Azerbaycan’ın dış politikası

Azerbaycan  Türk Dünyası’nın birlikteliğinde olmazsa olmaz bir lokasyonda yer almaktadır. Bu yüzden bağımsızlık sonrasında Azerbaycan’ın Türk dünyası ile özellikle Türkiye ile yakın ilişkileri Rusya ve ABD’yi her zaman rahatsız etmiştir. Azerbaycan’ın yer aldığı Güney Kafkasya,  Rusya/ABD/Batı’nın önem verdiği bir bölgedir. Jeopolitik mevkii, enerji kaynakları Azerbaycan’ı önemli kılan dinamiklerin başında gelmektedir.
1990 da Sovyetlerin dağılması sonrası Rusya kendi derdine düşmüş, meydanı boş bulan Soros destekli Turuncu Devrim projesiyle ABD ve NATO güdümüne girmesi istenen ülkeler işaretlenmişti. Batıda Ukrayna’dan Yunanistan’a, Doğu’da İsrail’den Gürcistan’a iki hat çizilmiş, Azerbaycan da Doğu hattına, NATO’yu Kafkaslara genişletme projesine dahil edilmişti. Ancak Azerbaycan topraklarının bir bölümünün 1991 de Ermenistan tarafından işgali bu planın Doğu hattında önemli bir gedik açtı. Bu gediği açan, Rusların giderayak  söz konusu işgale verdikleri destek olmuştu. Diğer tarafta ABD’nin Ermeni lobisinin etkisiyle en azından işgale karşı politika izlememesi, ABD’nin Azerbaycan Büyükelçisi Matt Bryza’nın karısı Türk olduğu için Ermeni Diasporası’nın örgütü ANCA (Armenian National Committee of America) etkisiyle atamasının onaylanmaması, Ermeni lobisinin etkisiyle çıkarılan yasayla ABD’nin Azerbaycan’a yardım etmesinin yasaklanması, vb. yüzünden ABD Azerbaycan’da hiçbir zaman sevilmeyerek etkili olmasına da izin verilmedi.

Soros planı ve ABD önceleri Gürcistan ve Ukrayna’da etkili oldu. Ancak, Rusya’nın Ermenistan’a verdiği desteğe Gürcistan toprakları içindeki Abhazya ve Güney Osetya’yı eklemesi sonucunda 2008 Ağustosundaki Rusya-Gürcistan  savaşı sonrasında Kafkaslarda çok önemli bir prestij kaybına uğrayan ABD Ermenistan’ı yanına çekerek prestij kaybını telafi etmek istedi. Ermenistan’a bunun karşılığında Türkiye’nin Azerbaycan’a desteğinin ortadan kaldırılacağı vadedildi. Böylece Azerbaycan’ın arkasında kimsenin kalmadığını görerek Dağlık Karabağ’ın defacto bağımsızlığını kabul etmek zorunda kalacağı umuluyordu. Baştan beri Dağlık Karabağ’a bağımsızlık verilmesi taraftarı olan ABD ve AB tarafından ilk etapta Cumhurbaşkanları Abdullah Gül’ün ve Sarkisyan’ın futbol milli maçları vesilesiyle karşılıklı ülke ziyaretleri, ABD Başkanı Obama’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasını dikte eden konuşmasının ardından görevlendirdiği Dışişleri Bakanı Hilary Clinton’un Türkiye ve Ermenistan’a  protokol imzalattırması sürecinde Ermenistan’la normalleşme açılımıyla Azerbaycan’ın Türkiye’ye güveninin sarsılması sağlandı. Ancak, Azerbaycan’ın tepkisi ve Türkiye’de oluşan kamuoyu baskısıyla Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın 180 derece dönerek Azerbaycan Milli Meclisinde yaptığı konuşmada Yukarı Karabağ işgali ortadan kalkmadıkça Ermenistan kapılarının açılmayacağı sözünü vermesiyle ABD’nin planı Dağlık Karabağ sorununun çözümüne bağlı olarak dondurulmuş oldu. Sonrasında Türkiye-Azerbaycan ilişkileri giderek eski haline gelmeye başladı. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR Türkiye’de çok önemli yatırımlara başladı. Azerbaycan’ın Şahdeniz 2 doğal gazını Avrupa’ya taşıyacak olan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) projesine start verildi. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu inşaatı hızlandırıldı.

ABD’nin bu başarısızlığı sonucu istediğini alamayan Ermenistan ise topraklarında üs vererek,  askeri yardım alarak Ruslara yöneldi. Azerbaycan buna tepki olarak Rusların 1985 den beri kullandığı Gebele’deki askeri üssü için yüksek kira istedi, bu yüzden Ruslar üsten çekilmek zorunda kaldı. Rusya ise karşı tepki olarak Azerbaycan petrolünün Rusya üzerinden taşınmasını öngören Bakü-Novorossisk anlaşmasını iptal etti. Rusya’nın bu tür ataklarla Azerbaycan yönetimine baskı uyguladığı, İlham Aliyev’den Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında oluşturulan Gümrük Birliği’ne ve/veya Rusya liderliğindeki BDT Ortak Güvenlik Antlaşmasına katılmasını beklediği de biliniyor. Rusya, kendi egemenlik bölgesi olarak gördüğü Güney Kafkasya’da NATO’nun genişlemesine politik manevralarıyla engel olmaya çalışıyor. Azeri petrolünün Rusya’dan başka ülke topraklarından dünya pazarına açılmasını istemeyen Rusya, Bakü-Ceyhan’ı hiçbir zaman hazmedememiş, Nabucco projesine de çelme takmıştı. Rusya, Ermenistan’ın ekonomik ve güvenlik bağlamında Rusya’nın eyaleti konumuna gelmesi karşılığında, Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını savaşarak geri almasını kapalı kapılar ardında engellemektedir. Rusların önceden oluşturdukları  Ermeni subay ve askerlerinden oluşan birliklere giderken bıraktıkları ağır silahlar, zırhlılar sayesinde bunlara sahip olmayan Azerbaycan’ın toprakları işgal edilmişti.  Rusya, 2008 Ağustos ayında Gürcistan’a saldırması sırasında ibret olsun diye Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru hattının geçtiği bölgeyi bombalamıştır. En önemlisi bugün Azerbaycan’ın başına bela olan en büyük sorunun 1820’li yıllarda yaşanan Rus-İran savaşı sırasında Ermenilerin Çarlık Rusyası tarafından Erivan, o zamanki adıyla Revan, da dahil olmak üzere Azerbaycan topraklarına yerleştirilmiş olmasıdır. Ermenistan Rusya ile stratejik ortak haline gelmiştir. Ermenistan topraklarında en az 2044 yılına kadar kalacak daimi Rus askeri üsleri, Ermenistan’ın bu yılın başlarında Rusya’yla imzaladığı doğalgaz anlaşması ve Ermenistan yönetiminin AB ile Ortaklık Anlaşması yerine Rusya ile Gümrük Birliğini seçmiş olması Azerbaycan yönetimince gayet iyi bilinmesine karşılık Azerbaycan halkı büyük çoğunluğu hala Ruslar’a kin ve düşmanlık beslememektedir. Bunun sebebi Sovyet döneminde, Bağımsızlık yıllarına göre daha rahat şekilde geçinmiş olmalarıdır. Azerbaycan’da bu çok yaygın biçimde “gabakçada yahşıydı” (önceden iyiydi) şeklinde dillendirilmektedir. Yarım milyona yakın Azerbaycan vatandaşı Rusya’da yaşamakta ve çalışmaktadır. Bu sebepler ve  iki ülke arasında yoğun ticari ilişkiler, tarihi ekonomik, sosyal ve kültürel bağlar  yüzünden Ruslar, Azerbaycan’dan ne şimdi ne de yakın zamanda tamamen koparıp atılamayacaklarını düşünüyorlar. Ama Azerbaycan halkının Sovyet dönemine ait bu özlemini Rus sevgisi olarak da görmemek de gerekir. 2013 Eurovizyon yarışmasında Rusya’nın Azerbaycandan sıfır puan alması bunun göstergesidir.

Bölgede böyle açık ve gizli bir çok senaryo ve baskılarla politikalarını uygulamaya çalışan ABD ve Rusya arasında kalan Azerbaycan  27 Mayıs 2005’te Brüksel’de NATO ile Özel İşbirliği Faaliyet Planı’nı (Individual Partnership Action Plan – IPAP) imzalamakla yetinmiştir. Bunda Avrupa’nın, ABD’nin tersine, Ermenistan -Azerbaycan arasında kendisini tercih yapmamış olarak göstermesi etkili olmuştur. Bu sayede Avrupa Azerbaycan’da özellikle BP ağırlıklı petrol endüstrisinde ve ticari alanda varlığını sürdürmektedir. Ancak AB’nin Azerbaycan’la hazırladığı Ortaklık Anlaşması metnine Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygıyla ilgili bir madde koymaya yanaşmaması Bakü’de olağanüstü rahatsızlık yaratmış durumdadır.

Azerbaycan’ın ABD ve Rusya alternatiflerinden birini tercih etmemesi en çok İsrail’in işine yaramıştır. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını geri almak için güçlü bir ordu oluşturma çerçevesinde silah modernizasyonunda İsrail cazip kredi şartlarıyla ve teknoloji avantajlarıyla önemli avantaja sahip olmuştur. Azerbaycan’ın İsrail ile ticari ve siyasi ilişkileri de gayet iyi düzeydedir.

Azerbaycan’ın Hazar Denizinde egemenlik alanlarının tespiti konusunda Türkmenistan ve İran ile olan anlaşmazlıkları da çözümlenmiş değildir. İran’ın yıllardır kendine özgü İslam rejimini başta Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere  komşu Müslüman ülkelere ihraç etme politikasından, her ne kadar İran’a uygulanan ambargo sırasında ikinci plana itilmiş olsa da, vazgeçmiş değildir. ABD-İran gerginliği başlangıcında İran’ın Azerbaycan’ı kastederek, ABD’ye yardımcı olan bütün devletlerin ekonomik altyapısının imha edileceğini bildirmesi, İsrail ile askeri ilişkilerinin şiddetle eleştirilmesi sonucu Azerbaycan’da İran’a karşı güvensizlik hakim olmuştur. Azerbaycan bu sebeplerle İran vatandaşlarına vize uygulamasını sürdürmektedir. İran ise Nahcıvan’ın Azerbaycan’a kara yoluyla bağlantısının İran üzerinden sağlanmakta olduğunu fırsat bilerek vizenin kaldırılmasını istemektedir. Azerbaycan Türkiye de dahil olmak üzere tüm ülkelere vize uygulandığını öne sürerek şimdilik bu baskıyı savuşturabilmekte fakat karşılığında İran’ın üzeri kapalı Nahçıvan’a ulaşımı engelleme tehdidi yüzden Türk vatandaşlarına vizeyi kaldıramamakta bu da Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde önemli bir kara delik teşkil etmektedir. Ermenistan’ı ayakta tutan 3 devletin Rusya, Gürcistan ve İran olması, Ermenistan’a ambargo uygulayan tek devletin Türkiye olması bu kara-deliği kapatmaya yetmediği gibi Azerbaycan’da Türkiye Türklerinin çalışması, yatırım yapması gittikçe zorlaşmaktadır.

Ermenistan’ın giderek daha fazla ülke ve uluslararası kuruluş tarafından işgalci ülke olarak tanınması, beraberinde yaptırımlar içermediğinden çözüme katkı sağlamamaktadır. Görüldüğü gibi Rusya, ABD ve AB’nin  işgal altındaki toprakları sorununa kayıtsız kaldıkları, kayıtsız kalmayan, yaptırım uygulayan tek ülkenin Ermenistan ile sınırlarını kapatan ve açmayan Türkiye olduğunu ve bunun da Azerbaycan’a işgal defaktosunu kabul etmeme direnci sağladığı aşikardır. Gerçekten de iki halkın ortak kültürleri ve iki ülkenin ekonomik işbirliği ile pekişen bağ öyle bir bağdır ki, başka hiçbir halkla ve ülkeyle bunun benzerinin gerçekleşmesi, dolayısıyla  vazgeçilmesi mümkün değildir. Nitekim Azerbaycan’a tek samimi sempati besleyen Türkiye’nin güvenli liman olduğunu bilen İlham Aliyev 3. kez Devlet Başkanı seçildikten sonra ilk ziyaretini Kasım 2013’de Ankara’ya yaparak Türkiye ve Azerbaycan’ın  ilişkilerinin daha da iyiye gideceği mesajını vermiştir. Bakın Azerbaycan Türkleri bu konuda ne diyor:

Azerbaycan için en önemli ülke Türkiye’dir. Ne Amerika ne Rusya ne İran. Türkiye’nin dış politikada yaşadığı sorunlardan da en çok etkilenecek ülkelerden biri biziz…Türkiye’nin bölgede ağırlığını yitirmesinden korkuyoruz…Ankara’nın diplomaside gerilemesi halinde Azerbaycan üzerinde başka ülkeler etkili olmaya başlar. Ve Türkiye tekrar toparlanıncaya kadar biz bunlara ne kadar dayanırız bilmiyoruz…Bizim güçlü Türkiye’ye çok daha fazla ihtiyacımız olacak. Ankara’nın bu dönemi atlatıp toparlanmasını o yüzden de dört gözle bekliyoruz.” 

Azerbaycan’ın dış politikası yukarıda açıklanan gerçeklerin bilinciyle denge esasına dayandırılmıştır. İlham Aliyev, ülkesinin çıkarlarını ve işgal altındaki topraklarının kurtarılmasını ön planda tutarak, bir tarafı seçme baskılarını kabul etmeyerek, çok zor şartlarda başarılı şekilde temkinli, bağımsız dış politikasını sürdürebilmektedir. Halkın genelde istek ve beklentileri de bu yöndedir.  Azerbaycan’daki dağınık muhalefet yapı ve oluşumların Rusya veya ABD tarafından desteklendikleri iddialarının da halkın Aliyev’in dış politikasını desteklemesinde etkisi vardır. Aslında Rusya ve ABD şimdilik Azerbaycan’da siyasi değişim istememektedir. Dağlık Karabağ görüşmelerinde gelinebilen noktada Ermenistan Dağlık Karabağ’a bağımsızlık verilmesinde, Azerbaycan ise en yüksek özerklik statüsünün verilebileceğinde ısrar etmektedirler. Görünen  odur ki, Azerbaycan, zaten az olan nüfusu gittikçe daha da azalan, gelişemeyen Ermenistan’ın ekonomik çöküntüye girerek inadından vazgeçeğini ümit ettiğinden bir süre daha denge politikasına devam edecektir.  Ancak,  Rusya’ya bağımlılığını artırarak askeri işbirliğine giren, ek olarak  Cumhurbaşkanı Sarkisyan`ın Rusya’nın Gümrük Birliğine katılma kararının getireceği ekonomik beklentileri nedeniyle Ermenistan’ın şimdilik geri adım atmayacağı da beklenmelidir. Böylece zaman geçtikçe, Azerbaycan’ın denge siyasetiyle işgal altındaki toprakların tamamını ya da bir bölümünü geri almayı başarabileceği kuşkuları da artmaktadır. Yine de sonunda Azerbaycan, sorunun çözümü için atılacak somut adımlara bağlı olarak,  Batı ile siyasi/askeri, Rusya ile siyasi/ekonomik ittifaka gitme alternatiflerinden birini tercih edebileceğini bu karşıt taraflar uzak ihtimal olarak görmeye devam ediyorlar.

Bir taraftan Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün ihlali sonrasında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi Azerbaycan’da Rusya’nın eski SSCB topraklarında hükümran olmak istediği, eski SSCB topraklarında sınırların bundan sonra da değişebileceği endişesini artırırken diğer taraftan Kırım olayı ve Ukrayna’daki iç karışıklıklar, bazı çevrelerde Batı’nın yeni bir hamle ile Ermenistan ve Rusya’ya karşı Azerbaycan’ı destekleyeceği beklentisi oluşmuştur.

Özetle, tamamen Ermeni çizgisini savunan Rusya, Azerbaycan’dan büyük bir taviz almadıkça,  ABD ve AB, Rusya’nın yayılmacılığı karşısında, Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan ile Ermenistan arasında sıradan bir sorun görme politikalarından vazgeçerek yeni bir hamle yapmadıkça çözüm uzak görünmektedir.

Bülent Pakman. Şubat 2014. Güncelleme Mayıs 2014. İzinsiz ve aktif link verilmeden yayımlanamaz, alıntı yapılamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets

Facebook Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com

 

Azerbaycan’ın dış politikası için 1 cevap

  1. Geri bildirim: Mustafa Kemal Azerbaycan’ı sattı mı? | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s