Azerbaycanlı mı Türk mü?

Azerbaycan adının manasıyla ilgili ortaya konan fikirlerin tamamına yakınında fikir ayrılığı olup, üzerinde uzlaşılmış kesin diyebileceğimiz bir yargı henüz yoktur. Tarihçiler ve müellifler çesitli sebeplere dayanarak ismin anlamını farklı ifade etmeye çalışmışlardır. Fakat yapılan çalışmalarda ve kaynaklarda  dikkatimizi çeken ve değişmeyen bir husus var ki o da Azerbaycan adının bir milletin ismi olmadığıdır. Tarihçiler ve müellifler eserlerinde Azerbaycan adına açıklık getirirken hiçbir tarihi süreç içerisinde bölgede yaşayan millet için bir isim olarak Azerbaycan adını kullanmamıştır. Bu noktada aklımıza şu soru geliyor, tarihi süreç içerisinde konuyu ele alan kaynaklar bölge halkına Azerbaycanlı, Azeri adlarını vermemiş ve  bu şekilde tanımlamamışsa, bugün yaygın bir şekilde maksatlı ve maksatsız kullanılan “Azerbaycanlı”, “Azeri” ve dilleri için kullanılan “Azerice” kavramları ne zaman ve ne şekilde ortaya çıktığıdır?

Hal böyleyken ve bilimsel verilerde bize Milattan önceki dönemlerden 20. yüzyıla kadar bölge halkı için bu kavramların kullanılmadığını söylüyorsa, bu noktada durup, günümüzden 20. yüzyılın başlarına gidip bölgenin tarihi geri planı içersinde yaşananları ele almakta fayda vardır.

1919 Ekim Devrimi ile yönetimi ellerine alan Bolşevikler, hâkimiyetlerini güçlendirmelerinin ardından, silah zoruyla  işgallerini Azerbaycan coğrafyasına da taşımışlardır. Başlatılan  işgal hareketleri kısa bir zaman içerisinde tamamlandıktan sonra Sovyet kültür emperyalizmi devreye girmiştir. “Azeri”, “Azerbaycanlı”, “Azerbaycan Milleti” ve “Azerbaycan Dili” kavramları Sovyetlerin bölgeyi işgaline kadar bazı aydınlar arasında sadece tartışma konusu olmuş ve hiçbir zaman bir ulus kimliği tanımına dönüşmemiştir. Başta Müsavatçılar olmak üzere Bolşevik işgaline kadar Azerbaycan Türk aydınları kendilerini Türk kimliği içerisinde tanımlamışlardır. Etnik tanım olarak “Azerbaycanlı” adı ancak Sovyetler döneminde yeniden ve bu defa hiç çıkmamak koşulu ile toplumun gündemine getirilecekti.

Bu gün bu kavramlara yeni anlamlar yüklense de içerikleri açısından Sovyetler döneminin izlerini taşımaktadır.

Azerbaycan adı v.b. kavramların sistematik bir şekilde Sovyet laboratuarlarında toplum mühendislerince bu günkü haline getirildiği su götürmez bir gerçektir.

Sovyetler Birliğinin dağılma sürecine girmesiyle birlikte, milletin adıyla ilgili tartışmalar daha Gorbaçov döneminin ilk yıllarından itibaren gündeme gelmiştir. Zira daha 1987’de “Biz Türk’üz, bize Azerbaycanlı adını Stalin verdi” şeklindeki görüşlerle konu tartışılmaya açılmış oluyordu. 1988 yılından sonra yeni aşamasına giren milli harekâta Bakü’nün esas Lenin meydanındaki (daha sonra Azatlık) gösterilerde en çok kullanılan sloganlardan belki de en fazla duyulan. “Türkazer”, “Azertürk”, “Türk”, sloganıydı. Bu Sovyet rejiminin “Türk” sözü ve anlayışı üzerine koydugu tabuya itiraz ve kendine dönüş çağrısıydı.

1546028_10202463150094112_1916499909_nSovyetler Birliğinin dağılması ile, 1991 yılında Azerbaycan yeniden bağımsızlığına kavuşmustur. 1992 yılına gelindiğinde Azerbaycan Halk Cephesi Ebulfez Elçibey liderliğinde iktidara gelmiştir. Elçibey’in iktidarı döneminde yeniden Latin alfabesine dönülmüştür ve dilin adı “Azerbaycan Türkçesi” olarak değiştirilmiştir. Azerbaycanlılar basında “Türkler” olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

Ebulfez Elçibey’in iktidarından sonra 1993 yılında iktidara eski Azerbaycan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Haydar Aliyev gelmiştir. Bu dönemde dilin adı bir kez daha “Azerbaycan Dili” olarak değiştirilmişti. Burada “Azerbaycan Türkçesi” ifadesini kaldırılıp “Azerbaycan Dili” ifadesinin yerine koyulmasıyla da dolaylı olarak milletin adı “Azerbaycanlı” ifadesine de atıfta bulunularak zemin hazırlanmaktadır.

1993 yılından sonra devletin resmi politikası olarak da öne çıkan “Azerbaycanlı” görüşü çerçevesinde, ülkede 1992’den beri “Türk Dili” adı altında kullanılan resmi dilin 1995 yılında kabul edilen Azerbaycan anayasasının 21. maddesinde “Azerbaycan Dili” olarak değiştirilmesi karara bağlandı. Bu Azerbaycanlı tanımlamasına bir nevi yasal statü sağlanması anlamına geliyordu. Nitekim Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev 1995’te yapılan müzakereler sırasında “Dilin adını tanımlarken, milletin adını da tanımlamış olacağız” diyerek açıkça bu hususu dile getirmiş oluyordu.

Bir yıl iktidarda kalan Elçibey hükümetinden sonra konu, Haydar Aliyev başkanlığında kurulan hükümette tarihi gerçekler ve halk iradesinden uzak bir yaklaşımla ele alınarak milletin adı ve dilinin adı yeniden adlandırılmıştır. Konunun bu şekilde şekillendirilmesinde ilmi gerçeklikten çok dönemin siyasi şartları daha fazla etkili olmuştur. Fakat nüfusunun % 91’ini Azerbaycan Türklerinin, 185.000 Lezgiler, 151.000 Ruslar, 50.000 Avarlar ve diğerlerinin oluşturduğu Azerbaycan da sayıların ifade ettiği bu gerçeğe binaen de, Azerbaycan Türklerinin haklılığını dile getiren aydınlar da şunu ifade etmekteler:

Azerbaycan vatandaşı olan Talıs milliyet olarak Talıs, Kürt milliyet olarak Kürt ise, peki o zaman bu toprakların bin yıllardır sakini olan Türk, millet olarak kim olmalıdır? Neden diğerinin adını bildiren ad  (Azerbaycanlı) Türkün milliyet adı olmalıdır? Buradan böyle bir sonuç çıkıyor:  Diğer tüm etnik gurupların milliyetini ve aynı zamanda vatandaşlığını gösteren adı var, fakat Türkün bir tek vatandaşlık adı var ve bu ad aynı zamanda onun milliyetini tayin ediyor.

Karşılaşılan bu kimlik sorunu ilk başta esasen tarihi ve dini açıdan ele alınıyorken, daha sonra bu soruna bir takım siyasi, kültürel ve psikolojik kaygılar da eklendi ve böylece milli kimlik problemi olarak adlandırılan bu problem, bu isim çerçevesine sığmayacak kadar büyüdü ve karmaşık bir hal aldı.

Bugün üç Azerbaycan vatandaşı “Biz Kimiz?” sorusuna dört farklı cevap vermektedir. Milli kimlik alanında yüzyıllardan kalma bu belirsizlik, insanların ruhsal durumunda, yazılarında ve nihayet siyasal faaliyetlerinde açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu durumda Kuzey Azerbaycan’ın hayati sorunları olan istiklalin devamının ve arazi bütünlüğünün yeniden sağlanmasında olumsuz rol oynamaktadır.”

Yukarıdakiler “Atatürk ve Azerbaycan Politikası. Mahir ASLAN Edirne Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. 2008” den yorumsuz alıntıdır.

1620794_223517217843307_453420189_n

Bugün “Azerbaycan dili” denilen dilin Türk dili olarak adlandığı zamanlardan, 1929 yılına ait Rusça-Türkçe sözlük

Azerbaycan Türkleri Türktür. Azerbaycanlılara Türk demenin Turancılıkla falan alakası yoktur. Sovyet döneminde bile resmi anti-Türk politikaya rağmen Azerbaycanlıların Türk, konuştukları dilin Türkçe olarak adlandırılmasına engel olunamamıştır. Azerbaycan’ın bağımsızlığından bir kaç yıl sonra başlayan Azerbaycan Türklerinin Azerbaycanlı veya Azerbaycan Halkı olarak, konuştukları dilin Türkçe yerine Azerbaycanca, Azerbaycan dili olarak tanımlanma politikası uygulanmaktadır.

Prof İlber Ortaylı Hoca bakın ne diyor:

Kendine has dili olanlara MİLLET denir. Sonu ”…li, ….lı ” ile bitenler soyu belirsizdir;

Amerikalı, Kanadalı, Perulu, Pakistanlı, Avustralyalı, Arjantinli, Şilili, Yeni Zelandalı, İsviçreli….diyebilirsiniz çünkü bunların kendine has dilleri yoktur.

Alman’a Almanyalı, Fransız’a Fransalı, İtalyan’a İtalyalı, İngiliz’e İngiltereli, Rus’a Rusyalı, Japon’a Japonyalı…….diyemezsiniz. Aynen Türk’e Türkiyeli diyemediğiniz gibi.

Bugün "Azerbaycan dili" denilen dilin Türk dili olarak adlandığı zamanlardan, 1929 yılına ait Rusça-Türkçe sözlük

Bugün “Azerbaycan dili” denilen dilin Türk dili olarak adlandığı zamanlardan, 1929 yılına ait Rusça-Türkçe sözlük

İlber hocanın bu düşüncelerini yansıttığımızda Azerbaycan’da yaşayan halka Azerbaycanlı denirse onların kendilerine has bir dilin olmayacağını ifade etmiş oluruz. Halbuki Azerbaycan’da konuşulan dil Türkçedir. Bu yüzden bizler doğrusunun Azerbaycanlı değil  “Azerbaycan Türkü” olduğunu iddia ediyoruz. Dil de “Azerbaycan Türkçesidir” yani bir başka deyişle Türkçenin Azerbaycan lehçesidir. Bizim konuştuğumuz dilin Türkçenin Türkiye lehçesi olduğu gibi. Öyle ki günümüz Azerbaycan Türkçesi benim anneannemin konuştuğu dile çok yakın. Anadolu ve Trakya’da, Orta Asya’da konuşulan Türk lehçelerinin farklı oluşu gibi Azerbaycan’da konuşulan lehçe de farklı.  Örflerimiz, kültürümüz, geleneklerimiz, yemeklerimiz çok yakın. Azerbaycan bayrağındaki mavi renk yani turkuaz Türklüğü temsil ediyor. Azerbaycan Türklerinin “biz Azeri değiliz” diyerek Türk düşmanlarının onlara uyduruk yafta yamamalarına karşı çıkmaları bizim görüşlerimizi ayrıca doğrulamaktadır.

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Başkanı Mehmet Emin Resulzade de aynı şeyi söylüyor: “Azerbaycanlılar milliyet bakımından Türk, din bakımından İslam, uygarlık bakımından da Doğuludur! Kendisine mahsus lehçesiyle, Anadolu Türkçesine yakın bir şiveyle konuşan Azerbaycan Türkü, çeşitli şivelere sahip ve bulunduğu yerlere göre çeşitli isimler taşıyan büyük Türk ağacının bir dalıdır. Azerbaycan milletinin bugün oturdukları yerler, eskiden beri Türk halkının yaşadığı yerlerdir...”

Azerbaycanlılık  millet adı değildir. Biz Türküz dilimiz Türkçedir. Dilimizin adının Azerbaycan dili olması büyük hatadır. Yasemen Karakoyunlu (Yasəmən Qaraqoyunlu).

Yazılarımda arada geçen “Türkiye Türkleri” ya da “Türkiyeli Türkler” ifadelerine gelince: Yanlışlıkla “Azeri”, bilinçli olanlarımızca “Azerbaycan Türkü” denilen kardeşlerimiz kendilerine “Azerbaycanlı” bize “Türk” diyor. Halbuki hepimiz Türküz bir milletiz ama bir yerde ince bir çizgi de olması gerekiyor. Zira ortada iki ayrı vatandaşlık ve iki lehçe var en azından. Ama şu andaki yaygın uygulama YANLIŞ. Onlara “Azerbaycan Türkü” diyorsak kendimize de “Türkiye Türkü” demek zorundayız. Benzer şekilde “Azerbaycan Türkçesi” ve “Türkiye Türkçesi” demeliyiz. Kısacası Azerbaycan’da “ben Türküm” demek ya da “sen Türksün” denmesi bana tuhaf geliyor. Zira azınlıklar hariç burada herkes Türk.

Üzerinde Orhun Yazıtı bulunan Azerbaycan parası

Üzerinde Orhun Yazıtı bulunan Azerbaycan parası

Bülent Pakman. Ağustos 2012. Son güncelleme Ekim 2013. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, kısmen ya da tamamen alıntılanamaz.

Devamı için lütfen tıklayın: http://wp.me/PAexV-2EX


Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Azerbaycanlı mı Türk mü? için 2 cevap

  1. Ayxan Mehdi dedi ki:

    Gardaş, Azərbaycanda yaşayıram, özümü nə “azəri” nə də “azərbaycanlı” sanmıram.
    Mən Türk oğlu, Türkəm, və bunu hansısa qanlı sovetlər ya da çürümüş fars höküməti dəyişdirə biməz.
    Yaşasın Türklər!

  2. Esqin dedi ki:

    Men Azerbaycanliyam turkem

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s