Hiram Usta

Önceki yazımızda 19 yüzyıldır yıkık olan Kudüs`teki Süleyman Tapınağı’nın çeşitli açılardan önemini anlatmıştık. BAKINIZ: https://bpakman.wordpress.com/yurdum/israil/siyonist-evangelist-isbirligi/tapinak/

Bu yazımızda Tapınağın duvarcı ustası Hiram Abif’in hikayesini anlatacağız.

Tapınak yani mabed Hz. Davud’un ölümünden sonra oğlu Hz. Süleyman tarafından inşa ettirilir. Mabedin yapmımı için kırk bin amele toplanır. Bunlara mason yani duvarcı ismi verilir. Bunlardan üç bini de ustadır. Hz. Davud tarafından Kudüs’te inşa edilen Süleyman mabedinin yapımında çalışan ustalardan biri de Adon Hiram Abif ‘ti. Hiram maiyetindeki işçileri çırak, kalfa ve usta diye üçe ayırır, hepsine mimarlık bilgilerinin bir kısmını öğretir. Çıraklar kalfaların kalfalar da ustaların bildiği sırlar bilmezler. Çıraklar ücretlerini B, kalfalar J sütunundan, ustalar ise Orta hücreden alırlar. İnşaatın sona ermesine doğru usta olmayı bekleyen üç kalfa gerekli ehliyeti gösteremedikleri için usta yapılmaz. Bu üç kalfa ustalık sırlarını zorla öğrenmeye karar verir. Hiram bir öğle üzeri mabedi gezmek ve inşaatı kontrol etmek üzere geldiği zaman pusuda bekleyen üç kalfadan birincisi Hiram’ın yolunu Güney Kapısı’nda keser ve ustalık sırlarını sorar. Hiram, “Bu sırlar ancak çalışma ile elde edilebilir” der. Bunun üzerine kalfa cetvel ile Hiramın sol omuzuna vurur. Hiram Batı kapısından kaçmak ister. İkinci kalfa önünü keser, ustalık sırlarını açıklamasını ister. Hiram yine reddetti. Kalfa gönye ile Hiram Ustanın sağ omuzuna vurur. Doğu Kapısı’na doğru kaçan Hiram Usta burada da üçüncü kalfa tarafından durdurulur. Hiram kalfanın isteğini de reddedince ölümcül darbe gelir. Üçüncü kalfa Hiram Ustanın kafasını çekiçle parçalar. Katiller gece Hiram’ın cesedini dağa götürüp gömerler ve üzerine akasya dalları dikerler. Hiram’ın kaybı üzerine inşaat çalışmaları durdurulur. Hz. Süleyman Hiram’ın mimarlık sırlarını tehdit altında açıklamış olmasından korkmuştur. Hz. Süleyman Hiram Usta’nın bulunması için emir verir. Hiram’ın cesedinin bulunduğu anda telaffuz edilecek kelimelerin ustalığın mukaddes sözü olacağını da belirttir.

Hiram Usta’nın cesedi akasya dallarının gizlediği yerde bulunur. İlk telafuz edilen kelimeler ise Mac Benah ve Moaban kelimeleri olur. Sıra katilleri bulmaya gelmiştir. Bir mağarada gizlenen Hiram’ın katili Abiram, araştırma yapan Joapert isimli duvar işçisine hançerle saldırır. Joapert, Abiram’ı öldürür. Öldürürken de “Nekah” diye bağırır. Katilin sağ yakalanmasını isteyen Hz. Süleyman Joapert’e kızar, ancak onun kendisini korumaya çalıştığını anlayınca affeder. Hiram’ın diğer iki katili de yakalanarak cezalandırılır. Mabed inşaatını kaldığı yerden devam ettiren Hz. Süleyman yeni bir Büyük Mimar Üstad tayin eder. Sonra da kaybolan kelimenin bulunmasını ister. Aranan kelime bir mabet harabesindeki mikap bir taş üzerinde bulunur. Kelime, Yehova’dır. Kainatın Ulu Yaratıcısı’nın ismi. İbranice Allah demektir.

Hiram Efsanesi’nde yer alan mekanlar, rimeller, usta, kalfa, çırak kategorileri Masonlukta da simgesel olarak kullanılıyor. Mason, işçi ya da usta ile eş anlamda kullanılıyor.

Aynı şekilde yukarıda bahsi geçen Hiram’ın cesedinin bulunduğu akasya dalları da masonluğun önemli bir sembolü olarak kabul edilmiştir.

Duvarcı aletleri olan iç içe geçmiş bir gönye ve pergelden oluşan kompozisyon da masonluğun önemli sembollerinden.

Süleyman Tapınağına İngilizce’de “Temple” deniliyor. Masonların toplandıkları binalara da “Temple” deniliyor. “Mt. Dora Masonic Temple” gibi.

Mason ritüelinde bir alt derecede olanlar daha üst derecedekilerin sahip olduğu bilgilere sahip değildirler ve onlara verilmedikçe bu bilgilere kendiliklerinden erişme girişiminde bulunamazlar. Yani aynen yukarıdaki hikayede ustalık decerelerinde sahip olunan bilgiler gibi. BAKINIZ: https://bpakman.wordpress.com/yurdum/israil/siyonist-evangelist-isbirligi/tapinak/masonluktaki-dereceler/

Bu arada mason ritüelinde önemli bir yer tutan “Dul kadının oğlu” (the widows son) ile konumuzun ne ilgisi olduğuna da değinelim. Masonlar kendi aralarında “Dul kadının çocuğuna yardım” diye para toplamaktalar, bu amaçla dolaştırılan nesneye de ‘dul kadının kesesi’ adını vermekteler. Bir mason tarafından, “Dul kadının çocuğuna yardım edin” dendiğinde, ya da zor durumda kalan mason ‘Dul kadının çocukları, bana imdat edin’ dediğinde bu, diğer masonlar tarafından “Biraderimiz tehlikede” mesajı olarak algılanmaktadır.   Masonlara göre bunun sebebi şudur:  Hiram Usta dul bir kadının oğluydu. Hiram ölünce masonlar onun anasına riayet ettiler ve Hiram kendilerini kardeş telakki ettiği için onlar da Hiram’ın anasını kendi anaları saydılar.

Masonlara göre ise bu semboller eski Mısır kökenlidir.  Örneğin Masonlara göre “dul kadın”, Eski Mısırlıların “bereket tanrısı” olarak kabul ettikleri hayali bir erkek tanrı olan  ise Osiris’in eşi İsis’dir. Efsaneye göre Osiris bir kıskançlık cinayetinin kurbanı olmuş ve İsis dul kalmıştır.  Masonlara göre gönye ve pergel de Eski Mısır’dan kalma olup bilim, geometrik düzen, akılcılık gibi kavramları simgeler. Obeliskler ve üzerlerinde taşıdıkları Eski Mısır figürleri ile yarım piramit tepesine oturtulmuş üçgen içindeki gözün masonlarca kendi sembolleri olarak kabul edildiğini hatırlatalım. Başlangıcı eski Mısır olan ve Davut’un yıldızı diye bilinen Yahudiliğin sembolü  ve İsrail’in bayrağında yer alan iç içe geçmiş iki eşkenar üçgen, yani hegzagram da masonlar tarafından benimsenmiştir. Bu sembol Hz. Süleymen tarafından mühür olarak kullanılmıştır.

Mason localarının değişmez dekorlarından biri de  ikiz sütunlardır.  Üzerlerine “Jakin” ve “Boaz” kelimeleri kazınmış olan bu sütunlar, Hz. Süleyman Tapınağı’nın girişinde yer alan ve yukarıdaki hikayede bahsi geçen iki sütunun taklidi olarak bilinir. Bu sütunların kökeni de yine Eski Mısır’dır.

Sonuçta masonluğun sembolleri Eski Mısır’a mı yoksa Süleyman Tapınağına mı, yoksa her ikisine de mi dayanıyor? Bunun kesin yanıtını öğrenmek için masonluğun belli bir derecesine erişmiş olmak gerekiyor. Dışarıdan bakıldığında verilebilecek hüküm bunların esas olarak Tapınağa dayandığı ve aynı zamanda Eski Mısır’ın gizleri ve ezoterik bilgileri ile de ilişkili olduklarıdır.

KAYNAKLAR:

  • Abdullah Muradoğlu Öldüren Sır, Garih Sıradışı Bir Musevi’nin Portresi, Bakış Yayınları, İstanbul, 2001.

  • Masonluk ve Masonlar, Yağmur Yayınları, İstanbul, 1968.

  • Diğer

    Bülent Pakman Ekim 2010. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

    Twitter Widgets Facebook Widgets

  • Bülent Pakman kimdir     

    Ağlama Duvarı

    Ağlama Duvarı

    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Hiram Usta için 2 cevap

  1. mustaf turgut berber dedi ki:

    İlginç..

  2. Usta dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s