Soykırımı Asıl Kürtler Yaptı

Ermeni soykırımı iddiaları söz konusu olduğunda Nâzım Hikmet Türk milletinin üzerine atılmaya çalışılan soykırımcı iddialarını yanıtlayarak ve Ermenileri “kesen” birileri varsa onların da Kürtler olduğunu ve bu yaptıklarını Türk halkının üzerine attıklarını “Akşam Gezintisi” şiirinde ifade etmiştir:

Bakkal Karabetin ışıkları yanmış
Affetmedi bu Ermeni vatandaş
Kürt dağlarında babasının
Kesilmesini.
Fakat seviyor seni,
Çünkü sen de affetmedin
Bu karayı sürenleri
Türk halkının alnına

Bu dizelerinde soykırım ifadesini kullanmamış “kesilme” demiş olsa da her halükarda  1915 olaylarına gönderme yapmaktadır. Daha doğrusu birilerine gönderme yapmaktadır. Kimdir bu birileri? Çok açık, Kürt dağlarında 1915 de kimler yaşıyorsa onlar. Peki 1915 de “Kürt dağlarında”  kimler yaşıyordu? O zamanlar Kürtler düz ovada mı, Türkler dağlarda mı yaşıyordu? Yoksa Kürtler 1915 den sonra birden bire mi ortaya çıktılar?  Yok 1915 de Kürt dağlarında Kürtler yaşıyorduysa Karabetin babasını oralarda kesenlerin de onlar olması gerekmez mi? Nazım neden “Kürt dağlarında” demiş, “dağlarda”, “ovalarda” ya da “Anadolu’da” dememiş?

Názım Hikmet’in sözde soykırıma bakış açısın Nazım’ın yakın arkadaşı, Ermeni asıllı Fransız şair Ruben Melik’in , Eylül 1982 ‘de Sofya’nın Moskva Park Hotel’inde, Kemal Özer’in huzurunda Özdemir İnce’ye anlatımında da görüyoruz:

Siz Türklerin en komünistiniz bile Kemalist. Názım da yıllar önce senin gibi konuşmuştu Moskova’da. ‘Türk Komünist Partisi’ne de soykırımı kabul ettiremezsiniz’ demişti. Bu ne iştir iki gözüm?

Nazım bu şiirinde Türkleri itham etmiş olsaydı bölücüler onu Kürt kahramanı ilan etmezmiydi? Ancak tam tersi olmuş, Nazım  “Türkler, Ermeni ve Kürtleri kesti” iftirası sayesinde Nobel ödülünü cebe indiren Orhan Pamuk’u göklere çıkartanlar tarafından karalanmaya çalışılmıştır. İşte bir örnek:

Egemen ve hakimiyet kurmak isteyen Kuvayilere methiyeler dizdin. Onların atlarına, paşalarının ‘çakmak çakmak gözleri’ne hayranlığını dizelerinde işledin… Ancak Rum sürgününü, Ermeni, Pontus, Kürt, Alevi, Êzidi, Asuri, Laz vs. inkarı ve soykırımını görmek istemedin, suskunluğa düştün. Atatürk’ün, Mehmet Akif Ersoy’un, İstiklâl Marşı’nın, Çanakkale’de şehit düşen dayının ‘Türklük Gururu’nun akışına kendini kaptırdın, birilerinin sevdalısı oldun.” 

Bu satırlar Hüseyin Can’ın, İttihatçı-Kemalist İdeolojiden Kurtulamamış Sosyal Şoven TKP’nin Üyesi Bir Şair: Nâzım Hikmet ve Kürtler, Pêrî Yayınları, Nisan 2010 kitabından alınmıştır. Kürtçülere göre Nâzım Hikmet Türklere şiirinde bol miktarda yer verirken, şiirinin merkezine Kuvayı Milliyecileri koyarken Kürtler üzerine bir tek şiir yazma ihtiyacı duymamış, sanatsal bir çalışma içerisine girmemişmiş. Yüz binlerce Kürdün güya katledilmesini şiirine, tiyatrosuna, mektubuna, destanına vb. almamışmış. Özetle Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde bağımsız bir Kürdistan kurmak isteyenlere Nâzım övgü düzmemiş.

Bölücülerce Nazım’ın Ermeni soykırımını görmek istemediği iddia edildiğine göre Nazım’ın Kürt dağlarında Ermenileri kesenlerin Türkler olmadığını kastettiği de ayrıca itiraf edilmiş olmaktadır.

Bu gerçeği Hrant Dink’de ifade etmiştir. Gazeteci Nagehan Alçı Ayan’ın Hrant Dink ile yaptığı 2 Ekim 2006 tarihli Akşam Gazetesinde yayınlanan röportajı:

“Dink, Ermeni meselesiyle ilgili olarak da tartışma yaratacak bir görüş ortaya attı:

18420Ben soykırım derken bunu Türklerin yaptığını söylemedim. Asıl Kürtler çok sayıda Ermeni öldürdü”……ben bu bir soykırımdır dedim ama bunu Türkler yapmıştır demedim.

Kim yaptı?

Çok fazla Kürt de vardı. 1915´te yaşananlar sadece Türk meselesi değildir. En az Türk kadar Kürt meselesi ve Avrupa meselesidir de. Zaten o tarihte Türk kavramı yoktu. Osmanlı vardı.

Kürtler sorumlu diyorsunuz. Sizce işin içine Kürtleri sokunca onlar da soykırım kelimesine alerjik mi yaklaşacak?

Bilmem.”

Hepsi bu kadar değil elbet. Nazım’ı, Hrant’ı doğrulayan başka kaynaklar da var. Örneğin HADEP, DEHAP gibi partilerde görev yapan Kemal Süphandağ. Rıza Zelyut bunu Akşam Gazetesinde anlatıyor:

2′inci Abdülhamid, Kürt aşiretlerinden 100′ün üzerinde alay oluşturmuş, bunlar da Ermeniler’e saldırmıştı. DTP lideri Ahmet Türk’ün dedesi Kanco, ‘Hamidiye Alayları’ denilen bu birliklerde yer almıştı. HADEP, DEHAP gibi partilerde görev yapan Kemal Süphandağ, bu birlikleri anlattı.

Bir yandan Rusya, bir yandan İngiltere, Ermeni toplumunu Osmanlı Devleti içinde ayrı bir devlet kurmaya teşvik ediyordu. Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit, 1891′den itibaren Doğu Anadolu’daki Kürt aşiretlerinden 100′ün üzerinde alay oluşturmuş; bu alaylar da bölgedeki Ermenilere karşı kanlı saldırılar düzenlemişlerdir. Ermenileri katletme yolunda ilk eyleme geçenler Türkler değil Kürtler olmuştu.

Yazar Orhan Pamuk ‘Türkler 2 milyon Ermeni’yi ve 40 bin Kürt’ü kestiler!’ deyince, ünü birden artmış; peşinden de Nobel Ödülü’nü almıştı. Fakat tarih Orhan Pamuk gibileri yalanlıyor. Ermenileri katletme yolunda ilk eyleme geçenler Türkler değil Kürtler olmuştur. Bu süreç de 1890′larda başlatılmıştır. Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit, 1891′den itibaren Doğu Anadolu’daki Kürt aşiretlerinden 100′ün üzerinde alay oluşturmuş; bu alaylar da bölgedeki Ermenilere karşı kanlı saldırılar düzenlemişlerdir.

Yani; Ermenileri katletmeye ilk başlayanlar işte bu Kürt alayları olmuştur.

Osmanlı Devleti bu sürece 93 Harbi denilen savaşı yitirdikten sonra girdi. 1878′de Berlin’de yenik Osmanlı Devleti’ne çok ağır bir anlaşma imzalattılar. Bu anlaşma ile Doğu Anadolu’daki 6 ilde (Vilayet-i Sitte) Ermeniler lehine reformlar yapılması kabul edildi. Erzurum, Van, Elazığ, Sivas, Bitlis, Diyarbakır illerindeki bu haklar; Ermenilerin giderek devlet istemelerini gündeme getirdi. Bir yandan Rusya, bir yandan İngiltere, Ermeni toplumunu Osmanlı Devleti içinde ayrı bir devlet kurmaya teşvik ettiler.

GEREKÇE BELLİ

Hamidiye Alayları’nın kuruluş gerekçelerini M.S. Lazarev, ‘Kürdistan ve Kürt Sorunu’ isimli kitabında açıklarken diyor ki: ‘Hamidiye Alayları, Hıristiyan ulusal azınlıkların, özellikle de Ermenilerin yükselen özgürlük hareketlerine karşı kullanmak amacıyla kuruldu.’

Tarihçi Yılmaz Öztuna da Büyük Türkiye Tarihi’nde ‘Kürtlerin kendilerini Ermenilere karşı silahlandırılması yönündeki bitip tükenmek bilmeyen talepleri yerine getirilmiş oldu’ demektedir.

Bu olaya ayrılıkçı Kürtlerin gözüyle bakan, HADEP ve DEHAP gibi PKK bağlantılı partilerde çalışmış bulunan Kemal Süphandağ, ‘Büyük Osmanlı Entrikası Hamidiye Alayları’ adlı kitabında yukarıda anlatılanları doğruluyor.

Bu alaylarla ilgili ilk yasal düzenleme 1891 yılında yapıldı. Alayların subay kadrosunu oluşturmak için de İstanbul’da bir okul açılmış; buraya aşiret reislerinin çocukları alınmıştı. 1896 yılına gelindiğinde Doğu ve Güneydoğu’da yüz dolayında Kürt aşiret alayı kurulmuştu. (Bak: Fahrettin Altay, ’10 Yıl Savaşı ve Sonrası’)

ERMENİLER 1. HEDEFTİ

Hamidiye Alayları kurulunca, resmi nitelik kazanan Kürt silahlı güçleri; astığı astık kestiği kestik oldular. Ermenilerden çetelerin çıkmasını fırsat bilen aşiret reisleri; emirlerindeki bu silahlı güçleri bir çete gibi kullanıp acımasızca kan döktüler. Ermeni katliamı diye nitelendirilen eylemler böyle başlamıştır.

Büyük dedesi de Hamidiye Alayı Kumandanı olan Kemal Süphandağ, Kürtlerin bu Ermeni katliamını tespit etmiş ve şunları yazmıştır: ‘Neredeyse tüm Sünni Kürt aşiretleri teşkilatta yer almışlardır. Yazarken bile insanı dehşete düşüren tam bir vahşet sürecidir bu süreç. (…) Teşkilatta yer alan aşiret reisleri ile mensuplarına büyük imkanlar ve imtiyazlar sağlayan bu oluşum diğer inanç grupları ve halklar için tam bir zulüm mekanizmasına dönüşmüştür. Özellikle bu teşkilatın asıl hedefi olan Ermenilere yapılanlar, daha doğrusu yaptırılanlar tüyler ürperticidir. (Sayfa: 10)’

İşin düşündürücü yanı şudur: Kürt aşiretleri Ermeni köylerini basıyor, mallarını yağmalayıp direnenleri öldürüyor iken, Osmanlı Devleti normal askeri kuvvetleri ile Ermenileri korumaya çabalıyordu. Bunun için Kemal Süphandağ’ın sunduğu belgelere bakılabilir. (Sayfa: 342, 345 vb.)

1915 Ermeni sürgünü de o zamanki Türk ordusunu yöneten Alman subayların planlaması ile gündeme getirilmiştir. Bilinmelidir ki 1915′te, Türk ordusu; İttihat ve Terakki yönetimi tarafından Alman genelkurmayının yönetimine bırakılmıştı. 42 kişilik Alman subay heyetinin başında bulunan Limon von Sanders, 1915′te savaşı yöneten gerçek isimdi. Ermenilerin içeride iyice etkisizleştirilmesi için sürülmeleri; bu Alman heyetin planıdır. Bu sürgün de Hamidiye Alayları’nın desteği ile yürütülmüştür.

ALEVİLERİ DE KATLETTİLER

Hamidiye Alayları bölgedeki Sünni Kürtlerden oluşturulmuştu. Belgeleri inceleyen Kemal Süphandağ kitabında bunu açıkça belirtiyor: ‘Ezidi (Yezidi), Alevi, Şii ve Dürziler müracaatlarına rağmen kabul edilmemişlerdir. (Sayfa: 71)’

Alevi aşiretleri, silahlanarak bu saldırılara direnmeye çalıştılar. Vartolu dedelerden olan Mehmet Şerif Fırat; bu alayların kendilerine yaptıkları zulmü acı acı anlatmaktadır (Bak: Doğu İlleri ve Varto Tarihi). Bu katliamlardan birisinde yaşanan trajediyi, Vartolu Alevilerden eski CHP Milletvekili Tekin İleri Dikmen, yazar Şakir Keçeli’ye şöyle anlatmış: ‘Hamidiciler; bizim atalarımızı kuşatmışlar; silahlı çatışma başlamış. Bizimkiler, bir yarma hareketiyle canlarını kurtarmak istiyorlar. Fakat yanlarında bir kadın var; o dağ başlarında kendilerine engel olacak. Obada da bırakamıyorlar. Bıraksalar, gelen alay çapulcuları kadına tecavüz edecekler. Bu açmazdan kurtulmak için kadın, ‘Beni onlara bırakmayın, öldürün; siz de canınızı kurtarın!’ der. Ve öyle de yaparlar.’

NEDEN KIZDILAR?

Geçen hafta yayımlanan Kürt Alevi Yoktur konulu yazım; bazı Alevicileri ve DTP’lileri kızdırmış bulunuyor. Bunlar; işte böyledir. Bilgi ve belge karşısında çaresiz kalınca sizi hemen ‘şovenist, faşist, gerici’ diye suçlarlar. Bana kızan DTP’lilere soruyorum: 500 yıl boyunca bölgenizdeki Alevileri katletmediniz mi? Bunun için Osmanlı’nın emrine girmediniz mi?

İşte size yeni bir belge daha: Yıl 1587. Osmanlı Padişahı 3. Murat, Doğu ve Güneydoğu’daki 38 Kürt beyine şöyle bir ferman (emir) yolluyor:

‘… emrinizde bulunan Kürt askerleriyle kusursuz ve eksiksiz bir cenge hazır olasınız. Tebriz’de bulunan vezirim Cafer Paşa’dan haber gelir gelmez acele edip ona katılasınız. Kürt emirleri, şimdiye kadar Kızılbaşlara kılıç sallayarak Allah yolunda gaza ve cihad edegelmişlerdir. (…) İnşallah benim için yaptığınız hizmetler zayi olmayacaktır. (…) Din uğruna çalışıp Kürt emirlikleri arasında faydalı ve ünlü olasınız.’ (Kaynak: Kürtleşen Türkler; s. 120)

İşte benim söylediklerimi Osmanlı padişahı da tasdik ediyor: Kürtler, Kızılbaşlara (yani Alevilere) kılıç sallamayı kafirlere karşı savaşmak görmüşlerdir….

Su TV adlı Alevici bir kanalda, bu yazım üzerine aleyhimde atıp tutmuşlar. Muhataba söz hakkı bile vermeyen bu zihniyet bir de demokrat geçinmez mi… Devam etsinler. Ben de belgeleri konuşturmaya devam edeceğim.

* * *

Alevi Bektaşi Federasyonu diye Alevilikle ilgisi bulunmayanların kurduğu bir dernekte sekreter yapılan birisi de Kürt Alevi Yoktur yazıma sinirlenip bana, ‘Köşe yazarı bu işe karışmamalı!’ diye göndermede bulunuyor. Belli ki dün mektebe gidip bugün kendini üstat sanan bu zat da bilgiden, belgeden hoşlanmıyor. O ve benzerleri bilmeliler ki ben köşe yazarı olmadan önce yazar idim. 10 kitabım ve 2 ödülüm; düzinelerce makalem bulunuyor.

Ziya Paşa merhum, ‘Rencide olur dide-i huffaş ziyadan’ diyor.

Ne yapalım, onlar rahatsız oluyor diye tarihin üstündeki karanlık örtüyü kaldırmayalım mı?

Ermeni Prens’e göre Türkler

Bugün; önemli bir belge daha sunuyoruz. Bu belge, düşünür Karl Marx’ın Doğu Sorunu adıyla dilimize çevrilmiş eserinde bulunuyor.

İngiltere’de yaşayan Ermeni Prensi Leo; Rusya ile Osmanlı Devleti arasında çıkan Kırım Savaşı öncesinde Türkiye’de yaşayan Ermenilere şöyle bir çağrıda bulunuyor.

‘Tanrının inayetiyle Ermenistan Prensi olan Leo’dan Türkiye’deki Ermenilere!

Sevgili kardeşlerim, sadık yurttaşlarım!..

İstediğimiz ve yürekten arzumuz, kanınızın son damlasına kadar ülkenizi (Osmanlı Devleti’ni, yani Türkiye’yi) ve Sultanı (O zamanki Osmanlı Sultanı Abdülmecit’i), Kuzey’in zalimine (Rusya’ya) karşı savunmanızdır.

Anımsayın kardeşlerim! Türkiye’de Rus kamçısı yoktur; burun deliklerinizi yırtmazlar; kadınlarınız gizlice ya da halkın gözleri önünde kamçılanmaz. Sultanın hükümranlığı altında insanlık vardır; buna karşılık Kuzey’in o zaliminin hükümranlığı altında ise sadece gaddarlık vardır. Bu nedenle kendinizi Tanrının gösterdiği yola sokun ve ülkenizin özgürlüğü ve şimdiki hükümdarınız için kahramanca savaşın. Engeller kurmak için evinizi yıkın, silahınız yoksa masa ve sandalyenizi parçalayın ve kendinizi onunla savunun. Zafer yolunda kılavunuz yüce Tanrı olsun. Benim için tek mutluluk, sizin aranızda, sizin ülkenize ve dininize zulmedene karşı savaşmaktır. Tanrının, sultanın kalbine, benim isteğimi onaylaması ilhamını vermesini dilerim. Çünkü onun hükümranlığı altında dinimiz saf biçimde kalırken, Kuzey’in zaliminin hükümranlığı altında değiştirilecektir. Kardeşlerim, en azından anımsayın ki, şu anda sizlere seslenen kişinin damarlarında dolaşan kan, 20 kralın kanıdır; o kan, kahramanların -Lusignan’ların- ve imanımızı savunanların kanıdır; ve biz size, ‘Dinimizi ve onun saf biçimini, kanımızın son damlasına kadar savunalım’ diyoruz.’

Görüldüğü üzere, Hamidiye Alayları’ndan 40 yıl önce Ermeniler, Türklere övgü dizmektedir. Peki Ermenilere böyle dost bir millet, soykırımcı olabilir mi?

Ziya Gökalp anlatıyor:

Büyük Türk düşünürü Kürt kökenli Ziya Gökalp, Hamidiye Alayları’nın Diyarbakır çevresinde yaptığı zulmü Şaki İbrahim Destanı’nda anlatmıştır. Bu uzun şiirin bazı bölümlerini veriyoruz:

Şakir Paşa Rusya’da kalmıştı
Kazakları görüp ibret almıştı
Düşmüş idi Kürt alayı fikrine
* * *

Behro Ağa iki alay yazarak
Padişah’tan aldı ferman ve bayrak
Hain KANCO oldu ana sancaktar
* * *
Berarzi’yi Aneze’yi dağıttı
Seller gibi Şamar kanı akıttı
Mızrak dikti Karakeçi yurduna
* * *
Rütbeleri alınarak Behro’nun
Muhtac oldu yardımına KANCO’nun
Yezidilerin imdadına sığındı

Kurulan alayların yaptığı zulmü anlatan Ziya Gökalp, ilginç bir bilgi de veriyor. Kanco, bugün DTP Lideri olan Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk’ün büyük dedesidir. Ahmet Türk, Kanco Köşkü anlamına gelen Mardin civarındaki Kasr-ı Kanco’da oturmaktadır. Şiir gösteriyor ki Hamidiye Alayları’nda görev yapanlardan birisi de bunlardır. Yakın zamana kadar Ahmet Türk ve diğerleri temize çıkmış, Türkler soykırımcı ilan edilmiştir.

Ancak sonunda Şubat 2013 de Ahmet Türk, İMC TV’de yayınlanan ‘Azı Karar Çoğu Zarar’ programında  bu konuda sorulan bir soru üzerine itirafta bulunuyor:

“1915’lerde Ermeniler büyük acılar yaşadı. Burada Kürtlerin de payı var. Kürtler kullanıldı. Buradaki halk bir zulümle karşı karşıya kalmış. Hem Süryaniler, hem Ezidilerle ilgili hem de Ermenilerle ilgili dedelerimiz, babalarımız kullanıldı, bu halklara zulmetti, onların eli kanlıdır dedik. Bu halkların, bu grupların kanı ile elleri kirlidir, dedim. Biz evlatları olarak, torunları olarak özür diliyoruz. Bence özrü kabul etmek önemlidir. Biz Kürtler olarak diyoruz ki evet irademiz dışında kullanıldı. Propagandalarla Kürt halkı da Ermenilere zulüm etti. Bundan ızdırap ve acı duyduğumuzu çok rahat ifade edebiliyoruz.”

Türkiye Sosyalist hareketinin önemli ismi Doktor Hikmet Kıvılcımlı çeşitli eserlerinde Ermeni meselesini ele almıştır.  “İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark)”  adlı kitabında “Doğu Sorunu”nu şöyle anlatıyor:

Osmanlı İmparatorluğu’nda, Çarlık Rusyası ile İngiliz Emperyalizmi arasında, Orta Asya pazarları üstünde başlayan rekabete kilit ve anahtar noktası, bugünkü Doğu İllerinde, bir Ermenistan hükümeti veya muhtariyeti [özerkliği] kurup kurmamak sorunuydu. Bu soruna bir zamanlar “Doğu Sorunu” deniyordu. Osmanlı İmparatorluğu, derebeyi saltanatı biçimini koruduğu sürece, Doğu İllerinde iki zümre vardı:

1- Kürtlük: Daha çok derebeylik, klan ve aşiret sistemleri içinde, dağınık, siyaset dışı bir kalabalık şeklinde idi.

2- Ermenilik: Genellikle burjuvalaşan ve İstanbul, Trabzon gibi önemli ticaret merkezlerindeki kodaman kapitalist ırkdaşlarıyla sıkı sıkıya bağlı, İngiliz metalarını İran yaylasından İç Asya’ya taşımakla görevli bir küçük burjuva çoğunluğu üzerinde kurulmuş bezirgânlık sistemi demekti.

Emperyalist çelişkilerin dış kışkırtmaları yüzünden biraz daha şiddetle alevlenen Kürt-Ermeni karşıtlığı, bu iki zümre insanın arasındaki din, dil vb. farklarından çok, adeta bu rejim farkından doğma bir Derebeyi-Burjuva karşıtlığı oldu. İki kutup, Osmanlı Avrupası’nda geniş ölçekte rol oynayan: Müslüman-Hıristiyan (Derebeyi-Burjuva) çelişkisi, daha çok tarihsel ve yerel şartlar yüzünden Doğu İllerinde, Balkanlar’dakinin aksine, ikincilerin mağlubiyeti ile halloldu.”

Osmanlı saltanatında kalmış uluslar içinde -Balkanlar bir tarafa bırakılırsa- siyasi bilince ve örgüte kavuşmuş en keskin metalipli [talepler ileri süren] yığın Ermenilerdi. Meşrutiyet Burjuvazisi, birçok alanda olduğu gibi, Ermeni Milliyetçiliğine karşı da derebeylikle el ele verdi. El ele verdiği derebeylik, öteden beri iki ayrı rejim karşıtlığıyla Ermeniliğe karşı tutuşan Kürt derebeyliğiydi. Kürt derebeyleri milisçil örgütler halinde silahlandırıldı. Ve Kürdistan’da derebeylik biraz daha rakipsiz, çapul ettiği Ermeni mallarıyla, biraz daha şişman oldu.

Kaynaklar:

Nâzım Hikmet’in çilesi, Özdemir İnce Hürriyet 15 Mayıs 2010, http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14730865.asp

Nâzım, Türkler ve Kürtler, İnan Kahramanoğlu, Mayıs 2010, http://www.turksolu.org/286/kahramanoglu286.htm

Kürtlerin Nâzım düşmanlığı, Okan İşbecer, Mayıs 2010,  http://www.turksolu.org/284/isbecer284.htm

Park Hotel Moskva’da bir gece, Özdemir İnce, Hürriyet, 20.03.2005 http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=297927&yazarid=72

Názım Hikmet’e pislik sıçratmayın, Özdemir İnce, Hürriyet, 3 Ocak 2007, http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5712566&yazarid=72

http://www.haber7.com/haber/20061002/Hrant-Dink-Soykirimi-asil-Kurtler-yapti.php

Ermenileri Kürtler kesti. Vatan Gazetesi. 02.09.2007. http://haber.gazetevatan.com/0/135147/1/Haber veya http://www.aktifhaber.com/dtpli-turkun-dedesi-ve-hamidiye-alaylari-130738h.htm

 http://haber.gazetevatan.com/dedelerimizin-eli-kanli-ozur-dilerim/511327/9/Siyaset

http://www.odatv.com/n.php?n=hikmet-kivilcimli-ermeni-meselesi-hakkinda-ne-soylemisti-2504141200

Bülent Pakman, Aralık 2010. Son güncelleme Nisan 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz. Not: burada “benim” kullandığım “Kürt” kelimesi bölücü olmayanları, Kürt asıllı Türkleri ve en azından “ben Kürt asıllı Türk vatandaşıyım” diyenleri kapsamamaktadır.

Facebook Widgets

Twitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Soykırımı Asıl Kürtler Yaptı için 5 cevap

  1. Geri bildirim: Kuvayı Milliyeci Nazım Hikmet « Pakman World

  2. Mehmed Salih dedi ki:

    Tamam da; o Kürtlerden alay kurduran, onlara öldürme emri veren Türk yöneticiler değil mi? Bütün suçu Kürtlere at, oh ne güzel. Bu yazı bile 1915 olaylarının ERMENİ SOYKIRIMI olduğunun delilidir.

    • bpakman dedi ki:

      O zamanlar tamamen aşiret yani feodal düzen hakim. Emri verenler aşiret reisleridir. Yazımdan bir bölüm: “aşiret reisleri; emirlerindeki bu silahlı güçleri bir çete gibi kullanıp acımasızca kan döktüler.” Ayrıca aşiret reislerinin çocukları bu alaylara subay olarak yetiştirilmiştir.

  3. leyla dedi ki:

    İroni içeren bir yazı. Sonuçta kürt alayını kuran Osmanlı. Asiret beyi kursa bile devlet destegi oldugu icin öyle cesur davranmistir. O zaman kürt-türk ayrımı yoktu ki Osmanlı askeri vardı ne yapildiysa Osmanlı yaptı yani hem Kürtlerin hem Türklerin parmağı var. Osmanlı sadece tehcir kararı verdi diyemezsiniz tehcir zaten basli basina zalimlik. Hadi evini isini birak hic bilmedigin bi yerde sıfırdan basla kolay mi? Kisacasi turk kürt cerkes o zaman müslüman olan herkesin emeği geçmiştir bu olaylara. Her pisligi Kürtlere yikmak hos değil komik bir yazı olmus. Tabi Osmanlının devamı Türkiye olduğu için Türkiyeden hesap soruluyor. Kürdü de türkü de bu katliamı kabullenmeliyiz.

    • bpakman dedi ki:

      Osmanlı Devleti Kürtlere kendilerini koruma izni vermiş, isyan eden Ermeni kuvvetlerine karşı savaşın demiş, Kürtler ilave olarak Ermenileri kesmiş. Kürtler astığı astık, kestiği kestik olmuşlar, Osmanlı buna müdahale edememiş. Müdahale edecek gücü olsa zaten isyanı kendisi bastırır, halkını kendisi korurdu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s