Munis Tekinalp

İslami basının önde gelen isimlerinden Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi geçtiğimiz günlerde bir yazısında Moiz Kohen nam-ı diğer Munis Tekinalp’i konu aldı. (Moiz Kohen’in Büyük Zokası, 6 Kasım 2010). 1930’larda Kadro ve Ülkü Dergileri gibi Kemalizm teorisyenliği yapan önemli isimlerden birisi olan Tekinalp, Eygi’ye göre, Türkçülüğü ve milliyetçiliğiyle Türklere tarihin en büyük “zokasını” yutturmuştur. “Kohen Yahudisi” tanımını kullanarak Tekinalp’in etnik/dinsel kimliğinin altını sıkça çizen Eygi’ye göre, Cumhuriyeti kuranlar İstiklal harbini İslami bayrak altında vermiş olduklarını unutup, bir anda sırtlarını dine dönerek, Kohen’in “zehirli ideolojisinin” kurbanı olmuşlardır. Eygi, yazdığı kitaplardan birinde “Kahrolsun Şeriat” adlı bir bölüm kaleme alan Tekinalp’i burada yazdıklarıyla Türkleri İslam’dan koparmak amacını gütmekle suçlamaktadır.

Tarihsel bakımdan pek çok önyargılı ifadenin ve yanlışın yer aldığı bu yazıyı Eygi’ye yazdıran temel motivasyon kaynağının Tekinalp’in etnik/dinsel kimliği olduğunu tahmin etmek zor değil. Yahudi olması ve “kahrolsun şeriat” demiş olması, bu tip bir saldırıya maruz kalması için yeterli olmuştur. Keza Tekinalp’e bu yönde “İslam düşmanı” vs. tarzda ithamlar İslamcı kesim tarafından yıllardır dile getirilmektedir.
Bu tip durumlarda sağlıklı değerlendirme yapabilmenin en önemli yolu ismi zikredilen eserlere ve o eserleri kaleme alan kişinin eylemlerine doğrudan bakmaktır. Nesnel bir yargıya ve bilimselliğe ulaşmanın yolu budur.
Şimdi gelin, önce kısaca Tekinalp’i tanıyalım…

SİYONİZMLE İLİŞKİSİ SONA ERDİ

Gerçek adı Moiz Kohen, sonradan aldığı isim ise Munis Tekinalp olan, yazılarında kullandığı Tekinalp imzasıyla tanınan bu erken dönem Cumhuriyet tarihinin önemli düşünürü 1883 tarihinde Serez’de dünyaya gelir. Selanik’te hukuk eğitimi alan Tekinalp, 1909 Dünya Siyonist Kongresi’ne Selanik delegesi olarak davet edilir. Burada Kongre’ye hâkim olan “tüm dünyadan Yahudilerin Filistin’de kurulacak bir Yahudi devletine göç ettirilmesi” fikrine karşı çıkar. O’na göre yapılması gereken şey tam tersine bir biçimde, sadece bir bölgeye Yahudi göçü yerine Osmanlı Devleti’nin çeşitli bölgelerine dağınık bir biçimde göç edilmesidir. Bu noktada, Tekinalp’in bu fikrinin dönemin Osmanlı resmi görüşü ile paralel olduğunun da altını çizelim. Düşünceleri nedeniyle delegelerden büyük tepki toplayan Tekinalp’in Siyonizm’le ilişkisi burada sona ermiştir.
II. Meşrutiyet öncesi İttihat ve Terakki’ye giren Tekinalp, Selanik’in Yunanlılar tarafından işgali üzerine İstanbul’a gelmiş; Darülfünun’da hukuk dersleri vermiştir.
Cumhuriyet döneminde ise Kemalist devrimin ateşli savunucularından birisi olmuş, Kemalizm’i değerlendiren çeşitli kitaplar kaleme almıştır. “Kemalizm” (1936) isimli kitabında ise bir ideoloji olarak Kemalizm’in teorisyenliğine soyunmuştur.
Türk Dil Kurumu’nda yıllarca çalışan Tekinalp 1954 ve 57 seçimlerinde CHP milletvekili olarak aday gösterilse de seçilememiştir. 1961’de Nice’de vefat etmiştir.
Şimdi, gelelim Eygi’nin yazdıklarına…

KAYNAĞI GÖKALP

Ne diyordu? “Türklerin tarih boyunca yuttukları en büyük zoka Tekinalp takma adlı Moiz Kohen Yahudisinin uydurduğu Moizi milliyetçilik ve Türkçülük ideolojisi olmuştur”.
Birincisi, Tekinalp’in milliyetçilik anlayışının kaynağı Ziya Gökalp’tir. Türk milliyetçiliği konusunda Gökalp’ten etkilendiğini kendisi dile getirmektedir. Türk milli birliğinin kurulması ve Milli İktisat düşüncesinin ülkeye yerleşmesi konusunda uğraşlar verdiğini bizzat Tekinalp ifade etmektedir. Türk milliyetçiliğinin ırk temeline dayanmak yerine Gökalpvari bir şekilde “ülkü ve gönül birliğine” dayandığını somut biçimde ortaya koymuştur. Türk milliyetçiliğinin İslam ile de ilişkisi olamayacağını söyleyerek laik milliyetçilik savunusu yapmıştır.
Evet, Tekinalp bir Türkçüdür. Soner Yalçın’ın da ifade ettiği gibi Tekinalp’in Yahudi olması Türkçü ya da Türk milliyetçisi olmasına engel midir? (Hürriyet, 30 Eylül 2007)
Bu konuda Tekinalp’in oldukça ilginç/orijinal çıkışları da vardır…
Örneğin, “Türkiye’de bulunan her bir Yahudi her bakımdan Türk olmalıdır. Hatta Tevrat’taki On Emir’e nasıl itinayla riayet ediyorlarsa aşağıdaki on emre de aynı şekilde uymalıdırlar”:
1. Adlarını Türkleştir
2. Türkçe konuş
3. Havralardaki duaların bir kısmını Türkçe oku.
4. Çocuklarını Türk okullarına gönder
5. Okullarını Türkleştir
6. Türkler ile yakın arkadaş ol
7. Ülke işlerine karış
8. Cemaat ruhunu kökünden sök
9. Milli ekonomi konusunda üzerine düşen görevi yerine getir
10. Hakkını bil
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne, onun kuruluş felsefesine ve değerlerine, Türk kimliğine, Atatürk devrimlerine içten bağlı olan Tekinalp’in Eygi’nin ifade ettiği büyük “zokası” böylesine bir tutum izlemesi olsa gerek! Türklere tarih boyunca atılan en büyük kazık bu mudur?
Gelelim İslam düşmanlığına ve Türkleri İslam’dan koparma misyonuna…

KAHROLSUN ŞERİAT

Şimdi gelin, Eygi ve benzerlerinin bu ithamlarına kaynak olarak gösterdikleri “Kahrolsun Şeriat” başlıklı yazıya birlikte göz atalım ve bakalım neler söylemiş Tekinalp…
Tekinalp’e göre, Lozan Antlaşması’ndan sonra kafası ezilecek düşmanın adı teokrasi idi: “Teokrasi, mutlakiyet rejiminin her zaman şaşmaz bir bağlaşığı olmuştu. Bu nedenle birincisi yaşadığı sürece, ikincisi kesin bir şekilde yenilmiş sayılmazdı”.
“Türk halkını manevi bir esaret altına alan şeriat anlayışı yüzünden Türk ulusunun yarısını oluşturan kadını haremlerin kafesi arkasında tutsak yaşamı yaşamayı sürdürüyor; Türk ulusu kaynağı Arabistan çöllerinde bulunan ruhani ve şeri yasaların etkisi altında yaşamaya zorunlu bulunuyordu”.
“Gerici ve tutucu kafayı, halkın şeriata derin bir biçimde bağlı anlayışını değiştirmek gerekirdi. Bu anlayış her yeni kurumu, geleneklerin içermediği her yeni durumu halka dinsizlik gibi gösteriyordu. Türk ulusunu yüzyıllarca geri bıraktıran, her yeniliğe karşı beslenilen bu nefrettir. Batı yeni şeyler bularak, her gün daha çok öğrenerek, yeni düşünceler edinerek uygarlık yolunda ilerlerken, Türk ulusu tıpkı öteki Müslüman uluslar gibi İslam dışı ülkelerden gelen yenilikleri geri çeviriyordu. “Kâfirler” gibi davranmak, onlar gibi giyinmek, onların yöntem ve geleneklerini almak şeriat-ı Muhammediye’yi yadsımak demekti”.

Yukarıdaki ifade ve değerlendirmelerde ne gibi bir İslam düşmanlığı vardır? Yıllar yılı her yeniliği sadece kâfirlerden geldiği için reddedildiği yahut görmezden gelindiği tarihi bir gerçek değil midir? Yapılan her türlü yeniliğin belli kesimler tarafından dinsizlikle suçlandığını söyleyen Tekinalp bugünden bakıldığında haksız sayılabilir mi? Bunu ifade etmek Türkleri İslam’dan koparma misyonu mudur? Bırakın 1930’ları, bugün dahi hala Atatürk devrimleri başta laiklik ilkesi olmak üzere belli çevreler tarafından ladinilik olarak itham edilmiyor mu?

Eygi ve benzerlerinin düşünce dünyalarına göre, Tekinalp Yahudi kimliğine sahip olmanın yanında, teokrasiye karşı çıkması, şeriatı toplumsal düzlemde esaretle bir tutması, hilafetin kaldırılışını hararetle desteklemesi nedeniyle “İslam düşmanlığı” payesini çoktan hak etmiştir!
Eygi aynı yazısında “edebi, zengin yazılı Türkçenin can çekiştiğini” söylüyor. Türk Dil Kurumu’nda yıllarca asil üyelik yapmış, pek çok çalışmada bizzat yer almış Tekinalp’i Türklere tarihin en büyük zokasını yutturmakla suçladığı yazısında!

Daha pek çok şey söylenebilir aslında. Ama fazla uzatmayalım…
2010 yılından baktığınızda başta Kemalizm olmak üzere Tekinalp’in eserlerinde, dönemin pek çok eserinde karşılaşabileceğiniz gibi, bugün size aşırı gelebilecek söylemlerle karşılaşabilirsiniz. Bunlar tartışılabilir, tartışılmalıdır da. Önemli olan, bu bilgileri önyargısız, analitik bir yaklaşımla, objektif değerlendirebilmektir…
Bu millete Eygi’nin deyişiyle “Türk tarihinin en büyük zokasını” 1930’ların kurucu kadrosu ve fikir adamlarının mı yoksa 2000’lerin başından beri ülke idaresini ellerinde bulunduranların mı yutturduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu noktada birilerinin irşadına hiç mi hiç ihtiyacımız yok!

Not: Tekinalp konusunda detaylı bilgi edinmek isteyen okurlar şu eserlere başvurabilirler: Tekinalp, Kemalizm, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 1998; Liz Behmoaras, Bir Kimlik Arayışının Hikâyesi, Remzi Kitabevi, 2004; Jacob Landau, Tekinalp: Bir Türk Yurtseveri, İletişim Yayınları, 1996.

Ali Bilgenoğlu
Odatv.com 

http://www.odatv.com/n.php?n=moiz-kohenin-mi-m.-sevket-eyginin-mi-1011101200 sayfasından  yorumsuz” olarak alıntıdır. 

Bülent Pakman. Mayıs 2014.    Bloğumdaki yazılar izin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets
Facebook Widgets

Photo 08.07.2012 16 18 21Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/


 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s