Reenkarnasyon Sorular Yanıtlar

Listelerde yöneltilen sorular ve yanıtları:

1. Reenkarnasyon nedir, böyle bir şey varmıdır, ispat edilmişmidir?

Kelime anlamı tekrar doğuştur, bence kesinlikle vardır ve bence araştırmalarda kanıtlanmıştır. Bkz: https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/

2. Tüm canlılar bu re-enkarnasyona tabi olurlar mı, yani bir kez kedi sonra kuş veya insan veya başka bir şey olarak gelinir mi?

Evet olurlar ama tabi olma tekamül – olgunlaşma içerisinde sürer. Yani insan hayvan olarak, hayvan bitki olarak re-enkarne olamaz.

3. O zaman bir düzenli yaşayıp ölmeyen ruh mu var ve devamlı dünyaya gelip yaşamdaki sınavlarla tekamül ediyor.

Evet ruh dediğimiz bedensiz bir varlıktır, daha doğru bir tanımla, “enerjidir”, bizim şu anda sahip olduğumuz gibi bir maddi bedene sahip olmayan ruh yani enerji tekamül eder. Tasavvufta fenafillah/vahdet-i vücut ve doğu felsefesinde Nirvana benzeri mertebeye kadar ve/veya daha ileri başka planlara boyutlara transfer oluncaya kadar. Bu enerjinin maddi bedendeki bağlantı noktası beyindir. Enerji maddi bedene sahip olmadan da tekamül eder akıl böyle oluşmuştur ama tekamül sürecinde bedenlenmeden olmaz. Modern akıl büyük olasılıkla bedenlenme sırasındaki tekamülle oluşmuştur. Eğitimde nasıl defalarca sınıfları, okulları bitirmek gerektiği gibi gidip gelmek yani bedenlenme gereklidir.

Enerjilerin birbirlerine helezonik şekilde bağlı olması sayesinde bir nizam ve basitten mükemmele doğru düzen oluşmaktadır. En basit akıl bile bir değer taşır, bu helezonik bağ sayesinde mükemmel akıl her şeyi yönetir. Bu düzende tesadüf diye bir şey söz konusu dahi edilemez.

4. Bu gelişmeyi kim ölçüyor, önce insan sonra hayvan veya bitki mi olunuyor vey tam tersi mi?

Tekamül-gelişme enerji içerisinde kayıtlanıyor yani ölçüme gerek kalmıyor, düzey zaten farklı enerji yoğunluğu ve renkleriyle yani boyutlarıyla kendini gösteriyor, yönlendirmeyi yukarıda açıklanan akıl  çerçevesinde İlahi Yönetim Mekanizması ve alt yönetimler planlıyor ama bir zaman sonra varlık kendisi de ölçebiliyor, algılayabiliyor, yani  o kadar tekamül edebildikten sonra. Sırayı soruyorsanız atom, bitki, hayvan, insan. Gidişat hep basitten mükemmele doğrudur. Cılız bir ışık ile göz kamaştıran bir ışık, monokrom ile çok renklilik arasındaki farkları düşünün.

5. Bu ruhun replasmanı nasıl ve hangi anda olur?

Öteki alem dediğimiz anti madde-madde ötesi ortamda, zamanı geldiğinde, görevlendirmelerde, madde ötesi alemde de yapılması gereken işler, görevler bittiğinde, bazen hemen ölümden sonra madde dünyasındaki birilerinin cinsel ilişkisi sırasında, bazen yıllar sonra.

6. Seçim ve yerleşme nasıl gerçekleşiyor?

Yerleşme döllenme sırasında oluyor, yani spermin yumurtaya girişiyle rahimde oluyor, görevli-rehber bedensiz varlıklar gerekirse seçim ve yerleşime yardımcı olabiliyorlar, ama ölümden sonra dünya yaşamının cazibesinden kurtulamayanlar hemen tekrar dönmek isteyip bunu kendi kendilerine de gerçekleştirebilirler. Tibetliler eserlerinde  yeni ölenleri uyarıyorlar, sakın dünyadaki cinsel ilişkilerin çekimine kapılmayın diye. Demek ki içinde yaşamakta olduğumuz madde dünyasında cinsel ilişkiler bir çekim gücü oluşturuyor.

7. Farkındalık olur mu, yani eskiye gidiş ve önceki hayatı hatırlama?

Farkındalık bazı durumlarda olabilir, özellikle Güney Anadolu’daki Nusayriler re-enkarnasyona inandıkları için genelde çocuklarının ilk konuşmalarına (böyle konuşma olursa tabii) kulak verirler. Bkz: https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/nusayrilerde-reenkarnasyon/ En azından deja-vu olabilir, bana Sicilya’nin Cefalu kasabasında olduğu gibi. Bunu bilmeyen toplumlarda ise çocuğun konuşmalarına inanılmaz, susturulur ya da çocuk aldıran olmayınca kendisi susar ve unutur. Ancak olması gereken geçmiş hayatı hatırlamamadır. Yoksa yeni bir sayfa hiç bir zaman açılamaz.

Dr. Bedir Hatem “Sevgi ve Umut” adlı kitabında bunu şöyle açıklıyor: ”Sebebi: geçmiş yaşantılarımızı hatırlasaydık bu yaşantımızda geçmişin intikamlarını almaya kalkar dolayısıyla bu yeni yaşam eskisinin devamı olurdu ve kısır döngülerle girerdik yeni yaşamlar bulamadan eski yaşamların bunalımlarını yaşamak zorunda kalırdık. Yani aynı filin devamı arkası yarın dizilerine dönerdi. Oysa insan bir aktör gibi enkarnelerinde yaşamı boyunca devamlı olarak farklı ve değişik senaryoları olan filmle (yaşamlar) çevirmek için vardır.Örnek katilini tanıyan bir maktul isek ve katili hatırlayıp görürsek onu öldürmeye çalışırsak. Eşini aldatan bir kadın kocası tarafından tanınırsa intikam alabilir. Dolayısıyla dizi gibi enkarneler olurdu o zaman yaratılışın amacı olan evrimler sonucunda tekamül felsefesi işlemez olurdu.” (Hatem, 2007;11)

8. Bu durumda önceki hayatında kedi olup sahibinden dayak yiyen bir ruh 2. kez geldiğinde sahibinin ne kılıkta olduğunu takip edip intikam alır mı?

Özellikle Nusayrilerde geçmişte kim olduğunu hatırlayıp eski ailesini, komşularını arayanlar gibi vakalar olmuştur. Web sayfalarımda bununla ilgili bazı vakalar var. Bkz:

https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/ornekler-2/ ve diğerleri.

9. Bu gelişmeye ters amma neticede 3. sınıf bir canlı yani, itilip kakılmış,

Daha çok cinayetten ya da kazayla ölenler böyle geçmiş hayata ilişkin arayışlar yapmışlardır. İtilip kakılmışsa bu onun karmasında olduğu içindir. Karma sebep-sonuç ilişkisine verilen addır. Yani basit ifadeyle ne ekersen onu biçersin. Birine eziyet edene bir dahaki hayatında eziyet eden olacaktır ki eziyetin ne olduğunu anlasın. Hani deriz ya bu neden benim başıma geldi. Why me?

10. Son gelişimde mezuniyet diploması var mı, yani tamam sen öldün arkadaş şimdi başka bir boyuta görevlendirildin şeklinde bir durum olabilir mi?

İnsan ameliyle yani yaptıklarıyla kendi kaderini kendisi belirler. Dünyaya gelirken kaderi bellidir zira bunu kendi tayin etmiştir. Kendisine gösterilir o da kabul eder, etmezse istediğine yakın bir şekilde gelir ama tekamülünü geciktirir. İstedigine yakın derken her istediği verilmez. Yani zengin olacak, güzel olacak, mutlu olacak, tahsilli olacak, sağlıklı olacak, uzun ömürlü olacak vb. hepsini alması imkansızdır tekamül açısından. İnsanı acılar, başına gelenler tekamül ettirir. Yine “why me – neden ben”? olayı. Dağ başında tek başına yaşayarak nereye kadar tekamül edilebilir? Madde ötesi alemde elbette komünikasyon yoğundur. Yani görevlendirmeler, başka boyuta tranferler rehberler tarafından anlatılır. Bizim anlayışımıza göre sırası geldiğinde diploma benzeri taltifler de söz konusudur. yani oraya dönüşte karşılamalar sırasında “sana öğretilenleri yaptın, başardın” gibi.

11. İlk homosapiens’ten itibaren hep 30-40.000 yıllık bir geçmiş konuşuyoruz, o zamanki nüfus ile şimdiki nüfus arasında dağlar kadar fark var, yani eskiden belki de 10 milyon olan dünya nüfusu şimdi 6-7 milyarı buldu, bu kadar gelişecek ruh nereden ve neden geliyor?

Evren, galaksiler genişliyorsa ki herkes öyle diyor, bu gayet normaldir. Bakın Samanyolu Galaksisine 9 Ocak 2006 da Virgo Stellar Stream adı verilen cüce bir galaksi katılımı olduğu gözlemlenmiş. Bu belki de genişlemedir. KAYNAK. İçinde bulunduğumuz plan ve boyutun kapsamını bilemiyoruz. Sadece Güneş sistemi midir, tüm Samanyolu dahil midir? Ezoterik bilgilerde merkezin Sirius olduğu belirtiliyor BKZ. Kuran’da adı geçen tek yıldız Şira yani Sirius’un olması ve şuurun merkezi olarak nitelendirilmesi bu savı güçlendiriyor. Böyle geniş bir sistemde nüfus artıyor, azalıyor demek göreceli olarak fazla bir önem taşımaz. Varlıkların sirkülasyonu hakkında farklı görüşler var. Tasavvufta da böyle olmuştur. Yani varlıkların geldikleri enerji kaynağına dönüşleri orada birleşme mi yoksa o  enerji merkezinden tekrar  maddeye ve anti maddeye dönüşme şeklinde mi olacak? Bu ezelden beri tartışılıyor. Evren genişliyorsa belki de sirkülasyon olmuyor. Bu konuda bir zaman akıl yürütmekten başka çaremiz yok.

12. Bu dünya bu işlere çok mu uygun?

Evet aynen bu dünya tekamüle çok uygun örneğin kötülük olmasa iyiliğin ne olduğunu anlayamayız, o da, yani kötülükler, yalan, dolan bu dünyada bolca var, hastalık olmasa sağlığın kıymetini anlayamayız vb

13. Ta o zamanlardan beri gelip giden ve bir türlü tekamülü tamamlayamayanlar var mıdır,

Uzun yıllardır madde dünyasından, kendi mekanlarından ayrılamayanlar bile vardır, bunlara hayalet deniliyor. Dediğim gibi herkes kendi kaderini kendi belirliyor, bu da uzun sürebilir. Bu konuda yapılmış çok güzel filmlerden yakın zamanda The Others – Ötekiler, Mulholland Drive eskilerden ise Reincarnation of Peter Proud gösterilebilir.

14. Bunlar özel bir seri midir, örneğin politikacı sınıfı buna örnek olabilir mi?

Genelde seri olmamalıdır, ama ille de her seferinde aynı seriden örneğin sürekli ben zengin olarak gelmek istiyorum diyen olursa ona da izin verilir ta ki parasal değil gönül zenginliğinin gerçek zenginlik olduğunu anlayana kadar. İkinci Dünya Savaşının efsanevi Amerikalı komutanı Patton daha önceki yaşamında da kıdemli bir subay olduğuna, Kartaca savaşına katıldığına ve İkinci Dünya Savaşı için özellikle görevli olarak gönderildiğine inanırdı. Bkz:https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/general-patton/

15. Aklıma ilk on dakikada geliveren soruları saydım kusura bakma.

Rica ederim, sorularınız çok düzeyli, ben de eski günlere geri gittim. Bir zamanlar inkarcıydım, zira doğumdan hemen sonra ölen bir bebek günahsız olduğu için cennete gidecek, 70 yıl yaşayan birisi ister istemez tonla günah işlediği için cehenneme. Allah’ın adaleti böyleyse, haşa, ben Allah’a dine falan inanmıyorum derdim. Bunun yanıtını bana ailem veremedi, Allah ne isterse o olur dediler, hiçbir softa da veremedi, softaların eserleri de. İnsanın ölüp kıyamete kadar berzah denilen bir yerde bekleyeceği, kıyamette mezarından kalkacağı da bana akıl dışı geldi. Düşünün yüz yıllarca kemik toz olmuş, zerresi kalmamışsa? Elime tesadüfen (elbette ki tesadüf değil, lafın gelişi tesadüf deriz, tesadüf yoktur) geçen normalde kıçıkırık denebilecek bir dergiyi okurken dünyam değişti. Bu konuda ne bulduysam okudum ve aradığım, sordugum çok şeyin mantıklı yanıtlarını böyle kendi kendime akıl yürüterek buldum. Ondan sonrası çorap söküğü gibi geldi. Anlamadan ezberle değil, mantıkla, akılla. Şimdi çok şükür Allah inancım tam hem de aydın bir düşünceye sahip olarak. Re-enkarnasyon inancı softa olmanıza zaten izin vermiyor. Düşünün bugün müslümanım, ama geçmişte belki yahudiydim ya da bir baska sefer yahudi olarak geleceğim. Bu durumda gel de erkeksen anti-semitist ol. Bunu bilmeyen anlayamayan hariçten gazel okur.

16. Madem her seferinde farklı dinlerle gelebiliyoruz. O zaman hangisine göre yargılanacağız öbür tarafta.

Yanıtı Kuran’da:
Şu bir gerçektir ki, iman edenler, Yahudiler,  Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.
(Maide 69)
Madde dünyasından ayrılıp bedenini madde dünyasında bırakanlar, yani ölüp geldikleri aleme geri dönenler,  hangi dinden, hangi inançdan olursa olsun, isterse inançsız olsun artık kendi vicdanlarıyla karşı karşıya kalacaklardır.  Onun geçmiş yasam muhasebesini önce kendisi sonra Allah’ın iradesiyle İlahi Yönetim Mekanizma görevlileri yürütecektir. Gerekirse dediğiniz gibi yargılanacak ya da güler yüzlerle karşılanacaktır. Orada artık din yoktur, sadece amel vardır. Yani oraya madde dünyasında yaptıklarımızı götürürüz, iyiliklerimizi, kötülüklerimizi, bunlar geleceğimizi belirler.
Bu arada cennet-cehennem sembolik kavramlardır. Oraya kötülüklerini götürenleri gerçekten cehennem gibi bir ortam, iyiliklerini götürenleri de cennet gibi bir boyut beklemektedir. Varlıklar kendi tekamül düzeyleri neyse onun ileri boyutlarına geçemezler. Geçmek istiyorlarsa okula yani bedenlenmeye bıraktıkları yerden devam etmek zorundadırlar.
Bu arada örneğin dünyada “namaz kılmayan ne olacak?” diye sorabilirsiniz. Namaz ibadetttir. Yani madde dünyasında Allah’a şükretmek elbette ki gereklidir. Ama öteki alemde ille de iyi bir boyutta olmak icin şart degildir. Yoksa bütün gayri müslimler ve ibadet etmeyen müslümanlar cehenneme gider dememiz gerekir ki madde ötesi alemde böyle birşey söz konusu değildir. Madde dünyasında yapılan ibadet iyi bir insan olmamıza, tekamül etmemize yardımcı olmuşsa, ki olması gerekir amacı odur,  madde ötesi alemde zaten işimize cok yarayacaktır. Yukarıdaki ayet de buna işaret etmektedir.

17. O yanıt dünyanın tümünü kapsamıyor, dünyanın yarısı iman edenler, Yahudiler,  Sabiiler ve Hiristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar dışındaki insanlardan oluşuyor. “Tesadüfen” cehenneme gitmek ihtimali çok kuvvetli. Yaklaşık yüzde elli gibi bir oranla tanım dışında bir yerlerde dünyaya dönebiliriz.

Hayır tümünü kapsıyor. iman edenler yani kısaca iyi insanlar dine inanmasına inanmamasına bakılmaksızın kötülerden ayrılıyor.

Bundan başka Kuran’da tümünü kapsayan daha belirgin açıklama da var:
İman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve şirke sapanlar arasında Allah, kıyamet günü ayrım yapacaktır. Allah, her sey üzerine Şehid’dir, tanıktır.(Hacc 17).

İnsanların din ve inanışları hatta inanmayışları bir ölçü değildir, bu ayette aralarında ayrım yapılmadan hepsi birlikte verilmiştir, buna göre hiç kimse kimin ne olduğu, nereye gideceği hakkında hüküm veremez, kimin nereye gideceğini Allah bilir, bu konuda Allah karar verir. Böylece İslamda peşin hüküm olmaması ve Allah’la kul arasına kimsenin girmemesi gerekirdi ama kim dinliyor? Şirk = Allah’a eş koşma, Sabiiler = Eski bir din mensupları, günümüzde bunu ve ayette diğer adı geçenleri örnegin Bahailer, Moon tarikatı, Mormonlar, Budistler, Hindular gibi farklı inanışlar ve hatta ateistler gibi inanmayanlar olarak da nitelendirebiliriz. Ayette adı geçen kıyamet kavramı göreceli olabilir. Yani içinde bulunduğumuz boyutun son bulması hali ya da basit ölümden sonraki hali dekapsıyor olabilir

Bu Ayeti okuyunca hep rahmetli Neyzen aklıma gelir. Padişahın verdiği bir kese altını saraydan çıkınca meydanda açıkta perişan halde yatan Balkan göçmenlerine tereddütsüz dağıtan insan bence doğrudan cennete gitmiştir, ben onu hep gerçek iman sahibi olarak örnek alırım. Hani derler ya “parayla imanın kimde olduğu belli olmaz” diye.

18. Bu  konuyu din diye nitelemek ne kadar doğru olur, Bülent hocaya bunu da soralım.

Elbette ki din değil, mezhep, tarikat bile olamaz. Bir olgudur sadece. Aklınız kabul eder ya da etmez.

19. Bu dinler ötesi bir yaklaşım herhalde,

Evet aynen öyle, akıl ve mantık ürünü. Dinle hiçbir ilgisi yok.

20. Tabii bu şekilde inanmanın getirdiği faydaları ve zararları hesaplamak lazım,

Tamamen kişisel bir kabuldur. Yani ben nereden geldim, niçin geldim, nereye gideceğim sorularını kendi kendine soranların bu sorularına bulduğu yanıtları içerir. Faydası, bunları  yanıtlayarak  kişinin rahatlatmasını sağlaması  ve daha ileri (further) arayışlarına, sorgularına, kuşkularına son vermesi, hayat felsefesini kökten değiştirmesidir. Örneğin buna inanan anti-semitist, ırkçı, bağnaz, softa/yobaz olamaz, ölümden korkmaz vb. Zarar diyorsanız ben zararını görmedim.

Allah’a inanmayan birisi de reankarnasyonu kabul edebilir. Nasıl mı? Sadece madde ve anti madde bağlantısı üzerinde akıl yürüterek. BKZ Bunların var olduğunu ancak tesadüflerle sirküle etmekte olduğunu düşünebilir.

21. Bir de astral seviye buna uygun mu değil mi, (nasıl ama bu terminolojiyi duymamış olanlarınız da olabilir)

Astral seviye lokal olarak farklılık gösterir. Örneğin Tibetli rahiplerin astral seviyeleri çok yüksektir, orada herkes buna inanır, İslam dünyasının astral düzeyi çok düşük olduğundan oralarda bu inanç yaygın değildir.

22. İnsana  durgunluk ve miskinlik getirmeyen, çalışmaya üretmeye engel olmayan her türlü barışçı yaklaşım welcome, baskıcı olmamak kaydıyla.  not1. müslümanlık reenkarnasyonu kabul etmiyor o zaman ne olacak….

Reenkarnasyon inancı baskıcı düşüncelerle taban tabana zıttır. Zorla empoze ettği hiçbir şey yoktur.

Müslümanlık deyince biraz duralım. Müslümanlığın özünde Vatikan benzeri Allah ile kul arasında bir örgütlenme öngörülmemiş, temsil Hz. Muhammet’in ölümüyle sona ermiştir. Müslümanlıkta olmaması gereken bir Diyanet makamı ile Adnan hoca örneği gerici takımı öyle diyor diye biz de öyle mi kabul edeceğiz? Bakın Aleviler diyor ki Diyanet bizi temsil etmiyor. Ben de sünni olduğum halde diyorum ki Diyanet veya hacı-hoca Allahla aramıza giremez. Bu durumda kendimiz karar vereceğiz, aklımıza ve mantığımıza göre reenkarnasyon olur mu olmaz mı. Daha önce Sicilya’daki Cefalu kasabasında yaşadığımın kanıtlarını bulduğuma inanıyorsam Diyanet yok dese bunu değiştirebilir mi? Ayrıca diğer sayfalarımda var diyanetçiler Süleyman Ateş ve Yaşar Nuri Öztürk reenkarnasyon var diyorlar. https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/suleyman-atese-gore-reenkarnasyon/ ve https://bpakman.wordpress.com/dininanc/reenkarnasyon/yasar-nuri-ozturke-gore-reenkarnasyon/

23. not 2.bu inacta aracılar varmı acaba yani seviye belirleyen, aydınlanmaya yön veren,ve bütünleşme esnasında uygulanacak yöntemleri yenilere aktaran yol gösteren

Evet var, İlahi Yönetim Mekanizması ve onun görevlileri yardım sağlarlar, yön verirler hem madde dünyasındakilere hem de  madde dışı alemdekilere. Bunların en tanınmışı Cebrail olarak bilinir. Düzen o kadar mükemmeldir ki varlıklar zaten tekamül düzeylerine göre boyuttaki yerlerini alırlar, daha üst düzeylere geçme güçleri yoksa geçemeyeceklerinden onlara engel olan falan yoktur. Varsa, çekecekleri azabı alt/ilkel boyutlarda kendi vicdanlarıyla başbaşa kalarak çekerler. Üstün varlıklar ise alt kademelere inebildiklerinden ihtiyacı olanlara yardımcı olurlar, aynı şekilde madde dünyasındakilere de eterik yollarla yani bizim elektro manyetik diyebileceğimiz dalgalarla yardım edebilirler. Hani büyük bir kazayı ucuz atlatınca “Allah beni korudu”, “sanki bir el beni aldı şöyle yaptı” deriz ya.

24. Kur’an’da neden reenkarnasyon geçmiyor, Kur’an neden reenkarnasyonu anlatmıyor?

Kur’an’da bir çok şeyi kelime ve doğrudan anlatım olarak bulamazsınız. Kavram olarak bulursunuz. Kur’an koordinatları verir. Kur’an karadelik (blackhole), solucan delikleri (wormhole), uzay-zamanda yolculuk, karanlık madde (dark matter) geçiyor mu? Aslında geçiyor, adam gibi okuyup, üzerinde kafa yorup anlayanlara. Reenkarnasyon da öyle. Kur’an’da reenkarnasyona işaret eden bir çok ayet vardır: https://bpakman.wordpress.com/reenkarnasyon/kuran-reenkarnasyonu-red-mi-eder/

25. Ya reenkarnasyon yoksa?

Farzedelim ki reenkarnasyon yok, bu durumda reenkarnasyona inanmış olan ne kaybeder? Hiçbirşey. Zira reenkarnasyona inancının olmazsa olmazı Allah’a ve ahirete inançtır. Bunu bilmeyen örümcek kafalıların neredeyse tamamı reenkarnasyona inananların cehennemi boylayacağını zannederler ya da doğrusunu bildikleri halde insanları bu şekilde kasden zehirlerler. Reenkarnasyon dini inanç zannederler ya da kasden öyle lanse ederler.  

26. Reenkarnasyon, tenasüh aynı şey midir?

Reenkarnasyonun tenasüh inancı ile ilgisi yoktur. Dinciler bunu özellikle karıştırırlar. Zira tenasüh akla uygun değildir. Reenkarnasyonu da öyle göstermek isterler.

27. Kur’an geriye dönüş yoktur demiyor mu?

Ruh ve insanı karıştırmamak gerekir. Ruh canlanmaz zaten sürekli canlıdır. Ruh ölmez o yüzden de dirilmez. Ruhun dirilmesi diye bir şey yoktur. Ölen insan da bir daha canlanmaz. Onun ruhu gerekiyorsa yeni bir elbise içine girer gibi yeni bir bedene girer. Bu beden önceki ölmüş beden değildir, olamaz. Öteki aleme intikal eden ruh eğer tekrar fırsat olsa da geriye dönüş olsa kaldığım yerden devam etsem hatalarımı düzeltsem diye düşünebilir. Bunun artık dünyada kalan o ölmüş bedeninde olması mümkün değildir. Kur’an buna işaret eder. Bunun mümkünatı yoktur. Bunu okuyan aklı kıtlar Kur’an reenkarnasyona imkan yok diyor derler. Halbuki imkansız olan aynı bedene geri dönmektir.

28. Peki sakat doğan hayvanlar hangi suçlarından dolayı sakat doğuyorlar?

Hayvanın sakat doğmasından önce neden hayvan olarak doğmuş olduğunu düşünmek gerekir. Dünyanın doğal dengesi için hayvanlar, bitkiler olmazsa olmaz. İnsanların beslenmesinde hayati öneme sahipler. Yani görevliler bir bakıma. Hayvanların da tekâmül süreci var. Onlarda da reenkarnasyon var o süreç içerisinde. Kendi iradeleri bu sürece ne kadar etkili, onu bilemeyiz. Sakat doğan ya da sonradan sakat kalan daha hızlı tekâmül ederek bir kazanç sağlıyor olabilir. Başka varlıklar, insanların tekâmülünde bu şekilde görevlendirilmiş olabilir.

İnsanın ya da hayvanın sakat doğması ya da sonradan sakat olması ille de bir cezalandırma olmayabilir. Dünyaya gelmeden önce kendisi bunu seçmiş olabilir, ya da ilahi yönetim mekanizması planlamış olabilir tekâmülü için.

29. Bir sürü anne-babamız, çoluk çocuğumuz var ise, öldükten sonra onlarla birlikte olma ihtimalimiz olmuyor mu?

Öldükten sonra kimleri göreceğiz, onları bilmek mümkün değil. Kısa süre ölümü yaşayanlar daha önce öteki aleme intikal etmiş sevdikleriyle görüştüklerini söylüyorlar. Şu önemlidir ki madde dünyasındaki ana, baba, çocuk vb. mertebeleri özellikle cinsiyet madde dünyasından ayrılmakla biter, öteki madde dışı alemde böyle derecelendirme yok. Her varlık orada kendi tekamülüne göre derecelendirilir.

30. Kur’an’da Allah’tan başka kimse gaybı bilemez dendiğine göre reenkarnasyon hakkında yorum yapmak buna aykırı olmuyor mu?

Gayb bilinmeyen demektir. Bilinmeyen elbette bilinemez. Ama bu üzerinde düşünülemez demek değildir. Düşünürsünüz akıl yürütürsünüz. Bunu yapmazsanız gayba giren Allah’a, ahirete, hesap gününe, kadere, meleklere, şeytana vb inanmaz ya da körükörüne inanırsınız. Bu yüzden Allah Kur’an’da da günlük hayatta da gayb konusunda bir sürü done vermiştir.

31. Bir insan düşünün ki, çok dindar bir hayat yaşadı, sonra öldü reenkarne oldu, ikinci hayatında isyankar bir hayat yaşadı. Şimdi Allah  onun önceki hayatındaki amellerine bakmadan dahi cehenneme mi atacak, yoksa ilk ve ikinci yaşamının ortalamasını mı alacak?

Tekamül yasası gereği bir ruh reenkarne olduğu hayatında önceki hayatından daha aşağı bir düzeyde olamaz. Yani önceki hayatında iyi sonraki hayatında kötü olması mümkün değildir. Önceki hayatında iyi ise sonraki hayatında daha iyi ya da en azında aynı seviyede olacaktır. Önceki hayatında kimseye zararı olmamış ama faydası da olmamışsa reenkarne olduğunda kötü bir insan olamaz. Yani önceki hayatının sonunda cehenneme gitmeyenin sonraki hayatının sonunda da cehenneme gitmesine imkan yoktur. TEKAMÜLDE GERİYE GİDİLMEZ.

Basit bir örnek verelim. Birisi dünyada mümin olarak yaşadı öldü. Öteki tarafa gittiğinde inançlarını doğrulamak fırsatını buldu. Yani Allah, ahiret inancının doğru olduğunu gördü. Sonra tekrar bedenlendi. Yeni hayatında Allahsız, imansız, inkarcı birisi olması MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Reklamlar

About bpakman

İnşaat Yüksek Mühendisi, evli, yurtdışında yaşıyor.
Bu yazı İnanç içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s