Kuran’da İlahi Yönetim Mekanizması ve Bedensiz Varlıklar

Andolsun, biz, Ademoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” İsra 70.

İnsan Allah’ın yarattıklarının “birçoğundan” üstün. Demek ki hepsinden değil. İnsan evrenin en üstün varlığı değil. Daha üstün varlıklar var. Nerede bu varlıklar? Dünyada yok bunu biliyoruz. Demek ki başka dünyalardalar.

Kur’an’da üst-yüksek, ilahi-ruhsal-kozmik yönetim mekanizmaları-planları ve görevlileri ile ilgili olabilecek ayetler:

Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahutta bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O’dur; hüküm ve hikmet sahibi O’dur.” Şûra 51

Allah beşeri özelliklerden mutlak derecede uzaktadır. Örneğin bir insanın ya da bedensiz varlığın Allah ile değil konuşması irtibatta bile olması mümkün değildir. Zira Allah zaten insan ya da varlıklara onların şah damarından daha yakındır yani evrende, alemlerde, her yerde, her şeyde Allah’ın oluşumu, belirtisi söz konusudur.

Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biliriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız. Kaf 16

Allah’ın iradesiyle hiçbirşey hokup pokusla yapılmaz. Her olayın bir yöntemi vardır. Örneğin yağmur Allah’ın iradesiyle suyun buharlaşması ve yoğuşması sonucu yağar.  Allah iradesinin uygulamasını tekamül etmiş varlıklar tarafından oluşan bir ilahi yönetim mekanizması yürütür. Bu mekanizmada görevli varlıkların tekamül seviyelerine göre mükemmele doğru giden hiyerarşik piramit benzeri bir sistem söz konusudur. Bu düzende üst düzeyde olanlar daha alt düzeyde olanlara yardım eder, rehberlikte bulunurlar.

Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar; Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.” Saffat 8,9

Kur’an’da neden biz ifadesi kullanılıyor? Ben kelimesinin geçtiği yerler de var. Bir görüşe göre biz kelimesi güç ve kuvveti ifade ediyor, çokluk değil. Bir görüşe göre de Cenabı hak kendisini genişleyen olarak tarif ediyor.  Zira Cenabı hak sürecin bizzat kendisidir.

Kuran’da melek, cin, şeytan olarak belirtilen varlıklar bedensiz varlıklardır.

Melek

Kur’an’da  melek olarak adı geçenler görevli rehber varlıklardır. Örneğin Hz. Peygambere vahiy getiren, ilham ile emir ve bilgi veren Cebrail yüksek rehber varlıktır. İslam inanışında bu rehber varlıklara melek denir ve insanın sağ ve sol omuzlarında durdukları ve böylece o insanla sürekli birlikte olduklarına inanılır. Bu yüzden namaz sonunda “esselamünaleyküm verahmettulah” diyerek sol ve sağ omuz uçlarına baş çevirerek verilen selam aslında bu meleklere verilir. Hiyerarşik yasaya göre her insanın rehber varlığı o insanın tekamül düzeyinin daha fazla üzerindedir.

Ve şu kuşkusuz ki, sizin üzerinizde koruyucular bekçiler var. Çok değerli yazıcılar. Bilirler yapmakta olduğunuzu.” İnfitar 10-12

Bir söz sarfetmeye dursun, yanındaki gözcü hemen zaptediverir.” Kaf 18

Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: “Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırın. İnkar edenlerin kalpleri içine korku salacağım; vurun boyunların üstüne, vurun onların her parmağına.” Enfal 12

Melekler ve Rûh, Rablerinin izniyle o gecede her iş için iner de iner!” Kadir 4

Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir’dir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.” Enam 61

Melekler ve ruhun bir boyuttan ötekine yükselişi, yani tekamülü dünya zamanıyla elli bin yıl ise bu kozmik zaman ölçüsüyle bir güne karşılık gelmektedir, yani yüksek sistemlerde izafi bir zaman söz konusudur:

Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler O’na.” Mearic 4

Melekler, bazıları çok tekamül etmiş olsa da yine de Allah’ın iradesi kadar bir bilinçlenme ve iradeye sahip değildirler:

Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım.” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: “Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysa ki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsatıp yüceltiyoruz.”Allah şöyle dedi: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.” Bakara 30

Yaygın görüşe göre melekler serbest iradeye sahip değillerdir. Kendilerine verilen görevleri yaparlar.  Tekamül seviyeleri gereği insanlara zarar vermeleri mümkün değildir.

Peki meleklerden daha üstün insani varlıklar var mıdır?

Hani Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin. Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.” İsra 71-73. (Not: Benzer başka birçok ayetler de var) 

İnsana toptan secde eden melekler İnsandan üstün olabilir mi? Bunun doğru açıklaması şudur: “meleklerden daha üstün varlıklar vardır“. Nasıl yukarıda aktardığımız İsra suresi 70. ayete göre insandan daha üstün varlıklar varsa.

Enerji, güç, kuvvet kelimelerinin Arapçası melk’tir. Melek sözcüğü melk kelimesinden üretilmiştir. Bir görüşe göre Melek, yani enerji kaynağını Allah’tan alarak içinde bulunduğumuz çokluk alemini oluşturur. Enerji (melek), atom altı parçacıklardan anlaşılacağı üzere, varlığın özünü oluşturmaktadır.  (Not: Atom altı parçacıklar nedir? OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN)

Şeytan

Şeytan madde dünyasında insanların kendi tekamülleri için mücadele etmeleri gerektiği bir bedensiz varlıktır. Yani insan şeytana uymamayı öğrene öğrene tekamül edecektir. Şeytan olmasa bunu nasıl yapacak? O zaman kötülük olmayacak ama tekamül de olmayacak. İnsan önüne konan kötülüğü-yanlışlığı mı yoksa doğruluğu-iyiliği mi tercih edecek? İşte bu şekilde insan sürekli sınavdan geçmektedir.  Kötülükte de hayır vardır, yoksa iyiliğin değeri hiç bir zaman anlaşılamaz. Şeytanla savaşacağız, bu şer olarak görünse de sonuçta bizim hayrımızadır.

Hoşunuza gitmemekle birlikte, savaş üzerinize yazılmıştır. Bir şey sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz.Ve bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Bakara 216

..Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz...” Enbiya 35

Şeytan ne yapıyorsa bunu kendi seçimi ve isteğiyle yapmaktadır. Ama sonuçta yine Allah’ın iradesiyle. Peki bir şeytan ilelebet şeytan mı kalacaktır? Her zaman olduğu gibi akıl yürüterek diyebiliriz ki bir şeytan sonunda nedamet getirir, pişman olur, bilinçlenmeye başlarsa şeytan vasfını kaybetmeye ve tekamül etmeye başlaması gerekir. Zira her varlığın tekamüle ihtiyacı vardır.

Cin

Cinler melek ve şeytan dışında kalan, alt düzeydeki yani geri varlıklara verilen addır. Cinlerin insanları iyiliğe ya da kötülüğe sevk etme güçleri ve fonksiyonları yoktur. Kendi boyutlarında tekamül süreci geçirirlerken bazıları  isteyerek ya da farkında olmadan insanlara zarar verebilirler. Aslında onların derdi eğlenmektir, ya kendileri gibi geri varlıklarla ya da bedenli varlıklarla.

Obsesyon – bedene hükmetme

Spiritüalizm inancına göre “obsesyon” ya da eski dille tasallut (musallat olma) denilen olay bir bedensiz varlığın ya da varlıkların bir bedenli varlığın bedenine hükmetmesi ya da hükmetmeye çalışmasıdır. Spiritüalizme göre bazı bedensiz varlıklar bunu rahatsız ettikleri şahıstan intikam almak amacıyla, yeniden bedenlenemedikleri durumda başkasının bedenini bir amaç için kullanmak,  geri varlıklar ise ya kendiliklerinden eğlenmek, dünya ile maddi bağlantıda olmak için başkasının bedenine sahip olmak ya da bazı büyü yapan insanların güçlerini kullanmalarına araç olarak yaparlar.

Ruhen ve bedenen güçlü insanlar durup dururken obsesyona maruz kalmazlar. Obsesyona şiddetli bir korku, şiddetli bir hastalık nöbeti gibi zayıf bir an, ruhsal zayıflık, aşırı duyarlılık ve duygusallık yanında bilinçsiz spiritüel deneyler de neden olur.  Ülkemizde maalesef çok yaygın olarak yapılan papaz büyüsü de bu şekilde tasalluta yol açabilmektedir, tabii başarılı olursa. Geri bedensiz varlıkların insanlara musallat olmalarına ve saldırılarına karşı Hıristiyanlık, “Excorcism” denilen o konuda deneyimli Papazların uyguladığı bizim yanlışlıkla “şeytan kovması” olarak çevirdiğimiz çok özel bir tedavi yöntemi geliştirmiştir. Ülkemizde de papaz büyüsünü papazlar benzer şekilde kendi dualarıyla bozmaya çalışmaktadırlar.

Kur’an, bazı insanların geri varlıkları kullanarak başka insanlarda psikolojik bozukluklara neden olmasını, insan ve cin kavramlarını birlikte kullanarak, çok güzel açıklar:

De ki:”İnsanların Rabbine sığınırım. …….Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen vesvesenin/o sinsi o aldatıcı şeytanın şerrinden, İnsanların gögüslerine kuşkular, kuruntular sokar o; Cinlerden de olur, insanlardan da” Nas 1, 4-6  Kul eûzu bi rabbin nâs. Melikin nâs İlâhin nâs. Min şerril vesvâsil hannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs. Minel cinneti ven nâs.

Aslında burada konu şeytandır, “kötülüktür” ve şeytanın insanlar arasında yani “bedenli” şekilde ve/veya  cinlerden yani “bedensiz” şekilde olabileceğine işaret edilmektedir. Nas suresinin bu ayetleri namazda  ve ayrıca halk arasında cinlerden uzak kalmak, korunmak için sıkça okunmaktadır:

Gerçek şu ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklık ve azgınlığını artırırlardı” Cin 6

Aralarında iyiler ve kötüler olduğu şöyle açıklanıyor:

Şu da bir gerçek ki, bizden hayra yönelenler/barışçılar vardı; ama bizden başka türlü olanlar da vardır. Dilim dilim yollar olmuşuz biz. Ve biz şunu sezdik; Biz yeryüzünde Allah’ı asla aciz bırakamayız; kaçarak da onu aciz bırakamayız” Cin 11-12

Kur’an’da cinlerin üst planlara girme ve oradan bilgi aşırma gayretlerinin başarıya ulaşamadığı anlatılıyor:

Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz ve güçlü bekçilerle ve kayıp giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş bulduk. Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur.” Cin 8,9

Cinlerin de hayra yönelenleri tekamül ederek daha üst boyutlara geçebilir:

De ki:”Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu: Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur’an dinledik. Doğruya ve hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık rabbimize asla kimseyi ortak koşmayacağız” Cin 1-2

Obsesyon konusu bir başka yazımızda ayrıntılı olarak incelenmektedir. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Bülent Pakman, Şubat 2010. Sayfa reorganizasyonu Nisan 2016.  İZİN ALINMADAN VE AKTİF LİNK VERİLMEDEN ALINTILANAMAZ.

Twitter Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Din ve inanca  ilişkin yazılarımız:

Twitter Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Kuran’da İlahi Yönetim Mekanizması ve Bedensiz Varlıklar için 2 cevap

  1. Geri bildirim: Ruh Çağırma « Pakman World

  2. Geri bildirim: Yaşar Nuri Öztürk Sorular cevaplar | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s