Allah maymun – domuz mu yapacak?

Gördün mü o, dini yalan sayanı? İşte odur yetimi itip kakan, Yoksulu doyurmayı özendirmez o. Vay haline o namaz kılanların ki, Namazlarından gaflet içindedir onlar! Riyaya sapanlardır onlar gösteriş yaparlar. Ve onlar, kamu hakkına yardıma zekâta iyiliğe engel olurlar.(Maun 1-7).

Ateist, bir imanın adamıdır. Kimilerinden farklı inanması, inanmaması ayrı bir konudur. Ateistin camide ne işi var? O, inanmadığı bir değerin sembolü olan mekâna gidecek kadar omurgasız ve ilkesiz değildir.

Mâûn mücrimi dinci hükmî domuz, riyakâr talancı, bu onura sahip olmadığı için iç dünyasında paraya tapar ama halkı kandırmak için camide ön safı işgal eder. Yani ateist olma ciddiyetini gösteremediği için Allahsız olur. Sure, bu tipi, dini inkâr etmekle suçlamakta ve onun namazlarını lanet getiren bir musibet gibi tanıtmaktadır. Allah’ın lanetlediği bu kimselere ne yapacağı da  müfessir yani yorumlayan aşağıdaki ayette veriliyor.

Doğrusu şu ki, sizin çoğunuz yoldan sapmış olanlardır. De ki;”Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Allah’ın lanetlediği, üzerine gazap indirdiğidir o. Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha şaşkın olanlar. Size geldiklerinde “inandık” derler. Gerçekte ise küfürle girmiş, yine onunla çıkmışlardır. Neler saklıyor olduklarını Allah daha iyi bilir. Onların birçoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede yarıştıklarını görürsün. Ne kötüdür o yapmakta oldukları! ” (Maide 59 – 62)

Başkalarının hakkına tecavüzle elde edilmiş bir yiyecek hükmen domuz etidir. Hatta ondan da beterdir. Çünkü domuz eti yiyen, Allah’a tövbe ile kurtulabilir ama “hükmi domuz” etini yani başkalarının hakkını yiyenler,  kamu hakkını kendi cebine atarak yetimleri, muhtaçları, yardım bekleyenleri boynu bükük bırakanlar hele bir de dini çalma çırpmaya alet ediyorlarsa, namaz kılıyorlarsa, namazı gösteriş olarak yapıyorlarsa tövbe ile kurtulamazlar. 

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 16.12.2011 tarihinde ShowTV‘de “Saba Tümer İle Bugün” programında yukarıdaki sure ve ayetleri açıklıyor:

Hükmi domuz meselesi İslam fıkıhının verisidir. Maun Suresi Kur’an’dadır. Haşa, tövbe sümme haşa ben onu bir yerden tedarik etmedim. Ben onu uydurma hadis kitaplarından çıkarmadım. Kur’an’dadır. Vahyedilmiş levh-i mahfuzdan gelen ilahi kitabın içindedir. Üç satırdır. Onu yok görenlere acırım. “E o var ama sen onu söyleme“. Bana çok aklı yerinde diyeceğiniz adamlar, önem verdiğimiz adamlar ne diyorlar? “Ya tamam Hocam anlayurum da hepsini söylemesen olmaz mı?” Ya hepsini söylemesem olmaz, bu bir. Sen beni dilsiz şeytanlığa mı teşvik ediyorsun? İkincisi hepsini söylemeyeceksek, listenin sonlarındakini, ama insan hayatı için Maun Suresi kadar önemli bir mesajı nasıl ben bekletirim? Şimdi bir kitap emrettiği temel ibadetlerden biri olan namazı kılmayanları tehdit etmiyor. Onlara lanet okumuyor. Onları teşvik ediyor, uyarıyor. Biraz mıncıklıyor, dikkat edin diyor. Allahla diyalogunuzu koparmayın. Bu namaz budur. Bir defa namazı Kur’an’ın istediğinin 50 kat ötelerine geçirdiler, tanınmaz hale getirdiler. Onu bir kenara koyalım. Kur’an’ın istediği gibi olduğunu düşünelim. O, namaz kılmayanları tehdit etmeyen, lanet etmeyen kitap. İşte Maun Suresinin ilişiği burada. O namazı muntazaman kılıp da onu çıkarlarına ve riyasına alet edenleri lanetliyor. “Fe veylun lil musallîn. Vay haline o namaz kılanların.” Kardeşim bu orada. Bu Muhammed Aleyhisselama vahyedilmiş Kur’an’ın içinde. Bunu atamazsın. Orada namaz kılmayanlara lanet olsun diye birşey var mı, Kur’an’da? Varsa göster, bir kitap da onun için yazayım. Onun için o kadar yazacaksın. Uyarıyor, azarlıyor, sitem ediyor, teşvik ediyor o kadar. Siz o namaz edebiyatıyla halkı soydunuz senelerce. Şimdi bak, herbirinin o yandan, bu yandan falsoları çıkıyor. Kurban olduğum Allah riyanın saltanatını böyle zehir-ü zeber eder. Hadi bakalım nerde  peygamber havaları, forsları? Bir kere de ben günahkarım deyin. Şu boynunuzu bükün ya. Benim günahlarım var, habire söylüyorum. Siz de söyleyin. Ya peygamber misiniz siz? Peygamberler masumdur. Masumiyetleri de Allah tarafından korunurlar anlamındadır. Sürçmeleri, günahları olmaz anlamında değil. Allah korur onları. Beşerin günahı, sürçmesi, eksiği mutlaka var. Bunların hiç yok. Ama bu Maun Suresi ne olacak peki? Ey Muhammed ümmeti Maun Suresini geçme geçersen senden geçerler…

Kur’an kötülükler, aşırı kötülükler, zulümler yaparak lanetlenmiş insanların maymuna, domuza döndürüleceğini söylüyor. Çıplak baktığınız zaman bu doğrudan doğruya tenasuhdur. Hint sistemindeki tenasuhun Kur’an’daki ifadesidir. Ben tenasuha hiç inanmadığım için bu ayetleri ben de “bunlar mecazi manadadır” diye tevil etme yönüne gidiyorum ama birisi çıkar da “kardeşim ne zorluyorsun sana bunları tevil etme yetkisini kim veriyor, ben tevilsiz kabul ediyorum” (Not: Tevil; Bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme. B.Pakman) . Mesela demin şeyden bahsettik ki o bağlamdadır, Maun Suresinde o ayeti değerlendiriyorum. Hükmi domuzlar dedik. Hükmi domuz insandan olur. Domuz zaten domuzdur. Allah’ın zavallı hayvanı. Ne suçu var. Hükmi domuz dikkat çelicidir. Çünkü o insandan oluyor. Diyor ki. Bak bak bak! Tabire bak! “Allah kimi lanetlemişse, işte şu şu kötülüklerinden dolayı, ona gazap etmişse onlardan” diyor “maymunlar, domuzlar ve firavun uşakları yaratır”. Bu Kur’an’da ayet bunu ordan yok edemezsin. Şu şu şu melanetleri işleyen ve Allah’ın lanetine çarpılan hükmi domuzlar diyor, hükmi domuzlar, Allah tarafından maymuna ve domuza tebdil edilir. Diyorlar ki bunlar oldukları yerde domuza döndürülmüştür. Eski devirlerde vardır. Ne eski devirleri? Ya, şimdiki insanlardan bahsediyor. Yalan söyleyerek zorla Kur’an ayetini saptırmayın. Eski, meski yok. Şimdiden bahsediyor. Bugün geçerli o ayet. Bugün biz durup durken bir adamın maymuna, domuza döndüğünü görüyor muyuz? Birden domuzlaşırmış o. Taşlaşarak domuz olurmuş. Hayır böyle birşey yok. Bu doğrudan doğruya, ha ben de zorlayarak diyorum ki onlarda domuz ve maymun huylarını geliştirir. O manadadır. Ama Allah biliyor benim de içime sinmiyor. Hükmi domuzlar gerçekten domuz olarak dünyaya gelsin, benim içime sinen bu. Ama ben bunu bir hükme dönüştürerek Kur’an tenasuhe de cevaz verir demiyorum. Seleflerime saygım yüzünden demiyorum. Ama Kur’an ayeti  orda. Şu şu şu kötülükleri yapmış hükmi domuz olmuş adamları diyor Allah, maymuna ve domuza döndürürüm. Biz bu alemde Sünnetullaha değişmez olan Sünnetullahın değiştiğini ve bazı insanların durduğu yerde domuza ve maymuna döndüğünü hiç görmedik. Tarih böyle bir şeyi kaydetmiyor… Maide’de sanki tenasühü (Not: Tenasuh Hint felsefesinde insanın hayvan olarak tekrar doğması. Reenkarnasyon ile ilgisi yoktur. Bu konudaki yazımızı okuma için lütfen TIKLAYIN B. Pakman) doğrudan tarif eder gibi.  Şu şu şu kötülükleri yapanlar diyor. Sonra diyor ki onlardan daha beterini size haber vereyim. Maide suresi 59 dan 62 ye kadar okumak lazım. 60. ayet şöyle: “De ki, Allah katında ceza olarak bundan da kötüsünü size bildireyim mi?(Not: ayet Maide 60. B. Pakman). Kötülük yapanların cezalarından bahsediyor, geçiyorum onları, bundan daha kötüsü var diyor. Bakın cezadan cezalandırmadan bahsediyor. Mecaz, mecaz. Zaten şu ifade bu ayeti  mecazi manaya almaya engeldir. “Allah’ın lanetlediği üzerine gazap indirdiğidir o.(Not: ayet Maide 60. B. Pakman). Şimdi açıyor bunu. Allah’ın lanetleyip üzerine gazap indirdikleri kimlerdir? Şimdi Maun Suresine ben bunu niye koydum? Çünkü orada da lanetlenmiş bir güruhtan bahsediyor. Allah’ın lanetlediği insanların nasıl bir akıbete uğrayacaklarını hükmi domuz haline geldikleri için bu ayet o müfesser ayetleri burada müfessir (Not müfesser ayet: yorumlanan ayet, müfessir ayet: Kur’an’ı yorumlayan ayet. B Pakman) olarak tefsir ediyor. Kur’an’ın bazı ayetleri bazı ayetlerini tefsir eder. Bu da müfessir bir ayettir. Bak ne diyor? “Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha sapık olanlar.” (Not: ayet Maide 60. B. Pakman). Şunu çıplak okuyan bir adam ne diyecektir? Evet Kur’an’ı okumak lazım. Bizim küçücük zavallı hafsalamıza Kur’an’ı sıkıştırmaya kalkmayalım. Musa Carullah’ın muhteşem bir sözü var. O da büyük İslam alimidir. Diyor ki “Bazı insanlar kendi hafsalalarını büyüterek İslamı kavramak yerine İslamı kendi küçük hafsalalarına sığdırmak için küçülttüler. Başımıza ne geldiyse bu yüzden geldi” diyor. Adam ezberlemiş, bir at gözlüğü takmış, ağzını açtın mı “künahdur”. “Ağzını açtın mı künahdur”.  Künahdur, künahdur, künahdur, künahdur.  İslam dinini bir künahtır at gözlüğüne döndürdüler. Kim müslüman olursa o gözlüğü takacak ve ondan sonra da Kur’an ne olacak peki?

Derleyen Bülent Pakman Aralık 2011.  İzinsiz ve aktif link verilmeden kısmen ya da tamamen alıntı yapılamaz, yayımlanamaz.

Reenkarnasyonla ilgili yazılarımız:

Twitter Widgets

Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Allah maymun – domuz mu yapacak? için 5 cevap

  1. furkan türker dedi ki:

    “Bugün biz durup durken bir adamın maymuna, domuza döndüğünü görüyor muyuz? Birden domuzlaşırmış o. Taşlaşarak domuz olurmuş. Hayır böyle birşey yok. Bu doğrudan doğruya, ha ben de zorlayarak diyorum ki onlarda domuz ve maymun huylarını geliştirir. O manadadır. Ama Allah biliyor benim de içime sinmiyor. Hükmi domuzlar gerçekten domuz olarak dünyaya gelsin, benim içime sinen bu. ”
    insanlarla hayvanlarda ortak bir yapı var, nefs.
    bazı insanların kedileri bazılarının köpekleri y-yada başka hayvanları sevmesi tesadüf değil.
    herkes kendi nefsinin yapısınıa göre yakın hayvana yakınlık duyuyor. kedi sevenler genelde özgürlüğüne bireyselliğe düşkün insanlar. mesela ben köpekleri daha çok seviyorum. çünkü onlardaki sadakat ben cezbediyor. bir tır şöförü görmüştüm. adam tırın içinde kedi besliyordu. zaten mesleğinden de belli özgürlüğüne düşkün biri olduğu. şimdi konuyu bağlarsam. hayvanlara şöyle bir bakarsak domuzların huylarını diğer hayvanların huylarıyla karşılaştırırsak nasıl bir hayvan olduğu belli. hani bir de lafaontenden yada ezopstan masallar vardır boşuna değildir insan karakterlerinin hayvanlara yüklnmesi.
    domuza dönüşme durumunu insanın birden bire bir hayvana dönüşmesi yada yeniden reenkarne olup domuz olarak dunyaya gelmesi şeklinde değil o insanın nefsinin domuz huyları gösterecek şekilde değişmesi olarak düşünülebilir. sırf nefsinin peşinden hareket eden ve domuz gibi huyları olan kişinin domuzdan ne farkı vardır? bence bu mana zorlama bir mana değildir.

    kişisel görüşüm saygı duyarsınız duymazsınız ama bence yaşar nuri öztürk çok okumuş bir insan olmasına rağmen kendisinden bihaberdir. dinin farklı gösterilerek başkalarının tekeline alındığını ve kendisinin buna karşı geldiğini aydın olduğunu savunuyor. her ramazanda aynı tartışmaları çıkarıyor. bunun altında nefs yok mu? nefs oyle bir şey ki sen din adına mücadele ettiğini sanırısın ama aslında altında nefsinin hırsları yatar. sanırım dini Allah’a halis kılmak burada anlam kazanıyor.
    kendini aydın akıllı zanneden insanların aslında en çok kandırılanlar olduğunu düşünüyorum. insanları kandırmanın en iyi yolu kontrolun onlarda olduğuna ve akıllı oldukları yanılgısına düşürmek bence.

    • bpakman dedi ki:

      “domuzların huylarını diğer hayvanların huylarıyla karşılaştırırsak nasıl bir hayvan olduğu belli” ise nedir bu huylar? Domuz Allah’ın yarattığı zavallı bir hayvan, o genetik olarak öyle huylarla yaratıldıysa onun ne günahı var? Ayrıca tüm hayvanlarda beğenilmeyecek özellikler vardır. Kedi için hain denir, köpek için ise insanlara mahsus “köpekleşmek” diye bir benzetme var. Kurt, timsah, tilki gibi hayvanlar saldırgandırlar ama ne yapsınlar? Et obur olarak hayatlarını devam ettirmek için savunmasız hayvanları öldürürler, hatta köylere iner ağılları basarlar. Maymun hırsızdır. Kimi hayvanlar pisliklerde yaşar, mikrop taşırlar ama bize ters gelen böyle özelliklerin hiçbirinden sorumlu değillerdir. İnsanlar ise farklıdırlar. Hür iradeleriyle amellerini yaparlar bu da karmalarını oluşturur, karma da kaderlerini. İnsanlar yaptıkları hataların sonuçlarına katlanırlar, günahlarının da ceremesi vardır. Çünkü bütün bunları kendi iradeleriyle yapmışlardır. Allah bir insana verdiği insan huylarını geri alıp domuz huyu verdiği takdirde ondan sonra o insan, yapacaklarından sorumlu olmayacaktır. Bu da karma ve kader mantığına aykırıdır.
      Tekamülde daima ileriye gidiş vardır, geriye dönüş yoktur ya da en azından bir süre ileriye gidiş olmayabilir, varlık tekamül açısından yerinde sayabilir. İnsan huyuna sahip bir varlık tekamül açısından geriye gidip domuz huyuna dönemez.

  2. furkan türker dedi ki:

    domuzların huylarını diğer hayvanların huylarıyla karşılaştırırsak nasıl bir hayvan olduğu belli” ise nedir bu huylar? Domuz Allah’ın yarattığı zavallı bir hayvan, o genetik olarak öyle huylarla yaratıldıysa onun ne günahı var?
    benim yaklaşımım şu; heryerde herkeste sıfatlar var. çok çeşitli sıfatlar. insanların kişiliklerinden tutun hayvanların özelliklerine, güzel görünümlü narin çiçkleriden çok daha farklı bitkilere kadar bu sıfatlar yayılmış. insan huyları ile domuz huyları diye bir ayrım yok. insan huyları yok. insanın da diğer hayvanlar gibi nefsi var. aç kaldığınızda cinsel istek anında daha iyi gözlemlenebilir. herkes kendine göre algılar bu kavramı. herkes kendinde bulunan sıfatlara göre tanımlar. bir doktor daha biyolojik kökenli olarak algılayabilir. (limbik sistem yada alt beyin gibi ) doğan cüceloğlu gibi bir psikolog mesela bunu “içimizdeki çocuk” olarak algılar. yazar. daha masumane bir görünümü olabilir. mevlana mesnevide nefsi buzlar içinde donmuş heran tehlikeli olabilecek bir ejderhaya benzetir. aslında hepsi aynı kavramdan bahsederler. beden dili dediğimiz şey de nefsle alakalıdır. hani budizmin ortaya çıkış hikayesi vardır ya , orda buda bir aydınlanma yaşar hayatta yaşadığımız acıların isteklerden kaynaklandığını farkeder ve insanın isteklerinden arınması gerektiğini düşünür. aslında nefsi keşfetmiştir. inanmayan insanlar inana insanlara tepeden bakar, onların aptal olduklarını düşünür ya işte orada da inanmayanların nefsleri diktir. inanan insanların nefisleri teslim olmuştur. bu teslimiyet inanmayanların nefsine aptalca gelir ve inananları hor görür. islam kelimesi de bu teslimiyet kavramıyla ilişkilidir. nefs heryerde karşımıza çıkar. konuyu bağlarsam;
    domuzda nefs taşıyanbir örnektir. herhangi bir suçu olduğundan dolayı cezalandırılıp o huylarda yaratılmamıştır, mesela domuzun huyunu kedierle karşılaştırayım. bahçede ızgara yaparken kokusuna kediler gelir, bir kedinin önüne artan kemiği attığınızda diğerleri saldırmazlardı, kendi haklarını beklerlerdi. kediler pisleyince uzerini orterler. domuzlar açgözlüdür. yemek için birbirleriyle kavga ederler. kendi pisliklerini yerler. homurtuları çıkardıkları sesler ortada. bütün hayvanların beğenilmeyen özellikleri var. ben bazı hayvanların mükemmel sıfatlara sahip olduğunu iddia etmiyorum. kurtların aç kaldıklarında köye inmesi bir özellik sıfat değildir. varoluşunu devam ettirmek zorunda. aç kalınca kriz zamanında insanlar da marketleri yağmalamaz mı? insanlar kendi yaptıklarından sorumludur ama hayvanlar değildir böyle diyorsunuz zaten. eğer reenkarnasyon varsa canlılar sırayla kurt olarak dünyay geliyorsa buda tekamülün bir evresiyse kurtlarında faaliyetlerinden sorumlu olması gerekir bence. birde herzaman tekamul ileriye gider deniliyor. peki tamamen kötü bir hayat yaşayan bir canlı bir sonraki evrede daha düşük bir canlı olarak dünayay gelmesi gerekmez mi? bir de belirli bir sıralama veya nedensel bir sıralamanın olması gerekir. her hayvan kademesinde farklı değerlerin olgunlaştığı savunuluyorsa hayvanlar arasında bir olgunluk hiyerarşisi olması
    gerekir. bir de buna inanan toplumu incelemek lazım. eğer bende kast sistemi içinde sıkışmış bir hintli olsaydım. birtek bu hayat olamaz başka hayatlarda olmalı biricik hayatımı plarya olarak yaşayamam diyebilirdim. benim anladığım reenkarnasyon olayı insanların hayatta bir adalet beklentisi yuzunden ortaya çıkıyor. altında olgunlaşma tekamül olma yok bence. insan hayatta hakettiğini bulamadığını yada bazı insanların haketmediği şeyler yaşadığını düşündüğü için reenkarnasyon düşüncesi ortaya çıkıyor.
    bir yerde güzel bir söz okumuştum. dünyanın bize adaletli olduğunu kim söyledi ki? insan neden saf bir adalet beklentisi içinde yaşıyor? hani bazen hayatın çok acımasız olduğunu düşünüyoruz ya. aslında hayatı bize acımasız gösteren nefsimiz.. nefs acılardan kaçıp hazları yaşamak istiyor. herkes aynı şartlarda yaşamıyor. önceden birisi bir makamdaysa durumdaysa bunu haketmiş olduğunu düşünürdüm. kendi bulunduğum durumu haketmediğimi düşünürdüm. aslında mesele haketmek değil mesele sınanmak. herkes bulunduğu konumu gerçekten yüzdeyüz hakkettiği için o konumda değilmiş. hani bir de insan başka insanların bulundukları sakatlık gibi kötü durumları haketmediğini düşünür. adaleti sorgular. benim düşüncem şu düşünmenin sorgulamanın sonu yok. ben bazı konularda sorgulayacak pozisyonda değilim. kimin cennetlik olduğunu söyleyecek konumda değilim bu hükmü Allah verir. neden o konumda olduğunu sakatlığını sorgulayamam. o kul ile Allah arasındaki durum.
    reenkarnasyonun adalet beklentisinin oluşturduğu bir düşünce olduğunu düşünüyorum.

    • bpakman dedi ki:

      Hayvanlar da tekamüllerini belli zamanlarda, belli kademe ve ortamlarda gerçekleştiriyor olmalılar. Ne kadar? Nasıl? Bu tür yani hayvanlarla ilgili tekamül sorularına cevap verebilmek için hem yaşayan hem de öteki dünyaya intikal eden hayvanlarla bağlantı yapmak gerekir. O da, insanların bu tekamül düzeyinde şimdilik olamayacağına göre büzden daha fazlası gayba yani bilinmeyene girer.

      Reenkarnasyonu var mı yokmu derken Allahın adaletinin ortaya konulması konunun sadece bir taraftan ele alınmasıdır. Reenkarnasyonun esas temeli tekamüldür. Varlığın tekamülünü, gelişmesini, olgunlaşmasını başka türlü açıklayamazsınız. Reenkarnasyonun bir başka önemli veçhesi de ahirettir. Yani varlığın ana rahmine düşmesinden önce de var olduğunu ortaya koyar reenkarnasyon. Karma, bir başka deyişle varlığın kendi kaderini oluşturması da reenkarnasyon olgusu dışında ele alındığında havada kalır.

      Reenkarnasyonun adalet beklentisinin oluşturduğu bir düşünce ötesindedir, insanı çözüme götürür, onsuz nereden, neden, nasıl geldik, nereye gideceğizin cevabını bulamazsınız. Her defasında bir halka eksik kalır.

      Reenkarnasyon inancı Allah’a imanı güçlendirir zira iman artık kötü körüne bir inanç olmaktan çıkar, mantıklı ve çok güçlü bir kabule dönüşür.Dincilerin reenkarnasyona şiddetle muhalefet etmesi bu yüzdendir. Akla dayalı bir iman, hacı-hoca-tarikat üçgenini gereksiz kılar. Herkes reenkarnasyona inansa bu sektörün din rantı, ki bu muazzam bir ranttır, ellerinden gider. İnsanları kafirliğe kadar suçlamaları bu yüzdendir.

  3. Geri bildirim: Kur’an Reenkarnasyonu red mi eder? | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s