Samet Vurgun Şiirleri

Öncesini okumak için lütfen tıklayın: Samet Vurgun

Aşağıda büyük Azerbaycan Türkü şair Samed Vurgun’un bazı seçkin şiirlerinden seçmeler verilirken sadece birkaç özel kelime, duygu dolu anlamlarını olabildiğince bozmamaya çalışılarak Türkiye Türkçe’sine çevrilmiştir.

—————————————————–

Şair ne tez gocaldın sen?

Nimetse de güzel şer,
Şair olan gam da yer.
Ömrü geçer bu adetle,
Uğurlu bir saadetle.
Gören bana nedir der:
Saçlarına düşen bu den?
Şair, ne tez gocaldın sen!

Dün bana kendi elinde
Gül getiren bir gelin de
Gözlerinde bin bir sual
Heykel gibi dayandı lal…
O bahtiyar güzelin de
Ben okudum gözlerinden:
Şair, ne tez gocaldın sən!

Avcılığa meyil saldım,
Gece – gündüz çölde kaldım,
Dağ başından inip düze
Bir ok gibi süze – süze
Kaç ceylana nişan aldım;
…Cevap geldi güllelerden:
Şair, ne tez gocaldın sen?

Bazen yüce, bazen asta,
Naklet sazım benim telim üste.
Andı yalan, aşkı yalan,
Dostluğu da rüşvet olan,
Yürek yıkan bir iblis de
Yüzevari der bazen:
Şair, ne tez gocaldın sen!

Saç ağardı, ancak yürek
Alevlidir evvelki tek.
Saç ağardı, ancak ne gam!
Elimdedir hala kalem…
Bilirim ki, demeyecek
Bir sevgilim , bir de Vatan:
Şair, ne tez gocaldın sen!

Notlar:
Gocalmak: Kocamak, yaşlanmak
Lal: sessiz
Asta: Yavaşça
Yüzevari: Yüzüne

——————————————————

Azerbaycan

Çok geçmişim bu dağlardan,
Turna gözlü pınarlardan!;
İşitmişim uzaklardan
Sakin akan arazları;
Sınamışım dostu, yarı…

El bilir ki, sen benimsin,
Yurdum, yuvam, meskenimsin,
Anam, doğma vatanımsın!
Ayrılarmı gönül candan?
Azerbaycan, Azerbaycan!

Ben bir uşak, sen bir ana,
O kadar ki, bağlıyım sana:
Hangi semte, hangi yana
Hey uçsam da yuvam sensin,
Elim, günüm, obam sensin!

Fakat senden gen düşende,
Ayrılık benden düşende,
Saçlarıma kır düşende
Boğar aylar, yıllar beni,
Kınamasın eller beni.

Dağlarının başı kardır,
Ak örtülü bulutlardır.
Büyük bir geçmişin vardır,
Bilinmiyor yaşın senin,
Neler çekmiş başın senin.

Düştün uğursuz dillere,
Nes aylara, nes yıllara.
Nesillerden nesillere
Geçen bir şöhretin vardır;
Oğlun, kızın bahtiyardır…

Hey bakarım bu düzlere,
Ala gözlü gündüzlere;
Kara hallı ak yüzlere
Gönül ister şe’r yaza;
Gençleşirim yaza-yaza…

Ölmez gönül, ölmez eser,
Nizamiler, Füzuliler
Elin kalem, sinem defter,
De gelsin her neyin vardır,
Deyilen söz yadigardır.

Notlar:
Gen: Dargın, küskün
Nes: Uğursuz

———————————————————

Dağlar

Önceleri çadır çadır
Çok gezmişim özüm dağlar
Kudretini sizden aldı
Benim sazım sözüm dağlar

Maral gezer asta asta
İnip gelir çeşme üste
Gözüm yolda gönlüm seste
Deyin ne bu sabır dağlar

Her obanın bir yaylağı
Her yiğidin öz oylağı
Dolaylarda bahar çağı
Bir doyasıya gezem dağlar

Kayaları baş başadır
Güneyleri temaşadır
Kısa ömrü çok yaşadır
Canım dağlar gözüm dağlar

Bir konuğum bu dünyada
Birgün ömrüm gider bada
Vurgun’u da salar yada
Düz ahitli bizim dağlar

Notlar:
Asta: Yavaş
Oylag: Geniş düzlük
———————————————————————
Gözler

Yine kılıcını çekti üstüme
Kurbanı olduğum o ala gözler
Yine cellat olup durdu kastıma
Kalem kaş altında piyale gözler

Başımdan gitmişti sevdanın gamı
Hayalim gezerdi bütün alemi
Bu tutsak gönlümü deyin yine mi
Çektiniz sorguya suale gözler

Sevda yolcusuyum ezel yaşımdan
Gönlüm ayrı gezer can sırdaşımdan
Dağıdır huşumu alır başımdan
Süzülüp gidende hayale gözler

Gerdanın minedir boyun temaşa
Ay da haset çeker o kalem kaşa
Bir çift yıldız gibi verip baş başa
Yanıp şule salar cemale gözler

Notlar:
Piyale gözlü: İri gözlü

Şule:       Alev (Osmanlıca)

Cemale: Güzel yüzüne (Osmanlıca)

——————————————————–

Evinin müze olarak açılışı 6 Ekim 1975

Anne

Pek çocukken yere gömdüler seni,
Hayata kanatsız attılar beni.
Bak nasıl bozuldu ömrüm düzeni,
Sensiz hayat bana zindandır anne.

Koynunda saklıdır güzel dilekler,
Layıkdır secdeye sana melekler.
Nerdesin, gözlerim hep seni bekler,
Bak evladın sensiz giryandır anne.

Sen bir güneş idin-doğdun da battın,
Yazık evladını gamlara attın.
Söyle bana hangi arzuna çattın,
Topraklarda nice zamandır anne.

Bir ah çeksem sensiz kopmaz mı tufan,
Ömrümü veririm yolunda kurban.
Yumuk gözlerini aç da bir uyan,
Şimdi zaman başka zamandır anne.

Şimdi ne haldesin bilmek isterim,
Dertlerimi senle bölmek isterim.
Seni görmek için ölmek isterim,
Tesellim ah ile figandır anne.

Not:
Giryan: Ağlayan
—————————————————————————————————–

Evinin çalışma odası

HOW EARLY, POET, YOU’VE GROWN OLD

Although endowed with a talent of verse
A poet also knows sorrow s curse.
So life usually goes, I guess,
With frequent failures, and success.
“What’s this” – say folk “You’re looking worse!
Your hair is frosted with winter’s cold-
How early, poet, you’ve grown old!”

A lovely young lady, yesterday,
Who greeted me with a fine bouquet,
Like a statue stood in great surprise,
A thousand questions in her eyes.
And there I read in her looks anyway,
The thoughts, the words which were not told:
“How early, poet, you’ve grown old!”

I thought that hunting 1 would go,
Spend day and night on the steppe, you know,
From the peaks descending to the plain
Like an arrow I flew, like falling rain,
At the mountain deer I took aim, so..,
The answer off-target bullets told:
How early, poet, you’ve grown old!”

At times from the house-tors, at times quite slow
My lyre-strings ring both high and low,
Even he whose word, whose love is a lie,
Whose friendship is merely a bribe, by the by
And the devil, who always scares one so
On meeting tell me, brash and bold:
“How early, poet, you’ve grown old!”

My head’s gone gry before its time
But ardent still is this heart of mine
My head’s gone grey, but why worry, then?
My hand can still control the pen…
I know my beloved, and my Motherland fine
Will never tell me, in sunset gold!
“How early, poet, you’ve grown old!”

1953

——————————————————————

Bakü Dram Tiyatrosundaki büstü:

DO NOT BEND

O life! At times it’s smirched with mire and dirt,
But see. life’s scene a thousand curtains knows.
When you, young man, in difficult times are hurt,
Then bless the manliness which in you grows.

O Timel It may be pitiless, or be sad,
And now and then it cruelly shakes the earth.
It Time intends to annihilate you, my lad,
Go boldly forward, and fight for all you’re worth.

O Boldness! Every moment it must imbue.
Without it life wouild perish, that’s my belief.
And you, who’ve come to know my words are true,
As a man, a son of man. control your grief.

Now what I wished to say 1 cry aloud:
Aspire to wide horizons, to highest skies!
Don’t think, young man, that life’s a rosy cloud,
And do not bend, no, not in any wise!

1927

BÜLENT PAKMAN. Eylül 2010. Video ekleme Kasım 2015. İzinsiz ve aktif link verilmeden yayımlanamaz, alıntı yapılamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir.

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets

Bülent Pakman kimdir  IMG_2654https://bpakman.wordpress.com

Bülent Pakman’ın video kanalları/arşivi:

Bülent Pakman youtube video kanalı 1

Bülent Pakman youtube video kanalı 2

Bülent Pakman dailymotion video kanalı

Azerbaycan coğrafyası ve Azerbaycan Türkleri aşağıdaki günlüklerde anlatılmaktadır. Okumak için lütfen tıklayın:

Parçalanan Azerbaycan

Kuzey Azerbaycan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s