Kur’an Reenkarnasyonu (ruh göçünü – tekrar doğuşu) red mi eder?

Kur’an’da Reenkarnasyonun Reddedildiği İddia Edilen Ayetler

Bazı hacı-hoca takımının dediklerine göre Kur’an’da reenkarnasyonu reddeden ayetler varmış. Bakalım:

Keşke bir dönüşümüz daha olsaydı da müminlerden olabilseydik.”(Şuara 102, Yaşar Nuri Öztürk Meali)

Buradaki dönüşden kasdedilen nedir, bunu dileyenler kimlerdir? Bunu anlamak için Surenin başına gitmek gerekir. Sure inanmayanlara gönderme yaparak başlar. İnanmayanlara örnek olarak Firavun’un Hz. Musa ile konuşmaları, Musa kavminin Mısır’dan kaçışı, Firavunun  takibi yer alır surede. Sonra Hz. İbrahim ve kavmi konu edilir. İbrahim der ki:

Beni öldürecek, sonra diriltecek O’dur.” (Şuara 81)

Sure bunu takiben iman etmeyenlere döner ve onların ağızlarından başlarına neler geleceklerini anlatır. İman etmeyenler akılları başlarına geldikleri zaman örneğin derler ki keşke geriye dönüşümüz olsa da daha akıllı işler yapabilsek. Yani zaman dursa, zaman içerisinde seyahat edebilsek de hata yaptığımız zamana dönebilsek, başka türlü davransak da o hataları yapmamış olsak. Bu dileğin reenkarnasyonla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Reenkarnasyonda eski zamana geri dönüş yoktur, aynı bedenle, aynı kimlikle madde alemine dönüş de yoktur. Yepyeni bir sayfa açılır, yepyeni bir hayata başlanır, bambaşka bir beden ve kimlikle. Ama bazı meallerde Allah’ın kitabı içerisine parantez konularak bakın ayet ne hale getirilmiş:

Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak!” (Şuara 102 Diyanet Vakfı Meali)

Yahu dünyayı nereden çıkarttın? Aslında ayette “dönüş” dahi yokken. Bakalım Arapçası ne diyor:

Fe lev enne lenâ kerraten fe nekûne minel mu’minîn(mu’minîne)” (Şuara 102)

ve hiç Arapça bilmeyenler için kelime kelime karşılıklarını yazalım:

fe lev enne: keşke olsaydı,
lenâ: bize, bizim için,
kerraten: bir kere daha,
fe: o zaman,
nekûne: biz oluruz,
min: den,
el mu’minîne: mü’minler

Yani düz (literal) çeviri ile: “keşke olsaydı bizim için bir kere daha, o zaman biz oluruz müminlerden.”

Akıl var, mantık var, iman etmeyenler pişman “keşke bir kere daha olsaydı” diyorlar. Ne olsaydı? Orası açık değil, “bir şans” mı, “bir düzeltme” mi, “bir imkan” mı, bir dönüş mü?

Peki diyelim ki adamlar dönmek istemişler. Sure’de  bunlara “yoo olmaz” diye  bir cevap var mı? YOK. Diyelim ki Allah’ın kelamına parantez ekleyenler haklı, adamlar keşke reenkarne olsak diyorlar.  Eee, “hayır öyle şey olmaz” mı diyor Surenin devamında?

______________________________________________________

Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.” (Bakara 167 Diyanet İşleri meali)

Şuara 102 için anlattıklarımız burada da aynen geçerli. Neden mi? Yine Arapça’sına bakalım:

Ve kâlellezînettebeû lev enne lenâ kerreten fe neteberree minhum kemâ teberreû minnâ kezâlike yurîhimullâhu a’mâlehum haserâtin aleyhim ve mâ hum bi hâricîne minen nâr(nâri).

ve kâle: ve dedi
ellezîne: o kimseler, onlar
ittebeû: tâbî oldular
lev: olsa, ise, keşke
enne: olduğu
lenâ: bize, bizim için
kerreten: bir kere daha, tekrar
fe: o zaman
neteberree: biz uzaklaşalım, berî olalım
min-hum: onlardan
kemâ: gibi
teberreû: berî oldular, uzaklaştılar
min-nâ: bizden
kezâlike: böylece
yurî-him(u): onlara gösterecek
allâhu: Allah
a’mâle-hum: onların amelleri
haserâtin: hasara uğrayan
aleyhim: onlara
ve mâ: ve değil
hum: onlar
bi hâricîne: ile çıkacak olanlar
min en nâri: ateşten

Yani düz (literal) çeviri ile: “olsa, ise, keşke, olduğu bize, bizim için bir kere daha, tekrar o zaman biz uzaklaşalım, berî olalım onlardan gibi berî oldular, uzaklaştılar bizden, böylece onlara gösterecek Allah, onların amelleri hasara uğrayan onlara ve değil onlar ile çıkacak olanlar ateşten.”

Hani nerede burada “dünyaya dönüş”?

Nitekim Yaşar Nuri Öztürk meali aynen bu yönde:

İzleyenler şöyle demiştir: “Ne olurdu bir kez daha imkân verilse de şunların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak.” Böylece Allah onlara, yapıp ettiklerini, kendilerine yönelmiş özleyişler olarak gösterir. Ama artık ateşten çıkamazlar.  (Bakara 167)

Bu paralelde başka mealler de var. Yukarıda Şuara 102 için olan yorumlarımız burada da aynen geçerli. Ateşle azap çekecekler. Kimler? Sure’nin içinde var, müşrikler, inkarcılar, lanetliler vb. Yine bir özel durum söz konusu. Onların dışında kalanlar için Sure’de “bir daha imkan verilmez” diye bir şey var mı? YOK.

___________________________________________

Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der: “Rabbim, beni geri döndürün; Döndürün ki, o arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım.” Hayır, bir kelime ki bu, o söyler onu. Ötelerinde, dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır. (Müminun 99-100).

Sure bu ayete kadar yine inanları ve inanmayanları anlatır.

Müminun 99. ayet:

Hattâ izâ câe ehadehumul mevtu kâle rabbirciûn(rabbirciûni).”

ehade-hum: onlardan birine-inanmayanlardan birine,
el mevtu: ölüm,
hattâ izâ câe: geldiği zaman,
kâle: dedi,
rabbirciûni (rabbi irciû-ni): Rabbim beni geri döndür.

Burada ölüm gerçekleşmiş mi, gerçekleşmemiş mi belli değil, “ölüm geldiği zaman” deniliyor, “öldükten sonra” denilmiyor. Yukarıdaki ayetlerde olduğu gibi yine bir pişmanlık ve dönüş isteği söz konusu. Bunun reenkarnasyon şeklinde olmasının istendiğine dair hiçbir şey yok. İstek ölümün geciktirilmesi, biraz daha ömür tanınması şeklinde. Aklım başıma geldi artık iyi şeyler yapacağım şeklinde.  Ama aşağıda anlatacağımız gibi ölüm gelmiş de olabilir, bu önemli değil.

Müminun 100. ayet:

Leallî a’melu sâlihan fîmâ terektu kellâ, innehâ kelimetun huve kâiluhâ, ve min verâihim berzahun ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).

leal-lî: böylece ben,
a’melu sâlihan: salih amel (nefsi tezkiye edici amel) yaparım,
fîmâ: içinde, o şeyde, hakkında,
terektu: bıraktım, terk ettim,
kellâ: hayır, asla,
innehâ: muhakkak o
kelimetun: bir kelimedir, sözdür
huve: o
kâiluhâ: onun söylediği (söz)
ve min verâi-him: ve onların arkalarından
berzahun: bir berzah vardır
ilâ yevmi: güne kadar
yub’asûne: beas/baas olunacaklar, yeniden diriltilecekler

Önceki ayetlerin aksine burada bir “cevap” söz konusu. “Hayır”. Neden hayır, o da ayetin devamında var, çünkü önce günahlarının kefaretini ahirette ödeyecekler. Ne zamana kadar? “Tekrar diriltilecekleri güne kadar.” Bu açıkça yazıyor. Yani ölenin günahları varsa hemen reenkarne olması söz konusu değil, önce ahirette amellerinin muhasebesini yapacak, kul hakları için bizzat her kuldan af dileyecek, hakkını aldığı kul henüz ölüp ahirete intikal etmemişse onun gelmesini bekleyecek, acı çekecek, günahlarının bedelini ödeyecek. Burada yeniden dirilmeyi bazı hacı-hoca takımı kıyamet günü olarak tefsir eder. Ama görüldüğü gibi ayette öyle bir kelime ya da ima yok.  Öyle olsaydı “beas/baas” yerine “kıyam” derdi.

Şimdi burada bir husus daha var. Hemen dönmemek, önce muhasebe süreci geçirmek genel bir kural mı yoksa sadece burada özel bir durum mu? Her iki ihtimalin de  reenkarnasyonun var olup olmaması ile ilgisi yok. Sadece reenkarnasyon sürecinin nasıl olduğu açısından önemli. Ayetin başında “onlardan birine” dendiğine göre burada özel bir durum söz konusu. Onlardan birinin ne olduğunu anlamak için Surenin öncesine döndüğümüzde bunların “müşrikler” olduğunu anlıyoruz.

Sure’nin öncesi:

Dediler ki: “Ölüp, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı, gerçekten o zaman mı diriltileceğiz?” (Muminun 82).

Yani ayete göre müşrikler ölümden sonra hayatın devam ettiğine inanmıyorlar, daha doğrusu bilmiyorlar. İnsan toprak haline geldikten sonra nasıl tekrar diriltilebilir? Ölü diriltilebilir mi? Hadi canım sende diyorlar. Ve cevaben yukarıda verdiğimiz 99-100. ayetler geliyor. Ölüm anı geldiğinde akılları başlarına gelecek, madem öyle bizi geri döndür diyecekler ama ölmeden ve ahirette kefaret ödemeden bu mümkün olmayacak. Surenin tamamından bu anlam çıkıyor. Reenkarnasyon karşıtı hacı-hoca takımının en çok sığındığı bu ayet tam tersine ahireti ve yanında bonus olarak reenkarnasyonun zamanlamasını da bizlere gayet güzel anlatıyor.

Özetleyelim:

1. Bazılarının, örneğin inanmayanların, müşriklerin, kul hakkı yiyenlerin, kötülük yapanların öldükten sonra öteki alemde hesap verme süresi olacak. Tekamülleri açısından reenkarne olmaları gerekse de bu hemen olmayacak.

2. Müşrik olmamış, kimseye zarar vermemiş ama madde aleminde yani bu dünyada yararlı iş de yapmamış, zamanını boşa harcamış, alması gereken verileri idrak edememişlerin tekamül süreçlerini tamamlamak için reenkarne olmalarına gerek varsa öteki alemde bir süre geçirmelerine gerek olmayabilir ve kısa sürede reenkarne olabilirler.

Surenin önceki ayetlerinde aynı bedende tekrar dünyaya gelmenin mümkün olmadığına işaretler bulunmaktadır. Bunun reenkarnasyon ile ilgisi yoktur, zira reenkarnasyon aynı bedende değil başka bedende gelineceğine işaret eder.  Prof. Abdülaziz Bayındır aradaki farkı aşağıdaki klipte gayet güzel açıklıyor:

Prof. Abdülaziz Bayındır’ın yukarıda bahsettiği ayetler:

E yaıdukum ennekum izâ mittum ve kuntum turâben ve izâmen ennekum muhracûn – Size, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra tekrar meydana çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?” (Muminun 35)

Heyhâte heyhâte limâ tûadûn – Heyhat! Size vaat edilen o şey ne kadar uzak!” (Muminun 36)

İn hiye illâ hayâtuned dunyâ nemûtu ve nahyâ ve mâ nahnu bi meb’ûsîn – “Hayat, şu dünya hayatımızdan başkası değildir. Ölürüz, yeniden hayat buluruz ama biz tekrar diriltilecek değiliz.” (Muminun 37).

Bazı meallerde “nahyayaşarız” olarak verilmektedir. Ayette önce ölüm zikredildiği için yaşam anlamını da verilse bununla ölümden sonra yaşam kasdedilmektedir. Prof. Bayındır da videosunda bunu kastetmektedir.

Yani neresinden bakarsanız bakın Muminun suresinin reenkarnasyonu reddettiği bomboş bir iddiadır.

Bu arada reenkarnasyon karşıtları berzahın Peygamberden rivâyet edilen bir hadise göre (Buhari; Cenaiz 90) dünya ile âhiret arasındaki şeyin adı olduğuna dikkat çekmektedirler. Öncelikle tüm hadisler gibi sözkonusu hadisin güvenilir kaynaktan olup olmadığı tartışılır. Olsa bile Kur’an ayetleri ile örtüşmesi şart olup Kur’an ayetlerini kendi içerisinde anlamak en doğrusudur. Ölen insanın  reenkarne oluncaya kadar madde dışı bir ortamda bekleyeceği zaten akla uygundur. Bunun adına isterseniz berzah deyin. Bu Kur’an dilinde “gayb”dır. Yani bilinmeyendir. Bizi ilgilendiren bu dünyada ne olduğudur. Dünya dışı alemi, öteki alemi de düşünebilir, araştırabiliriz, kendimize göre bir sonuca da varabiliriz. Hatta bunu yapmamız gerekir. Ama bu  tahminden öteye geçemez. Aşağıdaki Kur’an ayetine göre bilinmeyeni bilmemiz mümkün değildir.

De ki Göklerde ve yerde, Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler. Hayır, onların bilgileri âhiret konusunda yetersiz kalmıştı. Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar. Hayır, hayır! Onlar, onu göremeyecek kadar kördürler.” (Neml 65-66)  

Prof. Yaşar Nuri Öztürk Kur’an’daki İslam  kitabında söz konusu Muminun Ayetlerini bir başka açıdan yorumluyor:

“Bu ayetlerde dünyaya tekrar geri dönmek isteyenlere ret cevabı verildiğini görüyoruz.
Bu, reenkarnasyonun olmadığına değil, olduğuna kanıttır. Dünyaya sürekli geri gidip açığını kapatmak isteyenlerin bu istekleri reddediliyor. Elbette ki dünyaya tekrar dönmemesine karar verilenlerin bu istekleri reddedilecektir. Ama bu onların daha önce reenkarne olmadıklarını veya başkalarının dünyaya tekrar gönderilmediğini ifade etmez; geri gelmenin herkes için kural olmadığını belgeler.”

Süleyman Ateş`e göre, bu iki âyette ruhun tekrar dünyasal bedene döndürülemeyeceği manası çıkabilir ise de; ruhun hiç dünyaya dönmeyeceği değil, tekrar bedenleneceği zamana kadar bir geçit, yani bir ara zaman bulunduğu anlatılmaktadır. Âyette ruhun ba`s olunacağı kesindir. Ancak Ateş`e göre, bu ba`s hemen ölümün ardından değil, belli bir zaman aralığından sonra olacaktır. Ateş, âhiret bedenlenmesinin muhakkak olduğuna inanmakla birlikte şu soruyu kendi kendine sorar: “Acaba bu âyette olgunlaşmamış ruha bir kez daha dünyada bedenlenme fırsatının verileceği anlatılmış olamaz mı?” Ateş bu ihtimalin her zaman için var olduğunu savunmuştur.

_______________________

Görmediler mi, kendilerinde önce nice nesilleri helak ettik. Onlar artık bir daha bunlara dönmeyecekler. E lem yerev kem ehleknâ kablehum minel kurûni ennehum ileyhim lâ yerciûn(yerciûne).” (Yasin 31)

Burada yok edilen milletlerden kavimlerden bahsediliyor. Bütün tefsirlerde “kuruni” nesiller, kavimler olarak tercüme edilmiş. Bunda bir sorun yok. Hum ileyhim lâ yerciûne: onlar onlara dönemezler, yani onlar tekrar kavim-millet olamazlar deniliyor. Bunun reenkarnasyon ile hiçbir ilgisi yok. Kavimler-milletler reenkarne olmaz, biz aksini mi söylüyoruz, her ruh bağımsız yani kendi karmasına göre reenkarne olur.  Reenkarne oldukları zaman da isteseler yok edilen kavimlere dönemezler. Ayet ayrıca buna da işaret ediyor.

______________________________________

Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.” Lâ yezûkûne fîhel mevte illel mevtetel ûlâ, ve vekâhum azâbel cahîm(cahîmi).” (Dühan 56)

Burada “El ula”: “ilk”olarak çevrilmiştir, halbuki “evvelki” olarak da çevrilebilirdi. Örnek; Muhammed Esed meali; “ve orada önceki ölümlerinden sonra (başka) bir ölüm tatmayacaklar”. Onlardan kasıt müttekiler yani takva sahipleri, korunup sakınanlar, Allah’ın iyi kullarıdır, Sure’nin önceki ayetlerinde açıklanmıştır:

Korunup sakınanlar, güvenli bir makamdadır” (Dühan 51)

Hiç kuşkusuz, ayrım günü, hepsinin buluşma zamanıdır/buluşma yeridir. İnne yevmel faslı mîkâtuhum ecmaîn(ecmaîne) Bir gündür ki o, dostun dosta yararı olmaz. Onlara yardım da edilmez.. (Dühan 40-41).

Bazı tefsirlerde ayrım günü yerine hüküm günü olarak yer almaktadır. Ancak ayet kelimesi bellidir. “Yevm el faslı: ayrım günü”. Ayetleri bir bütün olarak ele aldığımıza Allah’ın iyi kulları bir gün gelecek evvelce olduğu gibi artık bir daha reenkarne olmayacaklar, ölümü daha fazla tatmalarına gerek kalmayacak, maddi alem dışında kendilerini çok güzel şeyler bekleyecek ki bunların neler olduğu diğer ayetlerde anlatılmış.

_______________________________

Kur’an’ın başka ayetlerinde de geriye dönülme olarak çevrilen ifadeler mevcuttur. Ancak bunlar yaşanılan hayattaki yaşanmış noktaya geri dönüştür, ki bu zaten mümkün değildir ve reenkarnasyonla ilgisi yoktur.

Nice kez geldim gittim delim sûret yarattım
Bu şimdiki sûrette Yunus olup dûr idim.
Ben bu sûretten ileri adım Yunus değil iken
Ben ol idim ol ben idim bu aşkı sunanda idim.

________________

“Feryat edip dururlar orada: “Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım. Barışa ve hayra yönelik iyi bir iş yapalım.” Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi, tadın bakalım azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.” (Fatır 37)

Ayete göre yeni bir imkân verilmesini isteyenler, daha önce yeterli süre verildiği cevabını alıyorlar. Yeniden dönmenin imkansız oluşundan değil. Bu açıkça yazılı. Ayette ömür kavramı insanın tekâmülünü tamamlaması için gerekli olan süre anlamında kullanmaktadır. Sürenin dünyaya kaç kez gelmekle tamamlanacağını Allah bilir. Kişinin mahşer hesabı bu sürecin tamamlanması sonunda görülecektir. Bu arada Ayette iddia edildiği gibi ret cevabı yok. Belki bu azabı çektikten sonra tekrar bedenlenecekler. Ayette bu belli değil. Belli olan ÖNCE azap çekmelerinin gerektiği.

Ölen insan ruhunun bir erkek ve kadının cinsel ilişkisi sırasında kadın rahminde döllenme ve sonrasında gebelik, cenin ve doğum süreçlerinden geçerek yeni bir bedende “yeniden” dünyaya gelmesi olan reenkarnasyon ile ölen insan ruhunun “tekrar” kendi dünyasal bedenine döndürülmesinin (dirilme) birbiriyle ilgisi yoktur. Kur’anda insanların öldükten sonra pişman olup keşke imkan verilse de ölüm anına (yani aynı bedene) geri dönsek biraz daha yaşayıp hatalarımızı tamir etsek dileğinde bulunduklarına ancak “dirilmenin” imkansız olduğuna değinir.

Peki, ruhun aynı vücuda dönüşü mümkün müdür?

Fiziki bedende “tam ölüm” gerçekleşmemişse halk arasında dirilme de denilen hayata dönme imkanı vardır. Bazen tıbben öldü denilen ve aletlerle suni şekilde yaşatılmaya çalışılan insanların çok ekstrem durumlarda hayata geri döndükleri olmaktadır. Ancak tıpta buna dirilme denmemektedir. Bazan medyada görürüz, öldü diye morga, tabuta konanlar hareket etmeye başlarlar: TIKLAYIN. Bu konular ayrı yazılarımızda araştırılmıştır. Okumak için lütfen tıklayın: https://bpakman.wordpress.com/dunya/neo-spiritualizm-nedir/oteki-tarafa-gidip-gelenler/

Notlar:

1. Kur’an’da reenkarnasyona işaret eden ayetler için lütfen  TIKLAYIN1 ve TIKLAYIN 2_

2. Kur’an’da neden reenkarnasyon geçmiyor diyen cahil cühela. Kur’an karadelik (blackhole), solucan delikleri (wormhole), uzay-zamanda yolculuk, karanlık madde (dark matter) geçiyor mu? Aslında geçiyor, adam gibi okuyup, üzerinde kafa yorup anlarsan. Reenkarnasyon da öyle.

________________

Bülent Pakman, Eylül 2011.  Son güncelleme Ocak 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Reenkarnasyonla ilgili yazılarımız:

Kur’an Reenkarnasyonu (ruh göçünü – tekrar doğuşu) red mi eder? için 20 cevap

  1. Geri bildirim: Reenkarnasyon - Sayfa 7

  2. abeybeder dedi ki:

    sayın hocam ,birde insan ömrü kabir hayatının sonudur…insana allah isterse ömrünükabirden biraz katarak dünyada kalmasına biraz daha mühlet verir ki belki döner diye..ama artık bildiğinden dönmüyorsa dünya hayatı bir defter olarak dürülür..azrail bi kere canını alır bi kere sekaratı mevt yaşar bi kere o acıyı tadar..başlangıçta da ana rahmine bir kere düşer ki yine bu ana rahmiyle ilgili mucizeler şeklinde ayetler belirtilmiş..insan öldükten sonra acbüzzenep denilen yerden tekrar dirilecek ama bu bir kereliğine mahsustur ve şans değil..hesap günüdür..genetik bilim bunu keşfetmiştir..

    • mehmet dedi ki:

      Çok doğru söyledin kardeşim aynen öle benim yorumumda da onu anlatmaya çalıştım öyle bir şey olsaydı (ben inanmıyorum) 5 bin-10 bin hadi 100 bin kişiye verilmez vercekse allah herkese vermesi lazım yoksa haksızlık olur çünkü 2. dünyayaa gelişinde müslüman olup cennete giderse başka kişilere haksızlık olmazmı kardeşim doğrumudur ?

      • bpakman dedi ki:

        Anlayamadım. Müslüman mutlaka cennete gider diye bir kaide mi var? Ayrıca 5-10 bin, 100 bin kişiye verildiğini nereden biliyorsunuz? Saydınız mı? herkese verilmediğini nereden biliyorsunuz?

      • sercan dedi ki:

        Sayın Pakman,
        Cehenneme gideceklerin tefsir edildiği ayetlerin hiçbirinde Müslümanların olduğunu hatırlamıyorum.

        Müslüman, Allah’a teslim olan manasını taşır bildiğim kadarı ile. Cennet’le birlikte anılanlarda bu özelliğin olduğunu ise iyi anımsıyorum.

        Burada hakiki müslüman, görünüşte müslüman tartışması belki yapılabilir ki, görünüşte Müslüman’a Allah’ın verdiği isim münafık’dır.

        Müslüman olup günahından pişman olmayan fasıklar dahi cehennemle anılmamıştır.

        Reenkarnasyona inanmıyorum, Kur’anı acizane birkaçkez okudum ve ne kalbimde ne de beynimde böyle bir algı oluşmadı.

        Size reenkarnasyon yoktur demiyeceğim, çünkü öncelikle bu blogda yazdıklarınızı iyice okumak ve anlamak istiyorum.

        Rabbim inşaallah bize en doğruyu göstersin, ve hatası olanı nefse düşmeden kabullenmeyi ve düzeltmeyi nasip etsin.

        Saygılarımla,

      • bpakman dedi ki:

        Allah’a teslim olan neden cehenneme gitsin?

        Tekamül etmemekte direnenler Allah’ın varlığını, ilahi kanunları inkar edenler, günahkarlar, yetim, kul hakkı yiyenlerin vb. Allah’a teslim olanlardan olabilir mi? Bunlar kendilerine müslümanız deseler ne olur, başkaları onları müslüman görse ne olur, onlara görünüşe göre müslüman dense ne olur, münafık dense ne olur? Ne değişir?

      • sercan dedi ki:

        Cevabım “Müslüman mutlaka cennete gider diye bir kaide mi var?” yorumunuz üzerine idi.
        Siz de kendi yorumunuzda Allah’a teslim olan niçin cehenneme gitsin demişsiniz. Yani aynı fikirdeyiz o halde değil mi? Böyle bir ifade kurmanızı aylayamadım sadece.

      • bpakman dedi ki:

        Ben müslüman derken günümüzde kullanılan “müslüman” kelimesini kasdetmiştim. Müslüman deyimi maalesef ne hale geldi. Onun için “Allah’a teslim olan” yani müslümanın orijinali ile kendine müslüman diyen, müslüman görüneni ayırmak gerekti. Herkesin kararını elbette Allah verecektir, bize haşa hiçbir kul hakkında kesin hüküm vermek düşmez, ama bu kadar aklımızla “Allah’a teslim olan” cennete gider diyebiliriz. Onların dışında kalan ve kendilerine müslüman diyen ya da müslüman denilenler nereye giderler onu Allah bilir.

  3. mehmet dedi ki:

    Şİmdi kardeşim böyle diyorsunda herkes mi reenkarnasyona uğruycak şimdi diyelimki sen uğradın ve aşırı derecede müslüman oldun ben 1. yaşamımda kötüydüm ama ben reenkarnasyona uğramadım şimdi burda sen cennete gidersen ben cehenneme gidersem olmaz eğer reenkarnasyon varsa herkes olmalı biraz zeki ol ben böyle bir şey varsa (ben inanmıyorum)herkes reenkarnasyona uğramalı değil mi biri buna cevap versin bakalım

    • bpakman dedi ki:

      Herkesin uğramadığının nereden biliyoruz? Belki de uğruyordur. Hatta mantıken öyle olması gerekir. Zira kısacık bir tek ömürde pişilmesi çok zordur.
      Nice kez geldim gittim delim sûret yarattım. Yunus Emre
      İnsanoğlu bir kere doğar. Nihayet 2 kere doğar. Ben defalarca doğdum. Mevlana Celaleddin-i Rumi
      Detaylı anlattığım bir yazım var. Hayatın öncesi sonrası.

  4. Bülent Pakman dedi ki:

    Geri zekalı dincinin biri bir yukarıdaki sayfayı link gösterip oku da öğren diyen birine kızmış bana laf etmiş. Daha tenasüh ile reenkarnasyon arasındaki farkı bilmeyen bu cahil beni kötülemek için aramış taramış bula bula içki kadehi ile çekilen 1-2 fotoğrafımı bulmuş ve içkinin yasak olduğunu kabul etmediğim iftirasını atmış. Kur’an’da neyin yasak olduğunu senden çok daha iyi bilirim çok şükür. İçki de yasaktır. O Allah ile benim aramdadır, hesabını Allah’a ben veririm. Sana bilmem ne yemek düşer. Allah’a bin şükür bana 40 yıllık dolu dolu iş ve mühendislik hayatı nasip etti. Kırk yılda bir de olsa içtiğim içkiyle çok şükür zaman hiç bir sapıtmadım, şuurumu azaltmadım, hiç kimsenin kalbini kırmadım, ailemin çevremin huzurunu bozmadım, evimin rızkını azaltmadım. Allah emeğimin karşılığını her zaman fazlasıyla verdi, o çerçevede aileme öncelik verdikten sonra da hakkım olan rızkımı hakkım ölçüsünde yedim içtim. Ben Allah’a hesap vereceğim ama sen bana attığın çamurların hesabını veremeyeceksin zira sana helallik vermiyorum. Öteki tarafta hakkımın takipçisi olacağım. Eğer bir de namaz kılıyorsan Maun suresine göre vay haline.

  5. bpakman dedi ki:

    Her ölenin reenkarne olup olmayacağı amellerine ve başka şeylere bağlıdır. İyi insan da olsa reenkarne olabilir, bunu kendisi de isteyebilir, daha fazla tekamül edebilmek için veya madde dünyasına bağlılığından dolayı, dünyadan zevk almak için, ya da ona görev verilebilir vb. Kimin nasıl olduğuna Allah karar verdiği gibi sonunda ne olacağına da.

    Dünyaya gelişlerde farklı aileler olacaktır elbette. Bunun önemi yoktur. Öteki alemde önemli olan ruhun kendisidir ailesi değil. Aile maddi alemde görev taşır. Ömür, öğüt almanın yani tekamülün süresidir yani “kül” dür. Buna göre yaşadığımız her bir hayat “cüz” dür.
    Sizi biz öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi?” Fatır 37.
    Bunların hepsi yazılarımda var.
    Ruhun maddi dünyadaki adının tekamül açısından ve esas geldiği madde dışı alemde hiçbir anlamı yoktur. Ne demiş? “Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm“.
    Her ölümden sonra mutlaka o yaşama ait hesap verilecektir. Ruh kendi vicdanında da hesap yapacak, elbette ilahi yargılama yoluyla da hesap verilecektir. Hesap belki öteki alemde tamamen kapanmayacak, dünyada çekilmesi gereken ceza olacak, dünyada da verilmesi gereken hesap/süreç olacak belki o yüzden de tekrar enkarne olmak gerekecektir.
    Varlık genel addır. Mesela melekler de varlıktır, ruhlar da.
    Kıyamet Kur’an’ın en müteşaibih konusudur. Çeşitli tefsirler vardır. Aşikar olan bir son olduğudur. Kıyamet içinde yaşadığımız dünya planının mı yoksa evrenin mi sonudur? Bu konu açık değildir “gayb” a girmektedir. Kıymette bana topyekün bir hesap söz konusu şeklinde görünmektedir.

    Not: Yorumcunun sonradan isteği üzerine kaldırılan: “…şimdi ben öldüm diyelimki iyi bir insanım. bir daha dünyaya gelecek miyim??? bir daha dünyaya gelirsem ilk ömrümdeki ailem ne olacak kıyametti hangi ailemle olacağım??? ben bir benliğim adım xxx soyadım XXXX. xxx XXXXin hiç mi anlamı olmayacak. peki neye göre kıyamette yargılanacağız ruha göre mi varlığımıza göre mi?” yoruma cevap olarak.

  6. bpakman dedi ki:

    Reenkarnasyona inananlara istinaden: “Onlar ahiret diye bir şey yoktur demektedir, onlar Allah’a, Peygamber’e ve Kitaba inanmayan bazı kimselerdir” şeklinde büyük bir yalana ve iftiraya alet olmuşsunuz. Alıntı diyerek bundan kurtulamazsınız. Bunun öteki dünyada hesabını vereceksiniz. Ben bunun bizzat takipçisi olacağım.

    Reenkarnasyona inananın yaratıcı, yönetici, planlayıcı İlahi Kudrete, onun adaletine ve madde dışı aleme inanmaması mantıken mümkün değildir. Bırakın inanmamayı daha sıkı ve tam kalben bağlanır bu gerçeklere. Bunun aksini söylemek ya cahilliktir ya da ondan da öte maksatlı yalandır, iftiradır. Dinciler neden böyle bir yalana başvurmaktadırlar? Çünkü reenkarnasyon inancı ne kadar yaygınlaşırsa dinci takımı rantını o kadar kaybeder.

    Not: Yorumcunun sonradan isteği üzerine kaldırılan: “Onlar, ‘Âhiret diye bir şey yoktur. Esas olan insanın ruh ve vicdan huzurudur’ demektedirler. Allah’a, Peygamber’e ve Kitab’a inanmayan bazı kimseler de bu şekilde düşünmektedirler.. ve bu anlayış, içi boş bir iddiadır (alıntı)” yoruma cevap olarak.

  7. bpakman dedi ki:

    Notlarda belirtilen kendi isteği üzerine yorumları kaldırılan şahıs, soru sormaya devam etmektedir. Ancak gerek önceki ve gerekse yeni sorularından yazılarımı tam okumadığı anlaşılmaktadır. Bu kez açıklama istediği Duhan 56 ile ilgili incelemeyi, biraz zahmet ederse yukarıda okuyabilir.

    Yine açıklama istediği budizm ve hindu felsefelerindeki tenasüh konusu ayrı bir yazımızda incelenmiştir. Onu da zahmet olmazsa oradan okuyabilir: https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/kurandaki-isaret/dincilerin-tenasuh-saptirmasi/

    Bir başka sorusundakilerin cevabının yazılarımda olduğu da gerçeği karşısında baştan beri konuyu sulandırmaya çalıştığı artık belli olmuştur. Bütün bu sebeplerden dolayı kendisine daha fazla zaman harcamak mümkün olmayacaktır.

  8. sercan dedi ki:

    Merhabalar Bülent bey,

    Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.
    Mü’min Suresi 11.Ayet. Diyanet vakfı Meali.

    Yukarıdaki ayet-i celile’de 2’şer defa ifade edilen ölüm ve dirilme’yi siz ne olarak yorumluyorsunuz?
    Diyanet vakfı bunları, dünya hayatının sonundaki ölüm, kabir sorgusu için dirilme, kıyamete kadar tekrar ölüm ve sur ile yeniden dirilme olarak tesfir etmiş.

    • bpakman dedi ki:

      Bu ayeti işin içine sperm, cenin karıştırıp tefsir edenler de var. Bunu yazılarımda açıkladım.
      İslam’da olmayan ruhban sınıfı için bütçeden 8 bakanlığının toplam bütçesine eşit, 11 bakanlığı geçerek 5.4 milyar TL pay alan, meallere parantez içerisinde ayette olmayan kelimeler koyarak şirke giren Diyanetçiler sağolsun kıyameti 1400 yıl önce kopturmuşlar. Adamların dili geçmiş konuştuğunu gözardı etmiş, kimsenin farketmeyeceğini düşünerek.

  9. Geri bildirim: Kur’an Reenkarnasyonu red mi eder? | Pakman World

  10. Geri bildirim: Reenkarnasyon Sorular Yanıtlar | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s