Bayrak Krizi

ÖNCEKİ YAZIYI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN:ERMENİSTANLA İMZALANAN PROTOKOLÜN ANLAMI

TÜRKİYE AZERBAYCAN ARASINDA BAYRAK KRİZİ

Protokol imzasının hemen ardından 14 Ekim 2009  tarihinde Türkiye ile Ermenistan arasında Bursa’da milli futbol maçı oynandı. Ermenistan açılımının mimarı Abdullah Gül bu maça Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ı davet etti. Ancak Sarkisyan bu fırsatı kaçırmadı, Türk- Azeri ilişkilerini baltalamak için fırsat bu fırsat deyip gelmek için maksatlı şartlar öne sürdü. Stat içinde ve dışında Azerbaycan Bayraklarının olmaması, Karabağ ile ilgili pankart açılmaması gibi.

Bu istek hemen kabul edildi. Bursalılar buna tepki göstererek kente Azerbaycan bayrakları astılar.  Buna rağmen Bursa Atatürk Stadyumuna Azerbaycan bayrakları sokulmaması için her türlü önlem alındı. .  Stad etrafında kuş uçurtulmadı. Herkes didik didik arandı.  Bulunan Azerbaycan Bayrakları toplandı, yerlere  ve çöp kutusuna atıldı. Direnenler dövüldü. Bunlara ait görüntüler Türkiye medyasında yayınlandı.

Bu görüntüler Azerbaycan’da muazzam tepkilere neden oldu ve Azerbaycan Türkiye’ye nota verdi.  Valilik FIFA’nın uyarısı sonrasında stada Azerbaycan bayrağı alınmamasının kararlaştırıldığı şeklinde kendini savundu. Ancak Azerbaycan bayraklarının neden çöp kutusuna atıldığını açıklayamadı. Azerilerin tepkisini yatıştırmak için günah keçisi arandı ve kabak emirleri uygulayan zavallı polisin başına patladı. Hangi polisin? Emirleri uygulamada gevşek davranması ve tribünlerde Azerbaycan bayraklarının görünmesi halinde de kendini Şırnak’ta bulacak olan polisin.

Sarkisyan’ın maça getiren Ermeni Devlet uçağında Ermenistan’ın kendi toprakları içinde olarak kabul ettiği Ağrı Dağı arması bulunmaktaydı.

Bunlar olurken diğer tarafta Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, 16 Ekim 2009 da yani maçtan 2 gün sonra Türk TV’lerinde de yayınlanan zehir zemberek bir açıklama yaptı. Aliyev uzun yıllar Türkiye’ye dünya piyasalarının 3’te 1’i oranında düşük fiyatla doğalgaz sattıklarını belirterek, “Buna hangi ülke razı olabilir? Bu hiçbir mantığa sığmayan bir meseledir Geçen yılın Nisan ayından bugüne kadar yapılan çok sayıda görüşmelerde ne yazık ki hiç bir neticeye gelemedik. Biz istiyoruz ki doğalgazımız dünya fiyatlarından olmasa da hiç olmazsa ona yakın fiyata alınsın. Rusya gazının fiyatı ile aynı olmasa da hiç olmazsa ondan yüzde 8, yüzde 10 aşağı olsun ama yüzde 50 olmasın. Hangi ülke bununla razılaşır?” dedi. Aliyev ayrıca doğalgazı Türkiye’nin çok önem verdiği Nabucco’ya alternatif olarak Rusya ve İran üzerinden nakletmeyi de düşündüklerini açıkladı.

Aliyev acaba uzun yıllar durmuş durmuş da Türkiye’ye ucuz gaz verdiğini o gün mü fark etmişti? Yok epeydir bunun farkındaysa ağzını açmak için neden o günü beklemişti?

Bu soruların cevabı Azerilerin bayraklarının Bursa’da çöpe atılmasına misilleme olarak Aliyev’in konuştuğu gün Bakü’deki Türk bayraklarını indirmeye başlamasıyla verilmiş olur. Bakü’deki Şehitler Hıyabanında yıllardır Azerbaycan bayrakları ile yan yana dalgalanmakta olan toplam 12 adet Türk bayrağı indirildi, direkleri söküldü, direk temellerine taş karo döşendi. Halbuki bu anıt 1918 yılında Bakü’yü Ermeni-Bolşevik işgalinden kurtarırken şehit düşen Türk ordusu (BAKINIZ bu konudaki ayrıntılı yazımız: https://bpakman.wordpress.com/dunya/baku-2010-fotograflar/kafkas-islam-ordusu/) askerlerinin anısını yansıtırken 12 direk herbiri hem Azerbaycan ve Türk bayrakları ile Azerbaycan’daki 6 Türk şehitliğini (Bakü, Şeki, Şamahı, Maştafa, Göyçay, Neftçala)  temsil etmektedir.

Ardından Azerbaycan’daki Türk şirketleri de benzer uygulamaya maruz kaldılar. Bakü’de yayınlanan Azadlık ve Yeni Müsavat gazetelerinde yer alan haberlere göre, Azerbaycan’da tüm Türk şirketleri önündeki Türk bayrakları indirilmeye başlanmıştı. Gazeteler, ülke genelinde faaliyetlerde bulunan Türk şirketlerinde 19 Ekim 2009 sabahından itibariyle geniş denetim çalışmalarının başlatıldığını yazdılar.

20.10.2009 sabah saatlerinde şehitliğin yanında bulunan Türk Büyükelçiliği’ne ait Din Müşavirliği binasının önündeki Türk bayrağı da gönderden indirildi. Türkiye’nin Bakü Din İşleri Müşaviri Muzaffer Şahin, sabah saatlerinde binaya gittiklerinde bayrağın indirildiğini gördüklerini ancak kendilerine bu konuda bilgi verilmediğini söyledi. Azeri yetkililer, uygulamanın “Azerbaycan’da yabancı devletlerin ve uluslararası teşkilatların bayraklarının kullanımı hakkındaki kanun” çerçevesinde yapıldığını savundular. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı yetkililerinden Ali Hasanov, yaşanan kriz ile ilgili olarak Yeni Bayrak Yasası gereği Türkiye dahil hiçbir devlete ait bayrağın “izin verilen yerler” dışında asılamayacağını vurguladı. Nasılsa bu yasanın varlığı Azerbaycanlıların o gün akıllarına gelmiş. Hasanov’un “Büyükelçilik, konsolosluk, uluslararası örgüt ofisleri ve yasayla öngörülen diğer bir takım durumlar dışında yabancı bayraklar asılamayacak” şeklinde konuşması o tarihe kadar Türk Bayrağının Azerbaycan’da Azerbaycan Bayrağı ile bir tutulması imtiyazının sonu olur.

Bursa’da Azerbaycan bayraklarını çöp kutusuna atan polisin cezalandırıldığını Azerbaycanlılara bildiren Dışişleri ve Bakü Büyükelçisi Hulusi Kılıç’ın başarılı gayretleriyle, Gülistan Sarayında düzenlenen Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundan bir gün önce 28.10.2009 da, Bakü Türk Şehitliğindeki 12 bayraktan (6 Türk ve 6 Azerbaycan)  Azerbaycan’daki  5 Türk şehitliğini (Şeki, Şamahı, Maştafa, Göyçay, Neftçala) simgeleyen 10 direk ve bayrak tekrar yerlerine dikildi. Ancak yukarıda bahsettiğimiz Türk Bayrağının “tek millet iki devlet” anlayışıyla Azerbaycan’daki eski imtiyazı ve değeri artık kalmamıştır. Bakü Türk Şehitliğini simgeleyen 2 bayrak Eylül 2011 itibarıyla hala göndere çekilmemiştir.

O günlerde Akşam Gazetesi yazarı Nagehan Alçı, Ermenistan’a ve oradan da Ermenistan’ın halen işgal altında tuttuğu Azerbaycan toprağı Dağlık Karabağ bölgesine bir gezi düzenlemiş ve buradan yayın yapan bir televizyon kanalına 14 Kasım 2009 tarihinde ilginç bir açıklama yapmıştır. Ermenistan basınından aktarıldığı şekliyle Nagehan Alçı, “Biz Türkiye’de yanlış yapmışız. Şimdi anlıyorum ki, Dağlık Karabağ yüzde yüz Ermeni toprağıdır ve siz bu toprakları vermemek için yeteri kadar kararlısınız” sözlerini sarf etmiştir.  Alçı’nın bu sözleri Azerbaycan’da tepkiyle karşılanmıştır. Nagehan Alçı 18 Kasım 2009 tarihinde Akşam Gazetesi’ndeki köşe yazısında kendisinin böyle bir açıklama yapmadığını, Ermeni basınının söylediklerini çarpıttığını açıklamıştır. Tüm bu açıklamaları kaynaklar bölümünde bulabilirsiniz.

Bundan hemen sonra Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in 24.11.2009 da Rusya’ya giderek Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile görüşmesi ve Rusya’nın Türkiye’nin üzerinden geçecek Nabucco projesine alternatif olarak hazırlayacağı yeni enerji hattına destek vereceğini belirtmesi Ankara’da şok yarattı. Aliyev Medvedev ile gaz anlaşması yaparak Nabucco’yu beslemesi beklenen gazı Rusya’ya yönlendirmeye karar vermiştir.

WikiLeaks’in yayınladığı belgelere göre Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2010 yılının Ocak ayında dönemin ABD Bakü Büyükelçisi Richard Morningstar’la biraraya geldi. Aliyev, Türkiye’nin giderek İslamileştiğini, camilerini, kanaat önderlerini kendilerine ihraç etmeye çalıştığını, hattâ Azerbaycan Ordusu’nun içinde de uzantıları olduğunu savundu. Azerbaycan lideri, Türk hükümetinin kendilerine “arka bahçe” muamelesi yapmaya çalıştığını da öne sürerek, “Tüm amacımız kendimizi Yeni Osmanlıcılık’tan korumak” dedi.

Yine Wikileaks’in Kasım 2010 da internette açıkladığı 5 Şubat 2010 tarihli gizli bir başka belgede ise Azerbaycan Devlet Başkan İlham Aliyev’in ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Bill (William) Burns ile yaptığı görüşmenin detayları yer alıyor. Aliyev bu görüşmede Rusya’ya gaz satma anlaşmasının kendi ifadesiyle “Türk dostlarımıza” doğalgaz dağıtım merkezi yaratmasına izin verilmeyeceğini göstermek için yapıldığını ifade ederken Türkiye’nin “yapıcı bir tutum” sergilemesi durumunda gaz geçiş anlaşmasının yapılabileceğini de ifade eder.  25 Şubat 2010 tarihli bir başka tutanak ise 18 Şubat tarihinde ABD Dış İşleri Bakan Yardımcısı William Burns’le Dış İşleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu arasında Ankara’da yapılan bir görüşmenin içeriğiyle ilgili. Sinirlioğlu Ermenistan protokolu ile ilgili olarak “Aliyev’in kabul edeceği bir şey olursa biz de ilerleyebiliriz”, gaz anlaşmasıyla ilgili olarak da “Aliyev bize güvenmiyor” der.

2010 Mayıs başında Azerbaycan’ın medya temsilcileri 2 sayfalık bir bildiri hazırlarlar ve 64 görsel ve internet medya kurumu bu bildirinin altına ortak imza atar. Bildiride Türk medyasından medet umuluyordu; “İnanıyoruz ki sizin dayanışmanız, fiili faaliyetiniz ve kararlılığınız Ak Parti iktidarının Ermenistan’la sınırları açmak niyetinin karşısına set çekecektir.” Azerbaycanlılar, “Biz iki devlet bir milletiz. Bu nasıl olabilir?” diyordu. Bakü’de yaşayan Türkler artık bazı mekanlarda Türk olduklarını bile saklamak zorunda kalıyorlardı.

Azerbaycan’da Türkiye’ye karşı güven kaybının resmi açıklamalarla giderilemediğini gören Başbakan R.T. Erdoğan 17.05.2010 tarihinde mecburen Bakü’ye giderek İlham Aliyev’e Ermenistan sınırının Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki görüşmelerde ön anlaşmaya varılmadıkça açılmayacağı garantisini tekrar vermek zorunda kaldı. Erdoğan, Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında ‘İşgal kalkmadan sınırlar açılamayacak’ dedi.

Ancak Erdoğan’ın cümlelerinden memnun olmayan bazı kesimler de vardı. Bunların başında Azerbaycan milletvekili Genire Paşayeva geliyordu. Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz, Ankara ziyaretlerinden ve TV ekranlarına verdiği demeçlerden tanınan Paşayeva, Ankara ziyaretinin ardından Başbakan Erdoğan’ın tepkisini çeken heyetteydi.  ‘İşgal kalkmadan sınırlar açılmayacak’ cümlesi genç vekili tatmin etmemişti. Meclis çıkışında yine kameraların ilgi odağı olan Paşayeva, ‘Erdoğan hala Yol Haritası’nın ayrıntılarından bahsetmedi’ şeklinde açıklamalarda bulundu!

Bütün bunlardan sonra aradan geçen süre zarfında sonra ilişkiler normalleşti gibi görünse de Türkiye beceriksiz politikası sonucu Ermenistanla imzaladığı protokolden hiç bir şey kazanmazken eldeki bulgurdan olup Azerbaycan’dan ucuz gaz alma imkanını kaybetti. Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Ali Hasanov 20 Temmuz 2011 de verdiği demeçte bunu gayet iyi açıklıyor: “Azerbaycan toplam 16 milyar dolarlık gaz satıyor. Bunun içindeki en büyük pay 7 milyar dolar ile Türkiye’nin. Yarın Türkiye 15 milyar dolarlık istesin onu da veririz. Ama ucuz fiyattan olmaz.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN:TÜRKİYE ERMENİSTAN SINIRI YİNE AÇILAMADI

YARARLANILAN KAYNAKLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Bülent Pakman. Ekim 2010.İzinsiz ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

Arama motorlarında bulunabilmesini kolaylaştırmak için yazılarımızda arada Azerice ve Azeri kelimeleri kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da Türk milleti vardır, dilleri Türk dilidir

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Türk vatandaşlarına Bakü’ye gelmeden önce yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir. Tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur. Burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir. Azerbaycan’ın yaşamakta olduğu hızlı gelişim sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalıdır.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir.

Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s