılar ama çocuklar babaya yabancıdır, aldırmazlar, baba çocuklara sarılmak ister ama bakar ki ortada 3 çocuk var, halbuki giderken bu sayı ikiydi. Karısına sorar.

-Gadın bu hazar Ayşe, bu da hazar Ahmet ağnadık, ya şorda yirde yoğurt yiyen güççük çocuk niyin nesi?

-Hinci yoğurt yiyeni garıştırma.

Gonyayı bilmeyenlere açıklamalar:

hazâr = zahir, elbette, herhalde (Anadolu lehçesi)

hinci = şimdi    (Anadolu lehçesi)
_____________________________________________

İki Konyalı arkadaş Antalya’ya tatile giderken yolda bir anlaşma yaparlar. Düzgün konuşalım, ne yaparsak yapalım Konyalı olduğumuzu çaktırmıyalım diye. Neyse yol biter Antalya’ya gelirler. Ama hava o kadar sıcak ki ağızları kurur. Bir yerlerde oturup birer gazoz içmeye karar verirler. Neyse şöyle canlı bir mekan bulup otururlar. Biri diğerine der ki “Len oğlum siparişi virirken çok tikkat it ‘G’ lara filan ‘G’ dime.” Öteki hazırlanır ve garsona döner “Karson bey bize iki Kazoz” .

alıntıdır
____________________________________________

Gerçek bir olay, rahmetli anneannemden:

Yıllarca önce Konya’da “Havva Ana” denilen akli dengesi bozuk kimsesiz, garip bir kadın varmış. Çarşıda sağlı sollu dükkanların bulunduğu sokaklarda esnaf ve çocuklar onu “Havvana (Havva Ana) vırrık” diyerek kızdırırlarmış. Bir gün Havva Ana  bıkarak Konya’yı terk etmiş, nereye gittiğini kimse bilmemiş. Yıllar sonra Hava Ana Konya’ya tekrar dönmüş ama kimse onu tanımamış, unutmuş. Bunun üzerine Hava Ana çarşının ortasına durup kendi kendine bağırmış “Havva Ana Vırrık, Havva Ana Vırrık”.
_____________________________________________

Bir Kütahyalı Konya’ya gelmiş, lokantada yemek yiyor. Bakmış yanıbaşındaki masada oturan ve şivesinden Konyalı olduğu anlaşılan kişi garsona;

-“Age, bağa bi tirit vir” demiş.
Tirit gelmiş, bol bol ekmekli, bol soğanlı, bol sulu, nefis, mis gibi kokuyor ama az etli. Kütahyalı yan gözle bizim Konyalı’yı süzerken, Gonya’lı hemşehrimiz garsonu tekrar çağırmış;
-“Age accık da yağına ekmek viri vir” demiş.
Garson ekmeği getirmiş, Bizim Gonyalı garsonun getirdiği ekmekle, tiridin içindeki ekmek parçalarını afiyetle yemiş. Kütahyalı hayran hayran seyretmiş. Gel zaman, git zaman yine O Kütahyalı vatandaş bir gün trende giderken kompartmanında tanışma faslı esnasında bir Konyalı’ya rastlamış ve  yıllar sonra o meşhur Konya seyahati aklına gelmiş ve hemen Konyalılara hayranlığını anlatmış. Konyalı bunun üzerine sormuş;

– “Hele neyne hayran olduydun?”
– “Ekmeği ekmeğinen yirsiniz, adına da tirit dirsiniz!

alıntıdır
________________________________________

Konyalı küçük Ahmete öğretmeni sıfır vermiş sözlü notu olarak coğrafyadan.
Çocuk ne yapsın kurtarması lazım. ‘Öğretmenim bana bir daha soru sorun’ demiş. Öğretmen ‘G harfi ile başlayan bütün illerimizi say bakalım’ demiş. Çocuk başlamış “Giresun, Gaziantep, Gümüşhane, Gars, Gastamonu, Gayseri, Gırklareli, Gırşehir,  Gocaeli, Gütahya, Gilis, Gonya, Garaman
__________________________________________

1234967_639264122813794_337677618_nKonya hakkındaki diğer özel ve ilginç bilgilere  aşağıdaki linkleri tıklayarak erişebilirsiniz.

Bülent Pakman. Temmuz 2009. Güncelleme Eylül 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz, yayımlanamaz. 

Twitter Widgets

cropped-cropped-111220105192.jpgBülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın Youtube video kanalları/arşivi:

https://www.youtube.com/user/aliant28

http://www.youtube.com/user/pakman

Konya fıkraları için 2 cevap

  1. Mustafa Kurt dedi ki:

    İki Konyalı arkadaş Antalya’ya tatile giderken yolda bir anlaşma yaparlar. Düzgün konuşalım, ne yaparsak yapalım Konyalı olduğumuzu çaktırmıyalım diye. Neyse yol biter Antalya’ya gelirler. Ama hava o kadar sıcak ki ağızları kurur. Bir yerlerde oturup birer gazoz içmeye karar verirler. Neyse şöyle canlı bir mekan bulup otururlar. Biri diğerine der ki ‘Aman ortaaam siparişi virirken çok tikkat it ‘K’ lere filan ‘G’ dime.’ Öteki hazırlanır ve garsona döner ‘Karson bey bize iki Kazoz’

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s