Turancılığın doğuşu

Bir büyük Türk devleti olan Hazar İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ilk Macar Devleti’ni sekizinci asırda Hazar Denizi’nin kuzeyinde kurmuş olan Macarlar, daha sonraki aşamada göçler yolu ile orta Avrupa’ya gelerek Adriyatik denizi ile Baltık denizi arasında yayılan bir doğu Avrupa krallığını onuncu yüzyılda kurdular.

Tarihsel olarak Macarların geçmişi incelendiğinde, günümüzde Rusya Federasyonu sınırları içerisinde özerk bir devlet olarak yer alan Başkurdistan ülkesinden geldikleri anlaşılmaktadır. Hazar Denizi’nin kuzey bölgesinde yer alan Başkurdistan ilk Macar Devleti’nin kurulduğu bölge olmuş ve daha sonra göçler yolu ile Avrupa katısına gidilince, ikinci Macar Devleti Tuna Nehri kıyılarında kurulmuştur.

Avrupa kıtasının ortasında beş yüz yıllık bir krallık kurabilecek kadar ileri giden Macarların, Vatikan’ın etkisiyle Hıristiyan dinini benimsedikten sonra  bu kıta ile iyice bütünleşerek, geçmişlerini ve eski geleneksel yapılarını unutma aşamasına geldikleri görülmüştür. Macarlar bu yüzden Türk ve İslam dünyasından uzaklaşmışlar ve Hıristiyan Avrupa kıtası içinde eriyip gidince kendi geçmişlerini unutmuşlardır.

Macarlar, daha sonraki gelişmeler Avrupa’daki toplumsal olaylar ve sürekli savaşlar yüzünden Tuna kıyısındaki krallıklarını  uzun süreli olarak koruyamamışlardır. Macar krallığı zayıflama noktasına gelince, Osmanlı İmparatorluğu bu devleti işgal ederek iki yüzyıla yakın bir süre sınırları içerisinde yönetmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunun gerilemesi sürecinde Balkanlar’daki otorite boşluğunu Avusturya İmparatorluğu doldurmaya başladığı sırada ise, Macarların resmi katılımı ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kurulmuştur. Osmanlı ve Rus imparatorluklarından sonra üçüncü bir doğu imparatorluğu olarak ortaya çıkan bu ortak devlet, yirminci yüzyılın başlarına gelindiğinde zayıflamış ve giderek Almanya–Rusya rekabetinin çekişme alanı konumuna düşürülmüştür. Avusturyalılar’ın Germen asıllı olmaları nedeniyle, Pen-Germenizm çatısı altında yer almaya doğru hazırlık başlayınca, İmparatorluğun diğer yarısını temsil eden Macar toplumu da kendilerine yeni bir gelecek arama noktasına gelmişlerdir.

Birinci Dünya Savaşı sürecinde Pan-Germenizm ile Pan-Slavizm, Doğu Avrupa bölgesini ele geçirme yarışına kalkışırken, Avrupa içi çekişmelerde, Orta ve Doğu Avrupa güçleri arasında kalıp ezilmemek ve büyük bir savaş içinde fazla insan kaybetmemek üzere Macar aydınları arasında yeni bir çıkış yolu arayışı başlamıştır.

1200 yıldır Avrupa kıtasının ortalarında yaşayan ve bu bölgede bağımsız devletler ile imparatorluk kuran Macarların, orta Avrupada yer almalarına rağmen kendilerini kurtarma doğrultusunda bir Panavrupacılık akımını kurtuluş çaresi olarak görmeyen aydınları, silkelenip kendilerine döndükleri ulusal yapılarını koruma noktasında kimliklerini ve bir Asya toplumu olduklarını   hatırlayarak, kendi kökenlerini öne çıkararak ayrı bir akım biçiminde geliştiren yeni bir pancılık akımı örgütlenme aşamasına gelmişlerdir. İşte bu akım “Pan-Turanizm” olarak siyaset sahnesinde öne çıkarken, Macarların tarih sahnesine çıktığı coğrafya,  Başkurdistan’ın tam ortalarında yer aldığı Turan coğrafyası hareket noktası olarak  esas alınmıştır.

Macarlar Hıristiyan kimlikleri yüzünden uzaklaştıkları Türk dünyasına geri dönünce kendi gerçek kimliklerini görmüşler ve bütün Ural-Altay halkları gibi Turan bölgesinin Türk asıllı kavimlerinden olduklarını anlamışlardır. Macarlar, tarih sahnesine çıkmış oldukları bölgenin adını öne çıkararak, Ural-Altay bölgesinden ortaya çıkmış olan halklara Turani kavimler demişler ve kendilerini de Turan toplumları içerisinde sayarak, Pan-Turanizm’i kendi kökenleri ile tarihsel geçmişlerine en uygun yol olarak görmüşlerdir.

Bir orta Avrupa milleti olarak Macarlar köklerine döndükleri aşamada, tıpkı Almanlar gibi bir doğu politikasını öne çıkarmaya çalışmışlardır. Almanların “Ostpolitik“ adını verdikleri milli doğu politikasına paralel bir çizgide Macarları da doğu politikalarına Turanizm adını vererek, Pan-Turanizm’in öncülüğünü yapmaya çalışmışlardır.

Turancılık, Slavcılık, Germencilik ve İslamcılık akımlarına karşı bir ulusal savunma ya da alternatif arayışı olarak gündeme geldiği aşamada, Macaristan’da 1910 yılında aristokrat kökenli aşırı sağcı siyasetçi ve tarihçi Kont Pál Teleki önderliğinde“Turan Cemiyeti” kurulmuştur.  Birçok ünlü toplumsal şahsiyeti, bilim adamlarını ve ulusçu şairleri kapsayan cemiyetin amacı “Avrupa’dan Asya’ya, Dévény’den Tokyo’ya kadar Turan’ı aramak,” “kardeş uluslar arasında,Macarların yönetiminde birliği sağlamak ve Turancı birlik bilincini yaygınlaştırmak” “Turancılığın, yani Macar olmanın birinci ödevi (…) Turan ülküsünü öğrenmek ve bunu yaymak” idi. Macar Turan Cemiyeti 1913’ten itibaren Turán adlı bir dergi yayımladı. 1920’de dokuz Turancı cemiyet ve birliğin katılımıyla Macaristan Turan Federasyonu kuruldu.

Tarihteki adı “Fin-Ugor Göçleri olan toplumsal hareketlilik süreci içerisinde, Hazar bölgesinden Avrupa’nın çeşitli bölgelerine yayılmış olan Türk asıllı toplumlar olan Bulgarlar, Finliler, Estonlar, ve Çekler ile yakın ilişkiler kurularak, Germen ve Slav asıllı kavimlere karşı bir Turan birlikteliği Panturanizm çizgisinde sağlanmaya çalışılmıştır.

Bu çalışmaların önemli bir ismi, Almanya’dan Macaristan’a göç etmiş Yahudi asıllı Armin Hermann Vambery (Wamberger, Weinberger) Macarlar’ın menşeini Türkler’in teşkil ettiğine dair görüşü sebebiyle “Panturanizmin babası” olarak tanınmıştır. 1870’te Budapeşte Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan dünyanın ilk Türkoloji kürsüsüne profesör tayin edilmiş. 1908 yılında Macaristan-Budapeşte’de  açılan Dünyanın ilk Türk Derneğinin ve 1910 yılında kurulan Turan Cemiyeti’nin de onursal başkanlığını yapmıştır.

Macaristan bu aşamada, Avrasya’daki Rusya ve Almanya hegemonya arayışının alternatif merkezi haline gelince, Macar aydınları ülkelerinden kalkarak Orta Doğu ve Orta Asya yollarına düşmüşler ve kendilerinin de içinden çıkmış oldukları Turan coğrafyasının yeni dönemdeki durumunu tespit etmeye çalışmışlardır. Macarlar kendi gelecekleri açısından çok korktukları bir Almanya ve Rusya savaşı sırasında savaş alanının ortasında kalarak yok olmak istemedikleri için, kendilerinin Turan adını verdikleri bölgedeki Türk ve Müslüman asıllı halkların durumlarını da belirlemeye çalışmışlardır.

Önceliği kendi anavatanları olan Başkurdistan’a veren Macar aydınları, bu bölgenin iç Asya tarafında kalması ve bu yüzden geri dönme ve yeni bir göç mekânı olması açısından yetersiz kaldığını belirleyince, ön Asya coğrafyasının en cazip bölgesi olan Anadolu yarımadası ile de yakından ilgilenmişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğunun da bir Türk devleti olması yüzünden, bu bölgeye kendilerini daha yakın hisseden Macarlar, bir büyük savaş sırasında Turan bölgesine geri dönüş istikametinde Doğu Anadolu bölgesini kendileri açısından yerleşmek için uygun bir bölge olarak görmüşlerdir. Bu doğrultuda üç yüzden fazla Macar aydını, Osmanlı ülkesine gelerek, Anadolu yarım adasını karış karış gezmişler ve bu ülkeyi, bir büyük savaş sırasında yeni yerleşme alanı olarak belirlemişlerdir.

Asya kökenli bir halk olarak kendi geleceklerini Avrupa‘da değil, tarih sahnesine çıktıkları topraklarda aramaya başlayan Macar aydınları sahip oldukları tarih bilinci ile dünyanın yeniden biçimlenmesi aşamasında hem kendi açılarından hem de dünya dengeleri yüzünden etkin olmaya çaba göstermişlerdir.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanya ile birlikte hareket eden Macarlar, doğuya doğru yöneldikleri aşamada Pan-Turanizmi daha da geliştirmişler ve Bulgarlar ve Osmanlılar gibi iki önemli devlet ile, batı Avrupalı Atlantik güçlerine karşı ortak bir savaş içerisinde yer almışlardır. Macar Turan Cemiyeti’nin lideri Kont Pál Teleki II. Dünya Savaşı sırasında Hitler Almanyası’nın desteğiyle 1941 de Macaristan başbakanı olmuştur. Macarlar Atlantik emperyalizmi İngiltere ve Fransa üzerinden dünyanın merkezine dönerek, Avrasya kıtasını ele geçirmeye yöneldiği bir aşamada, dünyanın doğusunda yer alan Turan bölgesinin halkları bir araya gelerek kendi anavatanlarında daha güçlü bir çıkışın arayışı içinde olmuşlardır.

Macar aydınlarının orta Avrupa bölgesinde başlattıkları Turan kökenli kavimlerin gelecek arayışı, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu üzerinden Kafkasya ve Hazar bölgesine kadar ulaşmış ve bu doğrultuda Pan-Turanizm akımı Pan-Slavizm, Pan-Germenizm ve Pan-İslamizm akımlarına karşı Türk asıllı toplulukların geleceği açısından devreye girmiştir.

Ural-Altay, ya da Turan denilen bölge kökenli olarak dünya sahnesine çıkmış olan bütün Türk asıllı kavimlerin ortak bir gelecek arayışı olarak Pan-Turanizm, en batılı ve gelişmiş Turan toplumu olan Macaristan’da dünya sahnesine çıkmış olması bir rastlantı değil, aksine tarihsel sürecin ortaya çıkardığı bir siyasal birikimin sonucudur.

Macarlar, Turan bölgesini yeniden keşfederlerken tarih sahnesindeki Türk varlığını sorgulayarak, geleceğin dünyası için Pan-Turanizm’i bir çıkış yolu olarak görüyorlardı. Turanizm, Macar milleti üzerinden bütün Turan kavimlerinin ve Türk dünyasının yeniden ayağa kalkışının bir anlamda yeni simgesi olarak öne çıkıyordu.

Turancılık Macaristan’da ortaya çıktıktan sonra bütün Türk dünyasında hızla yayılırken Osmanlı İmparatorluğu içinde de tartışılmaya başlanmış ve Türk asıllı Osmanlı toplulukları içinde çok hızlı bir biçimde etki sağlayarak, imparatorluk sonrası dönemde, bir Türk devletinin kurulmasına giden yolda önemli bir ölçüde katkı sağlamıştır. Osmanlı’dan Türkiye’ye geçerken, Turancılığın getirdiği uyanış ile “Türkçülük” akımı devreye girmiş ve bu akımın hızla örgütlenmesi sayesinde, ulusal kurtuluş savaşı sonrasında Türkiye cumhuriyeti çağdaş bir devlet olarak kurulmuştur. Ön Asya ve Orta Asya bölgelerini içine alan, Hazar ve Kafkasya merkezli alana, Turancılık akımı sonrasında Turan bölgesi adı verilmiştir.

Güneyinde İran’ın yer aldığı, Turan coğrafyası, Hazar denizinin iki yakasında bir araya gelerek Çin seddine kadar uzanan bütün Türk toplumlarını içine alacak bir düzeyde gelişmeler göstermiştir.

Orta Asya, Kafkasya, Hazar, Ön Asya ve Balkanlar gibi bölgelerde yaşamlarını sürdüren Türk asıllı topluluklar, daha sonraki aşamada Avrupa’daki Turani kavimler ile bir araya gelebilmenin yollarını Pan-Turanizm akımı sayesinde bulabilmişlerdir. Bu yönü ile Turancılık, Slav, Germen, Latin ve Anglo-Sakson halklarına karşı, Turan bölgesinden tarih sahnesine çıkan Türk asıllı toplulukların var olma ideolojisidir. Bu yönü ile de, ciddi bir haklılık temeline sahip bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi Pan-Turanizmin dünyanın merkezi bölgesi olan Avrasya kıtasında siyasal bir akım olarak tarih sahnesine çıkışı, emperyal bir hegemonya arama girişimleriyle değil aksine, Pan-Slavizm ya da Pan-Germenizm gibi iki emperyalist akıma dayanan Alman ve Rus emperyalizmlerine teslim olmamak onların çekişme ve çatışma alanı ortasında kalarak yok olmamak üzere, Macar aydınlarının gündeme getirmiş olduğu bir ulusal var olma ve kendini savunma refleksidir.

Dünya haritasında yer alan bütün uluslar ve halklar gibi, Turan halklarının da var olma ve yaşamlarını sürdürme hakları bulunmaktadır. Batılı ya da Avrupalı uluslar kendi çıkarları doğrultusunda bir dünya hegemonyası oluşturabilmek için dünya savaşlarını gündeme getirirken, tüm diğer halklar gibi Turan kavimleri ve toplumları da kendi varlıklarını koruyabilmenin ve güvence altına alabilmenin yollarını arayacaklardır.

Kaynaklar:

Turancılık akımının haklılığı. Prof. Dr. Anıl Çeçen. Türk Solu dergisi Sayı 464. 21.09.2014 http://www.turksolu.com.tr/464/acecen464.html

Turancılık. Vikipedi. http://tr.wikipedia.org/wiki/Turanc%C4%B1l%C4%B1k#Macaristan.27da_Turanc.C4.B1l.C4.B1k

Vambery, Arminius. Sueda Kapusuz. 27 Ocak 2014.  http://tarihte.net/vambery-arminius/

Bülent Pakman. Kasım 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter WidgetsFacebook Widgets
Sharjah 2011

Bülent Pakman kimdir?    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s