Montrö

6 Ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe giren Lozan Antlaşması ile İstanbul ve Çanakkale Boğazları Türkiye’ye iade edildi.  Boğazlarının statüsü Boğazların Tabî Olacağı Usule Daîr Mukavelename (Boğazlar Mukavelesi-Sözleşmesi) ile tespit edildi. Bu sözleşme ile Boğazlardan serbest geçiş ve gidiş-geliş ile ilgili rejim belirlenirken, Boğazların çevresindeki mıntıkaların askerden arındırılmasına ve uluslararası kontrolü sağlamak amacıyla Boğazlar Komisyonu’nun kurulmasına karar verildi.

Türkiye, Lozan Antlaşması’yla birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi’nin getirdiği kısıtlamalardan dolayı sürekli endişe içinde bulunuyordu. Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde güncelliğini koruyan silahsızlanma ümitlerine güvenen Türkiye’nin silahlanma yarışının tekrar başlamasıyla duyduğu huzursuzluk giderek artmıştı. Türkiye, duyduğu bu huzursuzluğu ve Boğazlar’ın statüsünde değişiklik yapılması yolundaki teklifini konu ile ilgili imzacı devletlere duyurduğunda  farklı kutuplarda yer almaya başlayan bu devletlerin hemen hepsinden O ZAMANKİ ULUSLARARASI SAYGINLIĞINDAN DOLAYI ortak bir anlayış görmüştü. İngiliz Dışişleri Bakanlığının 23 Temmuz 1936 tarihli bir notasında konu hakkında şu görüşlere yer verilmiştir: “Türkiye’nin Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesi ile ilgili isteği haklı kabul edilmektedir.”

Boğazların statüsü ve gemilerin geçiş rejimi ile her zaman yakından ilgilenen Birleşik Krallık’ın Türkiye’yi desteklemesine paralel olarak Balkan Antantı Daimi Konseyi’nin 4 Mayıs 1936’da Belgrad’da yaptığı toplantıda Türkiye’nin teklifini destekleme kararı alınmıştır. Daha önce Sovyetler Birliği ile yapılan saldırmazlık antlaşması uyarınca Sovyetler Birliği’nin de desteği alınmıştır. Türkiye’nin girişimi Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin diğer akitleri tarafından da kabul edilince 20 Temmuz 1936’da Bulgaristan, Fransa, Büyük  Britanya, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye tarafından imzalanan yeni Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin kısıtlanmış hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye’ye geçmiştir. İsviçre’nin Montrö kentinde düzenlenen Sözleşme 9 Kasım 1936’da yürürlüğe girmiştir. Günümüzde de yürürlüktedir.

Türkiye’nin haklarını en iyi şekilde koruyan Montrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye’ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir. Montrö, Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin güvenliğinin temel belgesi olup Karadeniz’i barış denizi yapan sözleşmedir.

26 Temmuz 1936, Montrö’nün imzasından 6 gün sonra ünlü Amerikan gazetesi New York Times “Türkler Boğazların Anahtarını Aldı” başlığı altında Montrö’yü anlatıyor: 

montrö

New York Times 26 Temmuz 1936

Akdeniz ve Karadeniz arasında yer alan ve Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi  ile Boğaziçi’nden oluşan, son savaşta uzun uzadıya çatışmaların yer aldığı Gelibolu ile Truva Harabelerinide içine alan  bu dünyanın en tarihi su yolunun kontrolü, ticari ve stratejik anlamda uluslararası kontrolden Türk kontrolüne geçti ki Türk kontrolü demek modern askeri bilimlere göre yenilenecek tahkimat demek…  Boğazlarda egemenlik değişmemiş oluyor. Egemenlik Türkler, İstanbul’u fethettikleri 1453 yılından beri kimde idiyse öyle kalacak. Yani şimdiye kadar kısıtlı olan egemenlikleri, artık mutlak hale geldi ve Türkiye, kendi mirasının tartışmasız efendisi oldu…Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemileri savaş zamanında ya Milletler Cemiyeti (günümüzdeki Birleşmiş Milletler’in temeli sayılabilecek bir organizasyon) adına ya da Cemiyet  tarafından kabul edilmiş Türkiye dahil bölgesel bir antlaşmaya (antanta) göre hareket etmesi kaydıyla Boğazlardan geçebilecekler. Bu laf kalabalığının önemi gerçek olaylara uygulanabilirliğinde yatmaktadır… 

Gazete yazısının da işaret ettiği gibi  Montrö, Türkiye’nin herhangi bir savaşta, savaşan taraflardan birinin yanında istemeden savaşa girmesini önleyen bir sözleşme olmuş. Türkiye’nin II. Dünya Savaşında tarafsızlığını korumasının sigortasını oluşturmuştur.

Nitekim 1941’de İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler Alman donanmasını Boğazlardan Karadeniz’e geçirmek istedi.  Ama zamanın Cumhurbaşkanı İnönü, ortada Montrö Sözleşmesi var diyerek Çanakkale ve İstanbul Boğazlarından savaş gemisi geçirebilmelerin mümkün olmadığı yanıtını verdi. Bunun üzerine, Hitler düşündü taşındı, Fatih Sultan Mehmet’in karadan yürüterek Haliç’e kadırga indirmesi gibi, Avrupa’yı boydan boya yürüterek, Karadeniz’e denizaltı indirmeye karar verdi. Efsanevi U-Bot’ların dizaynında değişiklik yaptırttı. Daha küçük, daha hafif, 42 metre boyunda, 4 metre eninde, 270 ton ağırlığında, altı adet özel denizaltı ürettirdi. U9, U18, U19, U20, U23, U24 adlı denizaltıları tek parça halinde taşımak imkansızdı. Parçalara ayrıldılar. Hamburg’tan römorkörlerin çekeceği özel dubalara yüklediler. Elbe Nehri üzerinden Dresden’e getirdiler. Dubalardan indirip, kamyonların çekeceği yirmi tekerlekli devasa dorselere yüklediler, karayoluyla Ingolstatdt’a getirdiler. Dorselerden indirip, yine dubalara yüklediler, Tuna Nehri üzerinden Romanya Köstence’ye getirdiler. 2 bin 300 kilometre taşıdılar, 11 ay sürdü. Monte ettiler. Karadeniz’e indirdiler. Savaş sonunda kaçarak Türk karasularına geldiler. Boğazlardan geçmek istediler. İnönü yine yapamayız dedi. Mürettebatları mecburen denizaltıları batırıp teslim oldular. Montrö olmasaydı, Alman savaş gemileri ve denizaltılarının Boğazlardan geçmelerine izin verilse ikinci bir Göben-Breslau (Yavuz-Midilli) olayı yaşanacak, izin verilmese Türkiye taraf tutmuş Müttefikler tarafında savaşa katılmış olacaktı. Montrö olmasaydı, Türkiye ikinci dünya savaşına katılmaktan kurtulamaz, Karadeniz günümüze kadar barış denizi olarak kalamaz, Türkiye yine yangın yerine dönerdi.

Kaynak: 15 yıl 8 ay süren Atatürk – İngiliz savaşı. Bülent Pakman. Şubat 2021 https://bpakman.wordpress.com/ataturk/ataturk-ozeldi/ingilizler-ataturk/

Bülent Pakman. Nisan 2021. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

   Bülent Pakman kimdir?

About bpakman

İnşaat Yüksek Mühendisi, evli.
Bu yazı Atatürk, Türk siyaseti içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Montrö

  1. NAMIK TUTAR dedi ki:

    Merhaba Bülent Bey, Yazılarınızı büyük bir ilgiyle okuyor, bilgileniyorum. Emekli bir metalürji mühendisiyim, aslen Konya Başhüyük Karaçaylarındanım. Ama orada yaşamıyorum. Uzun yıllar sağlıkla yazılarınızı okumak diliyorum. Çok teşekkürler, iyi günler. Saygılar sunuyorum. ________________________________

    • bpakman dedi ki:

      İlginize teşekkür ederim. Bloğum yazılar ve sayfalar olarak iki bölümden oluşuyor. Sayfalar menüsü her sayfanın en üstünde ve ARAŞTIRMA-MAKALE başlığı altında sağ yanında verilmiştir. Yazıların ise yenilerinin listesi sağ yandaki menünün alt tarafında “Son Yazılar” başlığı altında.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.