Quba

Quba Azerbaycan’ın Kuzey Doğusunda Kafkas dağları eteklerinde Dağıstan sınırına çok yakın bir rayon yani İdari bölgenin merkez kasabası. Paxlava yani baklavasıyla (üzeri cevizli, kırmızı boyalı) meşhur. Yemşeşil, içinden Qudiyalçay (Quday) nehri geçiyor. Bakü’ye, son bölümü hariç, 4 şeritli hız limiti 110 km/saat olan bölünmüş beton yol ile bağlı. Yol üzerinde Beşparmak dağı eteğinde Azerilerin durup kumanya olarak seyyar satıcılardan piroşki (kızarmış börek) aldıkları Ziyaret denilen bir dinlenme alanında 15 dakikalık ihtiyaç molası dahil Bakü-Quba arası 2-2.5 saat sürüyor.

Quba Azerbaycan’ın diğer yöreleri gibi bağımsız Hanlık iken  19. yüzyıl başlarında Rus işgaline uğramış. Rus devriminden sonra Rus ordusu çekilince Mayıs 1918 de Azerbaycan’ın tamamını ele geçirmek isteyen Ermeni Daşnak komutan Stefan Şahumyan’ın çeteleri Quba’ya girip  halkı katletmiş. 50 si çocuk, 100 ü kadın olmak üzere 600 kişiyi öldürüp toplu mezarlara gömmüşler. Bu mezarlar 80 yıl sonra stadyum inşaat kazısı sırasında bulunmuş. Quba içerisinde bu katliam anısına dikilen bir anıt bulunmakta.

KIRMIZI KASABA

Kafkas Dağlarına 13. yüzyılda Sefarad Yahudileri gelmiş. Günümüzde Azerbaycan’a, Dağıstan’a ve Çeçenistan’a ait topraklara yerleşmişler. Onlara Dağ Yahudileri denmiş. Kafkasya’da Yahudilerin en yoğun olarak yaşadığı bölge burasıymış. Quba hanlarından Fatali Han (Feteli Han) 1742 de oğlunu tedavi edip hayatını kurtaran bir Yahudi doktorun yüzü suyu hürmetine dağınık yaşayan Dağ Yahudilerinin Quba’da nehrin karşı tarafında yerleşmelerine izin vermiş. Böylece Feteli Han sayesinde kendi kasabalarında topluca yaşamaya başlamışlar. Buraya Rusça “Krasnaya Sloboda” yani Kırmızı Kasaba (Azerice: Qırmızı Qəsəbə) denilmiş. 1917 de Kırmızı Kasaba’da 18 000 Yahudi yaşıyormuş. Önceleri Rusların baskısı yüzünden sonra da 1979-1990 arası Azerbaycan’ın bağımsızlığı öncesi Yahudiler Rusya, İsrail ve Amerika’ya yoğun göç vermişler. Azerbaycan’ın bağımsızlığı 1991 sonrası da ekonomik zorluklardan dolayı İsrail’e ve çalışmak için Rusya’ya göç sürmüş.  Yahudilerin Cuhuro-Tat ya da kısaca cuhuri denilen konuştukları dil de İbranice – Farsça karışımı, Arapça, Aramca kalıntıları da varmış.  Tam olarak bilinmiyor ama dillerine bakılırsa Yahudiler’in buraya bugünkü İran’dan göç etmiş oldukları tahmin ediliyor. Günümüzde resmi nüfusları 3600, ancak çalışmaya gidenler çok olmalı ki Kırmızı Kasaba sokakları bomboş. Kasabaya derenin karşı tarafında, köprü ile geçiliyor. Önceleri rehber bizi buraya neden getirdi diye merak ediyorken Moskova’ya çalışmaya giden ve para kazanıp gelen gençlerin yaptırdığı çok değişik mimariye sahip duvarlarında, kapılarında Davut Yıldızı bulunan lüks villaları, güzel okulları, sinagogu görüp hayret ediyoruz. “Davut Kalkanı” olarak da bilinen “Davut Yıldızı” içiçe geçmiş iki üçgenden oluşuyor. Toplam 6 köşesi var. Kırmızı Kasaba sanki Azerbaycan dışında bir yer gibi geliyor bize. Bu yüzden buraya Küçük Kudüs diyenler de var. Dünyada İsrail dışında nüfusunun tamamı Yahudi olan tek kasaba burasıymış. Kendi okulları, yine Davut Yıldızlı klimalı Bet Knesset Sinagoguyla, kippalarıyla, kahveleriyle geleneksel yaşamlarını sürdürüyorlar. Çalışmaya gurbete gidenlerin düzelen maddi durumlarını yansıtmaları sayesinde Kırımızı Kasaba gittikçe zenginleşmekte, güzelleşmekte.

Eskiden Yahudiler dünyada gettolarda oturmaya mahkum edilmişler ama Azerbaycan’da böyle bir şey olmamış. Azerilerin deyimiyle “Rusun zamanında” yani Rusların döneminde Yahudiler, Rusların kendi dillerini konuşmalarını yasaklamaları dışında farklı bir din ve ırk mensubu olmalarına rağmen Azeriler sayesinde kendi kasabalarında özgürce yaşamışlar. Bu, Azerilerin günümüzde de belirgin şekilde anlaşılan laiklik  anlayışlarının bir başka göstergesi. Nitekim Kırmızı Kasaba Yahudileri Azerilerle olan günümüz ilişkilerini “mükemmel, dostça ve hoşgörülü” olarak niteliyorlar.  İşin ilginç tarafı Osmanlı’nın da benzer şekilde Sefarad Yahudilerinin gelip topraklarına yerleşmelerine izin vermiş olması Türklerin bu özelliğinin evrensel olduğunun kanıtıdır. Azerbaycan bu geleneği günümüzde de sürüyor, her ne kadar komşu İran’ı hayli kızdırmaktaysa da İsrail ile ilişkilerini gayet iyi tutuyorlar.

Quba’da ayrıca Lezgi nüfusu da var. Lezgiler Azerice yanında kendi ana dillerini de konuşan bir Kafkas ırkı. Çoğu komşu Dağıstanda yaşıyor.

GÖRÜLECEK YERLER

Quba’da Cuma camii ve Sakine Hanım camisi, 30 yıl öncesine kadar kullanılmakta olan tuğlaları yumurta, su, keçi tüyü karışımı harçla tutturulmuş eski hamam, 2. Dünya savaşı sırasında ölen askerler için yapılmış  komünist anıtı ve Ermenilerin kestiği Azeri, Yahudi ve Lezgi halk için yapılan soykırım anıtı görülebilecek yerler. Bizim Ankara Ulus’taki dolmuş durağına benzer otobüs terminalini de (vağzal) görmek gerek. Quba ayrıca deresi bol bir yöre ve Bakü’deki inşaatlar için beton agregası yani beton içerisine konan kum, çakıl buradan 160 km yol teperek gidiyor, zira Bakü bu açıdan kısır bir yer.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

CİVARDAKİ GÖRÜLECEK YERLER

Quba’dan çıkış yolları üzerinde tesisler, piknik alanları bulunmakta.

1. Qudalçayı geçmeden sola dönüp Qeçreş yolunu izleyerek Xınalık yönü. Asfalt ama dar ve bir bölümü bozuk olan yolun çevresi Qırız’a kadar ormanlık ve derin Qudiyalçay vadisinden geçiyor

2. Aynı yoldan çıkıp az ilerden güneye Tengealtı yönü.  Tengealtı Kanyonu Kafkas dağlarında çok güzel, yemşeşil bir piknik alanı. Yol asfalt ama bir bölümü hayli bozuk. Kanyonun dibinde gürül gürül akan bir dere var. Burası hafta sonları ve tatillerde ziyaretçilerle dolup taşıyor. Eli yüzü düzgün tesisler var, daha da yapılıyor ama genelde salaş Azeri kahvelerinde çay içip yemek yeniyor. Bu arada  yemeklerin hemen hepsi kişnişli ve benim gibi Allah ne verirse yiyen birisi de dahil olmak üzere Türklerin bunları yemesi mümkün değil. Çoban salata, pide, közde badımcan (patlıcan) köfte, az kaburga ve votka veya sok (meyve suyu) ile idare ediyoruz. Rehber gelirken burada mağara var demişti. Bir görelim dedik. Gerçekten de kanyonun tepesine yakın kotta iki mağara bulunmakta. Ancak çıkmak için ya iyi bir dağcı ya da keçi olmak gerekir. Oradakilerin dediğine göre oraya çıkmaya çalışan iki kişi düşüp ölmüş. Teşekkür edip mağaraları görmekten vaz geçiyoruz.

Tengealtının yaklaşık 3 km ilerisinde toprak bir yoldan gidilebilen Afurca Şelalesi var. Şelale dediysek yüksek bir kayadan akan gür bir su. Şelalenin ortasına kadar çıkıp akan suyun arkasından aşağıyı seyredebilirsiniz. Bu arada Tengealtı ve Afurca cep telefon kapsama alanı dışında.

3. Qusar’a gidip dereyi geçip Laza yönü. Laza yolunda tesisler var.  İlerde piknik de yapılıyor. Kayak merkezi Şahdağ da bu tarafta.

Bülent Pakman Haziran 2011. Son güncelleme Eylül 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılamaz, yayımlanamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

Arama motorlarında bulunabilmesini kolaylaştırmak için yazılarımızda arada Azerice ve Azeri kelimeleri kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da Türk milleti vardır, dilleri Türk dilidir

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Yazılarım sadece buradadır.

Facebook Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Twitter Widgets

Quba için 2 cevap

  1. Ahmet KIZILKAYA dedi ki:

    Bülent Hocam ağzınıza sağlık. Biz ihalelerde Quba’yı hep kırmataş temin yeri olarak duyduk ve kullandık. Bu açıdan Azerbaycana birçok sefer gitmeme rağmen, Quba’ya gitmemiştim. Sizin yorum ve görüşlerinizle gitmiş kadar oldum.
    Çok teşekkürler

    Ahmet KIZILKAYA
    CE-90

    • bpakman dedi ki:

      Evet bizim şantiyeye de beton agregası 160 km den Quba çayından geliyor. Bakü ocak açısından kısır bir yer. Quba ise dere malzemesi dolu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s