Türk kavimlerinde Hıristiyanlık ve Musevilik

Ön (Proto) Türklerden olan Ugorlar, anayurtları Urallardan ve Volga nehrinden Kafkasya, Karadeniz’in Kuzeyi ve Doğu Avrupa’ya göç ettikten sonra Slav halklarıyla kaynaşıp kimliklerini kaybeden günümüz Macar ve Bulgarların ataları olarak kabul ediliyorlar. Ugorlar, Fin-Ugorların Doğu kolu olarak da biliniyor. Bazı Macarlar atalarını Hunlardan başlatıyor.

Türk toplulukların Hazar Denizi kuzeyinden geçerek Orta Macaristan’a kadar ilerlemesi 9. yüzyıl sonlarına kadar sürdü. Hunlar, Avarlar, Hazarlar, Bulgarlar ve Macarlar Avrupa’da devletler kurdular. Bunlardan bazıları,  bir kısmı yukarıda bahsettiğimiz Ön Türk kökenli olan Avrupa’da yerleşik, Slav halklarla karışmaları sonrasında Tengricilik dinlerini bırakıp Hıristiyanlığa geçerken etkileri altında kaldıkları halkların kilisesine göre kimi Ortodoks kimi Katolik mezhebini seçtiler. Museviliğe geçen sadece bir tek Türk boyu var o da Hazarlar. Müslümanlığı seçenler ise Tatarlar ve Başkurtlar.

Bulgarlar
Volga ve Tuna Bulgarları diye ikiye ayrılmışlardır. Müslümanlığı seçen Volga (İdil/İtil) Bulgarları, Kazan Türklerinin önsoyudur. Bu konu başka bir yazımızda ayrıntılı irdelenmiştir. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Tuna Bulgarları ise Bizans tarihçilerinden Rhetor Priskos ile Suidas’a göre Hunların Şaragur, Ogur ve On-Ogur kabilelerinden oluşuyordu. Tuna Bulgarlarının, Kurt Han’ın oğlu Asparuh’un hükümdarlığında 7. yüzyılda kurduğu Tuna Bulgar Devleti Güney Macaristan ve Transilvanya’ya kadar yayıldı. Balkan toplulukları ile kaynaşarak Bulgar adını aldılar. Bulgar, “karışan-karışmış” manasındadır. Tatarca’daki  ‘bolgat: karıştırmak veya bolga: bulamak’ kelimesinden halkın adı olmuştur. Şamanist iken yöre halklarının dini olan Hıristiyanlığın etkisinde kaldılar. Bizanslı misyonerlerin faaliyetleri sonucu 9. yüzyılda Ortodoks Konstantinopl kilisesine bağlandılar. Dillerini de değiştirerek Slavca konuşmaya başladılar.

Macarlar
Ogurlar, Onogurlar ve Hunların karışmasıyla Kafkasyanın Kuzeybatısındaki Kuban nehri bölgesinde yaşarken, Peçeneklerin baskısıyla Batı’ya göç ettiler. Macarların arasında Hazarlar Türklerinden olan üç Kavar boyu da vardı. 896 yılında bugünkü Macaristan‘a yerleştiler. Şamanist iken yöre halklarının dini olan Hıristiyanlığın etkisinde kaldılar. 10. yüzyılda toptan Hıristiyanlığa geçerek Katolik Roma Kilisesine bağlandılar.

1237 de başlayan Moğol istilası sırasında Deşt-i Kıpçak topraklarında yaşayan Kumanlar değişik bölgelere yayıldılar.  Bu sırada yaklaşık 40.000 kişilik bir aile bugünkü Macaristan’a gitmiş, Kunlar denilen etnik grubu oluşturmuş ve Hıristiyan olmuşlardır. Günümüzde Macaristan’da Karsak civarında yaşayan 75.000 civarında bir Kıpçak Türk Hıristiyan grubu bulunmaktadır.

14. yüzyılda Avrupalı tarihçiler ve o dönemki Avrupa devletleri, özellikle Bizanslılar, Macar devletini “Batı Türkiye” olarak adlandırmışlar, Macar hanedanına “Türklerin Prensi” olarak hitap etmişlerdir.

Macarlar köklerinin Fin-Ugor’lara değil Hunlara dayandığını iddia etmektedirler. Bu çerçevede Macaristan’da düzenlenmekte olan Dünya Hun-Türk Turan kurultayı ile ilgili yazımızı OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Kreşen (Kreşin) Tatarları
Kazan, 1552 de Ruslar tarafından işgal edildikten sonra İslamî kimliğini kaybederek bir Hıristiyan kimliğine büründü ve 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar bu özelliğini korudu. Kazan’ın Rus hakimiyetine geçmesinden sonra Çarlık Rusyası ilk defa Müslüman tebaa ile karşılaşıyordu. İdareciler imparatorluğun bu yeni tebaasını Hıristiyanlık yoluyla uysal bir Rus tebaasına dönüştürmek için 1555 yılında Kazan’da bir piskoposlukla kurdular. Piskopos Guriy 1555-1576 yılları arasında büyük bir Hıristiyanlaştırma başlattı. Kazan piskoposluğu devletin de yardımıyla kısa sürede İdil-Ural bölgesinin en önemli misyoner merkezlerinden biri haline getirildi. Müslüman tebaa zorla ve çeşitli vaatlerle Hıristiyan olmaya zorlandılar. Kazan ve bölgesine Rus nüfusun yerleştirilmesi, dinlerini değiştirmeleri için yapılan bu baskılar Tatarları 1556′da isyana sürükledi. Ancak isyan kısa sürede bastırıldı ve din değiştirmeyenlerin şehir surları içinde yaşamaları yasaklandı. Müslümanlar şehrin dışına çıktı ve küçük Kaban gölünün kıyısında bugün Eski Tatar Mahallesi denilen yeni bir mahalle kurdular. Burada ve şehir dışında yaşayan Tatarlar din değiştirme baskısına direnmeye devam edince bu defa da 1740 da iki kat vergilere tabi tutuldular. Sonuçta Kazan çevresinde 10 binlerce aile Hıristiyanlığa geçmek zorunda kaldı. Bu topluluklara Rusça’da vaftiz edilmişler anlamına gelen Kreşen (Kreşin) Tatarları deniliyor. Onların yanında Çuvaş, Udmurt, Mariler gibi farklı etnik topluluklar da Hıristiyanlaştırıldı. Kreşen Tatarları Tataristan, Başkurdistan ve Çuvaş cumhuriyetleriyle, Çelyabin ve Gorki oblastlarında (eyaletlerinde) yaşıyorlar. Romanya’da da bin kadar Kreşin var. Mişer Tatar diyalektiğiyle konuşurlar, yaşam tarzları da Çuvaşların aynısıdır. Rus yazar Turgenyev’in Kreşin tatarlarından geldiği bilinmektedir. Daha geniş bilgileri okumak için lütfen tıklayın: TATARLAR, KAZAN, MİŞER TATARLARI

Çuvaşlar
Miladi yıllardan başlayarak İdil-Kama boylarına, Balkanlara ve Anadolu’ya yayılan Suvar Türkleri son olarak İdil boylarında Çuvaş olarak yeniden tarih sahnesine çıkmışlardır.  9. yüzyılla birlikte ve daha sonra Altın Orda devleti sıralarında çoğu Müslüman olan Çuvaşlar, 1552 den itibaren Rus egemenliği altında girdikten sonra misyonerlerin gayretleriyle hızla Hıristiyanlaşmışlardır. Günümüzde Orta İdil bölgesinde Özerk Çuvaşistan Cumhuriyeti’nde yaşamakta olan, Çuvaşça konuşanların sayıları yaklaşık 2 milyondur. Avrupa’da Ortodoks Hıristiyan olup da Slavlaşmamış iki Türk halkından (diğeri Gagavuzlar) biridir. Çuvaşlar hakkında daha geniş bilgi için LÜTFEN TIKLAYIN

Hazarlar
Bulgarlar gibi Hun birliği içinde yer alan ve bu birliğin dağılmasının ardından Göktürk Devleti’ne tâbi olan Hazarlar, 558 yılında bu devletin batı kolu şeklinde Hazar Devleti’ni kurdular. Hazarların tek başına bir kavim değil, kavimler topluluğu olup aralarında Sabar Türklerinin de olduğu varsayılmaktadır. Hazarlar Kuzey Kafkasya’daki hâkimiyetlerini pekiştirdikten sonra Persler ve Bizanslılar üzerine akınlar yapmaya başladılar. 630 yılında Doğu Göktürk Devleti dağılınca Hazarlar bağımsızlıklarını ilân ettiler ve Batı Karadeniz kıyılarına kadar ilerlediler. Hazar denizine adını veren, Hazarlar 740 lı yıllarda Museviliğe geçtiler. Museviliği benimseyen ilk ve tek Türk Devletidir. 1048 de tamamen yıkılmalarından sonra Orta ve Doğu Avrupa topraklarına dağıldılar. Macaristana göç eden nesilden gelen Hazar Türkü asıllı, Yahudi yazar Arthur Koestler “Onüçüncü Kabile” adlı kitabında Doğu Avrupa (Aşkenazi) Yahudilerinin Türk kökenli Hazarlar olduklarını yani Onüçüncü kabileden geldiklerini öne sürer. İsrailoğullarının dini Museviliğin oniki mezhebi vardır ve bu mezhepler, Nuh peygamberin oğlu “Sam”ın torunlarından Yehuda’nın oniki oğlunun kabilelerine ait mezheplerdir. Bütün dünyadaki Yahudilerin ve Doğu Avrupa Yahudilerinin bu oniki kabileden geldiğine inanılır. Artur Koestler ise 13. Kabilenin Hazar Türkleri olduğunu ileri sürer. Böylece Hitlerin gaz odalarında öldürdüğü Aşkenazi Yahudilerinin bir kısmının Hazar Türkleridir. Bugün Türkiye, Dağıstan, Kırım, Litvanya ve Polonya’da yaşayan Karaylar (Karaimler) Hazar soyludurlar. Daha geniş açıklamaları okumak için LÜTFEN TIKLAYIN

Peçenekler
Peçenekler Kaşgarlı Mahmut’a göre Oğuz boylarındandır. Peçenekler, 8.-11. yüz-yıllar arasında önce Balkaş gölü civarında Aşağı Sırderya ile İdil boylarında, sonra Güney Doğu Avrupa ve Balkanlar’da yaşamışlardır. 1040’tan sonra Özü ve Tuna nehirleri arasında yaşarken ikiye bölünerek birbirleriyle savaşmaları sonucu zayıfladılar.  Savaşı kaybeden Balçaroğlu Keğen taraftarları Bizans’a sığınıp mecburen Hıristiyan oldular. Kazanan Kilteroğlu Turak taraftarları ise Bizans’a karşı savaşta yenilince onlar da diğerleri gibi mecburen Hıristiyan olmayı kabul ettiler. Bu yeni hayat tarzına bir türlü alışamayan Peçenkler, Bizans’a bir kaç kez isyan ettiler, en sonunda büyük bir mağlubiyete uğrayarak Rus, Bizans ve Macar topraklarına dağıtıldılar. Peçenek birliğini bozan Bizans, onları askerî güç olarak kullanmaya çalıştı. 1049’da 15 bin kişilik Peçenek kuvvetini güneyden gelen Türk baskısına karşı kullanmak istediyse de bunda başarılı olamadı. Aynı şekilde Romanos Diogenes büyük bir kısmı Peçeneklerden ve geri kalanları Kuman ve Uzlardan meydana gelen Türkleri 1071’de Malazgirt’te Alparslan’ın ordusuna karşı kullanmak istediyse de karşı taraftakilerin de Türk olduğunu anlayan Peçenekler son anda saf değiştirerek Türk tarihinde önemli bir rol oynadılar.

Bugünkü Bulgaristan’da, eski Yugoslavya’da, Romanya’da, Polonya’da ve Rusya’nın güney bölgelerinde Peçeneklerin hatırasını taşıyan pek çok yer adı bulunmaktadır. Dobruca bölgesinde Hırsova ile Maçin tepesi arasında Türklerin Peçenek, Romenlerin Peçenjaga dedikleri köy, Sırbistan’ın Kragujevac vilayeti Gruja kazasına bağlı Peçenogo köyü, Leskovac’a yakın bir yerde bulunan Peçenevce köyü, Romanya’da Mehadia ve Orsova arasında yer alan Peçeneşka köyü bu yer adlarından sadece bir kaçıdır. Bu yer adları Ortaçağda daha canlıydı. Bunların büyük bir kısmı daha sonraları değiştirilmiştir.

Uzlar
Uzlar ilk yurtları Hazar Denizi çevresi olan Oğuz topluluklarıdır. Peçenekleri takiben, Uzlar da Avrupa’ya yerleştiler,  1030’da Kumanlar tarafından Don boylarından çıkarıldılar. 1060 yıllarında Orta Dneper (Dinyeper) kıyılarına çok sayıda Uz topluluğu yerleşti. Uzların bu bölgede yoğunlaşması Rusları rahatsız edince aralarında savaşlar başladı ve Uzlar Ruslardan uzaklaşmak için Tuna yönüne doğru çekilerek Peçeneklerin bulunduğu bölgeye kadar geldiler. 1064 yılında Tuna’yı geçip Bizans’ın Balkan sahasına saldırdılar. Fakat bu saldırı Uzlara çok pahalıya mal oldu. Bizans, hizmetine aldığı Peçeneklerle birlikte Uzları kitleler halinde katletti. Geri kalanların bir kısmı ise soğuktan ve açlıktan kırıldı. Katliamdan ve âfetlerden kurtulabilen küçük bir Uz grubu ise Hıristiyanlaştırılarak Dobruca’ya Peçenek ve Kumanlardan Hıristiyanlaşan diğer Türk topluluklarının arasına yerleştirildi. Bu Uz ağırlıklı, fakat Peçenek ve Kumanlardan da pek çok unsur bulunduran kuzeyden gelen Türk toplulukları, konuyla ilgili bütün kaynakların üzerinde ittifak ettikleri gibi, bugünkü Hıristiyan Gagavuz Türklerini teşkil ettiler. Ancak daha sonra güneyden gelen Türk topluluklarından bir kısmı da değişik sebeplerle Hıristiyanlaşarak Gagavuz Türkleri ile karışıp kaynaşmışlardır.

Gagavuzlar
Gagavuzlar Balkanlara ve bugünkü Ukrayna bölgesine Asya’dan Kuzeyden ve Güneyden göç eden Oğuz kökenli Türk topluluklar zinciridir. 4. yüzyılda Hunlar’ın Avrupa içlerine uzanmasıyla başlayıp Karadeniz’in kuzeyinden Bulgar, Hazar, Peçenek Kuman ve Uz akınlarıyla devam eden Türklerin Batıya göçü Gagavuz Türklerinin etnik kimliğinin başlangıcını teşkil etse de bunun devamı da vardır. 11. yüzyılda Bizans’a sığınan Selçuklu II. İzzeddin Keykavus ve Sarı Saltuk ile Güneyden-Balkanlar’dan gelen Selçuklu Türklerinin ve onların ardından Hıristiyan Karamanlı Osmanlı tebasının Balkanlar’a iskan edilmesi Gagavuzların etnik kimliğini çeşitlendirmiştir.

Günümüzde Ukrayna ve Moldova ile Romanya ve Bulgaristan’da yaşayan Gagavuzlar 11. yüzyılda Bizans kilisesinin etkisiyle Ortodoksluğu kabul ettiler, fakat Slav ve Latin çoğunluk arasında Türk kimliklerini korumasını bildiler. Konuştukları dil Oğuz dil grubundan olup Türkiye Türkçesi ile yakınlık gösterir. 1993 yılında 3 harf faklılığıyla Türk alfabesi kullanmaya başladılar.

Gagavuzların Hıristiyanlığı diğer Hıristiyanlara göre oldukça farklıdır. Mesela Hıristiyanlarda kurban kesme olmadığı halde Gagavuzlarda kurban kesme adeti vardır. Ayrıca ölülerin yıkanması ve domuz etinin yenmemesi, kiliselere ayakkabı çıkarılarak ve kadınların başlarını örtülü girilmesi de bu farklılıklar arasında. Gagavuzlar muska takarlar, muskayı bazan gömleğe veya şapkaya dikerler. Nazar inancı Gagavuzlar arasında da yaygındır, nazardan korunmak için nazar boncuğu takılır, okuma ve dua ile tedavi yolları uygulanır. Soyadları da genelde Türk kelimeleridir. Gagavuzlarla büyük benzerlikleri bulunan Deliorman Türkleri ise Müslümanlığı tercih etmişlerdir. Gagavuzlar hakkında ayrı bir yazımızda daha geniş bilgiler verilmektedir: OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Kıpçaklar/Kumanlar
Müslüman olan İdil/Ural Tatarları, Kırım Tatarları, Kafkasya Tatarları, Doğu Karadeniz halkı, Ahıska Türkleri ve Kölemenler dışında bütün Kumanlar/Kıpçaklar Hıristiyan olarak hepsi farklı kavimler içerisinde asimile olmuşlardır. Kumanlar/Kıpçaklar ayrı bir sayfada geniş şekilde anlatılmıştır OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Saha Türkleri (Yakutlar)
Yakutlar Asya’da Hıristiyan oldukları halde kültürlerini koruyan tek Türk topluluğudur. Kuzeydoğu Sibirya’da Rusya’ya ve Çin’e bağlı iki özerk bölgede yaşayan Yakutlar arasında Hıristiyanlık 19. yüzyılda Rus istilası sonrasında baskıyla yaygınlık kazandı. Bununla birlikte eski Şamanist geleneklerini ve Tengri inancını koruyanlar bulunduğu gibi aralarında Müslümanlık da yayıldı.

Diğer Ortodoks Sibirya Türkleri
Şor Türkleri, Çulım Türkleri, Altay Özerk Cumhuriyetinde yaşayan Türklerin bir kısmı, Hakas Türkleri Rusların sistematik baskı ve asimilasyon politikası yüzünden Ortodoks dinine geçmek zorunda kalmışlardır. Hakas Türkleri Şamanizm geleneklerini de sürdürmektedirler. Kayıtlarda Hırıstiyan gçrünen Dolganlar ise günümüzde eski Türk inançlarını tamamen muhafaza etmektedirler.

Bir başka Sibirya Türk halkı olan Tuvalar ise Budizmi benimsemiş olup Şamanizm geleneklerini de yaşatmaktadırlar. Gorno-Altay Cumhuriyeti’nde yaşayan Altay kavimleri arasında Ak-Yang (Ak Din)a mensup insanlar da bulunmaktadır. 1904 yılında Çet Çophan tarafından kurulmuş olan bu din, Budizmo-şamanizm olarak da adlandırılabilir.

Saha ve diğer Sibirya Türkleri ile ilgili yazımızı OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Uygurlar
Uygurlar Müslüman olmadan önce ve Müslümanlığa geçiş süresinde Budizm, Maniheizm (Mani dini) ve Şamanizm ile beraber Nesturi Hıristiyanlığını da benimsemişlerdi. Turfan havalisindeki Uygurlar arasında Nesturilik mevcut idi. Almanlar Turfan’da, Nesturilere ait mabetler bulmuşlar, kazılar sonucu Nesturilik ile ilgili Uygurca el yazmaları bulunmuştu. Nesturiler 845 yılındaki büyük din baskılarından dolayı ortadan kalkmışlardır. Uygurlar ile ilgili yazımızı OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN . Doğu Türkistan’ın Kansu eyaletinde yaşamakta olan Sarı Uygurlar Budisttirler ,”Yugur” adıyla da anılırlar.

Bülent Pakman. Haziran 2014. Güncelleme Ekim 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen ya da tamamen alıntılanamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

22072010407Bülent Pakman Kimdir?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s