Çözüm süreci – eyaletler

Giriş

Çözüm Süreci AKP iktidarının, Türkiye’de 1984 yılından beri devam eden PKK terörünü sonlandırmak için başlattığı, bir kaç yıl sürdürdüğü, anlaşmaya varıldığı halde kendisine oy kaybettirdiği için şimdilik bir kenara koyduğu ancak ilerde bir şekilde tekrar ele almak zorunda kalacağı prosesdir. Bu yazıda, sürecin önemli kilometre taşlarının kronolojik sıralanmasını takiben geleceği irdelenmektedir.

2008 Eylül – Görüşmeler başlıyor

AKP iktidarı, zamanın MİT Müsteşarı Emre Taner ve yardımcısı Afet Güneş’i görevlendirerek, gizlice Oslo’da ayrılıkçı/bölücü/hain terör örgütü ile masaya oturup çözüm sürecini başlattı. Norveç ve İngiltere’nin görüşmelere gözlemci olarak katıldığı iddialar arasında. Gizli görüşmeler 2009-2011 arasında Oslo yanında İmralı’da da sürdürüldü.  2010’da görüşmeleri Emre Taner yerine MİT Müsteşarlığına getirilen Hakan Fidan devraldı. 2012’den itibaren gizlilik ortadan kalktı.

2009 Mart – Çok iyi şeyler olacak

Kürt sorunuyla ilgili önümüzdeki günlerde çok iyi şeyler olacak“. Zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.

2009 Nisan – Ateşkes

PKK görüşmelerde varılan anlaşma uyarınca ateşkes kararı aldı.

2009 Ekim – Habur Olayı

Çözüm Süreci çerçevesinde AKP İktidarı-PKK arasında varılan anlaşma gereği, 34 PKK’lı teröristten oluşan kafile PKK üniformalarıyla, büyük tantana ile Kuzey Irak’tan gelip Habur sınır kapısından Türkiye’ye girdiler. Habur’da kurulan seyyar mahkemeye çıkarıldılar, “pişman değiliz” dedikleri halde Pişmanlık Yasasından faydalandırılıp serbest bırakıldılar. Ülke çapında tepkiler üzerine bu uygulamanın devamı gelmedi.

2010 Ağustos – Görüşmeler inkar ediliyor

Bugüne kadar AKP iktidarı olarak terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık, hiçbir zaman da oturmayacağız. Bizim felsefemizde, anlayışımızda böyle bir şey olamaz. Bizim bunlarla masaya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir… bu iddianızı ispatla siz mükellefsiniz siz … Eğer ispatlamazsanız müfterisiniz …” Zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 21 Ağustos 2010

2011 Haziran – Görüşmeler sonunda üzerinde anlaşmaya varılan 9 maddelik mutabakat metni

* Taraflar, süregelen Oslo ve İmralı süreci bağlamında, Kürt sorununun çözümü konusundaki kararlılıklarını koruduklarını bir kez daha belirtmişlerdir.
* Taraflar, bu güne kadar Oslo ve İmralı süreçlerinde vurgulanan Kürt sorununun kalıcı çözümüne yönelik temasların sürdürülmesi ve yürütülecek çalışmaların Anayasal ve yasal çerçevede sonuçlandırılmasının esas alınmasının gerekliliği konusunda varılan mutabakatları teyit ederler.
* Taraflar, 10 Mayıs 2011 de İmralı’da yapılan görüşmede Sayın Öcalan tarafından sunulan, ‘Türkiye’de Temel Toplumsal Sorunların Demokratik Çözüm İlkeleri Taslağı’, ‘Türkiye’de Devlet ve Toplum İlişkilerinde Adil Barış İlkeleri Taslağı’ ve ‘Kürt Sorununun Demokratik Çözüm ve Adil Barışı İçin Eylem Planı Öneri Taslağı’ adı altındaki taslaklar konusunda, en geç Haziranın ilk haftasına kadar görüş ve önerilerini sunarlar. Kürt tarafı, sözü edilen taslakları memnuniyetle karşılar, prensip ve ilkesel olarak kabul eder.
* Taraflar, aynı süre içinde yukarıda adı geçen taslaklarda zikredilen Anayasa Konseyi, Barış Konseyi, Hakikat ve Adalet Komisyonu için isim düzeyinde çalışma yaparlar ve netleştirdikleri isim önerilerini sunarlar.
* Türk tarafı, seçimlerden sonra en kısa zamanda örgütü temsilen iki kişinin sayın Öcalan’ı ziyaret etmesi, yukarıda adı geçen konsey ve komisyonlar kurulduktan sonra, birer alt komisyonlarının da sayın Öcalan’la ilişkilendirilmesini taahhüt eder.
* Kürt halkının siyasi ve legal temsilcileri, basın yayın organları ve çalışanlarına yönelik uygulanan baskı, tutuklama ve çalışmalarını engelleme vb. yönelimlere son verilmesi ve KCK adı altında gerçekleşen siyasi operasyonlarda tutuklananların serbest bırakılması, sürecin yumuşatılması ve çözüm yönünde ilerlemesi için önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede Türk tarafı ilk adım olarak Nevruz ve sonrasında tutuklanan Kürt siyasetçileri bırakmayı taahhüt eder.
* Taraflar, seçimlerin güvenli bir ortamda geçmesi ve ortamın normalleşmesi için, en üst düzeyde kamuoyuna açık çağrı yapacaklardır.
* Kürt sorununun nihai çözümünün, ancak çatışmasızlık zemininde gerçekleşebileceğinden hareketle tüm askeri, siyasi ve diplomatik operasyonların ve eylemlerin durdurulması ve uygun tedbirlerin karşılıklı geliştirilmesi esastır. Bu çerçevede taraflar, 15 Haziran 2011’e kadar her türlü operasyon ve askeri eylemlerini durdururlar.
 * Taraflar, müzakereleri derinleştirmek üzere hazırlıklarını yaparak 2011 Haziran ayının ikinci yarısında bir araya gelmeyi kararlaştırmışlardır.”

2011 Temmuz – Ateşkes sona eriyor

12 Haziran 2011 seçimlerinden  güçlü çıkan AKP Haziran ayının 2. yarısında yeni görüşmelere yanaşmayınca KCK Yürütme Konseyi AKP Hükümetinin izlediği “inkar-imha” politikaları nedeniyle eylemsizlik kararını kaldırdığını duyurarak ateşkesin sona ermesinden AKP’yi sorumlu tuttu. 14 Temmuz 2011 de PKK tekrar saldırılara başladı.

2012 Şubat – Gizli görüşme soruşturması

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Eski MİT Müsteşarı Emre Taner ve Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş, “şüpheli” sıfatıyla İstanbul Özel Yetkili Savcı Sadrettin Sarıkaya tarafından:
– MİT ile PKK arasında devletin bilgisi olmadan bir takım taahhütlerde bulunulduğu,
– MİT’in önceden bilmesine rağmen PKK’nın eylemlerine engel olmadığı,
– MİT heyetinin istihbarat toplama ve bilgi edinme görevinin dışında örgütün yönetilmesine aracılık ettiğini ve örgütün yönetilmesine olanak sağladığı,
– PKK’nın şehir yapılanması olarak bilinen KCK yapılanmasının MİT heyetinin gözetiminde tamamlandığı,
– MİT’in gerek doğrudan temaslarında gerekse örgüt içindeki ajanları aracılığıyla elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesi ve engellenmesine yönelik harekete geçmediği,
– MİT’in, eylem talimatlarını yerine getirecek olan Kandil ve kırsal kadrolara iletilmesine aracı olduğu,
– MİT’in istihbarat toplama vazifesini aştığı,
– Yeni Anayasa’da Özerk Kürdistan’a imkan tanınması, Öcalan’ın önce ev hapsine alınması ardından özgürlüğüne kavuşması, PKK’nın özerk Kürdistan’da polis gücü olarak kullanılması, Birleşmiş Milletler veya NATO’nun bölgeye müdahalesini de içeren mutabakat metinlerinin oluşturulduğu,
– Avukatların, Öcalan’ın kaleme aldığı mektupları cezaevinden  çıkaramadığı, dolayısıyla terör örgütünün Avrupa ve kırsal kadrolarına iletimediği için bunu MİT heyeti üstünden sağladığı,
– MİT’in Öcalan’ın 6 Temmuz 2011’deki “KCK Yürütme Konseyi Başkanlığına” başlıklı el yazısı mektubu da Avrupa kadrolarına ulaştırdığı,
– Öcalan’ın birçok defa MİT heyetiyle görüştüğünü, mektup trafiği yaşandığı,
– 2011’de Norveç’in başkenti Oslo’da MİT ile PKK arasında yapıldığı öne sürülen toplantıda 9 maddelik bir mutabakat metni kabul edildiği,
v.b. gerekçeleriyle 7 Şubat 2012’de ifadeye çağrıldılar.

Türkiye Gazetesine göre; MİT Müsteşarı Hakan Fidan ifadeye çağrıldığında ameliyata alınmakta olan zamanın Başbakanı Tayyip Erdoğan’a ulaşamayınca zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü aradı, Gül “İfadenizi verin, problem çıkmaz” dedi. Olayın gerçekleştiği sırada narkozlu ve ameliyatta olması beklenen Erdoğan ameliyat saati değiştirilince talimattan haberdar oldu ve Fidan’ı telefonla arayarak “Gitme” dedi. Erdoğan, Fidan’la bu görüşmesi sonrası derhal AKP grubuna hasta yatağından talimat verdi. Hemen yasa değişikliği teklifi hazırlandı. Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26. maddesinde jet hızıyla değişiklik yapılarak MİT mensuplarının veya özel bir görevi ifa etmek üzere Başbakan tarafından görevlendirilen kişilerin, görevin niteliğinden doğan ve görevi ifa sırasında işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle haklarında soruşturma yapılması Başbakanın iznine bağlandı. Eski/yeni MİT’çiler bu sayede ifade vermeye gitmekten kurtarıldıları için soruşturmanın ucunun Başbakan’a erişmesi de önlenmiş oldu.

2012 Haziran – Oslo görüşmelerinin itirafı

Eğer olay bazı gastelerde çıktığı gibi yok Oslo’da şu olmuş, bu olmuş vesaire bunlarsa bir defa benim müsteşarım, yanında giden arkadaşları kimseye böyle bir taviz vermek yazı vermek…orada konuşulanları yazılı ifadeleri … kalkıp da müsteşarıma yıkmaya kalkarsanız … benim müsteşarım adaya bile gittiği zaman bir şey için gidiyor… sadece Fidan döneminde değil ben ilk defa Emre bey ile bu süreci başlattım o da gitti geldi, Emre bey de hatta aynı şekilde yardımcıları olan hanfendi de bu süreci beraber yaşadılar…bir başbakan olarak direkt bana bağlı olan müsteşarıma ben sahip çıkmazsam, çünkü ona talimatı veren benim. Ha! Eğer alacaksanız o zaman beni alın. Onu değil. Çünkü talimatı veren benim. Talimat verilen alınmaz” Zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan. 6 Haziran 2012

2012 Aralık – İmralı görüşmelerinin itirafı

16 Aralık 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan İmralı adasına giderek Öcalan’la görüştü. Ardından 28 Aralık 2012’de zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan  bunu TRT canlı yayınında açıkladı: “Ben risk alıyorum, müsteşarım risk alıyor…Görüştükleri kişiler malum… onların eli ayağı durumu olan devletteki ajanları, temsilcileri vardır ve bunları yapar. Ada ile de görüşür adanın kanaatlerini, düşüncelerini arar, sorgular … Adayla görüşmeler halen var. Çünkü netice almamız lazım. 

2013 Ocak – PKK’ya operasyon yok

Ha biz onlara neyi garanti edebiliriz. Daha önceki çıkışlarda bazı operasyonlar yapıldı. Silah bırakarak yapacakları çıkışlarda bu tür şeylere müsaade etmeyiz“. Zamanın Başbakanı Erdoğan’dan 10 Ocak 2013’de PKK’nın Türkiye’den silahsız çekilmesi halinde operasyon yapılmayacağı garantisi.

2013 Mart – PKK çekilecek

Bölücübaşının  21 Mart 2013’te silahlı mücadeleye son verildiğini deklare etmesi üzerine PKK bütün silahlı güçlerini Türkiye topraklarından Kuzey Irak’a çekeceğini duyurdu. Hükümet de buna karşılık anayasal değişiklikler ile ilgili çalışmaların da çekilme kararıyla birlikte başladığını bildirdi.

2013 Nisan – Akil insanlar

AKP iktidarı çözüm sürecini halka anlatmaları ve teşvik etmeleri için aşağıdaki isimlerden oluşan Akil İnsanlar Heyeti teşkil etti:
Rifat Hisarcıklıoğlu, Can Paker, Tarhan Erdem, Yılmaz Ensaroğlu, Ahmet Taşgetiren, Deniz Ülke Arıboğan, Yusuf Şevki Hakyemez, Lale Mansur, Sibel Eraslan, Avni Özgürel, Kezban Hatemi, Beril Dedeoğlu, Mithat Sancar, Vedat Bilgin, Tarık Çelenk, Ayhan Ogan, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Mehmet Emin Ekmen, Cemal Uşşak, Levent Korkut, Fatma Benli, Kadir İnanır, Mahmut Arslan (Hak-İş), Erol Ekici (DİSK – kabul etmedi), Murat Belge, Celalettin Can, Mustafa Armağan, Şemsi Bayraktar (TZOB), Nihal Bengisu Karaca Abdurrahman Dilipak, Hilal Kaplan, Fazıl Hüsnü Erdem, Vahap Coşkun, Ali Bayramoğlu, Kürşat Bumin, Şükrü Karatepe, İzzettin Doğan, Hasan Karakaya, Yılmaz Erdoğan, Doğu Ergil, Ahmet Gündoğdu, Oral Çalışlar, Muhsin Kızılkaya, Abdurrahman Kurt, Fuat Keyman, Etyen Mahçupyan, Erol Göka, Hayrettin Karaman, Orhan Gencebay, Öztürk Türkdoğan (İHD), Zübeyde Teker, Fehmi Koru, Lami Özgen (KESK), Mustafa Kumlu (Türk-İş), Hülya Koçyiğit, Yıldıray Oğur, Hüseyin Yayman, Mehmet Uçum, Baskın Oran, Ahmet Faruk Ünsal (Mazlum Der), Fadime Özkan, Yücel Sayman, Bendevi Palandöken (TESK). Önceden teklif alıp kabul etmeyenler: Mehmet Barlas, Taha Akyol, Vedat Ahsen Coşar, Hülya Avşar ve Sezen Aksu.

2013 Nisan – Operasyonlar için yasal düzenleme

İl İdaresi Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle  valilerin iznini almadan askerlerin operasyon yapmaları engellendi.

2014 Temmuz – PKK ile Görüşmeler için Yasal Düzenleme

Çözüm yasası olarak bilinen “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” 16 Temmuz 2014’te Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Böylece yurt içindeki ve yurt dışındaki PKK’lı kişi ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılması ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşların görevlendirilmesi, silah bırakan PKK mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirlerin alınması yasal statü içerisine alınmış oldu.

2014 Eylül – Bölücübaşının yol haritasının kabulü

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, İmralı Adası’na giderek Öcalan’la çözüm süreci yol haritasında mutabakata vardı. HDP’li Önder ve Buldan yol haritasını Kandil’e götürdüler.

2014 Ekim – Süreç sekteye uğruyor

PKK, IŞİD’e Türkiye’nin destek verdiği ve Meclisten Suriye tezkeresinin geçtiği gerekçeleriyle Türkiye’den çektikleri bütün birlikleri geri gönderdiklerini açıkladı ve saldırılara tekrar başladı.

2015 Şubat – Dolmabahçe Protokolu

Çözüm sürecine ilişkin olarak İstanbul Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisinde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ile HDP’den İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve İdris Baluken arasında görüşme gerçekleştirildi.

Dolmabahçe Protokolu

Dolmabahçe’de HDP-AKP Anlaşma Töreni

Görüşme sonrasında yapılan  açıklamalar:
Yalçın Akdoğan: “Çözüm sürecinde önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. HDP heyeti dün İmralı’ya giderek görüşme gerçekleştirdi. Aslında gök kubbe altında konuşulmadık bir şey kalmadı. Milletimizin hayır duası ve desteğiyle süreci nihai sonuca ulaştırmakta kararlıyız. Yeni anayasayı birçok köklü ve kronik sorunun çözümünde önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Sürecin ete kemiğe bürünmesi, somut gelişmelerin yaşanması önemlidir.
Sırrı Süreyya Önder ise Abdullah Öcalan’ın “Silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK’yi bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum” çağrısını okuduktan sonra Öcalan’ın silah bırakma çağrısı yapmak için ön şart olarak ortaya koyduğu ve Hükümetin bu toplantıda açıklanmasını kabul ettiği 10 maddeyi okudu:
1. Demokratik siyaset tanımı ve içeriği
2. Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması
3. Özgür Vatandaşlığın, yasal ve demokratik güvenceleri
4. Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına dönük başlıklar
5. Çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutları
6. Çözüm sürecinde demokrasi güvenlik ilişkisinin kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması
7. Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri
8. Kimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi
9. Demokratik cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve Anayasal güvencelere kavuşturulması
10. Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa.

Medyada atılan başlıkların aksine Dolmabahçe’de ortada imzalanmış, deklare edilmiş protokol olmadığı gibi ayrı yapılan açıklamalarda da ortak ifadeler yoktu. Bunlara bakıldığında aslında toplantının anlaşmazlıkla sonuçlandığı ancak yaklaşan seçimler düşünülerek ortam gerilmesin diye durumun idare edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktaydı.  Nitekim bir taraftan Recep Tayyip Erdoğan 22 Mart 2015’de: “Bir metin okunmadı, iki metin okundu. Onların okuduğu metinle Yalçın Bey’in okuduğu metin birbirinden tamamen ayrı. Aynı metin değildi dikkat ederseniz. Ben oradaki toplantıyı da doğru bulmuyorum… Açıklanan 10 maddelik metne gelince… Bu metnin demokrasi adına neresini kabul edeceğim?” derken diğer taraftan HDP ve PKK’dan da konuların sürüncemede kaldığı şeklinde şikayetler gelmişti.

2015 Haziran – Genel Seçim

7 Haziran 2015 Seçim sonuçları AKP’nin 13 yıllık tarihinde ilk kez tek başına hükümet kurmasına izin vermeyen bir tablo çıkardı. Bunun en büyük nedeni Çözüm Süreciydi.
* Erdoğan’ın çözüm sürecinde tıkanmaya ve Kürt sorununa ilişkin geleneksel AKP çizgisinden sapmaya işaret eden söyleminin ve Uludere, Kobani meselelerindeki tavrının Kürt seçmen için barajı aşma şansı yüksek görülen HDP’yi cazip bir adres haline getirerek AKP’nin Diyarbakır, Van, Şanlıurfa, Mardin gibi kentlerde % 10-15 arasında oy kaybetmesi,
* Sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da değil, büyük kentlerde ciddi bir oy potansiyeline sahip Kürt seçmenin de AKP’den uzaklaşması,
* AKP’nin diğer yandan çözüm sürecini başlatıp yürüten bir parti olarak Orta Anadolu ve Karadeniz bölgesindeki milliyetçi muhafazakar kalelerinde ağır darbeler yemesi, Erzurum, Kayseri, Gaziantep, Bursa, Trabzon, Samsun, Sivas, Yozgat gibi kentlerde muhafazakar seçmenin MHP’ye yönelmesiyle AKP’nin oy kaybının % 9 -15 olması,
* HDP’nin meclisteki grubunun sayısının artması halinde barış sürecinin güçleneceğine ilişkin beklenti.
Bunlar Çözüm Süreci’nin Recep Tayyip Erdoğan nezdinde gözden düşmesine neden oldu.
Bölücübaşının 10 maddelik şartlarının kabul edilmeyeceğinin kesinleşmesine PKK baraj yapımlarını bahane göstererek 20 Temmuz 2015 de Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 2 polis memurunu başlarından vurup öldürerek tepki gösterdi. Böylece AKP-PKK arasındaki çözüm süreci gündemden kalktı.

2015 Ağustos – Çözüm sürecinin ülkeye verdiği zararın itirafı

Halkın şöyle söylediğini biliyorum, ‘Üzerinde silah olan PKK’lı teröristler karakolun önünden geçiyorlar, onlara el sallıyorlardı. Asker de onlara hiçbir şey yapmıyordu.’ Durum biraz böyleydi…Meğer onlar alay ediyorlarmış. Yani el sallarken, ‘Biz buradayız bak, sen de bize karışamıyorsun.’…onlar bunu yeniden güçlenmek, silahlanmak, serhildan için fırsat kollamak, devrimci halk ayaklanması için uygun ortamı bulmak amacıyla sinsi bir biçimde kullandılar… onlar bu süreci tamamen ileriye bir hazırlık ve hükümeti en zayıf anında vurmak üzere bir operasyon olarak düşündüler”. Bülent Arınç 2 Ağustos 2015

Çözüm süreci PKK’ya silah stoklama imkanı verdi itirafı

Çözüm Süreci bunlar tarafından bir ihanetle değerlendirildi.  Çözüm sürecini bunlar adeta Güney Doğu’da kısmen Doğu’da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler ve çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar. Burada bu süreç içinde güvenlik güçlerimiz, tabi ‘herhangi bir çatışmaya, şuna buna girmeyelim’ dediler ama daha sonra anladık ki bunlar bunu yaptılar.” Recep Tayyip Erdoğan 7 Ağustos 2015

Çözüm sürecinin buzdolabına havale ilanı

Terör örgütleri ülkemiz için tehdit olmaktan çıkarılana kadar, devletimize ve milletimize doğrultulan silahlar bırakılıp, gömülünceye kadar … üzerine beton dökülene kadar, sınırlarımız içinde tek bir terörist kalmayana kadar mücadelemize devam edeceğiz… bunlar ne yazık ki, çözüm sürecini filan anlamadılar, anlamak istemediler. Öyleyse, şu anda bu buzdolabındadır.” Recep Tayyip Erdoğan 11 Ağustos 2015.

2015 Kasım – Erken Seçim

7 Haziran seçimlerinde Çözüm Süreci HDP’ye ve MHP’ye yaramış, AKP oy kaybetmişti. 1 Kasım 2015 seçimlerinde ise tersi oldu. Seçmenin ekonomik ve siyasi istikrar endişelerine ilave olarak Çözüm Sürecini ortadan kaldırılmış olarak algılaması, terörün ve silahlı çatışmaların tekrar başlaması AKP’ye yaradı,  MHP ve HDP’ye oy kaybettirdi.  Çatışma süreci nedeniyle tepkili dindar, muhafazakar Kürt seçmenleri PKK ile arasına mesafe koymadığı için HDP’ye oy vermediler. İki seçim arasında hükümetin PKK’ya karşı operasyonlara başlaması, terör eylemleri, şehitler ve sivil halkın can kaybı bir önceki seçimde MHP’ye oy veren bazı seçmenlerin bu seçimde AKP’ye oy vermelerine yol açtı.

2016 Mart – PKK’nın üzerine gitmeyin talimatı itirafı

Çözüm Süreci içinde valilerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlarına girmiyorlardı  bazı bizim tavsiyelerimiz olmuştu,.. üzerlerine gitmeyin’ vesaire diye… o süreç içinde ülkemize ciddi manada bir silah girişi oldu… Bu süreç içinde hazırlık safhasına girdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar. Sözde mezarlıklar kurdular … aslında çok manidardır, içinde ibadethane diye kurulan yerler aslında ibadethane değil… kabir diye kurulan yerlerin de bir kısmının içinde yine bu tür silahlar söz konusu.Recep Tayyip Erdoğan 20 Mart 2016

2016 Eylül – Nokta konuluyor

Çözüm mözüm yok kardeşim… o fırsatı kaçırdılar.Binali Yıldırım 2 Eylül 2016.

………………..

Buraya kadar kaynaklardan alıntılarla çözüm süreci öyküsü kronolojik olarak  yorumsuz verilmiştir. Sıra geldi analizlere:

Dünya dönüyor

Her zaman olduğu gibi Çözüm Sürecinde de yine 180 derece dönüşlerin, önce A dediğine sonra Z demelerin gırla gittiği görülüyor.
*Saygıdeğer Hocaefendi Türkiye’ye gel hasret bitsin” ⇒ “Ey Amerika FEtullahTerörÖrgütü başını Türkiye’ye iade et“,
*Rus uçağının düşürülmesini emrini ben verdim“⇒ “Fetocu Pilot kendisi düşürmüş“,
*Özür dileyecek biri varsa ben değilim Rusya’dır” ⇒ “…diyorum ki özür dilerim (и говорю: извините – i gavaryu izvinite)”
dönüşümlerinin  benzer versiyonu Çözüm Sürecinde de yaşanmıştır.

Bundan sonra ne olacak?

Kime nasıl güveneceğiz? Elbette ki bugüne kadar beceriksiz politikalarıyla herşeyi yüzlerine gözlerine bulaştıranlara, ülkeyi yönetemeyenlere güvenmeyeceğiz. Herşeyin bir anda tekrar tersine dönmesi beklenmelidir. Ekonomik ve siyasi bağımlılık nedenleri yüzünden çözüm süreci bir başka ad ve görüntüyle halka er geç yutturulmak zorunda. Zaten Recep Tayyip Erdoğan’ın yukarıda verilen ifadesiyle çözüm süreci buzdolabına kaldırıldıysa bu lağvedilmedi anlamına geliyor.  Zamanı gelince dolaptan çıkarılacak. Ne zaman? Bu soruya cevap vermek için önce çözüm sürecinin ne şekilde geri geleceğini tahmin etmek gerekiyor, o da Emekli Tümgeneral Adnan Tanrıverdi’nin Ocak 2015 konuşmasında: “Devletin kurumlarında ve uluslararası ilişkilerde resmi dil Türkçe olmalı. Ancak Kürtlerin ve diğer etnik grupların kendi dillerini konuşma, geliştirme ve kendi dilinde eğitim yapma imkanı anayasa ile koruma altına alınmalıdır. Kürtçe dilinin geliştirilmesi, devletin kültür programlarında yer almalıdır. Devletin resmi okullarında isteyen Kürt vatandaşlarımıza kendi dilinde eğitim hakkı sağlanmalı, ikinci dil olarak da Türkçe öğretilmelidir. Türkçe eğitim yapan devlet okullarında da ikinci dil olarak Kürtçe dili tedrisata dahil edilmelidir.

Eyalet sistemi getirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin taşra teşkilatı ve devletin yönetim şekli tekrar düzenlenmelidir. Bu sistem hem Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik isteklerini kaplayacak hem de devlete bağlılık ve aidiyet duygusunu artıracak şekilde oluşturulmalıdır. Her bakanlık kendine bağlı en fazla 6 veya 10 birimi layıkıyla sevk ve idare edebilir. 81 vilayet merkezden dirayetle yönetilemez. Merkezi idarenin hem ülkemizin diğer milletler nezdindeki menfaatlerini bir akım koruyabilmesi hem de mahalli ihtiyaçların daha yakın tespit ve karşılanabilmesi için coğrafi, ekonomik ve etnik şartlar göz önünde bulundurularak eyalet sistemi oluşturulmalıdır.

Eyalet valileri seçimle iş başına gelmeli. Adalet, iç güvenlik, savunma ve dış işleri merkezden; devletin diğer faaliyetleri eyaletler tarafından mahallinden yönetilmelidir.

Cumhurbaşkanlığı forsuna bir yıldız daha eklenmelidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Türklerden sonraki en vasfi etnik grubu Kürtlerdir. Cumhurbaşkanlığı forsunda tarihte kurulmuş 16 Türk devletinin simgesi bulunmaktadır. Eyyubi Hanedanlığı Devleti, Kürtler kadar Sünni Müslümanların da iftiharla ve hayırla yad ettiği bir devlettir. Eyyubi Hanedanlığı Devleti’nin simgesinin 16 Türk Devleti’nin simgesiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı forsuna 17. yıldız olarak dahil edilmesi Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı aidiyet duygusunu artıracağı gibi, bu vatandaşların dışarıdan tahrik edilmelerinin de önüne geçilecektir.

Kürt kimliği tanınmalıdır. Türk ırkına mensup olmayan vatandaşlarımızda ve Kürtlerde devlete karşı aidiyet duygusunun oluşması ve gelişmesi için 1982 Anayasası’nın 66. Maddesinde geçen, “Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese din ve ırk farkı gözetmeden Türk denir” hükmü yerine “vatandaşlık temel bir haktır. Kanunun öngördüğü esaslara uygun olarak bu statüyü kazanan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır” ifadesine benzer bir hüküm yer alması daha kapsayıcı ve birleştirici olacaktır.”

Denebilir ki “Ne var yani bunda, kendi fikrini ifade etmiş”. Ancak kazın ayağı öyle değil. Bunlar “Çözüm sürecinin ulaştığı aşamada ASDER-ASSAM raporunun sunumu.  Yani Tanrıverdi’nin kendi fikirleri değil, analiz çalışması. ASDER 2004’te YAŞ kararları ile ordudan atılan 7 askerin kurduğu Adaleti Savunanlar Derneğinin, ASSAM: Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin açılımı. Bu analizin Recep Tayyip Erdoğan açısından öyle gelişigüzel bir fikirler manzumesinden ibaret ve Tanrıverdi’nin lalettayin biri olmadığı:
* Bu sunumdan 6 ay sonra, 15 Temmuz darbe girişimi akabinde Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına getirilmesinden,
*Resmi ideoloji Anayasa’da olmasın, Anayasa’da laiklik ilkesi olmasın” görüşleriyle de tanınmasından,
* Müslüman ülke silahlı kuvvetlerinin organizasyonu ve stratejik kullanımına danışmanlık, son kullanıcıdan eğitici seviyesine kadar özel konularda eğitim, harp, silah ve araçlarının temini ve onarımı hizmetlerinde görev yapma, daha açıkçası özel güvenlik teşkilatı kurma amaçlı SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık A.Ş.‘nin kurucusu olmasından
anlaşılmaktadır.

Artık parçalar birleştirilince Çözüm Sürecinin önümüze ne şekilde geleceğini tahmin etmek zor olmayacak. “Çözüm Süreci ne zaman buzdolabından çıkarılacak” sorusunun cevabı da kendiliğinden ortaya çıkacak:
* Yasama, yürütme ve yargıyı üstlenen totaliter Başkanlığı, güçlendirilmiş yerel/yerinde yönetimleri, Atatürksüz – Türksüz laik temelden uzak, iki dilli cumhuriyetini tesis edecek olan yeni Anayasanın yürürlüğe girmesiyle seçim/oy hesapları önemini yitirdiğinde
* Yetkilerle güçlenmiş, kendi güvenliklerini sağlayan yerel/yerinde yönetimler tedricen eyaletlere dönüşmeye başladığında…
* Türkiye; Musul, Kuzey Irak, Kuzey Suriye ile “federasyon” tuzağına/aldatmacasına çekildiğinde…
Ayrı halk, dil ve sosyal yapı özelliğini edinmiş federe eyalet(ler) özerklik isteyecek(ler).
Ardından tek yanlı ayrılma karar(lar)ı alacak(lar). Ayrılma silahla bastırılmaya (o zamana kadar iç ve dış güçlerce daha da zayıflatılacak güvenlik güçlerinin hala takati kaldıysa ve ekonomik kriz ülkeyi çökertmezse) teşebbüs edildiği takdirde “İkiz Yasalar” gereği yabancı barış gücü araya girerek çatışmalara müdahale edebilecek.

İkiz Yasalar nedir?

Türkiye’nin uzun yıllar kabul etmekte direndiği “İktisadi, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme” ve “Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme” dış baskılar sonucu 15.08.2000 tarihinde imzalanmak zorunda kalınmış, 3 yıl sonra AKP iktidarı tarafından 23.09.2003 tarihinde “İkiz Yasalar” olarak bilinen 4867 ve 4868 numaralı yasalarla yürürlüğe konulmuştur. Bu Sözleşmelere göre ayrı halk, ayrı dil ve ayrı sosyal yapı olma özelliğini kazananlar, taleplerini daha ileri götürerek kendi kaderlerini tayin hakkına sahip olacaklardır. Bu uluslararası Sözleşmeleri kabul edip yasallaştıran devletler, halkların kendi kaderlerinin tayin hakkının sağlanması için çaba göstermeyi ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne uygun olarak bu hakka saygılı olmayı kabul etmiş olmaktadırlar.  Sözleşmelerde, ulustan değil halktan bahsedildiği için, bir ülkede halk olma özelliğini kazanmış, “halk” kimliğini elde etmiş topluluklar, Avrupa Birliği ile doğrudan doğruya temas kurabilecekler, yaşadıkları ülkenin egemen gücünün kendilerine yönelik baskı, cebir – şiddet ve tehdit yöntemlerini kullandığını iddia etmek suretiyle Birleşmiş Milletler Örgütü’ne başvurduklarında, Örgüt’den askeri seçenek de dahil olmak üzere yardım ve destek alma hakkını kazanacaklardır.

Sonuç

Çözüm Süreci “Kürt Çözümü” olarak açıkça ya da “yerinde yönetimler” adı altında kapalı şekilde yeni Anayasa’da karşımıza gelecektir. Bu da, güney sınırlarımız dışındaki siyasi/askeri gelişmelerle birlikte, idari yapının eyaletlere, federasyona dönüşmesine yol açacaktır. İleriyi görmeden atılacak adımlar yüzünden bölünmenin, istense de, engellenmesi mümkün olmayacaktır. Ya da bilerek, kasıtlı olarak atılan adımlardan sonra bölünme olduğunda ne yapalım kardeşim konjonktür böyle, analar daha fazla ağlamasın denecektir.

Kaynaklar:

Gül: Kürt sorununda iyi şeyler olacak. T24  Bağımsız İnternet Gazetesi 10 Mart 2010 http://t24.com.tr/haber/gul-kurt-sorununda-iyi-seyler-olacak,33742

Terör örgütü ile hiçbir zaman masaya oturmadık oturmayacağız. Video kaydı 21 Ağustos 2010 https://youtu.be/ZwthNGUaTbY

Erdoğan: AKP Terör örgütü ile masaya oturmaz. T24  Bağımsız İnternet Gazetesi 21 Ağustos 2010 http://t24.com.tr/haber/erdogan-ak-parti-teror-orgutuylemasaya-oturmaz–kayseri-aa,9284

MİT Müsteşarı ifadeye çağrıldı. Habertürk 8 Şubat 2012 http://www.haberturk.com/gundem/haber/713829-mit-mustesari-ifadeye-cagrildi

MİT’e şok suçlamalar. Milliyet 9 Şubat 2012 http://www.milliyet.com.tr/mit-e-sok-suclamalar/gundem/gundemdetay/09.02.2012/1499748/default.htm

AKP iktidarı PKK ile görüşmüş. Video kaydı 6 Haziran 2012  https://youtu.be/3e9nym3OwGg

Talimatı ben verdim, alacaksanız beni alın. Haber7    7 Haziran 2012. http://www.haber7.com/siyaset/haber/888272-talimati-ben-verdim-alacaksaniz-beni-alin

Alacaksanız beni alın. Al Jazeera Turk   7 Haziran 2012 http://www.aljazeera.com.tr/haber/erdogan-alacaksaniz-beni-alin

Ateşkes mi dediniz? Sıtkı Güngör. Etkin Haber Ajansı 22 Haziran 2012 http://www.etha.com.tr/Haber/2012/06/22/guncel/adeskes-mi-dediniz/

Oslo belgeleri açıklandı. Gazete Vatan 19 Eylül 2012 http://www.gazetevatan.com/oslo-belgeleri-aciklandi-481714-siyaset/

2009 Habur – 2012 Ankara. Emin Çölaşan. Sözcü 1 Kasım 2012 http://www.sozcu.com.tr/2012/yazarlar/emin-colasan/2009-habur-2012-ankara-99472/

Ana dilde savunma ve ikiz yasalar. Prof. Dr. Ersan Şen. Haber7    5 Kasım 2012 http://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-ersan-sen/948058-ana-dilde-savunma-ve-ikiz-yasalar

İmralı’yla görüşüyoruz. Habertürk 28 Aralık 2012 http://www.haberturk.com/gundem/haber/807198-imraliyla-gorusuyoruz

İşte İmralı görüşmesinin tutanaklarının tam metni! T24 Bağımsız İnternet Gazetesi 28 Şubat 2013 http://t24.com.tr/haber/iste-imralidaki-gorusmenin-tutanaklari,224711

İşte merak edilen Oslo’da yapılan MİT-PKK görüşmesi. Tam Metin https://www.facebook.com/notes/ilk-ve-son-adim-atatürk/işte-merak-edilen-osloda-yapılan-mit-pkk-görüşmesi-tam-metin/248819375198025

İşte Akil İnsanlar Heyeti. Ümit Kozan. Hürriyet 04 Nisan 2013 http://www.hurriyet.com.tr/iste-akil-insanlar-heyeti-22957853

Akil İnsanlar’ listesi 1 saatte 2 fire verdi Haber Sol 3 Nisan 2013 http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/akil-insanlar-listesi-1-saatte-2-fire-verdi-haberi-70851

Akil İnsanlar Listesi’nde olmayı reddedenler! İnsan Haber 3 Nisan 2013 http://www.insanhaber.com/guncel/akil-insanlar-listesinde-olmayi-reddedenler-h11434.html

PKK ilk kez açıkladı…Oslo’da neler oldu? Akşam 24 Nisan 2013 http://www.aksam.com.tr/siyaset/pkk-ilk-kez-acikladiosloda-neler-oldu/haber-199057

Türkiye eyaletlere bölünecek. Video kaydı Ocak 2015 https://www.youtube.com/watch?v=nP16h20RhPI

‘7 Şubat’ta Gül, Hakan Fidan’a ‘ifade ver’ dedi; Erdoğan ‘gitme’ dedi’. T24 Bağımsız İnternet Gazetesi 21 Şubat 2014 http://t24.com.tr/haber/7-subatta-gul-hakan-fidana-ifade-ver-dedi-erdogan-gitme-dedi,251631

Çözüm süreci. Ortak açıklamanın tam metni. Aljazeera Turk 28 Şubat 2015 http://www.aljazeera.com.tr/haber/ortak-aciklamanin-tam-metni

Dolmabahçe’de tarihi açıklama. Milliyet 1 Mart 2015 http://www.milliyet.com.tr/dolmabahce-de-tarihi-aciklama/siyaset/detay/2021055/default.htm

Oslo’da varılan mutabakat Dolmabahçe’de açıklandı. Sözcü 3 Mart 2015 http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/osloda-varilan-mutabakat-dolmabahcede-aciklandi-759861/

7 Haziran seçiminin 8 sonucu. 8 Haziran 2015 http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150608_secim_satir_baslari_gs2015

Bülent Arınç’tan PKK’ya göz yumduk itirafı. Video kaydı 2 Ağustos 2015  https://youtu.be/HjNizsJpHY

Bülent Arınç’tan canlı yayında PKK itirafı. İnternet Haber  3 Ağustos 2015 http://www.internethaber.com/bulent-arinctan-canli-yayinda-pkk-itirafi-805030h.htm

Erdoğan’dan: Terör örgütü çözüm sürecinde silah stokladı. Milliyet 7 Ağustos 2015 http://www.milliyet.com.tr/erdogan-dan-teror-orgutu-cozum/siyaset/detay/2113870/default.htm

Çözüm süreci buzdolabında. Video kaydı 11 Ağustos 2015 https://www.youtube.com/watch?v=t9LbJdElP0I

Erdoğan, ‘Bundan sonra çözüm süreci buzdolabına kaldırılmıştır’. Türkiye Gazetesi 11 Ağustos 2015 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/politika/296110.aspx

Şimdi söz sırası kronolojide. Yıldıray Oğur. Türkiye Gazetesi 11 Ağustos 2015 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/587467.aspx

Terör örgütü çözüm sürecinde silah stokladı. Video kaydı 7 Eylül 2015 https://youtu.be/V5um6JiFWFo

Seçmen neden yeniden AKP dedi?. 3 Kasım 2015 http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/11/151103_akp_nasil_kazandi

Erdoğan: Valilere ‘Üzerlerine Gitmeyin’ Talimatı Verdik, Silahlar O Zaman Geldi. Haberler 21 Mart 2016 http://www.haberler.com/cumhurbaskani-erdogan-valilere-uzerlerine-8280540-haberi/

Valilere PKK’nın üzerine gitmeyin talimatı verdik. Video kaydı 20 Mart 2016  https://youtu.be/MBeLSqthphA

Erdoğan’dan çözüm süreci itirafı. Sözcü 21 Mart 2016 http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/erdogandan-cozum-sureci-itirafi-1146264/

SADAT’ın kurucusu Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı oldu. Yeniçağ gazetesi 17 Ağustos 2016 http://www.yenicaggazetesi.com.tr/sadatin-kurucusu-cumhurbaskanligi-basdanismani-oldu-144283h.htm

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Kürtler için özerklik istedi! Yeniçağ gazetesi 18 Ağustos 2016 http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cumhurbaskani-basdanismani-kurtler-icin-ozerklik-istedi-144316h.htm

Erdoğan’ın yeni danışmanı “Laiklik ilkesi olmasın”. Yeniçağ gazetesi 22 Ağustos 2016 http://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdoganin-yeni-danismani-laiklik-ilkesi-olmasin-144636h.htm

Başbakan Yıldırım: Çözüm mözüm yok kardeşim, o fırsatı kaçırdılar. DHA 2 Eylül 2016 http://www.dha.com.tr/basbakan-yildirim-cozum-mozum-yok-kardesim-o-firsati-kacirdilar_1317649.htm

Çözüm süreci. Vikipedi  https://tr.wikipedia.org/wiki/Çözüm_süreci

2011 Silvan saldırısı. Vikipedi https://tr.wikipedia.org/wiki/2011_Silvan_saldırsı

Hakan Fidan. Vikipedi https://tr.wikipedia.org/wiki/Hakan_Fidan

Bülent Pakman. Eylül 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/pakman/