Diğer örnekler

Larry Hagman

Dallas dizisinin kötü adamı Ceyar’ı Larry Hagman’ın 1995 yılında olduğu karaciğer ameliyatı sırasında kalbi duruyor. Hagman’ın deneyimi ise şöyle: “Etrafımı sıcaklık sardı. Beyaz ışık görmedim ama kendimi bir sevgi denizinde yüzüyormuş gibi hissetmiştim…”Güzel aktrist Sharon Stone de bir beyin kanaması sonrasında yaşadıklarını USA Today gazetesiyle yaptığı söyleşide şöyle ifade ediyor: “Bir anda her şeyin bembeyaz olduğunu fark ettim. Çok kısa bir süre böyle yürüdüm. Ama yaşamaya devam etmek çok güzel..”Sharon Stone

Peter Sellers

Pempe Panter filmiyle tanınan Peter Sellers’in 1964 yılında geçirdiği kalp krizinden sonra bir süre kalbi durdu. Sellers o dakikaları, “Parlak bir ışığın her yanımı kapladığını hissettim. Etrafımı saran ışığın bir sevgi enerjisi olduğunu hissediyordum” diye anlatıyor.

Elizabeth Taylor

Elizabeth Taylor geçirdiği bir ameliyat sırasında kalbi durmuş ve tıbbi anlamda 5 dakika ölü kalmıştır. CNN’de yayınlanan Larry King Live isimli programda kendisi yaşadıklarını şöyle anlatmıştır: ” Michael Todd’un (1958’de uçak kazasında kaybettiği 3. eşi) ruhuyla karşılaştım. Ben de onunla burada kalmak istediğimi söyledim, fakat o bana dünyaya geri dönmem gerektiğini ve daha vaktimin gelmediğini söyledi. Onun aşkı ve sevgisi beni tekrar yaşama döndürdü. Gözlerimi açtığımda ağladım.”

Metin Münir 69 yaşında, gazeteci, ‘Ölümden Sonraki Hayatım’ kitabını yazarı

58 yaşındaydım. Doktorların anlattığına göre gittiğim hastanede kalbim dört dakika durmuş. Bu sırada vücudumun, içinde vücudumun bulunduğu odanın, odanın içinde bulunduğu binanın, binanın içinde bulunduğu ülkenin ve ülkenin içinde bulunduğu dünyanın içinden çıktım. Bilincim, belleğimi ve gövdemi geride bırakarak, bilinmeyen bir yere gitti. Kadın arkadaşımın, doktorların, hemşirelerin ve aydınlık odanın bulunduğu bandın yerini bir gök aldı. Dar bir yerde bulunan bu gök kendini küçülttü ve inceltti, kapının altında akan su gibi, dışarı çıkarak, bütün görüş alanımı kaplayan ve bu alanın dışına doğru hareket eden bir akış haline geldi; iki gök arasında akan renkli ve aydınlık bir ırmak veya ırmak benzeri bir şey gibi. Uzaklaşan bu renkli şeyi sadece görmüyordum. O şeyin kendisiydim. Gördüğüm şeyle aramda bir ikilik yoktu. Hem görüyordum, hem de gördüğüm şeydim. Aynı anda hissettiklerim de değişti. Ölüyor olmak olağanüstü bir şeydi. Benliğimi o ana kadar duymadığım bir huzur, sükûnet, hafiflik, mutluluk ve şenlik duygusu kapladı.

Tam ve mükemmeldim. Sanki olumsuz ve acı veren her şeyin vanası kapatılmış, olumlu ve haz veren her şeyin çeşmeleri sonuna kadar açılmış, oradan akanlar sonsuz defa kendileriyle çarpılmış veya ben olumlu ve haz veren duyguların özü haline gelmiştim. Hem hissediyordum hem de hissettiklerimdim. Beden olarak var olmadan duyuyordum bu halis huzuru. Uçuyordum. Ama kanatların, kemiklerin ve kasların çabasıyla değil, rüzgarların akıntısında okyanusu aşan ağaç tohumları gibi, kendi kanatları ve itici gücü olmayan bir uçuşla. Bir ekran ve pencere vardı. İçinde bal peteği renginde, beyazdan sarı ve koyu kahverengiye uzanan, kaynaşan ışıklı bir kitle, korkunç bir süratle soldan sağa veya doğudan batıya doğru gidiyordu. İçimde korku veya heyecan yoktu. Bildik bir kumsalda veya orman patikasındaymış gibiydim. Bilinç olarak oradaydım ama bedenim o mekana ait değildi. Bütün bunların ölmüş olduğumu öğrenmiş olmamın perspektifinden, olanları tekrar tekrar geriye dönüp en ufak ayrıntısına kadar defalarca hatırladıktan sonra yazdım. Ölmek kelimelerle tarif edilmesi mümkün olmayan bir zevki tatmaktı…

Ertuğrul Tepe 60 yaşında, kuaför

23-24 yaşlarındaydım. Bir pazar sabahı iki araba dolusu arkadaşla birlikte Sarıyer Kavak’a, denize gittik. Arkadaşlarım denize girdi. Onların arkasından da ben… Tam dubaları geztiğim sırada bir baygınlık geçirdim. Patronum benim suyda batıp çıktığımı görünce yüzerek yanıma gelmiş. Bir bakmış ki benim ağzım, gözlerim açık, batıyorum. Bir süre beni yüzeyde tutmak için uğraşmış. Sonra yorulmuş ve bırakmış. Sonra pişman olup tekrar dalıp çıkarmış. Yardımlarına başkaları yetişmiş ve beni kıyıya çekmişler. Halbuki ben dipten gri-beyaz bir aydınlıkla yükseldim, sanki bir sütunun üzerindeymişim gibi kendimi bir anda denizin üzerinde buldum. Havada uçuyordum. Ilık bir rüzgar yüzümü yalıyor gibiydi. Havada sallanıyordum. Ama nasıl bir mutluluk, rahatlık, hafiflik anlatamam! Dünyadaki bütün nimetleri verseler bu duyguları hissettirmez. Aşağıda olan bitenleri ağacın yaprağına, kum tanesine kadar net görüyordum. Normal bir gözle bu kadar net görmek mümkün değil. Sonra sanki bir sinema perdesi kapandı. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Hastanede kalbimi elektroşokla yeniden çalıştırmışlar, oksijen vermişler.

Filiz Pak 46 yaşında, iletisim ve marka danışmanı

1988’de lenf damarlarımdaki tıkanıklık nedeniyle ameliyat oldum. Ameliyat sonrasında beni odaya aldıklarında annemin “geçti evladım” deyip başımı okşamasını hatırlıyorum. Sonra bir hemşire bana damardan ağrı kesici bir iğne yaptı. Ne olduysa ondan sonra oldu. Birden kendimi kötü hissettim ve “anne ölüyorum, ağrıkesici, yardım çağır” dedim. Sonrasında annemin bağırışını duydum. Birden tuhaf bir şekilde yükseldiğimi hissettim. Odanın tavanında ya da yukarıda bir yerde beyaz bir ışığın ortasında duruyordum. Aşağıda olanları fiziksel olarak göremesem de görüyor ve duyuyordum. Garip bir huzurla ve ne olduğunu tam anlamadan film izler gibi aşağıyı izliyordum: Tüm koşuşturmacaları, konuşmaları, annemin bağırışlarını… Yaşananlar benim hem içinde olduğum hem de olmadığım bir gösteri gibiydi. Ne kadar bir zaman geçtiğini bilmiyorum ama sonra aniden hızla aşağıdaki bedenime doğru düştüğümü gördüm. Ne olduğunu anlamadan büyük bir acıyla bedenime geri döndüm. Bedenime dönerken yaşadığım acıyı tarif edebilmeme imkan yok. Sonra etrafımdaki mırıltıları duydum, “çok şükür Allahım, sonunda…” Sonradan bana anlatılanlara göre yapılan iğneyle ani bir şoka girmişim ve kalbim durmuş. O grup ilaçlara alerjimin olduğunu böylece öğrendim. Tek bildiğim yukarıya ışığın içine çekildiğimde duyduğum huzurdu. Her şey bana yabancı ve uzaktı. Dönmekse, çok zor ve ızdıraplıydı. Benim gibi deneyimler yaşayan çok insan olduğunu bilmek rahatlatıcı. Onlarınkini de büyük bir merakla okuyorum ve konuyla ilgili araştırmalarımı sürdürüyorum. Her gün yaşadığım bu mucize için Allah’a şükrediyorum.

Dr. Kadir Doğruer Medikalpark Bahçelievler Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu

Bilim ölümü, sadece hücre bazında açıklayabiliyor. Ama ölüm bundan ötede bir şey. ‘Can’ diye bir şey var. Ben, beden dışında bedenden ayrı bir bütünlüğün veya enerjinin var olduğuna inanıyorum. Gitmeye karar vermiş ruh gidiyor, karar verememiş dönüyor. Bunların bilimsel olarak çalışılması, kanıtlanması zor tabii. Ancak, çok sık ölüme tanık olmamızdan dolayı, ruhun vücuttan ayrılarak gidişini bir şekilde hissediyoruz. Ölümün gerçekleştiğini, artık o vakada geri dönüşün mümkün olmadığını tahmin edebiliyoruz. Ama bunu herhangi cihazla tespit etmemiz mümkün değil.

Kaynaklar:

Sabah 18.04.2005 http://arsiv.sabah.com.tr/2005/04/18/gun112.html

Hürriyet 05.05.2013 http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=68613&rid=4369&p=2

Konunun Ana Sayfasına dönmek/Ana sayfayı okumak için TIKLAYIN

Bülent Pakman.  Şubat 2010 – Mayıs 2013.  İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

Facebook Widgets

IMG_2080Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s