Ermenistan Açılımı

ÖNCEKİ YAZIYI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN:ABD’NİN DEVREYE GİRİŞİ

TÜRKİYE’NİN ERMENİSTAN AÇILIMI

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kendi kararı ile 6 Eylül 2008 de futbol milli maçını seyretmek üzere Erivan’a giderek Ermenistan açılımına start verdi. AKP Hükümeti böylece birden bir emrivaki ile karşı karşıya kaldı.  Ancak görülmüştür ki bu tip iyi niyet, tek taraflı adım yetmemekte, Ermenistan öncelikle Türkiye sınırının açılmasını istemektedir, özellikle Türkiye ve Azerbaycan’ın arasını açmak için.

Erivan’da başlayan “futbol diplomasisi” Azerbaycan cephesinde Türkiye Azerbaycan ilişkilerinde tarihin ilk kırgınlığını meydana getirdi. Azerbaycan, bölgedeki ve dünyadaki ağırlığını tarih boyunca hissettiren Türkiye’nin bir gönül alma girişimi için kendi liderini Erivan’a göndermesini bir şanssızlık olarak kabul etti.

16 Eylül 2008 de Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü fethinin 90. yıldönümünde Bakü’de yapılan kutlamalarda Enver Paşa’nın torunu Arzu Enver Sadıkoğlu Bakü’de oldukça yoğun ilgi gördü ve yıl sonuna dek medyada yer alan kardeşlik sloganları 1918’e atfedildi. İki zıt gelişmenin aynı dönemde gerçekleşmesi bir nevi zehir-panzehir ikilisi gibi varlık göstermekteyken Türkiye’de  ve kendilerine aydın diyen birileri çıkıp Aralık 2008 başında dış kaynaklı olduğu apaçık belli olan “Ermenilerden özür” kampanyası başlatacaklarını açıkladılar. Bu kampanya Azerbaycan’da bomba etkisi yaptı, hayal kırıklığı ve büyük öfkeye neden oldu. Öyle ki aradan 2 yıl geçmiş olmasına rağmen Azerbaycan Türkleri hala bu kampanyanın nedeni anlamamakta ve Bakü’deki Türklere sormaktadırlar.

Halk şairi Zelimhan Yaqub’un buna tepki olarak yazdığı şiiri görmek için TIKLAYIN:https://bpakman.wordpress.com/dunya/ermenistan-siniri-acilacak-mi/ermenistan-acilimi/turk-dusmandan-ozur-dilemez/

İktidarı boyunca sürekli hatalı dış politika üretmekle meşhur olan AKP Hükümeti 24 Nisan 2009 öncesi tüm bunlara da hazırlıksız yakalanmanın bocalamasını yaşarken ABD Başkanı Obama Türkiye’ye gelerek ve arı kovanına çomak sokarak bizzat işe müdahale etti.

ABD Başkanı Obama 6 Nisan 2009 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki konuşmasında şunları söyledi:

“Her ülke kendi geçmişi üzerinde çalışmalıdır. Geçmişle hesaplaşma, daha iyi bir gelecek kurmakta bize yardımcı olur. Bu mecliste 1915′in korkunç olayları konusunda sert görüşler olduğunu biliyorum. Benim görüşlerim üzerine de çok değişik yorumlar yapılabilir; ama asıl önemli olan, Türk ve Ermeni halklarının geçmişi nasıl değerlendirdikleridir. Türk ve Ermeni halkları için ilerlemenin en iyi yolu, geçmişi dürüst, açık ve yapıcı bir şekilde ele alan bir süreçtir.

Türk ve Ermeni yönetimlerinin attığı tarihi ve umut verici adımları zaten gördük. Bu temaslar yeni bir dönem vaat ediyor. Sınırların açık olması Türk ve Ermeni halklarını yeniden barış ve refah içinde bir arada yaşamaya döndürecek, bu da her iki ülkenin yararına olacaktır. Birleşik Devletlerin Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin tamamen normalleşmesini sonuna kadar desteklediğini bilmenizi istiyorum. Bu, uğrunda çalışmaya değer bir konudur.”

Obama bu konuşmasında açılımın ve protokolün çerçevesini çizdi. Obama açıkça talimat verdi. Sınır kapısı açılacak, geçmişle hesaplaşılacak. Bu çerçeve parçalanmış Türkiye açılımıdır! Büyük Ermenistan Politikası’nın ilk adımlarıdır!

Ermenistan’ın işgalci devlet olduğu BM’nin 4 ayrı kararıyla onaylanmasına rağmen Ermenistan’a sen işgalci ülkesin, işgal ettiğin topraklardan çık deme şöyle dursun koruyan, himaye eden bir politikadır bu.

Bu talimat öncesi 6 aylık bir süre içerisinde Ermenistan ile gizli görüşmeler yapılmış anlaşmaya varılan hususlar bir protokol haline getirilmişti. Kalan birkaç pürüz ABD Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton arabuluculuyla halledilecekti. Kendisini durduracak bir kuvveti karşısında görmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi, protokol öncesi gündem oluşturmak amacıyla “Ermeni açılımı” ile karşımıza çıktı. Ama AKP hükümeti bu açılımı uygulamaya sokarken iki şeyin hesabını tam olarak yapamamıştı. Birincisi Ermenistan ile sınırların açılmasına Azerbaycan’ın kamuoyu ve yönetiminin tepkisinin büyük boyutlarda olabileceği ve ikincisi de Azerbaycan konusunun Türk kamuoyunda büyük hassasiyet taşıyabileceği idi. Nitekim bu iki hesap hatası yüzünden Türkiye’nin Ermeni açılımı sebebiyle Azerbaycan ile ilişkiler kopma noktasına geldi.

AKP’nin hesapsızlığının bir başka göstergesi de Protokol metninde  olmayan bir hususu yani Türkiye’nin Protokollerin onaylanması için Azeri-Ermeni ihtilafının hal yoluna sokulması koşulunu sonradan kendi kafasına göre Protokolün şartı olarak kabul etmesi olacaktır.

Bunlar bundan sonraki yazılarımızda ayrıntılı olarak irdelenmektedir.

Ek not

4.5 yıl sonra Recep Tayyip Erdoğan bu yazı dizimizde vurgulananları teyit ederek Gül’ün Erivan’a gidip maç seyretmesi gibi yaklaşımların ‘ortamı yumuşatmayı amaçlarken karşı tarafın eline koz verdiğine ve bizim üzerimize gelmeyi sağladığına’ vurgu yaptı. Bursa’da yapılan maçtan sonra bir sonuç çıkmadığını ifade etti; ‘Ortalığı yumuşatmaya çalışarak işin içinden çıkamayız’ dedi. 

Abdullah Gül’ün 12 yıl başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever, Gül’ün 2008’de gerçekleştirdiği Erivan ziyaretiyle ilgili olarak CNN Türk’te Mirgün Cabas’ın sunduğu ‘Her Şey’ programında şunları anlattı: “Gül Kürt, Ermeni ve Kıbrıs meselesinin en önemli meseleler olduğunu düşünüyordu. Bu sorunların giderek kangrenleştiğini düşünüyordu, çözümüyle önünün açılacağını düşünüyordu. Futbol diplomasisi çerçevesinde gitmesinin açılımların yolunu açacağını düşünüyordu. Caydırmak için epey görüş belirtenler oldu.  Dışişleri Bakanlığı gitmesini istemiyordu. Güvenlik ve Azerbaycan’la ilişkilere zararı olabileceği konusunda kaygılıydılar. “Ben gideceğim” dedi.

Bir resepsiyonda, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Sayın Gül’ün başdanışmanlarından birine dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u işaret ederek ‘Söyle, Ermenistan’a gitmesini o da istemiyor’ dedi. Ama o yalnız kalmasına rağmen gitti. Bu süreç protokollere giden yolu açtı.”

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN: AZERBAYCAN’IN PROTOKOL ÖNCESİ TEPKİLERİ

YARARLANILAN KAYNAKLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Bülent Pakman Ekim 2010. Ek not: Mayıs – Haziran 2015. İzin alınmadan  ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

Arama motorlarında bulunabilmesini kolaylaştırmak için yazılarımızda arada Azerice ve Azeri kelimeleri kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da Türk milleti vardır, dilleri Türk dilidir

 

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur. Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir. Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir.

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/pakman/

TC Bülent Pakman |

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s