Şizofreni denilen …

Bana herhangi bir şey sor

İngilizcesi “Ask Me Anything”. İnternette  bulunan bu sitede birisi bir topik/konu  (başharfleri olan “AMA” deniliyor) açıyor ve sorulan sorulara cevap veriyor.

21 yaşında bir bayan da ErosPram takma adıyla  2 yıl önce sitede bir AMA açmış. Kendi ifadesine göre bir görsel, iki içsel sese sahip bir şizofrenmiş. Hergün gördüğü bir ‘KİŞİ’si varmış, adı DEMON (Kötü). Ayrıca seslerini oldukça sık duyduğu iki başkası daha varmış. Bunlardan bir tanesi BLANK (Boş), 16 yaşlarında durgun bir kızmış, diğeri  LİTTLE (Küçük), 5 yaşında, pembeyi ve kızlara özgü herşeyi seven bir kız çocuğuymuş.

Sorular yağmış. Kimileri doğrudan DEMON, BLANK ve LİTTLE’a yönelik. Soru-cevaplardan bazılarına göz atalım:

Duyduğun iç sesleri ve gördüğün kişileri tarif edebilir misin? Hepsi kadın mı? Günlük hayatında onlarla nasıl etkileşime giriyorsun?

Duyduğum iç sesler canlı, ya da benim içimde yaşıyorlar. Birbirleri ile konuşuyorlar ve benimle konuşuyorlar. Tek bedende yaşayan farklı insanlar gibiler, benimle bedene sahibi olarak. Bir şey söylediğimde ya da yaptığımda bu kişiler hemen yorum yapmak istiyor ve yapıyor. Fakat bedenin sahibi ben olduğum için yorumlarını sessizce ve bana saygı duyarak yapıyorlar. Blank/Boşluk ve Little/Küçük dişi.  Kötü/Demon için erkek diyebilirim. İnsan gibi görünmediği ve insan gibi hareket etmediği için onu insan olarak tanımlamak istemiyorum. Kötü’yü hem görüyor hem de duyuyorum. Baş etmesi en zor olan da o. Ona aldırmıyorum ama biliyorum ki orada ama aynı zamanda değil. Onun içinden geçebilirim  bana çığlık atacak olsa da biliyorum ki  benden başka kimse onu duyamaz. Akşamları da onları kabulleniyor, onlarla konuşuyorum ama toplum içinde asla.

Kötü’ye aktif olarak dokunmaya teşebbüs ettiniz mi? Normal fizik kurallarına uygun mu hareket ediyor? Bu anlamdaki davranışları üzerinde kontrola sahip misiniz?

Ona dokunmaya teşebbüs etsem ve dokunsam birşey hissetmiyorum. Etrafındaki herşeyi (sinek v.b.) kontrol edebiliyor. Buna karşın sudan nefret ediyor. Genelde onların üzerinde hareket ediyor ya da havada yüzüyor.

İlk anınız nedir ve bu üçü orada mıydılar?

İlk anım Annemin benimle eski evimizde yürümesiydi. Galiba 2 yaşımdaydım. Boş, çıplak ev boyunca yürüyorduk ve iki sesin birbiriyle konuştuğunu duymuştum. Biri genç diğeri biraz daha büyük  (Boş 16 yaşlarında). Bir de büyük siyah bir biçim hatırlıyorum. Hepsi bu. Onun Kötü olduğunu ancak varsayabilirim.

Gördüğün kişiler sana bir şeyler yapmanı söylüyorlar mı?

Kötü bana sıkça kendimi öldürmemi söylüyor. Bana bir şeyler yapmamı söylüyorlar ama onları yapıp yapmama benim isteğime bağlı. Herşey aklın içinde.

Gördüğün ve işittiğin şeyler bir gün yok olursa üzülür müsün?

Bunu bir süre düşündüm. Sanırım onları özlerim, Kötü’yü bile. Çünkü onlar her zaman benimle birlikteydi. Her zaman. Bir sabah uyandığımda kulaklarım ya da burnum yok olmuş gibi hissettirir. Benden bir parça kaybolmuş gibi olur.

Kötü’ye ve diğer kişiliklerine bir soru sorar mısın? Eğer tek bir dilek hakları olsaydı neyi dilerlerdi?

Kötü: Cehennemde ölmeni isterim. Sen önemsiz bir pislik parçasısın.
Küçük: Mor ve pembe midilli isterim. Bir de kendime ait bir beden. Böylece Eros (sayfa yazarı) yüzerken, ona nefesini daha uzun tutması gerektiğini söylemek zorunda kalmam.
Boş: Güzel bir araba, bir beden ve bir milyon dolar. Böylece bir daha kimseyle konuşmak zorunda kalmam.

Kötü’nün nasıl göründüğünü çizebilir misin?

demon-seytan-600x450

ErosPram’ın çizgileriyle Kötü

Kötü’ye sorabilir misin, çizdiğin resimle ilgili ne düşünüyor?

Kötü, çizimin benim gibi  gülünç olduğunu söylüyor. Ancak yine de onaylıyor. Biraz ona benzemiş gibi.

Kötü’ye neden senin yanında olduğunu sorabilir misin? Sadistlikten haz duyduğu için mi seninle birlikte yoksa bir şekilde sana bağlı olduğundan mı senden ayrılamıyor?

Kötü benimle birlikte doğduğunu söylüyor. Hayatım boyunca ne kadar berbat durumda olduğumdan emin olmak için o da ortaya çıkmış. Kendimi öldürene kadar da benimle birlikte olacağını söylüyor, ki bunun olmayacağına garanti verebilirim. Kötü olarak öz kimliği, sadistik ve zihnen delinin biri.

Küçük sen büyüdüğün için üzgün mü? İkinizin de 5 yaşında olduğunuz dönemde ne kadar iyi arkadaş olduğunuzu hayal edebiliyorum.

Ben büyümeye devam edip o büyüyemeyince çok üzüldü. O da büyümeyi çok istiyordu ama büyüyemeyeceğini biliyordu. Gerçekten de çok iyi arkadaştık ve hala ona derin bir ilgi duyuyorum. Benim için küçük kız kardeş gibi.

Kötü’ye hakim olabilmek (zihinsel olarak daha kuvvetli olmak) sence bir şekilde mümkün mü? Kendini kesmesi veya onun gibi birşey yapması, öldürmesi için onu ikna etmeye çalışsan ne olur?

Kötü herkesin ondan nefret ettiğini biliyor. Nefret yaratmanın onun işi olduğunu söylüyor. Bildiğim kadarıyla yok. Daha önce bunu denedim fakat elde ettiğim tek şey onun daha çok bağırması ve daha çok güçlenmesi oldu. Ondan tek başıma kurtulabileceğimi zannetmiyorum. Ancak onu engelleyebilmeyi öğrendiğim için artık o kadar büyük bir problem teşkil etmiyor.

Mahrem bir soru soracağım için özür dilerim ama seks yaptığın zaman nasıl oluyor? Yani sesleri ve görüntüleri görmezden gelebiliyor musun? Kötü ve kızlar etkileşim içinde oluyorlar mı?

Küçük seks yapmamdan hoşlanmıyor. Saklanıyor ve ağlıyor. Ama yine de bunun büyümemin bir parçası olduğunu biliyor ve durumu kabulleniyor. Boş ise umursamıyor ve görmezden geliyor. Kötü ne kadar günahkar olduğumu ve cehenneme gideceğimi haykırmayı seviyor. Onu görmezden geliyorum ve erkek arkadaşıma odaklanıyorum. Anı kendim ve onun için yaşıyorum onlar için değil.

Demon Küçük’e çok bağırıyor ve onun ağlamasına neden oluyor ama çoğunlukla bana odaklanıyor. Boş zaten bir şahsın kabuğu olduğu için onun peşinden gitmeye gerek görmüyor.

Boş, Küçük ve Kötü’ye halüsinasyonlar olduklarını söyleyince nasıl tepki veriyorlar?

Boş öyle olduğunu biliyor, Küçük sadece ona hitap edildiği şekilde olduğunu düşünüyor bundan başka birşey bilmiyor. Kötü ise uydurma olmadığını, gerçek olduğunu ve benim kabusum olduğunu söylüyor.

Sorulara cevap veriyorlar mı?

Evet veriyorlar

Başına gelmemiş/cevabını bilmediğin birşey ile ilgili yanıt verebiliyorlar mı?

Evet verebiliyorlar.

İçsel seslerin başka insanlardan gelmediğini ve şizofren olduğunu ne zaman anladın? Nasıl bir şeydi?

Anaokuluna gittiğimde. Orada olmayan insanlarla konuşmak istedim ve benim dışımda kimsenin hayali arkadaşının olmadığını öğrendim. Toplum dışına itilmiş ve yalnızdım. Kimse benimle öğle yemeği yemek istemiyordu ve tek bir arkadaşım vardı. O da cehennemdi. Kötü ise yalnızlığımın ve acımın her saniyesinden çok hoşnuttu. Ortaokul döneminde evden eğitim gördüm ve benim gibi insanlar hakkında araştırma yaptım. Ne olduğumu anladım ve terapiye gitmeye başladım (fakat hiç bir yardımı olmadı). Moralim bozuldu ve bundan hiç kurtulamadım. Şimdi sorunlarımda bana yardımcı olan erkek arkadaşımın sayesinde daha mutluyum.

Yakın arkadaşlarınız var mı ve/veya böylece içsel seslerinizle başetme deneyimlerinizi paylaşacabileceğiniz sırlarınızı verebileceğiniz?  Her gün yaşadıklarınızı anlattığınız takdirde insanlar nasıl tepki veriyorlar

Bana yardımcı olan erkek arkadaşım var ve hepsi bu kadar. İnsanlar BİR SÜRÜ sorular sorarak tepki veriyorlar. haha

İşinizdekiler durumunuzdan haberdarlar mı?… Mesela Kötü’yü gerçekten görmeniz gibi 

Yok. Onlardan gayet iyi sakladım. Sesler/Kötü’den ziyade elimden gelebildiği kadar işe konsantre olmaya çalışıyorum. Göründüğü kadarıyla gerçekten iyi gidiyor.

Hiç halüsinojen (Not: halüsinasyonları ortaya çıkmasını sağlayan madde, LSD, asid, mushroom/mantar  gibi) almayı denediniz mi?

Hayır uyuşturucu madde kullanmam.

ErosPram kendini şizofren olarak tanıtıyor. Olabilir. Ancak biz her zamanki gibi Ana Sayfamızın en başında yazılı olan ilkemize dönelim ve olaya “biraz farklı, değişik bakalım“.

Obsesyon – Bedene Hükmetme

Spiritüalizm inancına göre “obsesyon” ya da eski dille tasallut (musallat olma-yapışıp peşini bırakmama) denilen olay bir/birden fazla bedensiz varlığın/varlıkların bir insanın bedenine hükmetmesi ya da hükmetmeye çalışmasıdır. Modern tıpta takıntı anlamına gelen obsesyon ile ilgisi yoktur. Spiritüalizme göre: bazı bedensiz varlıklar bunu (yeniden) bedenlenemedikleri durumda, maddi bedene sahip birini sebepli ya da sebepsiz olarak rahatsız etmek, ondan intikam almak, bedenini bir amaç için kullanmak,  (bedensiz varlık geri varlık ise) eğlenmek, dünya ile maddi bağlantıda olmak için yaparlar. Ayrıca bazı büyülerin güç/enerji kaynaklarını teşkil edebilirler. Ruhen ve bedenen güçlü insanlar durup dururken obsesyona maruz kalmazlar. Obsesyona şiddetli bir korku, şiddetli bir hastalık nöbeti gibi zayıf bir an, ruhsal zayıflık, aşırı duyarlılık ve duygusallık yanında bilinçsiz spiritüel deneyler de neden olur.  Ülkemizde maalesef çok yaygın olarak yapılan papaz büyüsü de obsesyona yol açabilmektedir, tabii başarılı olursa. Geri bedensiz varlıkların insanlara musallat olmalarına ve saldırılarına karşı Hıristiyanlık, “Excorcism” denilen o konuda deneyimli Papazların uyguladığı bizim yanlışlıkla “şeytan kovma” olarak çevirdiğimiz çok özel bir tedavi yöntemi geliştirmiştir. Papaz büyüsünü rahipler bu şekilde kendi dualarıyla/yöntemleriyle bozmaya çalışmaktadırlar.

Kur’an, bedensiz varlıkların verdiği rahatsızlıkları, bazı insanların geri varlıkları kullanarak başka insanlarda rahatsızlıklara neden olmasını, insan ve cin kavramlarını birlikte kullanarak, çok güzel açıklar:

De ki:”İnsanların Rabbine sığınırım. …….Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen vesvesenin/o sinsi o aldatıcı şeytanın şerrinden, İnsanların gögüslerine kuşkular, kuruntular sokar o; Cinlerden de olur, insanlardan da” (Nas 1, 4, 5, 6).

Aslında burada konu şeytandır, “kötülüktür” ve şeytanın insanlar arasında yani “bedenli” şekilde ve/veya  cinlerden yani “bedensiz” şekilde olabileceğine işaret edilmektedir. Nas suresinin bu ayetleri namazda  ve ayrıca halk arasında cinlerden uzak kalmak, korunmak için sıkça okunmaktadır:

Kul eûzu bi rabbin nâs. Melikin nâs İlâhin nâs. Min şerril vesvâsil hannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs. Minel cinneti ven nâs.

Geçmişte izleyici olarak katıldığım bazı spiritüel çalışmalarda spiritüel deyimle obsesyona yakalananları gözlemledim. Hatta bunlardan birinde obsesyona neden olan büyünün nasıl yapıldığı da lokasyonu ile birlikte açıklandı ve ilginç olan katılımcılardan biri anlatılanlara eskiden şahit olmakla birlikte o zaman anlam verememiş olduğunu ifade ederek bunları doğruladı. Parçalar birleştirilince büyüyü kimin nasıl yaptığı ve nerede olduğu çözümlendi ve intihar eğiliminde, neredeyse ölmekte olan hasta şifacı yardımı aldıktan sonra psikiyatrist uzman doktorun tedavisine cevap vermeye başladı ve sonunda iyileşti.

Kişisel kanım,  tıbbi tedaviye yanıt veremeyen, ilerleme/iyileşme sağlanamayan durumlarda bazı ruhsal ve zihinsel rahatsızlıkların spiritüel-obsesyon yönünün de araştırılmasıdır. Maalesef Şamanizme hala sıkı sıkıya bağlı olan halkımız bu çareye kendi imkanlarıyla başvurmakta, günümüzün kamları olarak gördüğü hacı-hocaya, falcılara giderek “acaba ne var” diye baktırmakta ve “var” deniliyorsa, ki neredeyse hepsinde var denilmektedir, var olduğu söylenen büyüleri bozdurmaya çalışılmaktadırlar. Bu çerçevede kötü niyetli hacı-hocalar maddi çıkar sağlamak için cin dedikleri varlıkları abartarak iddia etmekte, “sana büyü yapılmış” demekte ve bozmak için yüklü para almaktadırlar. Tıbbın bu konuya el atıp konusunda uzman doktorların hipnoz, telkin yoluyla böyle hastaları araştırıp tedavi etmeleri ve üfürükçü, sahtekar hoca, paragöz medyum takımından kurtarmaları şarttır. Bu yapılmadığı takdirde mevcut durum devam edip gidecek, olan hastaların sağlıklarına ve yakınlarının paralarına olacaktır.  Bu paralar yerine yani uzman doktorlara gitmelidir. Çaresiz insanlara yardım edilmelidir. Konunun bu yönünü dikkate alan değerli doktorlar vardır ama bu yaygınlaşmalıdır.

Daha önce bir başka sayfamda yer alan yukarıdaki görüşlerimiz  yaklaşık 4 yıl sonra Ankara GATA – Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde görev yapan Prof. Dr. M. Kemal Irmak tarafından “Schizophrenia or possession?/Şizofreni mi hükmetme mi?” başlıklı, uluslararası saygınlığa sahip bir bilimsel dergide hakemli olarak yayımlanan İngilizce bir makalede doğrulanmıştır.

Prof. Dr. Irmak’ın makalesinin yayımlanmış özeti aynen şu şekilde: “Şizofreni  genellikle, ağırlaşmış akut bulgularla ve geniş yelpaze derecesinde işlevsel yetersizliklerle özellik arzeden ömür boyu süren bir durumdur. Yanılsamalar, halüsinasyonlar gibi bazı bulguları öznel psikolojik ızdırap yaratır. En çok görülen yanılsama türleri şunlar: “Duygularım ve hareketlerim bir şekilde başkaları tarafından kontrol ediliyor” ve “Aklıma benim olmayan düşünceler sokuşturuyorlar”. Sanrılayıcı deneyimler hastayla ya da aralarında konuşan sesler oluyor. Halusinasyonlar, bozukluğun patofizyolojisi hakkında bilgi vereceği ümidiyle dikkatli bir araştırma gerektiren şizofrenin önemli bir pozitif semptomudur. Düşüncemize göre şizofrenideki halüsinasyon denilen şeylerin bir çoğu gerçek çevresel uyarıcılarla ilgilidir.  Bu halusinasyon sorununa yaklaşımlardan biri kötü/şeytani bir dünyanın var oluş olasılığını göz önüne almaktır.   Cinler, gözle görülemeyen, tüm büyük dinlerde var olduğuna  ve insan vücuduna hükmetme ve insanları kontrol etme gücü olduğuna inanılan yaratıklardır. Bedene hükmetme sonucunda yanılsama ve halüsinasyonlarla psikotik bozukluk olarak değerlendirilebilecek birçok tuhaf davranış belirtileri ortaya çıkabilir. Bu yüzden şizofrenideki halüsinasyonlar cinler tarafından şekillendirilen gerçek duyumsal imajların illüzyonu-yanlış  yorumlanması olabilir. Bizim çevremizde bir yerel ruhsal şifacı şizofreni hastalarına yardım ediyor. Bu adamın tedavi yöntemleri başarılı sayılabiliyor çünkü 3 ay sonra hastaların bulguları ortadan kalkıyor. Bu yüzden tıp profesyonelleri ile ruhsal şifacılar birlikte çalışarak şizofreni için daha iyi bir tedavi yöntemi belirlemeli.” (Not: İnternette bunun çok kötü bir çevirisi yer alıyor. O kadar kötü ki region-çevreyi religion-din zannederek çevirmiş).

Dr. Kemal Irmak’a göre:İlüzyonlar süjenin fantazisinin üretilmiş algılamalarının gerçek algılamalarla karışmasıyla meydana gelen algılamalar dönüşümüdür. Bu halusinasyon problemine yaklaşım yollarından biri şeytani dünyanın olasılığını düşünmektir.

Çevremizde cinlerin zeki, görünmeyen, insanoğlunun dünyasına paralel bir dünyada bulunan yaratıklar olduklarına inanılır. Onların dünyasının bir çok yönüyle bize çok benzerler.  Evlenirler, çocukları olur ve ölürler. Ancak yaşam süreleri bizimkine göre çok daha fazladır (Ashour 1989). Uçma ve görünmezlik güçleri sayesinde okült faaliyetlerin baş öğelerini teşkil ederler. İnsanların zihinlerine ve vücutlarına hükmetme ve ele geçirme yetenekleri de cinlerin asırlar boyu büyük ölçüde yararlandıkları bir güç olmuştur  (Littlewood 2004; Gadit ve Callanan 2006; Ally ve Laher 2008). Alimlerin çoğu cinlerin kişilere hükmedebileceği insanın vücudu içerisinde fiziksel yer edinebileceğini kabul etmektedirler  (Asch 1985). İnsanlara birçok nedenle hükmedebilirler. Bazan kazaen kendilerine birşey olduğu için, ancak aşk yüzünden de sahiplenme olmuş olabilir   (Ashour 1989; Philips 1997). Cin insan vücuduna girdiğinde vücut-beyin kontrol merkezine yerleşir. Ondan sonra kendilerini açığa çıkarırlar ve beyin aracılığıyla vücun kontrolunu ele geçirirler  (Whitwell ve Barker 1980; Littlewood 2004; Gadit ve Callanan 2006; Ally ve Laher 2008). Şeytani hakimiyet bir çok çeşitli psikotik bozukluklar şeklinde nitelendirilebilecek olan bir dizi tuhaf davranışlar olarak ortaya çıkabilir (Al-Habeeb 2003; Boddy 1989)…Dünya Sağlık Örgütü World Health Organization (WHO) çalışmaları göstermiştir ki ruhsal şifacılar psikiyatrik bozuklukları olan hastalara yardımcı olabilirler (Gater ve diğerleri 1991). Halen İngiltere’deki kiliseler ruhsal şifacılar vasıtasıyla gerçek tasallut durumlarında şeytan çıkarma hizmeti vermeyi sürdürüyorlar (Friedli 2000). Rollins Londra’da İngiliz Kilisesi mensubu bir rahip.  Rahip olmadan önce eğitimli ve kalifiye bir psikiyatristmiş. Tıbbın insanların bazı ızdıraplarına çare olamadığını görerek rahipliğe ve şeytan kovuculuğuna başlamış  (Leavey 2010). Benzer şekilde B. Erdem iyi bedensiz varlıkların yardımıyla bir çok psikiyatri hastasını tedavi etmiş Ankaralı bir ruhsal şifacı.

Irmak’ın anlattığı, yukarıda “obsesyon” başlığı altında anlattığımız olayın ta kendisi. Bu konularda hiçbirşey bilmeyenler yanlış ve berbat tercümeleriyle Irmak’ın yazısını çığırından çıkarmışlar.
Possession” yani bedene hükmetme/bedeni ele geçirme/obsesyon = “cin çarpması”,
Demon” yani kötü varlık = “şeytan”,
local faith healer”  yani yerel ruhsal şifacı = “üfürükçü”
olarak çevrilince olan olmuş, Kemal Irmak Türkiye’de ağır şekilde bilim dışına çıkmakla suçlanmıştır.

Üfürükçü denilince genelde bu gibi işlerden çıkar sağlayanlar, bu işi para karşılığı yapanlar akla gelir.  Başka bir yazımızda açıkladığımız gibi (OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN) spiritüalizmde şeytan kötü, cin ise geri bedensiz varlık olup Kur’an bütün bunları “gayb” (bilinmeyen) olarak niteler, madde dünyasının bize sağladığı imkanlarla yani beş duyuyla çözümlenemeyeceğini öğütler. Ancak bu akıl yürüterek bazı  tahminlerde bulunmaya engel değildir. Öyle olunca da birinin bir uçtan ele aldığını bir başkasının ters uçtan kavraması mümkündür. Kemal Irmak olayında da bu olmuş, anlatılmak istenen ile yorumlamalar birbirinden ilgisiz hale gelmiştir. Kemal Irmak, ağır eleştiriler yüzünden makalesi ile ilgili açıklama yapmaktan kaçındığı için “Demon” olarak kasdettiğinin cin mi, şeytan mı, ya da başka birşey mi olduğu tam anlaşılmıyor. Ancak onların evlendiğinden bahsetmesi bizim hacı-hoca takımının “cin” inanışına uymaktadır. Aslında  Kur’an verilerine göre gayba (bilinmeyene) giren şeytan, cin, melek, ruh, spiritüalizmde külliyen “bedensiz varlık” olarak nitelendirilir. (Bakınız Kur’an’da Bedensiz Varlıklar) Kemal Irmak’ın “Demon” dediği de bedensiz varlık olmalıdır ama kendisi muhtemelen cinleri kasdetmektedir.

Bu noktada dönelim yukarıda bahsettiğimiz ErosPram olayına ve ona sorulan bir başka soruya ve verdiği yanıta:

Buna şeytanın bedene hakim olması diyenler için ne düşünüyorsunuz.

Kanımca onlar kafasız.  Bu gerçek bir Şeytan değil. Ben küçükken ona öyle dedim ve ve adı öyle kaldı. Ben ele geçmiş değilim, başka insanların göremediği şeyleri görüyorum. Beynimde  bir problem var ki orada gerçek ile fantaziyi birbirinden ayıramıyorum. Gerçeğim ile birleşen bir fantezim var. Ben bunu seçmedim, kendiliğinden oldu.

ErosPram böyle diyor, olabilir, ama yukarıda olayı anlatırken Kötünün üzerine gitmesinin onun daha çok bağırmasına ve daha çok güçlenmesine neden olduğunu söylemişti. Yani iş öyle pek halüsinasyona falan benzemiyor.

Diyelim ki bütün bunlar hurafe, böyle şeyler yok. Öyle de olsa “modern tıbbın yetersiz kaldığı durumlarda” bu işlerde yetenekli, deneyimli, bilgili ve de özellikle maddi çıkar beklemeyen kimselerden yardım istemekle ne kaybedilebilir? Ancak bu devirde böyle insanlar nereden nasıl bulunacak doğrusu o da ayrı bir problem. Yine yukarıda ifade ettiğimiz gibi bunun çaresi tıp eğitimi görmüş uzman doktorların, özellikle de psikiyatristlerin işin bu tarafıyla da ilgilenmeleri ve kendilerini bu alanda da yetiştirmeleri.

Kaynaklar:

I am a schizophrenic female with one visible hallucination and two inner voices. AMA https://www.reddit.com/r/AMA/comments/1s6se3/i_am_a_schizophrenic_female_with_one_visible/

Kötünün resmi. http://i.imgur.com/EnYmr4k.jpg

Schizophrenia or possession? Kemal Irmak. Journal of Religion and Health 53: 773–77. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23269538

Academic journal suggests that schizophrenia may be caused by demons. https://whyevolutionistrue.wordpress.com/2014/06/10/academic-journal-suggests-that-demonic-possession-may-cause-schizophrenia/

Published Paper Blames Schizophrenia on Demons. Ross Pomeroy. June 17, 2014 http://www.realclearscience.com/blog/2014/06/published_scientific_paper_blames_schizophrenia_on_demons.html

Kuran’da İlahi Yönetim Mekanizması ve Bedensiz Varlıklar. Bülent Pakman. Şubat. 2010. https://bpakman.wordpress.com/inanc-dunyasi/dininanc/kuranilahiyonetim/

Büyü mü? Bülent Pakman. Mayıs 2012. https://bpakman.wordpress.com/reenkarnasyon/neo-spiritualizm-nedir/buyu-mu/

Bülent Pakman. Nisan 2016. İzin alınarak ve aktif link verilerek alıntı yapılabilir.

Twitter WidgetsViyana Palmenhaus Cafe 2012

Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/