İngiltere’de esir Türkler

20. Yüzyıl’ın ilk büyük felaketi olan 1914 yazında patlak veren “Büyük Savaş”, milyonlarca insanın hayatına mal oldu. Dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı, tarihe “sivil esir” kavramını ekledi. Savaş boyunca, suçları sadece düşman ülke topraklarında bulunmak olan binlerce “sivil” tel örgüler ardına hapsedildi.

O sırada İngiltere’de 40 milyondan fazla insan yaşıyordu. Bu nüfusun bir bölümünü ülkeye çalışmak ya da okumak için göç etmiş yabancılar oluşturuyordu. İngiltere Hükümeti Yabancılar Kayıt Kanunu 5 Ağustos 1914’de Buna göre askerlik çağındaki yabancılar tutuklanacak, diğerleri sınırdışı edilecekti. Güvenlik gerekçe gösteriliyordu. Askeri ve stratejik bilgiler karşı tarafın eline geçmemeliydi. Bu durum 1. Dünya savaşında sivil esir kavramının ortaya çıkmasına yol açtı

İngilizler, savaş boyunca çok sayıda Alman, Avusturya, Macar, Bulgar ve Osmanlı vatandaşının varlığından endişe ediyordu. İngiliz eşe sahip olanlar, İngiliz ordusunda oğlu olanlar bile buna dahildi. Bunların kayıt sistemini başlattılar, gece saat 9 dan sonra dışarıya çıkmaları, ülke vatandaşları ile konuşmamaları yasaklandı sonra da  tutuklayıp toplama kamplarına gönderdiler. Londra dışındaki geçici kamplar yetmeyince İrlanda Denizi’ndeki Man Adası, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin kurduğu sivil toplama kamplarının merkezi oldu. Adanın Douglas ve Knockaloe bölgelerinde kamplar kuruldu. Kamp sayısı 4’e, 1915 sonunda esir sayısı 20 bine ulaştı. Bu sayı savaş sonunda 30 bini buldu. Man Adası’ndaki kamplarda 100’den fazla Osmanlı vatandaşı da bulunuyordu. Türklerin kamplara getirilmesi Mart 1915’de başladı. Douglas’ta 14, Knockaloe’de 100-110 Türk oldu. İnsanlar kökenlerine ve varlıklarına göre dikenli tellerle ayrılmış bölümlerde kalıyorlardı. Ayrıcalıklı kamplarda para ödeyerek daha iyi şartlarda kalma imkanı da oluyordu. Bunlar parayla kantinden alışveriş yapanlar ve dışardan siparişle birşeyler getirme hakkına sahip olanlardı. Yahudiler ve sıradanlar diğer bölümlerden kalanları teşkil ediyorlardı. Esirlerden bazıları ise bölgedeki çiftliklerde çalıştılar. Yemek servisi ve temizliği esirler sağlıyordu.

Uzun yıllar esaret acısını çeken bu insanlardan kimi ailelerini kaybetti, kimi de dikenli teller ardında can verdi. Onlardan geriye dinmeyen bir vatan hasretiyle unutulmuşluk kaldı. Bugün İngiltere’ye bağlı Man Adası’nın Knockaloe bölgesinde bu insanlardan bazılarının mezarları bulunuyor. St. Patrick Kilisesi’nin bahçesinde bulunan mezarlardan biri Bahriyeli subay Hasan Derviş’e ait. Diğer altı mezarda ise sivil Osmanlı vatandaşları Ramazan Mehmet, Hüseyin Halid İbrahim, Hüseyin Ali, Mehmet Ali, Kalan Yeğen ve Ahmet Hasan yatıyor. Aslında kesin sayı bilinmemekte ve 12 olduğu tahmin edilmektedir. Sağ kalanların tahliyesi 1918 sonlarında başladı ve bir yıl sürdü.

Bülent Pakman Kasım 2015. İzin alınmadan ve aktif link gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets

Photo 08.07.2012 16 18 21Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/