Ürkün Olayı

19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başında, Kırgız halkı Çarlık yönetimi altında yaşamak zorunda kalmıştır. Rusya Kırgızistan’daki hakimiyetini sağlamak için askeri baskının yanı sıra bölgede kolonizasyon politikası da takip etmiştir. Kolonizasyon politikası beraberinde, Kırgız topraklarına yerleştirilen göçmen sayısı her yıl artarak devam etmiştir. En iyi yerler Ruslara verilmiş yerli halk kendi toprağından edilerek kırsal alanlara göç ettirilmiştir.

1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı, Rusya’daki bütün millet ve halkların başına çok büyük azaplar ve kaygılar getirmiştir. Halkın ekonomik durumunun giderek bozulması imparatorlukta açlık ve fakirliği büyük ölçüde arttırmıştır. Bu durum tüm Türkistan’da olduğu gibi Kırgız topraklarında da fazlasıyla yaşanmıştır. Ülkede tahılcılık ve hayvancılık gerilemiş Rusya’dan getirilen tahıl da oldukça azalmıştır. Bunlar yetmiyormuş gibi Rus hükümeti vergi ve  zorunlulukları arttırmıştır. 1915 yılından itibaren yerli halktan askerlik hizmeti yapmamalarına karşılık olarak gelirlerinden ek olarak yüzde 21 askerlik vergisi alınması emredilmiştir. Kırgız halkının en önemli topraklarından, otlak yerlerinden ve su kaynaklarından mahrum kalışı sonrası içine düştüğü fakirlik, açlık ve kitlesel ölümler yaşanmıştır.  Bütün yaşanan zorluklar halkın çarlık sömürü sistemine olan nefretini günden güne çoğaltmış ve ondan kurtulmanın yolunu aramaya zorlamıştır.

Karakol’un ekin ekme müfettişi T. Karataş anlatıyor:
Koca El ( halkın polis memuru zoninne verdiği lakap) gece Kırgızlara gelip “çabuk koyun kesip pişirin” diye emir verdi. Kırgızlar “hayvanlar dağda şimdi kesmeye koyun yok” dediler. Bunu duyan Zonin, “ ister bebek kesin ister hayvan, ama et olsun” dedi. Sonra hızını alamayıp bir sürü Kırgızı gücünün yettiği kadar dövdü. Bir başka örnek, Karkıra bölümünün polis komiseri Yarbay Rumşeviç sabahları Kırgızları evinin önüne sıraya geçirirdi. Rumşeviçin işi bitinceye kadar saatlerce ayakta dik duruyorlardı. İşi bitince evinden çıkar ve Kırgızları kırbaçlardı. Yorulunca benim kalbim zayıf, beni düşünmek yerine geri zekalılar benim sinirime dokunuyorsunuz diyordu”.

25 Haziran 1916 tarihinde Çar II. Nicholas imzasıyla  İmparatorluktaki Rus olmayan erkeklerin hareket halindeki ordu bölgesinde savunma inşaatları ve askeri bağlantı
yolları kurulması için yapılmakta olan çalışmalara, aynı zamanda devletin savunması için gerekli  olan başka her türlü çalışmalara celp edilmesi üzerine bir ferman yayınlanmıştır. Buna göre, Türkistan ülkesindeki Sırderya, Fergana, Semerkand, Yettisuv ve Kaspiyartı vilayetlerinden 19 ile 43 yaş arasındaki tüm Orta Asya erkeklerinin Avrupa’daki iş alanlarında ve savaş faaliyetlerinde görevlendirilmesine yönelik bir seferberlik gerekiyordu. Çarın Türk halklarının cephe gerisinde çalışma emri 28 Haziran’da telgrafla Türkistan valisine iletilmiştir. Vali ise 8 Temmuzda Türkistan bölgesine kendi emrini ilan  etmiştir. General A.N. Kuropatkin 23 Ağustos’ta Türkistan Türklerine bildiri yayınlayarak cephe gerisinde çalışacak insanları bölgelere göre bölmüştü. Buna göre Kırgızların, toplam 35.874 kişi vermeleri gerekiyordu. Kırgızların nüfus kayıtlarının tutulmayışından istifade eden bu yöneticiler listelere hep yoksul ve gariban kimselerin çocuklarını yazmışlardır. Rüşvet aldıkları zenginlerin çocuklarını liste dışı bırakmışlardı. Bu adaletsizlik bardağı taşıran son damla olmuştur. Aslında basit bir provokasyonla isyanın çıkacağından kimsenin şüphesi kalmamıştı. General Kuropatkin Çara gönderdiği gizli bildirisinde: “Kırgızların iyi topraklarını almamızdan dolayı memnuniyetsizlikleri artmakta. Kırgızların meselesini çözmek lazım. Bunu, çok önemli ve geciktirilmez mesele olarak görmekteyim. Kırgız halkının hayatını nasıl çözümleyeceğiz: Gelecekte onları yerleşmiş çiftçilere mi dönüştüreceğiz veya fabrikalara işçi yapalım mı. Ya da bir yolunu bulup, ona göre çalışarak, onları azar azar sürüp çıkarmak lazım” diyordu.

İlk başkaldırı 4 Temmuz 1916’da Semerkant bölgesinin Hocent şehrinde başlamıştır. Burada toplanan 6-7 bin kişilik halk topluluğu karakol binasını kuşatıp ameleliğe gitmeyeceklerini söylemişlerdir. Halkın ön saflarında B. Abdumedeminov, Dedebay Meşeripov, Yahyahan Karı Alimhanov gibi insanlar yürümüşler, cesaret göstermişlerdir. Polis ve askerlerin açtıkları ateşle üç isyancı öldürülmüş, dört kişi yaralanmıştır ve İşanhan Mirza Orınov yaralanmıştır. İsyan, 15 Temmuz’da Andican’a sıçramıştır. Ve sonra bütün Özbek toprağına yayılmıştır. Hocent’teki isyan hakkındaki haberler tüm Türkistan’a yayılmıştır. İsyan Kırgızistan’ın kuzeyine Bişkek uezdine, Oluya Ata (Evliya Ata) uezdinin dağlık bölgesine, Karakol uezdine, güneyde Oş uezdinin birkaç bölgesine sıçramıştır. Tokmak ve Bişkek’teki isyanın hazırlık çalışmaları gizli yapılmış, sadece yerli Rus halkının değil tecrübeli polis ajanlarının bile dikkatinden uzak tutulmuştur. Temmuz ayının sonlarına gelindiğinde, Kırgızistan’ın hemen bütün bölgelerinde çok geçmeden silahlı ayaklanmaya dönüşen rastgele isyanlar başlamıştır. Halkın gazabına ilk olarak geri hizmetlere alınacak olanların listelerini hazırlamakla görevli nahiye yöneticileri, kabile şefleri ve çarlık idaresinin diğer alt kademe yöneticileri duçar olmuştur.

Narın ilçesinde çıkan halk isyanları özellikle dikkate şayandır. Bu vilayetin Çöce isimli
köyünde Yu. Mesadıkov, H.Hacıyev, Ş. Karabayev ve H. Mahmudbayev’in önderliğindeki halk topluluğu sopa, çekiç ve oraklarla silahlanarak aksakal Kerimbayoğlu ve ellibaşı T. Narmetbayev’in evlerine hücum etmişlerdir. Ancak aksakal ve ellibaşı daha önceden kaçmayı başarmıştır. Askeri müfreze toplanmakta olan bir grup halk topluluğuna ateş açmış ve iki kişiyi öldürmüştür. Halk isyanı Narın ilçesinin Hocavat köyünde de çıkmıştı. Burada 100’e yakın insan silahlanmış, aksakalın evini kuşatmışlardır. Ancak isyan ceza müfrezesi dağıtılmış, T. Abduvasitov, C. Korbaşiyev, M. Madaminov, R. Hüdayberdiyev, İ. Diyarbayev ve B. Adilbayev gibi insanlar hapse atılmıştır.

Kuzey Kırgızistan toprakları da isyanın dışında kalmamıştır. Önce insanlar toplanıp imparatorun ameleliğe seferber etme fermanını kabul etmeyeceklerini beyan etmişlerdir. 11-13 Temmuz’da Pişpek’te nüfuzlu insanlar bir toplantı düzenlemişler ve insanların ameleliğe gönderilmemesine karar vermişlerdir. Cumhal, Karakeçin, Cuvanarık, Burunçin, Niyazbek, gibi ilçelerin ahalisi ameleliğe gitmemeye ve gerekirse ele silah alıp savaşmaya yemin etmiştir. Assı isimli bir yerde isyancılar ve askeri birlikler arasında çatışmalar olmuş, her iki taraftan insanlar ölmüştür. 7 Ağustos’tan Pişpek ahalisi “ Biz çar idaresinin zulmüne daha fazla dayanamayacağız!” “Zalimler bizim topraklarımızı ve hayvanlarımızı  elimizden aldılar!” diye bağırmışlardır. İsyancılar azılı sömürge temsilcilerini döverek öldürmüşlerdir. Gerçekten Çar hükümeti Kırgızların topraklarını ellerinden almış, bu toprakları Rusya’dan gelenlere paylaştırmıştı. Bu konuda Yettisuv vilayet valisi İ.A. Alekseyev şöyle yazmıştır:

Kırgız isyanlarının temel sebepleri son on yıl içinde onlara ait 200 bin desyatina toprağın kamulaştırılması oldu. Orman alanlarının ellerinden alınması da kötü sonuçlar doğurdu. Sonunda Kırgızlar hayvan bakmak için yaylaların yetmemesi dolayısıyla çok zor durumda kaldılar. Pişpek ve Prjevalk’a Rusya’dan gelen 40 bin ailenin yerleşmesi Kırgızların ekonomik çıkarlarına zarar vermiştir.”

Halk isyanları Tokmak iline bağlı Tinayev, Narmambetov, Baysaidov, Canıyev, Şemsin, Buranin, Issı Atın, Timur Bolatov ve başka ilçelerde de çıkmıştır. İsyancıların komutanları arasında Astemir Tilavkabilov, Ademkul Mayıldayev, Ali Turdıbayev, Ahun Hüdaybergenov gibi isimler vardı. İsyanlar Pişpek ilinin Kuntuy, Uzunkır, Daman, Sartov, Karabaltın, Bulanbayev ve başka ilçelerini de sarmıştır.

İsyanlar Talasta da patlak vermiştir. Ağustos ayı başlarında Merkezî Tiyanşan’da yaşayan Kırgızlar, Çarlık hükümetine karşı ayaklanmışlardır. Halk isyanları Tokmakta büyük hız kazanmıştır. Burada isyana katılan binlerce insan 9 Ağustos’tan Eylül ayına kadar orduyla sürekli çatışmıştır. Ancak Taşkent’ten yardıma gelen büyük bir askerî gücün baskısı altında isyancılar çekilmeye mecbur kalmışlar ve mağlubiyete uğramışlardır. Bu sırada Issıkgöl civarındaki ilçelerde halk isyanlarının devam etmiştir. Bu tür halk hareketleri Kızılcer, Akyol, Ketmantepe, Çatkal, Toğuztara ve başka yerlerde de meydana gelmiştir. Bu isyanların meydana gelmesinde ünlü ozan Toktogul Satılganov canla başla çalışmış, halkı çarlığa karşı savaşmaya yönlendirmiştir. İsyanlar, Oş ilinin Hocaabad, Bulakbaşı, Acır, Yasin, Alay, Navkat, Kurşab ve başka ilçelerinde geniş şekilde yayılmıştır. Özellikle, Oş şehrindeki Özbeklerin isyanları güçlü olmuştur. Burada on bin kişilik bir halk topluluğu gürültü kopararak Süleyman dağının yanına gelip ameleliğe gitmeyeceklerini bildirmişlerdir.

İsyanın Bastırılması

İsyancılar çok iyi silahlanmış olan Rus birlikleri ile girdikleri çatışmalarda verdikleri ağır kayıpların arkasından, sonbaharda dağ eteklerine doğru çekilmeye başlamışlardır. Eylülde savunma amaçlı küçük çaplı çatışmalar yaşanmıştır. Ayaklananlar, çar ordusunun şiddetli baskılarına karşı gelme gücüne sahip olamadıklarını anladıktan sonra, canlarını kurtarmak için vatanlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Böylece ayaklanma yenilgiyle sonuçlanmıştır. Ayaklananlar dağınık şekilde hareket etmişler, düzenli haberleşme ve merkezi yönetim olmamıştır. Askerî eğitim eksik kalmış ve herkes için yetmemiştir. Kırgız Türkleri vatanın kurtuluşu için savaşmıştır.

Kırgızistan’daki 1916 isyanı acımasızca bastıran birlikleri General A.N. Kuropatkin yönetmiştir. Volbaum ile Kuropatkin Kırgızları soykırıma uğratmak için gerekli olan stratejilerini önceden hazırlamışlardı. Bu plana göre ürkerek kaçan insanların yolları üzerindeki bütün dağ geçit ve boğazları çok önceden tutulmuştu. Rus birlikleri Isık Göl, Çüy, Narın, Kök Art ve Karkıra’da Kırgızları birbir ele geçirmişlerdir. İsyanı acımasızca bastırmak için hükümet tarafından büyük güç ayrılmış bundan başka şehirlerde ve köylerde yaşayan Rus göçmenlerine silah dağıtılarak birlikler oluşturulmuştur. Bir müddet sonra da bu birlikler askeri bölüklerle birleştirilmiştir. Köyler yakılıp yıkılmış halkın malları ve hayvanlarına el koyulmuştur. Binlerce suçsuz insan katledilmiştir. Top ve makineli tüfeklerle silahlanan askerler tamamen silahsız isyancıların karşı koyup koymadıklarına bakmadan , yollarına çıkan bütün Kırgız yerleşim yerlerindeki halkı ve Çine kaçmakta olan Kırgızları acımasızca öldürmüşlerdir.

Devlet Dumasının üyesi A.F. Kerenskiy 1916 yılının yazında Türkistan bölgesini gezmiş ve Duma’nın 13 Ağustos’taki toplantısında isyanı bastıracak birliklerin yerli halka yaptığı caniliği açıkça dile getirmiştir: “ Cezalandırıcılar bölüklerden, piyadelerden, süvari ve topçulardan meydana gelmekte idi. Bölük komutanı karşısına çıkan bütün köyleri, tüzem halkını yaş ve cinsiyetine bakmadan katletme emri veriyor… Kundaktaki bebekler, yaşlı nineler ve dedeler zalimce yok edilmiştir…”

Kırgızlardaki Kayıplar

Kırgız Türkleri için, bir nevi soykırımla sonuçlanan bu ayaklanmada ölen Kırgız
Türklerinin sayısı bir netlik kazanmamış, bu konuda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu sayı bazı araştırmalara göre 300.000 bazılarına göre 100.000 kimilerine göre ise 274.000 kişiyi bulmuştur.

Göçmenleri Yerleştirme Başkanlığının verilerine göre, Pişpek Kırgızlarının sayısı % 54, Issıkköl Kırgızlarının sayısı ise % 73 azalmıştır. Sadece Şamşı’da 1300 insan öldürülmüştür. Türkistanlı memurların resmi olmayan hesaplarına göre ise 1916 isyanından sonra Kuzey Kırgızistan’ın yerli halkı % 42 azalmış, 150 bine yakın insan Çine kaçmış, ölmüş ve kaybolmuştur. 1916 yılına ait istatistiklere göre Kırgızların ayaklandıkları bölgede isyan öncesi hayvan sayısının sadece üçte biri kalmıştı. Karakol ve Tüp taraflarında isyana katılmayan Kırgız ve Uygurlar kurşuna dizilmiştir.

Kuropatkin’in onayladığı mahkeme kararlarına göre 1 Şubat 1917 yılına kadar Türkistan’da 347 insan idama, 168 insan kürek cezasına, 288 insan ıslah evine ve 129 insan hapse mahkûm edilmiştir. Rusya da Çarlığın düşüşü ve devrim hareketinin başlaması üzerine bu cezalandırma süreci durdurulmuştur. Çarlık idaresi tarafından Semerkant bölgesinin Cizak’ın ve Yedisu bölgesinde Karakol, Pişpek ve Carkent’in topraklarına el konulacaktı. Her şeyden önce Karakol Kırgızlardan tamamen temizlenmişti. Çin’den dönen bazı Kırgızlar ise Rus çiftçiler tarafından tekrar kovulmuştur. İsyan döneminde Kırgız Türklerinin hayvanlarının yüzde yetmişini kaybetmiştir.

Kaynak: 1916 KIRGIZ BÜYÜK İSYANI:ÜRKÜN. Füsun KARA. Doç. Dr., Fırat Üniversitesi İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü. Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011

Bülent Pakman Şubat 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Bülent Pakman’ın video kanalları/arşivi:

Bülent Pakman video kanalı 1

Bülent Pakman video kanalı 2

Bülent Pakman video kanalı 3

Twitter Widgets

IMG_2080Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/